taplasalar ol kim bėrdi olarḳa taŋrı hem yalavaçı aysalar: tap ol bizke munu bė …
59 eger kim anlar taplasalar ol kim bėrdi olarḳa taŋrı hem yalavaçı aysalar: tap ol bizke munu bėrür bizke taŋrı öz artuḳluḳındın hem yalavaçı biz taŋrıḳa tilegliler-miz
destur tileyürler sėnde olar baylar tapladılar kim bolsalar ḫilaf ḳılġanlar bir …
93 bütünlükin yol üze kim anlar destur tileyürler sėnde olar baylar tapladılar kim bolsalar ḫilaf ḳılġanlar birle mühr urdı taŋrı köŋülleri üze yime olar bilmezler
… tilleri yalġannı kim anlarḳa ol eḍgülük her-ayine bütünlükin kim anlarḳa ol ot
kim anlar
teŋlep yġılmışlar ol
62 ayurlar teŋrike anı kim taplamaslar özleriŋe sıfat ḳılur tilleri yalġannı kim anlarḳa ol eḍgülük her-ayine bütünlükin kim anlarḳa ol ot kim anlar teŋlep yġılmışlar ol
… ahârda yine gelüp iki bin akçe al derler. Ammâ ne aceb ayyâr-ı cihân kavmdirler
kim anlar
dahi kürek erbâbın bilüp işsiz güçsüz âdeme böyle edüp küreğe korlar ve acâyib …
Esnâf-ı Kâsımpaşa mukaddemleri: Nefer 155, hâlâ pîrsizlerdir. Tershâne kethudâları eli altında bî-dîn bir alay kavmdirler. Tershâne-i Amîre'de cümle keştîler donanması mahallinde bu zâlimler hemyânları içre yüzer yüz ellişer guruş koyup gözü bağlı el-garîb ke'l-â‘mâları bozahâne ve meyhâne ve bekârhâne ve mesîregâhlara götürüp mest edüp bu kadar mîrî mâl yedin deyü küreğe korlar. Altı ay sefer edüp eline bin akçe verüp kürekden ıtlâk ederler. Eğer hazzın köşesiyse evvelbahârda yine gelüp iki bin akçe al derler. Ammâ ne aceb ayyâr-ı cihân kavmdirler kim anlar dahi kürek erbâbın bilüp işsiz güçsüz âdeme böyle edüp küreğe korlar ve acâyib kâr ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 155a ·
metinde göster ·
… leri ve sâzendeleri ve sâzları İslâmbol'a ve gayrı diyâra mahsûs olan sâzlardır
kim anlar
dahi şekl [ü] şemâyili ve kadd [ü] kâmet-i târlarıyla sûretleri tasvîrleriyle m …
Ammâ bu bâlâda tahrîr etdiğimiz sâzların ummâlleri ve sâzendeleri ve sâzları İslâmbol'a ve gayrı diyâra mahsûs olan sâzlardır kim anlar dahi şekl [ü] şemâyili ve kadd [ü] kâmet-i târlarıyla sûretleri tasvîrleriyle mahallinde yazılır. Zîrâ bir zamân deryâ-yı aşka gavvâs olduğumuz mahalde âlüfte ve âşüfteliğimiz hasebiyle cümle hânende ve sâzende ve mutrıbân ve kaşmerân ve meddâhânlar ile ihtilâ[t] etdiğimiz cihet ile cümle sâzlar ma‘lûmumuzdur. Zîrâ bu ednâ-yı garîb bir zamân hasırcı olup tel ehli geçinüp sâ’ir erbâb-ı ma‘ârifden gerü kalmamış idik. Beyt:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 208b ·
metinde göster ·
… mâmı dahi latîfdir (---)(---) Bunlardan mâ‘adâ yetmiş aded hâne hammâmları var
kim anlar
hammâm-ı mahsûslardır.
Ve cümle üç hammâmdır. Cümleden Bâyezîd-i Velî hammâmı mu‘azzamdır. Ve çârsû içinde Alî Paşa hammâmı dahi latîfdir (---)(---) Bunlardan mâ‘adâ yetmiş aded hâne hammâmları var kim anlar hammâm-ı mahsûslardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 127a ·
metinde göster ·
… olunmuşdur. Ammâ bu nehr-i Şat sebebiyle niçesi yine tahrîr olunmak iktizâ etdi
kim anlar
da nehr-i Furât-ı Murâd ile nehr-i Şatt'a mahlût oldukları mahaller ma‘lûm ola.
Evvelâ Şatt-ı azîmin bürâderi nehr-i Furât Şat başından cânib-i şimâle on bir konak ba‘îd Erzurûm'da Gürcîstân Boğazı'nda Dumlu Sultân dağı gârından tulû‘ etdüği bin elli altı seyâhatimizde evsâf-ı Erzurûm'da sitâyiş-i nehr-i Furât'ın tulû‘u vü gurûbuyla ve ana munsabb olan enhârlarıyla nehr-i Furât tahrîr olunmuşdur. Ammâ bu nehr-i Şat sebebiyle niçesi yine tahrîr olunmak iktizâ etdi kim anlar da nehr-i Furât-ı Murâd ile nehr-i Şatt'a mahlût oldukları mahaller ma‘lûm ola.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 205a ·
metinde göster ·
Bu gûne elvân sahtiyânlar ta dip Firengîstân'a gidüp pesend ederler kim anlar bu gûne sahtiyân idememişlerdir. Ekseriyyâ güderi derisi işlerler. Moskov telâtin derisi işlerler. Rûm'da biz dahi telatin idemeziz ve Firengîstân'da Engürü sofu dahi işleyemezler. Hatta beher sene niçe bin kantar sof ipliği Firengîstân'a gider, mümkin olmayup Engürü sofuna taklîd edemediler. İlâ hâze'l-ân çalışırlar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 233b ·
metinde göster ·
Müverrihân-ı Rûm u Arab u Acem ve bu bilâdları kırat be-kırat tahrîr eden Müverrih Mıkdısî-i kıdem kavillerince ibtidâ bu Van kal‘ası kayasında sâkin olan kavm-i Âd'dır. Zîrâ cemî‘i Kürdistân'da ve diyâr-ı Ermenîstân'da Nemrûdîler ve Âdîler sâkinler idi kim anlar kadd [ü] kâmet sâhibi olduklarında rîh-ı şedîde tahammül edemeyüp cümle Âd kavmi Kürdistân dağlarında ve gayrı diyârlarda ne kadar ulu dağlar var ise anda gâr-ı yetîmânlar ve kehf-i hânedânlar yapup sâkin olurlar idi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 249a ·
metinde göster ·
… ım anlar kal‘aya amân ile bayrak diküp yine amân ile kal‘adan taşra çıkanlardır
kim anlar
cümle şehirliler idi kim âzâd etdiniz, ammâ bu yedi yüz âdem amândan sonra bizi …
Yûsuf Kethudâ eydür: "Sultânım anlar kal‘aya amân ile bayrak diküp yine amân ile kal‘adan taşra çıkanlardır kim anlar cümle şehirliler idi kim âzâd etdiniz, ammâ bu yedi yüz âdem amândan sonra bizi aldatup hân kullesine kapanan hân kulları ve sekban u sarıcalardır kim bunların katline üç gün mukaddem hatt-ı şerîf gelmişdir. Fermân sultânımındır." deyüp Yûsuf Kethudâ hâmûş oldu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 271b ·
metinde göster ·
… h ve halîm ü selîm ve bir refîk-i yâr-ı sâdık ve hem-râh-ı muvâfık kimesne imiş
kim anlar
dahi seyâhate tâlib ü râğıblar imiş. Diyâr-ı Acem'i tûlen ü arzen yemîn ü yesâr …
Evvelâ Tebrîz hânından bu hakîr bir kise guruş harcırâh ve bir kat esvâb (---) ve iki re’s bisâtıyla kara çubuk atlarından mu‘teber at ve iki re’s çapar yorğa alaca at-ı sâfinât ve bir pençe-i âfitâb Gürcî gulâm-ı mehtâb verüp şâhrâhımız üzre olan hânlara ve sultânlara kâmil yetmiş kıt‘a muhabbetnâme varaklar verdi kim hândan hâna ve sultândan sultâna mu‘azzez ve mükerrem ubûr idevüz ve elli aded kişi kendi nökerlerinden refîk verüp bizimle elli âdem kalup mâ‘adâsın Van'a hânın hedâyâlarıyla yollayup sebük-bâr kaldım. Ve Murtezâ Paşa Ağası Alî Ağa karındaşımızın dahi elli nefer âdemi kalup Tebrîz hânı ana da bir kise guruş ve bir at ve bir yorga verdi. Hudâ ol ağadan râzı ola, bir sebük-rûh ve halîm ü selîm ve bir refîk-i yâr-ı sâdık ve hem-râh-ı muvâfık kimesne imiş kim anlar dahi seyâhate tâlib ü râğıblar imiş. Diyâr-ı Acem'i tûlen ü arzen yemîn ü yesâra gezmeğe azîmet etdiğimizde aslâ tereddüd-i kelâm etmeyüp evvelâ Bismillah ile Tebrîz hânıyla vedâlaşup Tebrîz'in cânib-i şarkîsinde beş fersah ba‘îd,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 304a ·
metinde göster ·
… de Dühük kal‘asın binâ eden Âl-i Abbâsî'den Şeyh Dühük hazretleri binâ etmişdir
kim anlar
kutbiyyete kadem basdıkları ecilden bu câmi‘-i pür-envârda bir rûhâniyyet vardı …
Ve câmi‘-i Dühük, bu câmi‘i İmâdiyye'de Dühük kal‘asın binâ eden Âl-i Abbâsî'den Şeyh Dühük hazretleri binâ etmişdir kim anlar kutbiyyete kadem basdıkları ecilden bu câmi‘-i pür-envârda bir rûhâniyyet vardır kim cümle züvvârın vücûduna lerzân vâki‘ olup icâbet-i du‘â mercû olunur bir ma‘bedgâh-ı Sünniyândır. Ammâ Şî‘îler de bu câmi‘e mu‘tekıdlerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 314b ·
metinde göster ·
"Tîz senin Babadağı voyvadalığına ve zahîre-bahâ hidmetine âdemlerin gönder
kim anlar
zabt edüp sen yanımızda kal" buyurup, ertesi gün cümle Paşalı askeriyle Paşa ef …
"Tîz senin Babadağı voyvadalığına ve zahîre-bahâ hidmetine âdemlerin gönder kim anlar zabt edüp sen yanımızda kal" buyurup, ertesi gün cümle Paşalı askeriyle Paşa efendimiz kalkup,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 65a ·
metinde göster ·
dahi meydân-ı ma‘rekeye gelüp cümle yek-dil [ü] yek-cihet olup bizi ortaya alal …
"Bire meded sultânım, şu iki kâfir asker birbirine karışmadan şunlara bir hov edüp biz evvel göz açdırmayup yâ atlısına yâhûd yayasına karışalım" deyüp cümle pür-silâh altı bin aded gâzîler birbirlerimizle helâlleşüp "Kardaşlar yoldaşlar, birbirimizin ensesinden ayrılmayalım ve leşlerimiz kâfir içinde komayup başlarımız leşlerimiz kâfire aldırmayalım" deyüp öpüşüp görüşüp küsülüler barışup cümle yek-dil [ü] yek-cihet olup yap yap kâfir üzre varmada iken meğer evvelki görünen cânib-i garbdaki kâfir atlıları piyâde küffâra bakarlarmış kim anlar dahi meydân-ı ma‘rekeye gelüp cümle yek-dil [ü] yek-cihet olup bizi ortaya alalar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 102a ·
metinde göster ·
… lanlarının kuş dilleri gibi Noğay'ın dahi mâbeynlerinde bir gûne turfe lisândır
kim anlar
dahi anlayamazlar. Ancak mâbeynlerinde okumuş yazmış zarîf Noğay mirzâları vard …
Niçe kerre yüz bin gûne elfâz-ı kadîmleri var, ammâ tahrîre ne hâcet deyüp bu kadar lugat-i bî-ma‘nâlar ile iktifâ etdik. Hakkâ ki lisân-ı kadîm ve lugat-i azîm Tatar lisânıdır. Yine bu Kırım lisânı anlanır, ammâ Ulu Noğay ve Kiçi Noğay ve Şıdak Noğay ve Uzak Noğay ve'l-hâsıl niçe yüz aded kabâ’il-i Noğay vardır, ammâ cümlenin on iki aded lisânları vardır kim biri birlerinin lisânların tılmaş ile, ya‘nî tercümân ile anlanır. Kırım'ın Badrak Tatarları dahi gûnâ-gûn Noğay lisânların aslâ bir lafzın(?) bile anlayamazlar. Ve Ulu Noğay kavmi mâbeynlerinde şehir oğlanlarının kuş dilleri gibi Noğay'ın dahi mâbeynlerinde bir gûne turfe lisândır kim anlar dahi anlayamazlar. Ancak mâbeynlerinde okumuş yazmış zarîf Noğay mirzâları vardır, kimse anlayamasın deyü anlar ol lisân-ı garîbe mahalliyle söyleşirler. Biz de inşâallâh mahalliyle ol müşkilât lisânların da tahrîr ederiz, zîrâ mısra‘:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 133b ·
metinde göster ·
… kart nâmında hâkimleri var, ya‘nî vaka‘ vakar sâhibi ihtiyâr dayı âdemleri var
kim anlar
mîr-i meclislerdir. Salb [u] siyâset ve ta‘zîr-i belîğ be-dürüstî bu kartlarınd …
Der-fasl-ı temâşâ-yı garîbe vü acîbe: Bu mezkûr bozahânelerde sâkin olan boza Bekrîsi cânlara aslâ hâkim ve zâbit ve râbıt karışmaz, zîrâ her bozahânenin birer kart nâmında hâkimleri var, ya‘nî vaka‘ vakar sâhibi ihtiyâr dayı âdemleri var kim anlar mîr-i meclislerdir. Salb [u] siyâset ve ta‘zîr-i belîğ be-dürüstî bu kartlarındır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 185a ·
metinde göster ·
… e-i ibret-nümâdır. Bu çadırın her köşesinde birer âdem sûreti tasvîr olunmuşdur
kim anlar
da yek-pâre beyâz mermerden düzülmüş, her bir tasvîrin elinde birer rûzgâr alâm …
Binâ-yı temâşâgâh-ı acâ’ibât: Eski câmi‘ kurbunda cümle hukemâların mecma‘u'l-irfânı var kim ana Eflâtûn çadırı derler. Sekiz rûzgâra karşu sekiz köşe yek-pâre taşdan bir hayme-i ibret-nümâdır. Bu çadırın her köşesinde birer âdem sûreti tasvîr olunmuşdur kim anlar da yek-pâre beyâz mermerden düzülmüş, her bir tasvîrin elinde birer rûzgâr alâmeti âletleri var.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 253b ·
metinde göster ·
… n'dan emîrü'l-mü’minîn Muhammed bin Reşîd binâ etdi. Nehr-i Seyhân sâhilindedir
kim anlar
binâ etmişdir. Ba‘dehu sene 891 târîhinde Sultân Bâyezîd fethidir.
Sene (---) târîhinde kal‘asın Âl-i Abbasiyân'dan emîrü'l-mü’minîn Muhammed bin Reşîd binâ etdi. Nehr-i Seyhân sâhilindedir kim anlar binâ etmişdir. Ba‘dehu sene 891 târîhinde Sultân Bâyezîd fethidir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y154a ·
metinde göster ·
… câmi‘ içi cümle yüz yigirmi beyâz mermer amûdlardır. Yigirmisi amelî pâyelerdir
kim anlar
harem ile câmi‘ mâbeynine vâki‘ olmuşdur, ammâ sütûnları küçükdür. Ve cümle dör …
Ve câmi‘ içi cümle yüz yigirmi beyâz mermer amûdlardır. Yigirmisi amelî pâyelerdir kim anlar harem ile câmi‘ mâbeynine vâki‘ olmuşdur, ammâ sütûnları küçükdür. Ve cümle dörd yüz kemerler üzre yeşil ve reng-âmîz tahta tavandır, kubbeler değildir. Ve kaddi üç âdem yüksekliğidir. Sâ’ir câmi‘ler gibi kârgîr binâ-yı âlîler değildir. Ammâ rûhâniyyet var, içine giren çıkmak istemez.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y90b ·
metinde göster ·
… bi olamaz, deyü kerâmât-ı evliyâyı inkâr Y 302b ederler, ammâ efsânedir. Hâşâ
kim anlar
öleler. Hadîs-i sahîh mûcebince dünyâdan âhirete intikâl edüp hay gibi tasarruf …
Netîce-i kelâm İbrâhîm-i Dessûkî böyle er sultân-ı gayyûrdur kim hâlâ tasarrufda. Ba‘zı münkirîn, evliyâlar intikâl etdüğinden sonra tasarruf sâhibi olamaz, deyü kerâmât-ı evliyâyı inkâr Y 302b ederler, ammâ efsânedir. Hâşâ kim anlar öleler. Hadîs-i sahîh mûcebince dünyâdan âhirete intikâl edüp hay gibi tasarruf sâhibleridir. Bâlâda zikr olunan kerâmeti bu abd-i ahkarn niçe bin âdem ile manzûru olmuşdur, kuddise sırruh.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y302a–Y302b ·
metinde göster ·
… irler, andan gayrı deyyâr bir nukra ve dinâr vermezler. Zîrâ lecûc şürefâlardır
kim anlar
kadıdan umarlar tüccâr kavmidir.
Hâlâ Kınâ bender şehr-i sagîredir. Circe eyâleti hükmünde yüz Mısrî kîse iltizâmlı kös sâhibi kâşiflikdir. Ammâ yedi bölükden mustahfızân asker yokdur. Lâkin Mısır kulu yeniçerisi ve azeb serdârları vardır. Ve mezheb-i râbi‘den müftî ve nakîbü'l-eşrâf vardır. Zîrâ bu şehir Mekke şürefâsiyle memlûdur. Ve yüz elli akçe kazâdır. Hakîkatü'l-hâl yine senevî yüz elli akçe ancak hâsıl olur bir kazâ-i âsumânîdir. Bin guruşluk da‘vâ hüccetine bir Fâtiha verirler, andan gayrı deyyâr bir nukra ve dinâr vermezler. Zîrâ lecûc şürefâlardır kim anlar kadıdan umarlar tüccâr kavmidir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y379b ·
metinde göster ·