olan âdem deryâsı ve benî âdemin mahbûb [u] ra‘nâsı bir diyârda yokdur illâ İsl …
Ma‘âdin-i sâlis aşer: Kân-ı insân Belde-i Tayyibe ya‘nî kal‘a-i Kostantıniyye'dir kim bunda olan âdem deryâsı ve benî âdemin mahbûb [u] ra‘nâsı bir diyârda yokdur illâ İslâmbol'da çokdur. Hattâ meşhûrdur, vech-i arzda bin âdem ölür ve bin bir âdem doğup bir âdemden tenâsül bulur derler. Eyle bir sevâd-ı mu‘azzam şehr-i kebîrdir kim şehr-i İslâmbol içre bin âdem merhûm olsa yine âdem deryâsından omuz omuzu sökmez böyle bir gulgule-i Rûm'dur {anıniçün İslâmbol'a ma‘den-i kân-ı insân derler}. Eğer cemî‘i âsâr-ı binâları ve imâretlerin birer birer takrîr ü tahrîr etsek bir mücelled kitâb olur. Ammâ mahalli ve münâsebeti geldükde Âl-i Osmân devletinde amâristânını beyân ederiz. Ammâ Kostantîn asrındaki âbâdânlığı sâ’ir kayâsıra ve batâliseler zamânında ma‘mûr olmamışdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 19a ·
metinde göster ·
Ammâ Mi’e başında zuhûr eden meşâyih-i izâmın güzîdesi idi
kim bunda
olan fesâhat ü belâğat ve zekâvet [ü] necâbet ve fikr [ü] firâset ve talâkat-ı …
Ammâ Mi’e başında zuhûr eden meşâyih-i izâmın güzîdesi idi kim bunda olan fesâhat ü belâğat ve zekâvet [ü] necâbet ve fikr [ü] firâset ve talâkat-ı lisân ol asırda bir kimesneye müyesser olmamış idi. Kaçan kim Bâyezîd Hân'dan Ayasofya meşîhatine nakl olunduklarında yevm-i pencşenbeden Ayasofya'da i‘tikâf niyyetiyle yatır âdem bî-hisâb idi. Âlim ü fâzıl olduğundan mâ‘adâ üstâdâne pâkîze eş‘ârı vardır, İlmî tahallüs eder, âşıkâne güftârı vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 116a ·
metinde göster ·
Cenâb-ı Bârî, hikmet-i sun‘-ı ezelîsin ızhâr etmişdir kim hakîkate nazar olunsa …
Ya‘nî cemî‘i ulûmun aslı hurûf-ı teheccîdir kim bunda Cenâb-ı Bârî, hikmet-i sun‘-ı ezelîsin ızhâr etmişdir kim hakîkate nazar olunsa akl-ı benî âdem perîşân olur. Meselâ, Hazret-i Hallâk-ı Bîçûn, cümle peygamberlere dörd kitâb nâzil edüp (---) suhuf dahi nâzil etmişdir. Ammâ Tevrât ve Zebûr ve İncîl ve Furkân ve gayrı suhuflar cümle yigirmi tokuz hurûf üzre nâzil olmuşdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 151a ·
metinde göster ·
… r-ı ma‘rifet edüp bir nakş-ı Mânî ve Erjeng-i nakş-ı bukalemoni minber etmişdir
kim bunda
olan {Bursa} Fahrî oyması 224a misâl-i şükûfe ve turunca ve islimî ve çâr-gül …
Evvelâ cümleden Ulu Câmi‘-i Kebîrdir. Sene (---) târîhinde Yıldırım Bâyezîd Hân binâ etmişdir. Gûyâ bir kal‘a-i sedd-i Kahkahâ'dır. Bursa şehrinin hevâdâr mürtefi‘ yerine vâkı‘ olmuş bir câmi‘-i azîmdir. Câmi‘ içre cümle (---) aded çâr-kûşe pâye sütûnlardır kim her pâyenin aşağısı âdem kaddî mutallâ ve müzehheb ve münakkaşdır. Dahi fevkinde her pâyenin cânib-i erba‘ası(nda) Yâ Hannân ve Yâ Mennân ve Yâ Deyyân ve Yâ Sübhân ve esmâü'l-hüsnâ ve gûnâ-gûn hatlar ile münakkaşdır. Bu hatların hurûfları ve elifleri üçer zirâ‘ hatlardır kim tarz-ı Musta‘sımî'dir. Ve bu sütûnlar üzre cümle on tokuz kubbe-i tâk-ı kisrâlardır kim cümle imâreti rasâs-ı hâlis ile mestûrdur. Her kubbenin alemleri, şems-i afitâb gibi ziyâ verir. Yigirminci kubbe yeri câmi‘in ortasına vâkı‘ olup kasden üstâd-ı kâmil mekşûf binâ edüp mâhî şebekesi-misâl, kubbe yerine sarı pirinç telden ağ örülmüşdür kim hûş [u] tuyûr giremeyüp andan câmi‘ içre âfitâbın ziyâsı girüp rûşen eder ve bu küşâde kubbe altında kavl-i mezheb-i Hânefî üzre aşren-fe-aşr bir havz-ı müdevveri var, içinde gûnâ-gûn mâ’ide mâhîler şinâverlik ederler ve cümle cemâ‘at-ı kesîr ol havzdan tecdîd-i vuzu‘ edüp ibâdet-i Yezdân ederler. Ve mine'l-acâib mihrâbı vardır kim diller ta‘bîr ü tavsîfinde kâsırdır. Ve bir ceviz haşebi levhasından siyâh minberi üzre üstâd-ı neccâr, var makdûrun sarf edüp ızhâr-ı ma‘rifet edüp bir nakş-ı Mânî ve Erjeng-i nakş-ı bukalemoni minber etmişdir kim bunda olan {Bursa} Fahrî oyması 224a misâl-i şükûfe ve turunca ve islimî ve çâr-gül ve mutabbak gül ve katmer gülleri ve gûnâ-gûn mutahhil ve kitâbeleri cihân ressâmları cem‘ olsa böyle hurdekârlık etmeğe kâdir değillerdir. Gûyâ kuyumcu kalemkârî nakşı bir minber-i ra‘nâdır kim görmeğe muhtâc bir kürsî-i vâlâdır, misli meğer Karadenizin sâhilinde Sinop Câmi‘i'ndeki münakkaş minber ola. Ve bir münakkaş-ı ibret-nümâ mü’ezzinân mahfili var kim gûya mehâfil-i cennetdir. Ve cânib-i erba‘ası revzenler ile câm-ı billûr ve necef ve moranlar ile müzeyyen olmuş bir câmi‘-i rûşen-âbâddır. Evkâfı kavî olmağıla bunda olan halıçalar bir câmi‘de yokdur. Ve her şeb yedi bin kanâdiller ile çerâğân olur câmi‘-i münevverdir ve şeb [u] rûz cemâ‘at-i kesîreden hâlî değildir. Zirâ yetmiş yerde cemî‘î ulûm-ı kesîre dersi‘âmları vardır kim iki bin talebe derse meşgullerdir. Ve bu câmi‘in bir yan kapudan bir yan kapusuna varınca tûlu üç yüz elli ayakdır ve kıble kapusundan mihrâba varınca yüz seksen ayakdır. Üç kapusu var, sol cânibde Hünkâr mahfili kapusu, mahfil-i sultânî tahtânîdir ve Kıble kapusu ve sağ tarafda Mahkeme kapusu ve Kıble kapusu tarafında taşra soffası vardır, ammâ gayrı câmi‘ler gibi harem-i kebîri yokdur. Bir küçük haremdir. Ortasında Şeyhülislâm Azîz Efendi bir âbdesthâne havzı ve muslukları binâ etmiş. Ve bu câmi‘in yemîn [u] yesârında iki kalın tula minâre-i âlîleri var kim eflâke ser çekmişdir. Mahkeme tarafındaki minârenin kadehinde üstâd-ı mi‘mâr bir şâzirvan kadehi îcâd edüp âb-ı zülâlin tâ Keşîş Dağı'ndan uçurup hakkâ ki kemâl-i ma‘rifet ızhar etmişdir. Ammâ şimdiki hâlde mürûr-ı eyyâm ile su yolları bozulup fıskıyye mu‘attal olmuşdur, ammâ kaçan kim bârân-ı rahmet bu şehr üzre nâzil oldukda bu minârenin şerîfesinde cem‘ olan matar-ı rahmet bu mezkûr şâzirvân kadehine cem‘ olup cemî‘î hûş [u] tuyûr-ı vahşîler ol bârân-ı rahmetden nûş edüp def‘-i atşân ederler. Hulâsa-i kelâm bu şehr içre böyle rûhâniyyetli câmi‘ yokdur. Bursa şehrinin gûyâ Ayasofyası'dır. Ve şehrin güzîde yerinde olmağıla cemâ‘at-i kesîreye mâlikdir kim arâzî-i ma‘mûrede bu câmi‘in nazîri yokdur. İbn-i âdem bu câmi‘in vaz‘-ı esâsı ta‘rîf ve tavsîfinde âciz ü kâsırdır. Bu câmi‘, cümle câmi‘lerden kebîr olmağıla ibtidâ bu ibâdethâne tahrîr olundu. Ammâ ibtidâ Bursa fethinde binâ olunan yukaru ve iç kal‘ada
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 223b–224a ·
metinde göster ·
… îm ile gelüp bu câmi‘de ibâdet edermiş. Vâcibü's-seyr bir ibâdethane-i kadîmdir
kim bunda
olan hûrdekârlık, merğûb zîbâ san‘atlar ve elvân elvân nakş-ı bukalemûn-ra‘nâ t …
Cümleden Câmi‘-i kebîr, Uzun Hasan Şâh Câmi‘i ve Tokmak Hân Câmi‘i ve Avşar Hân Câmi‘i. Uzun Hasan Câmi‘inin misli bu arâzî-i ma‘mûrde yokdur, meğer Mısır'da Uzun Hasan-ı Ekrâd câmi‘i ola. Ammâ bu Şaburan Câmi‘inde olan Kâşî çîn ve havz-ı fevvâreler bir diyârda yokdur. Özdemiroğlu Osman Paşa Demirkapu'dan her cum‘a alay-ı azîm ile gelüp bu câmi‘de ibâdet edermiş. Vâcibü's-seyr bir ibâdethane-i kadîmdir kim bunda olan hûrdekârlık, merğûb zîbâ san‘atlar ve elvân elvân nakş-ı bukalemûn-ra‘nâ tasarruflar var kim ilm-i mi‘mârîden haberdâr olan üstâd-ı bennâlar bu câmi‘de olan kâr-ı mermer-bürü görseler engüşt-ber-dehen edüp vâlih [ü] hayrân kalır. Ve bu şehr dahi bir mahsûldâr vâdî-i Müskir içre vâkı‘ olmuş gül-i güstânlı ve meyve-i dırahtistânlı hıyâbân, Şirvân hudûdunda şehr-i Şaburan'dır. Cümle yedi nâhiyesi var. Her biri birer seb‘a-i seyyâre ismiyle ma‘rûfdur. Meselâ nâhiye-i [Utarid, nâhiye-i Zühre, nâhiye-i Mirrih, nâhiye-i Müşteri, nâhiye-i Zühal].
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 315b ·
metinde göster ·
… îmdir. Lâkin kal‘anın cenûb tarafındaki dîvâra muttasıl bir sarây-ı azîm vardır
kim bunda
olan ilm-i hendese üzre mi‘mâr-ı bennâ hurdekârlığı İrân-zemînin bir sarâyında …
Ve derûn-ı kal‘ada olan imâretleri beyân eder: Evvelâ kal‘anın cümle dîvârında olan taşları cümle fil cüssesi kadar çâr-kûşe taşlardır kim hâlâ zamânemiz benî Âdemleri ol taşın bir dânesin elli âdem ilm-i cerr-i eskâl ile kaldırmağa kâdir değillerdir. Ve derûn-ı kal‘ada cümle hak-i pâk ile mestûr bâğ u bâğçesiz bin iki yüz hâne-i tarz-ı kadîmdir. Lâkin kal‘anın cenûb tarafındaki dîvâra muttasıl bir sarây-ı azîm vardır kim bunda olan ilm-i hendese üzre mi‘mâr-ı bennâ hurdekârlığı İrân-zemînin bir sarâyında yokdur. Ve bu sarâya muttasıl bir câmi‘-i kebîr var. Minâresi münhedim olmuşdur. Bu dahi ibret-nümâ bir câmi‘-i ra‘nâdır. Ve bu câmi‘ kurbunda âb [u] hevâsı latîf bir hammâmı vardır. Osmânlı tarzı binâ olunmuş ammâ bânisi ma‘lûm değildir. Ve bir çeşme-i âb-ı hayâtı var. Ve cânib-i şarka mekşûf Kayık kapusu kurbunda Özdemiroğlu câmi‘i ve hânları ve dükkânları vardır. 317b Ve kal‘adan taşra bir varoş-ı müzeyyeni vardır. Cümle bin mikdârı hâne-i zîbâlardır. Cânib-i selâsında bâğ u bâğçesi çokdur ammâ dârü'l-it‘âmı, imâreti yokdur. Câmi‘ ve hân ve hammâm ve çârsû-yı bâzârı çokdur. Gûnâ-gûn ehl-i sanâyi‘i vardır. Ammâ ekseriyyâ halkı gûnâ-gûn ibrişim mebrûm edüp kifâflanırlar. Ve câ-be-câ Kumuk halkının çoğu göbe gerevge zırh düzerler. Ekseriyyâ cümle halkı Sünnî ve Şâfi‘î-mezheblerdir. Muhteşem ve sâhib-i dârât ankâ kimesneleri yokdur. Ammâ âb [u] hevâsının letâfetinden mahbûb ve mahbûbesi çokdur. Zirâ İbn Havkal (?) kavli üzre on sekizinci ıklîm-i örfiyyedendir. Ammâ yedinci iklîm-i hakîkînın ıklîm-i hâmisi vasatında ve bahr-i Haraz kenarında vâkı‘ olmağıla hevâsı sevâhile karîbdir. Anınçün mahbûb ve mahbûbesi memdûhdır. Arz-ı beledî (---) ve tûl-ı nehârî on yedi sâ‘at ve yedi derece ve iki dakîkadır. Karşu cânibi deryâ aşrı garb tarafına Moskov hükmünde üç yüz mil ba‘îd Heşdek ve Kazan ve Alatar vilâyetleridir, dahi anların mâverâsı Deşt-i Kıpçak ve Heyhât sahrâlarıdır kim hâlâ ol sahrâ-yı ferah-fezâlara yigirmi sâldir kim Kılmah Tatarlarından Taysı Şâh ve Moyoncak Hân ve Koba Kalmah Hân beşer altışar kerre yüz bin kavm ile sahrâ-yı Heyhât'da konup göçerler. Ba‘zı sene tâ Kırım diyârına ılgar edüp şebhûn salanlar Azak kal‘ası kurbunda Gügümlü Suyu kenarında Mısır'dan ma‘zûl Gürcî Mustafâ Paşa'yı şehîd etdiler. Bu mezkur Kalmak küffârlarıdır. Gerçi küfr [ü] dalâlet ve dîn [ü] diyânet nedir bilmezler, ammâ böyle bir behâ’im makûlesi bâğî ve dağî sahrâ-nişîn mahlûk-ı pîl-tenlerdir. Ekser evkâtda bâzârlığa Bahr-i Haraz kenarında Moskov'un Kazan ve Heşdek şehirlerine gelüp emân ile yağların fürûht edüp niçeleri Moskov tüccârlarıyla gemilere süvâr olup bu Demirkapu'ya gelmeğe başladılar. Ve bu Demirkapu bender-i iskele olmağıla ta Çîn [u] Mâçîn'den ve Hıtâ vü Hoten'den ve Fağfûr u Moskov diyârlarından her sene niçe bin keştî gelüp azîm gümrük hâsıl olur. Al-i Osmân hükmünde iken iskelesinden ve eyâlet-i Şirvân'dan senevî iki yüz kırk yedi yük akçe tahsîl olup cümle nökerlerine ve eyâlet-i Şirvân'da yedi sancak sultânlarına ve sulh [u] salâh içün Dağıstân pâdişâhına hâslar ve ulûfeler verilir. Hâlâ bu nizâm [u] intizâmı Özdemiroğlu Osmân Paşa fethinde Dal Mehemmed Efendi tahrîri üzre zabt edüp adâlet ederler. Hâlâ ol tahrîr üzre eyâlet-i Şirvân yetmiş kazâdır ve yedi hânlık ve on iki sultânlıkdır. Ammâ Osmân Paşa tahrîri üzre timar ve ze‘âmet yokdur, ammâ sultânların ve gayrı hâkimlerin hâslarına vaz‘-ı yed olmayup gâyetü'l-gâye ma‘mûr u âbâdân diyâr-ı Şirvândır. "Allahu Te‘âlâ yine Âl-i Osmân'a müyesser ide" deyü cümle ahâlîsi du‘â ederler. Hattâ biz bu Demirkapu'da iken Âsitâne-i Sa‘âdet tarafından bir Gökdolak çaşıt hâna gelüp eydür: "Hânım! Geçen sene Osmânlı Akdeniz içinde cezîre-i Girid'de Yûsuf Paşa nâm serdâr eliyle Hanya derler nâm bu kal‘a-yı benâmı alup asker koyup feth-i meserreti haberi Kayser Şâha gelüp azîm şâdmânlar oldu. Ve İbrâhîm Hânlarının Şehzâde Mehemmed nâm evlâdı dünyâya gelüp yine azîm şâdmânîler olup yedi gün yedi gice azîm çerâğân-ı Kayser-zemîn oldu" deyince kızılbaşlar hazzitmeyüp Şirvân [ve] Şamâkî ve Gîlânî sünnîler zevk [u] safâ edüp raks etdiler. Zîrâ Âl-i Osmân'ın bir yeşil alem-i Resûlullah'ıyla bir serdâr-ı mu‘azzam gelmesine muntazırlardır. Allah müyesser eyleye.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 317a–317b ·
metinde göster ·
… da ol kadar musanna‘ çerâğ ve şem‘dân ve kanâdîl ve buhûrdan ve gülâbdânlar var
kim bunda
olan tuhef ve zî-kıymet âvânîler İmâm-ı Mûsâ Rızâ'da yokdur. Hırka ve seccâde v …
Evsâf-ı ziyâretgâh-ı kibâr-ı evliyâ-yı Merzifon: Evvelâ Ya‘kûbu'l-vâsılîn, matlûbü't-tâlibîn, menba‘-ı uyûn-ı müşâhede, mecma‘-ı fünûn-ı mücâhede eş-Şeyh Hazret-i Pîr Dede; Hazret-i Hacı Bektâş-ı Velî ile Horasân'dan Türk-i Türkân Hoca Ahmed-i Yesevî izniyle Rûm'a gelüp şehr-i Merzifon'un cânib-i şimâlîsi hâricinde şehre nâzır bir mürtefi‘ zemînde sâkin olup kâhîce hammâmlarda yatup meczûb-ı Hudâ bir ârif-i billah kimesne idi kim Orhân Gâzî asrından tâ Ebü'l-feth'e ermiş bir zât-ı şerîf idi. Bâlâda menâkıbı tahrîr olunduğundan gayrı niçe bin menâkıbı vardır. Hâlâ âsitânesi Osmâncık'da Koyun Baba Tekyesinden ziyâde binâ-yı azîm kıbâb-ı âlîler ile ârâste ve müte‘addid meydânlar ve matbah u kilâr ve dervişân hücreleriyle pîrâste olmuş, her şeb iki yüz ve üç yüz âdem konup göçer mihmân-sarây-ı Bektâşiyân'dır. İki yüzden mütecâviz pâ-bürehne ve ser-bürehne erbâb-ı ma‘ârifden dervîşân-ı dilrîşânları âyende vü revende müsâfirîne hizmet ederler. Ve Azîz hazretlerinin kubbe-i pür-envârına girüp bir Yâsîn-i şerîf tilâvet edüp rûhâniyyetlerinden istimdâd taleb etdik. Kubbe-i münevveresinde müşk-i amber-i hâm râyihasından âdemin dimâğı mu‘attar olur. Kabr-i şerîfi sandûkasının cânib-i erba‘asında ol kadar musanna‘ çerâğ ve şem‘dân ve kanâdîl ve buhûrdan ve gülâbdânlar var kim bunda olan tuhef ve zî-kıymet âvânîler İmâm-ı Mûsâ Rızâ'da yokdur. Hırka ve seccâde ve alem ve tabl u kudüm ve zil ve zerdeste ve tâc-ı Bozdoğanîsi ve sapan-ı Dâvûdî'si ve pâleheng-i Mûsavî'si hâlâ cihâz-ı fakr-ı fukarâlardır kim dollâblar içre mahfûzdur. Ve niçe bin seyyâhân-ı berr [u] bihârın niçe keşkül ve zerdeste ve pâlehengleri nişân içün maslûbdur. Ve bu hakîr muhibb-i Âl-i Aba olmağıla "el-fakru fahrî" hadîsine imtisâlen küstâhâne cümle fukarâların izniyle azîz Pir Dede Sultân'ın bozdoğanî (---) tereklü keçe külâh tâcını tekbîr ile tekye-nişîn Memi Dede Cân başımıza koyup cümle dervîşân gülbâng-ı Muhammedî çeküp hakîre hayr du‘â etdiler. Ve âsitânesi serâpâ kârgîr, binâ-yı azîm, rasâs-ı hâss-ı nîlgün ile mestûr âsitâne-i kübrâdır. Kaddesenallahu bi-sırrıhi'l-azîz.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 347b ·
metinde göster ·
… ve medrese-i Âhund Hânım tarz-ı kadîm ve binâ-yı azîm bir medrese-i mübârekedir
kim bunda
bir kerre Bismillâh diyen mahrûm kalmayup elbette müfessir ve muhaddis ve mü’el …
Der-beyân-ı medrese-i âlimân: Cümle (---) aded dârü't-tedrîs-i tahsîl-i ulûmdur. Evvelâ medrese-i Sultân Erbiyâ gâyet musanna‘ binâ-yı atîkdir ve medrese-i Âhund Hânım tarz-ı kadîm ve binâ-yı azîm bir medrese-i mübârekedir kim bunda bir kerre Bismillâh diyen mahrûm kalmayup elbette müfessir ve muhaddis ve mü’ellif olmuşdur ve medrese-i Hacı Kılıç ve medrese-i Müftî, Sivas kapusundadır ve,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 64a ·
metinde göster ·
işlenen şeyhânî ve mu‘arrâvî ve zıvzıgî kılıçlar ve bıçak ve hançerler Diyârbek …
Diyârbekir eyâletinde Dinc hâkinde ve (---) kenarında bâğ-ı İreme-zât-misâl şehr-i müzeyyen iki bin hâneli câmi‘ ve hân [u] hammâmlı ma‘mûr kasabadır. Hâkimleri (---). Cemî‘i ahâlîsi kâr-ı Dâvûdî'dir kim bunda işlenen şeyhânî ve mu‘arrâvî ve zıvzıgî kılıçlar ve bıçak ve hançerler Diyârbekir'de ve İsfahân'da yapılmaz. Cıska hançeri ve çakısı meşhûrdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 86b ·
metinde göster ·
… tekye-i âbâdân imiş. Hâlâ bâğları kalmış Gelibolulu Yazıcızâde Ahmed Bîcân'dır
kim bunda
sâkin idi. Bî-cân olan âşık bu teferrücgâhda pür-cân olur. Bu dahi Korubâğları' …
Teferrücgâh-ı Ahmed Bîcân: Zamân-ı kadîmde tekye-i âbâdân imiş. Hâlâ bâğları kalmış Gelibolulu Yazıcızâde Ahmed Bîcân'dır kim bunda sâkin idi. Bî-cân olan âşık bu teferrücgâhda pür-cân olur. Bu dahi Korubâğları'ndadır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 141a ·
metinde göster ·
… âda nazîri yok bir kûh-ı Bî-sütûn'dur. Ammâ zirve-i a‘lâsı bir yaylağ-ı azîmdir
kim bunda
olan gül-i gülistânlar ve cârî âb-ı revânlar içre niçe bin elvân mâhîler ve cem …
Ancak bu hakîrin akl-ı kasîrı üzre Cenâb-ı Hallâk, âlem[e] sun‘un ızhâr içün ve kullarına kudretin bildirmek içün Tûfân-ı Nûh'da temevvüc-i deryâya emr edüp bu kûhun türâbın sahrâ-yı Hemedân'a çekdirüp kayanın altı boş kalup görenler engüşt ber-dehen edüp âlem-i hayretde kalır. Bu dünyâda nazîri yok bir kûh-ı Bî-sütûn'dur. Ammâ zirve-i a‘lâsı bir yaylağ-ı azîmdir kim bunda olan gül-i gülistânlar ve cârî âb-ı revânlar içre niçe bin elvân mâhîler ve cemî‘i Bağdâd halîfelerinin harâb u yebâb âsâr-ı binâları zâhir maksûreleri var ve niçe Ekrâd ve Türkman Avşarı ve Yakaman u Sadak yaman Türkmanları yaylalanırlar. Ve niçe kerre yüz bin aded hayvânâtlarıyla altı ay safâlar edüp vakt-i şitâ irince Dümdümî ve Dümbülî ve Sehend ve Rûmiyye ve Salmas sahrâlarında sevâhillenirler. Böyle bir kûh-ı Bî-sütûn'dur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 309b ·
metinde göster ·
… l‘anın handakı kenârında bir deve ahuru gibi parma[k]lık içre bir tophânesi var
kim bunda
olan balyemez ve çuldutmaz ve delibalı ve kundakkıran ve şayka ve kolumburuna v …
Âsâr-ı garîbe vü acîbe: Kal‘anın handakı kenârında bir deve ahuru gibi parma[k]lık içre bir tophânesi var kim bunda olan balyemez ve çuldutmaz ve delibalı ve kundakkıran ve şayka ve kolumburuna ve şâhî zarbuzanlar ile memlûdur ve kâfir kal‘alarından alınan Nemse ve Fransa ve Çeh ve Macar ve Korol ve İsfaç keferelerinin topları var kim her biri birer Mısır hazînesi değer toplardır kim akrânları meğer Kanlıja ve Egre ve Boğazhisâr ve Rodos'da ve Mısır İskenderiyyesi kal‘alarında ola.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 115a ·
metinde göster ·
… u İzevçan'da ve Vuçitrin sancağıyla müşâ bir sevâd-ı mu‘azzam eyâlet-i kebîrdir
kim bunda
ola[n] kal‘alar bir diyârda yokdur.
Ve bir tarafı Pojega ile müşâdır ve bir semti Budin eyâletiyle ve bir ucu İzvornik'de Sirem sancağıyla müşâdır ve cânib-i şarkîsi Rûmeli Alacahisârı'yla müşâdır ve bir ucu bu kıble semtinde bu İzevçan'da ve Vuçitrin sancağıyla müşâ bir sevâd-ı mu‘azzam eyâlet-i kebîrdir kim bunda ola[n] kal‘alar bir diyârda yokdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 167b ·
metinde göster ·
Lisân-ı saz Macarı'nca Sibin (---)(---) demekdir. Bânîsi (---)(---). Bu dahi Erdel kralları hükmündedir, ammâ Saz Macarlarının irşekleri ve baş kapudanları tahtgâhlarıdır kim bunda darbhânelerinde kâgız yırtan nâm bir gûne dökme talar guruş kesilir pâyitaht-ı Macar-ı füccâr-ı Sazândır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 29a ·
metinde göster ·
… hemân çarhdan çıkmış zehgîr-misâl müdevver durur bir memerr-i nâs-ı bî-hemtâdır
kim bunda
olan tasarrufları ve letâfet ü zerâfet ü ilm-i mi‘mârî bu atlas-ı felekde böyle …
Bu cisr-i bî-nazîrin hakkına niçe târîhler vardır, ammâ hâtıra hutûr eden bunlardır. Hakkâ ki üstâd bennâ-yı selef var makdûrun sarf edüp yed-i tûlâsını ayân etmeğiçün bir kayadan bir kayaya bir kemer inşâ eylemiş kim bir mesâfe-i ba‘îdeden bu cisre nazar olunsa hemân çarhdan çıkmış zehgîr-misâl müdevver durur bir memerr-i nâs-ı bî-hemtâdır kim bunda olan tasarrufları ve letâfet ü zerâfet ü ilm-i mi‘mârî bu atlas-ı felekde böyle bir kârgerlik şîrînkârlığı bir mi‘mâr-ı selef etmemişdir. 165a Ve böyle kantara-i ibret-nümâ çeşm-i felek görmemişdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 164b–165a ·
metinde göster ·
… her birinde kırkar ve ellişer aded balyemez serâmed Nemse ve Macar topları var
kim bunda
olan topların her biri altun gibi şa‘şa‘a verir mücellâ toplar var kim her biri …
Ve bu mezkûr tabyaların her birinde kırkar ve ellişer aded balyemez serâmed Nemse ve Macar topları var kim bunda olan topların her biri altun gibi şa‘şa‘a verir mücellâ toplar var kim her biri ikişer kal‘a değüp âlât-ı silâhlarıyla âmâde toplardır kim bu toplara mânend toplar meğer Kanije'de ola. Ve cümle sağîr ve kebîr iki yüz altmış üç topdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 14a ·
metinde göster ·
… m olan tahta kaplı dîvârın garb cânibinde handak aşırı bir varoş-ı azîm var idi
kim bunda
olan kal‘a-misâl sarâylar ve kenîse ve manastır ve hân u hammâm bezzâzistân ve …
Ve bu münhedim olan tahta kaplı dîvârın garb cânibinde handak aşırı bir varoş-ı azîm var idi kim bunda olan kal‘a-misâl sarâylar ve kenîse ve manastır ve hân u hammâm bezzâzistân ve dükkânlar bin Mısır hazînesi mâla olmazdı.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 56b ·
metinde göster ·
… fî maşâdlık mezârlığıdır. Ortası tâ mihrâba varınca iki yüz amûd üzre mahzendir
kim bunda
olan altun hazînesinin hisâbın Hâlık-ı Kevneyn bilir. Guruş hazînesi taşra hare …
Ve Ustolni-Belgrad dest-i küffârdan gideli niçe kralları ve niçe irşekleri ve niçe başpapasları bu deyrin mihrâbı önüne ve derûn-ı deyre gömerler, iki tarafı sâfî maşâdlık mezârlığıdır. Ortası tâ mihrâba varınca iki yüz amûd üzre mahzendir kim bunda olan altun hazînesinin hisâbın Hâlık-ı Kevneyn bilir. Guruş hazînesi taşra harem altındadır. Hatta kral-ı selef kızlarından İzarila Son nâm duhter-i pâkîze-ahteri mürde olup bin milyon mâlını ve yüz milyon altununu bu deyre vakf edüp hâlâ durur. Ve niçe bunun emsâli milyon mâllar bunda medfûndur. Anıniçün İsfaç kralı bir dolu kâse şarâb zehr-i nâbı nûş edüp eydir:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 59b ·
metinde göster ·
… er tahsîl-i ilm [ü] ma‘rifet ederler. Bu hücrelerin ortası bir meydân-ı azîmdir
kim bunda
olan eşcâr-ı gûnâ-gûn-ı müsmirâtın zıll-ı himâyesinden zemîne aslâ güneş düşmez …
Sitâyiş-i taşra harem: Bu deyrin taşra haremin bir tarafı demir pençereler ile mebnî taşrası kral-ı dâll ve gayri kefere-i bed-fi‘âl yoludur. Gayri taraflarında kat-ender-kat cemî‘i diyâr keferelerinin gûyâ talebe hücreleri var kim cümle iki bin kefereler tahsîl-i ilm [ü] ma‘rifet ederler. Bu hücrelerin ortası bir meydân-ı azîmdir kim bunda olan eşcâr-ı gûnâ-gûn-ı müsmirâtın zıll-ı himâyesinden zemîne aslâ güneş düşmez bir koyağistân-ı Nemçe'dir. Ba‘zı fukarâ kefereler her dırahtın sâyesinde oturup hurdevât ve kûhniyyât fürûht ederler. (---)(---)(---)(---)
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 62a ·
metinde göster ·
… fâlar edüp dem be-dem ayş [u] işret ederler. Ve âb [u] hevâsı ol kadar latîfdir
kim bunda
bir sâ‘at teferrüc eden elbette gamm u gussa endûhu ferâmûş edüp sürûr-ı şâdımâ …
Cümle hânlar ve hânzâdeler ve sultânlar ve biyim ü bükeçler bu 124a bâğ-ı cinînde zevk u safâlar ederler. Böyle bir bâğ-ı Aspuzu'dur kim bâğ-ı behişt gülistânları içre köşe be-köşe cârî âb-ı revânları kenârında olan maksûrelerde meks eden hânlar cânânlarıyla sohbet-i hâssu'l-hâssında iken bülbüllerin nağamât-ı hoş-elhânların istimâ‘ edenler, rûh-efzâ safâlar edüp dem be-dem ayş [u] işret ederler. Ve âb [u] hevâsı ol kadar latîfdir kim bunda bir sâ‘at teferrüc eden elbette gamm u gussa endûhu ferâmûş edüp sürûr-ı şâdımânda olur. Her hân-ı âlîşânların bu bâğ-ı hıyâbân içre birer semtde gûnâ-gûn müzehheb ve münakkaş ibret-nümâ maksûreler ve kâhları ve müte‘addid kâ‘a ve hücreleri var kim gûyâ her biri birer kârhâne-i fağfûr-ı Çîndir. Ve her hânların gûnâ-gûn aşren fe-aşr havzları ve fıskiyye ve şâzrevânları ve kasr-ı Havarnakları var kim ilm-i mi‘mârîye mâlik olanlar gördükde engüşt ber-dehen edüp aklı perîşân olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 123b–124a ·
metinde göster ·
… ı Mehemmed Geray Hân, yetmiş seksen bin âdem alur bir vâsi‘ çemenzâr-ı hâmûndur
kim bunda
bir kerre ser-ber-zemîn edüp secde eden elbette sa‘âdet-i dâreyne nâ’il olup ⟦1 …
Andan (---)(---) andan Kuba bâğları andan Eski Yurd bâğları andan Bâğçesarây kıblesi tarafında bir bayır üzre teferrücgâh-ı musallâ-yı Mehemmed Geray Hân, yetmiş seksen bin âdem alur bir vâsi‘ çemenzâr-ı hâmûndur kim bunda bir kerre ser-ber-zemîn edüp secde eden elbette sa‘âdet-i dâreyne nâ’il olup 127b takarrrüb-i Hak bulur. Bu namâzgâhın kıble kapusu üzre târîhi budur:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 127a–127b ·
metinde göster ·
Ve Gazzâzlar çârsûsu dahi eyle pâk ve latîf ve nazîf bâzâr-ı hüsndür
kim bunda
olan mahbûb-ı pençe-i âfitâb gazzâz cüvânlarının parmaklarında özdekleri(?) ili …
Ve Gazzâzlar çârsûsu dahi eyle pâk ve latîf ve nazîf bâzâr-ı hüsndür kim bunda olan mahbûb-ı pençe-i âfitâb gazzâz cüvânlarının parmaklarında özdekleri(?) ilikleri seyr olunup cemâl-i bâ-kemâlleri müşâhede olunur. Cemî‘i çârsû-yı bâzârından sular cereyân etdiğinden ol kadar pâk bâzârları var kim âdem yollar üzre oturup 359b temâşâ-yı cemâl etmek ister, zîrâ cümle dükkânlar içre olan dilberânları aslâ güneş yakmayup her biri gûyâ gün görmez pâdişâhlarının evlâdlarıdır. Ve bu iki taraf dükkânlarının ekseriyyâ sokakları üzre tahta örtülü dükkânlardır. Cemî‘i yârân-ı erbâb-ı ma‘ârif sâdıkân-ı âşıkânlar cümle dükkânlarda dilberânlar ile musâhebet ederler, ayıb değildir, zîrâ üstâdları ve peder [ü] mâderleri tefâhür kesb ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 359a–359b ·
metinde göster ·
"Yâ vezîr! Bu askere kifâyet Y 262a mikdârı zahîre getür
kim bunda
kalan zahîreyi biz size avdetinizde yâ Ma‘ân ve Ulâ ve Medîne'ye dek yetişdirir …
"Yâ vezîr! Bu askere kifâyet Y 262a mikdârı zahîre getür kim bunda kalan zahîreyi biz size avdetinizde yâ Ma‘ân ve Ulâ ve Medîne'ye dek yetişdiririz. Ve Ulâ ve Ma‘ân'da bizim şeyhlerimiz vardır. Anlara sizinle mektûb veririz kim cemî‘i levâzımâtınızı anlar size versin. Siz anlara temessük verin. Biz anlar ile fod oluruz. Hemân hevâ latîf iken bu mahalden hareket edin ki mâh-ı Zilka‘denin üçüncü günüdür. Teng mahalle kaldınız" dediler. Bu mahalde Ayntâb ve Mar‘aş ve Türkmândan beş on ankâ kimesneler gelüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y261b–Y262a ·
metinde göster ·
… râtıdır. On beş kademe nerdübân ile çıkılır bir kubbe-i münakkaş-ı bûkalemûndur
kim bunda
olan nakş-ı Mânî ve Velîcân-ı Yemânî bir diyârda yokdur. Kubbe-i nîlgûn içre si …
Mısır'ın cânib-i şarkî hâricinde şehirden rub‘ ba‘îd} Sultân Kayıtbay'ın hayrâtıdır. On beş kademe nerdübân ile çıkılır bir kubbe-i münakkaş-ı bûkalemûndur kim bunda olan nakş-ı Mânî ve Velîcân-ı Yemânî bir diyârda yokdur. Kubbe-i nîlgûn içre silu ve lacüverd ve la‘lî ve cengârî boyalar ile gûnâ-gûn şükûfe ve islimî ve bağlamalar var kim dîde-i benî âdem gördükde hîrelenir, böyle sihr-i i‘câz kubbedir. Ammâ beyâz kirec ile mestûrdur, rusâs-ı nîlgûn değildir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y115b ·
metinde göster ·
Evvelâ bâlâda tahrîr olunan hazîne alaylarından sonra tertîb üzre bu alaydır
kim bunda
aslâ askerî alayı yokdur, ancak miskcibaşı ve paşanın hasîl-harcı cümle şem‘-i …
Evvelâ bâlâda tahrîr olunan hazîne alaylarından sonra tertîb üzre bu alaydır kim bunda aslâ askerî alayı yokdur, ancak miskcibaşı ve paşanın hasîl-harcı cümle şem‘-i kâfûrî ve şem‘-i dühn-i mu‘allemlerin cem‘ edüp ve Bulak'da ne kadar sırık hammâlları var ise cem‘ edüp şem‘ahâneden (---) kantâr beyâz şem‘-i kâfûrîyi bu kadar esnâf tablalar ile başlarında götürürler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y213b ·
metinde göster ·