… rinde gördüğümüz bâlâda ikinci Mısır seyâhati cildinde acâyib tahrîr olunmuşdur
kim eyle
bir âteşbâzlık bu günde etmemişdir. Meğer bu kâra iştihâr veren Ebû Alî Sînâ et …
Bu âteşbâzların müntehâ ma‘rifetlerin gördüğümüz seksen iki senesinde Fûncistân diyârında Rumeyletü'l-Himâl şehrinde gördüğümüz bâlâda ikinci Mısır seyâhati cildinde acâyib tahrîr olunmuşdur kim eyle bir âteşbâzlık bu günde etmemişdir. Meğer bu kâra iştihâr veren Ebû Alî Sînâ etmiş ola. Sihr-i mübîn mertebesi ma‘rifetdir. Ol cilde nazar oluna.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 204a ·
metinde göster ·
… râr verirler. Ertesi gün bir alay-ı azîm ile kal‘a-i Ankara'ya dâhil olmuşuzdur
kim eyle
alayı Engüri halkı görmemişdir. Cümle halk istikbâle çıkup kal‘adan yigirmi pâr …
Evvelâ şehr-i Engürü'ye konakcımız tuğlar ile şehre dâhil olunca mahkeme-i şer‘-i Resûl-i mübîne varup cümle a‘yân-ı vilâyet: "Paşanız Erzurûm'a kapanup celâlî olmak istedi. Töhmet-i sâbıkası zâhir oldu. Ve hâlâ on bin asker cem‘ edüp Varvar Alî Paşa ile celâlî olmağa müttefiklerdir. Biz sizi pâdişâhın kal‘asına komazız" derler. "Ammâ paşa efendimizin çerâğ-ı efrûhteleri çok olmağıla üç gün müsâfir olup kakılıksın", dediler. Fâtiha tilâvet edüp mahkeme tarafından cümle iki bin yaftalı konaklar yazılup paşayı Çavuşzâde'nin hânesine kondurmağa karâr verirler. Ertesi gün bir alay-ı azîm ile kal‘a-i Ankara'ya dâhil olmuşuzdur kim eyle alayı Engüri halkı görmemişdir. Cümle halk istikbâle çıkup kal‘adan yigirmi pâre "Safâ geldin" topları endaht olunup paşa konağına nüzûl edüp cümle a‘yân-ı kibâr ile ehl-i esnâf-ı sığâr hedâyâların arz edüp geldiler. Hakîr beş yüz akçe müvellâ sâdât-ı kirâmdan Kederzâde hânesinde mihmân olup doğru merkad-i pür-envâr-ı Hacı Bayrâm-ı Velî âsitânesine yüzüm sürüp rûh-ı şerîfiyçün bir hatm-i şerîfe şurû‘ edüp ahd-i misâkımız üzre Balıkhisâr karyesinde Cenâb-ı Bârî'nin haber [u] âgâhımız yoğiken ihsân eyledüğü kiselerden yüz guruş nezrimi Tekye-i Bayrâm-ı Velî fukarâlarına taksîm edüp hayr du‘âlarıyla şerefyâb olup şehrin temâşâsına ibtidâ eyledik.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 356a ·
metinde göster ·
… Cenâb-ı Bârî'nin hikmet-i ezeliyyesi oldur kim balık balığı yiyüp kût edinirler
kim eyle
halk olunmuşdur.
Bu müteferrika ta‘bîr olunan morina mâhîleri eyle mefret balıklardır kim her biri sekizer dokuz arşın gelir pereme kalınlığı ve Üsküdar kayığı cüssesi kadar balıklardır kim bi-emrillahi Te‘âlâ her birinin karnında üçer ve beşer ve onar kantar havyarı çıkar, bal fıçıları içre bu havyarı tuzlarlar. Bu mertebe mâhîleri emînden bâzergânlar birer ikişer kîseye alup havyarın ve balık dutkalı dedikleri beyâz dutkalın balık kassâbları çıkarup balığın kassâblar dilim dilim çilim, çilim edüp tuzlayup diyâr-ı Leh'e ve Moskov'a ve Donkarkız'a ve Danimarka ve Dip Frengistân'a ve'l-hâsıl cemî‘i kâfiristâna arabalar ile ve keştîler ile havyar ve mersin ve morina balığın götürürler. Tuna ile Azak'da nehr-i Ten'e mahsûs balıklardır. Gayri sularda olmak ihtimâli yokdur. Gûyâ her biri birer ejdehâdır. Bi-emrillahi Te‘âlâ karnında cîfe ve muzahrafâtdan bir şey çıkmaz ve vücûduna göre bağırsakları ve dendânları azdır. Ammâ mersinin arkasına yapışmış dutkalı çokdur. Tuna nehrinin ejdehâsı bu morina müteferrikasıdır. Mısır diyârında nehr-i Nîl'in ej[de]hâsı nehenk timsâhıdır. Ammâ timsah muzır mel‘ûndur. Cebrîler ve Kenuzîler yerler. Gayri âdem timsahı yemezler. Ammâ bu Tuna morinası bir zararsız mâhîdir. Cenâb-ı Bârî'nin hikmet-i ezeliyyesi oldur kim balık balığı yiyüp kût edinirler kim eyle halk olunmuşdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 121a ·
metinde göster ·
… ser-âmeddir kim kubbe-i sernigûnun içi münakkaş levha tavandır. Garâbet andadır
kim eyle
kubbe-i azîmin içinde aslâ sütûn yokdur. Hemân bir vâsi‘ fezâ üzre bir nakş-ı b …
Der-sitâyiş-i tekye-i Akyazılı Sultân : Leb-i deryâda Varna şehri ve Balçık iskelesi mâbeyninde bir vâsi‘ öz içre bir hıyâbân koru kenarında evc-i âsumâna ser çekmiş şekl-i müsebba‘ bir kârgîr kulle-i âlîdir kim gûyâ İslâmbol'da Galata Kullesi'dir. Ammâ kurşum örtülü sivri külâhı eflâke ser çeküp zirve-i a‘lâsındaki alemi ebr-i kebûd içre şâ‘şâ‘a urur. Ammâ kubbe sivri külâhı cümle ahşâbâtdandır. Aslâ kârgîr kubbe değildir. 123b Hikmet-i mühendisân-ı kâr-ı mi‘mârân ile bir kubbe-i ser-âmeddir kim kubbe-i sernigûnun içi münakkaş levha tavandır. Garâbet andadır kim eyle kubbe-i azîmin içinde aslâ sütûn yokdur. Hemân bir vâsi‘ fezâ üzre bir nakş-ı bukalemun tavandır. Tâ vasatında üç yüz kandilli bir çerâğdân-ı sakîl maslûbdur. Ol dahi bir bâr-ı âhendir. Her şeb ol kanâdilleri dervîşân çerâğân edüp kubbe nûr iken nûrun alâ nûr olup her âşıkân-ı sâdıkân işgâl-ı ma‘rifete meşgûl olup cân sohbeti ederler. Cümle seyyâhân-ı berr ü bihâr bu âsitânenin sütûnsuz sâbite olduğuna engüşt-ber-dehen edüp vâlih [ü] hayrân olurlar. Tâ bu mertebe vâsi‘ meydân üzre mestûr kubbedir kim kapudan ocağa varınca meydân-ı fukarâ yüz ayakdır. Serâpâ beyâz mermer-i hâm ile mefrûş bir meydândır. Ortada bir şâzirvân-ı revân olmadadır. Cümle uşşâkân andan def‘-i atşân ederler. Ve bu âsitâne ortasında niçe yüz aded âdem kaddi sarı pirinçden her bir pâdişâhın birer yâdigâr çerâğdânları vardır. Her şeb çerâğları gelen kurbânların yağından yakup şeb-i muzlimleri leyle-i isrâ olup gûyâ rûz-ı rûşen olur. Hakîr bu kubbe tavanının ber-karâr olmasına hayrân kalup âhir tekyenişîn Arslan Dede izniyle kubbenin tavanı üstüne çıkup temâşâ etdim. El-azametullah üstâd-ı neccârân bu kubbe içre tâ alemden rûy-ı tavana gelince bir amûd-ı haşeb-i dırâz vaz‘ edüp niçe yüz bin haşebleri ana kadamış kim gûyâ bir ağaç ormanı olmuş. Âdemin aklı ihâta etmeyüp dîde pür-nem hîrelendiği san‘at-ı hezâr-ahsendir kim "Şenîden ki bûd mânend dîde" makûlesidir. Ve bu meydânın cânib-i erba‘ası demir pencerelerdir kim etrâfında olan bâğçe-i gülistâna nâzırdır. Ve her revzenlerin mâbeyninde kat-ender-kat dervîşân dollâbları vardır. Ve bu meydânın dâ’iren-mâdâr etrâfında nezerâtdan gelen kurbân postları döşelidir. Her bir postda birer sâhib-nazar ârif-i billah âşık-ı şey'illah ilm [ü] amele ve her biri birer kâra meşgûllerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 123a–123b ·
metinde göster ·
mâ’-i bâriddir kim içinden erba‘a aşer taş çıkarmağa bir ferd-i âferîde merd kâ …
Der-vasf-ı ayn-ı Erba‘ataş : Sebeb-i tesmiyesi oldur kim eyle mâ’-i bâriddir kim içinden erba‘a aşer taş çıkarmağa bir ferd-i âferîde merd kâdir değildir. Anınçün erba‘a taş derler bir âb-ı nazîfdir. Bu âb-ı nâb Nasûh Paşa meydânı semtinde içkal‘a dîvârına muttasıldır. Andan,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 202a ·
metinde göster ·
… eyitdim, "Ey hânım Ebü'l-Müslim-i Mervî-i Horasanî teberdârın rûh[u] şâd olsun
kim eyle
Yezîdî'yi Altıkulac teberiyle başın çevirdi, aleyhi mâ yustehakk. Ey hânım ol m …
Hemân hakîr eyitdim, "Ey hânım Ebü'l-Müslim-i Mervî-i Horasanî teberdârın rûh[u] şâd olsun kim eyle Yezîdî'yi Altıkulac teberiyle başın çevirdi, aleyhi mâ yustehakk. Ey hânım ol mel‘ûnun cürmi eyle ise bana izin ver varup 12a leşi üstüne sepe sepe işeyem. Ve Kürd ve Küye kavmiyle üzerine recm taşı atup la‘net taşıyla defn edem" dedikde hemân hân fermân edüp cümle şehrin ekâbir u esâğirinin huddâmları ve Nasârâ pîçeleri birer ikişer kıt‘a seng-pâre ile gelüp ol sehhâr-ı mürdenin lâşe-i murdârı üzre niçe bin aded seng-i recimât atup lâşesi üzre la‘net taşından bir püşte olup anda medfûn kaldı.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 11b–12a ·
metinde göster ·
… sker ver. Diyâr-ı Erdel'e oğlumu bir dârât, azamet [ve] ihtişâm ile götürsünler
kim eyle
bir kral diyâr-ı Erdel'e girmiş ve gelmiş ve mutasarrıf olmamış ola" dedikde Sü …
"Pâdişâhım, dahi çerâğın olan oğlum dahi küçükdür, vilâyet-i Erdel'e yalnız gitmek olmaz. Pâdişâhımın devletinde oğlum sencileyin bir azîmü'ş-şân pâdişâhın çerâğı ola ve Budin Kızılelması kralı oğlu ola ve şimdi devletinde Erdel kralı ola, bize kırk elli bin asker ver. Diyâr-ı Erdel'e oğlumu bir dârât, azamet [ve] ihtişâm ile götürsünler kim eyle bir kral diyâr-ı Erdel'e girmiş ve gelmiş ve mutasarrıf olmamış ola" dedikde Süleymân Hân bu müdebbire âkıle avretden bu re’y-i hüsn-i tedbîr kelimâtların istimâ‘ edince cümle Rûmeli eyâleti askeriyle Kâsım Paşa'yı diyâr-ı Erdel'e kral götürmeğe me’mûr edüp pâdişâh-ı âlem-penâh bu müdebbire avrete "Sad hezârân tahsîn âferîn" deyüp bir zerdûz hil‘at-i fâhire dahi geydirüp "Âferîn sad âferîna Kraliçe Bânû" deyü nâm verdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 77b ·
metinde göster ·
Hattâ bu hakîr [ü] fakîr ol mahall-i berzah-ı cahcahûnda cem‘-i hâtır yok iken hemân ale'l-fevr şikeste beste bir kasîde şekilli bir şey edüp birkaç nâ-mevzûn ve nâ-merbût ebyâtları budur kim eyle fuzelâyi'd-dehr vezîr-i dilîre küstâhlık edüp arz etdiğimiz ebyâtlardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 107b ·
metinde göster ·
… metîn hisâr-ı üstüvâr-ı refî‘u'l-bünyân ve halkı azîmü'ş-şân kirmân-ı kadîmdir
kim eyle
bir rabât-ı ma‘mûre bu mertebe sâhil-i Bahr-i Ebyaz'da misli yokdur.
Evvelâ Bahr-i Sefîd'in Rûmeli sâhilinde tûlu yüz mîl aded bir körfezin cânib-i garbîsi nihâyetinde vâki‘ olup ol halîcin bir kumsal pâk limanı kenârında iç kal‘ası bir topraklı ve kayalı püşte-i âlî üzre şekl-i müselles Şeddâdî seng-i beyâz sengîn binâ bir sûr-ı ra‘nâ-yı hısn-ı hasîn ve sedd-i metîn hisâr-ı üstüvâr-ı refî‘u'l-bünyân ve halkı azîmü'ş-şân kirmân-ı kadîmdir kim eyle bir rabât-ı ma‘mûre bu mertebe sâhil-i Bahr-i Ebyaz'da misli yokdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 224a ·
metinde göster ·
… dâz olup yatırlar. El-hâsıl Akdeniz iskelelerinde böyle bir liman-ı azîm yokdur
kim eyle
açık deryâ altı yerde böyle bir liman vâki‘ olmuşdur, ammâ tathîre muhtâcdır.
Ve hikmet-i Hudâ bu limanın şimâlinde deryâ içre Yed-i Kudret'den tûlânî tûlânî kayalar dizilmişdir. Akdeniz cûş [u] hurûş etdükde talattum-ı deryâ bu kayalara urup mevci kat‘ eder. Ve bu kayalar içre azîm mağâralar var kim ibret-nümâdır. Bu kayalar ile kal‘a mâbeyni dahi bir azîm limandır. Azîm barçalar ve kadırka ve galyonlar bu mahalde lenger-endâz olup yatırlar. El-hâsıl Akdeniz iskelelerinde böyle bir liman-ı azîm yokdur kim eyle açık deryâ altı yerde böyle bir liman vâki‘ olmuşdur, ammâ tathîre muhtâcdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y194a ·
metinde göster ·
lezîz südü Mısır'ı besler. Gûyâ Cîze sığırları ve ganemleri Mısır halkının süd …
âyeti nâzil olan süd hakkındadır kim eyle lezîz südü Mısır'ı besler. Gûyâ Cîze sığırları ve ganemleri Mısır halkının süd analarıdır. Ebû Hüreyre südden ziyâdesiyle hazz etdüklerinden du‘â edüp anıniçün Cîze'nin yoğurdu ve südü memdûh-ı Ümmü Dünyâ'dır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y450b ·
metinde göster ·