Ve Kostantîn'in bu kal‘aya bezl-i himmet etmeden murâd [u] merâmı ol idi
kim ilm-i
nücûmda yegâne-i asr idi. İlim kuvveti ile Hazret-i Risâlet-penâh'ın tulû‘-ı zu …
Ve Kostantîn'in bu kal‘aya bezl-i himmet etmeden murâd [u] merâmı ol idi kim ilm-i nücûmda yegâne-i asr idi. İlim kuvveti ile Hazret-i Risâlet-penâh'ın tulû‘-ı zuhûrundan haberdâr olup cihân-ârâ bir pâdişâh-ı mürselîn gelecekdir deyü havfından bu kal‘aya sa‘d sâ‘atdır deyü seretân burcunda imâretine şurû‘ edüp tâli‘-i imâreti seretân olduğıyçün İslâmbol içre tâ’ife-i cüyûşun fitnesi eksik değildir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 14a ·
metinde göster ·
… çâr-kûşe bir amûd-ı müntehâdır kim çâr-kûşesinde birer tuç kürsî üzre sâbitdir
kim ilm-i
mi‘mârîden haberdâr olan gördükde âdem engüşt ber-dehen eder. Hâlâ temâşâgâh-ı …
Ve bu mîlin bir cânibinde dahi bu kadd [ü] kâmetde yüz zirâ‘ seng-i âlîyi ilm-i cerr-i eskâl ile üç yüz nefer âdem ile kâ’im etdüğinin âlât sûretleri ve bocı ırgatları ve felenkleri tasvîrin etmiş. Ve hâlâ evce ser çekmiş on âdem dirâgûş edemez, çâr-kûşe bir amûd-ı müntehâdır kim çâr-kûşesinde birer tuç kürsî üzre sâbitdir kim ilm-i mi‘mârîden haberdâr olan gördükde âdem engüşt ber-dehen eder. Hâlâ temâşâgâh-ı ünâs-ı cihândır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 17b ·
metinde göster ·
Peder-i azîzinin kabr-i pür-envârının kurbünde pederi nâmıyla sene seb‘ ve ışrîn ve tis‘ mi’ede [927] şürû‘ etdi ve sene selâse ve selâsîn ve tis‘ mi’ede [933] itmâm olundu. Bu câmi‘ İslâmbol dâhilinde halîc-i bahre hâ’il bir kûh-ı bâlâ üzre bir câmi‘-i bâlâ-yı ibret-nümâdır. Ammâ sâ’ir cevâmi‘ler gibi derûn-ı câmi‘de aslâ amûd-ı âlîlerden bir âsâr yokdur. Hemân çâr-dîvâr üzre kubbe-i âlîdir kim ilm-i hendeseye mâlik olan üstâdlar gelüp temâşâ edüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 42b ·
metinde göster ·
… binâsıdır (---) pûşîde ve bir tula serâmed, rakîk ü nahîf minâre-i mevzûnu var
kim ilm-i
hendeseye mâlik olanlar vâlih [ü] hayrân olurlar. Ahmer-gûn bir minâre-i mevzûn …
Ammâ câmi‘, Aynî Hâtûn binâsıdır (---) pûşîde ve bir tula serâmed, rakîk ü nahîf minâre-i mevzûnu var kim ilm-i hendeseye mâlik olanlar vâlih [ü] hayrân olurlar. Ahmer-gûn bir minâre-i mevzûndur. Bu câmi‘i Ser-bevvâbân Arslan Ağa nâm şecî‘ amâr etdikde atebe-i ulyâsı üzre ta‘mîrine târîhdir:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 123b ·
metinde göster ·
usûl, ilm-i edvârda başka bir risâledir. Evvelâ Usûlbend Ahmed Garîbânî ve Parp …
Cemî‘i ulûmda usûl lâzımdır kim ilm-i usûl, ilm-i edvârda başka bir risâledir. Evvelâ Usûlbend Ahmed Garîbânî ve Parpuloğlu ve Diyârbekirli Karaoğlan ve Baba Âhû ve Baba Acem ve Kapucuoğlu ve Nâzlı Baba sihr-âsâr dâ’irezendir ve Mülâzımzâde ve Urum Angeli ve Ermenî Aydın ve Ermenî Haçatur ve Yahûdî Pıtıkoğlu ve Çingâne Donsuz, bunlardan gayrı niçe bin dâ’irezen, usûl-bend üstâd-ı kâmiller vardır ammâ huzûr-ı şehriyârîde bunların her biri vâhidün ke'elfdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 206b ·
metinde göster ·
… a eder pür-ma‘rifet bir çelebi idi. Fârisî-hân ve Arabî-hân ve mûsıkî-şinâs idi
kim ilm-i
edvârın Fâryâbî'si idi. Ve şebbâz ve kitâbet-i ta‘lîkde hattât ve sâhib-i beste …
deyüp şakaya âğâza eder pür-ma‘rifet bir çelebi idi. Fârisî-hân ve Arabî-hân ve mûsıkî-şinâs idi kim ilm-i edvârın Fâryâbî'si idi. Ve şebbâz ve kitâbet-i ta‘lîkde hattât ve sâhib-i beste ve niçe sergüzeşt sâhibi ve levend-i hûnhâr ve fişekbâz ve'l-hâsıl Cemşîd-misâl hezârfen bir zât-ı mükerrem ve Hâtem-i Tay ve Ca‘fer-i Bermekî haslet idi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 211a ·
metinde göster ·
… âde Fâyizî Efendi, pederinden kûh-ı Kâf kadar feyz olup Kâf'dan Kâf'a dâstândır
kim ilm-i
kâf'a mâlik bir zât-ı şerîf idi, penç-beytde dahi yed-i tûlâ sâhibi idi. Ve,
Kâfzâde Fâyizî Efendi, pederinden kûh-ı Kâf kadar feyz olup Kâf'dan Kâf'a dâstândır kim ilm-i kâf'a mâlik bir zât-ı şerîf idi, penç-beytde dahi yed-i tûlâ sâhibi idi. Ve,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 216a ·
metinde göster ·
… ık, merğûb zîbâ san‘atlar ve elvân elvân nakş-ı bukalemûn-ra‘nâ tasarruflar var
kim ilm-i
mi‘mârîden haberdâr olan üstâd-ı bennâlar bu câmi‘de olan kâr-ı mermer-bürü gör …
Cümleden Câmi‘-i kebîr, Uzun Hasan Şâh Câmi‘i ve Tokmak Hân Câmi‘i ve Avşar Hân Câmi‘i. Uzun Hasan Câmi‘inin misli bu arâzî-i ma‘mûrde yokdur, meğer Mısır'da Uzun Hasan-ı Ekrâd câmi‘i ola. Ammâ bu Şaburan Câmi‘inde olan Kâşî çîn ve havz-ı fevvâreler bir diyârda yokdur. Özdemiroğlu Osman Paşa Demirkapu'dan her cum‘a alay-ı azîm ile gelüp bu câmi‘de ibâdet edermiş. Vâcibü's-seyr bir ibâdethane-i kadîmdir kim bunda olan hûrdekârlık, merğûb zîbâ san‘atlar ve elvân elvân nakş-ı bukalemûn-ra‘nâ tasarruflar var kim ilm-i mi‘mârîden haberdâr olan üstâd-ı bennâlar bu câmi‘de olan kâr-ı mermer-bürü görseler engüşt-ber-dehen edüp vâlih [ü] hayrân kalır. Ve bu şehr dahi bir mahsûldâr vâdî-i Müskir içre vâkı‘ olmuş gül-i güstânlı ve meyve-i dırahtistânlı hıyâbân, Şirvân hudûdunda şehr-i Şaburan'dır. Cümle yedi nâhiyesi var. Her biri birer seb‘a-i seyyâre ismiyle ma‘rûfdur. Meselâ nâhiye-i [Utarid, nâhiye-i Zühre, nâhiye-i Mirrih, nâhiye-i Müşteri, nâhiye-i Zühal].
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 315b ·
metinde göster ·
… n birbirlerine tegallüben arz-ı ma‘rifet ile inşâ etdikleri câmi‘-i bî-bedeldir
kim ilm-i
hendese sâhibi olan kimesneler im‘ân-nazar ile nazar etdiklerinde engüşt-ber-de …
Vâli-i vilâyet Hüseyin Paşa câmi‘i: Nev-binâ bir câmi‘-i ra‘nâdır kim cümle Mısır ve Şâm ve Kudüs mi‘mârlarının birbirlerine tegallüben arz-ı ma‘rifet ile inşâ etdikleri câmi‘-i bî-bedeldir kim ilm-i hendese sâhibi olan kimesneler im‘ân-nazar ile nazar etdiklerinde engüşt-ber-dehen edüp âlem-i hayretde kalırlar. Üstâd-ı kâmil bu câmi‘e üç tabaka şerîfeli bir minâre-i serâmed-i mevzûn etmişdir kim Mısır ve Şâm ve Irâk-ı Arab ve Irâk-ı Acem'de nazîri yokdur. Andan,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 48a ·
metinde göster ·
… i dünyâ Mısır ve Mekke ve Medîne şâhı olursun" deyü tebşîr eden Monlâ İdrîs'dir
kim ilm-i
nücûmda gûyâ İdrîs Nebî idi. Hakkâ ki Selîm-i Evvel yedi sene ma‘ahu ziyâde hâd …
Sebeb-i tesmiyesi (---)(---)(---)(---)(---)(---) ve bânîsi (---)(---). Bunun hâkimi dahi Selîm Hân vezîri fâtih-i Kemah Bıyıklı Mehemmed Paşa'ya itâ‘at etdiler be-dest-i Monlâ İdrîs-i Surânî. Bu ol İdrîs'dir kim Selîm-i Evvel Tarabefzûn'da şehzâde-i âzâde hâkim iken sene (---) târîhinde "Kayser-zemîn şâhı olup İrân-zemîn şâhın münhezim edüp Kürdistân'ı ve Alâüddevle ve ümm-i dünyâ Mısır ve Mekke ve Medîne şâhı olursun" deyü tebşîr eden Monlâ İdrîs'dir kim ilm-i nücûmda gûyâ İdrîs Nebî idi. Hakkâ ki Selîm-i Evvel yedi sene ma‘ahu ziyâde hâdim-i Haremeyn olup yedi yüz yetmiş hutbe sâhibi oldu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 86b ·
metinde göster ·
… âmet mertebesi bir gûne musanna‘ ibret-nümâ vâcibü's-seyr bir minâre-i ra‘nâdır
kim ilm-i
mi‘mârîsine akl-ı Aristo ermez. Ve sol taraftaki minâre iki şerîfelidir. Ve har …
Ve bu haremin cânib-i erba‘asında çâr-rükn-misâl dörd aded minâre-i serâmedi var kim her biri eflâke ser çekmişdir. Ammâ sağ tarafında olan minâre-i zîbâ Üçşerîfeli olduğundan bu câmi‘e Üçşerîfeli derler. Aşağıdaki bir kapudan üç dâne 153a mü’ezzinân-ı hânendegân girüp minâreye urûc etdükde birbirlerin görmeyüp ve sadâların istimâ‘ etmeyüp her biri birer tabakaya çıkup bâng-i Muhammedî ururlar. Kerâmet mertebesi bir gûne musanna‘ ibret-nümâ vâcibü's-seyr bir minâre-i ra‘nâdır kim ilm-i mi‘mârîsine akl-ı Aristo ermez. Ve sol taraftaki minâre iki şerîfelidir. Ve haremin iki köşesinde minârelerin ikisi de birer tabaka burma burma ve şeşhâne mevzûn minâre-i ibret-nümûnlardır. Ve gûyâ cümlesi yek-pâre bâğhânelerdir. Ve bu câmi‘-i bî-bedelin cemî‘i kıbâbları rasâs-ı hâs-ı nîl-gûn ile bir gûne mestûrdur kim görenin aklı gider. Makdûr-ı beşer değil bir gûne kâr-ı acîb u garîbdir. El-hâsıl bu câmi‘in letâfet [ü] zarâfet [ü] nezâfet-i ilm-i mi‘mârîsinde misli yokdur. Üstâd-ı bennâ var makdûrun sarf edüp ol binâ-yı bânî bu câmi‘in enderûn [u] bîrûnunda ol kadar tasarruflar etmişdir kim atlas-ı felekde eyle bir kârgerlik bir mi‘mâr-ı selef etmemişdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 152b–153a ·
metinde göster ·
… lâtîn câmi‘lerinde birer dersi‘âm-ı şeyhu'l-kurrâ-i Hazret-i Kur’ân mukarrerdir
kim ilm-i
hıfz u ilm-i İbn Kesîr ü Seb‘a ü Aşere ve ilm-i takrîb görülüp Kitâb-ı Cezerî v …
Der-vasf-ı dârü'l-ulûm-ı dârü'l-kurrâ [ve] dârü'l-Kur’ân: Cümle (---) aded mekân-ı şeyhu'l-kurrâdır. Evvelâ on dörd aded selâtîn câmi‘lerinde birer dersi‘âm-ı şeyhu'l-kurrâ-i Hazret-i Kur’ân mukarrerdir kim ilm-i hıfz u ilm-i İbn Kesîr ü Seb‘a ü Aşere ve ilm-i takrîb görülüp Kitâb-ı Cezerî ve Kitâb-ı Şâtıbiyye ebyâtları tilâvet olunup me’hazlarıyla ve kârîleriyle kırâ’et-i Ebû Amr u Hafs ve Verşî ü Bezzî ve Kâhîn ve Zekvân u Dürrî kırâ’etleri görülür. Hamele-i Kur’ân'ı çokdur ammâ hâfız-ı Kur’ân'ı yokdur. Olmamak olmaz ammâ benî Âdem'in kesretine göre İslâmbol ve Kastamonu ve Şâm [u] Haleb ve Mısır kadar huffâzı yokdur. Ammâ ulemâ-yı zeyyinde mudallak u muhteşemi çokdur. Selâtîn kurrâlarından başka dârü'l-kurrâ-yı Ekmekçizâde Ahmed Paşa der-câmi‘-i Eşe Kadın,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 157b ·
metinde göster ·
Bâlâda tahrîr olunan cevâmi‘lerin her birinde birer şeyhü'l-kurrâlar vardır
kim ilm-i
hıfz görülür. Ammâ Kürdistân olmağile Arabistân gibi hâfız-ı Kur’ân'ı çok değil …
Bâlâda tahrîr olunan cevâmi‘lerin her birinde birer şeyhü'l-kurrâlar vardır kim ilm-i hıfz görülür. Ammâ Kürdistân olmağile Arabistân gibi hâfız-ı Kur’ân'ı çok değildir. Zîrâ "ilm-i hıfza mukayyed olan fâzıl olamaz" deyü ilm-i hıfza takayyüd etmezler. Lâkin ilm-i tecvîd görülüp kırâ’ati üzre ve kırâ’at-i Ebû Ömer üzre râvîleriyle mahâric-i hurûfa ri‘âyet ederler. Ba‘zılar tekmîl-i fünûn etmeğiçün kırâ’at-i İbn-i Kesîr ve kırâ’at-i seb‘a ve kırâ’at-i aşere tilâvet ederler (---)(---)
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 201b ·
metinde göster ·
… an çârsû-yı hüsn içre İskender Paşa hammâmı: Sâhib-i tab‘ bir vezîr-i dânâ imiş
kim ilm-i
mi‘mârîde kâmil mühendis olmağile kendi zâde-i tab‘ından bir tarh-ı ra‘nâ ve bi …
Andan çârsû-yı hüsn içre İskender Paşa hammâmı: Sâhib-i tab‘ bir vezîr-i dânâ imiş kim ilm-i mi‘mârîde kâmil mühendis olmağile kendi zâde-i tab‘ından bir tarh-ı ra‘nâ ve bir musanna‘ zîbâ hammâm-ı ibretnümâ inşâ etdirmiş kim Diyârbekir şehrinin âb-ı rûyı olmuş bir germâ-yı latîfdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 204a ·
metinde göster ·
edvârın râst makâmı gibi anası ve dügâh gibi atasıdır. Bunda olan kâr u nakş u …
Ve üstâd-ı kâmil hânendedir kim ilm-i edvârın râst makâmı gibi anası ve dügâh gibi atasıdır. Bunda olan kâr u nakş u savt u zicl u zikr u tasnîfât ve kaviller ve murabba‘ât varsağı ve şarkı ve kayabaşı ve muganiyâtlar bir üstâd-ı hânendegânda yokdur. Meğer Fisagores-i Tevhîdî ve Abdullah Faryâbî ve Gulâm Şâdî'de ola idi. Ve gâyet bülend savt-ı hazîne mâlikdir. Dest-ber-dâ’ire olup Hâfız ebyâtlarıyla taksîm edüp yigirmi dörd usûlün dakîkiyle nutk-ı darb üzre defsâzlık edüp bir kâr-ı savt ve zicl okudukda istimâ‘ eden âdem kârdan kalup bîkâr u hayrân olması mukarrerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 228a ·
metinde göster ·
… ir kantara-i bî-hemtâdır kim tâk-ı revâkına dîde-i insân gücile nazar eder. Her
kim ilm-i
mi‘mârîden haberdâr ise dikkat-i tâm ile nazar etse ta‘accüb edüp vâlih [ü] hay …
Evvelâ bu cisr-i kebîr eyle bir kantara-i bî-hemtâdır kim tâk-ı revâkına dîde-i insân gücile nazar eder. Her kim ilm-i mi‘mârîden haberdâr ise dikkat-i tâm ile nazar etse ta‘accüb edüp vâlih [ü] hayrân olur. Devlet-i Âl-i Osmân'da meşhûr olan püllerin ve kantara ve cüsûrların en müntehâ memdûhu diyâr-ı Rûm'un Hersek sancağında Mostar şehri içre nehr-i Neranta ya‘nî nehr-i Neretva üzre bir göz Süleymân Hân'ın cisri meşhûr-ı âfâkdır kim târîhi "Kudret kemeri" lafzıdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 389b ·
metinde göster ·
… cümle Mısır'dan getirüp bir câmi‘-i mahbûb ve bir tarz [u] tarh-ı mergûb etmiş
kim ilm-i
hendeseden haberdâr olan bu câmi‘in esâs-ı binâsı ve san‘at-ı mi‘mârîsin görüp …
Sitâyiş-i câmi‘-i Tavâşî Mesîh Paşa: Selîm Hân vüzerâlarındandır, ammâ câmi‘i hakkâ ki câmi‘-i vüzerâdır. Kendüleri Mısır vezîri olmağile bu câmi‘in mi‘mâr ve mühendis ve bennâların cümle Mısır'dan getirüp bir câmi‘-i mahbûb ve bir tarz [u] tarh-ı mergûb etmiş kim ilm-i hendeseden haberdâr olan bu câmi‘in esâs-ı binâsı ve san‘at-ı mi‘mârîsin görüp engüşt ber-dehen eder. Cümle âsâr-ı binâları ve kubâb-ı ser-nigûnları serâpâ kurşum ile mestûr bir ma‘bedgâh-ı ma‘mûrdur ve bir tabakalı bir nâzük serâmed minâre-i mevzûna mâlikdir. Bunun da kıble kapusu üzre târîh-i müzehhebi budur:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 95a ·
metinde göster ·
… -i kihteridir kim Kitâb-ı Envârü'l-âşıkîn nâm kitâb-ı mu‘teberenin mü’ellifidir
kim ilm-i
ledünden dem urup Kitâb-ı Cifr-i Câmi‘'den ve ilm-i Hazret-i Alî'den ve cifr-i …
Ziyâretgâh-ı eş-şeyh Ahmed Bîcân ibn Kâtib Selâhaddîn: Bu Ahmed Bîcân hazretleri Muhammediyye kitâbı sâhibi Mehemmed Efendi'nin li-ebin ve ümmin birâder-i kihteridir kim Kitâb-ı Envârü'l-âşıkîn nâm kitâb-ı mu‘teberenin mü’ellifidir kim ilm-i ledünden dem urup Kitâb-ı Cifr-i Câmi‘'den ve ilm-i Hazret-i Alî'den ve cifr-i Muhyiddîni'l-Arabî'nin Füsûs kitâbından niçe rumûz [u] künûzât tahrîr olunmuş bir Kitâb-ı Envârü'l-âşıkîn'dir kim hakkâ âşıkân-ı sâdıkan-ı erbâb-ı ma‘ârifin nûr-ı bînâsı bir kitâb-ı nâdirdir. Bu Ahmed Bîcân hazretleri dahi birâder-i cân-berâber-i mihteri olan Mehemmed Efendi'nin kabr-i münevveri cenbinde medfûnlardır, kuddise sırruhu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 96b ·
metinde göster ·
… da kat-ender-kat zıh zıh kemerler ve taşdan burma burma musanna‘ direcikler var
kim ilm-i
hendese ve ilm-i mi‘mârîden haberdâr olan âdem bu bâb-ı beytullâhı görse hayrân …
Ammâ bu bâb-ı âlî eyle bir musanna‘ dervezedir kim iki yanında kat-ender-kat zıh zıh kemerler ve taşdan burma burma musanna‘ direcikler var kim ilm-i hendese ve ilm-i mi‘mârîden haberdâr olan âdem bu bâb-ı beytullâhı görse hayrân olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 67b ·
metinde göster ·
… isâr'a zemberek ve çarhlar ile giden Tuna suyu bu kulleden bir san‘at ile çıkar
kim ilm-i
hendese ve ilm-i mi‘mârîden haberdâr olan bilir. Yohsa bî-ma‘rifet âdem görse " …
Ve Âhûr kapusu dibinde dahi Tuna içinde bir kulle-i azîmi var. On aded kolumburna topları Tuna kenârındaki hânedânları korudur. Ve bu kulleye yakın bir kulle dahi var, Ortahisâr'a zemberek ve çarhlar ile giden Tuna suyu bu kulleden bir san‘at ile çıkar kim ilm-i hendese ve ilm-i mi‘mârîden haberdâr olan bilir. Yohsa bî-ma‘rifet âdem görse "Nedir buncuğaz?" deyüp geçer. İm‘ân-ı nazar ile nazar eden erbâb-ı ma‘ârif bilir kim sihr-âsâr bir san‘at-ı pür-me’âldir ve akıllar perîşân olur, gö[r]meğe muhtâc bir ma‘rifet-i kübrâdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 84a ·
metinde göster ·
… . Ve bu câmi‘ bir minâre-i bânghâne-i mevzûn-ı serâmed [u] ser-bülende mâlikdir
kim ilm-i
mi‘mârîye mâlik olan im‘ân-ı nazar ile nazar edüp engüşt ber-dehen ederek "Sad …
Ve taşra sofası üç kubbe-i nîlgûn-ı ser-nigûn kubâb-ı müdevverlerdir, ammâ nakş-ı bûkalemûn-ı ibret-nümûn kubâblardır, ammâ haremi dardır. Ve bu câmi‘ bir minâre-i bânghâne-i mevzûn-ı serâmed [u] ser-bülende mâlikdir kim ilm-i mi‘mârîye mâlik olan im‘ân-ı nazar ile nazar edüp engüşt ber-dehen ederek "Sad lek hezârân bârekallâh" deyüp âlem-i hayretde kalır, zîrâ böyle bir zîk uçurum yerde bu câmi‘e temel tutdurup böyle bir minâre-i Bilâlî inşâ eylemek makdûr-ı benî Âdem değildir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 145a ·
metinde göster ·
… r. {Anıniçün halkı zühre gibi sâz [u] söze mâil olup cümle havâyî tabî‘atlardır
kim ilm-i
mûsıkîden hazz ederler}.
Der-kavl-i müneccimân-ı tâli‘-i şehr-i amâristân: Bu şehrin ibtidâ binâsı burc-ı mîzânda bulunup halkı i‘tidâl üzre geçinüp burc-ı mîzân beyt-i zühre ve havâyîdir. {Anıniçün halkı zühre gibi sâz [u] söze mâil olup cümle havâyî tabî‘atlardır kim ilm-i mûsıkîden hazz ederler}.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 166b ·
metinde göster ·
… nî ve Erjeng nakkâşların nakş-ı bûkalemûn-ı ibret-nümûn sihr-âsâr nakışları var
kim ilm-i
kalemde behresi olan engüşt ber-dehen edüp vâlih ü hayrân olur. Hattâ cümle Beç …
Ve bu şehrin ortasında nehr-i (---) cereyân eder. Bir küçük uyûn-ı câriyedir, ammâ âb-ı hayâtdır. Küçük Alman'dan gelüp niçe kurâ ve kasabât ve belîdeleri rey edüp bu şehir içinde bâğ u bâğçeleri sakıy ederek şehrin alt yanında nehr-i Tuna'ya mahlût olur. Ve bu şehrin iki cânibinde serâpâ bâğ u bâğçe ve gül-i gülistân ve hadîka-i Rıdvân misilli bâğ-ı Aspuzular gibi cinînlerde gûnâ-gûn kasr-ı âlîler ve havz u fevvâre ve sâkıyeler ile müzeyyen maksûreler ve nüzhet-âbâd ve Freng-pesend ibret-nümâ kâhlar var kim her birinde üstâd-ı kâmil birer san‘at kasd edüp eyle tasarruflar ile mebnî kasr-ı Havarnakların her birinde Freng Mânî ve Erjeng nakkâşların nakş-ı bûkalemûn-ı ibret-nümûn sihr-âsâr nakışları var kim ilm-i kalemde behresi olan engüşt ber-dehen edüp vâlih ü hayrân olur. Hattâ cümle Beç kal‘asının a‘yân u zurefâ kefereleri bu şehirde ve bâğ u bâğçelerinde aylarca ve haftalarca zevk u safâlar edüp cümle dilberânları ve mahbûbe kızları bu şehir içre cereyân eden nehirde şinâverlik edüp bâde vü arak keyfi germiyyetiyle birbirleriyle kuc kucak olup zevk-i bucak ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 51a ·
metinde göster ·
… ûn aşren fe-aşr havzları ve fıskiyye ve şâzrevânları ve kasr-ı Havarnakları var
kim ilm-i
mi‘mârîye mâlik olanlar gördükde engüşt ber-dehen edüp aklı perîşân olur.
Cümle hânlar ve hânzâdeler ve sultânlar ve biyim ü bükeçler bu 124a bâğ-ı cinînde zevk u safâlar ederler. Böyle bir bâğ-ı Aspuzu'dur kim bâğ-ı behişt gülistânları içre köşe be-köşe cârî âb-ı revânları kenârında olan maksûrelerde meks eden hânlar cânânlarıyla sohbet-i hâssu'l-hâssında iken bülbüllerin nağamât-ı hoş-elhânların istimâ‘ edenler, rûh-efzâ safâlar edüp dem be-dem ayş [u] işret ederler. Ve âb [u] hevâsı ol kadar latîfdir kim bunda bir sâ‘at teferrüc eden elbette gamm u gussa endûhu ferâmûş edüp sürûr-ı şâdımânda olur. Her hân-ı âlîşânların bu bâğ-ı hıyâbân içre birer semtde gûnâ-gûn müzehheb ve münakkaş ibret-nümâ maksûreler ve kâhları ve müte‘addid kâ‘a ve hücreleri var kim gûyâ her biri birer kârhâne-i fağfûr-ı Çîndir. Ve her hânların gûnâ-gûn aşren fe-aşr havzları ve fıskiyye ve şâzrevânları ve kasr-ı Havarnakları var kim ilm-i mi‘mârîye mâlik olanlar gördükde engüşt ber-dehen edüp aklı perîşân olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 123b–124a ·
metinde göster ·
… er, zîrâ ilm-i tecvîdde İbn Kesîr ve Seb‘a kırâ’atların tekmîl-i mâdde etmişdir
kim ilm-i
mehârîc-i hurûfda lâ-nazîr kabîlesindendir. Ve dahi şeb [ü] rûz Hân hazretleriy …
Ve her çend gazâdan gelse Mehemmed Geray Hân hazretleri efendimiz bunlara gâyet i‘zâz [u] ikrâm zer-ender-zer hil‘at-i fâhireler ve postîn kaplı semmûr kürkler ve egninde(?) birer Kelâm-ı İzzet ihsân eder, zîrâ ilm-i tecvîdde İbn Kesîr ve Seb‘a kırâ’atların tekmîl-i mâdde etmişdir kim ilm-i mehârîc-i hurûfda lâ-nazîr kabîlesindendir. Ve dahi şeb [ü] rûz Hân hazretleriyle hem-enîs ü hem-celîs olup sohbet-i hâs edüp mübâhase-i ilm-i şer‘iyye ve niçe gûne ulûm görürler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 129a ·
metinde göster ·
… 52a⟧ bir beyâz mermer-i hâmdan Eflâtûn-ı ilâhî içün bir mermer kürsî inşâ etmiş
kim ilm-i
mi‘mârîsi olan ibret gözüyle bu kürsîye nigerân eylese çeşm-i şehlâsı hîrelenüp …
Mukaddemâ dörd aded kırmızı somâkî ve dörd aded bu yeşil somâkî ile cümle sekiz aded somâkîlerden mâ‘adâ derûn-ı câmi‘de cümle altmış aded tahtânî ve fevkânî beyâz mermer sütûnların cümlesi zıhlı ve şeşhâneli sütûn-ı musanna‘lardır. Ol mezkûr dörd aded yeşil somâkî direklerin sol tarafındaki direklere muttasıl altı aded hûrde beyâz mermer direcikler üzre üstâd-ı mühendis mermer-bür 252a bir beyâz mermer-i hâmdan Eflâtûn-ı ilâhî içün bir mermer kürsî inşâ etmiş kim ilm-i mi‘mârîsi olan ibret gözüyle bu kürsîye nigerân eylese çeşm-i şehlâsı hîrelenüp aklı perîşân olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 251b–252a ·
metinde göster ·
… a-misâl demir kapulu ve serâpâ kubâbları kurşu[m] örtülü bir deyr-i musanna‘dır
kim ilm-i
mi‘mârîden haberdâr 373b olanlar bu deyr-i ruhbâna im‘ân-ı nazar ile nazar ed …
Aslı Vılandova'dır. Lisân-ı Bulgar'da "büyük papas" demekdir. Bu dahi Köstendil toprağında voyvadalıkdır. Müselmânları azdır, Bulgar kâfirleri çokdur. Hattâ bu şehri ibtidâ binâ eden Vılandiva papasın neslinden bu keferelere portoyoroz ya‘nî köy kethudâsı zâbitdir. Ve ol papasın ismiyle müsemmâ olup bu rabtaya Vılandiva derler. Hâlâ ol papasın bunda bir manastır-ı azîm var, tâ Erdel diyârında ve Alman kâfiristânında ve İsfaç vilâyetinde evsâfın istimâ‘ etmişdim. Mukaddemâ görmeyüp henüz gördüm ve içine girüp seyr [ü] temâşâ etdim. Hâlâ bir kûhsâr içre kal‘a-misâl demir kapulu ve serâpâ kubâbları kurşu[m] örtülü bir deyr-i musanna‘dır kim ilm-i mi‘mârîden haberdâr 373b olanlar bu deyr-i ruhbâna im‘ân-ı nazar ile nazar eden engüşt ber-dehen edüp âlem-i hayretde kalır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 373a–373b ·
metinde göster ·
… i tekmîl-i fünûn etmiş müfessirîn [ü] muhaddisîn ve musannifînden ulu sultândır
kim ilm-i
ledünde dahi bî-bedel gavvâs-ı bahr-i ma‘ânîdir
Ve kurbunda Kurd Baba ve Balım Baba Sultân ve Babadağı'nda Velî Baba ve Hacıköyü'nde Alî Baba ve Monlâ Arab hazretleri dahi tekmîl-i fünûn etmiş müfessirîn [ü] muhaddisîn ve musannifînden ulu sultândır kim ilm-i ledünde dahi bî-bedel gavvâs-ı bahr-i ma‘ânîdir
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y85a ·
metinde göster ·
Seng-i sommâkî meğer ma‘cûn imiş, zîrâ bu sütûnların emsâli Heyhât sahrâsı ki ana ba‘zı müverrihîn Deşt-i Kıpçak derler, bu hâmûnun cânib-i şarkîsinde Vilâyet-i Alatır derler bir şehr-i azîm var kim mahallinde evsâfı tahrîr olunmuşdur. Bu şehre karîb Rüstem ü Sam [u] Nerîmân ve Zâl [u] Köstehem merkadlerinin başları ve ayakları ucunda seng-i mezârları olan amûd-ı müntehâlar kim herbiri semâya ser çekmiş birer serâmed amûdlardır kim ilm-i hendese üzre yetmiş seksen arşın âlî amûdlardır. Anlara âdem parmağıyla yazılmış mezkûr pehlivânların ismiyle resmiyle ve sinn-i sâlleri ile bir gûne hat ile yazılmışdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y226a ·
metinde göster ·
… . Hakîr çıkup üç gün dizlerimde tâb [u] mecâl yoğidi. Böyle bir minâre-i âlîdir
kim ilm-i
hendese üzre minâre-i mezbûrun orta tabakası iç kal‘a kapusunun eşiği ile berâb …
Câmi‘ içinde câmi‘in sütûhuna çıkınca toksan kademe ile minâre kapusuna çıkılır. Andan minâre içre tâ zirve-i âlâsına dahi toksan kademe ile çıkılup cümle yüz seksen kademe olur, ammâ her kademesi nısf mi‘mâr arşınıdır. Hakîr çıkup üç gün dizlerimde tâb [u] mecâl yoğidi. Böyle bir minâre-i âlîdir kim ilm-i hendese üzre minâre-i mezbûrun orta tabakası iç kal‘a kapusunun eşiği ile berâberdir. Ana göre kıyâs oluna kim iç kal‘a dahi ne kadar âlî hevâdâr yerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y95b ·
metinde göster ·
… sâyir ulemâdan mu‘teberdir kim i‘zâz [u] ikrâm ederler. Ammâ ne hikmetdir, her
kim ilm-i
hadîse mâlikdir, yüzünden nûr tamar.
Hâsıl-ı kelâm cümle dârü'l-hadîsleri bir bir takrîr [ü] tahrîr eylesek bir müdevven olur. Hemân hulâsa-i kelâm şehr-i Mısır ilm-i hadîs kânıdır. Elli binden mütecâviz muhaddis kimesneler vardır. Her birinin derûnunda râvîsiyle yigirmişer otuzar bin hadîs-i şerîf vardır. Ve Kur’ân-ı Azîm huffâzı gibi meşhûr hâfız-ı hadîs a‘mâlar vardır kim kırk elli bin hadîs cem‘ eyleyüp Müslim [ü] Buhârî tilâvet ederler. Ve mevzû‘ ve gayr-ı mevzû‘ hadîsleri eyle zabt etmişlerdir kim gayrı ulemâ yanlarında bir hadîs okunmağa kâdir olamazlar. Ve Mısır'da ulemâ-yı muhaddisîn sâyir ulemâdan mu‘teberdir kim i‘zâz [u] ikrâm ederler. Ammâ ne hikmetdir, her kim ilm-i hadîse mâlikdir, yüzünden nûr tamar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y106b ·
metinde göster ·
… dîvârı ve zemîni serâpâ gûnâ-gûn mermer-i hâm ile kaplıdır. Ve eyle medresedir
kim ilm-i
tıbdan gayrı bir ilim görülmez.
Ammâ bu fârûkhâne bir azîm medresedir. Cümle der-i dîvârı ve zemîni serâpâ gûnâ-gûn mermer-i hâm ile kaplıdır. Ve eyle medresedir kim ilm-i tıbdan gayrı bir ilim görülmez.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y121a ·
metinde göster ·
… in ibtidâ tulû‘ etdüği Cebelü'l-kamer üzre uğrar. İklîm add etdükleri ol şeydir
kim ilm-i
usturlâb ile şarkdan garba meselâ bir râdde çekilmişdir, ol râddenin üzerine vâ …
İklîm-i evvel Mısır cezîresinde dahi bulunur, tâ Nîl-i mübârekin ibtidâ tulû‘ etdüği Cebelü'l-kamer üzre uğrar. İklîm add etdükleri ol şeydir kim ilm-i usturlâb ile şarkdan garba meselâ bir râdde çekilmişdir, ol râddenin üzerine vâki‘ olan şehrin cümlesi bir arzda ve tûl-i nehârda vâki‘ olmuşdur. İklîm-i evvelin cenûbunda bu Mısır cezîresinin cenûbunda Habeş hâki hudûdunda bir iklîmlik yer dahi Y 253a vardır, hâlâ Portakal hükmündedir, ana ilm-i hey’etde medâr-ı cedî derler. İkinci iklîmin nihâyetine hatt-ı istivâ derler. Ale'l-ittifâk eyle i‘tibâr olunur. Ammâ iklîm-i evvelin arzı on iki derîce ve kırk dakîka.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y252b–Y253a ·
metinde göster ·
… dur. Menâkıbları hadden bîrûndur. Binden mütecâviz mücelled te’lîfâtları vardır
kim ilm-i
tasavvufda lâ-nazîrdir. Tabakât-ı şa‘râvî ve Mîzân-ı şa‘râvî cihân-ârâ kitâblar …
Ziyâret-i azîm-i eş-şeyh şa‘râvî: Kutbiyyete kadem basmış idi. Yine câmi‘leri içine medfûndur. Menâkıbları hadden bîrûndur. Binden mütecâviz mücelled te’lîfâtları vardır kim ilm-i tasavvufda lâ-nazîrdir. Tabakât-ı şa‘râvî ve Mîzân-ı şa‘râvî cihân-ârâ kitâblardır. Hâlâ ziyâretgâh-ı hâs [u] âmdır. Ve Mısır içinde Koyun Bâzârı kurbunda Sirkeciler mahallesi içinde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y265b ·
metinde göster ·
… cânib-i şarkîsi tarafında üstâd-ı selef kemerler üzre bir güneş mîkâtı etmişdir
kim ilm-i
nücûmda kâmil olan Behrâm ve Keyvân ve Fisagores-i Tevhîdî ve Alî Kuşcu etmeğe …
Ve hareminin cânib-i şarkîsi tarafında üstâd-ı selef kemerler üzre bir güneş mîkâtı etmişdir kim ilm-i nücûmda kâmil olan Behrâm ve Keyvân ve Fisagores-i Tevhîdî ve Alî Kuşcu etmeğe kâdir değildir. Diyâr-ı Mısır'da ve ekâlîm-i seb‘ada meşhûr mîkâtdır. Cemî‘i bürûcları ile ve bu‘du'l-kutrı ve mîli Y 298b ile tahrîr etmiş. Gûyâ rub‘ dâ’ire-i Kurtubîdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y298a–Y298b ·
metinde göster ·
… ercemeleri ile müfte‘ilün müfte‘ilün vezni üzre bulunmuşdur. Bundan ma‘lûm oldu
kim ilm-i
arûz ve ilm-i Farsî kadîm imiş. Lisân-ı Dehlevî dahi bu İbrî lisânına karîbdir.
Bu ebyâtlar tercemeleri ile müfte‘ilün müfte‘ilün vezni üzre bulunmuşdur. Bundan ma‘lûm oldu kim ilm-i arûz ve ilm-i Farsî kadîm imiş. Lisân-ı Dehlevî dahi bu İbrî lisânına karîbdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y423b ·
metinde göster ·