… götürüp gezdirsen bir kâfirin bakmağa cânı yokdur. Tâ bu mertebe zabt u rabtdır
kim zerre
kadar bir kefere isyân ve hıyânet etse amân u zamân vermeyüp ol kâfir-i bed-fi‘ …
Ve cümle vilâyetinin cirmi dâ’iren-mâdâr kırk günlük yoldur. Ve bu vilâyet cümle (---) aded boyar ve porkalab hâkimlikleri yerlerdir. Ve eyle adl u adâlet vardır kim cemî‘i cevâhir makûlesi zî-kıymet eşyâların altun sini içre başında âşikâre götürüp gezdirsen bir kâfirin bakmağa cânı yokdur. Tâ bu mertebe zabt u rabtdır kim zerre kadar bir kefere isyân ve hıyânet etse amân u zamân vermeyüp ol kâfir-i bed-fi‘âli böğründen kazığa urup aslâ indirmezler, zîrâ her köy kendde hâkimleri ve askerî tâ’ifeleri çokdur. Ve adâletleri eyledir kim bir âdem bir âdeme aslâ zulm edemez ve beğ dîvânında da‘vâlar dinlenüp kimse yalan şahâdeti edemezler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 107b ·
metinde göster ·
… dar sarâydır. Ancak beş kat-ender-kat cümle kârgîr binâ-yı Şeddâdî bir sarâydır
kim zerre
kadar bir tarafında rahnedâr yeri yokdur. Ve üç yüzden ziyâde hücreleri ve kâ‘a …
Eğer bu sarây-ı hurrem-âbâdı mâ vaka‘ı üzre tavsîf eylesek tatvîl-i kelâm olup seyâhatimize mâni‘ olur. Gerçi musanna‘ sarâydır, ammâ şehrine göre dar sarâydır. Ancak beş kat-ender-kat cümle kârgîr binâ-yı Şeddâdî bir sarâydır kim zerre kadar bir tarafında rahnedâr yeri yokdur. Ve üç yüzden ziyâde hücreleri ve kâ‘aları ve sâ’ir kilar ve matbahları vardır, ammâ dîvânhâne şekillisinde rûy-ı dîvâr üzre selef beğlerinin tasvîrleri ve Âl-i Osmân'ın gelecek pâdişâhların ve kendülerinin gelecek banlarının eşkâlleri ve esbâblarıyla cümle ilm-i nücûm üzre gelüp gelecek selâtîn-i Âl-i Osmân'ı ve beğlerinin tasvîrlerin tahrîr eylemişler kim bunlar sihr-i i‘câz mertebesi sûretlerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 152b ·
metinde göster ·
… dırâzlar salup serâpâ bu tarîk-ı âmmı nihâlleri ve berkleri ile mestûr etmişdir
kim zerre
girecek mikdârı güneş te’sîr edecek yer yokdur. Bir koyahdır kim cümle kahvehân …
Hikmet-i Hudâ bu çârşû-yı hüsnün ortasında kahvehâneler köşesinde bir üzüm asması hâsıl olmuş. İki âdem ancak dirâgûş eder bir cüssedâr ve cesîm şecere-i zerdir. Cemî‘i çârsûnun şâhrâhı üzre nihâl-i dırâzlar salup serâpâ bu tarîk-ı âmmı nihâlleri ve berkleri ile mestûr etmişdir kim zerre girecek mikdârı güneş te’sîr edecek yer yokdur. Bir koyahdır kim cümle kahvehânede ve çârsû-yı hüsünde hâzır olan âşıkân bu sâyedâr şecerin sâyesinde dilberân temâşâsın ederler. Ve niçe bin salkım üzümü yol üzre âvîze-vâr sarkmışdır. Cemî‘i âyende vü revendegân-ı esbsüvârân engûr hûşesinden alup tenâvül ederler. Her bâğbân ki aşlama ilminde mahâreti ola, ma‘rifetin izhâr içün bu engûr dırahtına bir kalem rez nihâli aşlayup bir gûne engûrü dahi hâsıl olur. Böyle herkes bu üzüm ağacına nihâl aşlaya aşlaya sarı ve yeşil ve kırmızı kış üzümü ve kadın parmağı ve ter gömlek ve kıradina ve kumla ve razakı ve beğlerce ve misket alaca ve siyâh üzümün dahi envâ‘ı, ve'l-hâsıl hakîr gördükde mahsûlü zamânı idi, otuz yedi gûne engûr elvânın temâşâ etdik kim sicilde dahi tahrîr olunmuşdur. Arab u Acem'de Urla'nın çârsû üzümü meşhûrdur. Beyt:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y49b ·
metinde göster ·
mikdârı hâtırımda değil idi. Bir âdeme kerem etmeğe bahâne arar bir Hâtem-i Tay …
Hudâ âlimü's-sırrı ve'l-hafiyyâtdır kim zerre mikdârı hâtırımda değil idi. Bir âdeme kerem etmeğe bahâne arar bir Hâtem-i Tay, Ca‘fer-i Bermekî, Cem-cenâb bir Âsaf-ı Berhıyâ vezîr-i rûşen-zamîrdir, hafizahullâhu ta‘âlâ.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y360a ·
metinde göster ·