… derûn hâsıl olur. Zîrâ her biri birer pîr-i pîşvâlardan me’zûn olup feyz almış
kimselerdir
.
İklîm-i râbi‘dendir. Arz-ı beledî (---) ve tûl-ı nehârî (---) dır. Âb [u] hevâsının letâfetinden halkının reng-i rûları humret üzredir. Ammâ lodos rüzgârı tarafın Cebel-i Ruhbân sedd etmekle ol rüzgârda hevâsı sakîldir. Ammâ mahbûb ve mahbûbesi gâyet çokdur kim mümtâz [u] dilârâ civânların şu‘arâlar medh edüp şehr-engîzler etmişlerdir. Nisvânı gâyet hüsn-i cemâlde ve lûtf-i i‘tidâlde olup kelimâtları mevzûn ve dişleri dürr-i meknûn ve giysû-yı müşk-bârları girih girih ve mergûle mergûle etdiklerine şâ‘irân-ı Bursa "giysû-yı mergûle" derler, bir diyâr zenânesine mahsûs değildir, illâ Bursa'ya mahsûsdır. Ve ricâl makûlesi ol kadar müsinn ü mu‘ammer olurlar kim 231b kuvveti gitmiş ve hey’eti bitmiş musâhebet [u] belâgattan bi'l-külliye kalmış âdemler olur. Hâl sâhibi niçe bin kibâr vardır ki bâlâda zikri sebkat etmişdir. Netîce-i merâm, bu şehrin letâfet [u] nezâfeti ve sabâhat u melâhati gibi olmazdır. Halkı nâzik-endâm, simîn-beden, matlûbu'l-kulûbdürler. Söze gelseler âkıbet-endîşâne ve dervîşâne bedî’u'l-beyân ve fasîhu'l-lisân tekellüm ederler kim nutk-ı dürer-bârları âdeme te’sîr edüp inşirâh-ı sadr [u] zevk-ı derûn hâsıl olur. Zîrâ her biri birer pîr-i pîşvâlardan me’zûn olup feyz almış kimselerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 231a–231b ·
metinde göster ·
odalarıdır. Başka bevvâbları ve odabaşıları vardır. Her gice ba‘de'l-ışâ tablla …
Evsâf-ı hân-ı mücerredân: Cümlesi (---) aded bekâr ve garîbü'd-diyâr sâhib-i kâr kimselerin odalarıdır. Başka bevvâbları ve odabaşıları vardır. Her gice ba‘de'l-ışâ tablları döğülüp kapuları sedd olur. Taşrada kalan giremez ve giren merd ü ferd ve ehl-i derd çıkamaz. Tâ ki sabâh olunca kapusu küşâde olup herkes kârına ve dükkânına gidüp meşgûl {olurlar}.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 281b ·
metinde göster ·
sormayıcak taşra işin / Maslahat bitmez ebed olsa ne denlü ikdâm / Bed-du‘a-yı …
Dinle ey pâdişâhım nâfi‘ olan sözlerimiHabl-i Kur‘ân ile sâbit-kadem ol bi'l-ikrâmKutb-ı ervâh-ı mukaddes sana mâyil olalarBulalar cümle ta‘alluk edeler hubb-ı kirâmBî-garaz kimselere sormayıcak taşra işinMaslahat bitmez ebed olsa ne denlü ikdâmBed-du‘a-yı fukarâdan seni az var sakınSakınan yol bulamaz kim ede hâli i‘lâmŞahsa mansıb mı gerek, masıba âdem mi gerekBudurur sâfa-i dîni bozan ey fahr-i ızâm
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 53a ·
metinde göster ·
… itiçse bayırı derler. Andan yukaru iç kal‘aya gider. Bu varoşda re‘âyâ ve ba‘zı
kimseler
sâkinlerdir kim cümle (---) aded evlerdir. Ve Râmoğlu mescidi bundadır ve mezkû …
Der-sitâyiş-i varoş-ı bîrûn-ı büldân: Yukaru kal‘a ile Aşağı kal‘a mâbeyninde Sinorina çayırı tarafında nehr-i Topla suyu kenârında bir varoş-ı mu‘azzam [u] ma‘mûrdur kim bu mahalle Voranitiçse bayırı derler. Andan yukaru iç kal‘aya gider. Bu varoşda re‘âyâ ve ba‘zı kimseler sâkinlerdir kim cümle (---) aded evlerdir. Ve Râmoğlu mescidi bundadır ve mezkûr hân bundadır ve mezkûr hurma ağacının biri dahi bundadır. (---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 155b ·
metinde göster ·
… ed binâ olmuşken ba‘zı vüzerâ ve vükelâ ve a‘yân-ı kibâr ve hukemâ-yı âlî-vakâr
kimseler
bu cisrin temâşâsına gelüp mezkûr kasreynde otururlarken şehrin niçe cür’et sâh …
Bu kantara-i bâlâ-kad böyle âsumâna serâmed binâ olmuşken ba‘zı vüzerâ ve vükelâ ve a‘yân-ı kibâr ve hukemâ-yı âlî-vakâr kimseler bu cisrin temâşâsına gelüp mezkûr kasreynde otururlarken şehrin niçe cür’et sâhibi sıbyânları cisir kenârında âmâde durup vüzerâ huzûrunda her bir sıbyân "Yâ Allâh" deyüp cisirden aşağı kendülerin pertâb edüp nehre atar ve kuş gibi uçar. Her bir gulâm birer san‘at ile perende-bâzlık ederek kimi baş aşağı ve kimisi bağdaş kurar ve kimisi ikişer üçer olup birbirlerin kucaklayup aşağı suya atılırlar. Cenâb-ı Allâh hıfz edüp derhâl selâmet taşra kenâra çıkup kayalardan yukaru tırmaşup cisir başına gelüp vüzerâ ve a‘yân-ı kibârlardan ihsân alırlar, ammâ gayri âdemler aşağı atılmak değil aşağı bakmağa cür’et edemeyüp zehresi âdemin çâk ve menzil-hâk olur, zîrâ bu cisrin kaddi tâ aşağı rûy-ı âba varınca seksen yedi kulaçdır. Ve nehr-i Neretva'nın umku dahi seksen yedi arşındır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 165a ·
metinde göster ·
… â karılardır. Kîseyi anlar sürüp şerbetler ve ihtikânlar ve kırık ve çıkık olan
kimselere
mu‘âlece edüp cemî‘i emrâz-ı muhtelifeye mübtelâ olanlara bu dellâk karılar hac …
Temâşâ-yı garîbe: Bu hammâmların cümle hüddâmları ve dellâkleri cümle kocakarılardır kim her biri gûyâ Restâlîs ve Câlinûs ve Bokrât ve Sokrât misilli pîrezen hukemâ karılardır. Kîseyi anlar sürüp şerbetler ve ihtikânlar ve kırık ve çıkık olan kimselere mu‘âlece edüp cemî‘i emrâz-ı muhtelifeye mübtelâ olanlara bu dellâk karılar hacamatlar edüp gûnâ-gûn şîşeler ve yakılar koyup dâ-i devâ ederler, ammâ bir garîb temâşâdır kim bu hammâma giren keferelerin ihtiyârları beyâz fota kuşanırlar, ammâ ne kadar dilberân-ı sıbyânları var ise cümle uryân hammâma girüp beyâz billûr-misâl tenleri var kim gûyâ vücûdları pâlûde-i ter gibi dir dir ditrerler. Tâ şol mertebe nerm ü râm şahme gibi yumuşak vücûdları vardır. Cümlesi geysû-yı müşkbârların çîm-ender-çîm mergûle mergûle edüp hammâmda zevk u safâ ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 58a ·
metinde göster ·
… n efendisi ve onar aded sekbân bölükbaşıları cümle taraf-ı pâdişâhîden müselmân
kimseler
verdiler. Tâ bu mertebe Eflak ve Boğdan beğlerine ruhsat verilip ilâ mâşâallâh …
Ez-în-cânib yine sadede rücû‘ edelim. Gerçi bu Eflak vilâyetin ibtidâ Yıldırım Bâyezîd Hân feth etdi, ammâ Süleymân zamânında ziyâdesiyle amâr olup beğlerine rağbet edüp Mora paşası pâyesiyle iki tuğlu ve sancağ u bayrak ve yedekleri ve mehterhâneleri ve mataracıları ve tüfengcileri ve şâtırları 101b ve emîr-i âhûru ve bâzâra gideni ve altı nefer çukadârları ve altı aded sarrâcları ve bir dîvân efendisi ve onar aded sekbân bölükbaşıları cümle taraf-ı pâdişâhîden müselmân kimseler verdiler. Tâ bu mertebe Eflak ve Boğdan beğlerine ruhsat verilip ilâ mâşâallâh cümle beğler ile muhteşemâne Süleymân askerleriyle kefere beğleri hükm-i hükûmât edüp mâl-ı pâdişâhîyi tahsîl eder. Kendü kendine tahammülüne göre her ne kadar tarabans nâm ne kadar piyâde tüfengli asker yazarsa kendi bilir, ammâ hâlâ kânûn üzre sancakları ardında Âl-i Osmân mehterhânesi çalar, önü sıra alarkada keferelerin Efrâsiyâb boruları ve tablları çalınur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 101a–101b ·
metinde göster ·
… ır. Tahrîr etmedik, ammâ seyyâh-ı âlem ve nedîm-i benî âdem olup cihângeşt olan
kimselere
her lisândan bilmek lâzımdır kim senden hazz etmeyüp aleyhine bir söz söyledikl …
Bunun emsâli niçe kerre yüz bin elfâz-ı mâlâya‘nî mühmeleleri vardır. Tahrîr etmedik, ammâ seyyâh-ı âlem ve nedîm-i benî âdem olup cihângeşt olan kimselere her lisândan bilmek lâzımdır kim senden hazz etmeyüp aleyhine bir söz söylediklerin anlayup âgâh olasın. Ve yol sormağa ve me’kûlât [u] meşrûbâtdan bir şey isteyecek kadar bilmek elbette seyyâhlara lâzımdır, necât bula. Ve her şey’in cehlinden ilmi yeğdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 103a ·
metinde göster ·
… şiddet-i hârda nûş edenin harâretin def‘ eder. Husûsâ haps-i bevle mübtelâ olan
kimseler
nûş etse mesâne yolun açup tathîr edüp safâ-yı hâtır ile tebevvül olunur gâyet …
Bu edviyeyi değirmenlerde döğüp bir gece suda yatırup şerbetin çıkarırlar. Sabâh ve ahşam birer kâse nûş ederler. Cemî‘i ehl-i Mısır bundan dâ-i devâ bulup ismine ırk-ı sûs derler. Vücûd-ı insânda olan cümle ahlâtı ve sevdâyı ve safrâyı ve balgamı ve mâlihulyâyı ve sadrda olan zıykü'n-nefes marazını ve öksürüğü def‘ eder. Ve şiddet-i hârda nûş edenin harâretin def‘ eder. Husûsâ haps-i bevle mübtelâ olan kimseler nûş etse mesâne yolun açup tathîr edüp safâ-yı hâtır ile tebevvül olunur gâyet müdrir şeydir. Hattâ mesânede olan taşı dahi eridüp mahv eder. Hakîm Dâvûd Tezkere-i Müfredât'ında yetmiş nev‘a hâssasını yazmış, mücerreb şeydir. Ammâ bu Balat şehrinde lezîzdir ve kalındır, zîrâ kumsal yerlerde kök kök olup zîr-i zemîne müstevlî olur. Balat halkı ekseriyyâ bu biyanköküyle kifâflanlar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y72b ·
metinde göster ·
… bir gün mukaddem yevm-i Terviye'de herkes çadırında ibâdet P 133a eder. Ba‘zı
kimseler
cebel-i Arafât'a çıkar ibâdet eder.
El-hâsıl hayvânâta dahi beşâret olup bî-tâb ü bî-mecâl kalan hayvânâtlar ejder-i heft-sere dönüp tâze cân bulur. Huccâc-ı müslimîn ise kimi itâ‘at u ibâdâtda kimi ziyâretde ekseriyyâ bu yevm-i arefeden bir gün mukaddem yevm-i Terviye'de herkes çadırında ibâdet P 133a eder. Ba‘zı kimseler cebel-i Arafât'a çıkar ibâdet eder.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y319a ·
metinde göster ·
… ise hânesinin bir köşesinde defn edeler. Zîrâ bu râh-ı Kâ‘be'ye varan ehl-i ırz
kimseler
bilir bu nisvân tâ’ifesinin çekdiği âlâm [u] şedâyidi. Zîrâ niçe bin nâ-mahrem …
Hâsıl-ı kelâm mîrâsda ve hacda nâkıslardır. Fî-zamânına tâ’ife-i nisvâna Y 331a Ka‘be doğup büyüdüğü kapusu eşiğinin iç yüzüdür, taşra çıkmıya. Eğer merhûme olursa andan ol zamân çıka. Eğer mümkin ise hânesinin bir köşesinde defn edeler. Zîrâ bu râh-ı Kâ‘be'ye varan ehl-i ırz kimseler bilir bu nisvân tâ’ifesinin çekdiği âlâm [u] şedâyidi. Zîrâ niçe bin nâ-mahrem haşarât içinde enüp binmede konup göçmede bir belâ-yı azîmdir. Allâhümme âfinâ.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y330b–Y331a ·
metinde göster ·
… larında ola. Her taşı tûlen ve arzen yigirmişer on beşer arşın taşlardır. Ba‘zı
kimseler
görüp,
Tûfân-ı Nûh'a gelince azîm ma‘mûr [u] âbâdân belde-i ma‘mûre olmuşdu kim hâlâ yine şehr-i atîkdir. Ve eser-i binâlarında olan seng-i kebîrler meğer Heremeyn dağlarında ola. Her taşı tûlen ve arzen yigirmişer on beşer arşın taşlardır. Ba‘zı kimseler görüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y5a ·
metinde göster ·
vardır kim yüzlerinden nûr tamar. Ve mecma‘-ı fukarâ ve ulemâ kânı bir âsitâne- …
Ve bu âsitânenin sağ köşesinde bir kapudan içeri üstü mestûr bir meydândır. Etrâfı kat-ender-kat fukarâ-yı Kâdirî hücreleridir. Ve ol meydânda Q 199b cümle fukarâ semâ‘, tevhîd, safâ ederler. İki yüzden mütecâviz fukarâları vardır. Fakr [u] fâkada riyâzât [ve] mücâhede sâhibi kimseler vardır kim yüzlerinden nûr tamar. Ve mecma‘-ı fukarâ ve ulemâ kânı bir âsitâne-i Kâdirîdir. Ve evkâf-ı gâyet kavîdir, âyende vü revendeye ni‘met-i mebzûldür. Nâzırı Mısır vâlîlerinin imâmlarıdır. Senevî toksan bin para imâma hulvânı hâsıl olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y110a ·
metinde göster ·
… evkât-ı hamsede ulemâ mâl-â-mâl olup mubâhase-i ilm ederler. Sulehâ-yı ümmetden
kimseler
dâ’imâ hâzırdır.
Ve üç kapusundan beşer kademe taş nerdübân ile câmi‘e enilir. Bu câmi‘ içre evkât-ı hamsede ulemâ mâl-â-mâl olup mubâhase-i ilm ederler. Sulehâ-yı ümmetden kimseler dâ’imâ hâzırdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y281a ·
metinde göster ·
hayemât ve çergelerin ibrîşim hâlîçeler ile döşeyüp dîbâ ve şîb ü zerbâf ve atl …
Ve bu meydânda a‘yân-ı kibârdan ağniyâ kimseler hayemât ve çergelerin ibrîşim hâlîçeler ile döşeyüp dîbâ ve şîb ü zerbâf ve atlas u katîfe ve kâmhâ ve dârâ-yı vâlâ sûzenî Hindistân mak‘adları ile döşeyüp gûnâ-gûn münakkaş katîfe mahadde ve girdebâlînler ile ve perde-i zenbûrîler ile haymelerin zîver edüp gûnâ-gûn silâhlar ile ve zî-kıymet bisât âvânî ile ârâyiş-i hayme ederler. Ve her çadır önünde ucu bayraklı yüzer yüz ellişer kargı sırıklar ile bezenmişdir. Ve niçe bin kanâdîl ve meş‘al ile çerâğân olup filandıra ve alemler donadup her hayme nigârhâne-i Çîn gibi ile pür olup şeb [ü] rûz Q 270b sohbet-i P 267b hâs olunup devâm-ı devlet-i pâdişâhîye du‘â-i hayr ederler. Ve cümle meşâyihân dahi haymelerin niçe kerre yüz bin kanâdîller ve alem ve sancaklar ile zeyn edüp tâ‘at [u] ibâdet ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y293a ·
metinde göster ·