… adar ni‘met-i uzmâ ve bu kadar masrûf mâl-ı firâvân nereden hâsıl oluduğuna bir
kimsenin
aklı ermemiş idi.
"Seni katl ederiz, elbette bu şarâbdan nûş edersin" deyü ibrâm [u] ilhâh ile teklîf-i mâlâ-yutâk edüp hâh-nâ-hâh ol mu‘tekid ihtiyâr bir câm bâde nûş edince "Yâ Allâh" deyü ol ân uryân olup hânesine gelüp artık hânesinden taşra çıkmayup alâyık-ı dünyâdan el çeküp halkdan münzevî bir câzibe sâhibi büyük âdem idi. Ammâ Unkapanı'nın iç yüzünde kuyumcular içinde sâkin olup sarâyında âyende vü revendeye ni‘meti eyle mebzûl idi kim bu kadar ni‘met-i uzmâ ve bu kadar masrûf mâl-ı firâvân nereden hâsıl oluduğuna bir kimsenin aklı ermemiş idi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 38b ·
metinde göster ·
"Bir dahi su yolun küffâr bulmasın" deyüp bir gece
kimsenin
haberi yok iken su yolun pinhân edüp cümle kal‘ayı beyâz ve münevver edüp kâfir …
"Bir dahi su yolun küffâr bulmasın" deyüp bir gece kimsenin haberi yok iken su yolun pinhân edüp cümle kal‘ayı beyâz ve münevver edüp kâfirlerden alınan cümle yetmiş altı pâre topları ve cümle cebehâneleri ve cümle mühimmât [u] levâzımâtları yerli yerine koyup toplar kirpi gibi dizilüp Özü kal‘ası pür-âteş oldu ve Rus-ı menhûsdan alınan sağîr ü kebîr yüz altmış altı pâre şayka ve kayıkları ve çırnıklarının niçesin bozup buğday anbârları ve kulleler üzre kubbeler örtüp mâ-bâkîsin Özü limanında hıfz olunup Özü kal‘ası cebehânesindeki cemî‘i zincirleri çıkarup cümle esîrlerin boğazlarına tavk-ı selâsil urup cümlesin pây-beste ve dil-haste ve giriftâr-ı bend-i belâ edüp sahrâ-yı Özü'de yatan leşlerin ve nehr-i Özü'ye gark olup batan keferelerin vücûdların sudan çıkarup kelleleri kesildi. Ve meterislerde ve meydân-ı ma‘rekede kalan lâşe-i murdârın dahi kelleleri ten-i mencûsundan cudâ olup ve bin iki yüz aded işe güce yaramaz mecrûh olan kâfirleri dahi cümle kılıçdan geçirüp baş etdiler. Ve cümle başları Özü meydânında esîr olanlara kendü kavmi başların bıçaklar ile yüzerlerken ağlaşarak,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 62a ·
metinde göster ·
başların isterim ve illâ Rûmeli kâfiristânı sizin, deryâdan beri Anadolu benim" …
"Köpürlü Vezîr ile yetmiş kimsenin başların isterim ve illâ Rûmeli kâfiristânı sizin, deryâdan beri Anadolu benim" deyü haber gönderüp deryâ-misâl asker ile Üsküdar'a gelmeğe bel bağlayup yine Zenceflioğlu Kapucubaşı pâdişâha bu haberle gelince hemân pâdişâh-ı cem-haşmet Köpürlü'ye bir hatt-ı şerîf yazup,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 69b ·
metinde göster ·
… lup herkes gasl edüp niçesi vasıyyetler edüp ve helâlleşüp ol gün ol gece kimse
kimsenin
sözlerin işitmeden kaldı. Ve ol gece niçe bin yerde hatm-i şerîfler ve tevhîd [ …
"Gâzîler yarınki gün gâzîler bayramıdır ve şehîdlerin cennet uçmağı seyrânıdır. İnşâallâh ale's-sabâh yürüyüşdür. Kîse kîse mâl u menâl ve tîmâr ü ze‘âmet sipâhlık isteyenler hâzır-bâş olsunlar" deyü nâdîler nidâ etdikde el-azametullâh asâkir-i İslâm içinde bir sürûr [u] şâdumân olup herkes gasl edüp niçesi vasıyyetler edüp ve helâlleşüp ol gün ol gece kimse kimsenin sözlerin işitmeden kaldı. Ve ol gece niçe bin yerde hatm-i şerîfler ve tevhîd [ü] tezkîrler ve temcîd ü tahmîdler ve tazarru‘ [u] nâlişler olundu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 117b ·
metinde göster ·
Ve bu Kırım-ı atîk zamân-ı selefde eyle ma‘mûr u âbâdân bender-âbâd-ı mu‘azzam imiş kim cümle bin aded mihrâb-ı ma‘bedgâh-ı selâtîn-i selef var imiş. Bir kimse bir kimsenin câmi‘ine varup ibâdet etmeğe tenezzül etmeyüp kendi tevâbi‘ [ü] levâhıkıyla yine kendü binâ etdiği câmi‘inde namâz kılarmış.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 137a ·
metinde göster ·
Bunlar bir kavim ile aslâ bey‘ [u] şirâ etmezler ve ihtilât edüp bir kabîleden oğul kız alup vermezler. Ve gayri aşîret âdemleriyle aslâ ta‘âm yemezler. Ve bir tâ’ife bunların bir şeylerine yapışmazlar. Bunların dahi hayvânlarının boğazlarında çanları celacülleri olup hayvânları dağlarda çobansız gezerler. Bunlar dahi tavuk ve hınzîr yemezler ve bir kimsenin mâlları ve rızıkların alup ta‘âmın yemezler, ammâ müsâfire gâyetü'l-gâye ri‘âyet edüp bir şey’in uğurlamazlar. Ve kan edüp sefer etmezler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 155b ·
metinde göster ·
… ‘i metâ‘ların meydân-ı mahabbete çıkarup bey‘ [u] şirâ olur. Aslâ bir kimse bir
kimsenin
metâ‘ına kec nazar edüp uğurlamak ihtimâlleri yokdur, ammâ gayri zamân Çerkes t …
Bu cây-ı ferah-fezâ-yı dilküşâda mâh-ı Temmûz olıcak yılda bir kerre bu âsitâne etrâfındaki sahrâda olan sun‘-ı Hudâ dıraht-ı azîmlerin sâyelerine Hind ü Sind ü Belh u Buhârâ ve Hıtâ vü Hoten ve Çîn [ü] Mâçîn ve Maskov ve İsfaç ve Bulgar ve Terekeme ve Kazak ve (Kazak) Çeh ve Leh ve Nemse ve İngiltere ve Filimenk ve Daniska ve Danimarka'dan ve'l-hâsıl Arab u Acem'den bu âsitâne etrâfına niçe kerre yüz bin aded mahlûk-ı Hudâ tüccâr ü züvvârları cem‘ olup çadırlar ve obalar ve hayme vü hargâhları 156b ve alacıkların kurup bu sahrâ-yı lâlezâr âdem deryâsı olup kırk gün kırk gece Penç Hasan bâzârı durup eyle cemî‘i metâ‘ların meydân-ı mahabbete çıkarup bey‘ [u] şirâ olur. Aslâ bir kimse bir kimsenin metâ‘ına kec nazar edüp uğurlamak ihtimâlleri yokdur, ammâ gayri zamân Çerkes tâ’ifesi sürmeyi gözden çalar. Ol zamân bu âsitâne-i Penç Hasan'ın Dağıstân'dan dervîşânları gelirler. Bir garîb temâşâgâh cem‘-i vefîr, ammâ bu bâzâr mahallinde Kabarti beğleri ve Tavustân beğleri askerleriyle pür-silâh bulunup ba‘de'l-bâzâr yine Kabarti şehrine gelirler. Ülke-i azîmdir ve lisân-ı kadîmdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 156a–156b ·
metinde göster ·
Bânîsi kimsenin ma‘lûmu değil kâr-ı atîk kal‘a-i akîkdir, ya‘nî cemî‘i der-i dîvârının taşları eyle musaykal ve mücellâdır kim gûyâ akîk-i Yemenîdir. Ve bu kal‘a Acem'in hükmünde olan Demirkapu'nun cânib-i şarkîsinde (---) mahalle vâki‘ olmuş bir kal‘a-i mahbûb ve bir şehr-i merğûb belde-i mu‘azzamdır. Kal‘ası (---)
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 165a ·
metinde göster ·
… r-mahsûl izakilse cezîresin aldı. Ammâ bu Zakilse bizim elimizde iken ol kökden
kimsenin
haberi olmayup Girid mankırı gibi bir fülûs-ı ahmer hâsıl olmazdı.
Ve bu cezîre-i Zakilse'de pırankop(?) derler bir gûne kök peydâ olur. Bundan Frengistân'a niçe bin yük yük götürürler. Ve niçe bin denk beyâz sekerled ve beyâz saya çukaları Frengistân'dan yük yük getirüp bu cezîrede mezkûr kök ile la‘l-gûn çukalar boyanup bu kökden her sene niçe yüz bin altun hâsıl olur. Anıniçün Venedik kâfiri bize Aya Mavra gibi kal‘a-i bî-hâsılı verüp yerine pür-mahsûl izakilse cezîresin aldı. Ammâ bu Zakilse bizim elimizde iken ol kökden kimsenin haberi olmayup Girid mankırı gibi bir fülûs-ı ahmer hâsıl olmazdı.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 263b ·
metinde göster ·
… da senin ne alâkan var? Bu dünyâ eski Tahtakal‘a gibi bir dâm-ı tezvîr yeridir.
Kimsenin
milki değildir. Aklın var ise Mısır'dan sen var yıkıl git. Ben öldüremedim, amm …
"Mısır'da senin ne alâkan var? Bu dünyâ eski Tahtakal‘a gibi bir dâm-ı tezvîr yeridir. Kimsenin milki değildir. Aklın var ise Mısır'dan sen var yıkıl git. Ben öldüremedim, ammâ bunda niçe bin cânı acımış âdemler vardır, anlardan bir gün seni biri öldürüp bednâmlık olur."
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y55a ·
metinde göster ·
… yokdur. Ve ta‘âmı başlı başına yerler, iki kişi bir yere gelüp yemezler ve bir
kimsenin
dahi ta‘âmın yemezler ve yedirmezler, meğer kendülerinin müsâfirleri ola.
Ve diyâr-ı Habeş'in mu‘temed âdemleridir. Bu kavmde aslâ kizb ü bühtân sâdır olmamışdır. Ve muharremâtdan şarâb ve hınzîr ve zî-rûh kısmı tenâvül etmek yokdur. Ve ta‘âmı başlı başına yerler, iki kişi bir yere gelüp yemezler ve bir kimsenin dahi ta‘âmın yemezler ve yedirmezler, meğer kendülerinin müsâfirleri ola.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y438b ·
metinde göster ·
… n münzevî olup gûnâgûn tevârihâtlar tetebbu‘ etmek müyesser olmamış idi, ve bir
kimsenin
sergüzeşt [ü] serencâmın ve bir musannif [ü] mü’ellifînin tahrîrâtın görüp Seyâ …
Zîrâ bu hakîr-i pür-taksîr bu müsevvedâtımız itmâmı mahalline gelince ekâlîm-i seb‘ayı geşt [ü] güzâr etdiğimiz elli bir sene olmuş idi. Kesret-i seyâhatden bir künc-i uzlethânede halkdan münzevî olup gûnâgûn tevârihâtlar tetebbu‘ etmek müyesser olmamış idi, ve bir kimsenin sergüzeşt [ü] serencâmın ve bir musannif [ü] mü’ellifînin tahrîrâtın görüp Seyâhatnâme'mize kayd etmemiş idik. Ammâ bu diyâr-ı Mısır'da üstâdımız Şeyh Alî Y 451a Şümürlisî hazretlerinden istimâ‘ etdiğimiz tefâsîr-i şerîflerden ve ehâdîs-i nebevîlerden mahalle münâsib âyet-i kerîme ve hadîs-i şerîfleri izn-i şerîfleri ile tahrîr eyledik.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y450b–Y451a ·
metinde göster ·