sanâyi‘ât: Bu şehrde gerçi cemî‘ ehl-i hıref mevcûd olup cümle kârları memdûhdu …
Sitayiş-i kâr [u] kisb-i sanâyi‘ât: Bu şehrde gerçi cemî‘ ehl-i hıref mevcûd olup cümle kârları memdûhdur, ammâ dağlarında mazusu gâyet çok olduğundan dabbâğlar keçi derisin dibâğet edüp sarı sahtiyânı olur kim gûyâ altun sarısıdır kim âdemin reng-i rûyı nümâyândır. Hattâ efvâh-ı nâsda darb-ı meseldir kim Kayserî sahtiyânı gibi kıcır kıcır öter derler. Pabucu ve mesti ve içi dârâyîli sarı tabanlı cizmesi rub‘-ı meskûnda yokdur. Cemî‘i vüzerâlara hedâyâ gider. (---)(---)(---)(---)66b
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 66a–66b ·
metinde göster ·
… ar edüp niçe bin züvvârlar evlere ve tekye-i Sarı Gâzî Sultân âsitânesine konup
kisb-i
tarâvet ederler.
Menzil-i karye-i Sarıkadı: Üsküdar mevleviyyeti nâhiyesinde bir hıyâbân-ı Acem-misâl bir koru içinde bir kûhî zemîn-i mesîregâhda bâğ u bâğçeli ve iki yüz aded hâneli bir ma‘mûr bir câmi‘li ve bir mekteb ve bir tekyeli ve bir hânlı ve bir hammâmlı dükkânsız bir ma‘mûr ve mahsûllü kurâdır kim kiraz mevsiminde cümle İslâmbol halkı niçe bin arabalar ile bunda gelüp hayme vü hargâhları ile meks edüp zevk u safâlar edüp niçe bin züvvârlar evlere ve tekye-i Sarı Gâzî Sultân âsitânesine konup kisb-i tarâvet ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 191b ·
metinde göster ·
Bu Malatıyye'nin yedi tevir elması İzmit şehrinde misket elması ve ferik elmasından lezîz ve âbdâr Hudâyî mümessek elması olur ammâ Kefe diyârının Sudak elması kadar iri değildir. Ancak otuz kırk dirhem gelir. Lâkin Cenâb-ı Perverdigâr bu Malatıyye elmalarına bir gûne renk vermişdir kim kırmızısı, kırmızı-sarısı ve yeşili ve gayrı elvânları cümle sun‘-ı Hudâdır kim asla bir renge müşâbehetleri yokdur. Hatta bir hânede beş on aded elma olsa râyiha-i tayyibesinden âdemin dimâğı mu‘attar olur. (...)(...) misl-i tüffâh ve billahi i‘tasam (...) ibâreti bu Malatıyye {elması} hakkında ola. Hatta bu Malatıyye zurefâları ve nâzenîn havâtinleri bu elmalar dırahtında iken şem‘-i asel ile bu elmalara ebyât-ı eş‘âr tahrîr ederler ve niçeler kâğıda ebyât-ı münâsibleri mıkrâs-ı lâ ile oyup elmalar üzre yapışdırup ol elmalar dırahtında iken kisb-i hevâdan tarâvet buldukda ve kamerin te’sîrinden rengâmîz hâsıl edüp elma kemâlin buldukça mezkûr kâğıdların ve şem‘-i asellerin altından al ve beyâz ve sarı hüsn-i hatlı beytler hâsıl olur kim her biri gûyâ birer sihr-i mübîndir. Bu elmaları ba‘dehû vilâyet vilâyet a‘yân [u] kibârlara ve bizzât pâdişâhlara hedâyâ götürürler. Bu dahi bir diyâra mahsûs değildir. Ve yedi gûne ayvası olur, danesi birer vukiyye gelir, ammâ papa ayvası ve ekmek ayvası gâyet âbdâr ve lezîzdir ve müşk-i anber-i hâmdan ziyâde râyiha-i tayyibesi var.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 195b ·
metinde göster ·
… hrinde sâkin olurdu. Vakt-i yayda yaylaya çıkup bu cebel-i Mardin'de sâkin olup
kisb-i
tarâvet edüp ibâdet ederdi. Hâlâ kûh-ı Mardin'de niçe gâr-ı azîmler vardır, and …
Bu kal‘a-i yed-i kudret hakkında niçe bin müverrihân-ı Arab u Acem ve Rûm u Yunaniyân ve gayrı milel-i edyân-ı bâtılân bizâyeleri zu‘munca çok evsâfın tahrîr etmişlerdir, ammâ târîh-şinâs Mıkdısî kavlince bu kal‘a-i Mardin'in imâretine sebeb bizzât Hazret-i Yûnus Nebî aleyhisselâm idi. Zirâ Yûnus Nebî vakt-i şitâda Musul kurbünde Beledü'l-hatîb şehrinde sâkin olurdu. Vakt-i yayda yaylaya çıkup bu cebel-i Mardin'de sâkin olup kisb-i tarâvet edüp ibâdet ederdi. Hâlâ kûh-ı Mardin'de niçe gâr-ı azîmler vardır, anda sâkin olup hâlâ savma‘a-i Yûnus Nebî derler bir gâr-ı yetîmân-ı kân-ı züvvârândır. Ol asırda bu cebele Kûh-ı Şâhika derlerdi. Bu cibâlin gârları içre bir ejderhâ peydâ olup Hazret-i Yûnus'a imân getürenlerden niçe bin ümmet-i Yûnus'u tenâvül etdi. Ba‘dehû Hazret-i Yûnus'dan niçe münkerîn mu‘cize isteyüp niçe bin kavm-i Yahûd. "Bu cebel-i Şâhika'da ejderi katl eyle, sana imân getirelim", dediler. Andan Hazret-i Yûnus aleyhisselâm nübüvvet kuvvetiyle ol ejdere bir taş urup katl edüp üç bin aded münkerîn İslâm ile müşerref olup bu cebelde sâkin olup Hazret-i Yûnus ile hem-civâr oldular ve günden güne bây oldular. Bu cebelde ejder hâsıl olduğundan bu kûh-ı bülende kûh-ı Mâr dediler. Bir sebeb-i tesmiyyesi dahi yine ümmet-i Yûnus Nebî'den bir ulu beğ var idi, mâl-ı firâvâna mâlik idi. Cenâb-ı Kibriyâ ana Yûnus Nebî du‘âsıyla ol sene ikiz doğar iki evlâdı hâsıl olup Hazret-i Yûnus isimlerini Merâdin deyü nâm buyururlar. Bu iki fetâ kırkar seneye bâliğ olduklarında Hazret-i Yûnus'un ta‘lîmiyle bu iki karındaş Cebel-i Mâr üzre bir sûr-ı kebîr edüp itmâm etdiklerinde Hazret-i Yûnus bu kal‘aya Merdeyn buyurdular. Zirâ iki merd-i meydân binâ etmişdir. Anınçün Merdeyn'den galat Mardin derler, ammâ diyâr-ı Acem'de yılan ve çıyan ve ejderhâ kânı olduğundan kal‘a-i Mâr-ı dîn derler. Diyâr-ı Arab'da kal‘a-i Şâhika derler, diyâr-ı Rûm'da Mardin derler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 210a ·
metinde göster ·
… Hazret-i Nûh'un gemisine rahne veren Sin Kayası üzre olan Mastaba-i Nûh'a gelüp
kisb-i
tarâvet ederdi. Günlerden bir gün bu Dârâ Şâh'ın bir câriye-i muğanniyesi hâmil …
Sebeb-i tesmiyye-i Cebel-i Sincâr: Bi-kavli müverrihân-ı Acem, bu cebel-i Sincâr Dârâ Şâh'ın kâhîce teberrüken Hazret-i Nûh'un gemisine rahne veren Sin Kayası üzre olan Mastaba-i Nûh'a gelüp kisb-i tarâvet ederdi. Günlerden bir gün bu Dârâ Şâh'ın bir câriye-i muğanniyesi hâmile iken Dârâ Şâh'ın ders-i Aristo olan müneccimînleri eyitdiler kim "Eğer bu câriye-i hâmile yarınki günde vaz‘-ı haml ederse doğan şehzâde başına âzâde olup cihângîr pâdişâh-ı Cem-cenâb ola", dediler. Hemân Melik Dârâ emr edüp câriye-i hâmileyi bir gün mu‘allaka eyleyüp vaz‘-ı haml etmeğe komadılar. Ertesi câriyeyi indirdiler. Derhâl bir şehzâde-i civân-baht rahm-ı mâderden müştakk oldu kim mihr [ü] mâh anın vech-i hüsnü yanında bî-fer bir şems [ü] kamer idi. Bu ma‘sûm-ı pâk rahm-ı mâderde üç yüz on dörd gün kalup tevellüd etdiğiyçün cemî‘i müneccimîn ve kâhinîn bu gulâmın ismine Sincâr dediler kim batn-ı ümde üç yüz on dörd gün kaldığına delâlet eder bir ism-i sultândır kim bu cebel ol şehzâde-i âzâdenin maskat-ı re’si olduğundan anın ismiyle müsemmâ olup cebel-i Sincâr derler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 213a ·
metinde göster ·
… ûbâtlarıyla gelüp üç ay kâmil zevk [u] safâ-yı işret-i germâ-germ-i germâb edüp
kisb-i
tarâvet ederek ten-dürüst olurlar. 245b{Ve bu germâbda} ebniyye-i azîmler il …
Evsâf-ı germâb-ı kal‘a-i Ercîş: Şimâlîsi tarafında Erzurûm râhı cânibinde bir hayli mesâfede sun‘-ı Hudâ-yı azîm bir ılıca vardır kim her sene kabak mevsiminde Van'dan Bitlîs ve Ahlat ve Kürdistân'dan niçe bin âdemler çadırlarıyla ve me’kûlât [u] meşrûbâtlarıyla gelüp üç ay kâmil zevk [u] safâ-yı işret-i germâ-germ-i germâb edüp kisb-i tarâvet ederek ten-dürüst olurlar. 245b{Ve bu germâbda} ebniyye-i azîmler ile âsâr-ı kadîmeler vardır kim binâ-yı İskender'dir derler. Ammâ germâbı bir değirmânı deverân etdirir gâyet ıssı sudur. Buhayre-misâl havzda cümle âşıkân ma‘şûklarıyla şinâverlik edüp koç kocağ olurlar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 245a–245b ·
metinde göster ·
ehl-i işgâlât: Bu Van halkı altı fırka ehl-i kârdır. Bir fırkası pâdişâh kuludu …
Der-beyân-ı kâr [u] kisb-i ehl-i işgâlât: Bu Van halkı altı fırka ehl-i kârdır. Bir fırkası pâdişâh kuludur kim hizmet-i kal‘aya me’mûrdur. Bir kâr u kisbde olamaz, meğer şehir içre tüccâr ola. Bir fırkası taşra diyârlara gider metâ‘ getirir sevdâgerândır. Bir fırkası ehl-i hırefdir ve bir sınıfı defterdâr aklâmların zabt eder a‘yân-ı hizmetdir ve bir tâ’ifesi ulemâ ve ehl-i cihetdir ve bir bölüğü bâğbân u huddâmânlardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 258b ·
metinde göster ·
… edir. Ammâ sayf u şitâda cemî‘i halkı damları üzre her gice serîrler üzre yatup
kisb-i
tarâvet ederler, gicesi latîfdir.
Ve hevâ-yı bâd-ı sabâ-yı diyâr-ı İrân: Bu Rey şehrinin hevâsı gayrı diyâr hevâsı gibi memdûh değildir, şiddet-i hâr üzredir. Ammâ sayf u şitâda cemî‘i halkı damları üzre her gice serîrler üzre yatup kisb-i tarâvet ederler, gicesi latîfdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 326a ·
metinde göster ·
ricâlât: Askerî tâ’ifesinin bir sınıfı rûmahiyye ve cevâzir ve gayrı hizmetler …
Der-zikr-i kâr [u] kisb-i ricâlât: Askerî tâ’ifesinin bir sınıfı rûmahiyye ve cevâzir ve gayrı hizmetler zabt ederler. Ve bir sınıfı Hind ü Sind ve Acem ü Yemen'e giderler, ankâ bâzergânlardır ve bir tâ’ife sûk-ı sultânîde ehl-i hıreflerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 342b ·
metinde göster ·
râcilân: Ekseriyyâ halkı Hindistân'a ve Çin'e ve Hıtây-ı Hoten'e varup cevâhir …
Der-kavli kâr [u] kisb-i râcilân: Ekseriyyâ halkı Hindistân'a ve Çin'e ve Hıtây-ı Hoten'e varup cevâhir ve müşk-i Hoten ve ûd ve amber ve niçe bin ıtriyyât makûlesi hoş-bû metâ‘ ve gayrı kâlâlar getirüp çârsû-yı hüsünde âdemin dimâğı mu‘attar olur.(---)(---)362a
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 361b–362a ·
metinde göster ·
ahâlî-i İmâdiyye: Bir sınıfı hânın hizmetinde askerî tâ’ifesidir kim şeb [u] rû …
Der-beyân-ı kâr [u] kisb-i ahâlî-i İmâdiyye: Bir sınıfı hânın hizmetinde askerî tâ’ifesidir kim şeb [u] rûz başlarında alaca serbendleri üzre cığalı ve turna telli ve zerdevâ ve sansar ve tilki kürklü ve atlas haftânlı ve beli şemşîrli ve kemerinde hançerli ve ayağında poçuklu pabuçlu kapu kullarıdır. Dâ’imâ kalkanlarıyla ve sâ’ir âlât-ı silâhlarıyla gezer hân nökerleridir. Ve bir sınıfı kavm-i tüccârdır kim Bağdâd'a ve Şehrezûl ve Musul ve Hasankeyfâ ve Mardin ve Diyârbekir'e metâ‘ götürürler. Ve bir zümresi alaca şal u şapik ve çarık kuşak giyüp kuşanup el-kâsibü habîbullah deyüp çârsû-yı bâzâr dükkânlarında ehl-i hırefdir. Ve bir fırkası ulemâ ve sulehâ-yı müfessirîn ü muhaddisînden kimesnelerdir kim Monlâ Şervî takrîri üzre "Diyâr-ı İmâdiyye'de kırk üç bin aded ulemâ-yı fuzalâ vardır kim tekâlîf-i örfiyyeden berîlerdir." deyü nakl etdi ammâ yine cümlesi pür-silâh hançeri belinde hîn-ı cengde kağan gibi destârı elinde cengâver şecî‘ ve bahâdır ulemâlardır. Bunlardan mâ‘adâ re‘âyâ şekilli âdemlerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 380a ·
metinde göster ·
ricâlât-ı Tokat: Evvelâ bir fırkası voyvadaya tâbi‘ ehl-i hizmet âvândır. Ve bi …
Der-ayân-ı kâr [u] kisb-i ricâlât-ı Tokat: Evvelâ bir fırkası voyvadaya tâbi‘ ehl-i hizmet âvândır. Ve bir zümresi ulemâ ve sulehâ ve meşâyih ve ehl-i cihetdir. Bir zümresinin ekseri ankâ tüccârdır ve bir sınıfının çoğu bâğbân u dihkân ve ehl-i sanâyi‘âtdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 24a ·
metinde göster ·
Bu dahi altmış birde cümle imârâtı ve âb [u] havâsı ve halkının kâr [u]
kisbi
ve lisânıyla memdûhdur. Paşa efendimizi bunda bulup şeref-i sohbetiyle müşerref …
Bu dahi altmış birde cümle imârâtı ve âb [u] havâsı ve halkının kâr [u] kisbi ve lisânıyla memdûhdur. Paşa efendimizi bunda bulup şeref-i sohbetiyle müşerref olup ertesi gün sene 1067 târîhinde Kırım Sultânı Mehemmed Giray Hân'ın Çolak Dedeş Ağa nâm ulağı Âsitâne-i sa‘âdet'den gelüp Kırım'a giderken Paşa efendimize mektûblar getirüp kırâ’at olundukda paşa acîb temâşâ olmuş {deyü},
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 31b ·
metinde göster ·
ricâlât: Bir sınıfı âvân-ı askerî gâzîleridir ve bir fırkası berr u bihâr tüccâ …
Ahvâl-i kâr [u] kisb-i ricâlât: Bir sınıfı âvân-ı askerî gâzîleridir ve bir fırkası berr u bihâr tüccârlarıdır ve bir zümresi ehl-i hidmetlerdir ve bir kavmi bâğbân u bağçevânlardır. Ve bir tâ’ifesi keştîbân-ı bahrîlerdir ve bir bölüğü ehl-i hıreflerdir. (---)(---)(---)(---)(---)
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 115b ·
metinde göster ·
ahâlî-i ricâlât: Bir fırka halkı serhad gâzîleridir. Bir zümresi ehl-i hidmetdi …
Der-kâr [u] kisb-i ahâlî-i ricâlât: Bir fırka halkı serhad gâzîleridir. Bir zümresi ehl-i hidmetdir ve bir sınıfı ehl-i esnâfdır ve bir kavmi ekseriyyâ tüccârdır ve bir bölük halkı paşalara ve ağavâtlara sekbân yazılup mîrî mâl tahsîl ederler. (---)(---)(---)(---)
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 131a ·
metinde göster ·
ehl-i esnâfât: Halkının bir fırkası tüccâr-ı berr [ü] bihârdır. Bir zümresi âvâ …
Der-ayân-ı kâr [u] kisb-i ehl-i esnâfât: Halkının bir fırkası tüccâr-ı berr [ü] bihârdır. Bir zümresi âvândır ve bir sınıfı ehl-i hırefdir. Biri ulemâ geçinirler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 171b ·
metinde göster ·
Hakîr dahi cemî‘i yârân-ı bâ-safâlar ile bu kavzaya girüp
kisb-i
safâlar edüp avdetde sayd [u] şikârlar edüp yine kasaba-i Düşeniçse'ye gelüp bi …
Hakîr dahi cemî‘i yârân-ı bâ-safâlar ile bu kavzaya girüp kisb-i safâlar edüp avdetde sayd [u] şikârlar edüp yine kasaba-i Düşeniçse'ye gelüp bir gece dahi mihmân olduk. Ertesi bize a‘yân-ı şehirden muhibb-i kadîmlerimiz bu hakîre yüz aded pür-silâh nâmdâr yiğitler koşup cümle ahbâb ile vedâlaşup cânib-i şarka 2 sâ‘atde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 39a ·
metinde göster ·
… uları pâk billûr gibi olup kulak şahmesi-misâl germ ü nerm olup ehl [ü] iyâlile
kisb-i
safâ etmeğe müsta‘id olur, bir nâfi‘ debbâğhâne ılıcasıdır. Ve bu mahalde niçe …
Havâss-ı âhar: Bu germâbın kaynağı mahallinden aşağı bir gûne balçık cem‘ olur. Ol balçıkdan bizim vâlideler ve hemşîreler avret yerlerine ve sîm-endâmlarına dürtseler nûre, ya‘nî hırızamdan a‘lâ bâb-ı rahm-i masdar yerlerin pâk ü pâkîze edüp bir ser-i mûdan eser komayup aşağı kapuları pâk billûr gibi olup kulak şahmesi-misâl germ ü nerm olup ehl [ü] iyâlile kisb-i safâ etmeğe müsta‘id olur, bir nâfi‘ debbâğhâne ılıcasıdır. Ve bu mahalde niçe hânelerde dahi ılıcalar vardır. Bu ılıcalar cihetinde Tabahâne varoşu ahâlîsinin zevk u safâları vardır. Andan,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 85b ·
metinde göster ·
ahâlî-i işgâlât: Halkının ekseri pür-silâh askerî tâ’ifesidir kim şeb [ü] rûz a …
Der-kâr [u] kisb-i ahâlî-i işgâlât: Halkının ekseri pür-silâh askerî tâ’ifesidir kim şeb [ü] rûz at üzre çete ve potura kovup gazâ ederler. Kâhî baş alup kâhîce baş verirler. Bir sınıfı a‘yân-ı kibârdır, bir zümresi tüccâr-ı berr [ü] bihârdır, bir sınıfı ehl-i sûk-ı sâhib-i kârdır, bir fırkası ulemâ-yı kübbârdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 87b ·
metinde göster ·
… mle kırılırlar. Hemân bunlar ekmek ve su vereler, gayri şey vermeyeler. Bunlara
kisb-i
havâ etdikleri yetişir. Bir iki günden dahi ziyâdece ta‘âmlar versinler, hemân …
"Amân sultânım, şimdi bu kadar ibâdullâh o kadar zifir ni‘metullâhı yeyince cümle kırılırlar. Hemân bunlar ekmek ve su vereler, gayri şey vermeyeler. Bunlara kisb-i havâ etdikleri yetişir. Bir iki günden dahi ziyâdece ta‘âmlar versinler, hemân bunları arabalara kosunlar ve kal‘a-i Uyvar'a götürsünler. Anda bunları Sadrıa‘zam kal‘a kulu etsinler. İsteyenleri vatan-ı aslîlerine gitsinler" dediğimde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 123a ·
metinde göster ·
… ayd olunup herkes hânesi önünde nehr-i Neretva içre gasl edüp şinâverlik ederek
kisb-i
tarâvet ederler.
Ve nehr-i Neretva'nın karşu garb tarafı sâfî gül [ü] gülistân ve murgistân-ı bâğ-ı cinân ve ravza-i rıdvân misilli hadîka-i bostânlardır kim beri şehir hânelerinin pençereleri cümle âb-ı revâna ve bu gül [ü] gülistâna nâzır hânedânlardır. Hattâ ba‘zı hânelerin fevkânî ve tahtânî maksûrelerinden nehr-i Neretva'dan gûnâ-gûn mâhîler sayd olunup herkes hânesi önünde nehr-i Neretva içre gasl edüp şinâverlik ederek kisb-i tarâvet ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 165a ·
metinde göster ·
… tmek ile sehel ıssıdır, ammâ taşra bardaklarda ve bir sâyedâr yerde sehel durup
kisb-i
havâ etdikde buz pâresi olup 166b gûyâ âb-ı kevser olur. Ve eyle lezîzdir kim …
İbtidâ tulû‘ı Çemerne yaylalarından âb-ı zülâl nâm selc-i rahmet olan karlı dağlardan gelüp kasaba-i Oluğ'a andan kasaba-i Foniç'e andan cânib-i kıbleye cereyân ederek bu şehr-i azîm-i Mostar'a bu nehr-i azîm Neretva-i kadîm uğrayup cemî‘i mahlûk-ı Hudâ'yı saky eder, ammâ yüz kulaç şehirden aşağı cereyân etmeğile bâğ u bâğçelere ve müşebbek bostânlara aslâ fâ’idesi olmayup cereyân ederek kal‘a-i Poçetel'e uğrar, andan kal‘a-i Gabele'ye, andan kal‘a-i Norin'de deryâ-misâl olup on sekiz yerden Venedik körfezine mahlût olur, lâkin kayalar içre cereyân etmek ile sehel ıssıdır, ammâ taşra bardaklarda ve bir sâyedâr yerde sehel durup kisb-i havâ etdikde buz pâresi olup 166b gûyâ âb-ı kevser olur. Ve eyle lezîzdir kim bu şehirde aslâ sâbûn ile esbâb yaykanmasa cümle esbâbları beyâz pembe-misâl eder. Ve ana ve nisâ tâ’ifesine gâyet nâfi‘ olup lahm u şahm sâhibi eder. Ve safrâ ve sevdâ ve balgamı izâle eder.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 166a–166b ·
metinde göster ·
havâ eder, ammâ cümle hânelerden ma‘mûr sarây-ı azîm Çengîzâde Ali Paşa'nın kal …
Ve cümle beş yüz aded tahta örtülü tahtânî ve fevkânî hâne-i zîbâları var kim her birinde birer uyûn-ı câriyeler revân olup bâğ-ı İremlerinde hezârân hezârın negamât [u] feryâdından âdem kisb-i havâ eder, ammâ cümle hânelerden ma‘mûr sarây-ı azîm Çengîzâde Ali Paşa'nın kal‘a gibi sarâyı serâpâ la‘l-gûn kırmızı kiremit örtülü bir hânedân-ı azîmdir kim müte‘addid kâ‘a ve dîvânhâneler ve matbah ve ıstabl ve fevkânî ve tahtânî cümle kârgîr binâ hücreler ile ârâste ve hareminde ve taşrasında hammâmlar ile pîrâste olmuş bir sarây-ı ma‘mûrdur kim Bosna {Sarâyı} diyârında böyle bir sarây-ı âbâdân yokdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 169b ·
metinde göster ·
memdûhât-ı sanâyi‘ât: Bu şehir halkının ekseriyyâ memdûh kâr [u] kisbleri gûnâ- …
Der-kâr [u] kisb-i memdûhât-ı sanâyi‘ât: Bu şehir halkının ekseriyyâ memdûh kâr [u] kisbleri gûnâ-gûn at eğerleri ve Tatar şıdakları, ya‘nî kamçılar ve kücügen yelekli okları ve Sarây'ın ak kenârlı bezleri ve münakkaş gömlekler[i] bir diyârda olmazdır. (---)(---)
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 128a ·
metinde göster ·
ehl-i sanâyi‘ât-ı üstâdân: Yüz altmış yedi gûne ehl-i hırefleri gâyet üstâd-ı k …
Der-kâr [u] kisb-i ehl-i sanâyi‘ât-ı üstâdân: Yüz altmış yedi gûne ehl-i hırefleri gâyet üstâd-ı kâmillerdir, ammâ derzisi ve kuyumcuları ve pabuççuları ve keçe seccâde yapıcıları gâyet üstâdlardır. Dahi ekseriyyâ halkı ankâ tüccârlardır kim bal ve yağ ve üsârâlar alup satarlar bir alay bâzergân âdemleri çokdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 141b ·
metinde göster ·
ehl-i işgâl-i masnû‘ât: Her ehl-i hırefin kâr-ı zîbâları var ammâ ekseriyyâ hal …
Der-kâr [u] kisb-i ehl-i işgâl-i masnû‘ât: Her ehl-i hırefin kâr-ı zîbâları var ammâ ekseriyyâ halkı cümle ankâ tüccârlardır kim Arapça deyü kâr [u] kisb edüp ekseriyyâ bahren Mısır'a giderler ve Frengistân'da dahi ticâret ederler. Bir fırkası ehl-i hidmet ve biri tâlib-i ilm ve biri ehl-i hıref ve biri du‘âgûyânlardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 229a ·
metinde göster ·
ahâlî-i işgâlât: Ekseriyyâ halkı kavm-i tüccârdır, zîrâ bânîsi dahi tüccâr oldu …
Der-kâr [u] kisb-i ahâlî-i işgâlât: Ekseriyyâ halkı kavm-i tüccârdır, zîrâ bânîsi dahi tüccâr olduğundan mün‘im ve garîb-dost merd-i meydân kişileri vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 236b ·
metinde göster ·
… geçirüp bir vukıyye yükü Hanya'dan orduya birer timine taşıyup ol kadar kâr [u]
kisb-i
azîme edüp mâl-ı Kârûn'a mâlik olup orduyu ganîmet etdiler.
Ba‘dehu Anatolu'dan Hayırlıoğlu ve Gergerlioğlu nâm kirâcılar iki bin aded kirâ bârgîrleri ve kirâ katırları geçirüp bir vukıyye yükü Hanya'dan orduya birer timine taşıyup ol kadar kâr [u] kisb-i azîme edüp mâl-ı Kârûn'a mâlik olup orduyu ganîmet etdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 288b ·
metinde göster ·
Der-kâr [u] kisb-i ehl-i işgâlât: Ekseriyyâ halkının memdûh kârları çokdur, ammâ sarrâchânesi işleri ve seccâde ve döşeme yan keçeleri yapup nâzük kilimler dokurlar. Ve
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 382b ·
metinde göster ·
… hitân-ı bintân ve sûr-ı hitân-ı sıbyân ve hüsniyyât-ı ahâlî-i Mısır ve kâr [u]
kisb-i
fukarâ ve sergüzeşt-i hakîri beyân eder.
(---) 65 varakda, der-vasf-ı tâc-ı Fir‘avn ve sûr-ı hitân-ı bintân ve sûr-ı hitân-ı sıbyân ve hüsniyyât-ı ahâlî-i Mısır ve kâr [u] kisb-i fukarâ ve sergüzeşt-i hakîri beyân eder.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y455b ·
metinde göster ·