… ykara zevkleri ederler. Ve yine cemî‘i ehl-i sanâyi‘ bu bostân faslında kâr [u]
kisblerine
meşgûl olup cemî‘i ma‘kûlât [u] meşrûbât mevcûddur. Niçe bin âdem şehre çıkup g …
Evvelâ cümleden meşhûr-ı âfâk olan diyâr-ı Rûm-ı Yunan'da Konya Merâmı ve Adalya'da İstanâz bâğı ve Mısır'da Feyyûm bâğı ve Şâm'da Mencik bâğı ve Darende'de Darende bâğı ve Malâtıyye'de Aspuzan bâğı; cümle bunlar meşhûr-ı âfâk olup manzûrumuz olduğu üzre evsâfları tahrîr olunmuşdur. Ammâ bu Diyârbekir sâhil-i Şattu'l-Arab'da olan Reyhân bâğı ve müşebbek bostânı Rûm u Arab u Acem'de nazîri yokdur. Kaçan kim evvel-bahâr faslında Şattu'l-Arab'un tuğyânı mahalli ubûr edüp mâ’-ı zülâli ber-karâr cereyân etmeğe başladıkda Diyârbekir ahâlîsinin bây [u] gedâsı cümle ehl [ü] ıyâlleriyle sâhil-i Şatt'a rıhlet edüp kenâr-ı bahrde âbâ vü ecdâdlarından irsile intikâl etmiş hudûdlarında hayme vü hargâhlariyle meks edüp bostânlarına kavun ve karpuz ve gûnâ-gûn sebzevât ve şükûfe eküp kâr ederler. Ammâ bunda bir gûne reyhân ekerler kim herkesün hudûdu kenârında eküp bir ayda gûyâ olup mızrak kaddi oldukda ol reyhândan 208a içerisi görünmek ihtimâli yokdur. Ve Şattu'l-Arab kenârında cümle külbe-i ahzânlarının der-i dîvârları ve bâbları ve sütûhları cümle reyhândandır. Ve cümle reyhânın yine kökleri zemînde olup cemî‘i bergleri sebz-gûn olup durmadadır ve dâ’imâ zemînden tarâvet bulup büyümededir. Bir hâne reyhân dîvârından görünmek ihtimâli yokdur. Tâ bu mertebe sık reyhânlı külbe-i reyhânlardır kim şeb [u] rûz içinde sâkin olan merd [ü] zenânun dimâğları reyhân ve sâ’ir gül [ü] gülistân [ve] ergavânistân [u] sünbülistânından mu‘attar olur. Ve her bâğun harem bâğları dahi böyle reyhândan külbe-i seyrânlardır. Ve her külbede havz u şadırvânlar cümle Şat nehrindendir. Her bâğ u bostânlar mâ-beyninde Şatt'ı tur‘a tur‘a ve fırka fırka edüp müşebbek bostânlara cereyân etdirmişlerdir. Kâmil yedi ay bu Şat kenârında gece gündüz bir hây [u] hûy ve sâz [u] işret edüp Hüseyn-i Baykara zevkleri ederler. Ve yine cemî‘i ehl-i sanâyi‘ bu bostân faslında kâr [u] kisblerine meşgûl olup cemî‘i ma‘kûlât [u] meşrûbât mevcûddur. Niçe bin âdem şehre çıkup gûnâ-gûn kâr edüp yine ba‘de'l-asr gürûh-gürûh kenâr-ı Şat'da bâğlarına gelüp zevk u safâya meşgûl olurlar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 207b–208a ·
metinde göster ·
… . Ahâlîsi dahi muhibb-i Hânedân ve Şî‘îler ve gâyet ankâ kimesnelerdir. Kâr [u]
kisbleri
Hazret-i Alî züvvârlarının tasadduk nezerâtlarıyla ve hurma bâğları ve mahsûliy …
Eyâlet-i Bağdâd'da ve nâhiye-i Rûm Nâhiye'de nehr-i Furât (---)(---) bir vâdîde gül-i gülistân ve sünbül ü reyhânistân u nahlistân içre (---) aded hâk-i pâk ile mestûr hâne-i ma‘mûrlardır. Ammâ ekserî fevkânî mükellef hânedânlardır. Ahâlîsi dahi muhibb-i Hânedân ve Şî‘îler ve gâyet ankâ kimesnelerdir. Kâr [u] kisbleri Hazret-i Alî züvvârlarının tasadduk nezerâtlarıyla ve hurma bâğları ve mahsûliyle geçinir âdemlerdir. Bu kasaba-i şîrîn cümle (---) aded mihrâbdır. Cümleden ma‘mûr u mükellef ü müzeyyen âsitâne câmi‘-i Hazret-i Alî'dir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 353b ·
metinde göster ·
… ammâ görmedim. Bir alay ehl-i sünnet ve'l-cemâ‘at âdemlerdir kim kendi kâr [u]
kisblerinde
bir alay fukarâlardır. Cümle kurâları meşe ve pelîd ve ahlad armudu ormanlarınd …
Evvelâ karye-i Çayırlı. Yüz evli ve bir câmi‘li Çıtak kavmi köyüdür. Andan Güllü köy. Anda bir kan keşfinden 31b kırk bin akçe ve yüz aded koyun alup bir gece mihmân olduk. Bu nâhiye kurâlarına Deliorman derler, Silisre nâhiyeleridir. Ahâlîsi içün "şâhseven" ve "Mum söndüren" ve "şâh pabucundan su içen" derler, ammâ görmedim. Bir alay ehl-i sünnet ve'l-cemâ‘at âdemlerdir kim kendi kâr [u] kisblerinde bir alay fukarâlardır. Cümle kurâları meşe ve pelîd ve ahlad armudu ormanlarında olmak ile Deliorman vilâyeti derler, yüz altmış pâre kurâlardır. Andan yine cânib-i şimâle bir günde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 31a–31b ·
metinde göster ·
… ded dükkânları var, ammâ bezzâzistânı yokdur ve halkı cümle Etrâk'dir kim kâr ü
kisbleri
bâğçevânlıkdır, zîrâ bu Bâzâr köyünün bâğları meşhûr olup İslâmbol'u âveng üzüm …
Ve cümle yüz aded dükkânları var, ammâ bezzâzistânı yokdur ve halkı cümle Etrâk'dir kim kâr ü kisbleri bâğçevânlıkdır, zîrâ bu Bâzâr köyünün bâğları meşhûr olup İslâmbol'u âveng üzümüyle bir yıldan bir yıla bu şehir bâğları besler. Anıniçün halkı bâğbân ve zenginlerdir ve cümle yeniçeri geçinirler. Kefere ve meyhâne ve bozahâneleri yokdur, ammâ kahvehâne-i mesâvîhâneleri vardır. Çelebi kahvesi ve Çârdâk kahvesi mecma‘ü'l-irfân bir cây-ı ârâmgâhdır, ammâ âb [u] havâsı sehel sakîldir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 83b ·
metinde göster ·
budur. Bir fırkası ekseriyyâ tüccârlardır kim Belgrad'a ve Üsküb'e ve Selânik'e …
Ve halkının kâr [u] kisbleri budur. Bir fırkası ekseriyyâ tüccârlardır kim Belgrad'a ve Üsküb'e ve Selânik'e gidüp gelirler. Bir fırkası gâzîyân-ı mücâhidânlar, bir zümresi avân-ı şer‘-i şerîfdir. Ve bir sınıfı bâğbândır ve bir kavmi âlimândır ve bir tâ’ifesi ehl-i hıref esnâfândır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 153b ·
metinde göster ·
… rı cümle bâğlardır kim cümle kırk bin bâğdır, derler. Ve cümle halkının kâr [u]
kisbleri
şarâb yapmak ve hamr satmakdır.
Nehr-i Banya Ejder ya‘nî Ejder Ilıcası suyu kenârında bir dereli yerde cânib-i erba‘ası havâleli dağları ve rağları ve yakın ve ırağları cümle bâğlardır kim cümle kırk bin bâğdır, derler. Ve cümle halkının kâr [u] kisbleri şarâb yapmak ve hamr satmakdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 8b ·
metinde göster ·
… yigirmi üç bin aded bâğları vardır. Ve gâyet Ferhâd-vâr rencberlik edüp kâr [u]
kisblerine
mukayyed şecî‘ ü fetâ Arnavud gâzîleri var. Gayri millet bu şehirde yokdur.
Bir sınıfı buheyresinde sayyâd-ı mâhîlerdir; bir bölüğü askerî tâ’ifesidir; ve bir zümresi tüccârân-ı berr [ü] bihârdır; ve bir fırkası ehl-i sanâyi‘dir; ve bir kabîlesi sûhtevât ulemâlarıdır; ve bir kavmi bâğbândır, zîrâ cümle yigirmi üç bin aded bâğları vardır. Ve gâyet Ferhâd-vâr rencberlik edüp kâr [u] kisblerine mukayyed şecî‘ ü fetâ Arnavud gâzîleri var. Gayri millet bu şehirde yokdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 34b ·
metinde göster ·
ehl-i zevk olup ipden at yuları işleyüp kifâflanırlar. Tâ bu mertebe kâr sâhibi …
Kâr-ı vilâyet-i ahâlîsi: Cümle halkının kâr [u] kisbleri ehl-i zevk olup ipden at yuları işleyüp kifâflanırlar. Tâ bu mertebe kâr sâhibi âdemleri var kim efsâr-ı Vireca meşhûr-ı âfâkdır. Bu şehrin efsâr-ı fisâr-ı fitrâk yularları çok olmağile bu fisâr yularları bu şehrin fertûte-i mekkâre zenâneleri kocalarının başlarına yularlar geçirüp ellerin fitrâk, ya‘nî terki bağlarıyla bağlayup kocaların yularlar ile keşân-ber-keşân çeküp murâd [u] merâmı olan yere götürürler. Tâ bu mertebe sehereleri ve bu kadar mağlûb-ı zenân meshûr ve ebleh âdemleri var. Cenâb-ı Kibriyâ ibâdların mekr-i zenândan hıfz ede. Bu tafsîlden murâdımız zemm ü nemm ü kadh değildir, ancak tenbîhü'l-gâfilîndir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 57a ·
metinde göster ·
… müstağnî oldular. Cümle meyvesi ve havâsı ve halkının reng-i rûyları ve kâr [u]
kisbleri
ve libâsları ve lisânları cümle Budinli gibidir, ammâ şehri koz içi gibi ma‘mûr …
Ve cemî‘i halkı garîb-dost halûk ve hüsn-i ülfet sâhibi âdemler[dir]. Ve sahrâ-yı Üstürgon'un nısfı bâğ u bâğçe ve müşebbek bostânlardır. Hattâ kal‘anın cânib-i kıblesinde top altında bârûdhâne olan yerde kefere zamânı İrşek şehri nâmıyla bir şehr-i müzeyyen var imiş, gûyâ İremezâtü'l-imâd imiş. Hâlâ der [ü] dîvârdan bir eser kalmayup ol kadar bâğ u bâğçe ve nahlistân u gülistândır kim gûyâ ravza-i cinândır kim bu bâğların bir ucu tâ Süleymân Hâ[n] depesine varır ve bir ucu kal‘adan bir top menzili alarka tâ Şoşkot deresine varınca serâpâ bâğlardır kim Âl-i Osmân askerine "Salâdır mahsûlümüz helâl olsun" dediklerinde cümle guzât gûnâ-gûn meyve-i âbdâr yemeden müstağnî oldular. Cümle meyvesi ve havâsı ve halkının reng-i rûyları ve kâr [u] kisbleri ve libâsları ve lisânları cümle Budinli gibidir, ammâ şehri koz içi gibi ma‘mûrdur ve sancağı dahi ma‘mûrdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 98a ·
metinde göster ·
… kâr [u] kisb-i memdûhât-ı sanâyi‘ât: Bu şehir halkının ekseriyyâ memdûh kâr [u]
kisbleri
gûnâ-gûn at eğerleri ve Tatar şıdakları, ya‘nî kamçılar ve kücügen yelekli okla …
Der-kâr [u] kisb-i memdûhât-ı sanâyi‘ât: Bu şehir halkının ekseriyyâ memdûh kâr [u] kisbleri gûnâ-gûn at eğerleri ve Tatar şıdakları, ya‘nî kamçılar ve kücügen yelekli okları ve Sarây'ın ak kenârlı bezleri ve münakkaş gömlekler[i] bir diyârda olmazdır. (---)(---)
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 128a ·
metinde göster ·
… dır. Ve cânib-i erba‘ası kumsaldır. Ve halkı cümle müslim Çerkesdir. Ve kâr [u]
kisbleri
balık avlamakdır ve tokmak kayışından Çerkes kamçıları yapmakdır. Gerçi mahbûbl …
Ve bu varoşun cümle evleri dahi serâpâ toprak örtülüdür. Ekseriyyâ kamışdan ve çalaş malaşdan mebnî müfîd [ü] muhtasar evlerdir kim cümle yedi yüz evlerdir. Ve cümle dîvârları sazlardan örülüdür. Gerçi evleri sazdır, ammâ hevâsı yazdır ve ekseriyyâ halkı beyâzdır, ammâ güzelleri azdır. Ve cânib-i erba‘ası kumsaldır. Ve halkı cümle müslim Çerkesdir. Ve kâr [u] kisbleri balık avlamakdır ve tokmak kayışından Çerkes kamçıları yapmakdır. Gerçi mahbûbları azdır, ammâ uzdur. Hattâ Temrik güzeli deyü vilâyet-i Kazan'da ve vilâyet-i Alatır [ve] vilâyet-i Ejderhân ve şehr-i Sarây'da meşhûr.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 145b ·
metinde göster ·
birbirlerinin köyleri ve kabakları ve pişkövlerin vurup geçmekdir, ammâ eyle hı …
İlâ hâze'l-ân kâr [u] kisbleri birbirlerinin köyleri ve kabakları ve pişkövlerin vurup geçmekdir, ammâ eyle hırsızlardır kim sürmeden gözü çalup sürme yerinde kalır tâ bu mertebe harâmîlerdir. Ammâ müsâfirlerinin bir dâne-i hardalları uğuruna ölücülerdir. Herkes konağın yedirüp içirüp (...) konakbânlık edüp bir köye dahi iletüp vâsıl eder. Eğer (...)de bir boğası ve bir yay ve bir ok ve bir mahreme el-hâsıl iğne ve iplik ve ibrîşemden cüz’î ve küllî her ne versen memnûn olurlar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 150a ·
metinde göster ·
… guruş dahi bunda yokdur. Ancak gelüp giden bâzergânlarda çokdur. Cümle kâr [u]
kisbleri
bunların dahi her metâ‘ı birbirleriyle değiş ve dokuş ile geçinirler.
Ve altun ve guruş dahi bunda yokdur. Ancak gelüp giden bâzergânlarda çokdur. Cümle kâr [u] kisbleri bunların dahi her metâ‘ı birbirleriyle değiş ve dokuş ile geçinirler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 164b ·
metinde göster ·
… şemşîr-bâz merrîh gibi cellâd-ı felek hûnhâr âdemleri var. Şeb [ü] rûz kâr [u]
kisbleri
kılıç ile geçinmekdir, ammâ cümlesi şecî‘ ve gâziyân bahâdırânlardır.
Der-kavl-i kehene-i sülefâ: Bu kal‘a-i Azağ'ın tâli‘-i imâreti burc-ı akreb beyt-i merrîh-i mâîde bulunduğiyçün halkı merrîh sıfat gazûb ve bî-rahm ve gaddâr ve kattâl ve şemşîr-bâz merrîh gibi cellâd-ı felek hûnhâr âdemleri var. Şeb [ü] rûz kâr [u] kisbleri kılıç ile geçinmekdir, ammâ cümlesi şecî‘ ve gâziyân bahâdırânlardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 186a ·
metinde göster ·
… mî‘i ahâlîsi i‘tidâl üzre vezn-i mîzân gibi geçinüp kendi hâllerinde ve kâr [u]
kisblerinde
bir alay tüccâr kavmidir. Bir sınıfı a‘yân-ı kibârdan ehl-i hidmetdir. Ve bir z …
Hattâ bu şehrin tâli‘-i imâreti burc-ı mîzânda bulunmak ile mîzân hükmünce cemî‘i ahâlîsi i‘tidâl üzre vezn-i mîzân gibi geçinüp kendi hâllerinde ve kâr [u] kisblerinde bir alay tüccâr kavmidir. Bir sınıfı a‘yân-ı kibârdan ehl-i hidmetdir. Ve bir zümresi âlimân-ı sâlihân-ı mü’minân-ı muvahhidân e’imme ve hutebâ ve mecma‘-ı ulemâ, menba‘-ı fuzalâ ve mesken-i şu‘arâdır. Ve ehl-i sanâyi‘leri gâyet âlüfte ve âşüfte âdemlerdir kim beyt-i zührede bulunduklarından cümle hevâyî san‘at olup sâz söz ve çeng-i rebâb ve def kudûm ve nây musikâr ve santûr ve tanbûr ve tanbûra-misâl sâzlara mâyillerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 221a ·
metinde göster ·
çufudlar iledir kim ankâ bâzergânları gâyet çokdur. 229a
Der-âğâze-i lehçe-i mahsûs-ı ağayân: Ekseriyyâ halkı dörd lisân üzre kelimât ederler, ammâ fasîh ve belîğ Türkçe bilirler ve Rûmca ve Bulgarca dahi bilirler, ammâ lisân-ı Yahûdî'yi gâyet çok bilirler, zîrâ şeb [ü] rûz ihtilât-ı kâr [u] kisbleri çufudlar iledir kim ankâ bâzergânları gâyet çokdur. 229a
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 228b–229a ·
metinde göster ·
Ve cümle memdûhâtlarından ekseriyyâ halkının kâr [u]
kisbleri
çemşir kökünden ve karaçalı kökünden ve erik ve kızılcık ağaçları özlerinden gû …
Ve cümle memdûhâtlarından ekseriyyâ halkının kâr [u] kisbleri çemşir kökünden ve karaçalı kökünden ve erik ve kızılcık ağaçları özlerinden gûnâ-gûn musanna‘ kaşıklar ve keşkül ve zerdesteler yapup kifâf-ı nefs ederler. Ve vilâyet vilâyet bu şehrin kaşıklarından hedâyâ götürürler. Ve Bursa'nın imâm lülesi kadar meşhûr lüle-i duhân işlenir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 230b ·
metinde göster ·
… yri yerlerin mahsûlleri gibi çok mahsûl hâsıl olmaz. Ekseriyyâ halkının kâr [u]
kisbleri
serviden keraste ağaçları kesüp servi odunu ve servi tahtaları ve gayri ağaçlar …
Andan dördüncü nev‘a halkının reng-i rûyları isfakiye kavmidir kim âb [u] hevâsı yaylak-ı azîm olup kışları ziyâde olduğundan limon turuncu ve nârı ve inciri ve zeytûnu ve hurmâsı olmaz, ammâ câ-be-câ bâğçelerinde engûrları ve gûnâ-gûn müsmirâtları ve gayri me’kûlât [u] meşrûbâtları nâdir olur. Lâkin kestânesi ve kızılcığı ve kış elması çok olup câ-be-câ kuytu yerlerinde bâğları vardır ammâ engûrü lezîz olmayup hoş-horca olur, ammâ gayri yerlerin mahsûlleri gibi çok mahsûl hâsıl olmaz. Ekseriyyâ halkının kâr [u] kisbleri serviden keraste ağaçları kesüp servi odunu ve servi tahtaları ve gayri ağaçlardan kerasteler kesüp cânib-i erba‘adaki kılâ‘ u şehirlere götürüp fürûht ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 325b ·
metinde göster ·
Ammâ bu Aya Mavra yol uğrağı yer olmamak ile halkının garîb ü gurebâları sâ’ir diyâr halkıyla hüsn-i ihtilâtları yokdur, ammâ gâyet bahâdır ve şecî‘ ve yarar dilâver erlerdir kim bunlar Frengistân'ın gözlerine diken olmuşlardır. Bunların dahi lisânları Urûmca çalup fasîh ü belîğ Rûm lisânı ve Freng zebânı tekellüm ederler. Lâkin hevâsı sakîldir. Cezîre yerdir, her bâr gâzîleri firkatelere süvâr olup Dib Frengistân'ı urup mâl-ı ganâ’imleriyle mansûr u muzaffer Aya Mavra'ya gelüp gazâ mâlların bahş-i kalenderî edüp tâ müflis mendebûr olunca ayş [u] ışret edüp yine sefere giderler. Kâr [u] kisbleri budur ammâ gâyet musallî yiğitleri vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 343b ·
metinde göster ·
Bu halkın geçinişleri cümle bi-şartı's-selâmedir. Ekseriyyâ kâr [u]
kisbleri
zeytûn ve zeytûnyağı çıkarup vilâyet vilâyet götürüp fürûht edüp kâr ederler.
Bu halkın geçinişleri cümle bi-şartı's-selâmedir. Ekseriyyâ kâr [u] kisbleri zeytûn ve zeytûnyağı çıkarup vilâyet vilâyet götürüp fürûht edüp kâr ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 352b ·
metinde göster ·
… ehl-i esnâf ehl-i hıref mevcûd olup ammâ ekseriyyâ halkı Arapça deyüp kâr [u]
kisbleri
ticâretdir kim vilâyet vilâyet metâ‘ götürüp getirirler. Bir sınıfı avândır. Bi …
Der-kâr-ı sanâyi‘ât-ı masnû‘ât-ı mütenevvi‘ât: Cümle ehl-i esnâf ehl-i hıref mevcûd olup ammâ ekseriyyâ halkı Arapça deyüp kâr [u] kisbleri ticâretdir kim vilâyet vilâyet metâ‘ götürüp getirirler. Bir sınıfı avândır. Bir zümresi âlimândır. Bir fırkası ehl-i esnâfândır kim çoğu şehir içre gazzâz ve sarrâc ve kuyumcu ve haffâf ve kazgancı ve debbâğdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 360a ·
metinde göster ·
… çuka boyası eğirler, acâ’ib meşhûr temâşâ boyalardır. Ve cümle halkının kâr [u]
kisbleri
bu boya kökleridir kim Frengistân'a götürürler, acâ’ib râyicdir. Cemî‘i vilâyet …
Bu kasaba-i Resna'nın memdûhâtından kestânesi ve kış emrûdu ve dağlarında kırmızı ihrâm boyası kökleri ve çuka boyası eğirler, acâ’ib meşhûr temâşâ boyalardır. Ve cümle halkının kâr [u] kisbleri bu boya kökleridir kim Frengistân'a götürürler, acâ’ib râyicdir. Cemî‘i vilâyetlerden bâzergânları gelüp niçe bin kök boya köklerin bağlayup vilâyet vilâyet boya kökü götürürler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 372a ·
metinde göster ·
… â ticâret ile geçinirler. Ekinleri ve gılâl mahsûlleri yokdur. Cümlenin kâr [u]
kisbleri
şehrinin cânib-i erba‘asında ikişer sâ‘atlik yer dağlar serâpâ bâğlardır. İncîr …
Ammâ cümlesi garîb dostlardır, zîrâ ticâret ile geçinirler. Ekinleri ve gılâl mahsûlleri yokdur. Cümlenin kâr [u] kisbleri şehrinin cânib-i erba‘asında ikişer sâ‘atlik yer dağlar serâpâ bâğlardır. İncîri ve üzümü meşhûrdur, anın ile geçinirler. Tâ Afyon Karahisârı'ndan ve Tavşanlı şehrinden katırcılar gelüp bu şehre buğday getirüp üzüm kurusuyla değişirler. Halkının kâr [u] kifâfları bu gûnedir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y24b ·
metinde göster ·
bâğ u bâğçesi cihânı zeyn etmişdir. Ve üzümü gâyet âbdar ve lezîz üzüm kurusu o …
Ve cümle halkının kâr [u] kisbleri bâğ u bâğçesi cihânı zeyn etmişdir. Ve üzümü gâyet âbdar ve lezîz üzüm kurusu olup ekin ocağı olmamağile Kütâhiyye ve Karahisâr'dan ve etrâf nevâhîlerden niçe bin deve yükü hınta gelüp üzüm ile mübadele ederler. Ve bu şehrin bâzârı günü acâ’ib cem‘iyyet-i kübrâ olup niçe bin âdem cem‘ olur. Ve halkı cümle Etrâkdir. Kelimâtlarında lehce-i mahsûsaları beyân olunur:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y28a ·
metinde göster ·
… iplik götürürler. Gûyâ harîr-i hâm-ı Lahîcândır. Cümle bay u gedâsının kâr [u]
kisbleri
bu iplikdir.
Ve Tire ipliği ta‘bîr etdikleri beyâz iplik bu şehre mahsûsdur, gayri diyârlarda olmak ihtimâli yokdur. Cemî‘i dâr [u] diyârlara bundan tüccârlar niçe bin yük iplik götürürler. Gûyâ harîr-i hâm-ı Lahîcândır. Cümle bay u gedâsının kâr [u] kisbleri bu iplikdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y87a ·
metinde göster ·
ve kifâf-ı nefsleri bâğbânlık eylemek ile geçinirler ve hayli mâl tahsîl ederle …
Ve her bâğda birer külbe-i ahzân-hâne ve beşer altışar soffa sergi-hâne ve beşer altışar şıra-hâne havz-ı azîmler mukarrerdir. Zîra cemî‘i halkının kâr [u] kisbleri ve kifâf-ı nefsleri bâğbânlık eylemek ile geçinirler ve hayli mâl tahsîl ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y90b ·
metinde göster ·
… vilâyetine müstevlî olur, başka bâzergânları vardır. Ve cemî‘i halkının kâr [u]
kisbleri
beyâz bezdir.
Ve memdûhâtından pembesi ve pembe ipliği ve beyâz ve rakîk ü nazîf sâdelik bezi, Acem bezinden latîf olur. Niçe bin yük bezi Rûm vilâyetine müstevlî olur, başka bâzergânları vardır. Ve cemî‘i halkının kâr [u] kisbleri beyâz bezdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y95b ·
metinde göster ·
… ur. Ekseriyyâ halkı fukarâlardır. Üzerlerine nühûset müstevlî olmuş, zîrâ kâr u
kisbleri
tütün fürûht edüp ekerler.
Menteşe sancağında paşa hâssıdır, voyadalıkdır. Ve yüz elli akçe şerîf kazâdır ve nâhiyesi (---) kurâdır. Kethudâyeri yokdur, ammâ serdârı vardır. Ve a‘yânı yokdur. Ekseriyyâ halkı fukarâlardır. Üzerlerine nühûset müstevlî olmuş, zîrâ kâr u kisbleri tütün fürûht edüp ekerler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y101a ·
metinde göster ·
… âzâr yokdur. Hemân serâpâ bâğ u bâğçesi cihânı dutmuşdur. Cemî‘i halkının kâr u
kisbleri
kuru üzüm ve incîr ve şîra-i âbdârdır.
Ve bu kal‘anın şarkı ve garb cânibi limandır. Ammâ büyük liman şimâl ile garbdadır. Ve bu kal‘anın nısfı deryâda ve nısfı karadadır. Ve taşrasında aslâ varoş evleri yokdur ve hân ve câmi‘ ve hammâm ve çârsû-yı bâzâr yokdur. Hemân serâpâ bâğ u bâğçesi cihânı dutmuşdur. Cemî‘i halkının kâr u kisbleri kuru üzüm ve incîr ve şîra-i âbdârdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y103b ·
metinde göster ·
… olduğundan mevz-i Veys el-Karanî bunda hâsıl olur. Niçe bin âdemlerinin kâr [u]
kisbleri
bu mevzdir. On bir yük akçe senevî hâsıl olur, gâyet mahsûldar köydür. Ammâ bi- …
Karye-i Burter: Bir dere içre vâki‘ olmuş iki yüz fellâh evli ve bir câmi‘li bir ma‘mûr belîdedir. Beyrût hâkiminin hâssıdır. Voyvadası hükûmet eder nâhiyedir. Âb [u] hevâsı lâtif olduğundan mevz-i Veys el-Karanî bunda hâsıl olur. Niçe bin âdemlerinin kâr [u] kisbleri bu mevzdir. On bir yük akçe senevî hâsıl olur, gâyet mahsûldar köydür. Ammâ bi-emrillâh Yemen'den sonra bu mertebede olan mevz bir diyârda olmaz. şâm ve Haleb ve Mısır'a bundan Y 191b niçe bin deve yükü gider.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y191a–Y191b ·
metinde göster ·
dihkânî ya‘nî ekinci idi. Zirâ‘at edüp müsâfirlerin toylardı. Ve Haleb şehrinde …
Kâr [u] kisbleri dihkânî ya‘nî ekinci idi. Zirâ‘at edüp müsâfirlerin toylardı. Ve Haleb şehrinde P 97b sâkin iken bir beyâz ineği var idi, anın südüyle cemî‘i halkı ziyâfet edüp ikrâm ederdi. Ve peynir ve kaymak îcâd etmek bunlardan kaldı. Ve ol beyâz inek Haleb'de fevt olup ince Kına'da defn etmişlerdir. Anıniçün Haleb'e Halebü'ş-şehbâ derler, ya‘nî beyâz inek yeri demek olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y229a ·
metinde göster ·
Ziyâret-i Hazret-i İshâk ibn Hazret-i (---)[İbrâhîm]: Sıfet şehrinde sâkinler idi. Hâlâ Yahûd tâ’ifeleri hâne-i şerîflerin ziyâret ederler. Mâbeynlerinde tevâtürle meşhûr-ı âlemdir ve tevârîhlerinde mastûrdur. Ve kâr [u] kisbleri râ‘î idi. Ba‘dehu Kudüs-i şerîfe hicret edüp dâr-ı bâkîye intikâl edüp na‘ş-ı şerîflerin bu âsitânede defn etdiler. Müddet-i ömürleri yüz altmış sene Y 229b oldu. Âsitânesine yüz süren mesrûr [u] şâdân olup kesâfetden halâs olur, aceb sırr-ı Hudâ'dır. Kubbesinin iki pençeresi var, câmi‘in kıble kapusuna nâzırlardır. Ammâ bu kubbe ol kadar müzeyyen değildir. Rûh-ı şerîfiyçün bir Yâsîn-i şerîf tilâvet edüp şefâ‘atlarin ricâ eyledik. Allâhümme yessir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y229a–Y229b ·
metinde göster ·
… le çadırlar deryâ-yı seyle müstağrak oldular. Cümle Urbân bu hâli görüp kâr [u]
kisblerinden
ferâğat edüp develeri ile ordu hâricinde ba‘zı dereler daldasında pinhân oldula …
Netîce-i kelâm ol gün ol gece eyle matar nâzil oldu kim bir âdem bir âdeme varmak mümkin olmayup cümle çadırlar deryâ-yı seyle müstağrak oldular. Cümle Urbân bu hâli görüp kâr [u] kisblerinden ferâğat edüp develeri ile ordu hâricinde ba‘zı dereler daldasında pinhân oldular. Ba‘zıları gayret edüp kaldılar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y260b ·
metinde göster ·
… r'ın ahvâlâtına akl-ı kâsırımız erdüği üzre halkının reng-i rûyların ve kâr [u]
kisblerine
ilmimiz lâhik olduğu mertebe tahrîr edelim. Evvelâ bu bâlâda takrîr ü tavsîf et …
İşbu Ümmü Dünyâ Mısır'ın ahvâlâtına akl-ı kâsırımız erdüği üzre halkının reng-i rûyların ve kâr [u] kisblerine ilmimiz lâhik olduğu mertebe tahrîr edelim. Evvelâ bu bâlâda takrîr ü tavsîf etdiğimiz Mısır kadîm eyyâmda ma‘mûr u âbâdân olan şehr-i Fustât ki Eski Mısır'dır hâlâ bu Yeni Mısır anın bir mahallesi değildir. Zîrâ müverrih-i âlem ve âlim ü âmiller eyle takrîr Y 227b/mük ü tastîr ederler kim Mısır'ın haddi Reşîd ve Dimyât ve İskenderiyye'den tâ İbrîm ve Sây kal‘ası hudûduna varınca üç aylık yol Nîl kenârınca eyle ma‘mûr âbâdân etmiş kim Reşîd'den bir mektûb bâğbân elinden bâğbân eliyle Sa‘îd-i âlî ve Minye'de ve İsne ve İsvân şehirlerine vâsıl olur imiş.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y227a/mük–Y227b/mük ·
metinde göster ·
… bin hulefâsı ve niçe kerre yüz bin fukarâsı vardır. Cümlesinin Y 289a kâr [u]
kisbleri
ve emvâl [ü] erzâkları Sultân Bedevî evkâfıdır.
Ve aşkıyâ-yı merkûmun gâret etdükleri Bedevî evkâfı Kahâfe köyünde yine Bedevî hulefâlarından bir azîz vardır. Gâyet keşf ü kerâmet sâhibidir. Ve cemî‘i İslâm diyârında dörd bin hulefâsı ve niçe kerre yüz bin fukarâsı vardır. Cümlesinin Y 289a kâr [u] kisbleri ve emvâl [ü] erzâkları Sultân Bedevî evkâfıdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y288b–Y289a ·
metinde göster ·
cümle ticâret ile geçinirler. Nısfı ehl-i hırefdir. Ve niçe bin Ervâm halkı mün …
Ve halkının kâr-ı kisbleri cümle ticâret ile geçinirler. Nısfı ehl-i hırefdir. Ve niçe bin Ervâm halkı mün‘im ankâ bâzergânları vardır kim ni‘metleri mebzûldür. Gâyet ganîmet şehir olmak ile her gece ahâlîsi birbirlerine ziyâfet-i azîmler edüp ikrâm ederler. Ve her gece beşer onar yerde mevlûd-ı şerîf ve haftada dörd beş kerre düğünleri mukarrerdir. Ve ellişer dirhem gelir on iki hâs ve beyâz ekmek bir parayadır. Ve bir İskenderânî batmanı semîn lahm bir parayadır. Ve bir at yemi şa‘îr dörd mankıra ve bir erdeb pirinc iki yüz paraya ve bir kantâr sükker on guruşa. Sâ’ir hubûbâtlar dahi buna göre fürûht olunur. Ve senede bin pâre gemi gelür, metâ‘ getürüp fürûht edüp yine metâ‘ alup dilüdiği diyâra giderler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y334b ·
metinde göster ·
… [ü] muhtasar hânları var. Haftada bir kerre azîm bâzârı olur. Halkının kâr [ü]
kisbleri
gûnâ-gûn alaca dokurlar. Her hânede birer kârhâne mukarrer olup üç yüz dükkân m …
Mısrâyim oğlu Fereskûr nâmında bir melikin binâsıdır. İbtidâ at saklamak bundan kalmışdır. Bin sene mu‘ammer Y 351b olup yedi yüz pâre şehre mâlik olup yüz bin ahrec atlı ve yüz bin eşheb atlı askere mâlik idi, gayrı gûne hussânları ana göre kıyâs oluna. Dimyât hâkinde iltizâmdır, yedi bin kîle mîrî pirince makyûddur. Yüz elli akçe yüğrük kazâdır, ammâ ekseriyyâ Dimyât kadılarına ihsân olunur. Nâhiyesinde (---) kurâları vardır, cümlesinde pirinc hâsıl olur. Şehri Nîl kenârında iki yüz adım ba‘îd bir mürtefi‘ yerde bin yüz ma‘mûr hâneli ve on yedi mihrâblı ve altı minâreli ve üç yüz dükkânlı ve üç kahvehâneli ve bir hammâmlı şehirdir. Ammâ bezâsteni ve imâret ve medreseleri ve sebîlleri yokdur, ancak üç aded müfîd [ü] muhtasar hânları var. Haftada bir kerre azîm bâzârı olur. Halkının kâr [ü] kisbleri gûnâ-gûn alaca dokurlar. Her hânede birer kârhâne mukarrer olup üç yüz dükkân mültezime mâl verir alacacı dezgâhlarıdır. Pirinci ve Fereskûr alacası meşhûrdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y351a–Y351b ·
metinde göster ·
alaca ve peştemâl ve mâvî bez ve ak kenârlı gömlek bezi ve gûnâ-gûn eşyâlar für …
Kâr [u] kisbleri alaca ve peştemâl ve mâvî bez ve ak kenârlı gömlek bezi ve gûnâ-gûn eşyâlar fürûht edüp kifâf-ı nefs edinirler. Yetmiş yağ değirmeni ve yüz yigirmi gendüm dakîk-ı rakîk değirmeni ve yigirmi aded kahvehânesi ve bozahânesi ve meyhânesi bulunur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y367b ·
metinde göster ·