cebel-i azîmler böyle tahrîr olunmuşdur. Ammâ cümle cebellerin başı Cebel-i "Kâ …
Evvelâ Hâlık-ı eflâk, Rabbu'l-‘ızze yüz kırk sekiz cibâl-i azîm halk edüp rûy-ı zemîne kilid urmuşdur kim vech-i arza zelzele vâkı‘ oldukda bu dağlar mismâr gibi zemîni zabt eder. Bu kûh-ı azîmlerin hakkında Hallâk-ı âlem Kur’ân-ı Azîm'inde buyurur. Âyet Arapça buyurmuşlardır. Tefsîr-i şerîfinde "mekâlîd", kilid ile tefsîr olunmuşdur. Ya‘nî "Habîbim, biz dağları yer yüzüne kilid gibi kilidleyüp halk etmişiz", diğer âyet-i şerîf Arapça âyetleri bu ma‘nâyı îhâm eder. Ve seyyâhân-ı hukemâ-yı kudemâ eyle vâkıf-ı esrâr olup yazmışlar kim "İklîm-i evvelde 19 cebel-i azîmdir, iklîm-i sânide 27 cebeldir, iklîm-i sâlisde 31 cebeldir, iklim-i râbi‘de 24 kûhdur, iklîm-i hâmisde 29 cebeldir, iklîm-i sâdisde 36 dağdır, iklîm sâbi‘de 32 cibâl-i azîmlerdir" deyü cümle coğrâfiyye, Atlas Minor'da, Paya Monat'da (?) ve cümle hey’et kitâblarında bu cebel-i azîmler böyle tahrîr olunmuşdur. Ammâ cümle cebellerin başı Cebel-i "Kâf"dır kim Cenâb-ı Bârî, hakkında âyet Arapça âyeti nâzil olmuşdur kim cebel-i Kâf dünyayı ihâta etmişdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 229b ·
metinde göster ·
… Âl-i Osmân diyârında ve gayrı diyâr-ı İslâmlarda tilâvet olunan Mevlûd-i Şerîf
kitâbın bu
Süleymân Efendi 240a te’lîf etmişdir ve Yıldırım Hân Câmi‘i kurbunda kabr-i k …
Ve Sarımsakcızâde Süleymân Efendi: Eski Kaplıca kurbunda başka bir merkad-i pür-envârı vardır. Âl-i Osmân diyârında ve gayrı diyâr-ı İslâmlarda tilâvet olunan Mevlûd-i Şerîf kitâbın bu Süleymân Efendi 240a te’lîf etmişdir ve Yıldırım Hân Câmi‘i kurbunda kabr-i kadîdler bir gâr-ı azîm içre niçe yüz yıldan berü meyyitler kadîd olup ter ü tâze zâhir ü bâhir yatırlar, medfûn değillerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 239b–240a ·
metinde göster ·
Der-beyân-ı ibtidâ tulû‘-ı kavm-i Abaza : Bi-kavli müverrih-i Tuhfe eydür: Kaçan kim Cenâb-ı Bârî Hazret-i Âdem'i edîm-i arzda yed-i kudretiyle halk etdikde Tatar sıfatlı halk edüp cennet-i me’vâsında civârına da‘vet edüp cümle melâ’ikeye emr 256a edüp Âdem'e secde etdiler, illâ İblis-i telbîs secde etmediğine delîl-i kat‘î âyet Arapça âyeti bürhândır. Ba‘dehû Cenâb-ı Bârî'nin [i]râdet-i ezelîsi ol imiş kim, Hazret-i Âdem belinden Hazret-i Risâleti getirüp rûy-ı arzda hâtemü'l-enbiyâ ve şefî‘-i dâreyn ide. Hazret-i Âdem'i gendüm bahânesiyle yer yüzüne indirüp Hindistân'da cezîre-i Serendil'de niçe zaman mücerred sâkin olup ba‘dehû Mekke-i Mükerreme'de Cebel-i Arafat'da Hazret-i Havvâ ile buluşduğuyçün Cebel-i Arefe dediler. Bi-kavli Muhammed ibn İshâk; Hazret-i Havvâ'dan kırk bin evlâdı Tatar sıfatında olup evlâd evlâd münteşir-i âlem oldu. Cennet'de Âdem Safîyy Lisân-ı Arabî ve Pârisî kelimât ederken rûy-ı arza hübût edince nisyândan Lisân-ı Arabî'yi ferâmûş edüp lisân-ı İbri ve Süryânî ve Dehaklı ve Derî lisânları kelimât ederlerdi kim hâlâ diyâr-ı Kuncistân'da ve Berberistân'da ve sa’ir karalar vilâyetlerinde tekellüm olunan elsine-i muhtelifelerdir. Tâ Tûfân-ı Nûh'a dek bu elsineler ile tekellüm edüp geçinirlerdi. Ba‘de't-tûfan Hazret-i {Nûh evlâdlarından Hâm ve Sâm ve Yâfes evlâdlarından cümle yetmiş iki millet ve yetmiş iki lisân peydâ oldu. Andan Hazret-i} İsmâ‘îl'de lisân-ı Arabî ve Fârisî istimâ‘ oldu. Andan sonra rûy-ı arza ecnâs-ı mahlûkât müstevlî olup elsine-i muhtelifeler şâyi‘ olup her diyârda birer lisân peydâ oldu. Ammâ ibtidâ lisân-ı gûnâ-gûn peydâ eden Hazret-i İdrîs'dir. Zîrâ Cenâb-ı Bârî ibtidâ ana niçe bin ilm ihsân edüp kâtib idi. Vahy ile nâzil olan suhufları tahrîr edüp mücelled ederdi. Kable't-tûfân cemi‘î kütüblerin Mısr-ı Atîk'in cânib-i garbında nehr-i Nîl aşırı cebel-i Heremeyendir kim anlara hâlâ Fir‘avn dağları derler, galatdır. Tûfândan mukaddem binâ eden Sarıd-ı köhnedir. Hazret-i İdrîs'in cümle kitâbların bu cebelde pinhân edüp ba‘de't-tûfân ol kitâbları çukarup cemî‘î hukemâ-yı kudemâlar tilâvet ederek yüz kırk yedi lisân-ı gûnâ-gûn andan münteşir olup İsmâ‘îl Nebî'den Arabî ve Fârisî zuhûr etdi. Hazret-i Ays'dan lisân-ı Türkî şâyi‘ oldu kim lisân-ı Tatar'dır. Hulâsa-i kelâm Arab ve Tatar'dan Cenâb-ı Hak bu cihânı (---) aded kavm-i gûnâ-gûnlar ile müzeyyen etdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 255b–256a ·
metinde göster ·
… na götürür imiş. Kal‘a tamâm oldu, bu taşı nereye götürürsün, dediklerinde taşı
kitifinden bu
çemenzâ[r] yire bırağup gider. Anınçün bu seng-i hârâ ol mahalde kalmış, tâ bu …
Elhâsıl bu hakîrin bu seyâhatinde im‘ân-nazar etdüğü kılâ‘larda böyle bir kal‘a-i hısn-ı hasîn ve sedd-i metîn görmedim. Meğer diyâr-ı acemde kal‘a-i Kahkahâ ve kal‘a-i Van ve Mardin ola. Ve niçe bin seyyâhân-ı berr ü bihâr felek-i atlas-ı bukalemûnda görmedik derler. Zîrâ benî Âdem binâsı değildir. Hazret-i Süleymân dîvlere yapdırmışdır. Zîrâ ol kubbe-i mu‘azzam-misâl taşları benî Âdem'den Âd [u] Semûd ve Hûd u Amâlika kavmi kaldırmağa kâdir değildir ve kavm-i Lût ve kavm-i İsrâ’îlî ve kavm-i Amalâk hod ilm-i cereskal ile bu kal‘anın bir taşın bir yerden bir yire vaz‘-ı hacer etmeğe kâdir değillerdir. Hattâ Ba‘albek kal‘asının hâricinde bir çemenzâr sahrâda çâr-kûşe dağ pâre bir sahrâ-i azîm vardır. Bir kûşesi zemînde üç kûşesi hevâya nâzır mücellâ bir seng-traşdır. Bir dîv karısı bu taşı Ba‘albek kal‘asına götürür imiş. Kal‘a tamâm oldu, bu taşı nereye götürürsün, dediklerinde taşı kitifinden bu çemenzâ[r] yire bırağup gider. Anınçün bu seng-i hârâ ol mahalde kalmış, tâ bu mertebe sahrâ-i azîmleri vardır. Bu kal‘a Hazret-i Süleymân'dan sonra niçe bin mülûk eline girüp Âl-i Emeviyyûn'da bu kal‘a-i Ba‘albek sahrâsı ol kadar imâr oldu kim bâğ-ı İremden nişân verirdi. Zîrâ Ba‘albek sahrâsı ve Bukâ‘ fezâsı bir vâdî-i mahsûldârdır kim gûyâ sahrâ-yı Busrâ ve vâdî-i Havrân'dır. Ba‘dehû Âl-i Ekrâd'dan Şâm Halîfesi Nûreddîn Şehîd hazretleri imâr etdi. Andan Şâm hilâfeti, Mısır'da kal‘a binâ eden Yûsuf Selâhaddîn eline girüp Ba‘albek kal‘asına kul koyup imâr edüp ba‘dehû sene 922 târîhinde Sultân Gavrî destinden Selîm Hân-ı Evvel feth edüp Şâm eyâletinde subaşılıkdır ve yüz elli akçe kazâdır ve nâhiyesi (---) pâre kurâdır. Kethüdâyeri ve serdârı yokdur. Kal‘asında dizdârı ve neferâtları (---) ve derûn-ı kal‘ada (---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)36b
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 36a–36b ·
metinde göster ·
Ba‘dehû üçüncü gün Sarâyburnu'nda Süleymân Hân huzûrunda vardıkda selâm verüp ba‘de aleyke's-selâm eş-Şeyh Hazret-i Ümmî Sinân ve eş-Şeyh Hazret-i Merkez Efendi ve eş-Şeyh Bâkî Efendi ve eş-Şeyh Kâsımpaşa Tekkesi Şeyhi Abdî Dede ile cümle görüşüp öpüşüp bilişirler. Hemân İbrâhîm Gülşenî koynundan Mesnevî-i şerîfi çıkarup Kâsımpaşa Şeyhi Abdî Dede'ye "Alın bize gönderdiğiniz emâneti" deyü kitâbı teslîm ederken Süleymân Hân "Nedir ol kitâb-ı müstetâb" deyü su‘âl ederken hemân haseki ağa "Pâdişâhım, Akdeniz engininde bu kitâb rûy-ı deryâda şînâverlik ederek evrâkların perîşân edüp bizim geminin kenarına gelüp şeyh alıp koynuna koyup hünkâr huzûrunda yine sâhibine teslim ederim, deyüp kîtâbı deryâdan aldı. Cümle keştîbân ve re’îs gördü. Şimdi kitâbı bu şeyhe verdi" deyü haseki ve re’îs-i zevrak şehâdet edince Süleymân Hân'ı dehşet alup Ebussu‘ûd'a eydür "Allah'ı seversen efendi, şu fakîrlere dahl edüp bunları rencîde-hâtır eyleme" dedikde yine Ebussu‘ûd eydür "Şer‘in iktizâsı sihriyle bu asıl keşf [u] kerâmet misilli şey’i gösterenleri it necîsiyle âteşe göyündürmek gereklidir" deyü dibelik inadına musırr olur. Süleymân Hân görse kim Mesnevî-i Şerîf Şeyh Abdî Efendi'nin hattı ve imzâsı ve mühriyle kitâbı Abdî Dede'ye teslîm eder.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 159b ·
metinde göster ·
… a içre bir gâr-ı yetîmândır kim Mehemmed Efendi'nin savma‘ası olup Muhammediyye
kitâbın bu
kehfde te’lîf etmişdir. Hâlâ bu gâra girenlerin demâğları misk [ü] amber-i hâm …
Ve makâm-ı Yazıcızâde Mehemmed Efendi: Leb-i deryâda bir kaya içre bir gâr-ı yetîmândır kim Mehemmed Efendi'nin savma‘ası olup Muhammediyye kitâbın bu kehfde te’lîf etmişdir. Hâlâ bu gâra girenlerin demâğları misk [ü] amber-i hâm râyihasından mu‘attar olur bir makâm-ı râhat-ı cândır. Andan,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 97a ·
metinde göster ·
azîzi, "Hazret-i Resûl'ün sipâhîler çavuşu olduğundan Hazret-i Alî Hazret huzûr …
Ammâ bir fütüvvet-nâme kitâbında bu azîzi, "Hazret-i Resûl'ün sipâhîler çavuşu olduğundan Hazret-i Alî Hazret huzûrunda kemerin bağlayup alay çavuşlarının ve dîvân çavuşlarının silsileleri bu Mâlik Eşter'e müntehîdir" deyü tahrîr etmiş. Hakkâ güzel demiş.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 132b ·
metinde göster ·