… ve lihye-i şerîfleri siyâha mâ’il ve açık kaşlu ve âlâ gözlü beyâzı çok idi ve
kitifleri
vâsi‘ ve mübârek miyânı rakîk ve bâzûları kalın ve mübârek dest-i şerîfleri şîr …
Hîn-i hilye-i Sultân Murâd Hân: Kâmetleri bülend-bâlâ ve vücûd-ı şerîfleri cesîm ü şahîm ve vech-i hüsnleri müdevver ve lihye-i şerîfleri siyâha mâ’il ve açık kaşlu ve âlâ gözlü beyâzı çok idi ve kitifleri vâsi‘ ve mübârek miyânı rakîk ve bâzûları kalın ve mübârek dest-i şerîfleri şîrâne pençe idi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 61b ·
metinde göster ·
… vasatü'l-hâl semîn ü cesîm olup cesedi cüssedâr ve sînesi ber-karâr ve mübârek
kitifleri
vâsi‘ ve zahrı vâsi‘ ve mübârek miyânlarından aşağısı tavîl idi. Ve kadd [ü] kâ …
Hilye-i Sultân Mehemmed Hân-ı Râbi‘: Gerçi hîn-i cülûsda (---) yaşında gâyet za‘îf ü nahîf sabî idi. Ammâ gâyet reşîd ü necîb ve akl-ı Arasto ve halîm [u] selîm idi. Ba‘dehu yigirmiye bâliğ oldukda sayd [ü] şikâra mâ’il olup kesb-i hevâ etmeden tarâvet hâsıl edüp vasatü'l-hâl semîn ü cesîm olup cesedi cüssedâr ve sînesi ber-karâr ve mübârek kitifleri vâsi‘ ve zahrı vâsi‘ ve mübârek miyânlarından aşağısı tavîl idi. Ve kadd [ü] kâmetleri pederi gibi kadd-i bâlâ idi. Ve bâzûları semîn ve yed-i mübârekleri arslan pençesi gibi vâsi‘ idi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 79a ·
metinde göster ·
… -i şarkdan berü pâ-bürehne ve ser-bürehne ve bî-pîrehen Şeyh Bekkâr iki ellerin
kitiflerine
komış zengûle ve hurde ve türtelleri salınup zâhir olup asker-i İslâm içre "Ene …
Şeyh Bekkâr Uryân: Şeyh Bekkâr cânib-i şarkdan berü pâ-bürehne ve ser-bürehne ve bî-pîrehen Şeyh Bekkâr iki ellerin kitiflerine komış zengûle ve hurde ve türtelleri salınup zâhir olup asker-i İslâm içre "Ene câ‘e'l-Bağdâd!" diyerek ubûr ederken Akkâmbaşı Halîl Ağa, gâyet sulehâ-yı ümmetden kimesne idi. Ol eyitdi: "Yâ Şeyh Bekkâr! Eyne hedâ-yı Bağdâd?" deyince hemân Şeyh Bekkâr'ın iki elleri omuzunda iken "Bismillah" deyüp sağ eliyle omuzundan bir salkım Bağdâd'ın hıstâvî hurması kim henüz Bağdâd'ın Rûm nahiye şehrinden kopmuş gibi kırk batman-ı Osmânî gelir bir salkım hıstâvîyi akkâmbaşının eline verüp "Hazâ temme'l-Bağdâd" deyüp Şeyh Bekkâr sehel gidüp gülerek Murtezâ Paşa'nın yanına gelüp tebessüm ederek "Yâ Murtezâ! Rûh ile'r-Rûm ba‘dehû râh ile'l-Kostantiniyye ve râh Arzırûm, râh ilâ (---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---) râh ile'l-Bağdâd ve râh ilâ bilâdi'l-Ekrâd, mâte min muhabbetillah, eş-şehîd fî kılâ‘ı'd-Dühük" deyüp bu gûne rumûz [u] künûz kelimâtlar edüp Şeyh Bekkâr'ın bu kelâm-ı rumûzundan bir ferd-i âferîde haberdâr olmayup Şeyh Bekkâr Şâm'a doğru teveccüh edüp ân-ı vâhidde zıll-ı zâ’il gibi gâ’ib oldu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 50a ·
metinde göster ·
… miş seneye yetmiş idi. Ammâ zinde ve kaviyyü'l-bünye idi ve savtı bülend idi ve
kitifleri
vâsi‘ ve şîrâne ve bâzûları merdâne ve kemeri ince ve tabanları vâsi‘ce ve her …
Evvelâ hân-ı âlîşân yedi yüz yetmiş fünûnda yed-i tûlâ sâhibi ferîd-i asr ve garîbü'l-heykel kimesnedir. Hilye-i eşkâli oldur kim evvelâ kasîrü'l-kâme ve gerdeni kısa ve esmerü'l-levn ve burnu sehel minkârîce ve alnı vâsi‘ gök ala gözlü ve şîrîn sözlü ve münevver yüzlü ve gûşları iri ve bıyıkları gür ve sakalı kırgıl, ol asır ki bin altmış târîhi idi, sinni yetmiş seneye yetmiş idi. Ammâ zinde ve kaviyyü'l-bünye idi ve savtı bülend idi ve kitifleri vâsi‘ ve şîrâne ve bâzûları merdâne ve kemeri ince ve tabanları vâsi‘ce ve her harekât [u] sekenâtları pâdişâhâne idi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 233b ·
metinde göster ·
… arkası üzre yatduğı gibi cesed-i şerîfleri gömülüp re’s-i şerîfleri ve mübârek
kitifleri
ve mübârek pây-i şerîfleri taşa te’sîr edüp hâlâ nümâyândır. Ve kaddi hakîrin ş …
Makâm-ı Hazret-i Îsâ: Âlem-i tufûliyyetde mübârek vücûd-ı şerîfi konduğu bir beyâz mermer-i hâmdır. Mübârek arkası üzre yatduğı gibi cesed-i şerîfleri gömülüp re’s-i şerîfleri ve mübârek kitifleri ve mübârek pây-i şerîfleri taşa te’sîr edüp hâlâ nümâyândır. Ve kaddi hakîrin şibriyle beş karışdır. Zîrâ dahi âlem-i mehdde iken bu seng-i beyâz üzre komuşlar. Hâlâ mübârek ser-i sa‘âdetlerinin çukuruna iki vukıyye gülâb doldurup cemî‘i züvvâr yüzlerine sürerler. Ve bu çukurun etrâfı zer-ender-zer murassa‘ ile tezyîn olmuşdur. Ve bu mahalde on iki kanâdîller var kim herbiri birer Rûm harâcı değer.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y226b ·
metinde göster ·
… inâniyye çârsûsu izdihâmı içre vardıkda mezkûr Hazret-i şeyh Bekkâr iki ellerin
kitiflerine
koyup uryânen hurde ve türtüllerin sallayarak dal yarak olup gelir.
"Sensiz bize dirlik yokdur. Elbette bu cem‘iyetimiz perîşân etme, bilece olun" deyü ricâ edüp hâh-nâ-hâh on bir yârân-ı zarîfân piyâdegân reftâr ederek Sinâniyye çârsûsu izdihâmı içre vardıkda mezkûr Hazret-i şeyh Bekkâr iki ellerin kitiflerine koyup uryânen hurde ve türtüllerin sallayarak dal yarak olup gelir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y249b ·
metinde göster ·
… h şâhiddir, ba‘zı meş‘alciyân gûyâ pûlâd-ı Nahcivân'dır, anlar dahi meş‘aleleri
kitiflerinde
hem gider hem uyur, aceb sırr-ı Hudâ'dır.
Ancak Cenâb-ı Bârî'nin bu develere nazarı ta‘allûk edüp cümle cemâllere bir kuvvet-i kâhire vermiş kim Hudâ âlîmdir bu kadar bâr-ı girân ile cümle develer hem gider hem uyur. Ve Allâh şâhiddir, ba‘zı meş‘alciyân gûyâ pûlâd-ı Nahcivân'dır, anlar dahi meş‘aleleri kitiflerinde hem gider hem uyur, aceb sırr-ı Hudâ'dır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y276a ·
metinde göster ·