… bucakdır. Ana her bâr Kalmuk kavmi varmaları sahîhdir kim Kalmuk kavminde asla
kizb ü
iftirâ olmaz, ve kûh-ı Kâf'a vardıkları sahîhdir.
Ammâ İskender'in emr-i Hakk ile binâ etdiği Sedd-i Ye’cûc, Moskov diyârına karîb bir bucakdır. Ana her bâr Kalmuk kavmi varmaları sahîhdir kim Kalmuk kavminde asla kizb ü iftirâ olmaz, ve kûh-ı Kâf'a vardıkları sahîhdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 230a ·
metinde göster ·
… asl bir Oğuz âdem idi. Hîle ve hud‘adan berî, zemm ü nemm ve gıybet ü mesâvî ve
kizb ü
bühtândan ârî vüzerâların düşman üzre varıcı Varvar'ı idi. Ve gâyet mu‘tekid ol …
asrında (---) mansıbiyle ber-murâd olmuş Bosneviyyü'l-asl bir Oğuz âdem idi. Hîle ve hud‘adan berî, zemm ü nemm ve gıybet ü mesâvî ve kizb ü bühtândan ârî vüzerâların düşman üzre varıcı Varvar'ı idi. Ve gâyet mu‘tekid olduğundan her hoş-âmed âmedî kelâmı tasdîk etmeğe meftûn idi. Ve re’y [ü] tedbîrde hüsn-i tedbîr etmeyüp sû’-i tedbîre ilkâ edenlere tab‘iyyet ederdi. Ve devleti gûyâ istidrâc ve kemâl-i hıffet ile ve akl-ı kıllet ile meşhûr-ı âfâk idi. Ancak salâh-ı hâl ile mümtâz-ı ser-firâz idi. Hikmet-i Hudâ bir gün İpşir Paşa'dan ve Küçük Çavuş Paşa'dan mektûblar gelüp vâfir mesrûr [u] handân oldu ve mektûbları kırâ‘at etdirüp gûyâ raks edüp "İşte İpşir oğlum gelmededir. Senin paşan onun hakkında bana neler yazar. Al imdi bu mektûbları paşana götür" deyü İpşir Paşa ve Küçük Çavuş Paşa ve kendü mektûblarıyla hakîre bir kîse guruş ve Köprülü mâlından rahtile bir küheylân at ve bir Gürcî gulâmı ve ana bir küheylân at ve bir kat esbâb. Kankırı nâhiyelerinde Bozoğlan kurâsından çıkup mütevekkilena'l-allah cânib-i şimâle üç günde ılgar edüp Engürü sağımızda kalup Murtatovası içinde bir vâsi‘ sahrâda menzil-i karye-i (---) paşa ile mülâkât olup "Bre Evliyâm! Safâ geldin. Ammâ ne çok eğlendin" dedikde ahvâl-i pür-melâl [ü] ser-güzeşt [ü] ser-encâmı bir bir takrîr edüp paşa âlem-i hayretde kalup tebessüm edüp, yakında görürsün, deyüp ibtidâ Varvar'ın mektûbun okuyup âteş-pâre olup "Görürsün mel‘ûn ahmak potur" deyüp İpşir Paşa'nın Varvar'a gönderdiği mektûbu kırâ’at edüp güle güle tamâm olup mektûbu hakîre atup "Nazar eyle" dedi. Hakîr İpşir mektûbun kırâ’at edüp ol kadar iltiyâm u mudârâ vü imhâl ve niyâz-gûne girişmeler tahrîr eylemiş kim istimâ‘ edenin aklı gidüp "İpşir Paşa, Varvar Alî Paşa'nın abd-i memlûkü olmuş" der. Paşa mektûblardan sonra ol deryâ-dil paşa-yı kâmkâr buyurdular kim "Biz anın ta'n-âmîz mektûblarına nazar etmeyüp yine mudârâyı elden komayalım" deyü latîf edâ ile mektûblar yazmak sadedinde iken âsitâne tarafından bir hünkâr hasekisi ve Kapu kethüdâmız Siyâvuş Ağa'nın hazînedârı Kâtib Alî Çelebi hatt-ı şerîf ile gelüp ol sâ‘at dîvân-ı pâdişâhî olup hatt-ı şerîf kırâ’at olunup mefhûm-ı hatt-ı şerîf oldur kim "Eğer başın gerek ise bir ân ve bir sâ‘at durmayup mükellef ve mükemmel askerinle mâh-ı Cemâziyelâhirin gurresinde bi-eyyi vechin kâne İpşir Paşa ve Çavuş Paşa ve Bâkî Paşa ve Ketağaç Paşa ve Seydî Ahmed Paşa ve Şeh Gâzî Beğ ile cümle yek-dil ü yek-cihet olup Varvarlının başı ya başın ve illâ eğer inâd u muhâlefet ve müsâmaha edersen bunda olan evlâd [u] ıyâlini cümle katl edüp cümle mâl [u] menâlin kabz olunur. Ve eğer ol âsînin hakkından gelüp Varvar'ın başın serîr-i sa‘âdetime gönderüp edâ-yı hizmet edersen hâlâ hasekimde olan Mısr eyâleti hatt-ı şerîfime amel edüp bu cânibe mürâca‘at etmeden bilâ-câ’ize tarafından bir mükellef ve muhteşem ve umûr-dîde ağanı Mısır'ın şehr havâleliğine gönderesin. Hatt-ı hümâyûnuma amel edüp fermân-ı şerîfim eyle sâdır olmuşdur. Ve's-selâm." Paşa dahi "emr 364a pâdişâmındır" deyü derhâl nefîr-i rıhlet çalınup bin mikdârı asker ile tuğu ileri gönderüp hasekiye bir kîse harc-ı râh verüp kethüdânın haymesinde mihmân eyleyüp ertesi gün hikmet-i Hudâ Varvar Alî Paşa'nın çâşnigîrbaşısı gelüp Âsitâne tarafından {Varvar Alî Paşa'ya} gelen emirleri ve hatt-ı şerîfi getirüp paşa kırâ’at etdükde mazmûn-ı hat oldur kim "Vezîrim Varvar Alî Paşa lalam! Cirmin afv olunmuşdur. Defterdâroğlu celâlî Erzurûm'a ve Engürü'ye mutehassın olmak murâd edüp ısyân [u] tuğyânı zâhir olmuşdur. Hatt-ı şerîfim vardıkda bir ân durmayup memâlik-i mahrûselerimde nerde bulursan katl edüp yâ başı, yâ başın. Edâ-yı hizmetden sonra sana Mısr'ı bilâ-avâ’id ve lâ-fevâyid ihsânım olmuşdur" deyü hatt-ı şerîfi kırâ’at edüp "Bre meded, bu sır bunda kalsın" deyüp "men hafaza'l-lisâne selleme mine'l-afat" deyüp keşf-i râz etmeyüp summun bükmün durdı. Ol gün İpşir Paşa tarafından çâşnigirimiz gelüp "İpşir Paşa, Karaman eyâletiyle Varvar ile celâlî olmağa gider" deyü haberler geldi. Ol gice Varvar'a mektûblar yazılup Varvar'ın katli hakkına paşaya gelen hatt-ı şerîfi Varvar mektûbiyle ale's-sabâh hakîre verüp ol gün ol gice ılgarup,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 363b–364a ·
metinde göster ·
… vü vükelâ ve cümle a‘yân-ı kibâr hoş-âmed kelâma ve rîş-handa ve bedele-gûya ve
kizb ü
bühtân ü iftirâya ve gammâza ve fassâl âdemlere mâyillerdir. Hattâ bu Haleb'de …
Bu hakîr Evliyâ-yı pür-taksîr sene 1051 târîhinden berü dokuz pâdişâh ve yetmiş vüzerâ-yı âlîşânlar ile müşerref olup kamusunun ahvâllerine vâkıf olup görürdük ki cemî‘i vüzerâ vü vükelâ ve cümle a‘yân-ı kibâr hoş-âmed kelâma ve rîş-handa ve bedele-gûya ve kizb ü bühtân ü iftirâya ve gammâza ve fassâl âdemlere mâyillerdir. Hattâ bu Haleb'de Murtezâ Paşa efendimizle Hünkâr Bâğçesi havzı kenarında hem-celîs idim. Ve ba‘zı safâ-âver nüdemâlar ile hem-sohbet ü hem-enîs idim. İttifâk bir kaç kerre esnâ-yı kelâmda mübâlağadan kinâye ifrât-ı kelâm üzre kizb-i sarîhi irtikâb edinüp hezârân dürûğ-gûyluk ederlerdi. Söyledikleri kizblerin sıhhati ve dürûğu hakîrin mazbûtu ve ma‘lûmu olduğu mâddelerdir kim ekseriyyâ ol seferlerde bile idim. Hakîr anlara mu‘âraza etdikçe paşa anların kizbini tasdîk edüp irtibât ve âb [u] tâb verirdi. Hatta bir gün merhûm ve mağfûrunleh Tabanıyassı Mehemmed Paşa imâmı Yahyâ Efendi Şâm'dan ma‘zûl şehr-i Haleb'de bulunup Murtezâ Paşa'nın kapu yoldaşı olması takrîbiyle paşanın musâhibi ve nedîm-i hâsı bir molla-yı muhteşem, âlim ü fâzıl kimesne idi. Ammâ bedele-gûy, hezele-gûy, dürûğ-gû idi. Paşa huzûrunda anların sergüzeşt [ü] serencâmı kelimâtlarıdır kim bu mahalle tahrîr olundu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 51b ·
metinde göster ·
Ve bu şehir ahâlîsinde kizb ü gıybet gâyet ayıbdır. Cümlesi müstakîm ve dindâr âdemler olduklarından kemâl-i mertebe müsinn ve mu‘ammer ve Zâl-ı zamân olmuş âdemleri çokdur. Hattâ Süleymân Hân fethinden kalmış âdemlerle müşerref olduk, ammâ kuvvetleri gitmiş, hey’etleri yitmiş ve ömr-i girân-mâyeleri yüz yetmişe yetmiş ve musâhebet ve cimâ‘dan kalmış tirid âdemleri var, lâkin cümle Hanefiyü'l-mezheb pâk i‘tikad musallî, mü’min ü muvahhid ve sâhib-i vera pîr-i nâ-tüvânları var.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 116a ·
metinde göster ·
… dır kim her biri birer kal‘a değer şehbâz yiğitlerdir kim aslâ hîle vü hud‘a ve
kizb ü
bühtân ve gıybet ü mesâvî bilmez gâzîlerdir.
Ve bu iki aded Gabele kal‘asının ve Norin kal‘asının ve Korpi kullesinin bu mezkûr dörd aded kal‘aların cümle bin sekiz yüz aded cılasın ve gâzî vü tüvânâ ve fetâ askerîsi vardır kim her biri birer kal‘a değer şehbâz yiğitlerdir kim aslâ hîle vü hud‘a ve kizb ü bühtân ve gıybet ü mesâvî bilmez gâzîlerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 162b ·
metinde göster ·
… ler. Hattâ Kalmık ne küffâr ne müslim bir alay mecûsî kavimdirler, ammâ anlarda
kizb ü
bühtân olmazdır.
Kavm-i Kalmak İskender gibi Sedd-i Ye’cûc'a ve kûh-ı Kâf'a yetmiş seksen yılda bir gitdikleri müsbetdir. Hattâ Mehemmed Geray Hân'da bu şehrimizde rehin olan Buloş nâm koca Kalmık "Ben üç kerre Cıldırak tavda atamız ka‘besine varanmın", ya‘nî "Kûh-ı Kâf'da ka‘bemize vardım" deyü deyü hikâyet ederler. Hattâ Kalmık ne küffâr ne müslim bir alay mecûsî kavimdirler, ammâ anlarda kizb ü bühtân olmazdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 159a ·
metinde göster ·
… 'l-haremeyni'ş-şerîfeyndir. Gâyet musallî Mâlikiyyü'l-mezheb kavmi vardır. Aslâ
kizb ü
gıybet ve sû-i zan ü mesâvî bilmezler. Gâyet mustakîm âdemler olduğiyçün şehr-i …
On mikdârı tula-binâ câmi‘lerinde ibtidâ Fûncistân pâdişâhı nâmına, andan âl-i Osmân'a du‘â edeler kim hâdimü'l-haremeyni'ş-şerîfeyndir. Gâyet musallî Mâlikiyyü'l-mezheb kavmi vardır. Aslâ kizb ü gıybet ve sû-i zan ü mesâvî bilmezler. Gâyet mustakîm âdemler olduğiyçün şehr-i Mısır'da cümle tüccâr ve ehl-i sûkun huddâmları kavm-i Berâbiredir. Berâbire re‘âyâsına derler, Berberî askerîsine derler. Cümle tâ’ife-i askerî altmış bin olur, ammâ Berâbire'si üç kerre yüz bin âdem olur. Ve bu varoşda binden mütecâviz cellâbe ya‘nî Sûdân ve İsvân ve Fûncistân bâzergânları sâkin olurlar. Ve Berâbire'si ticâret ü zirâ‘at ile mukayyed olup şa‘îr ve dürre ya‘nî darı eküp biçüp gıdâları arpa ve darı ekmeği ve lahm-ı tayrî ve cemel eti ve südüdür. Ve bozası gâyet memdûhdur. Ve kedi eti yemek mübâhdır, ciddi kutta ya‘nî lezîz kedi deyüp vakt-i zarûretde yerler. Ve Nîl zülâli nûş ederler. Bir kabîlesi dahi sahrâlarda zürâfe ve pîl ve gergerdân ve ceyrân sayd u şikâr edüp tırnakları çataldır, deyü tenâvül ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y404b ·
metinde göster ·
… si gâyet bülhe ve âbid kimesnelerdir. Cemî‘i zamânda anlardan isyân u tuğyân ve
kizb ü
bühtân şekilli bir zelle anlardan sâdır olmamışdır. Mısır'a ve gayrı şehirlere …
Nîl'in şarkında bir musattah vâsi‘ sahrâ kenârında şekl-i muhammes tûbdan mebnî bir kal‘a-i sagîredir. İçinde bir câmi‘i ve yedi yüz hânesi ve şarka nâzır bir kapusu. Cümle halkı esmerü'l-levn Berberî kavmidir. Mü’min ü muvahhid Mâlikiyyü'l-mezhebler ve mahbûb u mahbûbesi mümtâz serâmedlerdir. Ahâlîsi gâyet bülhe ve âbid kimesnelerdir. Cemî‘i zamânda anlardan isyân u tuğyân ve kizb ü bühtân şekilli bir zelle anlardan sâdır olmamışdır. Mısır'a ve gayrı şehirlere varup hizmet ederler, gâyet mu‘temed kavmdir. Bu kal‘adan rıhlet Y 408b edüp tokuz sâ‘atde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y408a–Y408b ·
metinde göster ·
Ve diyâr-ı Habeş'in mu‘temed âdemleridir. Bu kavmde aslâ
kizb ü
bühtân sâdır olmamışdır. Ve muharremâtdan şarâb ve hınzîr ve zî-rûh kısmı tenâv …
Ve diyâr-ı Habeş'in mu‘temed âdemleridir. Bu kavmde aslâ kizb ü bühtân sâdır olmamışdır. Ve muharremâtdan şarâb ve hınzîr ve zî-rûh kısmı tenâvül etmek yokdur. Ve ta‘âmı başlı başına yerler, iki kişi bir yere gelüp yemezler ve bir kimsenin dahi ta‘âmın yemezler ve yedirmezler, meğer kendülerinin müsâfirleri ola.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y438b ·
metinde göster ·