arabaları yaparak niçe musanna‘ küçük arabaları, keçilere ve eşeklere ve iri sa …
Ve Atbâzârı'nda Edirne arabası ve koçu arabaları yaparak niçe musanna‘ küçük arabaları, keçilere ve eşeklere ve iri samson kelplere çekdirüp ve mutallâ ve musanna‘ yetmiş seksen çift koçu arabaları altışar ve sekiz[er] ve onar kınalı küheylân donanmış atlara koşup arabaların çekdirerek ubûr ederler, temâşâdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 205a ·
metinde göster ·
… klere ve iri samson kelplere çekdirüp ve mutallâ ve musanna‘ yetmiş seksen çift
koçu
arabaları altışar ve sekiz[er] ve onar kınalı küheylân donanmış atlara koşup ar …
Ve Atbâzârı'nda Edirne arabası ve koçu arabaları yaparak niçe musanna‘ küçük arabaları, keçilere ve eşeklere ve iri samson kelplere çekdirüp ve mutallâ ve musanna‘ yetmiş seksen çift koçu arabaları altışar ve sekiz[er] ve onar kınalı küheylân donanmış atlara koşup arabaların çekdirerek ubûr ederler, temâşâdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 205a ·
metinde göster ·
… Avvâd Kara Şâtır, Murâd Hân'ın peyki idi. Ve Kâsımpaşalı Balı Çelebi. Ve Avvâd
Koçu
Beğzâde, hakkâ ki yegâne-i zamâne idi. Bunlar dahi ma‘lûmumuz olan üstâd-ı kâmi …
Sâzendegân-ı avvâd: Neferât 6, mü’ellifi, (---)(---)(---)(---)(---)(---)(---) memdûh üstâdları Acem Avvâd Mehemmed Ağa, kaçan ûduna ferdaş verüp mûsıkî şu‘abât [u] terkîbâtlarında seyrân [u] deverân etse gûyâ ûdundan bir râyiha-i ûd su‘ûd edüp istimâ‘ eden eğer Ahmed eğer Mahmûd safâlarından bir fasıl dahi etdirmeğe ma‘hûd olurlardı. Ve Avvâd Kara Şâtır, Murâd Hân'ın peyki idi. Ve Kâsımpaşalı Balı Çelebi. Ve Avvâd Koçu Beğzâde, hakkâ ki yegâne-i zamâne idi. Bunlar dahi ma‘lûmumuz olan üstâd-ı kâmillerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 207a ·
metinde göster ·
Baba: Bu dahi Kal‘acık kazâsında iki yüz hâneli Etrâk evleridir. Ammâ âşkârede …
Menzîl-i karye-i Koçu Baba: Bu dahi Kal‘acık kazâsında iki yüz hâneli Etrâk evleridir. Ammâ âşkârede aslâ evleri yokdur. Cümle yer altında hücre hücre ahûrlı ve matbahlı ve kâ‘alı ve müsâfirhâneli tırkaz evlerdir. Bu mahalle Keskiniçi derler, gâyet âbâdân yerdir. Ammâ cümle evleri zîr-i zemîndedir. Ancak birer dûd-keş bacaları vardır. Damlarının üstleri çayır, çemenzâr, lâlezâr yerlerdir. Şiddet-i şitâsı vefret üzre olmak ile hâne-i zîbâları kemîn-i zemîndedir. Ammâ bi-emr-i Hudâ bir gûne yumuşak beyâz kesme taşdan hücreleri var kim gûya kireç ile sıvanmış hânelerdir. Gûnâ-gûn dollâblar ve sergen ve raflar ve medineleri peynir oyar gibi taşı murâd [u] merâmları üzre oyup münakkaş büyûtler etmişdir. Her hâneye bin âdem girse gâ’ib olur. Ammâ zahirde âsâr-ı binâdan bir şey yokdur. Bu karyede,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 352b ·
metinde göster ·
Baba: Hazret-i Hacı Bektâş-ı Velî'nin halîfelerindendir. Bir zemîn-i âşikâre bu …
Ziyâret-i Sultân Koçu Baba: Hazret-i Hacı Bektâş-ı Velî'nin halîfelerindendir. Bir zemîn-i âşikâre bunun âsitânesinden gayrı âsâr-ı binâ ve tekye-i ra‘nâ yokdur. Cümle fukarâları fakr-ı fâka erenlerinden tarîk-ı Bektâşiyân'dır. Kabr-i şerîfinin cânib-i erba‘asında çerâğdân ve şem‘dânlar ile müzeyyendir. Ve nefîr ve tabl [u] alemi ve zilleri ve hırka ve seccâdeleri hâlâ kendiler gibi hâzırdır. Türkmân tâ’ifesi bu sultâna gâyet mu‘tekidlerdir. Bu kurâlarda hayli şiddet-i şitâ ve âlâm-ı şedâ’id bu sultânı ziyâret etdiğimiz mahalde hâtıra bu ebyât hutûr edüp tahrîr olundu. Beyt:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 352b ·
metinde göster ·
… niçe yerlere dahi devr-i ebvâb edüp sarâyına geldi. Üçüncü gün Kudde Kethüdâ'yı
koçu
içre kayd-bend ile Silâhdâr ocağına teslîm edüp haps edüp bin kise taleb etdikl …
Ezîn-cânib yine sadede rücû‘ edelim. Uruscuk şehrinin zevk [u] safâsın ederken Âsitâne-i sâ‘atdet'den Serbevvâbân-ı âlî Bayrâm Ağa kırk kapucıyla paşaya hatt-ı şerîfler getirüp Kudde Kethüdâ'yı kayd-bend ile der-i devlete fermân-ı hümâyûn olup Melek Ahmed Paşa efendimiz "Emir pâdişâhımın" deyüp Kudde Kethüdâ'yı Uruscuk kal‘asına haps edüp ol ân mektûblar tahrîr olunup "Hâzır ol Evliyâm, Kaya Sultân'ıma gidersin" deyüp yüz altun harçlık alup ol ân mektûbları alup şehir kenarında âlem-i ağyârdan bî-haber atlarıma süvâr olup Ruscuk'dan cânib-i kıbleye bir gicede kal‘a-i Piravadi, andan bir günde şehr-i Kırkkenîse, andan Topcular'da Kaya Sultân'a varup bu hakîri hareme alup verâ-yı perde-i zenbûrîden hakîri söyleyüp paşanın Eflâk 117a tarafına ubûr edüp hedâyâlar aldığın ve adl-i adâletin nakl edüp Kudde Kethüdâ'yı kayd-bend ile kapucubaşı berberbaşı Bayrâm Ağa mübâşeretiyle Uruscuk kal‘asında haps olunduğun Kaya Sultân'a bir bir takrîr etdikde Kaya Sultân gırîv yerine saçın perîşân edüp gûyâ bir Husrevânî küpe binüp azrak câdûya dönüp "Vallahi Evliyâ Çelebi, benim paşamın kethüdâsı uğuruna iki bin kisem giderse her çi bâd-âbâd ben bunu Siyâvuş Kazağa komam" deyüp koçusuna binüp doğru Siyâvuş Paşa hâtûnu Receb Paşa kerîmesi hânıma sultâna varup "Tiz kocan çağır gelsin!" dedikde Siyâvuş Paşa hareme girüp "Safâ geldin sultânım!" dedikde hemân Kaya Sultân "Bre zâlîm Siyâvuş! Efendin Sultân Murâd'ın vâlidesi, benim büyük vâlidemi şehîd etdin. Kocam her kankı mansıb-ı âlî alırsa üstünden alırdın. Âhir mührü dahi alup şimdi kethüdâsın haps edüp katl etmek mi istersin? Paşam ile akrabâ değil misiz ve babam Murâd Hân tâbe serâhın sen çukadârı, paşam silâhdârı olup kırk ellişer yıllık hukûkunuz yok mu? Paşamın kethüdâsın hapisden ıtlâk eyle. Yoksa ceddim rûhiyçün seni melâmet ederim, bu mühürden selâmet bulamazsın" deyü gazab ile cevâb verdikde Siyâvuş Paşa eydür: "Sultânım, senin paşanda pâdişâhın bin kisesi vardır. Kudde Kethüdâ yediyle alınmışdır. Gelsin, muhâsebesin görüp yine paşasına gitsin" deyince "Benim paşam üç bin kise kalemiyye avâ’idin kapu arası hazînesine koyup edâ-yı deyn edüp bin kîse geçmişi vardır. Defter-i pâdişâhîye mürâca‘at olunsun. Fi'l-vâkı‘ ehlimin hazîne-i pâdişâhîye deyni var ise ben edâ edeyim. Ne istersin benim paşamın kethüdâsından?" deyüp gazab-âlûd olup andan kalkup vâlide sultâna ve sa‘âdetlü pâdişâha ve kızlarağası kâtil-i koca vâlide Dîv Süleymân Ağa'ya varup niçe yerlere dahi devr-i ebvâb edüp sarâyına geldi. Üçüncü gün Kudde Kethüdâ'yı koçu içre kayd-bend ile Silâhdâr ocağına teslîm edüp haps edüp bin kise taleb etdiklerinde ol gün Kaya Sultân'ın tahrîkiyle Siyâvuş Paşa'nın başına kıyâmet kopup Siyâvuş Paşa dîvân-ı pâdişâhîye varınca Kızlarağası Dîv Süleymân Ağa "Ver mührü bre sefîh oğlan!" deyüp zor-ı bâzû ile mührü Süleymân Ağa Siyâvuş Paşa'dan alup Gürcî Mehemmed Paşa'ya mührü verüp Gürcî müstakil vezîria‘zam olup Siyâvuş Paşa'yı bostâncıbaşı kayığıyla Akdeniz'e nefy edüp sarâyında cümle mâl [u] menâlin zabt edüp kendüleri uryân kaldı.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 116b–117a ·
metinde göster ·
… endimiz bu hakîrin defteriyle iki bin altmış altun ihsân eyledi. Ve sol tarafda
koçu
araba içre Kaya Sultân üç kise altun bezl [u] in‘âm eyledi. Bu uslûb ile ol gün …
Andan kalkup yine cânib-i şarka (---) sâ‘atde giderken cümle a‘yân [u] eşrâf-ı İslâmbol ve Sadrıa‘zâm Bıyıklı Çerkes Dervîş Mehemmed Paşa Kethüdâsı Alî Ağa ve niçe bin a‘yân paşaya istikbâle çıkup paşa dahi ol gün Bismillah ile taht-ı revândan nüzûl edüp çakal ata süvâr oldu. Ve cirid oynansın deyü fermân edüp Melekli ve sadrıa‘zamlı iki başdan cirid oynayup eyle silâhşorluk ve gûnâ-gûn lu‘bedebâzlık etdiler kim diller ile ta‘bîr olunmaz. Bu gûne arz-ı mehâret etdiler. Paşa efendimiz bu hakîrin defteriyle iki bin altmış altun ihsân eyledi. Ve sol tarafda koçu araba içre Kaya Sultân üç kise altun bezl [u] in‘âm eyledi. Bu uslûb ile ol gün,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 172a ·
metinde göster ·
… mış altı şevvâl'inin on yedinci bâzâr günü Topçular'dan kalkup Kaya Sultân bile
koçu
arabalar ile,
Üç gün Topçular'da meks edüp ertesi gün Haydar Ağazâde mâlından cümle atları ve develerin ve yetmiş kîse mâlın sa‘âdetlü pâdişâh Bostâncıbaşı İdrîs Ağa eliyle Melek Ahmed Paşa efendimize teslîm etdikde paşa dahi beş kîsesin bostâncıbaşıya ihsân edüp mâ-bâkîsin cümle karakullukçulara ve iç ağalarına ve taşra tevâbi‘lere bahşîşler ihsân olunup altmış altı şevvâl'inin on yedinci bâzâr günü Topçular'dan kalkup Kaya Sultân bile koçu arabalar ile,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 27b ·
metinde göster ·