… içe bin kınalı sakar câmûslara boyunduruk geçirüp çifte çifte sabana ve pulluğa
koşup
ellerinde nodul ve öğendire ve digren ve şuzevle ve kerepe ve raga misilli âlet …
Dükkânları yokdur ammâ dörd mevleviyyet yerde yigirmi altı bin tarla tahrîr olunup elli yedi bin çiftçi add olunmuşdur. Pîrleri zamân-ı kadîmde emr-i Hak ile Hazret-i Âdem idi ammâ Hazret-i Risâlet-penâh asrında pîrleri Hazret-i Reyyâs bin Ömerü'l-Harrât'dır. Hazret-i Alî kemerin bağladı. Kabri Havrân sahrâsı'ndadır. 159a Ağaları bostâncıbaşı tarafından terekecibaşıdır. Bu tâ’ife-i dihkânî ya‘nî ekinci, ayaklarında çarıklar ve eyinlerinde abâ ve kabâ dolamalar ve gûnâ-gûn hırka-i peşmîneler ve başlarında tâc-ı gûnâ-gûnlar üzre teller ile zeyn edüp niçe bin gûnâ-gûn sığırları ve câmûsların boynuzların altun varak ile mutallâ edüp her sevrin miyânında kemer kuşaklar ve sereng ve atlas çullar ve niçe bin kınalı sakar câmûslara boyunduruk geçirüp çifte çifte sabana ve pulluğa koşup ellerinde nodul ve öğendire ve digren ve şuzevle ve kerepe ve raga misilli âletler ile câmûsları saban sürer gibi sürüp "Ekmek benden bereket senden, ver Allâhım ver" deyü feryâd ederek boğazlarında tobra tobra atmaca ya‘nî tohum buğdayın halk üzre serperek "Benim elim değil Âdem ata elidir, Yâ Rabbî berekât-ı Halîl ver" diyerek gürûh gürûh ubûr ederler. Andan,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 158b–159a ·
metinde göster ·
… ift koçu arabaları altışar ve sekiz[er] ve onar kınalı küheylân donanmış atlara
koşup
arabaların çekdirerek ubûr ederler, temâşâdır.
Ve Atbâzârı'nda Edirne arabası ve koçu arabaları yaparak niçe musanna‘ küçük arabaları, keçilere ve eşeklere ve iri samson kelplere çekdirüp ve mutallâ ve musanna‘ yetmiş seksen çift koçu arabaları altışar ve sekiz[er] ve onar kınalı küheylân donanmış atlara koşup arabaların çekdirerek ubûr ederler, temâşâdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 205a ·
metinde göster ·
… ve bir kat libâs-ı fâhire on bir huddâmımdan gayrı her ocakdan beşer onar âdem
koşup
cümle kırk beş nefer olup paşa efendimizle ve cümle ehibbâ ile vedâlaşup tevekk …
Menzil-i karye-i Alacalar: Araz kenarında Bâyezîd kal‘ası hükmünde üç yüz evli Ermeni ve müselmân köyüdür. Bunda sâhib-i devlet efendimiz Revân Hânı elçisi Kâsım Hân'a ve Nahşıvân Hânı elçisi Takî Hân'a ve Tebrîz Hânı elçisi Seyf Alî Hân'a azîm ziyâfetler edüp muhabbetnâmeler verüp her birine ikişer çıplak küheylân atlar ve mercân u tesbîh ve tîr ü kemânlar ve niçe elvân Ceneviz ve Venedik hâreleri ihsân edüp cümle elçilere hitâben buyurdular kim "Âl-i Osmân devletinde biz sulha muğâyir iş işlemeği revâ görmeyüp Şuşik Beği Mustafa Beğin ilin vilâyetin nehb ü gâret edüp kal‘asın âhir beğe ihsân etdük kim sizin Revân hânı karındaşımız andan şikâyet etmeğile hakkından gelindi. İmdi sizler dahi sulha muğâyir iş etmeyüp Mekü kal‘asına koyduğunuz askeri çıkarup kânûn-ı sulh üzre kal‘ayı harâb idesiz ve illâ hâlâ tuğrâkeş serdâr-ı mu‘azzam deryâ-misâl asker ile Revân ve Nahşıvân diyârların nehb u gâret ederim", deyü cevâb-ı pür-savâb hitâb edince üç aded elçi ser-ber-zemîn edüp "bi-ser ü çeşm" dediklerinde her birine birer Acemâne semmûr kürkler giydirilüp Kilârcı Velî Ağa Elçi Kâsım Hân ile Revân cânibine gitdi. Alacaatlı Hasan Ağa elçi Takî Hân ile Nahşıvân'a gitdi. Hakîr dahi gümrük kâtibi olmamız hasebiyle gümrüğe tüccâr gelmesiyçün hakîre nâmeler verilüp 293a Tebrîz Hânına bir mücevher zeynli at ve yelkenden çullu küheyl at ve latîf sultânî destmâllar ve bir incü tesbih ve bir çift çârkâb tîrkeş verüp Tebrîz hânı elçisi Seyf Alî Hân'a hakîri teslîm edüp "Evliyâm size Allah emâneti olsun" deyü vasıyyetler edüp tatyîb-i hâtır ile mukayyed olup "Bu cânibde gümrüğümüze kârbânlar gönderesiz" deyü nâmeler ve ricânâmeler hâkîre teslîm olunup harc-ı râh bir kîse ve bir kat libâs-ı fâhire on bir huddâmımdan gayrı her ocakdan beşer onar âdem koşup cümle kırk beş nefer olup paşa efendimizle ve cümle ehibbâ ile vedâlaşup tevekkülen alâ cânib Revân'a [ve] Nahşıvân'a revâne olduk.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 292b–293a ·
metinde göster ·
diri eden Hazret-i Uzeyr'i zann etdiler kim sûre-i (---)Arapça dedikleri bu …
Ulu'l-azm peygamberlerdendir. Kavm-i Benî İsrâ’îl'e ba‘s olunup ümmetinden biri İslâm ile müşerref olmadıklarından Cenâb-ı Bârî anlara tâ‘ûn-ı ekber verüp şehr-i Askalân'dan taşra firâr ederlerken Cenâb-ı Allah Cibrîl-i Emîn'e emr edüp bunlara "Mûtû bi-emrillah" deyü bir sayha urunca cümlesi ol sayhadan zehresi çâk olup biri biri üzre cümlesi helâk oldular. Kamusu bir yerde helâk olmalarının sebebi oldur kim mâbeynimize tâ‘ûn girmesin deyü birbirlerin derâğûş edüp eyle çıtâçıt sık olmuşlardı kim mâbeynlerinden su sızmazdı. Ba‘dehû niçe yüz yıl mürûrundan sonra Hazret-i Uzeyr bu mevtânın üstühânları üzre uğrayup gördü kim deryâ-misâl âdem üstühânları birbirine çatılmış yatar. Âlem-i hayretde kalup "Yâ Rabbî! Bu ne hâldir kim cümle mevtânın üstühânları bir yerde yatar. Birisi pârekende ve perîşân değildir. Bu ne hikmetdir?" deyü âlem-i tahayyürde iken hâtifden bir nidâ geldi kim "Yâ Uzeyr! Bunlar benim tâ‘ûn azâbımdan kaçup helâk olup senin du‘âna muntazırlardır kim onlara yine hayât verem" nidâsı geldikde Hazret-i Uzeyr du‘â edince el-azametullah cümle uzuvlar birbirine karış katış olmuşken her cesedin kemikleri yerli yerine varup Cenâb-ı Bârî kudretin ızhâr içün cümle kemikler üzre sinirler ve damarlar bağlanup üstüne deriler halk olup ba‘dehû cümlesi hayât bulup ayak üzre kalkup cümlesi bir kerreden Hazret-i Uzeyr'i görünce "Lâ ilâhe illallah, Uzeyrun ibnullah" deyüp hâşâ sümme hâşâ Uzeyr'i Cenâb-ı Bârî'ye şerîk koşup diri eden Hazret-i Uzeyr'i zann etdiler kim sûre-i (---)Arapça dedikleri bu âyet ile müsbetdir. Hâlâ Yahûd kavminin sarı benizli ve kuvvetsiz olup ağızları kokduklarının aslı Hazret-i Uzeyr du‘âsıyla mevtâ iken hayât bulan Yahûd tâ’ifesi neslinde olan Yahûdîlerin hâlâ ağızları leş gibi kokup yüzlerinde ve gözlerinde nûr yokdur. Ba‘dehû Hazret-i Uzeyr Nebî yüz sene mu‘ammer olup ba‘dehû merhûm olup şehr-i Remle-i Filistîn'de defn etdiler. Ba‘dehû Cenâb-ı Bârî kudretin ızhâr içün Hazret-i Uzeyr'e ve hımâr-ı Uzeyr'e hayât verüp üç yüz yıl dahi halkı dîne da‘vet etdüğine Cenâb-ı Allah Habîbi Muhammedü'l-Mustafâ'ya alâ tarîkı'l-hikâye sûre-i (---)Arapça âyeti ki Hazret-i Uzeyr'i ölüden diri edüp yine halkı dîne da‘vet etdüğün bu âyet ile i‘lâm buyururlar. Ba‘dehû yine Hazret-i Uzeyr merhûm olup Yafa şehri hâricinde bu mezkûr mahalde medfûndur. Anınçün Hazret-i Uzeyr'in iki yerde kabri münevveri vardır. Biri Remle'de, biri bu Yafa şehri hâricinde. Mevtâdan hayât bulup iki kerre merhûm olan peygamberin biri bu Hazret-i Uzeyr'dir. Biri kırk kerre ölüp dirilüp külü göğe savrılup yine hayât bulan Hazret-i Çircîs aleyhi's-selâmdır kim Irâk-ı Musul'da medfûndur. Ammâ bu Hazret-i Uzeyr'i, kabr-i şerîfinden İşpaniye küffârı çıkarup Kızılelma'ya götürmek murâd edindiklerinde bir zelzele-i azîm olup şehr-i Askalân ve şehr-i Filistîn-i Remle ve şehr-i kal‘a-i Kalinseve ol zelzeleden harâb olup içindeki cümle kefereler dahi helâk olup bu bilâd-ı selâse üç yüz sene vîrân yatup imâr oldukda Mısır pâdişâhlarından el-Melikü'l-Kâmil asrında yine 46a İşpaniye küffârı Kudüs'e istîlâ etdiklerinde Hazret-i Uzeyr kabrine vaz‘-ı yed etmeğe cür’et edemeyüp Hazret-i Uzeyr'in hımârı üstühânların kabrinden çıkarup hâlâ hımârın iki ön ayakları Nemse çesarının hazînesinde cevâhir kutu ile hımârın tırnakların cümle mücevher edüp hazînelerinde mahfûzdır. Ve kıç ayakları İşpaniyye Kızılelması'nın İrimpapa hazînesindedir. Sâ’ir üstühânları yine şehr-i Yafa kurbunda Hazret-i Uzeyr cenbinde medfûndur. Küffâr ol sene kim Kudüs'e istîlâ etdüğü mahalde Malta küffârı fırsat bulup Nablus kurbunda karye-i Sabastiyye'den Hazret-i Yahyâ'nın cesed-i şerîfin serîka edüp Tarsûs bâbında karargâhları olan Karagözgez nâm kal‘aya götürdüler. Anı Me’mûn Halîfe feth edüp Malta küffârı cesed-i Yahyâ ile kal‘a-i Malta Rodosu'na vardılar. Sene 928 târîhinde anı dahi Süleymân Hân muhâsara etdükde cesed-i Yahyâ'yı hâlâ Malta olan cezîrede Hazret-i Yahyâ'nın vücûd-ı şerîfi anda cevâhir sanduka içinde Sencuvan hazînesinde mahfûzdır. Sencuvan, vücûd-ı Yahyâ Nebî'dir. Anı kendülere ricâl-i gayb edinüp anın dest-i şerîfi nakşı olan bayrakların açup ne cânibe teveccüh ederlerse mansûr olurlar. Ve Malta küffârının cemî‘i küffâr mâbeyninde mu‘azzez ü mükerrem olmaları Hazret-i Yahyâ cesedi anlarda olduğundandır, kim Sencuvan nâmıyla şöhret bulmuşdur. Ammâ ser-i sa‘âdetleri Şâm-ı şerîf kal‘asında câmi‘-i Ümeyye vasatında zîr-i zemîn içre bir altun tepsi üzre re’s-i şerîf-i Hazret-i Yahyâ hâlâ andadır. Sene 797 târîhinde Timurlenk açup ziyâret edüp manzûrı olmuşdur. Ammâ bu Yafa şehrinde Hazret-i Uzeyr'in kabr-i şerîfin bir ferd açmağa kâdir olmamışlardır. Her peygamberin hayât-ı sa‘âdetlerindeki gibi kimi celâl, kimi cemâl sâhibidir. Hazret-i Uzeyr celâl sâhibi olmağıla kabr-i şerîfine bir kral-ı dâl vaz‘-ı yed etmeğe kâdir olmamışlardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 45b–46a ·
metinde göster ·
… rlerin verdiğinden paşa bu hakîre yüz altun ihsân edüp âzâd etdi ve yanına âdem
koşup
hân tarafına gönderdi.
Herîf-i zarîf-i dürüst-gû eyitdi "Vallahi sultânım Diyârbekir eyâletinden Çapakçur beği ve Çemişgezek beği hânın imdâdına gelirken Diyârbekir vâlîsi istimâ‘ edüp asker gönderüp siz niçün fermânsız pâdişâha âsî olan hâna imdâd edersiz deyüp Diyârbekir vezîri askeri gelüp Çemişgezek beğin ve Çapakçur beğinin ikisin dahi kayd [ü] bend ile Diyârbekir'e götürdüler." deyince, cihân paşanın oldu, ammâ sultânım Diyârbekir eyâletinde Hazzo beği hânın dâmâdı olmağile bu cengden mukaddem hânın yanında idi. Hâlâ askeriyle Hazzo Beği Murtezâ Beğ Bitlîs içindedir ve Diyârbekir beğinden Cıska beği hân yanındadır ve sizin Van eyâletinden Zerikî beği askeriyle hân yanındadır ve sizin Van eyâletinden Esuk beği ve Karkar beği ve Şervi beği ve Karni beği ve Hero beği ve Ağakis beği ve Kesân beği ve Müküş beği ve Berda‘ beği ve Ladik beği ve Erecik beği ve Alagöz beği ve Çobanlar beği ve Hakkarî hâkimi ve Benî Kator beği ve Abagay beği Evliyâ Beğ ve'l-hâsıl bu zikr olunan Van eyâleti beğleri cümle hâna imdâda gönderüp kendüleri de size imdâda gelmek üzrelerdir ammâ gelmezler. Hâlâ bu ensenizdeki dağlar içre kemîngâhlarda pinhân olmuşlardır. "Ahvâl neye müncer olur?" deyü anlar pusularda size muntazırlardır. Allahümme âfinâ eğer siz hân cenginde münhezim olursanız, anlar dağlardan sizin ardınız alup cümle sizi hân üzre götürmeğe sebeb olan Vanlıyı kılıçdan geçirirler. Eğer koca vezîr bu Yağcıoğlu sözün dinlersiz, hândan korkma, kavm-i Rujikî'dir. Cengâver değillerdir ammâ bu size imdâda gelen bâlâda zikr etdiğim Kürdistân beğlerinden ihtirâz 263b üzre olun. Zîrâ anlar hân ile kasem billah u tallah edüp hândan donluk hedâyâlar almışlardır. Gâfil-mebâş ey vezîr!", dedi. "Ammâ sultânım cenâb-ı şerîfiniz mukaddemâ Diyârbekir vâlîsiyken imdâd taleb etmişsüz. Anlar da yigirmi bin asker ile gelmek üzre cenâbınız dahi yetmiş bin asker ile bu mahalle geldiğinizde şehr-i Bitlîs içre hân askeri içre bir güft [ü] gû havf u haşyet düşüp iki asker-i bî-amân mâbeyninde kaldık, yaman-ender-yaman oldu, deyü derûn-ı Bitlîs hâyâ kıyâmetden bir nişân olup ammâ yine cenge âmâdedirler. Zîrâ Diyârbekir tarafında Deliklika'ya yolların bu sizin tarafınızda dîvârın ve iç kayalardan sedd edüp onar kat meteris çatmışdır ve hâlâ hân pür-silâh cengâver bin askere mâlikdir." deyü bu dil, tarafeynin ahvâllerinden böyle mâ-vaka‘ı üzre bî-garazâne hakîkat haberlerin verdiğinden paşa bu hakîre yüz altun ihsân edüp âzâd etdi ve yanına âdem koşup hân tarafına gönderdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 263a–263b ·
metinde göster ·
… arana dek zahîresin verüp evlâdlarımı ve hân etdiği oğlum Ziyâeddîn'i bilesince
koşup
‘Tâ Diyârbekir'e varana dek hidmetinde olalar’ deyü fermân eylesem gerek idi" d …
Hân eyitdi: "Âferim Evliyâ! Hakkâ ki nân u nemek hakkın bilir merd-i meydânsın. Ol Allâh hakkı derûnum âteşinden şöyle böyle edem dedim, ammâ eğer Melek bu dereçeye gelende men anı ihsân [u] in‘âm ile utandurup tâ Diyârbekir'e varana dek zahîresin verüp evlâdlarımı ve hân etdiği oğlum Ziyâeddîn'i bilesince koşup ‘Tâ Diyârbekir'e varana dek hidmetinde olalar’ deyü fermân eylesem gerek idi" deyü niçe bin lâf u güzâflar urdu, ammâ gün-be-gün Bitlis şehri içre niçe bî-günâh mazlûmları iftirâ-yı mahz edüp "Sen Melek Ahmed Paşa'yı bu diyâra getirmeğe bâ‘is u bâdî olduğuz" ve "Haydar Kethüdâ çerâğısınız" deyü niçe ibâdullâhları Bitlis kal‘ası burcundan aşağı âdemleri atup pâre pâre olup niçesin kılıç üşürüp rîze rîze ederlerdi. Ve kimin Bâğ kayalarından ve Dehdîvân ve Âvih kayalarından dest ber-kafâ bağlı âdemleri endâht edüp garîb-i benî Âdem tayr-ı ebâbîl gibi tayerân edüp zemîne nüzûl etdikde sad pâre olup herîse olurlardı.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 11a ·
metinde göster ·
… tirirlerken hemân taşra varoşun mâl-ı mâmelekin ve at değirmen bârgîrin toplara
koşup
varoşu âteşe der-ceng-i evvel urup toplar ve fıçılar ile kal‘a altında meterisl …
Niçe yüz kâfirler cüce gibi ayaksız ve kolsuz gezüp niçe yüzü top-ı kûp güllesinden herse olup leş leşe çatılup kaldı. Hemân küffâr Hasan Paşa kal‘ası ardında kışlaya bağlı dör[d] aded şayka içine girüp sekiz pâre İngilisin demir topların arabalarıyla gemiden çıkarup keşân ber-keşân çekerek Özü hâricinde varoşa getirüp niçe yüz aded bal fıçıları ve nârdenk fıçıları yuvarlayarak ve topları sürüyerek getirirlerken hemân taşra varoşun mâl-ı mâmelekin ve at değirmen bârgîrin toplara koşup varoşu âteşe der-ceng-i evvel urup toplar ve fıçılar ile kal‘a altında meterislerine gelirken kal‘adan yine sadâ-yı Allâh Allâh'a rehâ buldurup bunlar eyle kurşumlar ve eyle top gülleleri urup niçe yüz kâfir kırıldı, ammâ varoşdan aldıkları şarâbı ve bozayı ve rakıları içüp kanzil mest hayrân olup kızararak ve bozararak kal‘a üzre vararak gelüp yine meterislerine hemân handak içine inüp kal‘a dîvârın delmeğe başladılar. Hemân yukaru kal‘adan bizim gâzîler neft ve katrân ve kaynar suları üzerlerine döküp ve çömlek kumbaraları ve el kumbaraları atarak kal‘adan bunları alarga etdiler. Hemân yine domuz topu olup mezkûr bal fıçılarını ve nârdenk fıçılarını meterislerinde ân-ı vâhidde toprak ile doldurup gemilerden aldıkları sekiz pâre toplara fıçıları siper edüp toplara âteş urmağa başladılar, ammâ Özü kal‘asına eyle top ne te’sîr etse gerek.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 57b ·
metinde göster ·
… lmuş kapucubaşılarıyla esbâbları ve katarların verüp yanlarına on bayrak sekbân
koşup
her bir kızlara ve tavâşîlere belağan mâ-belağ ihsânlar edüp Murtazâ Paşa'ya,
Hasan Paşa eydir: "Tîz şahbâzlarım, bu anda bu cevârîlerin esbâb [u] eskalleri ve halhalları ve bilezikleri ve donların veresiz" dedikde cümle kızların esbâbların getirüp geydirdiklerinde hemân Hasan Paşa merdlik edüp cümle câriyeleri taht-ı revânları ve tavâşî ağaları ve ba‘zı esîr olmuş kapucubaşılarıyla esbâbları ve katarların verüp yanlarına on bayrak sekbân koşup her bir kızlara ve tavâşîlere belağan mâ-belağ ihsânlar edüp Murtazâ Paşa'ya,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 70a ·
metinde göster ·
… dirüp hakîr ismine Mehemmed dedim. El-Fâtiha denilüp Kalga bunlara üç yüz yiğit
koşup
bu kadar mâl-ı firâvânıyla Tuna kenârına gelüp bu boyar-ı nev-yâr-ı nâçâr-ı âkı …
Kalga Sultân dahi eğninden semmûr lipaçesin ol [nev-]müslime geydirüp hakîr ismine Mehemmed dedim. El-Fâtiha denilüp Kalga bunlara üç yüz yiğit koşup bu kadar mâl-ı firâvânıyla Tuna kenârına gelüp bu boyar-ı nev-yâr-ı nâçâr-ı âkıbet-endîş-i bî-kîş,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 104a ·
metinde göster ·
"Benim efendim. Bihke kapudanın Zirinoğlu esîrlikden halâs içün kal‘a-i Bihke'de on iki Sirem arabaları mâl andadır ve bizim âdemlerimiz dahi andadır. Bu hakîrin sultânımdan ricâsı oldur kim bir mektûb-ı dürer-bârınız ile yüz aded pür-silâh koşup cümle mâlı Bihke kapudanı vekîlinden alup ve Bihke kapudanının gâzî şehbâzlarından yüz aded nâm u kâm sâhibi pür-silâh efendilerinin ıtlâkına gele" deyü ricâmız kabûl oldukda ol sâ‘at üç yüz aded nâmdâr yiğitleri İbrâhîm Paşa mektûblarıyla kal‘a-i Bihke'ye, ertesi gün bize bir kîse guruş harc-ı râh verüp ve beş çift kol tüfengleri ve beş donluk Macar çukası ihsân edüp ale's-sabâh hakîre elli atlı ve elli piyâde yiğitler koşup Yakova'dan 8 sâ‘atde gidüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 159b ·
metinde göster ·
… uk Macar çukası ihsân edüp ale's-sabâh hakîre elli atlı ve elli piyâde yiğitler
koşup
Yakova'dan 8 sâ‘atde gidüp,
"Benim efendim. Bihke kapudanın Zirinoğlu esîrlikden halâs içün kal‘a-i Bihke'de on iki Sirem arabaları mâl andadır ve bizim âdemlerimiz dahi andadır. Bu hakîrin sultânımdan ricâsı oldur kim bir mektûb-ı dürer-bârınız ile yüz aded pür-silâh koşup cümle mâlı Bihke kapudanı vekîlinden alup ve Bihke kapudanının gâzî şehbâzlarından yüz aded nâm u kâm sâhibi pür-silâh efendilerinin ıtlâkına gele" deyü ricâmız kabûl oldukda ol sâ‘at üç yüz aded nâmdâr yiğitleri İbrâhîm Paşa mektûblarıyla kal‘a-i Bihke'ye, ertesi gün bize bir kîse guruş harc-ı râh verüp ve beş çift kol tüfengleri ve beş donluk Macar çukası ihsân edüp ale's-sabâh hakîre elli atlı ve elli piyâde yiğitler koşup Yakova'dan 8 sâ‘atde gidüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 159b ·
metinde göster ·
Bir şehre benzer azîm kasabadır. İtâ‘at edüp kulağızlar
koşup
yol gösterdiler. Bu mahalle Saboç nâhiyesi derler. Erdel diyârının vilâyet-i Ha …
Bir şehre benzer azîm kasabadır. İtâ‘at edüp kulağızlar koşup yol gösterdiler. Bu mahalle Saboç nâhiyesi derler. Erdel diyârının vilâyet-i Hayduşak'ı hükmüdür gâyet ma‘mûr vilâyetdir ve katana kafirleri gâyet şecî‘ ve bahâdır yunakları olur, ammâ yine Erdel kralına tâbi‘lerdir. Andan 2 sâ‘atde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 9b ·
metinde göster ·
… emmûr kürkler ihsân olunup kral dahi beş kîse verüp iki bin kadar kefere askeri
koşup
ve Hüseyin Paşa dahi Tımışvar askeriyle hasekiyi Varat cânibine götürdüler.
Bu mahalde hünkâr hasekisine kırk kîse ve iki yüz esîr ve semmûr kürkler ihsân olunup kral dahi beş kîse verüp iki bin kadar kefere askeri koşup ve Hüseyin Paşa dahi Tımışvar askeriyle hasekiyi Varat cânibine götürdüler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 16b ·
metinde göster ·
… dahi kırk bin aded sadaklı ve savatlı ve kübeli zor batır yiğitleri cümle krala
koşup
Vinçaz kal‘ası sahrâsına gitdiler. Ertesi gün serdâr 10 sâ‘at gidüp,
"Kanûn-ı Nagban Ejder ceddimizin âyîni üzre kralımızdan bî‘at edelim" deyü haberleri geldikde kral bu haberi serdâra bildirüp serdâr-ı kâr-âzmûde dahi Hüseyin Paşa'yı ve Küçük Mehemmed Paşa'yı ve Çatalbaş Paşa'yı asâkirleriyle ve Tatar askerin dahi kırk bin aded sadaklı ve savatlı ve kübeli zor batır yiğitleri cümle krala koşup Vinçaz kal‘ası sahrâsına gitdiler. Ertesi gün serdâr 10 sâ‘at gidüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 30a ·
metinde göster ·
… n-ı şehirden muhibb-i kadîmlerimiz bu hakîre yüz aded pür-silâh nâmdâr yiğitler
koşup
cümle ahbâb ile vedâlaşup cânib-i şarka 2 sâ‘atde,
Hakîr dahi cemî‘i yârân-ı bâ-safâlar ile bu kavzaya girüp kisb-i safâlar edüp avdetde sayd [u] şikârlar edüp yine kasaba-i Düşeniçse'ye gelüp bir gece dahi mihmân olduk. Ertesi bize a‘yân-ı şehirden muhibb-i kadîmlerimiz bu hakîre yüz aded pür-silâh nâmdâr yiğitler koşup cümle ahbâb ile vedâlaşup cânib-i şarka 2 sâ‘atde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 39a ·
metinde göster ·
… ve iki yüz hânesi var. Kâdiroğlu Velî Çelebi yahşı cândır. Bize yarar refîkler
koşup
ale's-sabâh,
Bu karye Şıpka dağı dibinde bâğlı ve bâğçeli müselmân köyüdür. Bir câmi‘i ve iki yüz hânesi var. Kâdiroğlu Velî Çelebi yahşı cândır. Bize yarar refîkler koşup ale's-sabâh,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 53b ·
metinde göster ·
aşağı nehr-i Diçina'dan su çekildiğin aslâ düşman göremez. Ve bu mahalde yalçın …
Ve üstâd-ı bânî-i bennâ-yı selef bu kal‘anın nehr-i Diçina akdığı mahalle bir kulle-i bâlâ-ı azîm binâ edüp bu kulleden seksen kulaç urganlar çarh-ı dollâblara koşup aşağı nehr-i Diçina'dan su çekildiğin aslâ düşman göremez. Ve bu mahalde yalçın kayalardan nehr-i Diçina'nın cereyân etdiğinün sadâsı ra‘d gibi gürleyüp âdemi asamm eder. Tâ bu mertebe taşkın ve coşkun akar bir küçük sudur kim tulû‘u ve gurûbu bâlâda tahrîr olunmuşdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 140a ·
metinde göster ·
… ın her târları bin bâr müşk-i Tatar değer. Üç binden mütecâviz atları arabalara
koşup
bu şehr-i Purunduk Alman dağının dâmenindedir ve Kâsım Voyvada şühedâları rûhla …
Hulâsa-i kelâm yüz yetmiş araba mâl-ı zî-kıymet ve üç bin esîr-i bî-minnet zî-cemâl mahbûb u mahbûbe müşterî-tal‘at bikr-i nâ-şüküfte Alman kızları ele girdi kim geysûlarının her târları bin bâr müşk-i Tatar değer. Üç binden mütecâviz atları arabalara koşup bu şehr-i Purunduk Alman dağının dâmenindedir ve Kâsım Voyvada şühedâları rûhlarıyçün Fâtiha-i şerîfe okuyup yedi aded şühedâlarımız bu mahalle defn edüp cümle şühedâların rûhâniyyetlerinden istimdâd taleb edüp ba‘dehu şehri ihrâk bi'n-nâr edüp ahd [ü] mîsâkımız üzre mukaddemâ esîr olup kulağızlık eden kâfirlerin ikisin âzâd edüp otuz sekizin dahi niçe şikârlardan sonra âzâd etmeğe kavl-i karâr edüp yine anları da atlar üzre kayd [u] bend etdik. Ba‘dehu,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 4a ·
metinde göster ·
… şerîf vârid olunca hemân Hacı Paşa bir gün bir gecede beş yüz arabaya dörder at
koşup
cemî‘i me’kûlât [u] meşrûbâtların envâ‘ların arabalara tahmîl edüp ol gece Hacı …
"Sen ki Ustolni-Belgrad paşası el-Hacı Mustafa Paşasın, emr-i şerîfim vüsûl buldukda bir ân durmayup ale't-ta‘cîl asâkir-i İslâma zahîre yetişdiresin ve illâ ihmâl [ü] müsâmaha edersen başın gider" deyü böyle bir mü’ekked emr-i şerîf vârid olunca hemân Hacı Paşa bir gün bir gecede beş yüz arabaya dörder at koşup cemî‘i me’kûlât [u] meşrûbâtların envâ‘ların arabalara tahmîl edüp ol gece Hacı Paşa ile beş bin güzîde asker olup,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 16a ·
metinde göster ·
… aded Sirem arabalarına destûr verilüp arabalara üç yüz aded katana küffâr refîk
koşup
Üstürgon'a cümle arabalar revâne olup Yanık kapudanı tarafından üç yüz aded hın …
El-hâsıl dest-i küffârda böyle bir kal‘a-i metîn yokdur. Bunda üç gün meks edüp azîm zevk u safâlar ve ziyâfetler olup ertesi gün bizi getiren iki yüz aded Sirem arabalarına destûr verilüp arabalara üç yüz aded katana küffâr refîk koşup Üstürgon'a cümle arabalar revâne olup Yanık kapudanı tarafından üç yüz aded hınto arabalar gelüp cümle bâr-ı sakîllerimiz tahmîl olundu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 48b ·
metinde göster ·
… nası var demeyüp birbirlerinden ikisini de hıfz edüp müselmânın yanına refîkler
koşup
elbette bir selâmete vâsıl ederler, zîrâ Budin vezîrinden eyle fermân olmuşdur.
Budin vezîri hâssıdır kim bir çölistân-ı bî-amânda binden mütecâviz saz ve kamış örtülü Macar hâneleri ve üç aded kenîseleri ve câ-be-câ dükkânçeleri var, cümle Orta Macar katanası kâfirleri bunda yatup yemlenüp yiyeceklenüp taşra vilâyetlerd[e] şikâr alırlar, ammâ Keçkemet Macarının kızları ve sarâyı ve bâğları meşhûrdur. Hâkimleri birov kefereleridir kim elinde gümüş deyeneği vardır. Lâkin bir eyi hüsn-i hâlleri var. 78b Bu varoşa bir müselmân müsâfir gelse Macar katanasına demezler ve müselmâna Macar katanası var demeyüp birbirlerinden ikisini de hıfz edüp müselmânın yanına refîkler koşup elbette bir selâmete vâsıl ederler, zîrâ Budin vezîrinden eyle fermân olmuşdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 78a–78b ·
metinde göster ·
… e Eflak ve Boğdan beğlerine mektûblar verüp ve üç yüz aded yarar kâfir refîkler
koşup
kral ve sâ’ir iş erleriyle vedâlaşup,
Ertesi gün sepet-i sandûkumuzdan Nemse çâsârı vezîri koca Rudolfoş'un ve Vezîr Palatinuş'un ve Vezîr Zoza'nın ve Vezîr Mantikukula'nin ve baş irşeklerin ve ba‘zı nemeşlerin mektûbların Erdel kralına verdikde vâfir hazz edüp çâsâra bizim elçi Kara Mehemmed Paşa'nın buluşup nice ta‘zîm ü tekrîm olunduğun ve ne yüzden buluşup niçe mu‘âmele olunduğunun ahvâllerin su’âl edüp hakîr dahi kralın su’âline cevâblar verüp ba‘dehu yine uşarlar(?) hakîri konağımıza götürüp kâmil üç hafta pâdişâhâne gûnâ-gûn sayd [u] şikârlarda zevk u safâlar edüp ba‘dehu hakîre üç yüz Erdel altunu ve bir kîse Nagban Ejder kal‘ası guruşu ve bir pastav çuka ve on top kumâş ve beş karabina tüfeng ve beş sâ‘at ihsân etdi. Avreti Mayfırav dahi bir gayri şeyler ihsân etdiği zann-ı gümân olunmaya, zîrâ iç oğlanları dahi çok metâ‘lar verdiler. Ve kral Eflak ve Boğdan beğlerine ve iş erlerine ve Leh kralına ve Varşalka Kral'a ve Krakov kralına ve Tımışvar vezîrine ve Yalı ağası kalga sultân ve nûreddin sultâna ve bizzât Kırım hânı Mehemmed Geray Hân'a 92b götürmede hafîf bahâda sakîl hedâyâlar ile nâmeler ile Eflak ve Boğdan beğlerine mektûblar verüp ve üç yüz aded yarar kâfir refîkler koşup kral ve sâ’ir iş erleriyle vedâlaşup,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 92a–92b ·
metinde göster ·
… ak ağası olup Kızlarağası Muslu Ağa efendimiz bu hakîri Gazzâzzâde Ahmed Ağa'ya
koşup
Edirne'den kat‘-ı menâzil ederek İstifan Beğ ile on yedi günde İsmâ‘îl şehrine …
Mukaddemâ sene (---) târîhinde Sultân Mehemmed Hân-ı Râbi‘ asrında Köpürlü Mehemmed Paşa sadrıa‘zam iken diyâr-ı Boğdan'da Burunsuz Kostantin isyân edüp şehr-i Yaş'a kapanup İsmâ‘îl ve İbrâ’il ve İshâkçı şehirlerin harâb u yebâb etdi ve vilâyet-i Eflak'da Ken‘ân Paşa sultânı Âtike Sultân elinde büyüyüp oğulluğu olan Cüvan-ı Urum Mihne Çelebi denilen mel‘ûn muhibb-i hânedân-ı Âl-i Osmân iken Eflak beği olup isyân edüp kırk elli bin ümmet-i Muhammed bâzergânları Eflak'da kılıçdan geçirüp Yergöğü kal‘asından Fazlı Paşa ve Cân Arslan Paşa ve Konakçı Kara Alî Paşa ve niçe paşaları Yergöğü'nde kapadup germâ-germ ceng etdiği ve Boğdan beği isyânı Köpürlü Mehemmed Paşa'nın mesmû‘u olup Yedikulle'de mahpus sâbıkan Boğdan beği olan Lipul Beğ'in oğlu Dilber İstifan Beğ Boğdan'a beğ olup Gazzâzzâde Ahmed Ağa sancak ağası olup Kızlarağası Muslu Ağa efendimiz bu hakîri Gazzâzzâde Ahmed Ağa'ya koşup Edirne'den kat‘-ı menâzil ederek İstifan Beğ ile on yedi günde İsmâ‘îl şehrine vardıkda cümle yigirmi bin asker olduk, ammâ cemapur askeri gibi ecnâs-ı milelden ve Kılbarak'dan bir barak kefere ve Ermeni ve bakkal ve çakkal ve bozacı ve meyhâneci kavmi bile idi, ammâ askerinden Yahûdî yok idi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 99b ·
metinde göster ·
vilâyetim temâşâ edüp atlarına ve kendüye ve refîklerine ri‘âyet edüp azıkların …
"Ey Kırım eyeleri ve atalıkları ve iş erleri kocalaklar, her kansı bendere ve şehre yarlığ-ı belîğ Hânî ile kazakdaş kardaş sırdaş hâldaş seferdaş yoldaşım kart kazakım Evliyâ Efendi her kanda barırsa özümün hâtırıyçün ihsân [u] in‘âmlar edüp geydirüp kuşadup kızılga altun harçlıklar berüp mu‘temed yoldaşlar koşup vilâyetim temâşâ edüp atlarına ve kendüye ve refîklerine ri‘âyet edüp azıkların veresiz. Ve sen ki Gözlev kal‘ası ağası Ahmed Ağa'sın, Evliyâ Çelebi karandaşım sana bardıkda bir sarâya kondurup cümle me’kûlât [ü] meşrûbâtıın berüp her gün birer kızılga altun harçlık berüp gideceği(m) zamân bir semmûr ton ve yüz kızılga altun veresin ve ne cânibe azîmet ederse mu‘temed yoldaşlar koşasın, ve’s-selâm" deyü kâğızları alup Hân ile vedâ‘laşup,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 117b ·
metinde göster ·
… si bu Jana kızlarından idi. Andan Hân'a bunlardan bin aded tüfengli asker refîk
koşup
, andan yine cânib-i şarka 2 sâ‘atde,
Abaza'nın Hayku dağları dibinde beş yüz aded saz ve kamış örtülü evlerdir. Beğinin ismi Antenok'dur. On bin bahâdır cürd atlı ve sadaklı ve yaya tüfengli Çerkez yiğitlerine mâlikdir. Dâ’imâ Sadşe Abazasıyla ceng [ü] cidâl ve harb [ü] kıtâl ederler. Hân hazretlerin bunda bulup Hân'a ziyâfetler eyleyüp güzîde kız ve gulâmlar verdi. Selâmet Geray Sultân'a bir şey vermeyüp bu diyârda alıkodular, zîrâ v[â]lidesi bu Jana kızlarından idi. Andan Hân'a bunlardan bin aded tüfengli asker refîk koşup, andan yine cânib-i şarka 2 sâ‘atde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 151a ·
metinde göster ·
… herkes seyâhat edemez. Lâkin beğlerine bir armağan hedâyâ versen yanına âdemler
koşup
yiye içe kona göçe bir beğe yâ bir kabağa veyâ bir pişköve sâlimîn ü gânimîn te …
Ya‘nî bu Çerkezistân derbend-i calender yerlerdir kim herkes seyâhat edemez. Lâkin beğlerine bir armağan hedâyâ versen yanına âdemler koşup yiye içe kona göçe bir beğe yâ bir kabağa veyâ bir pişköve sâlimîn ü gânimîn teslîm ederler. Artık mâlından ve cânından havf etme. Eğer konduğun ev sâhibine bir lüle tütün ve yâhûd bir iğne ve iplik verirsen dünyâ kadar hazz edüp sana dahi ziyâde ri‘âyet ederler. Ve mâlı ve cânı ve evlâd [u] ensâbı ile yoluna kurbân olurlar. Hakkâ ki mihmândârlıkları bin kat hırsızlıklarından âlîdir. Hakkâ ki bu haslet hâssu'l-hâs bir kavme mahsûs değildir. Andan 5 sâ‘atde taraf-ı şarka gidüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 156b ·
metinde göster ·
… ân olup azîm ziyâfetler tenâvül olunup ba‘dehu Hân'a Karabudak beği imdâd asker
koşup
semt-i şarka bir sâ‘at gidüp,
Mehemmed Geray Hân bu şehirde üç gün mihmân olup azîm ziyâfetler tenâvül olunup ba‘dehu Hân'a Karabudak beği imdâd asker koşup semt-i şarka bir sâ‘at gidüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 165b ·
metinde göster ·
… ve dilâver hünerver-i server erlerdir. Cümle halkı develeri çifte ve arabalara
koşup
,
Ve cümle Tatar tütünü pek içerler, aslâ dumanın taşra çıkarmazlar. Hemân dumanın içüp mest olup yıkılup "Esrik olganmız" deyü sarhoş olurlar, ammâ gâyet bahâdır ve şecî‘ kavm-i zor-âver ve dilâver hünerver-i server erlerdir. Cümle halkı develeri çifte ve arabalara koşup,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 200a ·
metinde göster ·
… a dahi birer at verüp hakîre iki bârgîr ve yüz guruş ihsân edüp paşaya refîkler
koşup
vezîrler birbirleriyle vedâlaşup Akkirmân'dan yine cânib-i kıbleye 3 sâ‘atde,
Anda üç gün tekâ‘üd edüp Ak Mehemmed Paşa'ya beher yevm üç kerre ziyâfet-i azîmler edüp dördüncü gün hareket mahallimizde Yûsuf Paşa Ak Mehemmed Paşa'ya yigirmi kîse harc-ı râh ve elli re’s at ve bârgîr ve yigirmi aded Rûs köleleri verüp "Ma‘zûr ola sultânım" [deyü] Mehemmed Paşa eski vezîr olmak ile Yûsuf Paşa niçe gûne temalluk-âmîz mu‘âmeleler edüp cümle ser-i kârda olanlara dahi birer at verüp hakîre iki bârgîr ve yüz guruş ihsân edüp paşaya refîkler koşup vezîrler birbirleriyle vedâlaşup Akkirmân'dan yine cânib-i kıbleye 3 sâ‘atde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 201a ·
metinde göster ·
… mle demirdir. Ve dollâb kovalarının ipleri dahi zencîrlerdir. Bu dollâba atları
koşup
çarhları deverân etdirdikçe kubbede olan mezkûr delikden kovalar aşağı kuyudan …
Bu kasrın kubbesi ortasındaki mezkûr kuyu üzre olan delik üzre üstâd-ı Freng gûnâ-gûn çarh-ı musanna‘lar ile su dollâbları îcâd eylemiş kim niçe engâzları cümle demirdir. Ve dollâb kovalarının ipleri dahi zencîrlerdir. Bu dollâba atları koşup çarhları deverân etdirdikçe kubbede olan mezkûr delikden kovalar aşağı kuyudan suyu yukaru kasra çeküp andan aşağı minâre kaddi 270a su uçup terâzûler ile şehrin hânedânlarına ve sarnıçlarına ve hammâm ve amâristânlarına gider, bir ibret-nümâ çâh-ı mâdır. Lâkin ba‘zı zamân atları olmayup işlemez, ammâ aşağıda kuyusu şeb [ü] rûz mu‘attal durmaz.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 269b–270a ·
metinde göster ·
… p yine sizinle dost olduk" deyü vâfir sürûrlar semtin gösterüp yanımıza âdemler
koşup
kal‘anın der-i dîvârları ve burc [u] bârûların seyr [ü] temâşâ etdik. Ne‘ûzü bi …
"Böyle sulhdan hazz edüp yine sizinle dost olduk" deyü vâfir sürûrlar semtin gösterüp yanımıza âdemler koşup kal‘anın der-i dîvârları ve burc [u] bârûların seyr [ü] temâşâ etdik. Ne‘ûzü billâh hemân Kandiye kal‘asının Su kullesi-misâl bucak bucak tâk-ender-tâk odalar ve mazgalların cümlesi suya nâzır olup bunda olan serâmed toplar Kandiye'de değil belki Rodos kal‘asında yokdur. Cümle sığâr u kibâr üç yüz pâre balyemez toplardır. Ve niçesi kırmızı çukalar ile örtülü toplardır. El-hâsıl eyle metîn ve müstahkemdir kim bu kal‘a gûyâ yek-pâredir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 320b ·
metinde göster ·
… lamaz, ammâ tabbâğların elinden dahi halâs olmaz. Evvelce mahpûs edüp kirdimana
koşup
köpek necâseti içinde kal olup tâ’ib ve tâhir olup andan post sâhibi olur. Bu t …
Ve cümle iki bin kırk sekiz dükkândır. Pâsbânlarından haber aldım, ammâ cümleden sarrâchânesi bir diyârda yokdur. Serâpâ kârgîr üstleri örtülü sâyedâr dekâkînlerdir. Anda işlenen sarrâc bisâtları bir diyâra mahsûs değildir. Meğer İslâmbol'da işlense ba‘îd olmaya, zîrâ bu Karahisâr köselesi mâzûludur. Sahtiyân ve gönleri Y 16b kirdimandan pembe-misâl çıkar. Kâmil yüz dükkân tabahânesi ve üç bin pehlivân-ı cüvân Âh-i Evran köçekleri vardır. İçlerine bir kanlı firâr edüp varsa hâkim alamaz, ammâ tabbâğların elinden dahi halâs olmaz. Evvelce mahpûs edüp kirdimana koşup köpek necâseti içinde kal olup tâ’ib ve tâhir olup andan post sâhibi olur. Bu tabbağlar şehrin fevkında Mevlevîhâne kurbunda derenin iki cânibinde bir derbend-i calender yerdedir. Başka câmi‘leri ve mesâcidleri vardır. Bu tâ’ife çokluk kimesne ile ülfet etmezler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y16a–Y16b ·
metinde göster ·
… uş Beğ ile ve serdâr ile ve'l-hâsıl cümle ahibbâ ile vedâlaşup ve bize refîkler
koşup
kıbleye üç sâ‘at gidüp,
Ve bir hafta bu şehirde meks edüp niçe zevk u safâlar edüp mevlevîhâne şeyhi ile ve Dizdâr Ca‘fer Ağa ile ve Çavuş Beğ ile ve serdâr ile ve'l-hâsıl cümle ahibbâ ile vedâlaşup ve bize refîkler koşup kıbleye üç sâ‘at gidüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y136b ·
metinde göster ·
… etirüp tenâvül olunca köyden bize yigirmi tüfengli piyâde şehbâz yiğitler refîk
koşup
yolladılar. İki sâ‘atde,
"Bire şükür. Siz ol yere uğramayup Allâh sizi bu yola salmış. Ey imdi bize lâyık olan sizi buradan sâlimîn ü gânimîn Alâ’iyye'ye düşürmek boynumuza vâcibdir" deyü Arapça deyü ta‘âm getirüp tenâvül olunca köyden bize yigirmi tüfengli piyâde şehbâz yiğitler refîk koşup yolladılar. İki sâ‘atde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y138a ·
metinde göster ·
… , hamd-i Hudâ. Ve bizim refîklere ihsânlar edüp bize yigirmi gedelecli sûhteler
koşup
vedâlaşup kıble cânibine dağlar aşup yedi sâ‘atde,
Hamd-i Hudâ bu hakîr, Çelebi Efendi hazretlerinin şeref-i sohbetleri ile müşerref olup iki gün Kuhistânî'den teberrüken ders-i şerîfler tilâvet edüp dest-i şerîflerin bûs edüp du‘â-yı hayırların aldık, hamd-i Hudâ. Ve bizim refîklere ihsânlar edüp bize yigirmi gedelecli sûhteler koşup vedâlaşup kıble cânibine dağlar aşup yedi sâ‘atde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y141a ·
metinde göster ·
… si Y 157a vardır. Ve her gelüp giden tüccâr ve huccâca birer bayrak yüz yiğit
koşup
kankı cânibe azîmet murâdları ise maksûdlarına vâsıl edüp yanlarından bir ân mü …
Ve bir latîf küçük hammâmı ve mu‘âf [u] müsellem üç yüz kulu ve dizdârı ve mütevellîsi Y 157a vardır. Ve her gelüp giden tüccâr ve huccâca birer bayrak yüz yiğit koşup kankı cânibe azîmet murâdları ise maksûdlarına vâsıl edüp yanlarından bir ân münfek olmayup avdetde huccâc [u] tüccârdan selâmet kâğıdları alup Misis ağasına mektûbları ibrâz ederler. Hâlâ kânûnları budur. Ve mâ-tekaddem bu yoldan kırk elli atlı selâmetle ubûr etmek muhâl idi. Hamd-i Hudâ latîf hayrât oldu. İlâhi inkırâzü'd-devrân mü’ebbed ola.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y156b–Y157a ·
metinde göster ·
… a sancakbeği hakîre bir Türkmân seccâdesi ihsân edüp ve yigirmi şehbâz refîkler
koşup
yine nehr-i Ceyhûn'u ubûr edüp yine Ark sahrâsı içre giderek,
Burada sancakbeği hakîre bir Türkmân seccâdesi ihsân edüp ve yigirmi şehbâz refîkler koşup yine nehr-i Ceyhûn'u ubûr edüp yine Ark sahrâsı içre giderek,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y157b ·
metinde göster ·
andan yine şarka dağlar içre belin başında azîm mîller var, o mahalde İsneyn bâ …
"Bire avân! Bu ıssız dağlarda sana yoldaş olan asılacaklar ile ne yortup yopurup gezersin?" deyü vâfir itâb edüp kendü âdemlerinden on küheyl atlı âdem koşup andan yine şarka dağlar içre belin başında azîm mîller var, o mahalde İsneyn bâzârının Kınıklı kazâsı ve Adana eyâleti hudûdu tamâm olup belden aşağı şark cânibine Mar‘aş eyâletine kadem basup ol bel başında kırk elli dâne çalıdan evler ve obalar var. İçinde pür-silâh yüz dâne Türkmân ve gayri şehbâzlar hakîre karşu çıkup ta‘zîm edüp yer gösterdiler. Tarfetü'l-ayn içre bir kuzu kebâb etmeğe mübâşeret edüp esnâ-yı kelâmda,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y158b ·
metinde göster ·
… radan Adana paşasına varmalıyuz. Hemân gideriz" deyü ibrâm edüp hakîre beş âdem
koşup
,
"Yol erenlerin tutmak olmaz. İnşâallâh paşadan ihsânlar alup yine buradan Adana paşasına varmalıyuz. Hemân gideriz" deyü ibrâm edüp hakîre beş âdem koşup,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y158b ·
metinde göster ·
… Mehemmed Paşa ile vedâlaşup ve firâvân ihsânın alup ve nâmdâr on müsellah refîk
koşup
Tarabulus'da bâb-ı Remil'den kıbleye revâne P 82b olup mevz fezâsı içre 3 sâ‘ …
Ve bu ziyâretleri edüp ve şehri seyr [ü] temâşâ edüp a‘yân-ı vilâyetden Hızır Ağa ile ve Mehemmed Çavuş ile ve dizdâr ile ve vâlî-i vilâyet olan Kara Mehemmed Paşa ile vedâlaşup ve firâvân ihsânın alup ve nâmdâr on müsellah refîk koşup Tarabulus'da bâb-ı Remil'den kıbleye revâne P 82b olup mevz fezâsı içre 3 sâ‘at ubûr ederek leb-i deryâ ile yine sengistân yerler içre güzer ederek,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y188b ·
metinde göster ·
… elli guruş ve bir alaca kereke ihsânın alup hakîre elli pür silâh hayyâl refîk
koşup
kıble cânibine beş sâ‘at gidüp Cinîn deresi içre bir sâ‘at dahi gidüp,
Anda bir şeb mihmân olup şeyhü'l-Emîr'in bir at ve elli guruş ve bir alaca kereke ihsânın alup hakîre elli pür silâh hayyâl refîk koşup kıble cânibine beş sâ‘at gidüp Cinîn deresi içre bir sâ‘at dahi gidüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y204b ·
metinde göster ·
… edüp alay-ı azîm ile paşa kethudâsı Heykelzâde (---) Ağa'yı şerîf hazretlerine
koşup
anlar alay-ı azîm ile Şerîf Berekât'ı Mekke-i Mükerreme'de hânesine götürüp bir …
Ba‘dehu Hüseyin Paşa ve Şerîf Berekât bu mahalle karîb ubûr edüp alay-ı azîm ile paşa kethudâsı Heykelzâde (---) Ağa'yı şerîf hazretlerine koşup anlar alay-ı azîm ile Şerîf Berekât'ı Mekke-i Mükerreme'de hânesine götürüp bir yaylım top u tüfeng şâdumânı olup derhâl şerîf Beyt-i Şerîf'e varup tavâf-ı ziyâret eyledi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y329b ·
metinde göster ·
Tatar Hân "Allâh mübârek eyleye" deyü kırk bin asker
koşup
Selîm dahi yigirmi bin asker cem‘ edüp kat‘-ı menâzil ederek Pravadi nâm mahald …
Tatar Hân "Allâh mübârek eyleye" deyü kırk bin asker koşup Selîm dahi yigirmi bin asker cem‘ edüp kat‘-ı menâzil ederek Pravadi nâm mahalde Uğraş deresi nâmında bir mahalde meks edüp Bâyezîd-i Velî tarafından dîvân-ı pâdişâhî askeri dahi mukâbele-i Selîm'de meks edüp Bâyezîd-i Velî askeri tekrâr meşveret-i gayrı edüp;
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y41b ·
metinde göster ·
iki devesiyle zahîre ve iki hecîn ve bir kısrak ihsân edüp cümle ahibbâ-i İbrîm …
Ve kâşif dahi tevâbi‘inden yigirmi âdem koşup iki devesiyle zahîre ve iki hecîn ve bir kısrak ihsân edüp cümle ahibbâ-i İbrîm ile vedâlaşup azîmet-i Fûncistân eylediğimizde cümle piyâde ve cemel-süvâr ve esb-süvâr ve hımâr-süvâr sekiz yüz pür-silâh âdem ile İbrîm'den çıkdık.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y392b ·
metinde göster ·