{Hikâye-i garîbe [vü] acîbe}: Hatta Süleymân Hân bu kal‘a-i Van'ı feth etdükde derûn-ı kal‘a-i Van'a asla Ekrâd kavmi komayup la‘netnâme tahrîr edüp cümle kavm-i Ervâm'dan Arnavud ve Boşnak ve Çerkes ve Abaza ve Gürcî ve Tatar ve gayrı benî Âdem-i mütenevvi‘den "Benem diğer nîst" diyen zor-âver fetâlardan on iki bin güzîde asker koyup bunlara beleğan-mâ-belağ ihsân [u] in‘âmlar edüp âhir ulûfeler ve me’kûlât [u] meşrûbâtların müstevfâ ta‘yîn edüp "Bu kal‘a-i vakfullahı size emânet kodum. Dîn-i mübîn uğuruna bu sedd-i üstüvârı ale'l-ittifâk gözedesiz!" deyüp çetr-i mülammâ‘ında hâb-âlûd oldukda hemân Hazret-i Ebâbekrini's-Sıddîk radıyallahu anh Süleymân Hân'ın vâkı‘asına girüp eydür: "Ey Süleymân! Ne hoş bu kal‘ayı Van kuluna emânet verdin. Bu kal‘aya Hazret-i Risâlet-penâh efendim ibtidâ nübüvvetinde ben İslâm ile müşerref olduğumda yarlığ-ı belîğle beni bu kal‘a-i Van'a elçiliğ ile gönderüp ibtidâ Van halkını ben İslâm ile müşerref edüp Câlût Melik deyrini câmi‘ etdim. Ol zamândan berü bu kal‘a-i Van benim himâyemdedir. Yürü {rumûz} "Gam yeme!" sene (---) târîhine dek evlâd-ı evlâdların mansûr [u] muzafferdir. Hemân sen diyâr-ı Alman'da Belgrad ve Malta ve Kızılelma ve Bağdâd ve gayrı diyâr deyrlerin feth [ü] fütûhâtına me’mûrsun. Yürü cenâb-ı Bârî sana yârî ola. Ben Van'ı bi-emrillah feth ederim." deyüp Süleymân Hân ol ân hâbdan bîdâr olup Ebussu‘ûd Efendi'ye nakl bi'l-mastar menâm-ı sâlihayı bir bir takrîr etdikde Ebussu‘ûd Efendi ve gayrı huzzâr-ı meclisler hamd ü senâ edüp Van kulları inkırâzu'd-deverân tenâsül bulmalarıyçün du‘â edüp cânib-i dârü's-saltanati'l-aliyye tarafına atf-ı ınân ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 256a ·
metinde göster ·
… nım yedi gün yedi gicedir kim ne Mudiki dağı koyduk ve ne Atak sancağı kûhların
kodum
ve ne Tercil ü Kulp u Mihranî dağların koduk. Nâm [u] nişânından bir haber alam …
Ve yine Ercîş beğine ve Âdilcevâz ve Muş beğlerine "Berhurdâr olun, ammâ hân-ı âsîyi bulmak gerek idiniz." dedikde "Vallahi sultânım yedi gün yedi gicedir kim ne Mudiki dağı koyduk ve ne Atak sancağı kûhların kodum ve ne Tercil ü Kulp u Mihranî dağların koduk. Nâm [u] nişânından bir haber alamadık. Ammâ mâllarıyla kal‘adan firâr eden hân askerinden iki yüz âdem bulup kayalar içre bir azîm ceng etdik. İşte yüz kadar kazâ vü kadere uğramış kelle ve yüz kadar dahi diri âdemler getirdik." deyince Paşa-yı müdebbir "Cellâd!" deyüp yüz aded âdemleri meydân-ı Kerbelâ'ya çökerüp cellâdlar hâzır oldukda paşa namâza durdu. İki rek‘at namâz kılınca serâperde önüne asker cem‘ olup paşa namâzı edâ edüp eline asâsın alup iskemle üzre oturup "Başlaya cellâdlar!" dedikde Van ağaları paşanın ayağına düşüp {ricâ etdiler. Âhir Paşa-yı sâhib-i merhamet ricâların kabûl edüp} her ağaya birer ikişer âdem bâğışlayup "Ammâ bunlar benim âzâdlılarımdır. Elbette bunları birer çerâğ edersüz!" deyü tenbîh u te’kîd edüp cümle ağalar "Cân baş üzre!" deyüp âzâdlıların çadırlarına götürüp çerâğ etmede.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 280a ·
metinde göster ·
Ba‘dehu bu hakîr garîb-i bî-kes kalup velî-i ni‘am yoksulluğun çeküp âlem-i hayrette kaldım. Gûyâ dâr-ı diyâr-ı İslâmbol başıma bir dâr oldu. Hikmet ol kim ol mahalde hâne ve dükkânlarım yandı, ammâ Cenâb-ı Kibriyâ âsân getirüp üç bin riyâl guruş harc edüp ıhrâk olan iki hânemi ve dörd aded dükkânlarımı kâmil altı ay renc [ü] anâ ve âlâm-ı şedâ’id çekerek hâne-i ahzânları itmâm edüp içlerine akrabâ vü ta‘allukâtları kodum. Hamd-i Hudâ bu âna dek mücerred pâk idim. Beyt:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 49a ·
metinde göster ·
Hikmet-i Hudâ fireng uyuzu dedikleri bu Fiyameng diyârına mahsûsdur. Gerçi cümle fireng uyuzlardır, ammâ bunların bu derdlerine devâ olmağiçün Cenâb-ı Hak bu nilva ağacın halk edüp meyvesinin yağın sürünürler ve yaprağının suyun yüzlerine ve gözlerine dürtünürler. Hattâ hakîr teberrüken berk-i bârından getirüp esvâblar içine kodum.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 128a ·
metinde göster ·
… kılup ol cây-ı meşhed-i fukarâya defn edüp ismine "Yeşil Kollu Sultân" deyü nâm
kodum
.
Çûn salât-ı fecr edâ olunup başıma niçe yüz fukarâları cem‘ edüp tevhîd tezkîr ile na‘ş-ı şerîfin leb-i deryâdan bir kilimle kaldırup götürürken on üç yerden âb-ı zemzemli kefenler gelüp Kara Şehîdlik nâm kurbunda hakîr gasl edüp anda niçe yüz bin asâkir-i İslâm ile namâzını kılup ol cây-ı meşhed-i fukarâya defn edüp ismine "Yeşil Kollu Sultân" deyü nâm kodum.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 293a ·
metinde göster ·