… ederken birbirlerine uryânen sarılup iki gulâmın vücûdları bir olup baş iki ve
kollar
dörd ve ayakları dahi dörd olup bir hayli zamân devr ederek bir havuz içine düş …
Ertesi gün paşaya kral vâlidesi konaklarımıza karîb kendü bâğçesinde bir ziyâfet-i azîme edüp ol kadar seyr-i temâşâlar etdik kim diller ile ta‘bîr [u] tavsîf olunmaz. Hattâ bir pehlivân kefere meydân-ı mahabbete gelüp def ü kudûm çalarken iki gulâmı semâ‘ ederken birbirlerine uryânen sarılup iki gulâmın vücûdları bir olup baş iki ve kollar dörd ve ayakları dahi dörd olup bir hayli zamân devr ederek bir havuz içine düşüp gâ’ib olup bir zamândan sonra iki gulâm âdem başlı ve gevdeleri pul pul ejdehâ gevdeli ve dörder ayaklı iki ejdehâ bâğçe içinde halkı birbirlerine katup her birinin ağızlarından âteşler dıraht-ı müntehâların tâ zirve-i a‘lâsındaki yaprakların yakup cümle şecerelerin berk-i bârları berk-i hazân gibi âteşden yere dökülüp iki ejdehâ meydân-ı ma‘rekede birbirleriyle ol kadar boğuşup kovuşup oynaşup çiftleşdiler ve yılan gibi birbirlerine (yine) sarmaşdılar ve havuza düşüp havuzun suyun cemî‘i halkın üstüne saçdılar. Ve yine halk üzre âteş-i Nemrûdları ağızlarından püskürüp niçe yüz temâşâcılar firâr etdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 68b ·
metinde göster ·
Tırhala tarafına bir sivri kaya burnu vardır. Anda zamân-ı kadîmde küffârlar âdem gevdesi kalınlığı demir kollar uzadup uçlarına tuç makaralar bağlayup câmûs ve sığır derilerin dilim dilim edüp kalın gemi palamarı ipleri gibi örmüşler. Hîn-i mahalde bu ipleri tuçdan makaralara geçirüp ol örme urganların uçlarına yine kalın ipden balık ağı gibi örülmüş beşer onar âdem alur zenbîl-misâl şeyleri aşağı sarkıdup yukaru çekecek zahîreleri ve koyunları ve sığırları ve'l-hâsıl her ne var ise postlara(?) aşağıda koyup yukaru kayanın tâ zirve-i a‘lâsındaki tuç makaraların yanlarında dollâb-ı çarh-ı musanna‘lar vardır, ol dollâbların hidmetine on aded papaslar dâ’imâ me’mûr olup dururlar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 240b ·
metinde göster ·
… azı'ndan içeri kırk aded küheylân atlı kimi tüfengli ve kimi tîrkeş ve mızraklı
kollar
kızıl kan, ellerinde tîgleri uryân âdemler nümâyân olunca biz dahi anlara kurşu …
Biz dahi bir yere cem‘ olup yeniçeri refîklerimiz atlarından nüzül edüp piyâdece tüfengleri ile reftâr ederek bî-bâk [ü] bî-pervâ yola revâne olup giderken hemân Alman Boğazı'ndan içeri kırk aded küheylân atlı kimi tüfengli ve kimi tîrkeş ve mızraklı kollar kızıl kan, ellerinde tîgleri uryân âdemler nümâyân olunca biz dahi anlara kurşum havâle edince alarka atbaşı berâber durup içlerinden bir âdem gelüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y66a ·
metinde göster ·
ile muttasıldır. Ve bu tuç sütûn-ı mevzûnların mâbeyne-hümâsı beşer adımdır. Ve …
Ve bu tuç direkler birbirine kol kalınlığı demir kollar ile muttasıldır. Ve bu tuç sütûn-ı mevzûnların mâbeyne-hümâsı beşer adımdır. Ve her amûd üzre birer altun yaldızlı musanna‘ alemler vardır. Ve sütûndan sütûna kol kalınlığı demir kemerler vardır, serâpâ kanâdîller ile tezyîn olunmuşdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y345a ·
metinde göster ·
… ân ederek bir kolu cânib-i şimâle Reşîd'e ve bir kolu Dimyât'da ve birkaç tur‘a
kollar
dahi deryaya dökülür. Ammâ bu Reşîd ve Dimyât kolları ana kollardır. Deryâ-misâ …
Ve bu cezîreyi Nîl-i mübârek tâ ortadan şakk edüp, cezîrenin cânib-i cenûbunda yedi aylık yol, ıssız, beyâbân çöl [ü] çölistân, mesmûm, hayvânâtdan muhâtara yerlerde Cebelü'l-kamer'den nehr-i Nîl tulû‘ edüp anda yine nehr-i Nîl'den cem‘ olmuş bir buhayreye dökülüp andan yedi aylık yol cereyân ederek bir kolu cânib-i şimâle Reşîd'e ve bir kolu Dimyât'da ve birkaç tur‘a kollar dahi deryaya dökülür. Ammâ bu Reşîd ve Dimyât kolları ana kollardır. Deryâ-misâl Akdeniz'e mahlût olduğu yerlere "Merecü'l-bahreyni yeltekıyân" derler. Üç yüz mîl acı deryâyı tatlı edüp deryânın rengin humret üzre eder.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y30b ·
metinde göster ·