… r kerre babam asrında sana Van'ı vermişler. Zâlimsin deyü seni Vanlılar kal‘aya
komayup top
urmuşlar. Gerçek midir" dedi. İpşir "Komadıkları gerçekdir ammâ pâdişâhım ol za …
Hemân İpşir gelüp üç kerre yer öpüp bizim paşa ile beraber durdular. Gûyâ murâfa‘a-i şer oldular. "Bak a İpşir lala, der-i devletime dün öteye gün dağdan gelüp bağdaki eski lalalarımı birer takrîb ile her birin birer fenâ serhadde mi atarsın. Bu Melek lalam benim sadrıa‘zamım iken kimi sürdü ve kimi katl-i nefs etdi. Van sekiz yüz kîse dutar dedin. Melek lalam seksen kîse ber-vech-i adâlet dutmaz, dedi. Ve bir kerre babam asrında sana Van'ı vermişler. Zâlimsin deyü seni Vanlılar kal‘aya komayup top urmuşlar. Gerçek midir" dedi. İpşir "Komadıkları gerçekdir ammâ pâdişâhım ol zamân halkı cümle âsîler idi. Ammâ şimdi yahşi eyâlet oldu. Hedâyâsıyla sekiz yüz kîse olması mukarerdir" dedikde, hemâm Melek Ahmed Paşa "Pâdişâhımın ihsânı oldukdan sonra Kadıköy olursa da giderim. Cemî‘i edyânda kizb harâmdır kim Hazret-i Resûl-i Kibriyâ buyururlar kim hadîs Arapça der. Huzûr-ı pâdişâhîde kizb söylemek küfrden eşeddir. Pâdişâhım, Van'ın kânûn-ı pâdişâhî üzre 540.546 yük akçe hâss-ı hümâyûnu vardır. Cevz-i ma‘dûduyla beher sene kırk sekiz kîse olur. Hattâ bu Melek kulun sadrıa‘zamlığım hâlinde eyâlet-i Van'ı Şemsi Paşazâde Mehemmed Emîn Paşa kuluna tevcîh etdiğimde tama‘-ı hâma düşüp Van eyâletinden altmış kîse tahsîl etme sevdâsına düşüp cümle kul baş kaldırup Şemsî Paşa kal‘aya kapanup kapu kulların Şemsî Paşa oğlu tarafında bulunup kırk gün kırk gice ceng-i azîm olup iç kal‘adan bu kadar bin top atılup bu kadar hâne-i imâristân aşağa kal‘ada sademât-ı topı kûpdan harâb olup niçe bin kantar barud-ı siyâh cânib-i hazîneden itlâf olup Paşa sarâyı ve Hüseyin Ağa sarâyı ve niçe yüz aded hânedân-ı azîmler darebât-ı gülle-i hadîdden harâb [u] yebâb oldu. Pâdişâhıma ma‘lûmdur kim hatt-ı şerîfiniz ile Diyârbekir Vâlîsi Haydar Ağazâde Mehemmed Paşa lalan eyâletiyle Van üzre Mehemmed Emîn Paşa'nın kal‘adan ıtlâkına serdâr-ı mu‘azzam olup Mehemmed Paşa lalan Van üzre varup kal‘ayı muhâsara etdikde Mehemmed Emîn Paşa bir gice kal‘a-i Van'dan kemendler ile nüzûl edüp tebdîl-i câme firâr edüp der-i devletde Yeniçeri ocağına düşüp anlar da pâdişâhıma bir katre kanın ricâ edüp pâdişâhım ocak ağalarının ricâların kabûl edüp Mehemmed Emîn Paşa'ya Rûmeli'nde Köstendil sancağın ihsân edüp Girid'de merhûm olduğu pâdişâhımın ma‘lûmudur. Bu kelâm-ı dırâzdan murâdım oldur kim pâdişâhım işte eyâlet-i Van tâ böyle bir cezîre-i bî-emândır. Fermân pâdişâh-ı cihânındır" deyince hemân İpşir Paşa eydür "Pâdişâhım, Melek lalanın cümle sözleri sahîhdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 183a ·
metinde göster ·
… eriyle gelüp bu kal‘ayı yedi ay döğüp aslâ kal‘amızın yanına gelemeyüp meterise
komayup top
menzili alarkadan döğdü ve yedi aydan sonra kış geldi ve çâsâr hâ'ib ü hâsir gi …
"Bire cânım, bir kerre bizim Fargaçi kapudan zamânı Nemse çârnâsârı yedi kralın yedi kerre yüz bin askeriyle gelüp bu kal‘ayı yedi ay döğüp aslâ kal‘amızın yanına gelemeyüp meterise komayup top menzili alarkadan döğdü ve yedi aydan sonra kış geldi ve çâsâr hâ'ib ü hâsir gitdi. Bâ-husûs ol zamân kal‘amız yalın kat idi. Kal‘adan bir taş kopartmadan yıkılup gitdi. Şimdi ise kal‘amız sedd-i İskender iken ve içinde bu kadar askerimiz ve bu kadar yarar top u tüfengimiz ve bî-hisâb cebehânemiz 118a var iken Türk askeri geldiği gibi hemân ol gece amân u zamân vermeyüp bize aslâ göz açdırmayup kal‘anın her tarafında güpe gündüz kat-ender-kat meterise girüp topa tüfenge bakmayup beşinci gün handak kenârına geldiler ve Yassı Tabya'yı aldılar ve kırk gündür kim çekdiğimiz derd-i belâ-yı mihnet [ü] serencâmı Hazret-i Îsâ ve Hazret-i Meryem Ana bilir. Ve hâlâ kal‘amızın der [ü] dîvârları kalmayup bayır bayır olup sokak sokak yollar oldu. Ve altı yedi kerre Türk yürüyüşler edüp birkaç kerre kal‘a içine bî-bâk ü bî-pervâ kudurmuş yılanlar gibi kal‘aya girüp her girişde beşer altışar yüz nefer Hıristiyanlarımız Türk yılanları sokdu ve kılıçları zehrinden bu kadar âdemlerimiz öldü ve bu kadar esîrlerimiz anlara gitdi ve kendiler bî-bâk ü bî-pervâ şikârların alup ordularında karâr etdi. Ve üç kerre Aktabya'mıza yürüyüş edüp almışlar iken anların ardları sıra imdâd göndermeyüp tabya üzre çıkanların ağızlarına Türk kılıçlar ile vurup ‘Gerüye dönün’ derler idi. Anlar da dönüp geri giderlerdi. Meğer yürüyüş etmeğe ve kal‘aya girmeğe Türk'ün rızâları yok idi. Meğer yürüyüş edüp kal‘aya girenler büyük Türk'ün haberi yok iken gelenler idi. Şimdi ise Türk dellâllar çağırdup ‘Yarın yürüyüşdür’ deyü bu kadar bin nerdübânlar hâzır etdiler. Nerdübânlara dahi ihtiyâc yeri komadılar. Her nereden olsa kaç kerre girdiler ve kaç kerre çıkdılar. Bu kal‘amızın bu gûne harâb olduğun gördünüz ve nice olacağın bildiniz. Geliniz imdi ırzımız ve ehl [ü] iyâllerimiz yerinde iken kal‘a üzre amân bayrağı dikelim ve Türk'den yarar âdemler rehinler alalım. Biz de anlara varalım ve kal‘ayı teslîm edelim. Sonra her birimiz bir yana gidelim. Görürsüz kim kırk günden berü bize bir imdâd gelmedi. Bu kadar çaşıtlar ve bu kadar feryâdcılar gönderdik. İmdâda gelenlerimizi de taşrada Türk kırdı. Hemân, ‘Amân ey güzîde-i asker-i Âl-i Osmân’ diyelim. Yüzümüz suyuyla Türk'e kal‘ayı vere ile verelim ve illâ yok derseniz yâ bugün ve yâ yarın bu Uyvar sahrâsında olan deryâ-misâl Türk askeri kal‘anın yıkık bayırlarından ve gördüğünüz hâzır nerdübânlardan cümle Türk bir kerre ‘Muhammed Muhammed’ deyü yürürler ve durun bilmezler ve bize amân vermezler. Cümlemizi Ciğerdelen ovasındaki gibi kırarlar. Siz bilirsiniz ve bu müşâvereye ne dersiniz, siz de söylen" deyüp başpapas hâmûş-bâş olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 117b–118a ·
metinde göster ·