… yiye cânımıza tâk deyüp ciğerlerimiz cılk oldu. Âhir bu kal‘ayı Âl-i Osmân elde
komaz
. Bıldır otuz bir bin Hıristiyanımız mürd oldu. Hâlimiz âhir neye müncer olur. H …
{Müşâvere-i kefere-i Kazak-ı Azak}: "Sene-i mâzîde güç ile Âl-i Osmân elinden kurtulduk. Bu kış bize Tatar göz açdırmayup bir tarafdan imdâdımız gelmedi ve bir cânibden kış bizi helâk etdi. Bir tarafdan kaht [u] galâ ve bir tarafdan Tatar-ili vilâyetimiz harâb u yebâb edüp akrabâ ve ta‘allukâtlarımız esîr-i kayd-bend etdiler. Ve bizler dahi Tatar havfinden bu kışda kal‘adan taşra baş çıkarmağa dermânımız olmayup kal‘ayı ta‘mîr u termîm edemeyüp cebehâneden bir vukıyye barudumuz kalmayup sâ’ir âlât-ı silâh ve mühimmâtdan dahi bir şey kalmayup cümle on bin Hıristiyan kaldık. İşte şimdi yine Âl-i Osmân donanmasıyla deryâ-misâl asker ile gelmede. Azak balığı yiye yiye cânımıza tâk deyüp ciğerlerimiz cılk oldu. Âhir bu kal‘ayı Âl-i Osmân elde komaz. Bıldır otuz bir bin Hıristiyanımız mürd oldu. Hâlimiz âhir neye müncer olur. Hemân Tatar ve Âl-i Osmân kal‘ayı muhâsara etmeden bırağalım, yohsa Osmânlının bu gelişinden halâs olmak yokdur", deyüp bir gün kal‘ayı bırağup cümle top u tüfenk ve yât u yarâğların Tün suyu gemilerine tahmîl edüp karârları firâra mübeddel olup nehr-i Tün kenarınca Çerkes-kirmâna ve Horas-kirmâna ve Tuzla-kirmâna ve gayrı kal‘a-i dârü'l-bevârlarına gidüp karâr etdiler. Beri cânibden Tatar Hân ile Kal‘a-i Azak altına giderken nehr-i Süd kenarında bir kaç Kazak-ı Ak keferesi dil dutulup Azak Kal‘asından küffârın firâr etdüğün anlardan istimâ‘ edüp ol gün ol gice çapula seğirdir gibi ılgar edüp mâh-ı (---) günü Kal‘a-i Azak altına dâhil olup deyyâr-ı âdem âdemî-zâtdan bir cân bulmayup hirre ve kutta ve kelb ve mûş ve funguzdan bile zî-rûh kısmı bir eser bulunmayup kal‘anın der-i dîvârından ancak bir Ceneviz kullesi kalmış. Bu ahvâl-i pür-meserreti bahren Âsitâne tarafına Tatar Hân arz edüp on birinci gün Moskov kralının çâşıtları Âsitâne tarafından gelirken Tatarlar giriftâr-ı bend edüp Hân huzûrunda fesâhat üzre bî-bâk ü bî-pervâ dediler kim "Biz kırk kimesne ile der-i devletde çâşıdız. Deryâ-misâl asker ile Âl-i Osmân geliyor. Kal‘ayı bırağup kaçasız. Sâ’ir zamâna kıyâs etmeyesiz deyü haber gönderdik. Biz dahi kal‘aya gelirken Tatar'a giriftâr olduk. Emr hânındır" dedikde üçünün dahi şirb-kelle ve pâf-gövde (?) olup cân-ber-cehennem gitdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 263b ·
metinde göster ·
… tîn / Nedir ezhâr ile dürlü reyâhîn / Nedir anda olan enhâr-ı cârî / Gönüllerde
komaz
aslâ gubârı / Ana bâğ-ı İrem desem hatâ yok / İrem bağında bu denlü safâ yok / …
Ki kande varsa anın bir mizânbıDöner üstünde niçe âsiyâbıNedir anda olan bağ u besâtînNedir ezhâr ile dürlü reyâhînNedir anda olan enhâr-ı cârîGönüllerde komaz aslâ gubârıAna bâğ-ı İrem desem hatâ yokİrem bağında bu denlü safâ yokBiter şeftâlû vü emrûd u elmaOlur zerdâlüsü mânend-i hurmaNice medh etmeyim ben bu cinânıKi zîrâ yokdurur bu şehre sânîVerüp vakfiyyetine Âl-i SelçukBu hâli bilmiş idi cümle mahlûkTelef olmuş idi ol vakf cerrâsMukarrer eylemişdi Âl-i Âbbâs
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 18a ·
metinde göster ·
… elâ olanlar vücûduna sürseler, gerçi yakar, ammâ vücûd-ı benî Âdem'de bir illet
komaz
. Hattâ niçe yıllık behak marazın dahi def‘ eder.
Bir ayn dahi var. Andan nûş edenin hâli kabz üzre olur. Bir kaynak dahi var. Bir âdem anı vücûdunda olan temregeye ve dâ’ü's-sa‘lebe ve gûnâ-gûn cereblere hattâ Fireng zahmetine mübtelâ olanlar vücûduna sürseler, gerçi yakar, ammâ vücûd-ı benî Âdem'de bir illet komaz. Hattâ niçe yıllık behak marazın dahi def‘ eder.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 132b ·
metinde göster ·
… mı sarpa çekerler. Sadrıa‘zam dahi metânet edüp küffârı sarp kemîngâh yerlerine
komaz
.
Hemân mezkûr krallar asâkir-i İslâm'ın Budin altına gelüp kondukların görünce cümlesi domuz topu olup asâkir-i İslâma bir hücûm [u] mehcûm-ı azîm edüp bir savaş-ı perhâş edüp alak bulak karış katış yaka yakaya keşâkeş ceng ederlerken hemân derûn-ı hisârda olan asâkir-i İslâm ve mürd olan Yanoş Kral askeri cümle kal‘adan çıkup küffârın meterislerin basup cümle cebehâne ve topların tarfetü'l-ayn içre kal‘aya taşıyup andan küffârın ardına düşüp kâfire gerüden kılıç urmağa başladılar. Küffâr gördü kim iki asker mâbeyninde kalup ceng-bâzârı içinde topa tutulmuş maymuna dönüp bir kerre kaçamak verüp meterisleri tarafına asâkir-i İslâmı sarpa çekerler. Sadrıa‘zam dahi metânet edüp küffârı sarp kemîngâh yerlerine komaz.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 77a ·
metinde göster ·
… ğlayup meselâ hevâyî fişekler gibi bu serenler top atıldıkda eğri büğrü gitmeğe
komaz
içi boş çam seren direklerdir.
Ammâ bu topun öbir ağaç toplar gibi arabaları yokdur. Hemân bir kilim kadar kara meşe kütükleri ve pelîdden kalın tahta kızaklar üzre durur. Ol kızakların dahi demirden kavî halka kulpları var, ikişer tekerlekli arabalar üzre bu ağaç havân topları urganlar ile bağlayup ardı sıra arabaya içi boş oyulmuş gemi serenlerin kuyruk gibi bağlayup meselâ hevâyî fişekler gibi bu serenler top atıldıkda eğri büğrü gitmeğe komaz içi boş çam seren direklerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 69b ·
metinde göster ·
… hm-ı zâ’iddir. Gasl ederken pâk olmaz ve ehliyle bir hoş huzûr ile cimâ‘ etmeğe
komaz
. Eyle bir lahm-ı zâ’iddir" dedikde Cingiz Hân eydir:
"Ammâ ol kesilecek yer bir lahm-ı zâ’iddir. Gasl ederken pâk olmaz ve ehliyle bir hoş huzûr ile cimâ‘ etmeğe komaz. Eyle bir lahm-ı zâ’iddir" dedikde Cingiz Hân eydir:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 131b ·
metinde göster ·
" deyü mukaddem târîh ile bu kal‘ayı münhedim etmişdir. Ammâ hakkâ ki amâr olaca …
Kefere zamânı gâyet metîn kal‘a imiş. Kerc kal‘ası dest-i Âl-i Osmân'a girince Azak Kazak'ı bu kal‘ayı münhedim eder, zîrâ geçit başıdır. "Osmânlı bu kal‘adan Kazak gemilerin Karadeniz'e çıkmağa komaz" deyü mukaddem târîh ile bu kal‘ayı münhedim etmişdir. Ammâ hakkâ ki amâr olacak boğaz kesen kal‘ası olurdu, zîrâ Azak denizi Karadeniz'e mahlût olduğu dar boğazda vâki‘ olmuş bir zemîndir kim yalçın kaya üzredir. Karşu cânibde Taman adası burnunda deryâya çıkmış bir sivri Çoçka nâm bir burun var. Bu mâbeyn bir dar boğazdır kim iki mîldir. Bu boğazdan içeri şimâl cânibine gidüp Azak denizidir. Bu hakîr bu Kilisecik nâm vîrân kal‘a kenârıyla Azak bahrince şimâl tarafına 8 sâ‘atde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 142b ·
metinde göster ·
… i yüz mikdârı lağımlar atup ve gûnâ-gûn yürüyüşler edüp limandan içeri gemileri
komaz
oldular. Ammâ küffâr-ı anîd-i pelîd inâdına musırr olup bir ay dahi cân ve baş …
Ve dahi öte Göllük tarafında ise günden güne bizim asâkir-i nusret-me’serimiz mansûr u muzaffer olup tâ kal‘a dîvârının altlarına girüp yedi yüz mikdârı lağımlar atup ve gûnâ-gûn yürüyüşler edüp limandan içeri gemileri komaz oldular. Ammâ küffâr-ı anîd-i pelîd inâdına musırr olup bir ay dahi cân ve baş ile gayret-i bâtıl edüp ceng ederdi, ammâ yine her şeyde tenezzül üzre hareket ederdi. Lâkin bizim asâkir-i İslâm zabt [u] rabt olmadan kaldılardı. Askerin zabtdan kalmaları bu idi kim,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 300b ·
metinde göster ·
… er yumurtayı güneşe tutup nazar eder. Eğer tâze yumurta ise, kor, eğer cılk ise
komaz
. Zîrâ fışkı harâretinden pârelenüp sâ’ir yumurtalara dahi zararı isâbet edüp ya …
U‘cûbe-i dehrden biri dahi budur kim on bin yumurtayı at fışkısı içine gömüp yigirmi günde on bin tavuk yavrusu çıkup civ civ diyerek ol ân gezmeğe başlar. Akl-ı insân perîşân olur, aceb ibret temâşâdır. Ammâ bu kârı herkes edemez, Âbyâr kazâsında Mısır ümerâlarından Serdâr Süleymân beldelerinden Berme nâm bir köydür, anda bir asıl nesil nesle vardır, fışkıda tavuk çıkarmak anlara mahsûsdur. Piliç çıkarmak murâd edinen kimesne anlardan bir âdem alup kankı kazâya götürmek murâd edersen gidüp anda ibtidâ bir furun inşâ eder kim piliç çıkmak içün mahsûs furundur. Gûyâ etmek furunu gibi üstü kubbe ve altı boş bir büyük furundur. İçi tula ile bölük bölük bölüp her hâne ikişer parmak kalın yanmamış penbe-misâl atılmış yumuşak fışkı döşer. Ve her hâneye ellişer yumurta kor. Ammâ her yumurtayı güneşe tutup nazar eder. Eğer tâze yumurta ise, kor, eğer cılk ise komaz. Zîrâ fışkı harâretinden pârelenüp sâ’ir yumurtalara dahi zararı isâbet edüp yavrular çıkmaz. Ol ecilden cümle tâze yumurta korlar. Ve kankı yumurtadan horos ve kankı beyzden dişi piliç çıkacağın yumurtasından bilürler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y229a ·
metinde göster ·
… rirler. Zîrâ Nîl tuğyânında ekâlîm-i Y 358a Mısır'ı gark edüp uğramadık şehri
komaz
, cümle diyâr-ı Mısır'ı gark edüp kurâ ve kasabât ve belîdeleri Nîl içinde üç ay …
Ve Mısır şehrinden aşağı bu cânibler cümle tula-binâlardır, taş ma‘deni yokdur. Eğer taş lâzım olursa Mısır'dan gemilerle Nîl tuğyânında getirirler. Zîrâ Nîl tuğyânında ekâlîm-i Y 358a Mısır'ı gark edüp uğramadık şehri komaz, cümle diyâr-ı Mısır'ı gark edüp kurâ ve kasabât ve belîdeleri Nîl içinde üç ay cezîre cezîre olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y357b–Y358a ·
metinde göster ·