kâfir kal‘adan görünce mel‘ûnun karârı kalmayup bîm u ru‘b-ı debdebe-i Âl-i Osm …
Ve asker-i İslâm'ın bî-pâk u bî-pervâ top altına konduğun kâfir kal‘adan görünce mel‘ûnun karârı kalmayup bîm u ru‘b-ı debdebe-i Âl-i Osmân'dan hedâyâlarıyla meydân-ı krala gelüp hedâyâların arz edüp kal‘a üzre Cân Arslan Paşa ile bir yeniçeri odası yasakçı ta‘yîn olundu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 17a ·
metinde göster ·
… aded dükkâncıkları var. Bâğları yokdur, ammâ bâğçeleri çokdur. Ve ordu-yı İslâm
konduğu
yerde dörd yüz aded çıkrıklı âb-ı hayât kuyuları var.
Palanka-i Tovarnik: Bânîsi ma‘lûmum değildir, ammâ Sirem sancağı hâkinde voyvadalıkdır ve niyâbetdir ve kal‘a dizdârı ve yüz elli aded hisâr neferâtları vardır. Palankası nehr-i Tuna kenârında bir âlî bayır üzre bir vâsi‘ düz yerde şekl-i murabba‘ bir ağaç sa‘b palankadır. Kifâyet mikdârı (ve) cebehânesi ve (ve) elli aded tahta örtülü evleri ve bir câmi‘i tahta minârelidir ve câmi‘ dahi tahta örtülü câmi‘dir. Ve kal‘adan taşra bir hânı var. Ve hân kurbunda çâr-kûşe bir âb-ı hayât kuyusu var ve hân dibinde ve mukâbelesinde on beş aded dükkâncıkları var. Bâğları yokdur, ammâ bâğçeleri çokdur. Ve ordu-yı İslâm konduğu yerde dörd yüz aded çıkrıklı âb-ı hayât kuyuları var.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 60b ·
metinde göster ·
Ammâ bu Gerz İlyâs dağından Âl-i Osmân askerinin konduğu Kile sahrâsı içre ordu-yı İslâmı seyr [ü] temâşâ etdim, el-azametullâh mezkûr Kile sahrâsı nâmıyla muttasıf olan sahrâ-yı bî-pâyân mâl-â-mâl çetr-i mülammâ‘ ve serâperde ve otağ ve hayme [vü] hargâh ile bu sahrâ-yı çemenzâr zeyn olup hayemâtlar ile gûyâ lâlezâr olup âdem deryâsı ve devâbbât makûlesi ile leb-ber-leb olmuş bir Kile sahrâsı olmuş.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 89a ·
metinde göster ·
… a Haleb eyâleti askeriyle Gürcî Mehemmed Paşa geçüp bizim Kadızâde İbrâhîm Paşa
konduğu
Tabur-ı Süleymân Hân önüne Haleb askeri kondu. Ardı sıra Kıbleli Paşa Şâm asker …
Ammâ Köpürlüzâde Ahmed Paşa'nın külliyet üzre haberi olup cemî‘i Âl-i Osmân askerinin cânib-i erba‘asına ve bizim tarafımıza kat-ender-kat çeteciler ve poturacılar ve büyük karavullar ve ince karavullar ta‘yîn olunup herkes merkezinde pür-silâh âmâde olup cisrin itmâmına cehd [ü] ihtimâm edüp hamd-i Hudâ beşinci günde cisir itmâm bulup bizim tarafa Haleb eyâleti askeriyle Gürcî Mehemmed Paşa geçüp bizim Kadızâde İbrâhîm Paşa konduğu Tabur-ı Süleymân Hân önüne Haleb askeri kondu. Ardı sıra Kıbleli Paşa Şâm askeriyle sağ tarafımızda Ciğerdelen kal‘ası tarafına kondular.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 100a ·
metinde göster ·
Ba‘dehu vakt-i zuhur ki oldu, el-azametullâh Tatar Hânoğlu
konduğu
tarafdan tağı ve taşı asâkir-i bî-pâyân ve niçe bin araba-i firâvân dağı ve taş …
Ba‘dehu vakt-i zuhur ki oldu, el-azametullâh Tatar Hânoğlu konduğu tarafdan tağı ve taşı asâkir-i bî-pâyân ve niçe bin araba-i firâvân dağı ve taşı dutup âdem deryâsı ve benî Âdem sadâsı evce peyveste olup asâkir-i deryâ-misâl mevc {mevc} gelmede, ammâ hakîr Sadrıa‘zamın otağında durup temâşâya meşgûl {idim}, lâkin bu gelen mâl-ı ganâ’imi 114b ve bu guzât-ı müslimînin ne mertebe mâl-ı bî-hadd [ü] bî-pâyân ile muğtenem olduklarını manzûrumuz olduğu üzre tahrîr eylesek Uyvar gazâsı evsâfının tahrîrine mâni‘ olur, ammâ ihtisâr üzre terkîm edelim.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 114a–114b ·
metinde göster ·
… le konup göçüp niçe âlâm-ı şedâ’idler çekdik de kalkdığımız konakların âteşleri
konduğumuz
menâzillerden görünürdü. Tâ şu mertebe çamur ve batak ta‘abından bir sâ‘at yeri …
Hulâsa-i kelâm kâmil on yedi konak nehr-i Raba sâhilinde konup göçmüşler. Biz dahi beş konağı bile konup göçüp niçe âlâm-ı şedâ’idler çekdik de kalkdığımız konakların âteşleri konduğumuz menâzillerden görünürdü. Tâ şu mertebe çamur ve batak ta‘abından bir sâ‘at yeri beş sâ‘atde gücile ubûr edüp menzile gelirdik.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 17b ·
metinde göster ·
… ve sâlimîn ü gânimîn teslîm ederler. Artık mâlından ve cânından havf etme. Eğer
konduğun
ev sâhibine bir lüle tütün ve yâhûd bir iğne ve iplik verirsen dünyâ kadar hazz …
Ya‘nî bu Çerkezistân derbend-i calender yerlerdir kim herkes seyâhat edemez. Lâkin beğlerine bir armağan hedâyâ versen yanına âdemler koşup yiye içe kona göçe bir beğe yâ bir kabağa veyâ bir pişköve sâlimîn ü gânimîn teslîm ederler. Artık mâlından ve cânından havf etme. Eğer konduğun ev sâhibine bir lüle tütün ve yâhûd bir iğne ve iplik verirsen dünyâ kadar hazz edüp sana dahi ziyâde ri‘âyet ederler. Ve mâlı ve cânı ve evlâd [u] ensâbı ile yoluna kurbân olurlar. Hakkâ ki mihmândârlıkları bin kat hırsızlıklarından âlîdir. Hakkâ ki bu haslet hâssu'l-hâs bir kavme mahsûs değildir. Andan 5 sâ‘atde taraf-ı şarka gidüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 156b ·
metinde göster ·
… manastır çanlığı nümâyân olup kal‘a içine girmedim, ammâ aşağı hisâra elçi ile
konduğumuzda
iç hisâr ve aşağı kal‘adan bin pâre top atılup şâdımânlar etdiler. Meğer ol gec …
Ammâ bu şehr-i azîmi gâyet ma‘mûrdur. Ve sene (---) târîhinde Mehemmed Geray Hân'ın esîr etdiği Şeremet Ban bunda vezîri nâmına idi, ammâ şimdi banı (---)(---) nâm pîr-i muğân bir kefere-i benâmdır. Cümle yetmiş bin tüfeng-endâz leşkere mâlikdir, zîrâ Kalmık düşmanları çokdur. Ammâ kal‘ası gâyet sarpdır. Nehr-i Cayık kenârında bir yalçın püşte-i âlî üzre Şeddâdî taş binâ yukaru hisârı var. Bir manastır çanlığı nümâyân olup kal‘a içine girmedim, ammâ aşağı hisâra elçi ile konduğumuzda iç hisâr ve aşağı kal‘adan bin pâre top atılup şâdımânlar etdiler. Meğer ol gece zemherîr gecesi olup küffârın domuz kırkını gecesi îdi imiş, sabâha dak top ve tüfeng şâdımanları edüp sabâhisi elçiye ziyâfet-i azîmler edüp ba‘de't-ta‘âm Nemse çâsârının nâmelerin kapudana ve baş hatmana gösterüp yüzlerine ve gözlerine sürüp hakîre hayli ta‘zîmler edüp seyâhatimiz ahvâllerinden niçe şeyler su’âl etdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 174a ·
metinde göster ·
… toplar ve gayri yüz bin gûne levâzımâtlar ile yüz bin asker ile bu şimdi bizim
konduğumuz
Türk Or'u nâm mahalde nehr-i Edil kenârında asker-i İslâm meks edüp ibtidâ düşm …
Bu mahalle Türk Or'u, ya‘nî Osmânlı handakı denmesinin vech-i tesmiyesi oldur kim sene 976 târîhinde Sultân Selîm-i Sânî asrında Sokollu vezîr-i a‘zamın re’y [ü] tedbîriyle Acem şâhından intikâm alup Şirvân ve Şamâkî ve Demirkapu ve Bakü kal‘alarında muhâfazada olan Özdemiroğlu Osmân Paşa'ya ve Hâdım Ca‘fer Paşa'ya ve Cığalzâde'ye ve Koca Ferhâd Paşa'ya imdâd ve mühimmât u levâzımât gitmesi âsân olmak içün Karadeniz'den gemiler cebehâne götürüp Azağ'a gide, andan nehr-i Ten ile şayka gemiler nehr-i Ten'in nehr-i Edil'e yakın yerine gemiler varup nehr-i Ten ile nehr-i Edil'in mâbeynleri bir günlük, iki nehri birbirlerine mahlût etmek içün Kefe paşası Çerkes Kâsım Paşa'yı ve Kırım hânı Semiz Mehemmed Geray'ı ve Eflak ve Boğdan askerlerin cümle 175a yüz bin kadar yer götürmez asker olup bu kadar kerre yüz bin aded kazma ve tahta ve balta ve külüng ve kürek ve niçe gûne mühimmât ve cebehâne ve yüz aded şâhî toplar ve gayri yüz bin gûne levâzımâtlar ile yüz bin asker ile bu şimdi bizim konduğumuz Türk Or'u nâm mahalde nehr-i Edil kenârında asker-i İslâm meks edüp ibtidâ düşmandan emîn olmalarıyçün bir tabur-ı azîm kazup cümle asâkir-i İslâm girüp nehr-i Edil'in bir kolun kazmağa başlayup kâmil sekiz ay Edil ile nehr-i Ten'in beynlerin kazup yemîn ü yesârına dağlar gibi handakın türâbların yığmışlar ve nehr-i Ten'i kâmil iki konak yere deryâ gibi getirmişler. Hemân iki nehrin arası birbirlerine kavuşmağa iki sâ‘atden eksik yer kalmışken hemân Tatar kavmi bizim askere fıs verüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 174b–175a ·
metinde göster ·
… -) vilâyeti dağlarından berü gelüp mukaddemâ bâlâda tahrîr olunan Türk Or'u nâm
konduğumuz
mahalde nehr-i Edil ile mâbeynleri bir konak kalup Osmânlı nehr-i Ten ile nehr- …
Bu nehr-i Ten tâ vilâyet-i Maskov'un (---) vilâyeti dağlarından berü gelüp mukaddemâ bâlâda tahrîr olunan Türk Or'u nâm konduğumuz mahalde nehr-i Edil ile mâbeynleri bir konak kalup Osmânlı nehr-i Ten ile nehr-i Edil'i birbirlerine mahlût edüp handak-ı azîm kazdıkları mahalle karîb nehr-i Ten uğrayup bu mahalde Jivakirmân altından cereyân edüp ba‘de'l-yevm cânib-i garba akup Azak kal‘ası dibinde Azak denizine {tokuz boğazdan} mahlût olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 180b ·
metinde göster ·
mahalde nehr-i (---) üzre bir göz Kral cisri aslâ yıkılmayup metânet üzre durup …
Evvelâ Kandiye kal‘ası kurbunda Lodos cânibinde ibtidâ Sadrıa‘zam ile ordu-yı İslâm konduğu mahalde nehr-i (---) üzre bir göz Kral cisri aslâ yıkılmayup metânet üzre durup ibtidâ andan ubûr edüp nîm sâ‘at gidüp nehr-i Mersin üzre bir göz cisri dahi güzer etdik.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 320a ·
metinde göster ·
bir beyâz mermer-i hâmdır. Mübârek arkası üzre yatduğı gibi cesed-i şerîfleri g …
Makâm-ı Hazret-i Îsâ: Âlem-i tufûliyyetde mübârek vücûd-ı şerîfi konduğu bir beyâz mermer-i hâmdır. Mübârek arkası üzre yatduğı gibi cesed-i şerîfleri gömülüp re’s-i şerîfleri ve mübârek kitifleri ve mübârek pây-i şerîfleri taşa te’sîr edüp hâlâ nümâyândır. Ve kaddi hakîrin şibriyle beş karışdır. Zîrâ dahi âlem-i mehdde iken bu seng-i beyâz üzre komuşlar. Hâlâ mübârek ser-i sa‘âdetlerinin çukuruna iki vukıyye gülâb doldurup cemî‘i züvvâr yüzlerine sürerler. Ve bu çukurun etrâfı zer-ender-zer murassa‘ ile tezyîn olmuşdur. Ve bu mahalde on iki kanâdîller var kim herbiri birer Rûm harâcı değer.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y226b ·
metinde göster ·
Ve bu Tîh sahrâsının bir tarafı cânib-i garbda Ümm-i Hasan çölünde buhayre-i Tîne'ye(?) müntehîdir. Ve bir ucu cânib-i kıblede bender-i Süveys'de nihâyet bulur. Ve bir tarafı mezkûr konduğumuz Nevâtîr'a varır. Ve cânib-i cenûbu sahil-i Kulzüm'e varır. Mecmû‘u dâ’iren-mâdâr bir aylık çöldür. Ammâ Hikmet-i Hudâ Hazret-i Mûsâ bu çölde kırk yıl bir rivâyetde kırk gün perîşân olup gezmişler. Tûlu ve arzı sekizer konakdır ammâ huccâc-ı Mısır ile bir köşesinden iki gün iki gece ubûr etdik. Ammâ âdem deryâsı seyl suyu gibi akup ubûr ederdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y384a ·
metinde göster ·