… den efzûn esîr-i mihr-i mâhlar alındı, ammâ dağlar içre bir sadâ-yı Allâh Allâh
kopunca
hemân serdârımız İsmâ‘îl alaybeği ta‘yîn eyledi kim bir şecî‘ tüvânâ-yı bahâdır …
Ve bu kal‘a tarafı ve gemiler ahvâlleri ber-taraf oldukdan sonra bâğlar içre ve dağlar ve ırağlar içre firâr eden dalâlet-âyîn ve melâ‘în ve kefere-i müşrikînlerin akîbine cümle guzât düşüp tavuk yerden daru değşirir gibi dağlarda ve bâğlarda ol kadar mahbûb u mahbûbe pençe-i âfitâb muğpîçe mehpâreler buldular kim hadd [ü] hasirden efzûn ve hisâb-ı kalemden efzûn esîr-i mihr-i mâhlar alındı, ammâ dağlar içre bir sadâ-yı Allâh Allâh kopunca hemân serdârımız İsmâ‘îl alaybeği ta‘yîn eyledi kim bir şecî‘ tüvânâ-yı bahâdır ve niçe yüz aded cenglerde isbât-ı vücûd edüp akrânı nâdir bir şîr-i merd-i Hudâ'dır. Anı sancağı askeriyle ta‘yîn edüp vardıklarında gördüler kim bir bâğ dîvârı içine beş yüz mikdâr kâfir deryâdan kaçamayup karada kuruya kalmışlar. Cân bâzârlarına düşüp cân u gönülden cenge âhenk ederler. Hemân İsmâ‘îl alaybeği,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 145b ·
metinde göster ·
… cem‘ eden asker içinden bir sadâ-yı Allâh Allâh kopup mâbeynimizde bir vâveylâ
kopunca
asâkir-i İslâm içinde bir kılıç şakırdısı ve bir tüfeng patırdısı sadâsı ra‘d-v …
"Bire oğlan tîz ol kal‘adan bârût alâmeti etdiler, bu hayr işâret değildir" derken 124a hemân gerüde olan paşa kethudâsı tarafından ve zahîre cem‘ eden asker içinden bir sadâ-yı Allâh Allâh kopup mâbeynimizde bir vâveylâ kopunca asâkir-i İslâm içinde bir kılıç şakırdısı ve bir tüfeng patırdısı sadâsı ra‘d-vâr gür gür gürleyüp herkes cân ve başı kaydına düşüp bu hakîr kal‘a-i Komaran ile serdârımız kethudâsının ceng etdikleri yerin ortasında kaldım. Meğer hakîr hayli ileri gitmişim.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 123b–124a ·
metinde göster ·
… rîb cemî‘i devâbbâtların saky ederken üç katâr şütürü Urbân urup alıcak vâveylâ
kopunca
paşa derhâl beş bayrak levendât ta‘yîn edüp akîblerince yetişüp ceng ede ede al …
Ve bu mahalde bir ayn-ı câriye vardır. Tâ Halîlü'r-rahmân dağlarından berü gelüp cânib-i garbda çöl içre gâyib olup cümle huccâc ol âb-ı rakîkden def‘-i atşân edüp vakt-i gurûba karîb cemî‘i devâbbâtların saky ederken üç katâr şütürü Urbân urup alıcak vâveylâ kopunca paşa derhâl beş bayrak levendât ta‘yîn edüp akîblerince yetişüp ceng ede ede altı Y 265b kelle ve üç dil kayd-bend-i dil edüp develeri halâs edüp sâhiblerine teslîm olunup baş ve dil getiren gâzîlere kırkar altun ve gayriye üç altun ihsân olundu. Ve paşa dilleri söyledüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y265a–Y265b ·
metinde göster ·
… u a‘lem azîz vecde gelüp mest oldu, mülâhazasında iken içerden bir "Hây" sadâsı
kopunca
cibinliğin ipleri dahi kopup perde şeyhin üstüne düşdü. Derhâl baş halîfe ve bi …
Hemân şeyh şemsüddîn bir köşede ihrâmdan bir cibinliği var, kalkup anda girüp içerden tevhîd etmeğe başladı. Dakîka sâ‘at oldukda tevhîd-i sultânî germ-â-germ iken şeyhin mübârek ayakları cibinlikden taşra çıkdı. Allâhu a‘lem azîz vecde gelüp mest oldu, mülâhazasında iken içerden bir "Hây" sadâsı kopunca cibinliğin ipleri dahi kopup perde şeyhin üstüne düşdü. Derhâl baş halîfe ve bizim şeyh şinnâvî perdeyi kaldırdılar. Meğer bi-emrillâhi ta‘âlâ şeyh hazretleri teslîm-i rûh edüp gül çehresi âlü'l-âl verd-i handâna dönüp tebessüm edüp Arapça emrine imtisâl edüp rûh-ı pür-fütûhu cinâna revâne olmuş. Cümle âşıkân mâbeyninde bir gırî vü feryâd kopup keşf [ü] kerâmetlerin ve gûnâ-gûn rumûz-ı künûzların söylemeğe başladılar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y308a ·
metinde göster ·