… ve İdrîs Şeyh karlığı ve Korucu karlığı nâm karlıkları doldururlar. Andan gayrı
korudanı
Vardamınc deresin ve Boz Vasıl deresin ve Südcü deresin ve Nasıfpaşa deresin bu …
Andan ertesi gün yine cümle asker ve kapudan paşanın on iki bin pâyzenleri ve bostâncıları ve yeniçeriler cümle mîrî kazma ve çapa ve kürekler ile deryâ-misâl cemapur askeri cümle Eyyûb Sultân'a gidüp İdrîs Köşkü sahrâlarında olan karları (---) karlığına leb-ber-leb ederler. Yedi yerde dahi üstü küşâde hafr karlıklar vardır. Evvelâ Sultân karlığı ve Ebü'l-feth karlığı ve İdrîs Şeyh karlığı ve Korucu karlığı nâm karlıkları doldururlar. Andan gayrı korudanı Vardamınc deresin ve Boz Vasıl deresin ve Südcü deresin ve Nasıfpaşa deresin bu cümle dereleri dahi leb-ber-leb doldurup bu günde niçe yüz kazgan ta‘âm pişüp askere ve sadrıa‘zam'a nefîs ta‘âmlar ile yeniçeri ağası ziyâfet edüp yine karcıbaşı dâmen der-miyân hidmet eder. Eyyûb yoğur[d]cubaşısı ve Eyyûb subaşısı ve çobanlar kethudâsı dahi hidmet ederler. Ba‘dehu vakt-i Temmûz'da bu karistânı karcıbaşı korudup pâdişâha ve vâlide sultâna ve sadrıa‘zama, ta‘yîn olunan yerlere bezl eder.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 173a ·
metinde göster ·
… bıraksın. Ba‘dehû bizimle İrem bâğı korusunda görüşsün ve barışsın. Yohsa bizim
koruda
anınla görüşmezik. İşin Allah âsâr ide. Bizden selâm eyle" deyü böyle niçe rümû …
Mesîregâh-ı mastaba-i Süleymân Hân: Bizzât Süleymân Hân sene (---) târîhinde diyâr-ı Alaman serhaddinde kal‘a-i Sigetvâr gazâsına teveccüh etdiklerinde Balı Efendi hazretleri hayâtda olmak ile azîz-i merkûma buluşmak içün korusuna gelüp bu kadar bin asker ile cây-ı emân olan korusuna konup askeri koruyu kırup haymelerin kurup meks ederler. Balı Efendi azîz bu hâli istimâ‘ edüp eydür: "Süleymân garîb, kırk sekiz yıldır cihâd-ı gazâ edüp cihâd-ı ekber etmedi. Niçe yüz bin mahlûk-ı Hudâ'yı kırarak şimdi bizim himâyemizde olan korumuzu âhir senesinde kırmağa mı geldi?" deyüp seccâdesin alup dağlar içine firâr eder. Süleymân Hân mümkün olup azîze buluşmak müyesser olmayup Süleymân Hân Şeyhülislâm Ebussu‘ûd Efendi tebdîl-i kıyâfet edüp azîzden istimdâd taleb etmeğe niçe hedâyâlar ile Ebussu‘ûd'u azîze gönderüp vardıkda hemân azîz hazretleri keşf edüp "Hoca-i zâhir Ebussu‘ûd (---) safâ geldin. Şer‘-i Resûl'e pek hizmet eyle. Tarîk-i bâtını da elden komayup beraber terâzû dut" dedükde hemân Ebussu‘ûd azîzin dâmenin bûs etdükde "Molla! Berhurdâr-ı dâreyn olasın. İnkırâzu'd-deverân te’lîfinle ve evlâd [u] ensâbınla ecel-i müsemmânda mü’ebbed olasın. Süleymân âhiret pâdişâhlığı ister, hele varsın, Sigetvâr'ı görsün. Bu bizim korumuzda kırdığı ağaçdan Sigetvâr gölüne ağaç doldursun. Feth eder bulunur. Kalbin anda bıraksın. Ba‘dehû bizimle İrem bâğı korusunda görüşsün ve barışsın. Yohsa bizim koruda anınla görüşmezik. İşin Allah âsâr ide. Bizden selâm eyle" deyü böyle niçe rümûz-ı künûz kelimâtlar ile Ebussu‘ûd'u Süleymân Hân'a gönderir. Süleymân Hân-ı Gâzî-i nüktedân eydür: "Hay molla! Allahu a‘lem, biz Sigetvâr'a emek çeküp gölüne ağaç doludup feth eder bulunur, dediğinde, ayâ feth edemeyüz yâhûd kalbin anda bıraksın dedüğü, biz anda merhûm oluruz ve azîz ile âhiretde görüşürüz" deyü vâfir endîşe-i hâma düşer. Hemân ol sâ‘at Balı Efendi korusu kendüye temlîk olup bir ferd-i âferîde koruyu kırmamak içün hatt-ı şerîf-i hudûdnâmeler tahrîr edüp andan Sigetvâr'a kat‘-ı menâzil ederek varup ol ân muhâsara edüp dağ ve taşın, dıraht-ı azîmlerin kırup Balı Efendi korusundan getürdüğü ağaçlardan Sigetvâr halîçine döküp gölü leb ber-leb, edüp kal‘ayı feth etme sadedinde iken maraz-ı zahîrden merhûm olup karnın Âsaf-ı Berhiya'sı 142a olan (---) paşa, kalb-i Süleymân Hân'ı zemîne alâ tarîki'l-emâne defn edüp na‘ş-ı şerîfin tuzlayup pinhân ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 141b–142a ·
metinde göster ·
… p iki yerden girilir ağzı olmak ile bâlâdaki eski Ava[r]in'in topları bu limanı
korudamayup
top gülleleri aşırı gitdiğiyçün aşağıda deryâya berâber bu kal‘ayı liman ağzınd …
Der-sebeb-i binâ-yı kal‘a-i Anavarin-i cedîd: Oldur kim bu Avarin limanı bir liman-ı azîm olup iki yerden girilir ağzı olmak ile bâlâdaki eski Ava[r]in'in topları bu limanı korudamayup top gülleleri aşırı gitdiğiyçün aşağıda deryâya berâber bu kal‘ayı liman ağzında binâ etdiler. Hakkâ ki isâbet etdiler. Hâlâ liman ağzında bir Şeddâdî-misâl binâ-yı kâr-ı İslâm bir hısn-ı hasîn sedd-i metîn sûr-ı benâm olup limanı emn [ü] emân edüp bir kal‘a-i zîbâdır. Ammâ maşrık ve mağrib tarafı deryâdır, ancak liman ağzında bir alçak kayalı burun üzre şekl-i bâdemî akçe {tahtası gibi tûlânîce bir taşra} kal‘a-i zîbâdır kim dâ’iren-mâdâr cirmi kal‘a dîvârı 267b üzre üç bin sekiz yüz adımdır. Kara cânibi kayalar üzre olmak ile aslâ handakı yokdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 267a–267b ·
metinde göster ·