ile su taşra çıkar, âdem yapışmadan ve renc [ü] anâ çekmeden zemberekler ile su …
Evvelâ bu kal‘anın tâ or[ta]sında bir meydân-ı azîm var, anda bir mu‘azzam kârgîr binâ kuyusu var, âb-ı hayâtdan nişân verir suyu var. Her kim su çekmek murâd edinse bu kuyu etrâfında demir çarhlar var, herkes kovaları ve ulbelerin çarhlara asup tarfetü'l-ayn içre kuyunun ka‘rına enüp hemân çarhının bir dişini basınca ân-ı vâhidde kovalar ile su taşra çıkar, âdem yapışmadan ve renc [ü] anâ çekmeden zemberekler ile sular çekilir 131b temâşâ-yı garîbe kuyudur, ammâ niçe çarhları ve engâzları bozulmuşdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 131a–131b ·
metinde göster ·
… rın başındaki su ile memlû olmuş kovasını çarhlar ile çekerken zincîrden yukaru
kovalar
gelüp bardaklara ve destîlere doldurup giderler. Üç yerde bu gûne zincîr çarhla …
Der-sıfat-i ibret-nümâ-yı âbâdân: Cümleden temâşâgâh cisr-i azîmidir, ammâ bu cisrin çârsû tarafında ve dahi şehir içinde ve şehirden taşra yalçın kayalar üzre ibret-nümâlardan birkaçı oldur kim nehr-i Neretva kayasının tâ çârsû içinde bir kalın zincîrli çarhlara ve dollâblara bağlayup bir zincîrin bir ucu tâ aşağı nehr-i Neretva içinde kayalara bağlanmış kalın zincîrlerdir. Kaçan bir kimesne Neretva'dan su çıkarmak murâd edinse hemân kovasın(a) zincîrin halka[sı]na geçirüp kovayı zincîrden koyverüp yıldırım gibi kova nehr-i Neretva'ya enüp kayaların başındaki su ile memlû olmuş kovasını çarhlar ile çekerken zincîrden yukaru kovalar gelüp bardaklara ve destîlere doldurup giderler. Üç yerde bu gûne zincîr çarhlar ile su çekilir bir san‘at etmişler kim bir diyârda böyle ibret-nümâ temâşâgâh yokdur. Ekseriyyâ bu şehrin sıbyânları su çekme bahânesiyle bu çarhlardan eğlenüp üstâdlarının çarh-ı sitemger çemberlerine girüp kötek yerler. Bu dahi garîb temâşâ-yı gırîv ü feryâddır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 166a ·
metinde göster ·
… at ve ne sığır ve ne âdem çevirir değirmenleri ve kebâb şişlerin ve kuyulardan
kovalar
ile sular çekmeği ve sahrâlarında gezen arabaları atsız ve sığırsız cümle hıyel …
Ve cümle şehr içre ne kadar değirmenler var ise ne at ve ne sığır ve ne âdem çevirir değirmenleri ve kebâb şişlerin ve kuyulardan kovalar ile sular çekmeği ve sahrâlarında gezen arabaları atsız ve sığırsız cümle hıyel u şeytanat ve musanna‘ sâ‘at çarhlarıyla hareket eder değirmenler ve kebâb çarhları ve kuyuların dollâbları ibret-eser arabalardır, ammâ her araba sahrâlarda giderken yüz kantâr yük çeker, on câmûs çeviremez arabaları çarhlar çevirüp düz yerde râhat gider, ammâ yokuşa gidemez, enişe serî‘ giderken arabanın ardında bir bâr-ı sakîl sürüdüp arabalar aşağı ense râhat gider. Ancak araba üzre bir kâfir elinde bir çatal demir uçlu sırığı var, anınla arabayı sağa ve sola çevirir. Araba pek gitsin derse sâ‘at gibi arabanın çarhların kurup sür‘at üzre gider. Ammâ,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 57b ·
metinde göster ·
… u dollâba atları koşup çarhları deverân etdirdikçe kubbede olan mezkûr delikden
kovalar
aşağı kuyudan suyu yukaru kasra çeküp andan aşağı minâre kaddi 270a su uçup t …
Bu kasrın kubbesi ortasındaki mezkûr kuyu üzre olan delik üzre üstâd-ı Freng gûnâ-gûn çarh-ı musanna‘lar ile su dollâbları îcâd eylemiş kim niçe engâzları cümle demirdir. Ve dollâb kovalarının ipleri dahi zencîrlerdir. Bu dollâba atları koşup çarhları deverân etdirdikçe kubbede olan mezkûr delikden kovalar aşağı kuyudan suyu yukaru kasra çeküp andan aşağı minâre kaddi 270a su uçup terâzûler ile şehrin hânedânlarına ve sarnıçlarına ve hammâm ve amâristânlarına gider, bir ibret-nümâ çâh-ı mâdır. Lâkin ba‘zı zamân atları olmayup işlemez, ammâ aşağıda kuyusu şeb [ü] rûz mu‘attal durmaz.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 269b–270a ·
metinde göster ·
… up demir kafeslere dayanup dörd yerden demir makaralar ile gece ve gündüz çatal
kovalar
ile âb-ı Zemzem çeküp huccâc-ı müslimîni saky ederler. Ve huccâc dahi âb-ı Zemz …
Ve bu ağızlık üzre dörd âdem çıkup demir kafeslere dayanup dörd yerden demir makaralar ile gece ve gündüz çatal kovalar ile âb-ı Zemzem çeküp huccâc-ı müslimîni saky ederler. Ve huccâc dahi âb-ı Zemzemi nûş edüp bu du‘âyı tilâvet ederler:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y346b ·
metinde göster ·
… erre ehl-i Mekke ve yetmiş bin huccâc ve niçe kerre yüz bin devâbbât-ı kesîreye
kovalar
ile suyu keşân-ber-keşân çeküp cemî‘i hayvânât ol bürkelerden âb-ı hayâtı nûş e …
Ve şehr-i Mekke içre iki bülke-i muazzamalar var kim herbiri birer halîc-i azîmdir rûz-merre ehl-i Mekke ve yetmiş bin huccâc ve niçe kerre yüz bin devâbbât-ı kesîreye kovalar ile suyu keşân-ber-keşân çeküp cemî‘i hayvânât ol bürkelerden âb-ı hayâtı nûş etdiklerinde deryâda katre-misâl nâkıs olmayup yine leb-ber-leb durur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y356a ·
metinde göster ·