… âteş-feşân-misâl yüz pâre balyemez top-ı kûpları vardı kim rû-yı deryâda bu üç
kovan
toplarından kuş uçmak muhâl idi. Ol ecilden deryâ tarafı havfından İslâmbol emî …
Ve Kostantîn asrında Kurşumlu Mahzen kurbündeki Tophâne'de beş yüz top âmâde idi. Hâlâ demir kapuları zâhirdir. Ve Sarâyburnu'nda kezâlik beş yüz pâre top mevcûd idi. Ve Kızkullesinden taşra leb-i deryâda cânib-i erbâ‘aya nâzır ejder-i âteş-feşân-misâl yüz pâre balyemez top-ı kûpları vardı kim rû-yı deryâda bu üç kovan toplarından kuş uçmak muhâl idi. Ol ecilden deryâ tarafı havfından İslâmbol emîn idi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 15a ·
metinde göster ·
… Ve bu kal‘a yayla yerde olmağıla âb [u] hevâsı ve bâğ u bâğçesi ve kayalarında
kovan
arısı olup misk [u] ânber-i hâm-misâl râyiha-i tayyibeli balı olur kim Koylıhis …
Bu kal‘anın şimâlî tarafına iki merhale yer Karadeniz sâhilinde Pençşenbe bâzârıdır. Piyâde âdem bir günde irer. Bir kerre Ahmed Hân asrında Özü Kazağı Karadeniz'den çıkup bu dağları aşup bu kal‘a taşrasın nehb ü gâret edüp yine firâr etmişdir. Ve bu kal‘a yayla yerde olmağıla âb [u] hevâsı ve bâğ u bâğçesi ve kayalarında kovan arısı olup misk [u] ânber-i hâm-misâl râyiha-i tayyibeli balı olur kim Koylıhisâr balı meşhûrdur. Ammâ halkı bâğî ve dağî ve zağî âdemler ve gâyet gâzîlerdir. Bu kal‘adan kalkup teper aşağı bir uçurumdan uçarak nüzûl edüp nehr-i Kerkük kenarında dere ve depeler aşarak 7 sâ‘at,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 284a ·
metinde göster ·
{Ermenî târîhlerinde bu Sîv-asvâs Sivas'ı binâ edüp ana Geyümers Şâh derler. Bir kavllerinde Sivas'ı Dahhâk-ı mârî inşâ etdi derler, ammâ Geyümers Sivas'da medfûndur}. Bunun zamânında şehr-i Sivas eyle ma‘mûr idi kim sahrâ-yı Sivas'da aslâ zirâ‘at olunur arz-ı mezra‘a yok idi. Tâ nehr-i Kızılırmak kenarına dek ma‘mûr [u] âbâdân yerler idi. Hâlâ eser-i binâları zâhir ü bâhirdir. Niçe bin mülûk [u] salâtînden selef-i salâtînlere değüp âhir dest-i İslâm'a Âl-i Abbâsiyân'dan ba‘de hicreti'n-nebeviyye Bağdâd halîfesi emîrü'l-mü’minîn Hârûnu'r-Reşîd'in destine Seyyid Battâl Ca‘fer Gâzî i‘ânetiyle dest-i İslâm'a girüp dâr-ı İslâm oldu ve yine küffâr istîlâ edüp Seyyid Battâl şehr-i Malâtiyye'de mütevellid olup anda sâkin olmağıla her bâr bu Sivas üzre şebhûnlar edüp Me’mûn Halîfe ibn Hârûnu'r-reşîd asrında yine feth olup Seyyid Battâl İslâmbol fethinden sonra Üsküdar'da muhâfazada iken İslâmbol içre bâ sulh Silivrikapusu'nda {kalup dest-i küffârda cümle} şehîd olan guzât-ı müslimînin ahvâl-i pür-melâlin ve İslâmbol'a küffârın istîlâsın istimâ‘ edüp Kız kullesinden İslâmbol teküru kızın kapup hâlâ Seyyid Battâl kasabası olan mahalle Seyyid-i Battâl ma‘şûkası olan duhter-i nâ-şükûfte ile ol mahalle geldikde Seyyid Battâl hâb-âlûd iken akîbinden kovan şebhûncu küffârlar Seyyid Battâl üzre hücûm etdiklerinde Seyyid Battâl ma‘şûkası olan kral kızı Battâl Gâzî'nin üznüne isâbet edüp şehîd olduğun Sivas küffârları istimâ‘ edüp her tarafdan niçe yüz bin Ermenîler hurûc edüp yine şehr-i Sivas'a istîlâ ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 73b ·
metinde göster ·
Tâ ki kulle-i felekden âfitâb-ı âlem-tâb rûy-ı zemînde yatan kara bir mızrak kaddi pertev urdukda Ahlat kal‘ası da nümâyân olup Papşen hânı sol tarafımızda kaldı, ammâ bizi kovan mel‘ûn ekrâdlar hayli mesâfe-i ba‘îdede kalup gerüde dökülerek gelmede idiler, ammâ biz de cân atup Tatar gibi yortup kal‘a-i Ahlad'a bî-cân u bî-mecâl cân atup, Arapça âyetin tilâvet edüp kal‘aya girince hemân hakîr piyâde olup kal‘a kapusun sedd etdikde dîdebânlar eyitdiler: "Bire nedir aslı" dediklerinde, "Hân askeri bizi kovup gelirler" dediğimde, bevvâblar dahi kapuları bir hoş sedd edüp âlât [ü] silâha yapınup bizler iç kal‘ada yeniçeri ocağımızda olan Dizdâr Alî Beşe hânesine cân atup,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 14a ·
metinde göster ·
… seğirdüp giderlerken bizleri dereler içinde kat-ender-kat görünce hemân anları
kovan
kâfirlere "Bire geri dönün" diyesiye kalmadı.
Hemân sâ‘at bir azîm küme atlı ve piyâde kâfirler geçdi. Anların akîbince bir küme yayan ve bir küme elli mikdârı atlı kefereler geçüp anlar dahi har har soluyup giderlerdi. Hemân beş on aded kâfirler kayalar üzre seğirdüp giderlerken bizleri dereler içinde kat-ender-kat görünce hemân anları kovan kâfirlere "Bire geri dönün" diyesiye kalmadı.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 144a ·
metinde göster ·
yiğitleri Macar kâfiri esbâbı geyüp tâ Macar diyârına giderler, zîrâ fasîh ü be …
Ekseriyyâ çete ve potura kovan yiğitleri Macar kâfiri esbâbı geyüp tâ Macar diyârına giderler, zîrâ fasîh ü belîğ Macarca bilirler. Anda murâd edindiği kapudan ve gayri bî-îmâ[n] kâfirleri kapup beş on günden şehr-i Peçoy'a sâlimîn ü gânimîn gelirler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 69a ·
metinde göster ·
… ş yüz aded küffârı aman u zamân vermeyüp el kaldırmadan cümle esîr edüp nısfını
kovan
gâzîlere verdik, iki yüz ellisini kânûn üzre biz alup âmadâne bir gazâ-yı garrâ …
"Bire biz kâfiri kovmadan atlarımız kalmışdır ve kâfirlerin dahi atları kalmışdır. Bire gâzîler şu kâfiri kaçırmayalım kovalım" deyü ricâ etdiklerinde hemân bizim Tatar askeri tarfetü'l-ayn içre atları kalmış küffârlara yetişüp beş yüz aded küffârı aman u zamân vermeyüp el kaldırmadan cümle esîr edüp nısfını kovan gâzîlere verdik, iki yüz ellisini kânûn üzre biz alup âmadâne bir gazâ-yı garrâ dahi olup cümlemiz bir yere geldikde bu yeni gelen gâzîlerden vezîr-i a‘zamı ve asâkir-i İslâmı su’âl etdikde anlar cevâb etdiler kim,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 6a ·
metinde göster ·
Mansûrlular yine Çoban Girây oğluna gelüp Şîrînlinin kal‘a-i Azak'a kamandıklar …
Hikmet-i Bârî du‘â-yı Mehemmed Geray Hân hedef-i icâbetde vâki‘ olup sekizinci ayda bunların başlarına böyle musîbet gelüp Çoban Geray Hân cümle Şîrînliyi ehl [ü] ıyâllerinden ayırdı. Ammâ Şîrînliler kal‘a-i Azak'da dahi duramayup Dağıstân'da olan Mehemmed Geray Hân'a Cenâb-ı Allâh bunları muhtâc edüp Dağıstân'a firâr etmede. Ammâ Şîrînli beğlerin kovan Mansûrlular yine Çoban Girây oğluna gelüp Şîrînlinin kal‘a-i Azak'a kamandıkların andan Dağıstân'a firâr etdiklerinin haberin hâna söyledikde hemân hân Karasu sahrâsından kalkup Şîrînlinin Nakşivân elindeki emvâl [ü] erzâkların ve bâğ u bâğçe vü besâtînlerin ve sarây ve akârât ve cümle mahsûlâtları ve hadem ü haşemlerin ve bî-hadd ü bî-kıyâs hayvânâtların cümle hân zabt edüp gayri eşyâların nehb ü gâret etdirüp ahâlî-i Kırım henüz ganîmete mâlik oldular.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 197a ·
metinde göster ·
Sırr-ı sun‘-ı Hudâ-yı azîm: Hikmet, garâ’ib bunda kim balın
kovan
sepedi içre hâsıl olan bal koç başı gibi boynuzlu ve kaşlı ve gözlü ve ağızlı v …
Sırr-ı sun‘-ı Hudâ-yı azîm: Hikmet, garâ’ib bunda kim balın kovan sepedi içre hâsıl olan bal koç başı gibi boynuzlu ve kaşlı ve gözlü ve ağızlı ve burunlu ve kulaklı bir şîrîn mahbûb koç kellesi gibi petek balı olur. Her sepetde onar ve on beşer ve yigirmişer vukıyye gelir baldan koç kellesi hâsıl olduğıyçün "koç başı balı" deyü memdûhât içre meşhûrdur. Ve râyiha-i tayyibesi misk [ü] amber-i hâm gibi olup tenâvül edenin demâğın mu‘attar eder. Ve bu kenîsede pişen ni‘met-i nefîse bir yerde tabh olmak ihtimâli yokdur kim cemî‘i âyende vü revendelere sofra-i bî-im[tin]ânlarıyla ni‘met-i mümessekleri mebzûldür.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 255a ·
metinde göster ·
… dördü Girid re‘âyâsına fermân olunup Hazret-i Ömer radıyallâhu anh tahrîri üzre
kovan
hakkı ve senede bir buğday öşrü ve bâğ dölüm hakkı ve bostân hakkı ve re’s-i ha …
Ve cümle re‘âyâ vü berâyâya Âl-i Osmân'ın kırk dörd aded tekâlîfinden ancak dördü Girid re‘âyâsına fermân olunup Hazret-i Ömer radıyallâhu anh tahrîri üzre kovan hakkı ve senede bir buğday öşrü ve bâğ dölüm hakkı ve bostân hakkı ve re’s-i harâc-ı bâliğ mâ’adâ tekâlîflerden re’âyâ-yı Girid mu’âf olalar deyü sa’âdetlü pâdişâh-ı âlem-penâhdan hatt-ı şerîfler gelüp sicillât-ı şer‘-i Resûl-i mübîne makyûd u terkîm olundu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 325b ·
metinde göster ·
… Sönbeki limanına dâhil olduk. Beri cânibden ceng [ü] cidâli temâşâ etdik. Bizi
kovan
iki kalyon dahi varup ol altı kalyona imdâd etdiler. Meğer mezkûr iki şayka içi …
Tarfetü'l-ayn içre Sönbeki limanına dâhil olduk. Beri cânibden ceng [ü] cidâli temâşâ etdik. Bizi kovan iki kalyon dahi varup ol altı kalyona imdâd etdiler. Meğer mezkûr iki şayka içinde Mısır askeri var imiş. Kâmil yedi sâ‘at iki şayka yedi kalyon ile ceng edüp kâfirde ve şaykalarda direk ve yelken pâre pâre olup eyyâm bunları bizim cânibimize karîb getirüp bir azîm temâşâ etdik. Hemân iki pâre kalyon büyük şaykanın biri sağına ve biri soluna çatup içine kâfir dökülünce şayka içinden bir sadâ-yı Allâh Allâh kopup kılıç şa‘şa‘ası ve top u tüfeng sadâsı cihânı dutup dûd-ı bârût evce ber-hevâ oldukda şayka ve kâfir gemileri nümâyân olunca şayka içinde kâfirler deryâya atılmağa başladılar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y112a ·
metinde göster ·
… lî yer yokdur. Zîrâ leylen ve nehâren içinde on iki bin tâlib-i ilim mevcûddur.
Kovan
arısı gibi bir sadâdır kim âdemi dehşet alur. Cümle mubâhase-i ilme meşgûllerdi …
Ezher Mübâşir nâm abd-i memlûk mübâşir olmağile hâlâ ol ismile müsemmâdır. Ammâ Mu‘izzüddîn mâlıyla binâ olunup ol sebeb ile Mısır'a mâlik oldu. Ammâ Mısır içinde eyle bir cemâ‘at-i kesîreye mâlik câmi‘ yokdur. Zîrâ Mısır'ın tâ ayne'l-fi‘ilinde vâki‘ olmuşdur kim şeb [u] rûz bir ân secde edecek bir hâlî yer yokdur. Zîrâ leylen ve nehâren içinde on iki bin tâlib-i ilim mevcûddur. Kovan arısı gibi bir sadâdır kim âdemi dehşet alur. Cümle mubâhase-i ilme meşgûllerdir. Bir kerre bu câmi‘de üstâd önünde bismillâh diyen elbette mahrûm kalmamışdır. Gâyet mübârek câmi‘dir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y90a ·
metinde göster ·
… birkaç ok ile bir cânibe halâs olup atdan düşen gulâmım dahi gâyib etdim. Beni
kovan
Urbânın birine bir ok perrân etdim, hemân altında atı bir süheyl urdu. "Hay atı …
Hemân Arablar oğlanın yanından firâr etdiler. Gördüm ki oğlanın atı Arablara doğru kaçar. Ardına düşdüm. Urbân hakîri ortaya alup birkaç ok ile bir cânibe halâs olup atdan düşen gulâmım dahi gâyib etdim. Beni kovan Urbânın birine bir ok perrân etdim, hemân altında atı bir süheyl urdu. "Hay atına urdum", dedim. Gördüm, dörd atlı bir tarafımdan, altı atlı bir cânibimden üzerime zılkıt urarak hücûm etdiler. Kizb harâmdır, hemân hakîr firâren an tevâliyi'l-kesürât deyüp kaçmak dahi erlikdendir deyü şehr içine girdim.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y450b ·
metinde göster ·