… lağızlar alup kâfirin Perast kal‘asına ve Kotur kal‘asına firâr eden küffârları
kovarak ve
kırarak tâ,
Ba‘dehu gerüden yayan(?) olan askerlerimiz dahi gelüp yetişdiklerinde anlara cümle mâl-ı ganâ’imi ve cümle esîrleri ve cemî‘i kâfir kellelerin piyâde pandurlara verüp Sührâb Mehemmed Paşa salt ve sebükbâr olup esîr olan keferelerden on iki esîr kulağızlar alup kâfirin Perast kal‘asına ve Kotur kal‘asına firâr eden küffârları kovarak ve kırarak tâ,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 157a ·
metinde göster ·
Hikmet bu kim kal‘anın der [ü] dîvârında yürüyüş edecek rahnedâr yerleri çok idi, ammâ dîvâr üzre niçe kerre yüz bin şeytanatlardan mâ‘adâ dîvâr üzre yine hafr-i amîk handaklar var idi ve rahnedâr olan yerlerde dahi göz görmemiş ve akıl ihâta etmemiş hiyel ü şeytanatlardan kal‘a dîvârı üzre kuş uçmazken hemân cümle serdengeçdiler "Allâh Allâh" deyüp mûr [u] zenbûr-vâr kal‘aya üşüp çengâller ile çıkarak ve asker biri biri üzre kal‘aya tırmaşarak küffâra aslâ ve kat‘â göz açdırmayup bi-fazlillâhi Ta‘âlâ kal‘anın der [ü] dîvârı ve tabyaları üzre alem-i Resûl dikildiği ân hamd-i Hud[â] yine bu hakîr ezân-ı Muhammedî okuyup kılıcım elimde kalup cümle guzâtı cenge tergîb ederek gülbâng-ı Muhammedîler çekilerek küffâra kılıç urarak tâ kal‘a içine varınca küffârı kovarak ve kırarak tâ nehr-i Morava kenârına varınca küffârı kırdılar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 187b ·
metinde göster ·
… an ol kadar deryâ mahlûkları peydâ olup gûnâ-gûn şinâverlikler edüp birbirlerin
kovarak ve
birbirlerin yudup yeyerek azîm temâşâlar etdik.
Temâşâ-yı benâm: Hemân pehlivân-ı kâmil bir kerre zekerin eline alup havuz içre işeyince hemân bir kerre havuzun suyu deryâ gibi cûş u hurûşa gelüp talattum ederek bâğ içine deryâ yürümeğe başlayup hemân cümle temâşâcılar ağaçlara çıkmağa başlayup kimisi atına binüp firâr etmeğe başlayup hakîr gördüm ki gark oluyoruz, ilm-i sîmyâdır deyü vücûd vermeyim derim, ammâ tahammülün kalmayup kralın vâlidesiyle paşanın yanına vardım. Anda dahi su gelmeğe başlayup firâr etdikde bu zâhir olan deryâdan ol kadar deryâ mahlûkları peydâ olup gûnâ-gûn şinâverlikler edüp birbirlerin kovarak ve birbirlerin yudup yeyerek azîm temâşâlar etdik.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 68b ·
metinde göster ·
… stân içre beyâz kumrularının esvât-ı hazînlerin istimâ‘ ederek ve deve kuşların
kovarak ve
hargûş ve ceyrânları şikâr ederek 18 sâ‘atde,
Netîce-i kelâm bu kal‘a ma‘mûr olunması farz-ı ayn mesâbesi bir şeydir. Hamd-i Hudâ Hüseyin Paşa efendimizin velvelesinden cemî‘i Urbân-ı bî-edyân senta baş olup bu mahalde bir sâ‘at meks edüp yine azm-i râh ederek çöl [ü] çölistân mugaylistân içre beyâz kumrularının esvât-ı hazînlerin istimâ‘ ederek ve deve kuşların kovarak ve hargûş ve ceyrânları şikâr ederek 18 sâ‘atde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y269b ·
metinde göster ·