Andan yine bir âdem önünden bir oğlancık zâhir olup ardı sıra kurd ma‘sûmu
kovarken
seccâde-nişîn âdemin biri önündeki oku yayı alup kurda bir ok urup helâk eder. …
Andan yine bir âdem önünden bir oğlancık zâhir olup ardı sıra kurd ma‘sûmu kovarken seccâde-nişîn âdemin biri önündeki oku yayı alup kurda bir ok urup helâk eder. Ba‘dehu ma‘sûm bir köşede gâ’ib olur. Gülâbî Ağa şükr eder. Hemân karşu tarafdan üç âdem zâhir olup ikisini şeyhin izniyle salb edüp birin dahi salb ederken hemân Gülâbî Ağa'nın karârı kalmayup huzûr-ı şeyhe varup herîfi ricâ edüp afv ederler. Hemân yeniçeri Gülâbî Ağa'nın girîbânından yapışup yerinde oturdup,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 38a ·
metinde göster ·
… üp ba‘dehu Süleymân Paşa ibn Orhân Gâzî sene 760 bir kaza doğan salup atile avı
kovarken
atdan tekerlenüp merhûm olup bu şehir içre binâ-yı azîm meşhed-i pür-envârında …
Andan bu Bolayır kal‘asın sene 758 târîhinde feth edüp ba‘dehu Süleymân Paşa ibn Orhân Gâzî sene 760 bir kaza doğan salup atile avı kovarken atdan tekerlenüp merhûm olup bu şehir içre binâ-yı azîm meşhed-i pür-envârında medfûndur, rahmetullâhi aleyh.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 97b ·
metinde göster ·
… edi yiğit şehîd olup kırk yiğit dahi mecrû[h] idi. Ve bir yiğidimiz dahi kâfiri
kovarken
atı ile kendüyi bir ağaca urup atı ve kendüsi şehîd oldu.
Ve dahi hamd-i Hudâ demek aybdır, ammâ hâzâ min fadlı Rabbî, bu hakîre dahi bu gazâda iki gazâ müyesser olup birisi ok ile ve birisi seyf-i müczem ile, ammâ bizim askerden yedi yiğit şehîd olup kırk yiğit dahi mecrû[h] idi. Ve bir yiğidimiz dahi kâfiri kovarken atı ile kendüyi bir ağaca urup atı ve kendüsi şehîd oldu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 8b ·
metinde göster ·
… râr eder şeklinde oldukları gibi küffâr-ı dûzah-karâr askerimizin akîbine düşüp
kovarken
kal‘a geriden hayli alarka olduklarında hemân Melek Ahmed Paşa efendimizin gece …
Sene (---) târîhinde Serdâr Alî Paşa'ya itâ‘at etmeyüp belki binden ziyâde toplar atdı. Ol gece Melek Ahmed Paşa efendimiz Rûmeli eyâletine mutasarrıf olmağile Rûmeli askerinden nısfu'l-leylde üç bin asker-i pür-silâh pusuya koyup kendüleri ale's-sabâh kâfire bek gösterdikde hemân küffâr-ı hâksâr bu kal‘a-i Köyvar'dan domuz sürüsü gibi çıkup görünen askerimiz üzre hov edüp bir hayli ceng [ü] cidâlden sonra bizim askerimiz yan verüp firâr eder şeklinde oldukları gibi küffâr-ı dûzah-karâr askerimizin akîbine düşüp kovarken kal‘a geriden hayli alarka olduklarında hemân Melek Ahmed Paşa efendimizin geceden kemîngâhlara koduğu asker-i İslâm ejder-i heft-ser gibi pusudan sadâ-yı Allâh Allâh ile çıkup küffâr iki asker ortasında kalup topa tutulmuş maymûna küffârı kıra kıra cân kurtulmayup bu kadar mâl-ı ganâ’imle guzât-ı Rûmeli muğtenim olup aşağı dere kenârındaki varoşu ihrâk etdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 91a ·
metinde göster ·
Cümle guzât pür-silâh olup Ak Mehemmed Paşa'dan me’zûn olup tarfetü'l-ayn içre Kalmıkların (...) lerini basup niçe yüz bin hayvânâtları ve avret ve oğlanlarıyla sâlimîn ü gânimîn geldiler. İzâ erâdellâhu şey’en heyye’e esbâbehu mazmûnu üzre kaçan kim Kerîm Allâh, bir kuluna kerem etmek ister, anın esbâbını halk eder. İmdi Allâh ol yaban dombayların ileri sebeb gönderüp ol câmûsları kovarken Kalmığ'a götürüp anları asker üzre getirüp cümle Kalmığ'ı asker-i İslâma kırdırup cümle mâl u menâlların askere ganîmet verüp ihsân etdi. Bir âdemin bundan haber ü âgâhı yok iken iki câmûs bahânesiyle guzât-ı müslimîne ol şiddet-i şitâda bî-hisâb ihsânlar etdi. Lisân-ı Fârisîde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 189a ·
metinde göster ·
… n cânib-i garbında beş gün beş gece Behîce ve Hınâdî Urbânı'n tecride askeriyle
kovarken
bir harâbistân şehire râst geldik. Bir sahrâ-yı lâlezârda sulu ve otlu Tâk-ı Ki …
Bu şehr-i kadîm-i Hûş-ı Îsâ'nın cânib-i garbında beş gün beş gece Behîce ve Hınâdî Urbânı'n tecride askeriyle kovarken bir harâbistân şehire râst geldik. Bir sahrâ-yı lâlezârda sulu ve otlu Tâk-ı Kisrâ'dan nişân verir kemerli kubâbların ve gayrı âsârların hisâbın Üstâd-ı Ezel bilir. Meğer şehr-i Ukâb imiş. Hakkâ kim bûm ve gurâb u ukâb âşiyânı olmuş bir harâb-âbâddır. Şiddet-i şitâda içinde kavm-i mecâzib ve kavm-i zu‘afâ ve Megâribe kavmi sâkinlerdir. Ba‘de't-tûfân Hartiya Melik binâsıdır. Sene 347 târîhinde âl-i Fâtımiyyûndan Mu‘izzüddîn-i Mağribî harâb etmişdir. Hâlâ harâbistânında niçe bin zî-kıymet taşlar bulunur. Hattâ altun tibri çıkan Evcile şehri bu harâb Ukâb şehrine beş konak ba‘îddir. Ammâ hakîr varmadım, zîrâ Hınâdî Urbânı'n münhezim edüp sâlimîn ü gânimîn yine Mısır'a dâhil olduk.}
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y311a ·
metinde göster ·