hüddâmı ve hakîr ile bir ıssı câmlı odada kalup hemân mecrûha bir filcân za‘fer …
Hemân hekîmbaşı cümle kefereleri taşra kovup bir hüddâmı ve hakîr ile bir ıssı câmlı odada kalup hemân mecrûha bir filcân za‘ferân gibi bir su içirüp kefere kendüden geçüp mest-i medhûş olunca oda içre bir mankal âteş yakup bir köşede kodu ve hemân ol ân mecrûhun vücûdun hekîmin hüddâmı kucağına alup cerrâh mecrûhun başına kelle-pûş kenârı olan yerin etrâfına bir dizge bağı gibi bir tasma kayış bağlayup bir keskin usturayı eline alup herîf-i mecrûhun önüne cerrâhbaşı oturup herîfin alnının derisin iki kulaklarına varınca başının derisin çizüp sağ kulağı yanından deriyi sehel yüzüp kafâ kemiği bembeyâz nümâyân olup zerre kadar bir katre kan akıtmadı.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 62a ·
metinde göster ·
… yhâneler içre bir Bekrî gavgâ etse ol ân kartın izniyle meclisden ol ân Bekrîyi
kovup bir
dahi aslâ ol bozahâne ve meyhâneye uğratmazlar.
Hemân bu bozahâneler ve meyhâneler içre bir Bekrî gavgâ etse ol ân kartın izniyle meclisden ol ân Bekrîyi kovup bir dahi aslâ ol bozahâne ve meyhâneye uğratmazlar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 185a ·
metinde göster ·
… a kırarız" deyü kendi elçilerin ve ıtlâk olan esîrlerin alup bizim elçilerimizi
kovup bir
köşeye kondurup cümle küffâr bir yere cem‘ olup üç gün üç gece müşâvereden sonr …
"Osmânlı bildiğinden kalmasın, niçe kerre yetmiş seksener bin Türk askeri bu dağlarımıza girüp cümlesin kırmışız. Hâlâ kemikleri (...) ovada ve Zarnata altında yığılup yatır. Bu gelecek askeri dahi Îsâ aşkına kırarız" deyü kendi elçilerin ve ıtlâk olan esîrlerin alup bizim elçilerimizi kovup bir köşeye kondurup cümle küffâr bir yere cem‘ olup üç gün üç gece müşâvereden sonra dördüncü gün bizim elçileri getirüp bir azîm dîvân edüp yine nâmeleri ke'l-evvel kırâ’at etdirüp cümle küffâr başlarından şapkaların çıkarup,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 332a ·
metinde göster ·