. Biz senin dediğin âdem değiliz" deyü niçe gûne elfâz-ı yâve ve niçe kerre şütû …
"Bire var âdem, bizi kendi hâlimize koy. Biz senin dediğin âdem değiliz" deyü niçe gûne elfâz-ı yâve ve niçe kerre şütûm-ı dilâzârlıklar eder, yine Gülâbî Ağa sipâhın eteğin elinden komayınca sipâh Gülâbî Ağa'ya bir pergâr çevirüp bir kaç yerde başın mecrûh edüp semmûr kürkün pâre pâre eder. Cemâ‘at-i kebîrenin bir haylisi bunların mâbeynlerin fasl edüp giderler. Ammâ yine Gülâbî Ağa sipâhın yanından bir hatve ba‘îd olmayup ricâ ve minnet etmede.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 37b ·
metinde göster ·
kim anda azâb-ı nâra müstahak bir kefere medfûndur" dedikde türbedâr hâbdan bîd …
Sene 941 târîhinde bizzât Sultân Süleymân Hân aleyhi'r-rahmeti ve'r-rıdvân hazretlerinin binâ-yı müteberrikesidir. Hattâ mukaddemâ Kızılbaş Bağdâd'a istîlâ etmezden mukaddem kal‘a-i Bağdâd Sünnniyândan Uzun Hasan-ı Bayındırî destinde iken ol asırda İmâm-ı A‘zam'ın bir Sünnî türbedârının vâkı‘asına İmâm-ı hümâm girüp "Benim kabrim üzre sandûkamı filân mahaldeki mezâra koy kim anda azâb-ı nâra müstahak bir kefere medfûndur" dedikde türbedâr hâbdan bîdâr olup İmâmın ta‘lîmi gibi eder. Meğer ol asırda İmâmın kabr-i münevveresinde kıbâb u hübâb u tekellüfden bir şey yok imiş. Ancak kendüleri el-Melikü'l-Mansûr-ı Devvânıkî nâm pâdişâhın mahpeshânesinde hasta iken vasiyyet edüp kazâ kabûl etmediğiyçün hapisde {80 yaşında} merhûm olup halîfeleri kendüyi sünnet üzre defn ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 343b ·
metinde göster ·
… r mahbûbe gelini var imiş kim cânından azîz imiş. Hemân koyunlarından bir semiz
koy
basup boğazlayup mahbûbesinin arabası tekerleğinin birini kırup kebâb pişirir. …
{Hikâye}: Zîrâ bir kerre Heyhât sahrâsında konar göçer Tatar'ın birine bir Noğay Tatarı konak olup oba sâhibi bu müsâfir Noğayı sıylamak lâzım, ya‘nî ri‘âyet etmek lâzım. Meğer oba sâhibinin arabası üzre bir mahbûbe gelini var imiş kim cânından azîz imiş. Hemân koyunlarından bir semiz koy basup boğazlayup mahbûbesinin arabası tekerleğinin birini kırup kebâb pişirir. Ne çâre deşt-i Kıpçak'da odun yok. Ma‘şûkasını Heyhât'da bırakmağı irtikâb edüp koyun kebâbın pişirüp müsâfir Noğay'ı sıylar. Ba‘dehu ol Noğay elinden ale'l-fevr yedi araba mâl getirüp konak bayına verir. Ol zamândan berü Tatar kavmi mâbeyninde birbirlerine ta‘zîmen araba tekerleğiyle pişmiş koyun kebâbı yedirüp birkaç tostağan boza, ya‘nî kulplu kadeh bozayı içirirler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 128b ·
metinde göster ·
… htirâmlar etdiler kim ta‘bîr olunmaz. Hattâ Hân'ın pây-i semendine iki yüz aded
koy
kurbân edüp fukarâlara bezl edüp sürûr [u] şâdımânlar etdiler. Bu mahalden şark …
Hamd-i Hudâ be-dürüstî diyâr-ı İslâm'a kadem basup bize Dağıstân ümmet-i Muhammed 161b askerinden on bin aded cüyûş-ı muvahhidîn istikbâle gelüp Dağıstân Pâdişâhı Sultân Mahmûd Şemhal Şâh'dan niçe bin gûne hedâyâlar ve me’kûlât [u] meşrûbâtlar gelüp Hân'a bir gûne ta‘zîm ü tekrîm ve ihtirâmlar etdiler kim ta‘bîr olunmaz. Hattâ Hân'ın pây-i semendine iki yüz aded koy kurbân edüp fukarâlara bezl edüp sürûr [u] şâdımânlar etdiler. Bu mahalden şark tarafına,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 161a–161b ·
metinde göster ·
cereyân eder. Menba‘ı Dâdyân vilâyetinden gelüp Bahr-i Harez'e koşulur âb-ı hay …
Bu şehrin bir tarafından nehr-i azîm Koy cereyân eder. Menba‘ı Dâdyân vilâyetinden gelüp Bahr-i Harez'e koşulur âb-ı hayâtdır. Ve bu şehrin garb tarafında Tavustân Çerkezi vilâyetidir. Ve Kumuk kavminin güzîdesi bu şehrin şimâlinde tâ Bahr-i Harez kenârına varınca sâkinlerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 164a ·
metinde göster ·
kenârında âb [u] hevâsı hoş ve halkı mahbûb bir vâsi‘ sahrâda bâğlı ve bâğçeli …
Evvelâ bu şehir nehr-i Koy kenârında âb [u] hevâsı hoş ve halkı mahbûb bir vâsi‘ sahrâda bâğlı ve bâğçeli (---) bin aded toprak örtülü evlerdir. Ve cümlesi (---) aded mihrâb ve ma‘mûr cevâmi‘lerdir. Evvelâ (---)(---) câmi‘î.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 164a ·
metinde göster ·
… up gâret etse gerek imiş, zîrâ bu Heşdek kavminde olan at ve de[ve] ve sığır ve
koy
bir pâdişâhda yokdur.
Ammâ Mehemmed Geray Hân ma‘zûllük vartasına uğramasa bu Heşdek kavmini Azak kal‘ası altında Altı Sutunu nâm yere getirüp anda sâkin etse gerek idi. Eyle olsa henüz Azak vilâyeti Maskov ve Kalmık'dan emn [ü] emân olurdu. Meğer bu tâ’ife-i Heşdek'i Maskov kralının oğlu bunları iki kerre yüz bin asker-i cünüb ile gelüp talava urup gâret etse gerek imiş, zîrâ bu Heşdek kavminde olan at ve de[ve] ve sığır ve koy bir pâdişâhda yokdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 173b ·
metinde göster ·