… kerre cümlesi meterisleri içinden dal kılıç ile taşra bizim askere bir kümeden
koyulup
bizim asker allak bullak olup ol sengistânda bizim asker yine cem‘ olup köpek c …
Âhir {Hân askeri} hücûm-ı mehcûm-ı Âl-i Osmân'ın kesret ü vefretinden necciyyûn kâ’idesi üzre "Firâren an-tevâli'l-kesürât" deyüp bir kerre cümlesi meterisleri içinden dal kılıç ile taşra bizim askere bir kümeden koyulup bizim asker allak bullak olup ol sengistânda bizim asker yine cem‘ olup köpek cengi ide ide Hân askeri teper aşağı şehr-i Bitlîs'e doğru firâr edüp kal‘a altına varup emîn olup kal‘aya girdiler. Hakkâ ki Rüstemâne ceng edüp çoğu halâs oldular. Ammâ anlardan niçesi halâs olmayup dendân-ı tîğ-ı âteş-tâbdan câm-ı nîşi nûş edüp vâdî-i hâmûşânda hâmûş-bâş olup yerleri zemîn-i İrân iken dâr-ı nîrânda ber-karâr olup dest-i müslimîn-i Hanefî'de tu‘me-i şemşîr oldular.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 270a ·
metinde göster ·
… r ola!" derken bâğdan dûrbîn ile gördü kim meterisleri içre asâkir-i Âl-i Osmân
koyulup
kassâb-ı feleğin kâr-ı hûnkârlığın ve asker-i bî-amânın hûn-hârlığın görüp cân …
Çün kim Abdâl Hân bâğ-ı dilsitânında kapanup "Âyâ bu hâl-i diyergûn neye müncer ola!" derken bâğdan dûrbîn ile gördü kim meterisleri içre asâkir-i Âl-i Osmân koyulup kassâb-ı feleğin kâr-ı hûnkârlığın ve asker-i bî-amânın hûn-hârlığın görüp cân başına düşüp cümle ehl [ü] ıyâlin birer esb-i tazîlere süvâr etdirüp hânın öti uçdu ve götürümde yeğni ve kıymetde girân-bahâ zî-kıymet-i kemyâb makûlesi eşyâların cümle alup Mudikî dağlarına beş bin güzîde tüfeng-endâz ile kaçdı.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 270a ·
metinde göster ·
… k sahrâ-yı (---) çıkdıkda gerüden Kazak ve Leh askeri tarfetü'l-ayn içre tabura
koyulup
ganîmete başladılar.
Hân bu hâli görüp "Min indillâh hayırlısı ola" deyüp Hân'ın iç ağaları hakîr ile feth-i şerîfe müdâvemetde iken cümle cüyûş-ı muvahhidîn atbaşı berâber taburun top altına karîb varıldıkda yüz bin Tatar yaylarının çilelerine ikişer üçer tabur okları gezleyüp şast ber-kabza çeküp tabura doğru şastlara küşâd verdiklerinde iki kerre yüz bin ok bârân-ı la‘net gibi tabur içre yağup niçe bin oklar üryân atlara güzer etdikde atlar âdemler[e] depme urup atlar rehâ bularak âdemleri depüp ısırarak kâfirlerin kellelerine oklar lâle gibi konarak derûn-ı taburda bir gırîv ü feryâd kopup Leh küffârı dahi yedi koldan tabur içine balyemez top-ı kûbları urarak bize imdâda gelen Kazak dahi tabur içre kurşumu yağdırarak bir hâl-i pürmelâl olup hemân derûn-ı taburdan sene 1067 Zilhicce'sinin yigirmi üçüncü günü tabur içinden Macar-ı küffâr-ı füccâr cenge âhenk edüp bir yaylım kurşum ve bir yaylım top atup tarafeynden üç sâ‘at ceng-i azîm olup bârûd-ı siyâhın dumanından göz gözü seçemez olup taşradan sadâ-yı "Allâh Allâh" ile ceng-i harbî-i Efrâsiyâblar ve tabur içinden "Yajuj Yajuj" sadâsıyla nâkûs ve torompete boruları sadâsı evce peyveste olup bu arada niçe bin cân ecel câmın nûş etdikde bir kerre hemân Tatar askeri evvel taşra amân ile çıkan kralzâdeleri kayd [u] bend ile alup taburdan gerüye yan verince taburdan küffâr bu hâli görüp hemân ölüsü dirisine binüp 44a taburdan cümle balyemez toplarıyla "Yajuj Yajuj" diyerek Tatarın ardı sıra kovarak sahrâ-yı (---) çıkdıkda gerüden Kazak ve Leh askeri tarfetü'l-ayn içre tabura koyulup ganîmete başladılar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 43b–44a ·
metinde göster ·
… udâ bizim asker-i İslâma bu tabur dayanmayup Allâh Allâh ile içine Tatar askeri
koyulup
kâfire eyle sâtûr-ı İsfendiyârî uruldu kim ân-ı vâhidde kâfirin tüfenglerin ken …
Hamd-i Hudâ bizim asker-i İslâma bu tabur dayanmayup Allâh Allâh ile içine Tatar askeri koyulup kâfire eyle sâtûr-ı İsfendiyârî uruldu kim ân-ı vâhidde kâfirin tüfenglerin kendi kanlarının seyli götürüp kelleleri kan içinde galtân olurdu. Hattâ mezkûr manastır içinde küffârlar kapanup anlar dahi dendân-ı tîğ-i âteş-tâbdan geçüp anların sebebiyle anların muharrikleri olan papaslar dahi kılıçdan geçüp deyr içinde kandan göl olmuşdu. Bakıyyetü's-seyf olan küffârlar Tatar havfinden kendülerini manastırın çanlık kullesinden aşağı atup pâre pâre olmuşlardı.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 106a ·
metinde göster ·
… kim ta‘bîr ü tavsîfden müberrâ idi. Hemân der-ceng-i evvel bu şehir içine Tatar
koyulup
girdiklerinde dahi cümle küffâr menhûshânelerinde mest [ü] medhûş ve mahmûr ve …
Lisân-ı Lehce (---)(---) demekdir. Kal‘ası yok, ammâ bir şehr-i âbâd idi kim ta‘bîr ü tavsîfden müberrâ idi. Hemân der-ceng-i evvel bu şehir içine Tatar koyulup girdiklerinde dahi cümle küffâr menhûshânelerinde mest [ü] medhûş ve mahmûr ve evkâ[r] hâb-âlûd olup yatırlarken ba‘zı evlere âteşler urup sadâ-yı Allâh'ı yâd edüp bâng-ı Muhammedî çekerek feryâd edüp enderûn-i şehre aç kurd gibi girüp ibtidâ arısın söndürüp sonra balın yeyelim deyüp ibtidâ bir hayli küffâra kılıç urup niçe bini hâb-ı râhatından bîdâr olup uryân ü biryân ve giryân dağlara firâr etmede.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 22a ·
metinde göster ·
… in koliva ve çadırlar ve kilimden ve ihrâmlardan köşe köşe sâyebânlar sıra sıra
koyulup
bu sahrâ-yı çemenistân hayemâtlar ile lâlezâr-misâl olup bey‘ [u] şirâlar ederl …
Bu sahrâ-yı Tîh içre niçe bin dükkânlar ve niçe bin hayme vü hargâhlar yapılup yigirmi otuz bin koliva ve çadırlar ve kilimden ve ihrâmlardan köşe köşe sâyebânlar sıra sıra koyulup bu sahrâ-yı çemenistân hayemâtlar ile lâlezâr-misâl olup bey‘ [u] şirâlar ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 376a ·
metinde göster ·
… p cihâd-ı ekber edüp kal‘a-i cân mezâri‘inin bâbın kal‘ edüp içine asker-i nefs
koyulup
rahim nâm mahalle varınca yürüyüş edüp bu kal‘ayı dahi feth eder.
Andan Ebü'l-feth Tershâne bâğçesine gelüp Fransa kralının kızıyla kuc kucağ olup cihâd-ı ekber edüp kal‘a-i cân mezâri‘inin bâbın kal‘ edüp içine asker-i nefs koyulup rahim nâm mahalle varınca yürüyüş edüp bu kal‘ayı dahi feth eder.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y28b ·
metinde göster ·
cân kurtulmamak sadedinde iken Tumanbay bir böğürden ac kurd koyuna sunar gibi …
"Bire fursat ganîmetdir" deyü âl-i Osmân bunlara koyulup cân kurtulmamak sadedinde iken Tumanbay bir böğürden ac kurd koyuna sunar gibi sunup vakt-i zevâlden vakt-i gurûba dek bir ceng olmuşdur; tulû‘-ı Merîh'den berü tarafeynden böyle ceng olmamışdır. Tarafeynden tabl-ı âsâyişler çalınup âl-i Osmân ve âl-i Gavrî kollu kollarına konup herkes yarasın beresin sarup zireh söküklerin diküp âl-i Osmân'dan on yedi bin âdem ol gece defn ederler. Ammâ bu cengde âl-i Osmâna imdâd eden Hayre Beğ bir şecî‘âne ceng etmişdir kim hâlâ Mısır tevârîhlerinde mastûrdur. Andan bildiler kim Hayre Beğ âl-i Osmân'a kafâdârdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y51a ·
metinde göster ·
… mân Mısır içinden cümle Mısırlı âl-i Osmân'ın sürûr [u] şâdumânda olan askerine
koyulup
bir ceng-i Alî dahi ederler. Meğer Gavrî'nin on iki bin siyâh Zengî Arabları Ka …
Hemân Mısır içinden cümle Mısırlı âl-i Osmân'ın sürûr [u] şâdumânda olan askerine koyulup bir ceng-i Alî dahi ederler. Meğer Gavrî'nin on iki bin siyâh Zengî Arabları Kara Meydânı'nda olurlardı, Y 52b anıniçün Karalar Meydânı derlerdi, Rûmeli askeri bu Kara Meydânı'na girüp cümle karaları kıra kıra cân komazlar, leşleri kara kara anda kalup Kara Meydânı derler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y52a–Y52b ·
metinde göster ·
… bin piyâde-i pâ-süvâr tüfeng-endâz yarar ile ale'l-gafle âl-i Osmân askeri üzre
koyulup
vakt-i seherden tâ vakt-i gurûba dek ceng-i sultânî ve neberd-i hâkânî olup âhi …
Selîm Hân mansûr [u] muzaffer Şâm'a gelüp meştâ fermân edüp evvel bahârda Mısır üzre mütevekkilen alallâh Q 281b deyüp adâlet ederek Arz-ı Hâsân ki Katıyye ve Ümmü'l-Hasan çölüdür, ol hâmûnu Selîm Hân yüz bin asker ile ubûr edüp Bilbeys şehri fezâsına vardıkda Abbâs dağları P 278b kemîngâhından Sultân Gavrî yüz bin küheyl-süvâr ve yüz bin piyâde-i pâ-süvâr tüfeng-endâz yarar ile ale'l-gafle âl-i Osmân askeri üzre koyulup vakt-i seherden tâ vakt-i gurûba dek ceng-i sultânî ve neberd-i hâkânî olup âhir Gavrî askeri üzre ahşam olup dendân-ı tîğ ile kelleleri galtân olup Gavrî dahi gurûrundan bu ceng-i âşûb içre bir seccâde üzre bî-ser cesedi bulunup dâr-ı gurûrdan dârü'l-bevâra ubûr edüp Gavrî ecel gavrına erdi dediler. Netîce-i kelâm u merâm merâm kelâm bâlâda Selîm Hân'ın Mısır fethinde ale'l-ihtisâr tahrîr olunmuşdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y318b ·
metinde göster ·