… kralından Cem Şâh'ın kayd-bend ile der-i devlete gelmesin ricâ etdiler. Fransa
kralı dahi
Cem Şâh'ı zehirli ustura ile tırâş etdirüp Yemen ve Aden seyyâhı iken Cem Şâh d …
Sultân Bâyezîd-i Velî ile ceng-i azîm edüp âhir-i kâr münhedim olup on bir sene Mekke ve Medîne ve Yemen ve Aden'de seyâhat edüp andan Mısır'a gelüp andan İslâmbol'a gelmek sadediyle Rodos'da Malta ceneraline uğrayup anlar bir gemiye koyup "Seni İslâmbol'a götürsünler" deyü hîle edüp Cem Şâh'ı doğru Fransa'ya götürüp anasının anası Fransa kralının avreti idi. Cem Şâh'ı ana teslim edüp cümle tevabi‘iyle Cem Şah'a bir sarây-ı âlî ihsân edüp başka bir hükûmet yer verüp sayd [u] şikârda pâdişâhâne zevk [u] safâlar edüp şeb [u] rûz huzûrunda on sekiz ban oğlu ban el kavşırup çâker bendesi gibi hizmetinde olurlardı. Âhir bu ahvâl Cem Şâh karındaşı Sultân Bâyezîd'e mün‘akis olup bir nâme ile Fransa kralından Cem Şâh'ın kayd-bend ile der-i devlete gelmesin ricâ etdiler. Fransa kralı dahi Cem Şâh'ı zehirli ustura ile tırâş etdirüp Yemen ve Aden seyyâhı iken Cem Şâh diyâr-ı ademe gidüp Bâyezîd Hân izniyle na‘şın Bursa'da Koca Murâd-ı Sânî cenbinde başka bir kubbe içinde âsûdedir. Muhallefâtından Cem Şâh Sa‘dîsi "câm-ı cem" dedikleri câmdır kim bâdesin nûş edüp yine câm kendiden leb-ber-leb olurdu. Ve bir satranç bâz meymûn ve bir beyâz tûtî Cem Sa‘dîsi'ni siyâha boyayup Arapça âyetin ve "Pâdişâh sağ olsun" lafzın Sa‘dî öğredüp Bâyezîd Hân muhallefâtı gördükde "Câm ol câm ammâ Cem'i yok" Ol câmı hazîneye korlar. "Kanı beyâz tûtî" deyü sü’âl ederler. Hemân tûtî-i gûyâ zebâna gelüp "Pâdişâh sağ olsun, efendim gitdiğine siyâh mâtem donu giydim" der. Ammâ Fransalar zu‘mınca 237a "Zehirli ustura ile Cem Şâh'a müşâbih bir asfaru'l-levn bir âdemi tırâş edüp reng-i rû-yı pecmürde ve kendi dahi mürde olup "Na‘ş-ı Cem'dir" deyü Bâyezîd Hân'a gönderdik. Anlar da Cem'dir deyü Bursa'da cedleri yanına gömerken cem şekilli herîfi yer kabûl etmeyüp gayrı yire defn etmişler. Yohsa bize gelüp sığınan kızımız evlâdı olan Cem'i vermeyüp ba‘dehû taşra Fransa vilâyetine Cem'i kral eyledik. Hâlâ krallarımız Cem Şâh neslindendir. Anınçün Cem tarafından ve vâlide tarafından Fransa'nın Âl-i Osmân'a karâbeti vardır" derler. Ammâ hâsıl-ı kelâm ve'l-meâl bu hakîr yetmiş dört târîhinde Alman diyârında Beç ve Pırak ve Loncat nâm şehr-i azîmleri seyâhat ederken niçe âlûfte ricâl bıtrîkler ile ülfet edüp Cem Şâh ahvâlin söylediğimizde Cem Şah'ın vâlidesin Ebü'l-feth İslâmbol'u feth ederken Sarâyburnu'nda niçe alup Bâyezîd ve Cem Şâh ol kızdan olup Cem Şah'ın Mısır'a ve Mekke ve Medîne ve Yemen ve Aden'de ve İşpaniye ve Fransa'da seyâhat edüp dış Fransa kralı olduğun bir bir tevârihlerinde tilâvet etdiler. Târîh-i fevt-i Cem Şâh ibn Ebü'l-feth.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 236b–237a ·
metinde göster ·
… üp kal‘adan on top ile üç bin aded güzîde Leh askeri imdâd verüp bu mahalde Leh
kralından dahi
sultâna vâfir hedâyâlar gelüp,
{‘Rakofçi} bu mahalle yedi konak İlvov vilâyetine karîbdir’ dedikde kal‘amız altında çaşıtları öldürdüm. Rakofçi'ya haber varmayup anlar sizlerden gâfillerdir. Bire pâdişâhım, yetiş. Anların atları yorulmuş ve âdemleri açlıkdan kırılmış" deyü kal‘a kapudanı sultâna böyle müferrih haber verüp kal‘adan on top ile üç bin aded güzîde Leh askeri imdâd verüp bu mahalde Leh kralından dahi sultâna vâfir hedâyâlar gelüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 41b ·
metinde göster ·
… d ile tarfetü'l-ayn içre kralın gözü önünde çiğ sığın tennûrda pişir gibi pişüp
kral dahi
tenâvül ederken hemân kebâb şişi olan kuru çam ağacını azîz yere bismillâh ile …
Tekye-nişîni Hüsâm Dede hod tekmîl-i fünûn etmiş bir pîr-i fânî cânlar cânıdır, ammâ kerâmât-ı azîz sâhib-i şühedâ oldur kim kaçan azîz-i merhûm Gâzî Orhan asrında bu şehre Hacı Muhammed Bektaş hazretleri izniyle bu şehre gelüp müsâfir olduklarında bu şehir ol zamân kefere destinde imiş. Kral sayd [u] şikârdan gelirken bu tekye mahallindeki hıyâbâna uğrayup görse kim bir alay abdâlân def [ü] kudûmların çalup âyîn-i Âl-i abâ ederler. Kral-ı dâll bunlardan hazz edüp şikâr etdiği geyiğin birin bu dedelere verüp, "Tîz pişirin bile yeyelim" deyü kral dedeler ile hem-celîs oldukda hemân azîz-i merhûm sığını pâk soyup bir kuru çam ağacına geyiği geçirüp meydân-ı mahabbete koyup cümle fukarâ def [ü] kudûm çalarak tevhîde meşgûl olup ot yanmadan tütün tütmeden harâret-i tevhîd ile tarfetü'l-ayn içre kralın gözü önünde çiğ sığın tennûrda pişir gibi pişüp kral dahi tenâvül ederken hemân kebâb şişi olan kuru çam ağacını azîz yere bismillâh ile sancup ol ân ol şiş ağacı yeşerüp bir sebiz-gûn çam ağacı olur. Hâlâ azîzin âsitânesi önünde evc-i semâya ser çekmiş bir çam ağacıdır kim bu şehirde değil etrâf kurâ vü kasabâtlarda eyle çam ağacı yokdur. Kral bu âteşsiz gazâl pişdiğin ve kebâb şişi kuru ağac iken dıraht-ı sebze-vâr olduğun görünce cümle tevâbi‘iyle îmâna gelüp Orhan Gâzî'ye Dede ile gidüp tecdîd-i bî‘at edüp yine şehr-i Dobniçse'ye gelüp niçe zamân mu‘ammer olup hâlâ Dede Sultân ile Melik Habîb bile medfûnlardır kim hâlâ 175a ziyâretgâh-ı erbâb-ı dilândır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 174b–175a ·
metinde göster ·
… alde hünkâr hasekisine kırk kîse ve iki yüz esîr ve semmûr kürkler ihsân olunup
kral dahi
beş kîse verüp iki bin kadar kefere askeri koşup ve Hüseyin Paşa dahi Tımışvar …
Bu mahalde hünkâr hasekisine kırk kîse ve iki yüz esîr ve semmûr kürkler ihsân olunup kral dahi beş kîse verüp iki bin kadar kefere askeri koşup ve Hüseyin Paşa dahi Tımışvar askeriyle hasekiyi Varat cânibine götürdüler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 16b ·
metinde göster ·
bu haber-i mûhişden haberdâr olup hemân ol gün cemî‘i mutî‘ olan kılâ‘lara habe …
Bu kerre kral dahi bu haber-i mûhişden haberdâr olup hemân ol gün cemî‘i mutî‘ olan kılâ‘lara haberler gönderüp ol gün ol gece tâ sabâha dak dağı ve taşı kara nahır gibi kara şapkalı küffâr cihânı dutup ordu-yı İslâm küffâr-ı hâksâr ile doldu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 25a ·
metinde göster ·
rakîbi Kemen Yanoş'un mürd olduğu safâsından Küçük Mehemmed Paşa'ya on beş kîse …
Ol ân kral dahi rakîbi Kemen Yanoş'un mürd olduğu safâsından Küçük Mehemmed Paşa'ya on beş kîse ve bir semmûr ve yüz araba zahîre ve on araba kumaş-ı vefîreler verüp Küçük Mehemmed Paşa bir zibîdî mîr-i mîrân iken bahâdırlığı sebebiyle bir ânda İskender kadar dârât sâhibi oldu, zîrâ Kemen Yanoş Kralın hazînesi ve bârhânesi ve cebehânesi ve sâ’ir bârhânesi ve mühimmât [u] âvânîlerine mâlik olup bir kimesne su’âl etmeyüp müdâhale olunmadı, hemân "İki bin kîse nakid talar guruş ve yüz kîse altun-ı Ungurus var idi" deyü giriftâr olan esîrler nakl etdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 25b ·
metinde göster ·
koltuğunda iki vezîr ile minbere âheste âheste çıkup iskemle-i şâhânî üzre karâ …
Ba‘dehu kral dahi koltuğunda iki vezîr ile minbere âheste âheste çıkup iskemle-i şâhânî üzre karâr edüp vezîreyn-i muhteremeynler kraldan bir kad[em]e aşağı yerde oturdular.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 30b ·
metinde göster ·
Ve Anadolu ve Sivas ve Mar‘ayş ve Karaman ve Adana ve Haleb ve Şâm ve Urfa ve Diyârbekir eyâletleri ale'l-umûm Erdel seferine ta‘yîn edüp andan yigirmi oda yeniçeri ve beş oda topçu ve beş oda cebeci ve sipâhiyândan dörd aded sağ ve sol gurabâ sipâhları gazâ-yı Erdel'e ta‘yîn olunup kâmil tokuz ay memâlik-i Erdel'i nehb ü gâret ederek Apopi Mihal nâm bir kefere-i kem-nâmı kral nasb edüp üç yıllık bâkî kalan harâcı tahsîl edüp Kemen Yanoş la‘în kralı dahi cümle cünûd-ı cünübüyle dendân-ı tîğ-ı bî-dirîğden geçirüp memâlik-i Erdel'e nizâm [u] intizâm verüp taşra İslâm diyârına çıkmak sadedinde iken Serdâr Ali Paşa'ya Erdel'de iken Budin serhadleri ve Kanije serhadleri tarafından kan ile yazılmış mektûblar ile feryâdcılar gelüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 52a ·
metinde göster ·
… ay alur bir altun top yapdırup "Alâmetim olsun" deyü mezkûr topu krala gönderüp
kral dahi
bir şeb-i muzlimde ol altun topu kenîse çanlığı üzre koyup hâlâ durur bir mücel …
Andan Alaman Kızılelması kal‘a-i Beç'dir kim yedi kral bu Beç kal‘ası hidmetine me’mûrlardır kim Beç üzre yedi kral askerleriyle kırılmağa ahd [ü] amân etmişlerdir. Hattâ Süleymân Hân Beç üzre sene 935 târîhinde gelüp kal‘a-i Beç'i muhâsara edüp derûn-ı Beç'de İstifani nâm manastırın evc-i âsumâna kad-keşân olan çanhâne kullesinin tâ depesindeki alemi üzre Süleymân Hân beş kîle buğday alur bir altun top yapdırup "Alâmetim olsun" deyü mezkûr topu krala gönderüp kral dahi bir şeb-i muzlimde ol altun topu kenîse çanlığı üzre koyup hâlâ durur bir mücellâ altun topdur. Henüz bu altun top sebebiyle kal‘a-i Beç Kızılelma-yı Alaman denmeğe müsta‘id oldu, ammâ rızâ-yı Hudâ olmaduğundan kal‘a-i Beç'i Süleymân Hân feth edemeyüp bî-feth avdet edüp kal‘a-i Cânkurtaran'da cân kurtardı.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 74a ·
metinde göster ·
"Şu bizim Budim kal‘amızı alalım, Kızılsarây'da oturup ömürde bir kerre ayş [ü] işret edüp Gerzellez dağında (---) nâm bıtrîkimiz ziyâret edelim" deyü yedi kral dahi Budin sarâyın arzu ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 82b ·
metinde göster ·
… al ile neberd-i azîm edüp Lagoş Kral'ın yedi kerre yüz bin leşkerin kırup Lagoş
Kral dahi
ol meydân-ı ma‘rekede dahi bir batlakda gark olup başı ârâyiş-i nîze oldukda Sü …
Hikmet-i Hudâ El-abdü yüdebbiru vallâhu yukaddir, çünki Süleymân Hân kat‘-ı menâzil ve tayy-ı merâhil ederek deryâ-misâl askeriyle Mihaç sahrâsına gelüp Lagoş Kral ile neberd-i azîm edüp Lagoş Kral'ın yedi kerre yüz bin leşkerin kırup Lagoş Kral dahi ol meydân-ı ma‘rekede dahi bir batlakda gark olup başı ârâyiş-i nîze oldukda Süleymân Hân Lagoş Kral'ın cümle atların alup kal‘a-i Budin'i feth edüp kralın atlarıyla Süleymân Hân'ın atlarına bu âhûr müyesser oldu, aceb hikmet-i Hudâ'dır. Elsine-i nâsda darb-ı meseldir kim "Evdeki hisâb bâzâra uymaz" derler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 86a ·
metinde göster ·
… itmiş ve kıblelerine nazar eyleyüp görse kim hâli üzre durur, Osmânlı yıkmamış.
Kral dahi
bizim mihrâb ve minberimizi yıkmayup hâli üzre kor. Hakkâ ki anlar bizim mihrâb …
Ba‘dehu küffâr-ı hâksâr altmış yıldan sonra bu câmi‘-i pür-nûr kefere destine girüp nûrun alâ nûr iken nûru gidüp bî-nûr muzlim olup küffâr kralı Mikloş nâm kral-ı dâll [ü] bed-fi‘âl bu câmi‘e girüp görse kim Osmânlı bu câmi‘i eyle müzeyyen ve amâr etmiş kim gûyâ kasr-ı Illiyyîn etmiş ve bu kadar âsâr-ı ibret-nümâlar edüp gitmiş ve kıblelerine nazar eyleyüp görse kim hâli üzre durur, Osmânlı yıkmamış. Kral dahi bizim mihrâb ve minberimizi yıkmayup hâli üzre kor. Hakkâ ki anlar bizim mihrâbımız ve biz anların mihrâbların yıkmamak gerekdir, zîrâ men dakka dukka demişler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 95b ·
metinde göster ·
Hâlâ cebehânesi kâfir zamânından berü mâl-â-mâl durup hazînesinde kal‘a
kralının dahi
bakır sinileri ve niçe bin bakır ve kalay suhûnları ve niçe bin bisât-ı âvânî m …
Hâlâ cebehânesi kâfir zamânından berü mâl-â-mâl durup hazînesinde kal‘a kralının dahi bakır sinileri ve niçe bin bakır ve kalay suhûnları ve niçe bin bisât-ı âvânî makûlesi gûnâ-gûn bî-hisâb eşyâlar ile mahzenleri leb-ber-lebdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 168b ·
metinde göster ·
… iyle ve ol deyr-i ibret-nümânın kubbesi maşâdhânesi tahrîri sebebiyle bu mezkûr
kralları dahi
bu yüzden tahrîre cür’et olundu.
Andan Büyük Zirin Ban dahi Ustolni'de yatır. Ustolni'de dahi niçe kral-ı dâller yatır, deyü tevârîhlerinde yazmışlar, ammâ gayri meşhûrun zikrinde fâ’idesi ve beyânında â’idesi olmayup ol kadar i‘tibârları olmayan Nemselerin zikrinde kelâlet ü melâlet var deyü bu kadar ile iktifâ etdik, zîrâ Ustolni-Belgrad'da olan Milyaş kilisesi evsâfı takrîbiyle ve ol deyr-i ibret-nümânın kubbesi maşâdhânesi tahrîri sebebiyle bu mezkûr kralları dahi bu yüzden tahrîre cür’et olundu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 15a ·
metinde göster ·
… erî‘ce ve cüst ü çâpükçe yürüyüp krala selâm verir şeklinde "Sâm aleyküm" deyüp
kral dahi
başından cevâhirli manlifkeli şapkasın çıkarup başı açık paşanın selâmın alup p …
Hemân elçi paşa kralı ayak üzre görünce sehel serî‘ce ve cüst ü çâpükçe yürüyüp krala selâm verir şeklinde "Sâm aleyküm" deyüp kral dahi başından cevâhirli manlifkeli şapkasın çıkarup başı açık paşanın selâmın alup paşa seğirdüp kralın göğsün öpüp kral dahi elçi paşanın kavl-i karâr üzre omuzun öpüp kral paşanın elin eline alup kral tahtda karâr etdikde paşaya yer gösterüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 65a ·
metinde göster ·
… apkasın çıkarup başı açık paşanın selâmın alup paşa seğirdüp kralın göğsün öpüp
kral dahi
elçi paşanın kavl-i karâr üzre omuzun öpüp kral paşanın elin eline alup kral ta …
Hemân elçi paşa kralı ayak üzre görünce sehel serî‘ce ve cüst ü çâpükçe yürüyüp krala selâm verir şeklinde "Sâm aleyküm" deyüp kral dahi başından cevâhirli manlifkeli şapkasın çıkarup başı açık paşanın selâmın alup paşa seğirdüp kralın göğsün öpüp kral dahi elçi paşanın kavl-i karâr üzre omuzun öpüp kral paşanın elin eline alup kral tahtda karâr etdikde paşaya yer gösterüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 65a ·
metinde göster ·
Andan sonra ale't-tertîb hedâyâ-yı Âl-i Osmân yürümeğe başladı. İbtidâ paşa sorguc-ı pâdişâhîyi öpüp başına koyup andan (andan) bir murassa‘ otağayı elçi paşa kralın eline verüp kral dahi Freng şapkası manlifke üzre sokup tahtında karâr-dâde oldukda hemân paşa cevâhir ve murassa‘ topuzu öpüp yine çâsârın eline verdikde hemân çâsâr ayak üzre kalkup cümle erbâb-ı dîvâna topuzu gösterdikde cümlesi baş açup du‘â etdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 66a ·
metinde göster ·
… ise yine kral bir avrete râst gelirse el kavşurup durur. Avret kralı selâmlayup
kral dahi
başından şapkasın çıkarup avrete ta‘zîm edüp avret güzer etdikden sonra kral ge …
Garâ’ib ü acîb: Bu diyârda bir aceb-temâşâ gördüm. Kaçan yolda bir avret giderken kral ol avrete râst gelse eger at ile ise kral at başı çeküp andan avret geçer, eger çâsâr piyâde ise yine kral bir avrete râst gelirse el kavşurup durur. Avret kralı selâmlayup kral dahi başından şapkasın çıkarup avrete ta‘zîm edüp avret güzer etdikden sonra kral geçer. Garîb temâşâdır. Bu diyârda ve gayri kâfiristânda söz avretin olup Meryem Ana aşkına avrete ta‘zîm ü tekrîm ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 71a ·
metinde göster ·
… en bin cünûd-ı cünüblerin dendân-ı tîğ-i âteş-tâbdan geçirüp Rakofçizâde mel‘ûn
kral dahi
bu cengde mecrûhen firâr edüp anasının Namin kal‘asında cân ber-cehennem mürd o …
Âhır-ı kâr dördüncü gelişimiz sene (---) târîhinde Gâzî Seydî Ahmed Paşa ile gelüp bu Kolojvar kal‘ası sahrâsında Rakofçi'nın yüz seksen bin cünûd-ı cünüblerin dendân-ı tîğ-i âteş-tâbdan geçirüp Rakofçizâde mel‘ûn kral dahi bu cengde mecrûhen firâr edüp anasının Namin kal‘asında cân ber-cehennem mürd olup devlet-i Âl-i Osmân'da serhadd-i Tımışvar emn [ü] emânlar oldu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 91a ·
metinde göster ·
… râsı olan Büyük Heyhât'da sâkin olurlar imiş. Timur Hân gelüp harâb edüp Maskov
kralını dahi
mutî‘ [u] münkâd etmeğe murâd edindikde gördü kim gecesi kalîl iki sâ‘atden egi …
Mâ-tekaddem Cingiz Hân asrında Ulu Noğay ve Yamanca Noğay ve Şıdak Noğay ve Urumbet Noğay ve niçe yüz aded kavm-i Noğay bu şehr-i azîmde ve sahrâsı olan Büyük Heyhât'da sâkin olurlar imiş. Timur Hân gelüp harâb edüp Maskov kralını dahi mutî‘ [u] münkâd etmeğe murâd edindikde gördü kim gecesi kalîl iki sâ‘atden egilli vakitde sabâh olup Hak Te‘âlâ'nın beş vakit farz eyledüğü yatsı namâzının vakti yok,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 172b ·
metinde göster ·
… a‘nî cezâyir levendi gibi serkeş ve yarar ve nâmdâr Kazak-ı âklardır kim Maskov
krallarına dahi
çokluk ser-fürû etmezler.
Ve Azak boğazlarından Karadeniz'e kayıklarıyla çıkup Karadeniz'in yemîn ü yesârın nehb ü gâret eden keferelerin cümlesi yüz elli bin Zaporoska, ya‘nî cezâyir levendi gibi serkeş ve yarar ve nâmdâr Kazak-ı âklardır kim Maskov krallarına dahi çokluk ser-fürû etmezler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 183a ·
metinde göster ·
bu hâli görüp ol dahi şehâdet parmağın götürüp kelime-i tevhîdi yâd edüp İslâm …
Kral dahi bu hâli görüp ol dahi şehâdet parmağın götürüp kelime-i tevhîdi yâd edüp İslâm ile müşerref olup cümle evlâd [u] ıyâlleri dahi mü’min ü muvahhid olup diyâr-ı Rûm'da 245a ibtidâ İslâm ile müşerref olan bu ahâlî-i Mudunuç'dur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 244b–245a ·
metinde göster ·
büyük dünyâya mâlik olup, karanlığa varınca mutasarrıfdır, ammâ eli vilâyetinin …
Devletleri kadîmdir. Lâkin Hazret-i Risâlet-penâh'ın mektûb-ı dürerbârları ile İslâm kabûl eyleyüp hâlâ Hanefiyyü'l-mezheb azîmü'ş-şân pâdişâhlardır ve bilâd-ı mu‘azzamaya mâliklerdir. Rûy-ı arzda ibtidâ memâlik-i azîmeye mâlik olan Hindistân pâdişâhıdır, andan âl-i Osmân'dır. Gerçi Maskov kralı dahi büyük dünyâya mâlik olup, karanlığa varınca mutasarrıfdır, ammâ eli vilâyetinin çoğu şiddet-i şitâdan meskûn değildir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y23b ·
metinde göster ·
Eğrikapu'da Tekür sarâyında idi. Ve deryâ taraflarında kuş uçmazdı, zîrâ bin pâ …
Ve Tekür Kral dahi Eğrikapu'da Tekür sarâyında idi. Ve deryâ taraflarında kuş uçmazdı, zîrâ bin pâre balyemez toplar Sarâyburnu'nda ve yüz pâre top Kız kulesinde ve beş yüz pâre top Tophâne-i atîk ki hâlâ Galata'da Kireçkapusu derler, onda idi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y28a ·
metinde göster ·