… e bin âsâr-ı binâlar zâhir ü bâhirdir. Ba‘dehû mürûr-ı eyyâm ile yine Kostantin
kral bir
kal‘a-i azîm binâ edüp şehri imâr eder. Ba‘dehû sene (---) târîhinde Çelebi Sul …
Evsâf-ı kasaba-i Gekbiziyye: 276b Zamân-ı kadîmde şehr-i azîm imiş. Sene 233 târîhinde Bağdâd'dan Hârûnu'r-Reşîd, Ca‘fer Seyyid Battâl Gâzî ile İslâmbol'u muhâsara edüp bâ-sulh İslâmbol içre Silivrikapu kurbunda Kızlar Manastırı ta‘bir etdükleri mahal kim hâlâ ana Koca Mustafâ Paşa Câmi‘i derler, ma‘bed-i kadîmdir, anda Hârûnu'r-Reşîd bir kal‘a binâ edüp içine üç bin kul koyup her sene küffârdan birer Mısır hazînesi altun almak şartıyla akd-i sulh edüp yine Hârûn Bağdâd'a müteveccih olup Seyyid Battâl Gâzî Üsküdar'da muhâfazacı kalduğu sene bu Gekbiziyye küffârları asker-i Battal Gâzî'den birkaç âdemleri şehîd etdikleriçün Ca‘fer Battâl bu Gekbiziyye'yi nehb ü gâret edüp hânelerin harâb, küffârların esîr-i kebâb edüp dârü'l-mülkü olan Malatıyye şehrine revâne olur. Hâlâ ol harâbelerden bu Gekbizî'de niçe bin âsâr-ı binâlar zâhir ü bâhirdir. Ba‘dehû mürûr-ı eyyâm ile yine Kostantin kral bir kal‘a-i azîm binâ edüp şehri imâr eder. Ba‘dehû sene (---) târîhinde Çelebi Sultân Mehemmed feth edüp küffâr dârü'l-karâr etmesin deyü kal‘asın harâb eder. Anın dahi âsâr-ı binâları nümâyândır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 276a–276b ·
metinde göster ·
… yi imâr etdi. Andan Hazret-i İsâ asrında Rûm kral-ı dâllerinden İdrivne nâm bir
kral bir
kal‘a-i azîm binâ edüp onun ismiyle müsemmâ bir kal‘a-i zîbâ olup İdirven'den g …
Ba‘dehû İslâmbol bânîi Alina kızı Makedone bu Edirne'yi imâr etdi. Andan Hazret-i İsâ asrında Rûm kral-ı dâllerinden İdrivne nâm bir kral bir kal‘a-i azîm binâ edüp onun ismiyle müsemmâ bir kal‘a-i zîbâ olup İdirven'den galat Edirne nâmıyla meşhûr-ı âfâk olup dest-i Bulgar ve Sırf tâ’ifeleri destinden nice ban ve Hersek kral ellerine girüp günden güne eyle imâr oldu kim cihet-i erba‘ası üç günde devr olunurdu. Ba‘dehû Sırf tâ‘ifesi Rûm keferisine tağallüb edüp kal‘a-i Kostantin'in taşra kal‘ası ki kal‘a-i Silivri'den tâ Karadeniz kenarında Terkoz kal‘asına varır dört kat kal‘a ve dört kat handak idi. Bu kadar binâ-yı azîmi Sırf kralı münhedim edüp ancak hâlâ imâr kalan bu İslâmbol'un bu iç kal‘ası kaldı. Sırf kralı İslâmbol'dan bu kadar mâl-ı ganâ’im aldı. Mansûr [u] muzaffer avdetde Edirne şehrin dahi kavm-i Rûm'a rağmen nehb ü gâret edüp ihrâk bi'n-nâr eyleyüp bî-hisâb mâl-ı firâvân ile cümle Sırf kefereleri muğtenim olup tahtgâhları olan Sofya şehrine gitdiler. Andan yine Rûm keferelerinden Kavala kal‘ası sâhibi Filikos oğlu Kavala'da bir kenz-i azîm bulup ol mâl-ı firâvân ile alâ-rağmi'l-a‘dâ var kuvveti bâzûya getirüp Edirne şehrin ol kadar imâr etdi kim cemi‘i dünyâda İdrivban nâmıyla şöhre-i şehr olmuş bir imâristân idi. Bir dahi millet-i Mesîhiyye'den bir kral istîlâ etmesin içün cemî‘i Nasârânın re’y-i hüsnüyle Kuds-i Şerîfe vakf eyleyüp her sene bu Edirne'den Kudüs'e yedi milyon altın gönderirler idi. Takrîb ile bir millet-i Nasârâ Edirne'ye tamah etmeyüp eyle imâr oldu kim gûyâ Macar diyârında Feşe şehri gibi ve Peçevî Sirem mânend bâğ-ı İrem gibi oldu. Amma "el-abdü yüdebbiru vallahi yukaddir". Kârhâne sâhibi fâ’il-i muhtâr Allah'ın hikmetinden haberleri yok idi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 148b ·
metinde göster ·
… ularak bâğ u bâğçeler ederek bir ma‘mûr rabta olunca bu kerre bunlara Dubrovnik
Kral bir
kal‘a binâ eder. Gitdikçe bu şehir amâr olup bender-i azîm olur.
Be-kavl-i tevârîh-i Rûm-ı Yunan, ya‘nî müverrih Latin Yanvan bu şehrin ibtidâsı bir derbend beklemek içün Dubrovnik Kral-ı dâllı beş on aded hâne-i külbe-i ahzânlar binâ edüp üç yüz nefer âdemler bu derbend-i mûhişde nigehbânlık ederler, ammâ bu zemînin âb [u] havâsı latîf olduğundan mürûr-ı eyyâm ile ahâlî-i derbendân-ı derbederân tenâsül bularak bâğ u bâğçeler ederek bir ma‘mûr rabta olunca bu kerre bunlara Dubrovnik Kral bir kal‘a binâ eder. Gitdikçe bu şehir amâr olup bender-i azîm olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 128a ·
metinde göster ·
… dımdır ve cümle otuz altı kulle-i azîmlerdir, ammâ sâhib-i binâsı Sıvlani Yanoş
Kral bir
sâhib-i tab‘ ilm-i nücûmda kâmil üstâd-ı âmil olmağın bu kal‘anın kara tarafınd …
Dâ’iren-mâdâr cirmi kâmil dörd bin adımdır ve cümle otuz altı kulle-i azîmlerdir, ammâ sâhib-i binâsı Sıvlani Yanoş Kral bir sâhib-i tab‘ ilm-i nücûmda kâmil üstâd-ı âmil olmağın bu kal‘anın kara tarafındaki on iki aded kullelerin ilm-i nücûm üzre esâsın sa‘d sâ‘at-i tâli‘-i meymûnda bırağup on iki kulle binâ olunmuşdur ve her kullenin kubbesi üzre ola[n] alemlerin gölgeleri gün deverân etdikce baş kullenin zıllı yanındaki kullenin dibine geldikde bir sâ‘at olur. Bu hisâb üzre on iki kulle külâhının alemi gölgeleri on iki sâ‘atde on iki kulle dibine gelüp on iki sâ‘at tamâm olur. Garîb san‘at-ı acîbdir, ammâ bu san‘atı Destpot Krala isnâd ederler, zîrâ bir zamân anın tahtı idi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 182b ·
metinde göster ·
mücevher iskemle üzre oturup hemân Serdâr Ali Paşa tarafından İbrâhîm Paşa kral …
Ba‘dehu kral bir mücevher iskemle üzre oturup hemân Serdâr Ali Paşa tarafından İbrâhîm Paşa krala hedâyâlar getirüp ibtidâ kral başına muhzır ağanın süpürge sorguc kuka-yı zerdûzun geyüp ve hedâyâ 30b gelen semmûr kapaniçeyi eğnine geyüp (geyüp) ve ol murassa‘ kemeri kemerine bend edüp cânib-i pâdişâhîden gelen topuzu eline alup ve üç aded tuğ-ı şâhîleri mezkûr minber üzre diküp ve tabl [u] alemin ve sancağ [u] bayrakların kürsî üzre diküp ba‘dehu iki vezîr kralın yemîn ü yesârında ta‘zîm ile koltuğuna girüp çadır mehterbaşısı ol ân kral altından hünkâr iskemlesin yukaru minber üzre kodu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 30a–30b ·
metinde göster ·
… şâvere-i turvin etmeden fâriğ olamayup ba‘de'l-bî‘at niçe kerre yüz bin küffâra
kral bir
ziyâfet tertîb etmişdir kim bu da dillerde dâstândır, ammâ ekseriyyâ ziyâfetdek …
El-hâsıl tatvîl-i kelâma ne hâcet cemî‘i küffâr-ı dûzah-kâr ol gün bî‘at edüp el öpmeden ve vaz‘ [u] nasîhat dinlemeden ve müşâvere-i turvin etmeden fâriğ olamayup ba‘de'l-bî‘at niçe kerre yüz bin küffâra kral bir ziyâfet tertîb etmişdir kim bu da dillerde dâstândır, ammâ ekseriyyâ ziyâfetdeki ta‘âmın kesreti ekmek ve kebâb ve şarâb idi. Hemân "İstenamasa nacramasa" deyüp niçe bin araba şarâb gelüp içildi. Tâ sabâha dak şeb-i yeldâmız atlar üzre böyle geçildi. Sabâh olunca cümle küffâr târumâr olup bu sahrâdan göçüldü. Ve henüz kral kral-ı müstakil olup dolusu içildi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 30b ·
metinde göster ·
eşheb yarar at üzre süvâr olup elinde Nemse şişiyle kâfirleri dürtüp cenge sürü …
Ammâ yine mel‘ûn Fargaçi Kral bir eşheb yarar at üzre süvâr olup elinde Nemse şişiyle kâfirleri dürtüp cenge sürüp var kuvveti bâzûya getirüp Fargaçi la‘în kolundan bir hov dahi etdiler. Hakkâ ki dilîrâne neberd etdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 102b ·
metinde göster ·
… ahâdır Giray Hân asrında sene (---) târîhinde gelmiş idik. Ol zamân bu Varşalka
Kral bir
kişkene nâ-bâliğ şura idi. Babası Yoranda nâm kral-ı benâm idi. Bu vilâyet-i ma …
Hâkimi Varşalka bandır, ammâ nâmdâr bir kâfir-i bî-amândır. Hamd-i Hudâ bu vilâyete dahi Bahâdır Giray Hân asrında sene (---) târîhinde gelmiş idik. Ol zamân bu Varşalka Kral bir kişkene nâ-bâliğ şura idi. Babası Yoranda nâm kral-ı benâm idi. Bu vilâyet-i ma‘mûrenin nihâyeti şimâl tarafında Bahr-i Muhît sâhilidir. Şark tarafı Leh diyârıdır, garb tarafı Çeh vilâyetidir. Ve bu Korol dâ’imâ Leh'e tâbi‘ idi, ammâ bu sene Leh ile mâbeynleri zıd olmağile "Ez-zıddân lâ-yectemi‘ân" mazmûnu üzre Leh kralı tahrîkiyle şimdi bu diyârı urup eyle harâb u yebâb edüp ol kadar mâl-ı ganâ’im ve esîr alındı kim hadden efzûn ve kalemden bîrûndur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 126a ·
metinde göster ·
… kûlât [ü] meşrûbâtılar mevcûddur. Ve eyle üstâd-ı kâmil aşbâzları var kim kaçan
kral bir
krala ve bir vezîre ve bir elçiye ziyâfet etse bu aşbâzlar tîmârhâneden varup t …
Evvelâ her kim bu tîmârhânelerde şifâ bulursa mukaddemâ nezr etdiği eşyâları getirüp ol kadar altun ve gümüş ve bakır ve kalay suhûn ve tancere ve sînîler ve tebsiler ve şem‘dânlar var kim her tîmârhânede onar Mısır hazînesi değer altun ve gümüş âvânları vardır ve ol kadar altun ve gümüş kebâb şişleri köşe be-köşe dayalı durur ve her marîzin illetine göre altun ve gümüş ve bakır tancere ta‘âm-ı gûnâ-gûn tabh edüp hastalara bezl-i ta‘âm ederler. Kilarlarında kuş südü ve şîr-i hurmâ ve katr-i nebât-ı Hamavî misilli me’kûlât [ü] meşrûbâtılar mevcûddur. Ve eyle üstâd-ı kâmil aşbâzları var kim kaçan kral bir krala ve bir vezîre ve bir elçiye ziyâfet etse bu aşbâzlar tîmârhâneden varup ta‘âm-ı gûnâ-gûn pişirirler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 63b ·
metinde göster ·
… olmuşdur’ {dediler}. Ve her bâr kral bu kuzuya nazar etmesinin aslı, kaçan kim
kral bir
kimesneye gazab-âlûd olsa ‘Pâdişâhlar Îsâ gibi kuzu olmak gerekdir’ deyü kuzuya …
"Hazret-i Îsâ Hazret-i Allâh'ın yanında kuzu sıfatlı ve kuzu gibi halûk ve yavaş ve kuzu gibi meler ve enîs ü mûnis kuzu sıfatlı olduğundan sizin pâdişâhlarınızın vezîr mührü nice pâdişâhlarınıza dedelerinden kalmış ise bu kuzu tasvîri elmâs dahi iki bin altı yüz yıldan berü çâsârlara dedelerinden intikâl edüp, ‘Cihân pâdişâhları bu eşkâlde ve bu kıt‘ada böyle elmâsa mâlik olmuşdur’ {dediler}. Ve her bâr kral bu kuzuya nazar etmesinin aslı, kaçan kim kral bir kimesneye gazab-âlûd olsa ‘Pâdişâhlar Îsâ gibi kuzu olmak gerekdir’ deyü kuzuya bakup celâl-i gazabı teskîn olur" deyü cevâb [verdi].
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 67a ·
metinde göster ·
… r. Ammâ hakîr her kaçan kral huzûruna vardıkda mâh-ı Temmûz eyyâmları olmak ile
kral bir
rûh-ı tûtyâdan mebnî bir taht-ı raht-ı baht üzre oturup hakîr mezkûr kehribâ ta …
Ammâ aslâ döşemesi yokdur. Cânib-i erba‘asında niçe yüz gûne musanna‘ ve murassa‘ iskemle var kim Cenâb-ı Bârî bu dünyâda her ne kadar mevcûdât halk etdi ise cümle ma‘âdin ve ahcâr [u] eşcârâtdan ve her nevâdirât eşyâlardan birer gûne murassa‘ iskemleler vardır, ammâ üç yüz altmış altı adedi kralın kendüye mahsûs ustolnileridir, mâ‘adâsına vüzerâları ve banları ve hersekleri ve şag ve irşekleri oturur. Ammâ cümleden gorona olan soffa üzre kırk aded taht-ı sîmîn tâk birer tâkler var kim her birine nazar edenin dîdeleri hîrelenir. Lâkin cümleden hakîr kehribâdan ve kırmızı mercândan ve yeşim ve balgamî ve akîk-i Yemenî ve Seylân ve pîrûze tahtlardan hazz 68a etdim. Ve dahi kuş kemiğinden ve balık dişinden ve siyâh âbnûs üzre beyâz gümüş kakmak âbnûs iskemle ve necef ve billûrdan ve moran ve zeberced ve Seylân ve altun ve gümüş ve rûh-ı tûtyâ ve'l-hâsıl incü ve zümürrûdden iskemleler var kim her biri birer kral yâdigârları ve her biri birer üstâd-ı kadîm kârları ve her diyârın kralları hedâyâlar gönderüp bu eyvân-ı kisrâ tahtlarıyla ârâste ve revzenler ve dervezeler ile pîrâste olmuş vâcibü's-seyr sarây-ı vâlâdır. Ammâ hakîr her kaçan kral huzûruna vardıkda mâh-ı Temmûz eyyâmları olmak ile kral bir rûh-ı tûtyâdan mebnî bir taht-ı raht-ı baht üzre oturup hakîr mezkûr kehribâ taht üzre pâdişâhâne cülûs ederdim.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 67b–68a ·
metinde göster ·
… e ve atlı ol kadar ubûr etdiler kim hadd-i hasrı yok idi. Ba‘dehu vakt-i zuhrda
kral bir
cevâhirli ve on iki atlı hınto araba ile ubûr edüp ardı sıra iki binden mütecâv …
Evvelki gün elçi paşayı otakda ziyâfete da‘vet etmişdi. Bu kerre kral-ı bed-fi‘âl elçi paşaya esbâb-ı ihtişâm-ı dârât-ı azamatin göstermek içün bir cemapur keferesi gibi bir asker-i bî-hadd [ü] bî-pâyân ile ubûr etdi kim kara şapkalı küffâr cihânı dutup yetmiş yerde erganon ve torompete ve nâkûs ve borular ve tabl-ı Cemşîdler döğülerek haçlı peykerler ile cünûd-ı cünüb-i küffâr piyâde ve atlı ol kadar ubûr etdiler kim hadd-i hasrı yok idi. Ba‘dehu vakt-i zuhrda kral bir cevâhirli ve on iki atlı hınto araba ile ubûr edüp ardı sıra iki binden mütecâviz pençe-i âfitâb mûğ-pîçe gılmânlar ubûr edüp dahi ardı sıra kendü tabl u nâkûs u erganonları çalınarak güzer edüp bâğ-ı Merâm'ına vardıkda hemân ol ân başkomsar gelüp elçi paşayı ziyâfete da‘vet etdikde hemân paşa-yı müdebbir cümle alayıyla pür-silâh sâde mehterhâne faslı ederek çâsârın bâğına varup çâsâr ayağa kalkup yine tahtına oturup paşa içün Osmânlı tarzı otak yanında bir otak ve bir cerge kurup yerlerinde oturup ta‘âm-ı firâvân geldi, ammâ cümle bizim aşçılar ta‘âm-ı gûnâ-gûn pişirmişlerdi. İki sâ‘at kâmil Ma‘dî-kereb gibi ta‘âmlar yenüp çâsâr yalnız başlı başına yeyüp ba‘zı ta‘âmlardan mahabbeten paşaya altun ve cevâhirli tabaklar ile ta‘âmlar gönderüp ba‘de't-ta‘âm paşaya bir semmûr kürk ve on kîse ve bir hınto araba hedâyâ verüp andan kral ile paşa vedâlaşup yine alayımızla mehterhânemiz döğerek konağımıza geldik.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 68a ·
metinde göster ·
papinta yazdırup gulâmımın bahâsıyçün kapudana bir kîse guruş gönderüp gitdi. B …
Bir gün esnâ-yı kelâmda Uyvar kal‘ası fethi münâsebetiyle Komaran altında esîr olan Seyfî nâm gulâmımın Jiçişvan nâm kapudanın esîrliğinden halâs olmasın ricâ etdiğimde ol ân kral bir papinta yazdırup gulâmımın bahâsıyçün kapudana bir kîse guruş gönderüp gitdi. Beş günden giden âdem gelüp gulâmım merhûmun bir atı ve kılıcı ve esbâbları ve cümle silâh bisâtıyla ve gulâm-ı merhûm bir gün evvel merhûm olduğundan ertesi gün kabrin açup sağ elinin çatal sırça parmağın ve sol ayağının yine çatal sırça parmağın kesüp tuz içine bir kutuya koyup bir kîse guruşu da kral huzûruna getirüp hakîr merhûm gulâmımın parmakların ve atı ve cümle esbâbların gördükde bir bükâ ârız olunca kral keremkârlık edüp ol bir kîse gulâmın bahâsın hakîre ihsân etdi, ammâ dağ pâresi gibi bir şecî‘ ve yarar gulâmdan ayrılup cihân başıma dar olup yedi kral kâfiristânına gitmek ârzûları hâtıra hutûr edüp yine Beç içre seyr-i temâşâya meşgûl oldum.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 70b ·
metinde göster ·
… ger at ile ise kral at başı çeküp andan avret geçer, eger çâsâr piyâde ise yine
kral bir
avrete râst gelirse el kavşurup durur. Avret kralı selâmlayup kral dahi başında …
Garâ’ib ü acîb: Bu diyârda bir aceb-temâşâ gördüm. Kaçan yolda bir avret giderken kral ol avrete râst gelse eger at ile ise kral at başı çeküp andan avret geçer, eger çâsâr piyâde ise yine kral bir avrete râst gelirse el kavşurup durur. Avret kralı selâmlayup kral dahi başından şapkasın çıkarup avrete ta‘zîm edüp avret güzer etdikden sonra kral geçer. Garîb temâşâdır. Bu diyârda ve gayri kâfiristânda söz avretin olup Meryem Ana aşkına avrete ta‘zîm ü tekrîm ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 71a ·
metinde göster ·