… ukaddem kalan kulle-i kadîm budur", deyü sadr-ı kullede lisân-ı Latince İdrivne
Kral bu
kullenin târîhin tahrir edüp ta‘mîr etmişdir.
Bir köşesinde Zindân kullesidir kim yine nehr-i Meriç sâhiline nâzır taraf-ı kıbleye nâzır burc-ı pür-borcdur kim cemî‘i borclu ve kâtil ve kuttâ‘u't-tarîk-i vâcibü'l-izâle olanlar bu Zindân kullesinde mescûn u mahpûs olunmuşlardır. "Tûfân-ı Nûh'dan mukaddem kalan kulle-i kadîm budur", deyü sadr-ı kullede lisân-ı Latince İdrivne Kral bu kullenin târîhin tahrir edüp ta‘mîr etmişdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 149b ·
metinde göster ·
… ve azîm mefret topları vardır, zîrâ bu şehrin hasmı gâyet çokdur. Hattâ Rakofçi
Kral bu
şehre tama‘ edüp bu kal‘ayı feth edüp taht edinmek içün bu cengde cümle askeri …
Eşkâl-i kal‘a-i İlvov: Bu kal‘a İlvov dağları dibinden ba‘îd bir sahrâ-yı çemenzâr-ı lâle-izârda nehr-i (---)(---) bir sevâd-ı mu‘azzam Arabistân'ının Mısır'ına mânend bir şehr-i derbenddir, ammâ kal‘ası şehrinin cânib-i (---) bir püşte-i âlî üzre bir sa‘b hisâr-ı üstüvâr-ı şeddadîdir, lâkin küçükdür. İçinde ancak beş yüz hânesi cümle tahta örtülü kulleleri ve (---) aded çanlı kenîseleri vardır, ammâ cebehânesi ve azîm mefret topları vardır, zîrâ bu şehrin hasmı gâyet çokdur. Hattâ Rakofçi Kral bu şehre tama‘ edüp bu kal‘ayı feth edüp taht edinmek içün bu cengde cümle askeri kırılup kendisi cânın gücile halâs etdi, ammâ bu kal‘a-i İlvov cümle kırk beş aded tabya kullelerdir, lâkin iç kal‘ası dâ’iren-mâdâr kaç adım idiği ma‘lûmum değildir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 45b ·
metinde göster ·
… an galat meşhûr Yaş şehri derler. Ba‘dehû Salsal Kral oğullarından Kovirita nâm
Kral bu
şehir dahi ziyâde amâr edüp kendüye bir sarây-ı azîm binâ edüp hâlâ beğlerin sa …
Bu şehrin ibtidâ binâsına sebeb müverrihân-ı Rûm ve Latin oldur kim, zamân-ı kadîmde bu hâk-i mezellet üzre bir ruhbân-ı pîr-i mugân var idi. Hazret-i İsâ'ya yetişüp havâriyyûnlarla hem-celîs ve hem-enîs olduğundan mâ‘adâ hayli mu‘ammer olup Hazret-i İsâ'dan altı yüz yıl sonra Hazret-i Risâlet-penâha yetişmiş bir kıssîs idi kim ismine Yaşka derlerdi. Pîr-i fânî olmağile cemî‘i küffâr buna her diyârdan nezerâtlar göndererek bin milyon mâl-ı Karûn cem‘ oldukda, bir gün Yaşka nâm bıtrîk bilâ-tarîk dalâlet üzre mürd oldukda sâkin olduğu mahalle na‘şe-i murdârın kefereler defn edüp ol mâl-ı Karûn ile üzerine bir manastır-ı kebîr yapup ismine Yaşka Deyri derler. Mürûr-ı eyyâm ile bir şehr-i mu‘azzam olup ol papasın ismiyle müsemmâ olup şehr-i Yaşka'dan galat meşhûr Yaş şehri derler. Ba‘dehû Salsal Kral oğullarından Kovirita nâm Kral bu şehir dahi ziyâde amâr edüp kendüye bir sarây-ı azîm binâ edüp hâlâ beğlerin sarâyı ol kral ismiyle müsemmâ olup mezkûr sarâya Kovirita derler. Vâcibü's-seyr sarây-ı ibret-nümâdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 105a ·
metinde göster ·
… ağacıdır kim bu şehirde değil etrâf kurâ vü kasabâtlarda eyle çam ağacı yokdur.
Kral bu
âteşsiz gazâl pişdiğin ve kebâb şişi kuru ağac iken dıraht-ı sebze-vâr olduğun …
Tekye-nişîni Hüsâm Dede hod tekmîl-i fünûn etmiş bir pîr-i fânî cânlar cânıdır, ammâ kerâmât-ı azîz sâhib-i şühedâ oldur kim kaçan azîz-i merhûm Gâzî Orhan asrında bu şehre Hacı Muhammed Bektaş hazretleri izniyle bu şehre gelüp müsâfir olduklarında bu şehir ol zamân kefere destinde imiş. Kral sayd [u] şikârdan gelirken bu tekye mahallindeki hıyâbâna uğrayup görse kim bir alay abdâlân def [ü] kudûmların çalup âyîn-i Âl-i abâ ederler. Kral-ı dâll bunlardan hazz edüp şikâr etdiği geyiğin birin bu dedelere verüp, "Tîz pişirin bile yeyelim" deyü kral dedeler ile hem-celîs oldukda hemân azîz-i merhûm sığını pâk soyup bir kuru çam ağacına geyiği geçirüp meydân-ı mahabbete koyup cümle fukarâ def [ü] kudûm çalarak tevhîde meşgûl olup ot yanmadan tütün tütmeden harâret-i tevhîd ile tarfetü'l-ayn içre kralın gözü önünde çiğ sığın tennûrda pişir gibi pişüp kral dahi tenâvül ederken hemân kebâb şişi olan kuru çam ağacını azîz yere bismillâh ile sancup ol ân ol şiş ağacı yeşerüp bir sebiz-gûn çam ağacı olur. Hâlâ azîzin âsitânesi önünde evc-i semâya ser çekmiş bir çam ağacıdır kim bu şehirde değil etrâf kurâ vü kasabâtlarda eyle çam ağacı yokdur. Kral bu âteşsiz gazâl pişdiğin ve kebâb şişi kuru ağac iken dıraht-ı sebze-vâr olduğun görünce cümle tevâbi‘iyle îmâna gelüp Orhan Gâzî'ye Dede ile gidüp tecdîd-i bî‘at edüp yine şehr-i Dobniçse'ye gelüp niçe zamân mu‘ammer olup hâlâ Dede Sultân ile Melik Habîb bile medfûnlardır kim hâlâ 175a ziyâretgâh-ı erbâb-ı dilândır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 174b–175a ·
metinde göster ·
haberi serdâra bildirüp serdâr-ı kâr-âzmûde dahi Hüseyin Paşa'yı ve Küçük Mehem …
"Kanûn-ı Nagban Ejder ceddimizin âyîni üzre kralımızdan bî‘at edelim" deyü haberleri geldikde kral bu haberi serdâra bildirüp serdâr-ı kâr-âzmûde dahi Hüseyin Paşa'yı ve Küçük Mehemmed Paşa'yı ve Çatalbaş Paşa'yı asâkirleriyle ve Tatar askerin dahi kırk bin aded sadaklı ve savatlı ve kübeli zor batır yiğitleri cümle krala koşup Vinçaz kal‘ası sahrâsına gitdiler. Ertesi gün serdâr 10 sâ‘at gidüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 30a ·
metinde göster ·
Hamd-i Hudâ kral nasb olaldan berü ale'l-ittifâk itâ‘at edeceklerin bilüp şehri amâr etmişler. Bunlar dahi cümle birovları ve kapdanlarıyla gelüp yetmiş kîse mâl getirüp kapudanın kral haps edüp kendi dîvânında kral bu kapudanın birovlarıyla boyunların urup niçe kâfirlerin kırup gayri birov ve gayri kapudan nasb edüp yüz kîselerin aldı.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 31a ·
metinde göster ·
Beç kal‘ası hidmetine me’mûrlardır kim Beç üzre yedi kral askerleriyle kırılmağ …
Andan Alaman Kızılelması kal‘a-i Beç'dir kim yedi kral bu Beç kal‘ası hidmetine me’mûrlardır kim Beç üzre yedi kral askerleriyle kırılmağa ahd [ü] amân etmişlerdir. Hattâ Süleymân Hân Beç üzre sene 935 târîhinde gelüp kal‘a-i Beç'i muhâsara edüp derûn-ı Beç'de İstifani nâm manastırın evc-i âsumâna kad-keşân olan çanhâne kullesinin tâ depesindeki alemi üzre Süleymân Hân beş kîle buğday alur bir altun top yapdırup "Alâmetim olsun" deyü mezkûr topu krala gönderüp kral dahi bir şeb-i muzlimde ol altun topu kenîse çanlığı üzre koyup hâlâ durur bir mücellâ altun topdur. Henüz bu altun top sebebiyle kal‘a-i Beç Kızılelma-yı Alaman denmeğe müsta‘id oldu, ammâ rızâ-yı Hudâ olmaduğundan kal‘a-i Beç'i Süleymân Hân feth edemeyüp bî-feth avdet edüp kal‘a-i Cânkurtaran'da cân kurtardı.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 74a ·
metinde göster ·
… Ciğerdelen kal‘asında kalup ciğeri harâreti anda sehel teskîn olur, ammâ Yanoş
Kral bu
kadar mâl-ı ganâ’imle kal‘a-i Budin'e gelüp alınan mâl-ı ganâ’imin zî-kıymetler …
Ferdinand Kral güc ile kal‘a-i Üstürgon'a düşüp anda dahi irşekler kendüyi kal‘aya komayup Tuna'dan geçüp Ciğerdelen kal‘asında kalup ciğeri harâreti anda sehel teskîn olur, ammâ Yanoş Kral bu kadar mâl-ı ganâ’imle kal‘a-i Budin'e gelüp alınan mâl-ı ganâ’imin zî-kıymetlerinden ve kendünün iltizâmında olan harâcıyla cümle hedâyâları Süleymân Hân'a gönderü[p] kal‘a-i Budun'da adl [ü] adâlet ve cümle re‘âyâ vü berâyâlar ile hüsn-i ülfet edüp kal‘anın amârına cidd ü ihtimâm ederek (---) sene kâmil ve mükemmel Süleymân Hân devletinde müstakil kral oldu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 76b ·
metinde göster ·
… Giranyos papas bu Macar kavmini dîn-i bâtıl-ı İseviyye'ye da‘vet edince İştivan
Kral bu
papası oğluna hoca edüp oğlu kemâl-i riyâzât-ı mücâhede ile bilâ-teşbîh bir vel …
Lisân-ı Macar ve Nemse'de bu kal‘anın ismi Girandosvar idi. Müverrihân-ı Macar bu kal‘a-i bâlânın sebeb-i binâsını eyle tahrîr ü tavsîf etmişler kim ibtidâ Âl-i Osmân'ın sene (---) târîhinde Budin Kralı Yanoş nâm kefere kral-ı dâll idi. Bunun zamânında Firengistân'dan Giranyos nâm bir papas Budin'e gelüp Macar kavmini âteş-perestlikden ve su-perestlikden 89a ve gâv-perestlik mezhebinden çıkarmağa da‘vâ-yı merde gelmiş. Meğer dahi tâ ol asra dek Menûçehr evlâdlarından berü kavm-i Macar-ı füccâr Mecûsîler imiş. Bu kerre bu Firengistân'dan gelen Giranyos papas bu Macar kavmini dîn-i bâtıl-ı İseviyye'ye da‘vet edince İştivan Kral bu papası oğluna hoca edüp oğlu kemâl-i riyâzât-ı mücâhede ile bilâ-teşbîh bir velî mesâbesinde olup hocasıyla kavm-i Macar'ı müte’ezzî edüp niçe bin küffârı âteş-perestlikden çıkarup Îsâ dînine tapdırırlar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 88b–89a ·
metinde göster ·
… l‘a-i Üstürgon hemân bir burunda bir yalçın kaya üzre vâkı‘ olmuş. Hattâ Matyaş
Kral bu
Üstürgon'a mâlik oldukda bu mezkûr yalın kat palanka dîvâr önünde alçak dereden …
Bu hisâb üzre kal‘a-i Üstürgon hemân bir burunda bir yalçın kaya üzre vâkı‘ olmuş. Hattâ Matyaş Kral bu Üstürgon'a mâlik oldukda bu mezkûr yalın kat palanka dîvâr önünde alçak dereden bir Tuna'dan bir Tuna'ya varınca kesmeğe mübâşeret etmiş, ammâ Matyaş Kral mürd-i mât olup vücûdundan ve eser-i binâsından bir şey kalmamış, ammâ eğer eyle olsa kal‘a-i Üstürgon nehr-i Tuna içinde bir cezîrede kalup hısn-ı hasîn ve sedd-i İskender olurdu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 97b ·
metinde göster ·
… nâm varoşunda bir kat bir tabur içinde Kız kral ve Danimarka kral ve Donkarkız
kral bu
taburdan Kanije'yi döğerlerdi, lâkin küçük tabur, ammâ bu mezkûr Zirinoğlu ve B …
Ammâ bir tabur dahi Kanije kal‘asının cânib-i garbîsinde Topraklık nâm varoşunda bir kat bir tabur içinde Kız kral ve Danimarka kral ve Donkarkız kral bu taburdan Kanije'yi döğerlerdi, lâkin küçük tabur, ammâ bu mezkûr Zirinoğlu ve Began ve Nadaj ve Kettanoğulları'nın taburları gâyet büyükdür. Hattâ hakîr bu taburu at ile iki sâ‘atde gücile dolaşup temâşâ etdim. Ve bu taburda küffâr meymene ve meysere durup bî-bâk ü bî-pervâ Kanije'yi döğerken Sadrıa‘zamın toplar ata ata geldiğin küffâr-ı hâksâr işidüp cân u baş havfine düşüp karârları firâra mübeddel olup bu tabur içre ol kadar mâl-ı ganâ’im ve cebehâne bırakmış kim hisâbın Hudâ bilür.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 179b ·
metinde göster ·
… halâs olup hâlâ kat-ender-kat ma‘mûr kal‘adır, ammâ bu sene 1074 târîhinde yedi
kral bu
kal‘a üzre gelüp kâmil kırk gün kırk gece bu kal‘ayı döğüp niçe kerre yüz bin t …
Ve bu Kanije Sührâb Mehemmed Paşa asrında ıhrâk oldukda bu ölesi Topraklık varoşu yanmayup halâs olup hâlâ kat-ender-kat ma‘mûr kal‘adır, ammâ bu sene 1074 târîhinde yedi kral bu kal‘a üzre gelüp kâmil kırk gün kırk gece bu kal‘ayı döğüp niçe kerre yüz bin top güllesi ve niçe bin kazan kumbarası atup bu şehri topraklığı harâb edüp ve bataklığı hayli doldurup bu varoşu almak sadedinde iken Köpürlüzâde Vezîria‘zam Fâzıl Ahmed Paşa Hızır gibi yetişüp Kanije kal‘asını dest-i küffârdan halâs edüp henüz bu Topraklık kal‘asın Sadrıa‘zam himmetiyle eyle ma‘mûr etdiler kim evvelkiden bin kat ziyâde metîn etdi, zîrâ Kanije kal‘asının ölümü bu varoşdan olacağın bilüp cümle dîvârı kazıkların yenileyüp dîvârının enniliği otuzar ayak rıhtım dîvâr oldu, ammâ iç Kanije kal‘ası dîvârından alçak ve metîn oldu, zîrâ hîn-i muhâsarada bu varoşun dîvârını küffâr döğerken iç kal‘a Kanije'den dahi bu kal‘ayı döğen küffârı döğmek içün bu varoşun dîvârın yigirmi arşın kaddi kadar alçak etdiler, ammâ hakkâ ki eyi hüsn-i tedbîr etdiler. Eğer bu varoşun dîvârları iç kal‘a dîvârı gibi yüksek olsa iç kal‘anın toplarının bu varoşa menfa‘ati olmazdı.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 182a ·
metinde göster ·
Ba‘dehu Süleymân Hân Beç kal‘asından bî-feth avdet etdikde Ferdinand
Kral bu
Yanık kal‘asın palanka etmeyüp Şeddâdî binâ bir kal‘a-i ra‘nâ etmişdir kim dill …
Ba‘dehu Süleymân Hân Beç kal‘asından bî-feth avdet etdikde Ferdinand Kral bu Yanık kal‘asın palanka etmeyüp Şeddâdî binâ bir kal‘a-i ra‘nâ etmişdir kim diller ile tavsîf olunmaz. Hatta küffâr bu kal‘a-i Yanık'a yigirmi bin kefere katanası doldurup Ustolni ve Üstürgon [ve] Vişigrad ve Budin'i ve etrâfların harâb u yebâb ederlerdi. Çünki küffârın bu gûne şûr-ı şerleri Sultân Murâd Hân-ı Sâlis'in sem‘-i hümâyûnları olunca sene 1003 târîhinde Arnavud Sinân Paşa ki fâtih-i Yemen'dir anı bu Yanık kal‘ası üzre serdâr-ı mu‘azzam edüp Tatar Hân-ı Âl-i Cingiziyân olan Gâzî Geray Hân dahi Sadrıa‘zam ile Budin altında mülâkât olup kat‘-ı menâzil ve tayy-ı merâhil ederek Komaran cezîresi önüne vardıklarında gördüler kim cezîre-i Komaran'da tâ Yanık kal‘ası önüne varınca bir tabur-ı azîm var kim ta‘bîr olunmaz.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 46b ·
metinde göster ·
… Hâs unu kral içündür, mâ‘adâsı sâhibinindir, kepeği değirmencilerinindir. Lâkin
kral bu
unu sâhibinden akçesi ile alup zulm etmezler.
Ve bu şehrin âb [u] hevâsı gâyetü'l-gâye latîfdir. Ve bunda ağreb ü garâ’ibât acâ’ibâtdan çok şeyler vardır, ammâ bir gûne turfe su değirmenleri var, hem un öğüdür ve hem üç gûne un eler, garîb temâşâdır kim eleğe ve garbula âdem yapışmadan un elenir. Hâs unu kral içündür, mâ‘adâsı sâhibinindir, kepeği değirmencilerinindir. Lâkin kral bu unu sâhibinden akçesi ile alup zulm etmezler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 50b ·
metinde göster ·
… arı bu eşkâlde ve bu kıt‘ada böyle elmâsa mâlik olmuşdur’ {dediler}. Ve her bâr
kral bu
kuzuya nazar etmesinin aslı, kaçan kim kral bir kimesneye gazab-âlûd olsa ‘Pâdi …
"Hazret-i Îsâ Hazret-i Allâh'ın yanında kuzu sıfatlı ve kuzu gibi halûk ve yavaş ve kuzu gibi meler ve enîs ü mûnis kuzu sıfatlı olduğundan sizin pâdişâhlarınızın vezîr mührü nice pâdişâhlarınıza dedelerinden kalmış ise bu kuzu tasvîri elmâs dahi iki bin altı yüz yıldan berü çâsârlara dedelerinden intikâl edüp, ‘Cihân pâdişâhları bu eşkâlde ve bu kıt‘ada böyle elmâsa mâlik olmuşdur’ {dediler}. Ve her bâr kral bu kuzuya nazar etmesinin aslı, kaçan kim kral bir kimesneye gazab-âlûd olsa ‘Pâdişâhlar Îsâ gibi kuzu olmak gerekdir’ deyü kuzuya bakup celâl-i gazabı teskîn olur" deyü cevâb [verdi].
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 67a ·
metinde göster ·
… nı zî-rûh zann eder. Bu tasvîri üstâd-ı nakkâş mâ-vaka‘ı üzre tahrîr etdiğiyçün
kral bu
âdemi nakkâş başı edüp birer kralıçka guruş ulûfe ta‘yîn etmişdir. (---)(---) …
Hakkâ ki cemî‘i tevârîhlerinde cümle bozmak ve bozulmaların mâ-vaka‘ üzre sıhhati ile tahrîr ederler. Hattâ yine bu dîvârda kralın kadd [ü] kâmetiyle eşkâl-i kabîha-i şütür-lebiyle bir kral tasvîri etmişlerdir. Gören anı zî-rûh zann eder. Bu tasvîri üstâd-ı nakkâş mâ-vaka‘ı üzre tahrîr etdiğiyçün kral bu âdemi nakkâş başı edüp birer kralıçka guruş ulûfe ta‘yîn etmişdir. (---)(---)(---)(---)
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 71b ·
metinde göster ·
… Madyan ki ibtidâ İslâmbol kal‘asına temel bırağup binâ edenin karındaşi Yanvan
Kral bu
kayaların Tuna kenârların oyup iki araba geçer vâsi‘ oyulmuş kayadan kesme yoll …
Küffâr zamânı bu iki kal‘adan birbirlerine Tuna üzre kat-ender-kat âdem kolu kalınlığı demir zencîrleri karşu karşuya bağlayup bir gemi değil bir çırnık bile geçemezmiş. Hâlâ zencîrlerin dollâb yerleri iki tarafdaki kayalarda zâhir ü bâhirdir. Ve bu iki yanındaki kayaları Yanko ibn Madyan ki ibtidâ İslâmbol kal‘asına temel bırağup binâ edenin karındaşi Yanvan Kral bu kayaların Tuna kenârların oyup iki araba geçer vâsi‘ oyulmuş kayadan kesme yollar etmiş kim kûh-ı Bî-sütûn'u ve Amasiyye şehri kayaların kesen Ferhâd-ı kûhken kesmeğe kâdir değil azîm enli kesme yollardır kim makdûr-ı beşer değildir. Hâlâ Tuna gemilerinin rübbân keştîbânları kalın palamar ipler ile gemileri bu kesme kayaların yolunda kuvvet-i renc-i anâ ile çekerler, zîrâ bu mahallin dar boğazından nehr-i Tuna yokuş aşağı yıldırım gibi cereyân etdiğine göz ermez. El-hâsıl bu kayaları Ferhâd dahi kesmeğe kâdir değil ibret-nümâ bir dar ve mehîb boğazdır kim cemî‘i leşker bu teng mahalden ubûr etdikde mellâh-ı rübbân-ı keştîbânların feryâd u figânlarından bu dağlar kubbe-i âsumân gibi güm güm gürleyü sadâ verir, ibret-nümâ-yı temâşâgâhdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 95b ·
metinde göster ·
… Ve İnlik beli tarafında olan kal‘a bir kayalı burun üzre olmak ile yine Yanvan
Kral bu
kal‘a kayasının dağı ardını bir hayli kesüp nehr-i Tuna'yı akıdup kal‘ayı bir c …
Andan bu mezkûr iki taraf kal‘aların altları nehr-i Tuna'ya nâzır kûh-ı Bî-sütûn gibi kayalar delik delik mağâralardır. Ve İnlik beli tarafında olan kal‘a bir kayalı burun üzre olmak ile yine Yanvan Kral bu kal‘a kayasının dağı ardını bir hayli kesüp nehr-i Tuna'yı akıdup kal‘ayı bir cezîre gibi etmek murâd edinmiş, ammâ ömr vefâ etmeyüp hâlâ [hâli] üzre kalmış, ammâ bu kayayı dahi bu mertebe kesüp Tuna akıtmak himmeti dahi makdûr-ı beşer değildir. Eğer eyle olsa bu İnlik kal‘ası Sedd-i İskender olurdu. Hattâ kefere zamânı bu boğazda cümle gemilerden gümrük alınırmış. El-hâsıl im‘ân-ı nazar ile görüp acâ’ib ü garâ’ib temâşâgâh yerlerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 95b ·
metinde göster ·
Evvel ve âhir Maskov krallarının tahtgâhı imiş. Lâkin Heyhât sahrâsına Kalmık Tatarı geleli kral bu tahtın bırağup nehr-i Cayık'dan karşu tarafda yigirmi konak içeri şehr-i tahtgâh-ı (---)(---) gidüp hâlâ anda karâr eder. Cümle (---) aded tahtı vardır (---) şehirde (---) nâm sikkesi kesilir (---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 174a ·
metinde göster ·
… yerler zâhir ü bâhirdir. İslâmbol kal‘ası içinde Tekür sarâyı nâm mahalde Tekür
Kral bu
karada yelkenlerin açup gelen gemileri görünce Kostantıniyye'den me’yûs oldular …
Ve bir rivâyetde İslâmbol muhâsara olduğu günlerde Ebü'l-feth Sultân Mehemmed Levend çiftliği nâm mahalde iki yüz pâre firkate inşâ edüp Okmeydânı'ndan darı üzre gemiler bâdbânların küşâde kılarak azebistân askeri bu gemileri şâhkulu nâm kapudanın re’yi ile Tershâne bâğçesi kurbunda deryâya endirüp âlât-ı mühimmâtları müheyyâ olup âmâde durdular. Hâlâ ol gemilerin Okmeydânı sahrâsı içre güzer etdiği yerler zâhir ü bâhirdir. İslâmbol kal‘ası içinde Tekür sarâyı nâm mahalde Tekür Kral bu karada yelkenlerin açup gelen gemileri görünce Kostantıniyye'den me’yûs oldular. Zîrâ kitâblarında nücûm kuvveti ile yazmışdı kim;
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y28a ·
metinde göster ·