kıble tarafında otuz iki münakkaş terk-i cedîd râyegândır, ma‘lûmu olan cânlar …
Hâlâ yar-ı Resûl ile binâ olunan câ-yı ma‘hûd kubbenin kıble tarafında otuz iki münakkaş terk-i cedîd râyegândır, ma‘lûmu olan cânlar nazar etdükde Allâhümme salli ala Muhammedin derler. Zîrâ kubbenin sâ’ir yerinden yar-ı Resûl ile binâ olunan mahal günden ayân [u] münevverdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 35a ·
metinde göster ·
… , ma‘lûmu olan cânlar nazar etdükde Allâhümme salli ala Muhammedin derler. Zîrâ
kubbenin
sâ’ir yerinden yar-ı Resûl ile binâ olunan mahal günden ayân [u] münevverdir.
Hâlâ yar-ı Resûl ile binâ olunan câ-yı ma‘hûd kubbenin kıble tarafında otuz iki münakkaş terk-i cedîd râyegândır, ma‘lûmu olan cânlar nazar etdükde Allâhümme salli ala Muhammedin derler. Zîrâ kubbenin sâ’ir yerinden yar-ı Resûl ile binâ olunan mahal günden ayân [u] münevverdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 35a ·
metinde göster ·
cânib-i erba‘asında dâ’iren mâdar (---) aded billûr ve necef ve moran câmlarıyl …
Bu kubâblardan mâ‘adâ Ayasofya'nın cânib-i erba‘asında üç tabaka binâsında üç yüz altmış toloz kemer kubbe-i zîbâlardır. Ammâ ortadaki asâleten kubbe-i azîmdir. Bu kubbenin cânib-i erba‘asında dâ’iren mâdar (---) aded billûr ve necef ve moran câmlarıyla müzeyyendir. Ve bu kubbe câmlarından mâ‘adâ enderûn [u] bîrûnda olan câmlar cümle bin yetmiş aded câmlardır kim andan derûn-ı câmi‘ münevver olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 35a ·
metinde göster ·
ortasında bir müdevver dâ’ire içre Yâkût-ı Müsta‘sımî hattı-misâl bir hatt-ı ka …
Ve her şeb on ikişer bin kanâdîl-i gûnâ-gûnlar ile ve fânûs-ı şem‘dânlar üzre şem‘-i asel-i kâfûrîler ile çerâğân olup nûrun alâ nûr olur. Ve kubbe-i âlînin tâ vasatında Hazret-i Risâlet'in mübârek ağzı yarıyla kâ’im olan kubbenin ortasında bir müdevver dâ’ire içre Yâkût-ı Müsta‘sımî hattı-misâl bir hatt-ı kadîm ile âye[t]: Arapça âyeti tahrîr olunmuşdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 36b ·
metinde göster ·
ortasındaki altun top altında makâm-ı Hızır'dır. Zîrâ ol kubbe-i münevver Hazre …
Andan makâm-ı Hazret-i Hızır: Tâ kubbenin ortasındaki altun top altında makâm-ı Hızır'dır. Zîrâ ol kubbe-i münevver Hazret-i Risâlet'in mübârek ağzı yarıyla nizâm [u] intizâm bulmuşdur. Niçe bin e‘izze-i kirâmdan kimesneler Hızır ile bu makâm-ı şerîfde müşerref oldukları kerrât ile müsbet olmuşdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 37a ·
metinde göster ·
… içre meşhed-i Süleymân Hân tâbe serâhu bir kubbe-i âlî içinde medfûndur kim bu
kubbenin
nazîri bu kubbe-i eflâk altında yokdur. Zîrâ üstâd-ı şîrînkâr bir kubbe-i sağîr …
Evsâf-ı hıyâban-ı merkad-i pür-envâr: Mihrâb önünde bir sehm-i tîrkeş menzili bir gül [ü] gülistân [u] hıyâban-ı nısf-ı cihân içre meşhed-i Süleymân Hân tâbe serâhu bir kubbe-i âlî içinde medfûndur kim bu kubbenin nazîri bu kubbe-i eflâk altında yokdur. Zîrâ üstâd-ı şîrînkâr bir kubbe-i sağîr üzre bir kat kubbe-i âlî dahi inşâ edüp biri {biri} içinde böyle musanna‘ kubbe bir diyârda vâkı‘ olmamışdır. Bu tarz-ı acîb ü garîb görülmemişdir. Ve bunda olan müşebbek ve mukarnas mermer tasnî‘âtları bir amâristânda yokdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 45a ·
metinde göster ·
cânib-i erba‘asında nîm kubbeler dahi vardır. Süleymâniyye ve Ayasofya gibi iki …
Ve bu kubbenin cânib-i erba‘asında nîm kubbeler dahi vardır. Süleymâniyye ve Ayasofya gibi ikişer nîm kubbe değildir. Dörd nîm kubbe vasatında bir serâmed kubbedir. Mihrâbdan kıble kapusuna varınca tûlen ve arzen hakîrin zergerdân ayak mestiyle (---) ayakdır. Mihrâbı ve minberi gâyet musanna‘ ve müşebbek mermer-i hâm mihrâb [u] minberdir. Ve mihrâb üzre (---)(---) tahrîr olunmuşdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 46b ·
metinde göster ·
Sene (---) târîhinde Ömer ibn Abdül‘azîz ve Mesleme, Hârûnu'r-Reşîd ve Yıldırım Bâyezîd Hân ve Ebü'l-feth Mehemmed Hân asrında bir câmi‘-i atîk idi. Âkıbet Sultân Murâd-ı Râbi‘ asrında İslâmbol içre bir zelzele-i azîm olup eyle münhedim olup zîr-i zemînleri bile harâb olup bizzât Gâzî Murâd Hân üzerine gelüp niçe bin ırgat ve bennâ ve mi‘mâr-ı kâmiller cem‘ edüp binâsına şürû‘ etdiler. Ammâ teng mahalde vâkı‘ olmağile bir ibâdullâhın hudûduna vaz‘-ı yed etmeyüp yedi yılda bir câmi‘-i zîbâ oldu kim gûyâ bir nûr-ı mübîn oldu. Ve metânet üzre olsun deyü üstâd-ı mühendis orta kubbenin cânib-i etrâfına hurde hurde kubbeler edüp gûyâ bir gül-misâl kubbe olduğıyçün Gül câmi‘ derler. Ve itmâm buldukda yüz güğüm gülâb ile derûn-ı câmi‘i gasl eylediler. Mihrâbı ve minberi sâde güzelidir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 62b ·
metinde göster ·
… Şehzâde Sultân Mehemmed Hân ve Atmeydânı'ndaki Câmi‘-i Ahmed Hân tarzında orta
kubbenin
cânib-i erba‘asında nîm kubbeler ve cânib-i selâsında yan maksûreleri ve kubbe- …
Eşkâl-i câmi‘: Hemân Şehzâde Sultân Mehemmed Hân ve Atmeydânı'ndaki Câmi‘-i Ahmed Hân tarzında orta kubbenin cânib-i erba‘asında nîm kubbeler ve cânib-i selâsında yan maksûreleri ve kubbe-i kebîr çâr-pâye-i kebîr üzre ve yan maksûreleri cümle (---) aded sütûn-ı nahîf üzre ve mü’ezzinân mahfili (---) pâye-i rakîk üzre ve sol tarafda hünkâr mahfili kasr-ı Havernak mânend bir maksûredir kim sihr-i i‘câz mermer-i hâm ma‘rifetleri ile mebnîdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 87b ·
metinde göster ·
… e mübâşeret etdikleri asırda bin (---) sene olmuşdu. Üstâd-ı bennâ kûhkenler bu
kubbenin
cânib-i cenûbunda Ferhâdî külünkler ile bir pençere yeri açarken iki tula mâbey …
Ammâ garîbe-i acîbe bu kubbe-i kadîm tâ Ayasofya binâ olunaldan berü (---) kıralın binâsıdır kim Hazret-i Risâlet'den (---) mukaddemdir kim bu kubbeyi türbe etmeğe mübâşeret etdikleri asırda bin (---) sene olmuşdu. Üstâd-ı bennâ kûhkenler bu kubbenin cânib-i cenûbunda Ferhâdî külünkler ile bir pençere yeri açarken iki tula mâbeyninde bir demirden tütün lülesi çıkup cümle halkın manzûru olmuşdur kim ol mahalde yine içinde duhân râyihası munkatı‘ olmamış idi. Bundan ma‘lûm oldu kim rû-yı arzda tütün içmek kadîm imiş. Ve's-selâm.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 105a ·
metinde göster ·
… ray etmeğiçün su yolları ederler, hemân eylece yollar edüp yolları tuç eriyecek
kubbenin
yolu ağzında nihâyet bulup bu gûne tedârükle hâzır-bâş ederler.
Der-sitâyiş-i top kâlıbı yerleri: Mezkûr tuç kubbelerinin önünde derk-i gayyâdan nişân verir çukurlar içre ağızları yukaruya top kâlıbların koyup eğer balyemez top ise her ocağa onar top kâlıbı koyup yigirmi top eder. Eğer kolumburuna top ise yigirmişer kâlıb, eğer şâhîler ise yüzer kâlıb, eğer içine âdem sığar şayka toplar ise beşer [yüzer] kâlıb koyup cümlesinin ağızların Kâğızhâne balçığıyla sıvayup meselâ bostânları ray etmeğiçün su yolları ederler, hemân eylece yollar edüp yolları tuç eriyecek kubbenin yolu ağzında nihâyet bulup bu gûne tedârükle hâzır-bâş ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 131a ·
metinde göster ·
… uz kubbe-i tâk-ı kisrâlardır kim cümle imâreti rasâs-ı hâlis ile mestûrdur. Her
kubbenin
alemleri, şems-i afitâb gibi ziyâ verir. Yigirminci kubbe yeri câmi‘in ortasına …
Evvelâ cümleden Ulu Câmi‘-i Kebîrdir. Sene (---) târîhinde Yıldırım Bâyezîd Hân binâ etmişdir. Gûyâ bir kal‘a-i sedd-i Kahkahâ'dır. Bursa şehrinin hevâdâr mürtefi‘ yerine vâkı‘ olmuş bir câmi‘-i azîmdir. Câmi‘ içre cümle (---) aded çâr-kûşe pâye sütûnlardır kim her pâyenin aşağısı âdem kaddî mutallâ ve müzehheb ve münakkaşdır. Dahi fevkinde her pâyenin cânib-i erba‘ası(nda) Yâ Hannân ve Yâ Mennân ve Yâ Deyyân ve Yâ Sübhân ve esmâü'l-hüsnâ ve gûnâ-gûn hatlar ile münakkaşdır. Bu hatların hurûfları ve elifleri üçer zirâ‘ hatlardır kim tarz-ı Musta‘sımî'dir. Ve bu sütûnlar üzre cümle on tokuz kubbe-i tâk-ı kisrâlardır kim cümle imâreti rasâs-ı hâlis ile mestûrdur. Her kubbenin alemleri, şems-i afitâb gibi ziyâ verir. Yigirminci kubbe yeri câmi‘in ortasına vâkı‘ olup kasden üstâd-ı kâmil mekşûf binâ edüp mâhî şebekesi-misâl, kubbe yerine sarı pirinç telden ağ örülmüşdür kim hûş [u] tuyûr giremeyüp andan câmi‘ içre âfitâbın ziyâsı girüp rûşen eder ve bu küşâde kubbe altında kavl-i mezheb-i Hânefî üzre aşren-fe-aşr bir havz-ı müdevveri var, içinde gûnâ-gûn mâ’ide mâhîler şinâverlik ederler ve cümle cemâ‘at-ı kesîr ol havzdan tecdîd-i vuzu‘ edüp ibâdet-i Yezdân ederler. Ve mine'l-acâib mihrâbı vardır kim diller ta‘bîr ü tavsîfinde kâsırdır. Ve bir ceviz haşebi levhasından siyâh minberi üzre üstâd-ı neccâr, var makdûrun sarf edüp ızhâr-ı ma‘rifet edüp bir nakş-ı Mânî ve Erjeng-i nakş-ı bukalemoni minber etmişdir kim bunda olan {Bursa} Fahrî oyması 224a misâl-i şükûfe ve turunca ve islimî ve çâr-gül ve mutabbak gül ve katmer gülleri ve gûnâ-gûn mutahhil ve kitâbeleri cihân ressâmları cem‘ olsa böyle hurdekârlık etmeğe kâdir değillerdir. Gûyâ kuyumcu kalemkârî nakşı bir minber-i ra‘nâdır kim görmeğe muhtâc bir kürsî-i vâlâdır, misli meğer Karadenizin sâhilinde Sinop Câmi‘i'ndeki münakkaş minber ola. Ve bir münakkaş-ı ibret-nümâ mü’ezzinân mahfili var kim gûya mehâfil-i cennetdir. Ve cânib-i erba‘ası revzenler ile câm-ı billûr ve necef ve moranlar ile müzeyyen olmuş bir câmi‘-i rûşen-âbâddır. Evkâfı kavî olmağıla bunda olan halıçalar bir câmi‘de yokdur. Ve her şeb yedi bin kanâdiller ile çerâğân olur câmi‘-i münevverdir ve şeb [u] rûz cemâ‘at-i kesîreden hâlî değildir. Zirâ yetmiş yerde cemî‘î ulûm-ı kesîre dersi‘âmları vardır kim iki bin talebe derse meşgullerdir. Ve bu câmi‘in bir yan kapudan bir yan kapusuna varınca tûlu üç yüz elli ayakdır ve kıble kapusundan mihrâba varınca yüz seksen ayakdır. Üç kapusu var, sol cânibde Hünkâr mahfili kapusu, mahfil-i sultânî tahtânîdir ve Kıble kapusu ve sağ tarafda Mahkeme kapusu ve Kıble kapusu tarafında taşra soffası vardır, ammâ gayrı câmi‘ler gibi harem-i kebîri yokdur. Bir küçük haremdir. Ortasında Şeyhülislâm Azîz Efendi bir âbdesthâne havzı ve muslukları binâ etmiş. Ve bu câmi‘in yemîn [u] yesârında iki kalın tula minâre-i âlîleri var kim eflâke ser çekmişdir. Mahkeme tarafındaki minârenin kadehinde üstâd-ı mi‘mâr bir şâzirvan kadehi îcâd edüp âb-ı zülâlin tâ Keşîş Dağı'ndan uçurup hakkâ ki kemâl-i ma‘rifet ızhar etmişdir. Ammâ şimdiki hâlde mürûr-ı eyyâm ile su yolları bozulup fıskıyye mu‘attal olmuşdur, ammâ kaçan kim bârân-ı rahmet bu şehr üzre nâzil oldukda bu minârenin şerîfesinde cem‘ olan matar-ı rahmet bu mezkûr şâzirvân kadehine cem‘ olup cemî‘î hûş [u] tuyûr-ı vahşîler ol bârân-ı rahmetden nûş edüp def‘-i atşân ederler. Hulâsa-i kelâm bu şehr içre böyle rûhâniyyetli câmi‘ yokdur. Bursa şehrinin gûyâ Ayasofyası'dır. Ve şehrin güzîde yerinde olmağıla cemâ‘at-i kesîreye mâlikdir kim arâzî-i ma‘mûrede bu câmi‘in nazîri yokdur. İbn-i âdem bu câmi‘in vaz‘-ı esâsı ta‘rîf ve tavsîfinde âciz ü kâsırdır. Bu câmi‘, cümle câmi‘lerden kebîr olmağıla ibtidâ bu ibâdethâne tahrîr olundu. Ammâ ibtidâ Bursa fethinde binâ olunan yukaru ve iç kal‘ada
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 223b–224a ·
metinde göster ·
… e tavanının ber-karâr olmasına hayrân kalup âhir tekyenişîn Arslan Dede izniyle
kubbenin
tavanı üstüne çıkup temâşâ etdim. El-azametullah üstâd-ı neccârân bu kubbe içre …
Der-sitâyiş-i tekye-i Akyazılı Sultân : Leb-i deryâda Varna şehri ve Balçık iskelesi mâbeyninde bir vâsi‘ öz içre bir hıyâbân koru kenarında evc-i âsumâna ser çekmiş şekl-i müsebba‘ bir kârgîr kulle-i âlîdir kim gûyâ İslâmbol'da Galata Kullesi'dir. Ammâ kurşum örtülü sivri külâhı eflâke ser çeküp zirve-i a‘lâsındaki alemi ebr-i kebûd içre şâ‘şâ‘a urur. Ammâ kubbe sivri külâhı cümle ahşâbâtdandır. Aslâ kârgîr kubbe değildir. 123b Hikmet-i mühendisân-ı kâr-ı mi‘mârân ile bir kubbe-i ser-âmeddir kim kubbe-i sernigûnun içi münakkaş levha tavandır. Garâbet andadır kim eyle kubbe-i azîmin içinde aslâ sütûn yokdur. Hemân bir vâsi‘ fezâ üzre bir nakş-ı bukalemun tavandır. Tâ vasatında üç yüz kandilli bir çerâğdân-ı sakîl maslûbdur. Ol dahi bir bâr-ı âhendir. Her şeb ol kanâdilleri dervîşân çerâğân edüp kubbe nûr iken nûrun alâ nûr olup her âşıkân-ı sâdıkân işgâl-ı ma‘rifete meşgûl olup cân sohbeti ederler. Cümle seyyâhân-ı berr ü bihâr bu âsitânenin sütûnsuz sâbite olduğuna engüşt-ber-dehen edüp vâlih [ü] hayrân olurlar. Tâ bu mertebe vâsi‘ meydân üzre mestûr kubbedir kim kapudan ocağa varınca meydân-ı fukarâ yüz ayakdır. Serâpâ beyâz mermer-i hâm ile mefrûş bir meydândır. Ortada bir şâzirvân-ı revân olmadadır. Cümle uşşâkân andan def‘-i atşân ederler. Ve bu âsitâne ortasında niçe yüz aded âdem kaddi sarı pirinçden her bir pâdişâhın birer yâdigâr çerâğdânları vardır. Her şeb çerâğları gelen kurbânların yağından yakup şeb-i muzlimleri leyle-i isrâ olup gûyâ rûz-ı rûşen olur. Hakîr bu kubbe tavanının ber-karâr olmasına hayrân kalup âhir tekyenişîn Arslan Dede izniyle kubbenin tavanı üstüne çıkup temâşâ etdim. El-azametullah üstâd-ı neccârân bu kubbe içre tâ alemden rûy-ı tavana gelince bir amûd-ı haşeb-i dırâz vaz‘ edüp niçe yüz bin haşebleri ana kadamış kim gûyâ bir ağaç ormanı olmuş. Âdemin aklı ihâta etmeyüp dîde pür-nem hîrelendiği san‘at-ı hezâr-ahsendir kim "Şenîden ki bûd mânend dîde" makûlesidir. Ve bu meydânın cânib-i erba‘ası demir pencerelerdir kim etrâfında olan bâğçe-i gülistâna nâzırdır. Ve her revzenlerin mâbeyninde kat-ender-kat dervîşân dollâbları vardır. Ve bu meydânın dâ’iren-mâdâr etrâfında nezerâtdan gelen kurbân postları döşelidir. Her bir postda birer sâhib-nazar ârif-i billah âşık-ı şey'illah ilm [ü] amele ve her biri birer kâra meşgûllerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 123a–123b ·
metinde göster ·
… ıbyânı vardır. Cümle halk Tatar kavmidir. Câmi‘inin minâresi tahta örtülü sivri
kubbenin
alemi yerinde evc-i semâya münkalib olmuş binâ bir tahta minâreli câmi‘-i ibret …
Babadağı hükmü nâhiyesinde bir vâsi‘ vâdîde bin aded hâneli müselmân rabtasıdır. Şındıra tahta örtülü bir câmi‘i ve iki hânı var, gayri imâreti yokdur. Ancak on aded dükkânı ve üç mekteb-i sıbyânı vardır. Cümle halk Tatar kavmidir. Câmi‘inin minâresi tahta örtülü sivri kubbenin alemi yerinde evc-i semâya münkalib olmuş binâ bir tahta minâreli câmi‘-i ibret-nümâdır kim bu gûne minâre-i musanna‘ bir diyârda görülmüş değildir. Ve minâre şerîfesi ve külâhı bir gûne şîrîn kârlı vâcibü's-seyr şerîfe-i bang-ı Muhammedî mahallidir. Andan yine cânib-i cenûba (---) sâ‘atde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 129b ·
metinde göster ·
… ı var, andan içeri bir kubbe-i azîmi var kim âdem birbirin güç ile teşhîs eder.
Kubbenin
cânib-i erba‘asında altı aded kemerler vardır. Her kemer altında birer hanefî k …
Amma beşinci ılıca-i kebîr tâ şehrin ayne'l-fi‘linde vâki‘ olup bir kubbe-i azîm câmekânı vardır. Bin aded âdem alur ortasında havz [u] şadırvanı var, andan içeri bir kubbe-i azîmi var kim âdem birbirin güç ile teşhîs eder. Kubbenin cânib-i erba‘asında altı aded kemerler vardır. Her kemer altında birer hanefî kurnaları kol kalınlığı suları cereyân etmededir. Ve iki halveti var, birine akhalvet derler bir kurnası var. Kurnasında bir kurbağı resmi var, ana işâretdir kim "Sen benî Âdem'sin, kurbağı gibi suda çok durma" demekdir. Ve halvet gâyet rûşen ve beyâz mermer-i hâmlar ile döşendiğinden "akhalvet derler. Ve birine "karahalvet derler, hakkâ ki muzlimdir. Ve bir kurnaya "diner kurna" derler, havz-ı kebîrin sol cânibindedir. Kurnaya ba‘îd dîvârda bir delik vardır, ol deliğe bir âdem parmağın soksa yâhûd ol deliğe ağzıyla üflese ol kurnanın suyu akmaz olur. Parmağın çeküp üflemese yine akmağa başlar, aceb temâşâdır. Bu kubbe-i azîmin ortasında halîc kadar bir havz-ı azîm vardır kim âdem kaddinde aşren fe-aşren pâk mâ-i suhn ile leb ber-lebdir. Dâ’iren-mâdârında altışar kademe nerdübânları var ve mermer ejder ve arslan kellelerinden âb-ı hayât sular cereyân edüp havza rîzân olur ammâ gâyet ıssıdır. Bu havz içre cemî‘i âşıkân-ı sâdıkân müştâkân-ı ma‘şûka ve yârân-ı bâ-safâlarıyla bilâ-vâsıta koç-kucağ olup mâlik-i bahr gibi şinâverlik edüp kimi perendebâzlık, kimi rakkâslık edüp el ele verüp semâ‘ ederler. Niçesi el ele olup turna katarı olup "kur kur" deyü turna sadâsı ederek deverân ederler. Kimisi bir yire cem‘ olup birbirlerin derâğûş edüp omuzlarına ayak üzre bir kat âdem dahi birbirlerin kucaklayup eyle semâ‘ ederler. Bir hây-hûydur kim ta‘bîr olunmaz. Hakîr bu havza "mecma‘-i dilberân" dedim. Zîrâ herkes dilber-i ra‘nâlar ile bîlâ vâsıta koç-kucağ ba‘dehû bir genc künci bucâğ isterse ol çağ; istemezse öbür çağ eder. Böyle bir havz-ı vâsıtadır. Ve niçe yüz garîb ü gurebâ kurnalarda câmekânda, câme vü câmehâbın gasl edüp pâk eder. Ve niçe yüz âdem dahi mahbûb dellâklare kese ve sabun sürdürüp kendi dahi dellâke sabun gibi sürünüp kimi pâk ve kimi şerâ’it-i guslü bilmeyüp nâ-pâk olur. Bir cah-cahûn hengâme-i hâl-i diyer-gûndur kim akl-ı kâsır hayrân olur. Ve bu ılıcada bây [u] gedâ birdir. Eğer peştemâlın var ise hammâmcıya bir akçe vermeden çıkarsın, meğer esbâbın hıfz edene bir penez veresin. Zîrâ Camâpur askeri gibi bî-hisâb ecnâs-ı mahlûkât haşerâtlar gelüp gitmededirler. Ve eğer peştemâlın yok ise hammâmdan peştemâl alup kise sabun sürünürsen iki akçe verirsin. Ve ba‘zı şehir a‘yânı şeb-i yeldâlarda yetmiş seksen aded yârân u pîr [ü] cüvân banayı halvet edüp niçe yüz aded kanâdiller ile ve gûnâ-gûn şem‘-i asel-i kâfûrîler ile çerâğân edüp âlem-i ağyârdan bî-haber tâ sabâha dek cân-ı cânân sohbetleri edüp gûnâ-gûn et‘ıme-i nefîse ve mümessek hoşâblar ve gülâb ü ûd-ı anberler ile derûn-ı hammâm hoş-bû olup hoşâb zevkleri ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 140a ·
metinde göster ·
Evvelâ ma‘bedgâh-ı kadîm ve ziyâretgâh-ı azîm-i şehr-i Edirne: Dest-i küffârda iken Hacı Bektâş-ı Velî izniyle Sefer Şâh Sultân üç yüz aded fukarâsıyla ibtidâ gelüp Hıdırlık nâm mevzi‘de mihmân olup onda bir mescîd binâ etdiler. Ba‘de'l-feth Gâzî Hudâvendigâr onu tevsî‘ edüp Câmi‘-i Hudâvendigâr oldu. Ahâlî-i Edirne'nin zu‘mlarınca Gâzî Hudâvendigâr Kosova gazâsında şehîd oldukda vükelâları kalbin Edirne şehrine getirüp bu Hıdırlık'da binâ etdüğü câmi‘-i sağîrde defn etdiler" derler ammâ galatdır. Kosova sahrâsında nehr-i Gülâb kenarında bir kubbe-i âlî içinde kalb-i Murâd Hân medfûndur. Melek Ahmed Paşa vâlî-i Rûm iken hakîri mezkûr kubbenin ta‘mîr [u] termîmine me‘mûr edüp bâğ-ı İrem etdiğimden ma‘lûmumdur. İşte bu vech üzre Edirne'de câmi‘-i evvel budur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 151b ·
metinde göster ·
… elvân ruhâm-ı hâmdır kim nakş-ı bukalemûndur. Bu havzın ortasındaki fevvâre ta
kubbenin
zirvesinde cam tasa urup andan aşağı rîzân olur. Bu câmekânda cemî‘i huddâmları …
Ve bu câmekânın ta vasatında âb-ı hayât ile memlû şadırvânları üç yüz yerden kubbeye pertâb etmededir. Ve ferşi Mısır tarzı serâpâ elvân ruhâm-ı hâmdır kim nakş-ı bukalemûndur. Bu havzın ortasındaki fevvâre ta kubbenin zirvesinde cam tasa urup andan aşağı rîzân olur. Bu câmekânda cemî‘i huddâmları pençe-i âfitâb Çerkes ve Abaza ve Gürcî gulâmlardır kim her birinin kemerlerinde ve libâslarında biner guruşluk zî-kıymet mücevher kuşak ve hançer ve bıçaklar vardır ve cümle sadefkârî na‘leynler ile reftâr etdiklerinde gûyâ her biri birer gûne tâvûs-ı bâğ-ı İremdir. Bu huddâmân-ı mahbûbân gassâlânlara ibrişim putalar ve sadefkârî na‘leynler verüp hürmet ederler. Bu câmekândan içre girdikde sovukluk ta‘bîr etdikleri bir kubbe-i azîm dahi budur, ammâ ortasında havz u şadırvânların mâ-i zülâlleri cümle ıssıdır ve cânib-i erba‘ası dîvârı nakş-ı bukalemun-ı ibret-nümûn-ı Çîndir. Bu dahi ruhâm-ı hurde ile mefrûş gül-i Sîndir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 229b ·
metinde göster ·
dâmenlerinde niçe gûne hüsn-i hat kitâbeler üzre hammâma müte‘allık ebyâtlar ta …
Ve kubbenin dâmenlerinde niçe gûne hüsn-i hat kitâbeler üzre hammâma müte‘allık ebyâtlar tahrîr olunmuşdur. Ve ibrişim ve nîlgûn futalara beden-i uryânın sarmış pençe-i âfitâb memlûklar fütûnî kiseler ile ve mümessek sabunlar ile hizmet edüp geysûların târ etdiklerinde âşık-ı şeydâların akılları târumâr olur. Ve niçesi gûnâ-gûn micmereler ve buhûrdânlar ile öd ve anber yakup derûn-ı hammâm tamam ıtriyyât ile memlû olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 230a ·
metinde göster ·
tâ vasatında nûrun alâ nûr-ı pür-envâra müstağrak olup yeşil imâmesiyle bir meh …
Bu kubbenin tâ vasatında nûrun alâ nûr-ı pür-envâra müstağrak olup yeşil imâmesiyle bir mehâbet ü salâbet üzre medfûndur kim kabr-i şerîfine ibtidâ giren âdemin vücûduna bir ra‘şe ârız olup mebhût [u] hayrân olur ve müşk ü amber-i hâm râyihasından cemî‘i erbâb-ı züvvârın dimâğları mu‘attar olup cümle kesâfetden müberrâ olur. Gûyâ hâbdan bîdâr ve safâ-yı hâtırdan hüşyâr olur. Cümle ehl-i züvvâra bu râyiha-i pür-safâ bahşdır kim cümle erbâb-ı dilân bu hikmetin hayrânı ve bu ıtriyyât-ı tayyibenin şâdânı olur. Niçeler bu râyiha-i tayyibe içün cennet râyihasıdır derler, niçeler Hazret-i İmâm Hüseyin hayâtında verd-i ebyaz gibi kokardı, anın râyihasıdır derler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 351a ·
metinde göster ·
… ecef-i eşrâfdan üç menzil yakındır. Çölistândan nümâyân bir kubbe-i imâmdır. Ve
kubbenin
tâk-ı revâkına im‘ân-ı nazar ile nigerân edenin dîdeleri pür-nûr olur. Ammâ bu …
Evvelâ hâk-i Necef'de ve sahrâ-yı Kûfe'de ve şehr-i İmâm Alî içre evc-i âsumâna kubbesi ser çekmiş bir kubbe-i ser-bülenddir kim ayyûka kad keşândır kim gûyâ kubbe-i Kâşân'dır. Deryâ-yı Necef-i eşrâfdan üç menzil yakındır. Çölistândan nümâyân bir kubbe-i imâmdır. Ve kubbenin tâk-ı revâkına im‘ân-ı nazar ile nigerân edenin dîdeleri pür-nûr olur. Ammâ bu kubbe-i âlî sâ’ir bir diyârın kıbâbları gibi rasâs-ı hâs-ı nîlgûn ile mestûr değildir. Serâpâ yah ve cıbıs ve kireç ve (---) ile mestûr bir kubbe-i ma‘mûredir. Bu hakîr diyâr-ı Bağdâd u Basra ve Lahsa [vü]356a Ummân ve Yemen ü Aden ve Mekke vü Medîne'de bu kadar seyâhat etdim, asla kurşum örtülü imâret görmedim.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 355b–356a ·
metinde göster ·
… n iki terek Bektaşî külâhı gibi bir musanna‘ beyâz kubbe-i mücellâdır kim büyük
kubbenin
ortasına bu küçük kubbe kalın zincir ile mu‘allâk asmış. Cümle âteş anda yanup …
Ammâ bu matbaha üstâd-ı bennâ bir gûne san‘at harc edüp âteş-gede olan mahal üzre bir kubbe-i azîmin tâ ortasına bir küçük kubbe dahi inşâ edüp on iki terek Bektaşî külâhı gibi bir musanna‘ beyâz kubbe-i mücellâdır kim büyük kubbenin ortasına bu küçük kubbe kalın zincir ile mu‘allâk asmış. Cümle âteş anda yanup tâ sultân-ı azîz zamânından berü bu âteş-gedede âteş-i sûzân aslâ sönmeyüp ol zamândan berü çorba kazanları şeb [ü] rûz âteşden inmeyüp cemî‘i âyende vü revendelerin müslim ü mugân u edyân-ı milel-i gûnâ-gûnlara sofra-i bî-imtinânı mebzûl olduğundan mâ‘adâ kilârında "Hayrü't-ta‘âm mâ-hazar" kelâmı üzre şîr-i hurma ve katr-ı nebât-ı Hamavî ve kuş südü, ya‘nî yumurta bile bulunur azîm âsitânedir, gülümün gülü.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 180b ·
metinde göster ·
… r kubbe-i mînâdır kim her kârını hayâl-pesend-i nakş-ı bûkalemûn eylemiş. Gerçi
kubbenin
aslı bakırdır, ammâ nuhâs-ı hâlisden bir eser-i me’ser kalmayup bu kubbe-i acîb …
Ve içi eyle musanna‘ ve murassa‘ kâse-i nîlgûn mücevherdir kim benî-âdem gördükde vâlih [ü] hayrân olur. Sâfî altun çökürme zer-nişânlı bakır tâs içine kaplama altun kakılmış ve mâbeynleri silu ve lâcüverd ve la‘lî ve sebzî [ve] sefîdî ve zerdî ve surh-gûn mînâ-yı gûnâ-gûnlar ile koruş(?) olmuş mücellâ bir kubbe-i mînâdır kim her kârını hayâl-pesend-i nakş-ı bûkalemûn eylemiş. Gerçi kubbenin aslı bakırdır, ammâ nuhâs-ı hâlisden bir eser-i me’ser kalmayup bu kubbe-i acîbe ve garîbesi mess-i mutallâ-yı zeheb ile mutallâ ve mücellâ olmuş bir kubbe-i nüh-tâk-ı zerdûzdur kim manzûr-ı seyyâhân-ı âlem ve cihân-geşt-i benî Âdem gözleri görmemiş ve kulakları işitmemişdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 94b ·
metinde göster ·
… ûfeler etmiş ve bir salkım üzüm göstermiş kim gûyâ hemân şîresi damlar. Ve yine
kubbenin
kıblesi hâricinde taşradan temâşâ olunur bir mermer çanak içre yine mermerden o …
Ve yine mermerden bir şîşe-i surâhî içre gûnâ-gûn şükûfeler etmiş ve bir salkım üzüm göstermiş kim gûyâ hemân şîresi damlar. Ve yine kubbenin kıblesi hâricinde taşradan temâşâ olunur bir mermer çanak içre yine mermerden oyulmuş pirinç pilâvı göstermiş, pirincün her dânesi gûyâ Revân pirinci gibi dâne dâne durur, bu dahi sihr-i i‘câz bir san‘atdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 95a ·
metinde göster ·
… ⟧ var kim gûyâ çarh-ı harrâtînden çıkmış bir müdevver kubbe-i serâmeddir. Ve bu
kubbenin
etrâfında altı aded nîm kubbeler dahi var, ammâ büyük kubbeden alçaklardır.
Ve cümle on aded mihrâbdır. Evvelâ cümleden mükellef ü müzeyyen Bulehnikli Hasan Paşa câmi‘i, gûyâ bir câmi‘-i selâtîndir. Hattâ bu şehirde ne kadar kurşum örtülü hân ve câmi‘ ve imâret ve medrese var ise cümle bu Hasan Paşa hayrâtıdır. Ve bu câmi‘in bir serâmed ve musanna‘ minâre-i zîbâsı var kim misli meğer şehr-i Üsküp'de Koca Yahyâ Paşa câmi‘inin minâresi ola. Ve bir kubbe-i kâse-i nîlgûn-ı âlîsi 144a var kim gûyâ çarh-ı harrâtînden çıkmış bir müdevver kubbe-i serâmeddir. Ve bu kubbenin etrâfında altı aded nîm kubbeler dahi var, ammâ büyük kubbeden alçaklardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 143b–144a ·
metinde göster ·
… orta soffası bir vâsi‘ şekl-i müsemmen soffadır kim ortasındaki fevvâreleri tâ
kubbenin
zirve-i ulyâsında olan billûr ve necef ve moran câmlara şâzrevânlar pertâb eder …
Ve orta soffası bir vâsi‘ şekl-i müsemmen soffadır kim ortasındaki fevvâreleri tâ kubbenin zirve-i ulyâsında olan billûr ve necef ve moran câmlara şâzrevânlar pertâb eder bir nakş-ı bûkalemûn soffa ve bir ibret-nümûn şâzrevân kadehi vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 127a ·
metinde göster ·
… unlar ay doğunca koşlarına gelüp el-hâsıl kâmil kırk gün bu ka‘be add etdikleri
kubbenin
etrâfında tekâ‘üd edüp her gün niçe kerre yüz bin haberler alup kırk gün bâğ u …
"Korkman oğullar, size kış katı olur, yekden hayvânlarınız kırılır. Yurdunuzdan bir yurda giderken sizi düşman basup mâlınızı alır ve sizi düşmanlarınız sokup cânlarınız bana gelir. Yâ fülân senin cânın fülânın karısı karnındaki bala ile yine dünyâya gelir. Ve yâ fülân sen fülân kişinin cânın sıkup bana gönderirsin. Ve yigirmi yıldan sonra senin cânın bana gelir. Yine cânını yine fülânın balasıyla yere getiririm. Ve sizi buz deryâsın geçerken buz altına fülân kişiyi ve fülân kişiyi geçiririm. Cânların bana getiririm. Andan sizi Maskov oğullarıma kır[dır]ırım" deyü muğayyebât-ı hamseden bu avret-i mekkâre niçe yüz bin kelimâtlar söyleyüp yine bunlar ay doğunca koşlarına gelüp el-hâsıl kâmil kırk gün bu ka‘be add etdikleri kubbenin etrâfında tekâ‘üd edüp her gün niçe kerre yüz bin haberler alup kırk gün bâğ u bâğçelerde ve âb-ı revân sular kenârlarında ayş u ışretler edüp her gün tâze cân buluruz, deyü hikâyet edüp "O devleti bir dahi görebilir miyiz"? deyü nakl edüp ağlarlardı.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 178a ·
metinde göster ·
… tân câmi‘i kubbesi dahi münhedim olup yine ta‘mîr ü termîm etdikleri alâmetleri
kubbenin
kıble tarafında amâr olan yerleri âşikâredir. Cemî‘i Rûm tevârîhlerinde Büyük K …
El-hâsıl midhatinde lisân kâsır ve kalemler kâsirdir. Lâkin kubbe-i ser-nigûnu kurşum örtülü değildir. Küffâr zamânında kâr-ı kadîm bir gûne çâr-kûşe kiremit örtülüdür kim bu dahi bir vâcibü's-seyr musanna‘ kiremitdir. Hattâ Ayasofya-i İslâmbol kubbesi Hazret-i Risâlet-penâh sa‘âdetle mâh-ı Rebî‘u'l-evvel'in on ikinci isneyn gecesi Emîne Hâtûn rahminden dünyâya kadem basdıkda ol kubbe münhedim oldukda bu Selânik Ayasofya kubbesi ve bu Hortaç Sultân câmi‘i kubbesi dahi münhedim olup yine ta‘mîr ü termîm etdikleri alâmetleri kubbenin kıble tarafında amâr olan yerleri âşikâredir. Cemî‘i Rûm tevârîhlerinde Büyük Kostantin-ipol'un anası Hellana karı bu Hortaç Sultân câmi‘in binâ edüp sonra Kuds-i Şerîf'de keferelerin bilâ-teşbîh ka‘besi olan Kumâme-i gumâme deyrini binâ etmişdir deyü yazmışlardır, ya‘nî tâ bu mertebe ma‘bedgâh-ı kadîmdir kim kapusu üzre tahrîr olunan târîhi budur:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 226a ·
metinde göster ·
içinde bir kabir var, "Feylekos-ı Yûnânî bunda medfûndur" derler. Cümle Rûm kef …
Ammâ bu çadır şeklindeki kubbenin içinde bir kabir var, "Feylekos-ı Yûnânî bunda medfûndur" derler. Cümle Rûm kefereleri i‘tibâr edüp bed-nâm günlerinde ziyâret ederler. Bu kabrin başı ve ayağı ucunda lisân-ı Yûnân üzre târîhi tahrîr olunmuşdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 254a ·
metinde göster ·
… edü[p] pâre pâre safrâ ve sevdâ ve balgam ve sâ’ir ahlâtları cümle kusar, zîrâ
kubbenin
bir tereğinde şeb-i Yemenî ve bir tereğinde lâciverd rengi göz taşı vardır. Hem …
Ve bu çadır kubbe içre âdem girse hemân sâ‘at gönlü bulanup istifrâğ edü[p] pâre pâre safrâ ve sevdâ ve balgam ve sâ’ir ahlâtları cümle kusar, zîrâ kubbenin bir tereğinde şeb-i Yemenî ve bir tereğinde lâciverd rengi göz taşı vardır. Hemân anların râyihası te’sîriyle hummâlı âdem kusup ısıtmadan halâs olur, gâyet mücerrebdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 254a ·
metinde göster ·
… edüp tâ‘at-ı Yezdân ederler. Ve havzın fıskiyye ve fevvâreleri havuz üzre olan
kubbenin
zirve-i a‘lâsına pertâb eder. Bu kubbe-i nîlgûn sekiz aded sütûn-ı müntehâlar ü …
Ve hareminin tûlu ve arzı sadrancî bin aded mi‘mâr arşını harem-i vâsi‘dir. Bu haremin tâ vasatında henüz nev-peydâ binâ 313a olunmuş bir havz-ı Hanefî-i musanna‘ı var, suyu âb-ı zülâl kemer suyundandır. Etrâfında Hanefî lülelerinden âb-ı nâblar selsebîl-âsâ cereyân edüp cemâ‘at-i kesîreler tecdîd-i vudû’ edüp tâ‘at-ı Yezdân ederler. Ve havzın fıskiyye ve fevvâreleri havuz üzre olan kubbenin zirve-i a‘lâsına pertâb eder. Bu kubbe-i nîlgûn sekiz aded sütûn-ı müntehâlar üzre mebnî olup rusâs-ı hâs-ı nîlgûn ile mestûr olup bu kubbe-i âlî üzre pür altun ile mutallâ olmuş bir alemi var kim çeşm-i insân hîrelenir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 312b–313a ·
metinde göster ·
altında câmi‘ kapusunun mermer kemerlerinde olan zıhlar ve girihler ve islimîle …
Ve bu câmi‘in üç kapusu vardır. İkisi yan kapulardır. Biri kıble kapusudur. Bu bâb-ı âlîlerin üstlerinde kurşum ile mestûr haşeb binâ-yı münakkaş (...) vardır, ammâ kıble kapusu üzre kurşum örtülü kubbenin altında câmi‘ kapusunun mermer kemerlerinde olan zıhlar ve girihler ve islimîler ve kat-ender-kat hurdegîr ve musanna‘ (Freng) Freng-pesend hayâl-fikr mermer-bürlük ma‘rifetlerinin misli rûy-ı arzda yokdur. Meğer Atina vilâyetinde yâhûd misli meğer şehr-i Sivas'da Gökmedrese kapusunda ola. Ammâ bu Girid'de Hünkâr câmi‘i kapusuna im‘ân-ı nazar ile nigerân eden erbâb-ı ma‘ârif bilir kim ne gûne musanna‘ nakş-ı bûkalemûn-ı ibret-nümûn bâb-ı mu‘allâdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 313a ·
metinde göster ·
… kemer-i âlîler üzre bir küçük kubbeciği dahi vardır, mecma‘u'n-nâs yeridir. Ol
kubbenin
çâr-kûşe dîvârının sahîfe-i rûyına her gelen seyyâhân-ı Rûm berr [ü] bihârın bi …
Ve bu kubbe-i mehbıt-ı pür-envâr-ı Osmân Baba'nın taşra kapusunun önünde kemer-i âlîler üzre bir küçük kubbeciği dahi vardır, mecma‘u'n-nâs yeridir. Ol kubbenin çâr-kûşe dîvârının sahîfe-i rûyına her gelen seyyâhân-ı Rûm berr [ü] bihârın birer gûne yâdigâr hatları ve kemter cânların zerdeste ve kabakları ve keşkülleri ve sapan-ı Dâvûdî ve pâlheng-i Mûsevîleri ve niçe âvîze şeyleri var. Hakîr dahi küstâhâne celî hatt ile rûy-i dîvâra,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 379b ·
metinde göster ·
… e kubbe-i nîlgûnu bir müdevver kubbedir kim misli meğer kubbe-i çarh ola. Ve bu
kubbenin
etrâfında sekiz hurde kubbeler var. Hemân misli İslâmbol'da Eyyûb Sultân'da Zâl …
Ve kubbe-i nîlgûnu bir müdevver kubbedir kim misli meğer kubbe-i çarh ola. Ve bu kubbenin etrâfında sekiz hurde kubbeler var. Hemân misli İslâmbol'da Eyyûb Sultân'da Zâl Paşa resmindedir. Tûlen ve arzen seksener ayakdır. Ve bir surâhî minâresi var kim evce ser çekmiş bir mevzûn minâre-i musanna‘dır. Ve kıble kapusu üzre mastûr olan târîh budur:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y131b ·
metinde göster ·
altun aleminin şa‘şa‘ası merdüm-i dîdeleri hîrelendirir. Ve bu kubbe-i mevzûn k …
Ve cümleden âlî kubbenin altun aleminin şa‘şa‘ası merdüm-i dîdeleri hîrelendirir. Ve bu kubbe-i mevzûn kurşumludur. Ve bu câmi‘in enderûn [u] birûnu serâpâ Bihzâd ve Mânî kalemi ile tahrîr olunmuş kâşî-i Çîn'dir. Ve ba‘zı kitâbeler içinde Karahisârî tarzı celî hatt ile âyet-i şerîfler tahrîr olunmuşdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y155a ·
metinde göster ·
tâ ortasında zer-ender-zer sihr-i mübîn üstâd-ı harrâtîn eyle musanna‘ şebeke î …
Ve bu kubbenin tâ ortasında zer-ender-zer sihr-i mübîn üstâd-ı harrâtîn eyle musanna‘ şebeke îcâd eylemiş kim akıllar çâk olur. Ol şebeke-i müzehhebin içinde hâzırlardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y180a ·
metinde göster ·
kıblesinde bir mihrâb vardır. Ve sağ cânibindeki revzenler câmi‘e nâzırdır. Ve …
Ve bu kubbenin kıblesinde bir mihrâb vardır. Ve sağ cânibindeki revzenler câmi‘e nâzırdır. Ve bu kabr-i şerîfde ûd ve amber ve abîr ve ûd-i mülebbes râyihasından âdemin demâğı mu‘attar olup râhatü'l-ervâh bulur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y180b ·
metinde göster ·
Hakîkat leb-i deryâda bir küçük kubbedir, ammâ yine mesciddir. Kendüleri
kubbenin
kapusu önünde bir kumsal yerde beyâz kireç ile mebnî bir merkad-i pür envârıyçü …
Hakîkat leb-i deryâda bir küçük kubbedir, ammâ yine mesciddir. Kendüleri kubbenin kapusu önünde bir kumsal yerde beyâz kireç ile mebnî bir merkad-i pür envârıyçün cümle ulemâ-yı Sayda kabr-i Yûnus oldur, derler. Ve bu Hazret-i Yûnus merkadi olduğuna bu dahi delîldir kim Cenâb-ı Bârî Hazret-i Risâlet'e Hazret-i Yûnus hakkında alâ-tarîku'l-hikâye bu âyet-i şerîfi nâzil etmişdir. El-âye[t]: Arapça buyuruşlardır kim Hazret-i Yûnus uryân balık karnından çıkup uryânen bî-tâb ü bî-mecâl şiddet-i harâretde yatırken Cenâb-ı Bârî Resûl'ün esirgeyüp ol ân cesed-i şerîfin hıfz içün kabak ağacın halk edüp ol ulu berkleri Hazret-i Yûnus üzre sâyebân olur. Hâlâ âsitânesi etrâfında ol yaktîn-i beyâbândan geçilmez. Ve cezîre-i Sakız'dan gayri diyârda sakız dırahtları olmazken niçe sakız dırahtları vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y192a ·
metinde göster ·
… le şecere-i Tûbâ ve gûnâ-gûn şükûfe ile müzeyyen bir nûrun alâ nûr kubbedir kim
kubbenin
etrâfında Arapça tahrîr olunmuşdur.
Ve derûn-ı câmi‘de cümle sağîr ü kebîr yüz yigirmi kemer üzre mebnîdir. Ve mihrâb üzre vâki‘ olan kubbe cümleden âlî bir kubbe-i münevverdir kim edîm-i arzda misli yokdur. Kaddi elli arşın âlîdir ve sâ’ir kubbelere dayanmışdır. Gûyâ sâ’ir kubâbın tâcdârıdır. Ve gayri kubbeler gibi müdevver değildir, surâhîdir. Ve içi serâpâ altun yaldızlı gûnâ-gûn sırça nakş-ı bûkalemûn ile şecere-i Tûbâ ve gûnâ-gûn şükûfe ile müzeyyen bir nûrun alâ nûr kubbedir kim kubbenin etrâfında Arapça tahrîr olunmuşdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y211a ·
metinde göster ·
… uz amûd-ı zî-kıymetdir. İç katı altı sütûn-ı girân-bahâ üzre kubbe-i âlîdir. Bu
kubbenin
enderûn-ı birûnu sâfî kâşî-i Çîn-i lâciverdîdir.
Taşra kat sütûnları tokuz amûd-ı zî-kıymetdir. İç katı altı sütûn-ı girân-bahâ üzre kubbe-i âlîdir. Bu kubbenin enderûn-ı birûnu sâfî kâşî-i Çîn-i lâciverdîdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y215b ·
metinde göster ·
… harem-i muhterem olmak ile bâbı mesdûddur, içine girüp yatmak memnû‘dur. Ve bu
kubbenin
sütûhu kireç ile pûşîdedir.
Ziyâret-i Cesîmâniyye ya‘nî kabr-i Meryem Ana radıyallâhu anhâ: Haremine on üç kademe taş nerdübân ile enilir. Andan bu haremin şimâlinde kabr-i şerîfi bâbına otuz ayak taş nerdübân ile enilir. Kıbleye nâzır bir bâb-ı kebîrdir ammâ santa ağacındandır. Âsitânesi bir kubbe-i âlîdir. Lâkin harem-i muhterem olmak ile bâbı mesdûddur, içine girüp yatmak memnû‘dur. Ve bu kubbenin sütûhu kireç ile pûşîdedir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y218a ·
metinde göster ·