mevâcib çıka yâhûd bir kıraldan elçi gele ol gün rûz-ı mahşerden nişân verir bi …
Ve galebe dîvân oldur kim üç ay başında cemî‘i kula mevâcib çıka yâhûd bir kıraldan elçi gele ol gün rûz-ı mahşerden nişân verir bir dîvân-ı azîm olur kim iki yüz cevâhire müstağrak küheylân atlar ve cemî‘i erbâb-ı dîvân zer-ender-zere müstağrak ve cemî‘i âlât-ı âvânî-i ta‘âm mücevher kâseler ve zerdûs halîçe ve mihaddeler ile pâdişâh-ı Cem-cenâbın cümle âsitânın eyle tezyîn ederler kim elçiler gördükde dem-beste ve hayrân olurlar. Ve rûz-ı ıydeyn dîvânlarında ibtidâ Tatar hânlardan biri andan şeyhülislâm ve sâ’ir ulemâ ve andan sadrıa‘zam ve sâ’ir vüzerâ dest-bûs edüp tabl u nefîr ve sûrnâ ve nakare sadâsından âdeme dehşet hâsıl olup rû-yı deryâda olan niçe bin pâre keştîlerin top u tüfeng şâdumânından Belde-i tayyibe 57a içre bir azîm sît ü sadâ olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 56b–57a ·
metinde göster ·
İmdi "Kula dahi cülûs in‘âmı lâzımdır" deyü Mehemmed Hân-ı âlîşân peder zamânında hazîneyi itlâf edenlerin girîbânın çevirüp Cinci Hoca mâlından üç bin kîse ve maktûl Hezârpâre Ahmed Paşa vezîrden beş bin kîse ve Şekerpâre'den bin kîse ve'l-hâsıl bunların emsâli niçe yüz yerlerden penc hazâyin-i Mısır tahsîl olunup {sene 1058 Şa‘bân'[ın]ın beşinci günü yevmü's-selâse idi,} üç bin yedi yüz kîse cülûs 79a in‘âmı verilüp dahi akîbince yedi bin kîse mevâcib ihsân olunup Bağdâd'a imdâd içün henüz kapuya çıkmış üç bin yeniçeriyi ve Girid'e imdâda yazılan üç bin sipâhîleri nâ-müstahak iken cülûs in‘âmına ve mevâcib-i cedîde kayd eyleyüp anlar içün dahi bin kîse in‘âm aldılar. Ve cümle askerî tâ’ifesi ihtiyâcdan müstağnî olup devletinde bir ganîmet oldu kim ta‘bîr olunmaz. Ve günden güne etrâf-ı memâlikin hıfz [u] hırâsetinde olup itlâf olan hazîneleri bi'l-külliye yerine koyup devlet-i Âl-i Osmân'a nizâm [ü] intizâm verdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 78b–79a ·
metinde göster ·
Tarhuncu Ahmed Paşa vezîr-i a‘zam oldu. Mûsâ Paşa ve Hezârpâre Ahmed Paşa'{ya dahi kethudâ olup ba‘dehu Diyârbekir'i müsellemi zabt ederken Mısır ihsân olundu}. (---) el-asl idi. Mısır'da kubbe altında adl [ü] adâleti meşhûrdur. Bu dahi Girid'e donanma (---) kula mevâciblerin bi't-tamâm verirken "mühîn-i devletdir" deyü bahâne edüp dîvân-ı pâdişâhîden kaldırup ol sâ‘at katl etdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 80a ·
metinde göster ·
rağmen katl etmeyüp bir gîce Cezâyire firâr etdirir (---). Sene (---) mürûr edü …
Hikmet-i Hudâ Murâd Hân, kula rağmen katl etmeyüp bir gîce Cezâyire firâr etdirir (---). Sene (---) mürûr edüp bu bizim Erzurûm'u aldığımız mahalde Abaza Paşa Erzurûm'a Acem'den gelüp yine Erzurûm'da başına haşerât cem‘ olup isyân murâd edüp fermân-ı şehriyâr ile katl olunup biz Erzurûm'a vardığımızda hakîrin kapusu önünde kanı dahi pıhtı gibi uyuşmuş dururdu. Zîrâ bizim müsellemimiz varduğu mahalde Silâhdâr Süleymân Paşa, Abaza'yı katl etmişdi. Bundan murâd [u] merâm ya‘nî Erzurûm-ı pür-gumûm böyle bir metin hisâr-ı şumdur kim hasretü'l-mülûk olup celâlîler dâr-ı karârı olmuşdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 286a ·
metinde göster ·
… bir semmûr pâçası kürk ve bir sîm zeynli raht ile sâfinâtü'l-ciyâd misillü bir
kula
at ve bir kat esvâb ve iki pençe-i âfitâb Gürcî gulâm-ı mehtâb-âsâ çaker-i bâki …
Menzil-i karye-i Umudum: Bundan cümle guzât-ı zafer-me’ser alay-ı azîm ile Erzurûm'a girecek mahalde Defterdârzâde efendimizin kethüdâsı Alî Ağa Paşa'nın cümle askeriyle ve cümle Revân derneğine cem‘ olan muhâfazacı asker ile Seydî Paşa'ya istikbâle çıkup bir tantana ve debdebe ve gulgule-i azîm alay ile cümle üsârâlar dest-ber-kafa keşân-ber-keşân çekerek Erzurûm Vâlisi Mehemmed Paşa efendimizin otâğına Gümüşli Künbet nâm mahalde nüzûl edüp Paşa-yı zî-şân "Gazân kutlu olsun" deyü Seydî Ahmed Paşa'ya otak kapusuna dek piyâde istikbâle çıkup birbirini bağrına basup Bâkî Paşa'yı soluna, Seydî Paşa'yı sağ cânibine alup meks etdiler. Ve Ketağaç Paşa ve sâ’ir mîr-i livâlar dahi cümle paşanın dest-bûsiyle şerefyâb olup cemî‘î guzâta 333b bir ziyâfet-i âlî olmuşdur kim diller ile ta‘bîr olunmaz. Ba‘dehû cümle gâzîlere yüz yetmiş pâre zerdûz hil‘at-i fâhireler ihsân olunup Seydî Paşa'ya ve Bâkî Paşa'ya ve Ketağaç Paşa'ya birer semmûr kürk ihsân olunup cümle guzât haymelerine mesrûr [u] şâdmân gidüp her mîr-i livâdan gazâ mâlı hedâyâlar gelmeğe başladı. İbtidâ Seydî Paşa hedâyâsı gelüp ibtidâ yüz elli Kazak dilîri ve on bir Hatman-ı Kazak ve Başsirke Kazak ve iki yüz Mikril Kazak ve yüz elli gulâm-ı nâresîde-i mahbûb-ı civân ve kırk vukıyye sîm-âvân ve yüz aded duhter-i pâkîze-ahter bintân ve bir katır ile zerdeva ve sansar postu ve yedi görüge zırh ve niçe zî-kıymet eşyâlar hedâyası geldi. Ba‘dehû Ahıçka Paşası Sefer Paşa hedâyâları bî-hisab geldi. Ba‘dehû Bâkî Paşa hedâyâsı geldi. Ba‘dehû Ketağaç Paşa tuhefâtı gelüp paşa sürûr [u] şâdmânından cümle pîşkeşleri cemî‘î kapucubaşılarına ve a‘yân-ı vilâyete ve pes-pâye tevâbi‘ [u] levâhıkına bezl edüp cümle tevâbi‘ini mesrûr [u] handân edüp kendiler dahi şâdân oldu. Ammâ günden güne şiddet-i şitâ müştedd olup cümle haymeleri kar basdı ve asâkirin kuvvet [ü] gümânları yasdı, deyü müşâvere olup Revân derneğine zamân kalmayup şimden gerü rûz-ı kasımı sicl edüp Erzurûm'da meştadır, deyü sâ’ir eyâlet mîr-i livâlarına destûr verilüp herkes vatan-ı aslîlerine revâne olup cânib-i Revân'a revân olmadan ferâğat olunup yine Gümüşlü Künbet nâm mahalde serâperdeler ile meks olunup hikmet-i Hüda hevâlar küşâde olup şeb [u] rûz zevk u safâya meşgûl olduk. Meğer Paşa efendimiz bu hakîre sehl dilgîr olmuş. Hakîr Seydî Ahmed Paşa'ya ricâ edüp ol dahi bir mahalde hakiri hüsn-i ta‘bîr ile paşadan ricâ edüp "Emr-i şerîfiniz ile bize hizmete geldikde hakîr Evliyâ Çelebi'yi Gönye istıhlâsına götürdüğümüz cürm ise afv eylemeniz ricâ ederiz. Zîrâ Gönye fethinde ibtidâ ezân-ı Muhammedî'yi Evliyâ Çelebi okuyup niçe kerre guzât-ı müslimîni cenge terğîb içün gülbâng-i Muhammedîler çeküp bir seyyâh-ı âlem ve nedîm-i âdem hâfız-ı Kelâmullah ve mücâhid-i fî-sebîlillah kulunuzdur, cürm bizimdir, afv eylesin" deyü latîfe-âmîz güft [u] gûlar edüp bizi Paşadan ricâ etdikde paşa efendimiz eydür "Ânın cürmü afv olunmaz. Zirâ biz anı sancakbeğlerinin Revân derneğine gönderdik. Ol me’mûr olmaduğu yere gider. Anın cürmü sekiz sâ‘atde bir hatm-i şerîf indirirse afv olunur. Ve illâ ana ta‘zîr-i lisân cerâhâtü's-sinândan eşedd lâzımdır" dedikde dest-bûs edüp Bismillah ile tûl-ı nehârda tokuz sâ‘atden ziyâdecede bir hatm-i şerîf edüp tekrâr zemîn-bûs edüp bir semmûr pâçası kürk ve bir sîm zeynli raht ile sâfinâtü'l-ciyâd misillü bir kula at ve bir kat esvâb ve iki pençe-i âfitâb Gürcî gulâm-ı mehtâb-âsâ çaker-i bâkir ihsân edüp Erzurûm eyâletinin bî-namâz hizmetin dahi ihsân edüp şeb [u] rûz zevk u şevke meşgûl olduk. Hikmet-i Hudâ her izzet [u] sürûrun sonu nâ-kâmlık imiş ve her günün âkıbeti telh-kâmlık imiş. Âdet-i mukarrere-i nâ-fercâm idüğüne şübhe yokdur. Hikmet-i İlâh işbu bin elli (---) senesinin mâh-ı (---) günü Âsitâne tarafından Tatar Alaş ulaklığile gelüp "Vezîr-i a‘zam Sâlih Paşa'yı Sultân İbrâhîm Hân bi-gayr-i hakkın katl edüp Tezkireci Ahmed Paşa vezîria‘zam oldu" deyince Paşa müte’ellim olup aslâ bir ferd-i âferîdeye haber etmeyüp şeb [u] rûz sâz [u] sözü sohbetin bozmayup eyâlet-i Erzurûm'da olan bekâyâlara mukayyed oldu. Zîrâ Sâlih Paşa, bizim paşanın pederi Mustafâ Paşa'nın gulâm-ı hâssalarından idi kim mahsûsan Paşa efendimize eyâlet-i Erzurûm'ı anlar ihsân etdi. Ve Hezârpâre Ahmed Paşa, Kara Mustafâ Paşa'nın baş tezkireciliğinden berü bizim Defterdârzâde efendimizin adüvv-i cânı idi. Bu ahvâli bir kimseye keşf-i râz etmeyüp Seydî Paşa ve Bâkî Paşa ve Ketağaç Paşa ve Deli Dilâver Paşa ile serâperdelerinde şeb [u] rûz Hüseyn-i Baykarâ meclisleri olup sâz [u] söz fasılları olmada idi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 333a–333b ·
metinde göster ·
… rîhiyle füruht etmeğe başlayup tedâhül olup îrâd yok masrûf-ı bî-ma‘nâ çok olup
kula
mevâcib çıkmaz olup Cezîre-i Girid'e imdâd ve hazîne gitmez oldu. Bir kerre kul …
Sene (---) târîhinde pâdişâh-ı mağfûr İbrâhîm Hân cülûs etdükde Sultân Murâd-ı Râbi' vezîri Kara Mustafâ Paşa sadrıa‘zam bulunup hayr-hâh-ı devlet bir vezîr-i dilîr idi. Anı katl edüp cümle musâhibîn ve cüceler ve bî-zebânlar ve tavâşî Arablar ve haseki ve nisvân ve sâhib-i ısyân musâhibeler ve gayrılardan Musâhib Cinci Hoca ve Mülakkab İslâmbol Mollası ve Sadrıa‘zam Tezkireci Ahmed Paşa ve gayrı musâhibler Kara Mustafâ Paşa'dan sonra cümle taraf taraf fürceler bulup ol pâdişâh-ı sâde-dili niçe bin tatlı dil ile urûkuna girüp gûnâ-gûn hevâ [vü] hevese düşürüp ve vüzerâ ve vükelâ ve a‘yân-ı ulemâ ve sulehâlardan celb-i mâl içün irtişâya dadandırdılar ve pâdişâhı zinâ sohbetine meyl etdirdiler. Ve Mısr'dan gelen hazîneyi cümle Melekî Bola'ya ve Şekerpâre Bola'ya ve Telli Haseki ve Saçbağı Haseki'lere birer Mısr 370a hazînesi ihsân etdirdiler. Ve bir hazîne-i Mısr dahi Cinci Hoca'ya ve sûr-ı hümâyûnlara ve Ahmed Kolu Çingâne sâzendelerine ve harâb olmuş sarâyların tamîr [ü] termîmine ve semmûr kürk döşeli niçe sarâylar tertîbine ve niçe bî-ma‘nâ yire hazîneler itlâf etdirüp bin elli dörd târîhinde iken cemî‘î hâs harâcları elli sekiz târîhiyle füruht etmeğe başlayup tedâhül olup îrâd yok masrûf-ı bî-ma‘nâ çok olup kula mevâcib çıkmaz olup Cezîre-i Girid'e imdâd ve hazîne gitmez oldu. Bir kerre kul gulüvv edüp hayli fetret olup bu harekât-ı gulüvden Vezîr ve Cinci ve Kıncı Hocalar ve sâ’ir musâhib ve musâhibeler mücâb olmayup Cezîre-i Girid'de Serdâr Deli Hüseyin Paşa asâkir-i İslâm büryân u giryân u nâlân olup, bre bize imdâd el-amân deyü feryâd etmede. Beri tarafda Cinci Hoca'lar hünkârdan bir ân münfekk olmayup pâdişâh yanında Hoca'dan gayrı mukarreb bir merd-i ferd yok idi. Sadrıa‘zam ve vâlideden tekarrübü ziyâde idi. Padişah hantava ve koçuya ve altı katırlı taht-ı revâna binse, bile süvâr olurdu. Ve her giz nasîhat edenlere Cinci Hoca rîş-hand edüp yüzlerine gülerdi. Ve her sâ‘at ol pâdişâh-ı mazlûmu hoş-âmed kelimâtlar ile mağrûr edüp sû’-i tedbîrler ederdi. Zîrâ umûr-ı devletde bir iş görmüş değil idi. Za‘afrânborlu nâm şehirde Şeyh-zâde nâm bir suhte idi. Âsitâne'ye gelüp Unkapanı'nın iç yüzünde Fil Yokuşu'nda Hâmid Efendi Medresesi'nde Hakîr Ahfeş Efendi'den Molla Câmî tilâvet edüp Kitâb-ı İbn Hâcib Kâfiye'yi i‘râb ederken bu mezkûr Cinci Hoca, Ahfeş Efendi üstâdımızdan Kitâb-ı Izzî okurken hikmet-i azîz ismine mazhar düşüp bir günde izzet bulup sa‘âdetlü pâdişâha Surh-bâd ve Gencü'l-arş ed‘ıyyelerin tilâvet edüp bi-emrillah İbrâhîm Hân hoş-hâl olup Şeyh-zâde'nin ismi Cinci Hoca olup iştihâr buldu. Ammâ Hudâ âlimdir, şerîkimiz olması cihetiyle keyfiyyet-i hâli ma‘lûmumuzdur. İlm-i da‘vetden bir hurûf bilmezdi. Ancak baht [u] tâli‘i bu zamân müsâ‘ade edüp ol dahi fülk-i atlas-ı bukalemûnda pây-bâflık edüp sağa ve sola gûnâ-gûn mekikler atdı. Hattâ hakîr bu seyâhatimizde Erzurûm'dan gelüp gördüm, Civân Kapucıbaşı sarâyına havâle bir sarây-ı azîm binâ etmiş kim evc-i âsumâna ser çekmiş. Hakîr bu sarây-ı balayı temâşâ ederken bir bevvâb gelüp "Buyurun, sizi efendi hazretleri ister" dedi. "Efendiniz kimdir" dedim. "Hünkâr hocası bu sarây sâhibi ister" dedi. Hakîr nerdübândan urûc edüp dîvânhâne-i âlîsine çıkup gördüm. Yetmiş seksen semmûr kürklü huddâmân-ı mümtâz civân miyân-beste olup dururlar. Hakîr gördüm, sadr-ı âlîde bir küçük destâr-ı ulemâ ile ber-karâr siyâh sakallı bir çelebi kimesne oturur. Ammâ sâhib-i hâne kankısı idüğü ma‘lûmım değil. Hemân levendâne cümle huzzâra hıtâben "Es-selâmü aleyküm ey âşıkân" dedim. Hemân sadrdan "Ve aleyküm selâm! Hâmid Efendi Medresesi'nde Şeyh-zâde hakîrin şerîki karındaşım, cânım" deyüp ayâğ üzre kalkup hakîrin elin eline alup öpüşüp kucaştık. Ammâ alimallah bilemedim. "A benim cânım! Dağ âdemi olup levend olmuşsun. Ne bu bizimle bîgâne âşinâlık?" dedikde ol mahalde bile düşüp "Sultânım, yâr-ı kadîmim, ömrüm, cânım, şerîkim ve çelebim Şeyhzâde azîzimsin" dedim. "Safâ geldin, hoş geldin! Kahve içmez, şerbet getirin" dedi. "Nedir bu sarây, ne temâşâ ederdin sultânım?" "Defterdârzâde Mehemmed Paşa ile bu şehirden gideli iki buçuk sene oldu. Bu imâristânı görmemişdim. Hamd-i Hudâ güzel imâr olmuş. Hudâ mübârek eyleye" dedikde {Târîh-i Sarây-ı Cinci Hoca:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 369b–370a ·
metinde göster ·
Hîn-i cülûsda hazînede bir fülûs-i ahmer kalmayup pederleri itlâf-ı hazîne eylemiş idi. Merhûm Murâd Hân'ın dîn uğuruna der-hazîne eyledüği yedi aded hazîneden dahi bir habbe fülûs kalmamış idi. "İmdi kula dahi cülüs in‘âmı lâzımdır" deyü vezîr-i müdebbiri, İbrâhîm Hân asrında hazine-i evkâfullahı itlâf edenlerin girîbânların değşirüp Cinci mâlından üç bin kîse ve Hezârpâre Ahmed Paşa mâlından bin kîse ve Şekerpâre Bola'dan bin kîse ve'l-hâsıl niçe yüz bî-ma‘nâ yire telef olmuş hazîneleri tahsîl edüp üç bin yedi yüz kîse cümle kula cülûs in‘âmı verilüp dahi akîbince yedi bin kîse ulûfe-i mevâcib ihsân olunup Devlet-i Âl-i Osmân olalı bu İbrâhîm Hân asrında olan üç aylık mesârif bir pâdişâh devrinde olmamışdır. Yine böyle iken sa‘âdetlü pâdişâh-ı âlem-penâha harem-i hâsda olan gılmân-ı hâssa âdet-i kadîmeleri üzre tahta kakup cülûs-ı hümâyûn çıkması istediler. {Çûn sene 1058 gurre-i garrâ-yı hilâl-i şevvâl nümâyân olup ıyd-ı şerîf ile halk-ı cihân şeref-yâb [u] şâdmân olup ıydın dördüncü günkü yevmü'l-erba‘a idi. Büyük çıkma başlığı ile merhûm İbrâhîm} Hân'ın silâhdârı Murtazâ Paşa'ya Şâm eyâleti vezâretle ihsân olunup harem-i hâsdan kilâr ve hazîne ve hâsoda ve büyükoda ve küçükoda ve seferliden ve zülüfli baltacı ve helvahâne ve aşcı ve bostâncı ve hâsahûr ve Galatasarâyı'ndan ve İbrâhîm Paşa sarâyından ve'l-hâsıl yigirmi iki ocakdan üç bin gılmân-ı hâssa kânûnları üzre sipâh olup Girid imdâdına gitmek şartıyla kâküllerin kat‘ edüp çerâğ-ı efrûhte olup bu cümleye Murtazâ Paşa çıkmabaşı oldu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 371a ·
metinde göster ·
… yüz bî-ma‘nâ yire telef olmuş hazîneleri tahsîl edüp üç bin yedi yüz kîse cümle
kula
cülûs in‘âmı verilüp dahi akîbince yedi bin kîse ulûfe-i mevâcib ihsân olunup D …
Hîn-i cülûsda hazînede bir fülûs-i ahmer kalmayup pederleri itlâf-ı hazîne eylemiş idi. Merhûm Murâd Hân'ın dîn uğuruna der-hazîne eyledüği yedi aded hazîneden dahi bir habbe fülûs kalmamış idi. "İmdi kula dahi cülüs in‘âmı lâzımdır" deyü vezîr-i müdebbiri, İbrâhîm Hân asrında hazine-i evkâfullahı itlâf edenlerin girîbânların değşirüp Cinci mâlından üç bin kîse ve Hezârpâre Ahmed Paşa mâlından bin kîse ve Şekerpâre Bola'dan bin kîse ve'l-hâsıl niçe yüz bî-ma‘nâ yire telef olmuş hazîneleri tahsîl edüp üç bin yedi yüz kîse cümle kula cülûs in‘âmı verilüp dahi akîbince yedi bin kîse ulûfe-i mevâcib ihsân olunup Devlet-i Âl-i Osmân olalı bu İbrâhîm Hân asrında olan üç aylık mesârif bir pâdişâh devrinde olmamışdır. Yine böyle iken sa‘âdetlü pâdişâh-ı âlem-penâha harem-i hâsda olan gılmân-ı hâssa âdet-i kadîmeleri üzre tahta kakup cülûs-ı hümâyûn çıkması istediler. {Çûn sene 1058 gurre-i garrâ-yı hilâl-i şevvâl nümâyân olup ıyd-ı şerîf ile halk-ı cihân şeref-yâb [u] şâdmân olup ıydın dördüncü günkü yevmü'l-erba‘a idi. Büyük çıkma başlığı ile merhûm İbrâhîm} Hân'ın silâhdârı Murtazâ Paşa'ya Şâm eyâleti vezâretle ihsân olunup harem-i hâsdan kilâr ve hazîne ve hâsoda ve büyükoda ve küçükoda ve seferliden ve zülüfli baltacı ve helvahâne ve aşcı ve bostâncı ve hâsahûr ve Galatasarâyı'ndan ve İbrâhîm Paşa sarâyından ve'l-hâsıl yigirmi iki ocakdan üç bin gılmân-ı hâssa kânûnları üzre sipâh olup Girid imdâdına gitmek şartıyla kâküllerin kat‘ edüp çerâğ-ı efrûhte olup bu cümleye Murtazâ Paşa çıkmabaşı oldu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 371a ·
metinde göster ·
… uz yük akçe hâsdır. Paşa tarafından bir ağa gelüp on beş yük akçeyi tahsîl edüp
kula
mevâcib gider.
Evsâf-ı kasaba-i Hâs-ı Kızıl Rabat: Eyâlet-i Bağdâd'da Zeng-âbâd sancağı hâkinde nâhiyedir ve Bağdâd kulu içün dokuz yük akçe hâsdır. Paşa tarafından bir ağa gelüp on beş yük akçeyi tahsîl edüp kula mevâcib gider.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 329a ·
metinde göster ·
… ma‘zûl edüp Mısır'dan ma‘zûl Merre Hüseyin Paşa'ya sadâret-i uzmâ verildi ammâ
kula
verecek ulûfe ve hizmet kalmadı. Bunu dahi (---) günde itlâf-ı hazîne etdi deyü …
Ba‘dehû Süleymân Hân Irâk'dan Dârü's-sa‘âdetleri tarafına azm-i râh etdiler. Andan kal‘a-i Bağdâd dest-i Âl-i Osmân'da âbâdân iken sene 1031 târîhinde cülûs-ı Sultân Mustafâ Hânî'de kul mâbeyninde gûnâ-gûn ihtilâller vâki‘ oldu ve dünyâ fassâdla doldu ve Karamazak re’yiyle Dâvûd Paşa sadrıa‘zam oldu. Ve mesned-i sadâretde ber-karâr olam deyü herkese murâd edindiklerin verdi. Ve hazîne-i pâdişâhîde mâl kalmayup İslâmbol içre mün‘im âdemlerin hânelerin basup mâlların almağa başladılar. Âhir-ı kâr ulemâ-yı âkıbet-kârlar ile meşveret edüp Dâvûd Paşa'yı mühürden ma‘zûl edüp Mısır'dan ma‘zûl Merre Hüseyin Paşa'ya sadâret-i uzmâ verildi ammâ kula verecek ulûfe ve hizmet kalmadı. Bunu dahi (---) günde itlâf-ı hazîne etdi deyü mühürden ma‘zûl edüp mührü Lefkeli Mustafâ Paşa'ya verdiler ve kırk günde anı da ma‘zûl edüp vezâreti Tavâşî Gürcî Mehemmed Paşa'ya verdiler. Mukaddemâ üç kerre kâ’immakâm olmuş müdebbir âdem iken Merre Hüseyin Paşa kul eşkıyâlarıyla yek-dil [ü] yek-cihet olup def‘an Merre Hüseyin Paşa'yı vezîr etdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 334b ·
metinde göster ·
… rar her ne ise kendüye olur. Ve Melek Ahmed Paşa kendü kalemiyyesinden yüz kise
kula
mevâcib vermeği kânûn edüp Şâm Tarabulusu'ndan Bağdâd'a gelen mâl Âsitâne'ye gi …
Evvelâ Bağdâd vezîrinin hâss-ı hümâyûnu on kerre yüz bin ve altı bin akçedir ve eyâletinden paşaya ber-vech-i adâlet dörd yüz kise hâsıl olur. Yetmiş altı pâre aklâm-ı hâsların cümlesin paşa iltizâm üzre zabt edüp fâ’ide ve zarar her ne ise kendüye olur. Ve Melek Ahmed Paşa kendü kalemiyyesinden yüz kise kula mevâcib vermeği kânûn edüp Şâm Tarabulusu'ndan Bağdâd'a gelen mâl Âsitâne'ye gider oldu. Ve kırk bin kulun gılâlı anbârların paşalar zabt eyleyüp zarar ederse tazmîn eder ve üç ayda bir paşa defterdâr ile ve kırk kalem dîvân-ı Irâk halîfeleriyle her üç ayda iki bin beş kise masrûf-ı Bağdâd'dır. Senevîsi cümle-i cümele sekiz bin yigirmi kise eder, ammâ şimdi tenzîl oldu derler. Ve cemî‘i mühimmât u levâzımât cümle hayr u şer paşadan sorulur büyük hükûmetdir kim diyâr-ı Acem'de Bağdâd hâkimine halîfetü'l-hulefâ derler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 339b ·
metinde göster ·
… Ve kul kethüdâsı ve bölük kethüdâları fermân-ı pâdişâhîyle tekrâr Atmeydânı'nda
kula
varup,
Âhir Çavuşzâde Mehemmed Paşa ve Tavukçu Mustafâ Paşa Erzurûm'dan gelmişdi. Ve kul kethüdâsı ve bölük kethüdâları fermân-ı pâdişâhîyle tekrâr Atmeydânı'nda kula varup,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 7a ·
metinde göster ·
Paşa-yı dûrbîn-fikr eydir: "Bire efendi, cülûs yok iken ben şimdi bu
kula
üç ayda ben beşer bin altışar kîse mevâcibi yetişdiremem. Tedâhül bize göz açdı …
Paşa-yı dûrbîn-fikr eydir: "Bire efendi, cülûs yok iken ben şimdi bu kula üç ayda ben beşer bin altışar kîse mevâcibi yetişdiremem. Tedâhül bize göz açdırmamışdır. Eğer cülûs olursa ya bu yüz bin askere altı bin kîse cülûs in‘âmın kanden peydâ edeyim" dedikde, hemân,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 18a ·
metinde göster ·
… aç kişiyle bir olup Sultân Murâd'ın cem‘ etdiği çilhâne hazînesin açdırup cümle
kula
cülûs in‘âmı ve mâhiyye kul mevâciblerin verdikden sonra bin pâre gemiyle Girid …
Burnâz-ı pürnâz u kurnaz müftî eydir: "Bire Harem-i Hâs'da birkaç kişiyle bir olup Sultân Murâd'ın cem‘ etdiği çilhâne hazînesin açdırup cümle kula cülûs in‘âmı ve mâhiyye kul mevâciblerin verdikden sonra bin pâre gemiyle Girid ve Malta üzre sefer edüp ba‘de'l-feth [ü] futûh kula ruhsat verüp artık sefer lafzın anmayup niçe zamân bu devletde seninle ber-devâm oluruz" dedikde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 18a ·
metinde göster ·
… en sonra bin pâre gemiyle Girid ve Malta üzre sefer edüp ba‘de'l-feth [ü] futûh
kula
ruhsat verüp artık sefer lafzın anmayup niçe zamân bu devletde seninle ber-devâ …
Burnâz-ı pürnâz u kurnaz müftî eydir: "Bire Harem-i Hâs'da birkaç kişiyle bir olup Sultân Murâd'ın cem‘ etdiği çilhâne hazînesin açdırup cümle kula cülûs in‘âmı ve mâhiyye kul mevâciblerin verdikden sonra bin pâre gemiyle Girid ve Malta üzre sefer edüp ba‘de'l-feth [ü] futûh kula ruhsat verüp artık sefer lafzın anmayup niçe zamân bu devletde seninle ber-devâm oluruz" dedikde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 18a ·
metinde göster ·
… îre yenmeyüp yine yerinde kaldı. Tâ bu mertebe ganîmet şehirdir. Cümle altı bin
kula
mâlikdir. Hatmanı Leh kralı tarafındandır.
Evsâf-ı Palanka-i (---)(---): Bânîsi (---)(---) ve sebeb-i tesmiyesi (---)(---). Bu dahi bir bataklık göl içinde bir cezîre-i azîmde bir sevâd-ı mu‘azzam palanka-i azîmdir. Göl kenârından Aynasu üzre tâ kal‘aya gelince ağaç cisrin tûlu kâmil iki sâ‘atdir. Niçe yerden cisrleri zemberek ile kaldurup kal‘a cezîrede kalır. Yaz günleri Tatar'dan aslâ bâk-i pervâsı yokdur, ammâ kış günü gölü dondukda niçe kerre Tatar bu varoşu urup beş altı bin esîr almışdır ve zirâ‘at yerleri cümle cezîreden taşradadır. Derûn-ı kal‘ada ancak bin evdir, ammâ bunlardan Leh kralı fermânıyla gelen hedâyâ ve zahîre yenmeyüp yine yerinde kaldı. Tâ bu mertebe ganîmet şehirdir. Cümle altı bin kula mâlikdir. Hatmanı Leh kralı tarafındandır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 40b ·
metinde göster ·
… ağaç palankadır. İçinde beş yüz hâne ve iki kilise ve hâkimi hatmandır kim bin
kula
mâlikdir. Çârsû-yı bâzârı azdır. (---)(---)(---) Andan yine cânib-i kıbleye,
Evsâf-ı kal‘a-i Bobno: Leh kralı hükmünde nehr-i Özü kenârında bir küçük ağaç palankadır. İçinde beş yüz hâne ve iki kilise ve hâkimi hatmandır kim bin kula mâlikdir. Çârsû-yı bâzârı azdır. (---)(---)(---) Andan yine cânib-i kıbleye,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 47a ·
metinde göster ·
mevâcib çıksa gerek. Kul mâbeyninde bir fetret ü tuğyân olup kul çorba içmeyüp …
Hakîr eyitdim: "Ammâ bu gün aliyye dîvânı olup kula mevâcib çıksa gerek. Kul mâbeyninde bir fetret ü tuğyân olup kul çorba içmeyüp ulûfe kaldırmazlarsa (---)
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 45a ·
metinde göster ·
ulûfe çıkup du‘â vü senâdan sonra herkes ocaklarına revâne eden cümle vüzerâlar …
Paşa-yı âkıbet-endîş "İlâhî Evliyâm, berhordâr-ı ömr olasın. Bire at getirin ve beni geydirin ve beni leş gibi dîvâna sürüyüp götürün" deyüp dîvân esvâbların geyüp sürüne sürüne durup atına binüp ol ân Kubbealtı'na varup vezîria‘zam ile bî-mecâl niçe kelimâtlar edüp ba‘dehu kanûn-ı Âl-i Osmân üzre cemî‘i kula ulûfe çıkup du‘â vü senâdan sonra herkes ocaklarına revâne eden cümle vüzerâlar pâdişâha arza girecekleri mahalde Melek Paşa Sadrıa‘zamdan me’zûn olup tâ Kubbealtı'na at [ile] gelmek memnû‘ iken Melek Paşa'nın atın sa‘âdetlü pâdişâhın binek taşına yanaşdırup on, on beş âdem gücile paşayı ata bindirüp vâlih [ü] hayrân sarâyına gelüp hâb-ı râhata yatdı.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 45a ·
metinde göster ·
… rler, ammâ ol diyârda deyyâr bir dînâr olmamağile Özdemiroğlu gönden akçe kesüp
kula
mevâcib verir.
Ba‘de zemânin Melek pederi Özdemir Paşazâde Osmân Paşa ile Acem vilâyetlerinde Gence ve Şirvan ve Şamaki ve Tiflis ve Tomanis ve Serîrü'l-lân ve Çıldır ve (---) ve Tümük ve Şeki ve Ereş ve Kars ve Bakü ve Bâbü'l-ebvâb, ya‘nî Demirkapu ve Gilân'ı ve gayri yüz on pâre şehir ü kılâ‘ ve tokuz hânlık yerleri cümle sene 986 târîhinde Sultân Murâd Hân-ı Sâlis asrında be-dest-i Özdemirzâde Osmân Paşa feth edüp Dağıstân pâdişâhı Şamhâl Hân ile akd-i sulh edüp Dağıstân'da sikke ve hutbe Âl-i Osmân ismine ve iclâs-ı Şamhâlleri Âl-i Osmân izniyle ahd [ü] mîsâk olunup Dağıstân vilâyetinde Âl-i Osmân askeri meştâ ederler, ammâ ol diyârda deyyâr bir dînâr olmamağile Özdemiroğlu gönden akçe kesüp kula mevâcib verir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 46b ·
metinde göster ·
… ra‘nâdır. Kâmil iki yüz aded "Benem, dîğer nîst!" diyen gâzî ve yarar ve nâmdâr
kula
mâlikdir. Hattâ anda mihmân iken Orta Macar'ın Semendire ve Külvar kal‘alarında …
Lisân-ı serhadlide ismine (---) demekdir. Sene (---) Süleymân Hân binâsıdır. Kal‘a Segedin sancağı hâkinde Eğre kal‘ası kulu aklâmı olup yedi yük akçe emînlikdir. Baçka kırı(?) çölü içinde bir ma‘mûr ve kavî binâ palanka-i ra‘nâdır. Kâmil iki yüz aded "Benem, dîğer nîst!" diyen gâzî ve yarar ve nâmdâr kula mâlikdir. Hattâ anda mihmân iken Orta Macar'ın Semendire ve Külvar kal‘alarından kal‘a-i Yankofça dibinde beş yüz küffâr pusuya sinüp kal‘a kapusu açılınca derûn-ı hisârdan iki yüz yiğit mezkûr beş yüz kâfire karşu çıkup tarfetü'l-ayn içre âmedâne bir ceng-i azîm edüp ân-ı vâhidde kâfirden elli kelle ve yigirmi nefer yarar katana esîr ve yüz re’s katana atları ve bu kadar mâl-ı ganâ’im şikâr alup sürûr-ı şâdımân etdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 78b ·
metinde göster ·
… brâhîm Paşa efendimizde müsâferetde idim. Ale's-sabâh Sadrıa‘zam kolunda cemî‘i
kula
ulûfe-i mu‘ayyeneleri çıkacak idi. Hakîr mevâcib almak içan vakt-i Şâfi‘îde atı …
Sene (---) mâh-ı (---) gecesi bu abd-i kemter Göllük tarafında İbrâhîm Paşa efendimizde müsâferetde idim. Ale's-sabâh Sadrıa‘zam kolunda cemî‘i kula ulûfe-i mu‘ayyeneleri çıkacak idi. Hakîr mevâcib almak içan vakt-i Şâfi‘îde atıma süvâr olup sipâhiyân ordusu içre geçüp Seydîzâde askeri içre ubûr ederken Kanlı Mağârâlar ile Kuşaklı Manastır mâbeyninde lağım ve meterisler yok iken sâfî çemenzâr üzre kırmızı fesli 297b pür-silâh askerler çet-a-çet olup âdem deryâsı birbirlerine tirkeşüp çemenzâr üzre hâmûş olup yatırlar. Hakîr dahi at üzre bunlara selâm verüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 297a–297b ·
metinde göster ·
… a‘nî Eğrigöz kazâsı ve kazâ-i Simav ve kazâ-i Gedüs ve kazâ-i Selinti ve kazâ-i
Kula
ve kazâ-i İnay ve kazâ-i Eşme ve kazâ-i Güt ve kazâ-i Sirke ve kazâ-i Çakırca v …
Evvelâ paşa sancağı yigirmi dörd kadılık yerdir. Evvelâ kazâ-i Amid, ya‘nî Eğrigöz kazâsı ve kazâ-i Simav ve kazâ-i Gedüs ve kazâ-i Selinti ve kazâ-i Kula ve kazâ-i İnay ve kazâ-i Eşme ve kazâ-i Güt ve kazâ-i Sirke ve kazâ-i Çakırca ve kazâ-i Gököyük ve kazâ-i Denizli ve kazâ-i Şeyhli ve kazâ-i Baklan ve kazâ-i Tazkırı ve kazâ-i Homa ve kazâ-i Kenger ve kazâ-i Uşşâk ve kazâ-i Banaz ve kazâ-i Honaz ve kazâ-i Ezîne ve kazâ-i Çehârşenbe ve kazâ-i Dağardı ve kazâ-i Çal. Bu merkûm yigirmi dörd kazâ paşa sancağındadır, ammâ ba‘zısı Kütâhiyye mollâsı hükmünde nâhiye kazâlarıdır kim zikr olunur:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y13a ·
metinde göster ·
… ve kıbleye nâzır Honaz kapusu, cânib-i cenûba nâzır Komar kapusu ve garba nâzır
Kula
kapusu, yıldıza nâzır Gedüs kapusu.
Ve kal‘anın dâ’iren mâdâr cirmi iki bin adımdır. Ve cümle beş kapudur. Banas kapusu ve kıbleye nâzır Honaz kapusu, cânib-i cenûba nâzır Komar kapusu ve garba nâzır Kula kapusu, yıldıza nâzır Gedüs kapusu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y19a ·
metinde göster ·
Bu şehri dahi seyr [ü] temâşâ edüp ale's-sabâh kalkmak üzre iken hikmet-i Hudâ iki kölemiz firâr edüp yer yarılup yere girdi. Şehrin hâkimi cânib-i erba‘aya âdemler perîşân edüp dellâllar nidâ edüp bir eserleri zuhûr etmeyüp âhir bir gece dahi bu şehirde mihmân olup ol gece istihâre du‘âsın kırâ’at edüp yatdım. Hikmet-i Rabbanî ve du‘â-i Sübhânî berekâtıyla vâkı‘amda mukaddemâ Kula şehrinde hânesinde mihmân olduğumuz Şeyhî Çelebi'yi gördüm. Hikmet-i İlâh kaçan kim Kula şehrinde kendülerden müfârakat edüp elvedâ mahallinde buyurdular kim:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y25a ·
metinde göster ·
… inde hânesinde mihmân olduğumuz Şeyhî Çelebi'yi gördüm. Hikmet-i İlâh kaçan kim
Kula
şehrinde kendülerden müfârakat edüp elvedâ mahallinde buyurdular kim:
Bu şehri dahi seyr [ü] temâşâ edüp ale's-sabâh kalkmak üzre iken hikmet-i Hudâ iki kölemiz firâr edüp yer yarılup yere girdi. Şehrin hâkimi cânib-i erba‘aya âdemler perîşân edüp dellâllar nidâ edüp bir eserleri zuhûr etmeyüp âhir bir gece dahi bu şehirde mihmân olup ol gece istihâre du‘âsın kırâ’at edüp yatdım. Hikmet-i Rabbanî ve du‘â-i Sübhânî berekâtıyla vâkı‘amda mukaddemâ Kula şehrinde hânesinde mihmân olduğumuz Şeyhî Çelebi'yi gördüm. Hikmet-i İlâh kaçan kim Kula şehrinde kendülerden müfârakat edüp elvedâ mahallinde buyurdular kim:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y25a ·
metinde göster ·
… sebebiyle gulâmlarımızı bulduk. Ve köleler tâ’ib ü tâhir olup birin sünnet edüp
Kula
şehrinde azîm şâdumânlar edüp bir kaç gün dahi seyr [ü] temâşâ etdik.
"Vallâhi Demirci şehrinden bunlar bizi ayardup aldığımız mâl ve atlar ve rahtlar cümle bunlardadır. Bir gecede bizi bu şehre Q 14aP 14a getirüp bu bâğ evlerinde bizi hıfz ederlerdi." deyü cevâb edince yeniçeri serdârı bunları zencîre kayd-bend edüp anlardan bize üç yüz guruş cerîme alıverüp hamd-i Hudâ memâliklerimiz ve sâ’ir serîka olan havâyiclerimiz bî-kusûr hâsıl oldu. Ve rü’yâmızda müjde eden sâhib-i hânemiz Şeyhî Çelebi'ye gelüp mübârek dest-i şerîfin bûs etmeğe kasd etdükde rızâ vermediler ve aslâ bu ahvâle münâsib bir güft [ü] gû etmediler. Böyle bir ulu sultân hânemiz sâhibini vâkı‘amızda görüp işâretleri sebebiyle gulâmlarımızı bulduk. Ve köleler tâ’ib ü tâhir olup birin sünnet edüp Kula şehrinde azîm şâdumânlar edüp bir kaç gün dahi seyr [ü] temâşâ etdik.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y25b ·
metinde göster ·
şehri yüz elli akçe kazâdır. Ve nâhiyesi (---) kurâdır. Ve hâkimi müftîsi ve se …
Bu Kula şehri yüz elli akçe kazâdır. Ve nâhiyesi (---) kurâdır. Ve hâkimi müftîsi ve serdârı ve kethudâyeri vardır. Ammâ nakîbi Uşşâk'dadır, zîrâ Uşşâk ile bu Kula şehrinin mâbeyni sekiz sâ‘atlik yerdir. Ve şehri bir düz sahrâda bâğlı ve bâğçeli ve bir ferah-fezâ yerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y25b ·
metinde göster ·
… si ve serdârı ve kethudâyeri vardır. Ammâ nakîbi Uşşâk'dadır, zîrâ Uşşâk ile bu
Kula
şehrinin mâbeyni sekiz sâ‘atlik yerdir. Ve şehri bir düz sahrâda bâğlı ve bâğçe …
Bu Kula şehri yüz elli akçe kazâdır. Ve nâhiyesi (---) kurâdır. Ve hâkimi müftîsi ve serdârı ve kethudâyeri vardır. Ammâ nakîbi Uşşâk'dadır, zîrâ Uşşâk ile bu Kula şehrinin mâbeyni sekiz sâ‘atlik yerdir. Ve şehri bir düz sahrâda bâğlı ve bâğçeli ve bir ferah-fezâ yerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y25b ·
metinde göster ·
: Evvelâ Şollaki Sultân ve Esedullâh Baba. Bunları ziyâret edüp rûhâniyetlerinde …
Ziyâretgâh-ı şehr-i Kula: Evvelâ Şollaki Sultân ve Esedullâh Baba. Bunları ziyâret edüp rûhâniyetlerinden istimdâd taleb etdik. Ve hânemiz sâhibinin hayır du‘âları ile şerefyâb olup bu şehirden cânib-i garba ma‘mûr kurâlar ubûr ederek çemenzâr yerler ile 6 sâ‘atde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y26a ·
metinde göster ·
… Şeyh Sinân kapusu garba nâzırdır, bir ağaç kanatlı kapudur. Ve Hergele kapusu,
Kula
tarafında şarka nâzırdır. Ve Tabahâne kapusu ve Kirmasti kapusu ve Alhadir kapu …
Ve cümle beş kapusu vardır: Evvelâ bayır tarafına Şeyh Sinân kapusu garba nâzırdır, bir ağaç kanatlı kapudur. Ve Hergele kapusu, Kula tarafında şarka nâzırdır. Ve Tabahâne kapusu ve Kirmasti kapusu ve Alhadir kapusu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y26a ·
metinde göster ·
… yıldan yıla zabt [u] rabt edüp zimmetinde olan mâl-ı pâdişâhî defterdâra varup
kula
mevâcib ve pâdişâha hazîne bağlanır.
Ve bu sancaklara cümle Mısır beğleri biner âdem ile ve yedi bölükden ocak askeriyle Tût'dan Tût'a ya‘nî Kıbtî hisâbınca yıldan yıla zabt [u] rabt edüp zimmetinde olan mâl-ı pâdişâhî defterdâra varup kula mevâcib ve pâdişâha hazîne bağlanır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y60a ·
metinde göster ·
… şâhî verir. Ve seksen kîse paşaya kalemiyye verir. Ve yüz kîse Circe'ye yazılan
kula
ulûfe verüp muhâsebesine mahsûb olur.
Ve bu sancak beğlerinin cümlesinden eşbehi Circe hâkimidir ki Fûncistân'a ve Berber-zemîn'e ve Sûdân'a ve Evcile ve Mağrib'e dek hükm eder. Beş bin askere mâlikdir. Ba‘zı beğlere iki tuğla ihsân olunur azîm eyâletdir. Ve Mısır'ın âb-ı rûyıdır. Senevî iki kerre yüz bin erdeb gılâl Eski Mısır'da anın tahsîlinden gelüp cümle Mısır kuluna bundan alîk ve cirâye verilir. Ve iki yüz kîse dahi mâl-ı pâdişâhî verir. Ve seksen kîse paşaya kalemiyye verir. Ve yüz kîse Circe'ye yazılan kula ulûfe verüp muhâsebesine mahsûb olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y60a ·
metinde göster ·
… yedinci bu üç hazîne add olunup her sene anbâr-ı Yûsuf'a gılâl leb-ber-leb olup
kula
cirâye ve alîk verilir.
Ve yigirmi beşinci ve yigirmi altıncı ve yigirmi yedinci bu üç hazîne add olunup her sene anbâr-ı Yûsuf'a gılâl leb-ber-leb olup kula cirâye ve alîk verilir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y63b ·
metinde göster ·
Ve Cenâb-ı Bârî Mısır'a Nîl ile berekât verdiğinden ganîmet olup mâl-ı pâdişâhî cem‘ olur. Eğer Nîl-i mübârek on sekiz arşın taşarsa mâl-ı pâdişâhî çıkar. Yigirmi zirâ‘ taşarsa paşa ve ümenâ ve mültezimîn ve keşşâf ve re‘âyâ bay olup mâlların gallak edüp halâs olurlar. Eğer on sekiz arşın taşmazsa, allâhümme âfinâ, vilâyet rey olmayup kaht [u] galâ olup cümle ümenâ ve mültezimîn meksûr olup mâl-ı pâdişâhî çıkmayup hazîneyi tekmîl edemezlerse, paşa kendü yanından tekmîl edüp cümle kula ceybinden mevâcib verir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y63b ·
metinde göster ·
… kîse nâkıs getürüp kapu kethudâsından tazmîn ederler. Andan bayram mevâcibiyçün
kula
ulûfe verirler. Andan bu Mısır beğiyle gelen askerleri yoklayup ne kadar mevcûd …
Ramazân'ın yigirmi beşinde alay-ı azîm ile Mısır beği hazîneyi teslîm edüp cümle serdârlar hil‘at-ı şehriyârî ile mesrûr olup bir vüzerâ sarâyında meks ederler. Bu hazîneyi sayup sarrâflayup elbette beş on kîse nâkıs getürüp kapu kethudâsından tazmîn ederler. Andan bayram mevâcibiyçün kula ulûfe verirler. Andan bu Mısır beğiyle gelen askerleri yoklayup ne kadar mevcûd bulunursa, şu kadar âdem edâ-yı hizmet edüp hazîneyi teslîm edüp terakkîye müstahaklardır, bu esâmelerden mâ‘adâ nâ-müstahaklardır, deyü Mısır paşasına fermânlar gelüp ale'l-akîb hazîne ve ceb harclığı vâsıl olduğu tahtında paşaya bir kapucubaşıyla kılıc ve haftân gelüp paşa ol kılıc ve hil‘at getiren kapucubaşıya veyâhûd bir salahora on ve on beş kîse verir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y196b ·
metinde göster ·
… vazîfe ihsân olunur. Ve paşa üzre bu gümrük mîrîden seksen kîseye hisâb olunup
kula
mevâcib verir. Zarar u nef‘ cümle paşanındır.
Ammâ ba‘zı vüzerâ iltizâm ile bu gümrüğü vermeyüp âdemlerinden mu‘temedün-aleyh âdemine emâneten verir. Hikmet-i Hudâ gümrük ziyâde işler ve ağaya hizmeti tahtında yevmiyye onar guruş vazîfe ihsân olunur. Ve paşa üzre bu gümrük mîrîden seksen kîseye hisâb olunup kula mevâcib verir. Zarar u nef‘ cümle paşanındır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y319a ·
metinde göster ·
… n kul mevâcibi çıkup altı yüz otuz kîse İbrâhîm Paşa'dan Q 351aP 345a alup
kula
verdiler. Ve altı yüz otuz kîse anbâr-ı Yûsuf gılâlinden kalup anı dahi İbrâhîm …
Ertesi dîvân cümle beğler ve ağalar ve Müsellim Mehemmed Ağa dîvân oldukda gelüp paşanın zimmetinden kul mevâcibi çıkup altı yüz otuz kîse İbrâhîm Paşa'dan Q 351aP 345a alup kula verdiler. Ve altı yüz otuz kîse anbâr-ı Yûsuf gılâlinden kalup anı dahi İbrâhîm Paşa'dan amân vermeyüp aldılar. İbrâhîm Paşa'nın dahi Mısırlı üzre altı yüz kîse bakâyâsı kalup bu mâlı tahsîl etmeğe Hüseyin Paşa oturmayup alâ mehl tahsîl olunmasıyçün İbrâhîm Paşa tarafından kapucular kethudâsı Ahmed Ağa kaldı. Ba‘dehu İbrâhîm Paşa dîvân-ı Mısır'da cümle erbâb-ı dîvân huzûrunda eyitdi:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y450b ·
metinde göster ·