üç sâ‘at ancak 353b gidüp Sarıalan nâm beli aşacak mahalde bir dipi ve boran …
Menzil-i karye-i Nenekler: Bu mahal dahi Kal‘acık hâkinde yüz hâneli ve bir câmi‘li Etrâk köyüdür. Bunda dahi ol gice bir arşın kar yağup herkes konağından taşra çıkmak ihtimâli olmadı. Ale's-sabâh nefîrler çalınup herkes cân havliyle bâr [u] bengâhlarına yapışup bârgîr ve bârkeşlerine yüklerin yükledüp cümle karye-i Nenekler Etrâki kulağız olup üç sâ‘at ancak 353b gidüp Sarıalan nâm beli aşacak mahalde bir dipi ve boran ve tûfân kopdu kim cümle asker târumâr olup mâl [u] menâl dağlarda ve bellerde ve yollarda kalup herkes "nefsuhu nefsî"ye düşüp cân bâzârına gitdiler, kimi halâs olup kimi yitdiler. Ammâ paşanın iç ağaları ve taşra ağaları cân-baş kaydına düşdüler. Paşayı ve hazîneyi bırağup birer cânibe kaçdılar. Hattâ paşanın oğlu Mustafâ Beğ efendimiz lalaları ve huddâmları ve hocasıyla gâ’ib etdiler ve hazîne katârıyla dağlarda serserî gezüp gitdiler. Bu hakîr bir kemîngâh dere içre sehl ârâm edüp savruntu, boran sehl amân verdikde altı gulâmımla ve üç seyishânemle bir cânibe giderken üç memlûküm dahi bulup on çâşnigîr ta’ifesi netîce yigirmi beş kişi olup şiddet-i şitâ çekerek hamd-i Hudâ Sarıalan belin aşup öte tarafda düz sahrâya düşdük. Ammâ cân-ı azîz dahi birden deşmeğe az kalup halâs olma ümîdinden me’yûs olup kar sökerek kâh piyâde olarak gitmedeyiz.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 353a–353b ·
metinde göster ·
… ba Yürükân ve Çıtakân kavmi içre kırk gün tamâm zevk edüp yine Yürük tâ’ifeleri
kulağız olup
bu yayladan inerken bir ihtiyâr Yürük eydür: "Bunda bir kayada çeşme vardır, an …
Netîce-i merâm köşe köşe oba ber-oba Yürükân ve Çıtakân kavmi içre kırk gün tamâm zevk edüp yine Yürük tâ’ifeleri kulağız olup bu yayladan inerken bir ihtiyâr Yürük eydür: "Bunda bir kayada çeşme vardır, ana tâli‘ çeşmesi derler. Varın anda tâli‘ dutun" deyü bizi ol dere içine götürdü.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 142b ·
metinde göster ·
… n ile gelen kırk bin aded Kardaş Kazağı ve yigirmi bin aded Nûreddîn Sultân ile
kulağız olup
gelen Leh askeri cümle bir yere geldikde yüz bin kâfir olup başka konup anların …
Bu sahrâda mukaddemâ bizimle sâkin olan kırk bin Leh kralı askeri ve Nûreddîn Sultân ile gelen kırk bin aded Kardaş Kazağı ve yigirmi bin aded Nûreddîn Sultân ile kulağız olup gelen Leh askeri cümle bir yere geldikde yüz bin kâfir olup başka konup anların dahi hatmanları ve boyarları ve gorofları cümle iş erleri Nûreddîn Sultân'ın alaçasında müşâvere edüp keneşlerin bir yere koyup ale'l-ittifâk "Rakofçi'yı Leh vilâyetine komayup dahi Erdel vilâyetinden çıkmadan ya çıkmışsa da râst geldiğimiz yerde basalım" deyü ittifâk ile sahrâ-yı Podhayiçse'de kös-i kebürge ve nefîr-i Efrâsiyâblar çalınup kefere tarafından nâkûs ve erganon ve dankiyoları çalınup,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 41b ·
metinde göster ·
… edüp bir hil‘at-i fâhire geydirildi ve Baba Ahmedzâde İsmâ‘îl Ağa on bin yiğide
kulağız olup
cânib-i cenûbda kâfirin Zadvorya kal‘asına ve dahi Omiş kal‘asına nehb u gâret …
Ve bu nehir sehel şurcadır. İbtidâ tulû‘u cânib-i şarkda ve taraf-ı cenûbda Dinare dağlarından ve Zadvorya kal‘ası dağlarından ve Omiş kal‘ası bellerinden gelüp bu cisir altından ubûr ederek cânib-i garbda (---) dibinde Akdeniz'e mahlût olur. Bunda Gâzî Baba Ahmed, paşaya bir ziyâfet-i azîm edüp bir hil‘at-i fâhire geydirildi ve Baba Ahmedzâde İsmâ‘îl Ağa on bin yiğide kulağız olup cânib-i cenûbda kâfirin Zadvorya kal‘asına ve dahi Omiş kal‘asına nehb u gâret etmeğe gitdiler, Hudâ âsân getire.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 137b ·
metinde göster ·
… danlar ve niçe roklalar ve gümüş haçlar elime girmişdir. Andan yine esîrlerimiz
kulağız olup
iki gün gidüp aslâ gece gitmeyüp cânib-i garba çapul-ı azîm ile seğirdüp gide g …
Hamd-i Hudâ-yı ferd-i bîçûn bunda dahi bu hakîrin eline üç gulâm ve üç duhter-i şüküfte-ahter-i benâm ile altı re’s esb-i sabâ-sür‘atler ve niçe zerdûz avret libâsı fisdanlar ve niçe roklalar ve gümüş haçlar elime girmişdir. Andan yine esîrlerimiz kulağız olup iki gün gidüp aslâ gece gitmeyüp cânib-i garba çapul-ı azîm ile seğirdüp gide gide cânımızdan bîzâr olup üçüncü günde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 126b ·
metinde göster ·
… nağına koyup cümle ağavâta ve altı aded kral vezîrlerine ki anlar bizi alay ile
kulağız olup
getirmişlerdi, anlara ve sultânzâdelere paşanın bir ziyâfet-i azîmi olmuşdur ki …
Bu hâl üzre kal‘a içre bir sâ‘atde kâh şimâle ve kâh cenûba bizi sokak sokak gezdirüp ba‘dehu Beç kal‘asının cânib-i şimâlinde üç kat demir kapulardan taşra yine kütür kütür mehterhânemiz çalarak şehir içi güm güm öterek mezkûr kapudan taşra çıkup nehr-i Tuna üzre bir haşeb gemi direklerinden mebnî olmuş cisrden cümlemiz ubûr edüp Ada varoşunda paşayı konağına koyup cümle ağavâta ve altı aded kral vezîrlerine ki anlar bizi alay ile kulağız olup getirmişlerdi, anlara ve sultânzâdelere paşanın bir ziyâfet-i azîmi olmuşdur kim ta‘âmın misk ü amber râyihasından küffârın ve gayrilerin demâğları mu‘attar oldu. Ba‘de't-ta‘âm kraldan başkomsar ve Meykel tercümân gelüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 55a ·
metinde göster ·
… kıble ve şimâlîsi tarafına vâki‘ olup girdâ-girdi on bir mîldir. Umku beş altı
kulaç olup
cânib-i etrâfı kamışlık ve sazlıklı ma‘mûr köyler vardır. Sâ’ir göller gibi niç …
Bu halîc-i ibret-nümâ şehr-i Vardar'ın kıble ve şimâlîsi tarafına vâki‘ olup girdâ-girdi on bir mîldir. Umku beş altı kulaç olup cânib-i etrâfı kamışlık ve sazlıklı ma‘mûr köyler vardır. Sâ’ir göller gibi niçe yüz gûne balıkları olmaz ammâ kazı ördeği ve sâ’ir hûş [u] tuyûr şikârı çokdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 231a ·
metinde göster ·
… eyyâm ile hâr-ı hâşâk rimâl-i türâb ile dolup sığ olup gâyet derin yerleri iki
kulaç olup
iri gemiler giremeyüp limanın taşrasında lenger endâht olup yatırlar. Ammâ Koro …
Bu kal‘anın limanı yıldız rû[z]gârı tarafına vâki‘ olup amelî binâ eylemişdir. Yohsa hudâyî liman değildir. Kefere asrında yüz iki yüz pâre gemiler alırmış, ammâ şimdi el-hâlete hâzihi üzre mürûr-ı eyyâm ile hâr-ı hâşâk rimâl-i türâb ile dolup sığ olup gâyet derin yerleri iki kulaç olup iri gemiler giremeyüp limanın taşrasında lenger endâht olup yatırlar. Ammâ Koron kal‘asın liman tarafına dolaşırken sıkandil şakulası ile üç kulaç sudan taşra dolaşalar, zîrâ kal‘a burnunda sığlar vardır. Dahi taşra dökündü kayalar vardır. Bu mahallerden taşrası on iki karış sudur. Gemilere bu kal‘a altında gâyet ihtirâz lâzımdır. Limana girmeyüp kal‘anın kıble tarafında demir korlarsa kenârda yakın yerde taşlıkdır. Bir mîl mikdârı alarka denizde yatmak gerekdir. Ve içmeğe su hâcet olursa gemiler yatdığı yere karşu bir burunda vâfir su çıkar. Sandallar başdan kara olup su önüne varup iki üç adım alarkadan suyu alup bî-zahmet yine sandallara girüp giderler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 272a ·
metinde göster ·
… vûdîli sûhtevât-ı haşerât askeri çıkar ve bu köyden bize iki yüz sûhte piyâdesi
kulağız olup
mâbeynimizde elli guruş hakk-ı tarîk cem‘ edüp yola revâne oldukda sûhteler biz …
Karataş kazâsıdır. On bin bahâdırân eli tüfengli ve beli sapan-ı Dâvûdîli sûhtevât-ı haşerât askeri çıkar ve bu köyden bize iki yüz sûhte piyâdesi kulağız olup mâbeynimizde elli guruş hakk-ı tarîk cem‘ edüp yola revâne oldukda sûhteler bize tesellî-i hâtır verüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y150a ·
metinde göster ·