… üp dururken anı gördüm. Altıkulac nâm bir sarıca-i dırâz kim külâhı başında bir
kulac
idi. Kendü de bir kadd-i bâlâ-yı dırâz-bâr olmağile Altıkulac derlerdi. Dâ’imâ …
Bu temâşâ-yı ibret-nümâları seyr ederken gerüye Hânbâğı'nın revzenlerine nazar etdikde pençereden bir beyâz kol nümâyân olup hakîre gel işâreti eder. Hakîr iğmâz edüp yine gulâmların kızak kaydıkları seyrânlarına mukayyed idim, ammâ yine gözlerim Hânbâğı {pençerelerinde idi}. Birkaç kerre acele ile mezkûr kol işâret eder. "Ayâ bu ne işâretdir" deyü efkâra düşüp dururken anı gördüm. Altıkulac nâm bir sarıca-i dırâz kim külâhı başında bir kulac idi. Kendü de bir kadd-i bâlâ-yı dırâz-bâr olmağile Altıkulac derlerdi. Dâ’imâ hânın öni sıra gidüp kolunda bir mehîb ü musanna‘ teber taşırdı.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 11b ·
metinde göster ·
… y olup bir şey göremezler, ammâ kasrın bir tarafında Frengî ipler ile kırk elli
kulac
yerde bağlanmış kemendler buldular. Selîm Hân bunu görüp Mısır'dan nefret edüp …
"Ben ki fâtih-i Mısır Hâdimü'l-Haremeyni'ş-şerîfeynim" deyü nâme-i mahabbetnâmeler gidüp Selîm Şâh Mısır'a müstakil pâdişâh olup Mısır'a elzem-i levâzımâtından ne ise ana meşgûl olup köşe-be-köşe sohbet ederken bir kerre Mısır sarâyı içinde kasr-ı Kayıtbay'da vakt-i sabâh bir hây hûy olup bir şey göremezler, ammâ kasrın bir tarafında Frengî ipler ile kırk elli kulac yerde bağlanmış kemendler buldular. Selîm Hân bunu görüp Mısır'dan nefret edüp Kasr-ı Ayn kubbesidir kim hâlâ âsitâne-i Bektaşiyândır, dervîş olmağile anda bir kaç gece mihmân oldu. Hâlâ ol kubbe-i âlî-merâmın sağ tarafında maksûresi nümâyândır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y54a ·
metinde göster ·
… ile bir zeberdest âdem pâdişâh yanından taşra çıkup ceyrân gibi kasırdan altmış
kulac
aşağı kendüyi Nîl'e pertâb edüp gâ’ib oldu. Anı gördük, bir gemi kasıra yapışmı …
Ol gece nısfu'l-leyle dek Mikyâs'da safâ edüp câmehâblarımızda nefîr-i hâb çekmede idik. Vakt-i sabâh âlem ağyârdan bî-haber kasır içre Selîm Şâh'dan bir feryâd kopup, "Bire oğlanlar" deyince bir uryân âdem elinde tîğ-ı Dahhâk'dan nişân verir nacağile bir zeberdest âdem pâdişâh yanından taşra çıkup ceyrân gibi kasırdan altmış kulac aşağı kendüyi Nîl'e pertâb edüp gâ’ib oldu. Anı gördük, bir gemi kasıra yapışmış [yanaşmış?], yelken sereni tâ kasrın kubbesi üzre durur. Meğer ol fedâyî andan nüzûl etmiş. Kasr-ı Mikyâs ise Nîl deryâsı içinde bir kasr-ı âlîdir kim hâlâ kaddi yüz kulac vardır. Selîm Şâh cümle huddâmlarına gazab edüp has odalılardan ol gece nevbetci kim ise anları katl etmeğe çökürür. Pervîz Ağa ol asırda sulehâ-yı ümmetden rikâbdâr imiş:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y54a ·
metinde göster ·
… tmiş. Kasr-ı Mikyâs ise Nîl deryâsı içinde bir kasr-ı âlîdir kim hâlâ kaddi yüz
kulac
vardır. Selîm Şâh cümle huddâmlarına gazab edüp has odalılardan ol gece nevbetc …
Ol gece nısfu'l-leyle dek Mikyâs'da safâ edüp câmehâblarımızda nefîr-i hâb çekmede idik. Vakt-i sabâh âlem ağyârdan bî-haber kasır içre Selîm Şâh'dan bir feryâd kopup, "Bire oğlanlar" deyince bir uryân âdem elinde tîğ-ı Dahhâk'dan nişân verir nacağile bir zeberdest âdem pâdişâh yanından taşra çıkup ceyrân gibi kasırdan altmış kulac aşağı kendüyi Nîl'e pertâb edüp gâ’ib oldu. Anı gördük, bir gemi kasıra yapışmış [yanaşmış?], yelken sereni tâ kasrın kubbesi üzre durur. Meğer ol fedâyî andan nüzûl etmiş. Kasr-ı Mikyâs ise Nîl deryâsı içinde bir kasr-ı âlîdir kim hâlâ kaddi yüz kulac vardır. Selîm Şâh cümle huddâmlarına gazab edüp has odalılardan ol gece nevbetci kim ise anları katl etmeğe çökürür. Pervîz Ağa ol asırda sulehâ-yı ümmetden rikâbdâr imiş:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y54a ·
metinde göster ·
… akadaki havuza döker. Andan yukarı yine dörd çift sığırlar dollâblar ile seksen
kulac
kalın halfa ipidir, ikinci tabakadan suyu sığırlarla çeküp üçüncü tabakadaki ha …
Andan üstâd-ı kâmil bu kuyuyu üç tabaka etmiş. Tabaka-i sifli altmış kulaç edüp kuyunun bir cânibin mağârâlar kesüp anda çarhlar binâ edüp iki çift öküz tâ ka‘rdan suyu dollâblar ile çeküp bu mahalde kayadan oyma bir havz-ı azîme dolar. Andan yukaru orta tabakada dahi ke'l-evvel kuyunun bir cânibin gârlar edüp gûnâ-gûn dollâblar ile yine dörd çift sığırlar aşağıki havuzdan suyu çeküp ikinci tabakadaki havuza döker. Andan yukarı yine dörd çift sığırlar dollâblar ile seksen kulac kalın halfa ipidir, ikinci tabakadan suyu sığırlarla çeküp üçüncü tabakadaki havuza dökdürüp şehre tevzî‘ olup yeniçeri ocağına ve Tavâşî Süleymân Paşa hammâmına ve çeşmelere ve ba‘zı evlere gider.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y85a ·
metinde göster ·
… r binâlardır kim eflâke ser çekmişdir. Ba‘zı yeri uçurum yere gelmek ile seksen
kulac
, ba‘zı yeri elli kulac kemerlerdir. Ve alçak olan yerlerde yüz mikdâr kemer göz …
Ve beş yerden dollâblar ile sığırlar Nîl'den su çeküp havuzlara, andan su kemerleri ile tâ iç kal‘a sâkıyelerine gelince bir sâ‘atlik yerde üç yüz on üç göz kâ[r]gîr kemer binâlardır kim eflâke ser çekmişdir. Ba‘zı yeri uçurum yere gelmek ile seksen kulac, ba‘zı yeri elli kulac kemerlerdir. Ve alçak olan yerlerde yüz mikdâr kemer gözleri mesdûddur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y85b ·
metinde göster ·
… ser çekmişdir. Ba‘zı yeri uçurum yere gelmek ile seksen kulac, ba‘zı yeri elli
kulac
kemerlerdir. Ve alçak olan yerlerde yüz mikdâr kemer gözleri mesdûddur.
Ve beş yerden dollâblar ile sığırlar Nîl'den su çeküp havuzlara, andan su kemerleri ile tâ iç kal‘a sâkıyelerine gelince bir sâ‘atlik yerde üç yüz on üç göz kâ[r]gîr kemer binâlardır kim eflâke ser çekmişdir. Ba‘zı yeri uçurum yere gelmek ile seksen kulac, ba‘zı yeri elli kulac kemerlerdir. Ve alçak olan yerlerde yüz mikdâr kemer gözleri mesdûddur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y85b ·
metinde göster ·
… yram Paşa vâlî-i Mısır iken ta‘mîr ü termîm etdüğine minberin sağ tarafında bir
kulac
bir levha üzre celî hat ile kırk elli beyt tahrîr olunmuşdur. Mısra‘, târîhi bu …
Ve bu câmi‘i Bayram Paşa vâlî-i Mısır iken ta‘mîr ü termîm etdüğine minberin sağ tarafında bir kulac bir levha üzre celî hat ile kırk elli beyt tahrîr olunmuşdur. Mısra‘, târîhi budur:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y89b ·
metinde göster ·
… hayâtdır. Arzı kırk mîl ve altmış yetmiş mîl enli yeri vardır ve umku otuz kırk
kulac
amîkdir. Ve bu iklîm halkının reng-i rûyları cümle hâs beyâzlardır.
İklîm-i sâbi‘de on tağ ve kırk nehir vardır. Cümleden nehr-i Edil azîm deryâ-yı âb-ı hayâtdır. Arzı kırk mîl ve altmış yetmiş mîl enli yeri vardır ve umku otuz kırk kulac amîkdir. Ve bu iklîm halkının reng-i rûyları cümle hâs beyâzlardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y255a ·
metinde göster ·
… ından Nîl-i mübârek cereyân eder. Bu kaya üzre çerhler ile râhibler Nîl'den yüz
kulac
habl-ı metîn ile su çeküp sarnıclara doldururlar. Ammâ temâşâsına varan âdemler …
Yalçın kayasının garb cânibi fîl hortumu gibi nehr-i Nîl üzre uzanmışdır, altından Nîl-i mübârek cereyân eder. Bu kaya üzre çerhler ile râhibler Nîl'den yüz kulac habl-ı metîn ile su çeküp sarnıclara doldururlar. Ammâ temâşâsına varan âdemlere cân otu ki ekmekdir, anı verirler ve kuş südü ki yumurta ve baldır, anı tahte'l-kahve getirüp müsâfirîne azîm i‘zâz [u] ikrâm ederler. Mihmân olan kimesnelere dîbâ ve şîb ü zerbâf câmehâblar getirüp sabâha dek mûğpîçeleri gûnâ-gûn hizmet ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y364a ·
metinde göster ·