Ba‘dehu (---) sene târîhinde Süleymân Hân velvele-ârâ pâdişâh-ı azîmü'ş-şân olup devletinde benî âdem ile şehr-i İslâmbol âdem deryâsı olup omuz omuzu sökmez olup vüzerâlarından {fâtih-i Anabolı} Kâsım Paşa'ya ve fâtih-i Sakız Piyâle Paşa'ya ve fâtih-i Ahıçka Ferhâd Paşa'ya ve fâtih-i Alâüddevle Ayas Paşa kullarına fermânları sâdır olup Kâsımpaşa şehrini ma‘mûr etmeğe bezl-i himmet etdiklerinden niçe bin a‘yân-ı devlet, var makdûrların sarf edüp niçe bin hânedân ve hayrât [ü] hasenâtlar edüp ma‘mûr [u] âbâdân oldu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 125a ·
metinde göster ·
… ola ve kârımız Cenâb-ı Bârî'nin rahmetine mazhar olmuş koyun ola. Cenâb-ı Bârî
kullarına
kuvâ-yı beden içün helâl etmiş bir ni‘met ola ve cümle ni‘metlerden mukaddem et …
"Pâdişâhım bizim pîrimiz Kassâb Cömerd ola ve kârımız Cenâb-ı Bârî'nin rahmetine mazhar olmuş koyun ola. Cenâb-ı Bârî kullarına kuvâ-yı beden içün helâl etmiş bir ni‘met ola ve cümle ni‘metlerden mukaddem et, ekmek deyü yâd olunur bir ni‘metdir. Bir fukarâ sehel et pâresiyle beş altı güne ni‘met hâsıl eder. Böyle bir kâr-ı 165b helâl ile iktisâb edinüp cömerdlik ile meşhûr olup şehr-i İslâmbol'u ganîmet ederiz.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 165a–165b ·
metinde göster ·
… yledi ve şerâ’it-i İslâm'dan salât [u] sıyâmı ve zekâtı (---)(---)(---) haccı
kullarına
farz eyleyüp emr-i Hakk'a imtisâlen her kulları edâ-yı farz edüp ibâdet ederler …
Hamd [u] sipâs ol Sâni‘-ı zerre ve şemme ve mülevven kâyinâta kim bu abd-i hakîri diyâr-ı ademden vücûda getürüp tâ‘ât [u] ibâdât etmeğe me’mûr etdi kim âyet Arapça emriyle evkât-ı hamseye me’mûr eyledi ve şerâ’it-i İslâm'dan salât [u] sıyâmı ve zekâtı (---)(---)(---) haccı kullarına farz eyleyüp emr-i Hakk'a imtisâlen her kulları edâ-yı farz edüp ibâdet ederler. Bu abd-i kemter dahi edâ-yı hacc eylemek arzûsıyla seyâhate tâlib ü râğıb olup "Âyâ, peder ü mâder ve birâder kahrından niçe halâs olup cihânı geşt [ü] güzâr edüp seyyâh-ı âlem olabilirim?" deyü bin kırk senesinin mâh-ı Muharrem'inin gurresinde piyâdece şehr-i İslâmbol içre serserî gezüp bâlâda cild-i evvelimizde İslâmbol evsâfın tahrîr etdiğimiz üzre şehr-i bî-misâl mahmiye-i Kostantıniyye'yi bi't-temâm ve'l-kemâl seyr [u] temâşâ edüp alâ kadri'l-imkân cemî‘î âsâr-ı binâları ve ibret-nümâ kârları ve'l-hâsıl cemî‘î imâretleri tavsîf edüp kırk yedi fasl üzre cemî‘î esnâfâtların pîr [ü] perverleri ve kânûn [u] kâideleriyle Sultân Murâd Hân Gâzî'nin Bağdâd gazâsına azîmetinin ordu alayın dahi tahrîr edüp Belde-i Tayyibe içre seyâhat u ziyâret ve temâşâ etmeğe arzumuz def‘ olup şeb [u] rûz, ışk [u] şevkimiz arz-ı mukaddese ve Bağdâd-ı behişt-âbâd [ve] Mekke ve Medîne ve Mısr u Şâm câniblerine azîmete bel bağlayup cild-i evvelimiz ibtidâsında tahrîr olunduğu üzre bir leyle-i mübârekede künc-i mihnethânemde hâb-âlûd iken bizzât Hazret-i Risâlet-penâhı rü’yâ-yı sâlihimde görüp dest-i şerîflerin bûs edüp "Şefâ‘at yâ Resûlallah" diyecek mahalde "Seyâhat yâ Resûlallah" demişiz. Mübârek, nikâbların küşâde kılup arz-ı cemâl edüp tebessüm-künân olup buyurdular kim "Şefâ‘atî ve seyâhatî ve ziyâretî, Allahümme yessir bi's-sıhhati ve's-selâme" deyü Fâtiha dediler. Cümle huzzâr-ı meclis ashâb-ı güzîn Fâtiha-i şerîfi tilâvet edüp cümle kibâr-ı ashâbın dest-i şerîflerin bûs edüp hâbdan bîdâr olduğumuz bâlâda mufassaldır. Hikmet-i Hudâ Arapça ertesi ale's-sabâh Gedikpaşa semtinde bir yâr-ı gâr-ı kadîmimiz Okçuzâde Ahmed Çelebi hânesine varup ânî gördüm, bir tedârik-i azîm ile Bursa şehrinin teferrücü ve ziyâretlerine âmâde olmuşlar. Ol yâr-ı vefâdâr-ı gamgüsâr eyitdi "Ey birâder-i cân-berâberim Evliyâ-yı mâ. Gel senin ile "Evvelu'r-refîk, sümme't-tarîk" fehvâsınca refîk olup beş-on gün içinde taht-ı kadîm-i evvel, sevâd-ı mu‘azzam olan Bursa şehrin seyr [u] temâşâ edüp kalbün âyînesi jeng-i gamdan mücellâ olup mahzûn gönlümüz şâd ve gam-gîn gönlümüz âbâd olup niçe bin ibret-nümâ âsârlâr ve niçe yüz erbâb-ı ma‘ârif cânlar ve mülûk-ı selef-i selâtîn-i âl-i Osmâniyân ve gayrı merâkıd-ı pür-envârları ziyâret edüp husûsan Hazret-i Emîr Sultân'ın âsitânesine yüz sürüp kalbimiz münevver olup cihân cihân cân sohbetleri edelim" dedikde hemân derûnuma bir âteş düşüp ol yâr-ı vefâdârın teklîfiyle tabî‘ata diyâr-ı Bursa'ya gitme arzûları gelüp gûyâ kıbel-i Hak'dan bir 221a ilhâm-ı Rabbânî olup Bismillah deyüp cümle huzzâr-ı meclis, ehibbâ ve dûstânlar, "Mübarek olup sâlimîn ü gânimîn avdet müyesser ola", deyüp hayr du‘â ile bir Fâtiha-i Seb‘u'l-mesânî tilâvet olunup hakîr dahi hemân ol mahalde peder ü mâder ü birâder [ü] hâher haberleri yok iken yigirmi nefer yârân-ı bâ-safâ ile Eminönü'ne gelüp bir Mudanya kayığına süvâr olduk.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 220b–221a ·
metinde göster ·
… mahsûlleri ve Haleb eyâletinde Suruc ve Bombuc kurâlarının mahsûlleri bu kal‘a
kullarına
ocaklık kayd olunup senevî mevâcibleri yetmiş yük akçe olur. Ve eyâlet-i Kars c …
Evvelâ Ar[da]hân-ı küçük, Hocacân ve Zarşâd ve Keçivân 324a ve Kağızmân ve Varîşân ve Kars sancağı paşa tahtıdır. Erba[b]-ı zu‘amâ 7 ve erbâb-ı timar 102, kanûn üzre cebelüleriyle ve paşasının askeriyle cümle üç bin asker-i güzîde olur. Kerrât ile yedi sekiz Acem hânlarına karşu komuşlardır. Alay beğisi ve çeribaşısı ve üç yüz pâyesiyle kadısı ve kal‘a dizdârı ve yedi azeb ağası ve üç oda yeniçeri ağası ve bir oda cebeli ve bir oda topcusu vardır. Ammâ ekseriyyâ çorbacıları neferâtlarıyla Erzurûm'da dururlar. Ve cümle kal‘a neferâtları bin beş yüz güzîde "Benem diger nîst" diyen kuldur. Bu serhadlerde Van kulu ve Kars ve Ahıçka kulu şecâ‘at ve fetâlıkda meşhûrlardır. Bu Kars kullarının senevî mevâcibleri hâssı nehr-i Murâd kenarında Birecik kal‘ası önünde geçit gemilerinin mahsûlleri ve Haleb eyâletinde Suruc ve Bombuc kurâlarının mahsûlleri bu kal‘a kullarına ocaklık kayd olunup senevî mevâcibleri yetmiş yük akçe olur. Ve eyâlet-i Kars cümle on aded kazâdır ve kazâsı, nâhiyesi sekiz adeddir. Şeyhülislâmı ve nakîbü'l-eşrâfı ve a‘yân [u] eşrâfları vardır. Zâdekallah...
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 323b–324a ·
metinde göster ·
… i balık emînidir kim yetmiş yük akçe iltizâmdır. Özi kal‘asıyla kırk pâre kal‘a
kullarına
bu balık emîni mevâcib verüp paşanın arzına altı kîse verüp paşanın arzı mûcebi …
Ve paşanın tahtı Silisre sancağında hâslarının on iki voyvodalığ vardır. 118a Hass-ı hümâyûnu bu voyvodalıklardan hâsıl olur. Evvelâ hâs-ı Babadağı, altı kîse muhâsebesi vardır. Hâs-ı Karasu ve hâs-ı Dobruca ve hâs-ı Deliorman ve hâs-ı Hacıoğlubâzân ve hâs-ı Eskicum‘a ve hâs-ı Pirevadi ve hâs-ı Aydos ve hâs-ı Karnıbat ve hâs-ı şehr-i Silistre. Bu tahrîr olunan hâsların mâlıyla paşa askeriyle sefer eşer ve bu Silistre şehri kânûn üzre üç yüz akçe şerîf kazâdır. Niçe kerre beş yüz akçe pâyesiyle mollalara sadaka alınmışdır. Kazâ-yı hükûmetinde cümle (---) aded nâhiye kurâları var kim her biri birer rabta-misâl ma‘mûr kurâlardır. Senede kadısına otuz kise hâsıl olduğuna şübhe yokdur. Hatta zamânımızda mukîm efendi kırk kîse mâl oldu. Zîrâ re‘âyâsı şer‘-i şerîfe gâyet mutî‘lerdir. Paşasına cümle hâslarından ber-vech-i adâlet Melek Ahmed Paşa efendimiz zabtı üzre kırk bin guruş oldu. Ammâ sâ’ir vüzerâ dahi ziyâde tahsîl eder ma‘mûr eyâletdir. Sâ’ir bâd-ı havâsıyla ve cürm [ü] cinâyetiyle cümle sekiz aded sancağında iki kerre yüz bin guruş olur. Bir hâkimi dahi Tuna Kapudanı Maksûd Ağa'dır. Bir hâkimi dahi gümrük emînidir. Biri dahi sipâh kethüdâyeridir. Biri dahi yeniçeri serdârıdır. Biri dahi şehr voyvodasıdır. Biri dahi muhtesib ağadır. Biri dahi şehir nâ’ibidir. Biri dahi bâcdârdır. Biri dahi harâccıdır. Biri dahi balık emînidir kim yetmiş yük akçe iltizâmdır. Özi kal‘asıyla kırk pâre kal‘a kullarına bu balık emîni mevâcib verüp paşanın arzına altı kîse verüp paşanın arzı mûcebince der-i devlete balık emîninin muhâsebesi görülür. Bir hâkimi dahi kal‘a dizdârıdır. Ve bir hâkimi dahi mezheb-i Nu‘mân ibn Sâbit kim İmâm-ı A‘zam mezhebi şeyhülislâmıdır ve bir hâkimi dahi hasîbü'n-neseb ırk-ı tâhirden nakîbü'l-eşrâfıdır. Ve bir hâkim-i askerîsi dahi cümle erbâb-ı zü‘amâ ve erbâb-ı timara alaybeğisi sancak pâyesiyle hâkimdir. Ve'l-hâsıl on sekizinci hâkimi çeribaşıdır kim cümle erbâb-ı zü‘amâ ve erbâb-ı timar bu çeribaşı cem‘ eder. Tâ bu mertebe âbâdân ve mazbût eyâletdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 117b–118a ·
metinde göster ·
… mîrîye dokuz yük akçe hâsıl olup Van kuluna ve Van deryâsı etrâfında olan kılâ‘
kullarına
bu balık mâlından ulûfe verilir. Ammâ bu Bend-i Mâhî mahalli yılda bir ay bir t …
Nehr-i Bend-i Mâhî: Bârgîrî kal‘ası kurbünde Van deryâsı girer bir boğaz içre cereyân eder. Aşağıda şorcadır, ammâ yukaruda âb-ı zülâldir. İbtidâ hurûcu yine Bârgîrî dağlarından gelüp Bârgîrî altında Bend-i Mâhî mahallinde Van deryâsına mahlût olur. Bend-i Mâhî ol mahaldir kim yılda bir kerre mâh-ı (---)(---) Van deryâsında bir şîrînkârlık nâbûd-nâpeydâ iken ol gün bi-emrillahi Ta‘âlâ Van deryâsının balıkları râygân olup bu Bend-i Mâhî deresinden yukaruya kâmil bir ay niçe kerre yüz bin sağîr ü kebîr gûnâ-gûn mâhîler geçüp andan Bend-i Mâhî Sultân derler, bir ziyâretgâh vardır. Cümle semekeler ol ziyârete varup ol tarafın {su} otlarından ve eğir köklerinden otlayup ve ol sultânı ziyâret edüp bir ândan sonra cümle balıklar gerüye dönecek mahalde Bend-i Mâhî nâm mahalli Van defterdârı tarafından bir ağa bend edüp cümle balıklar yukaru derelerde mahpus kalup aşağı Van deryâsına geçmediklerinden Bend-i Mâhî derler. Ba‘dehû defterdâr ağası bâlâda mahpus kalan mâhîleri niçe yüz re‘âyâ vü berâyâ huddâmlarıyla balıkları sayd edüp tuzlar. Anda niçe bin Acem bâzergânları ve Gökdolak Ermenîleri bu mâhîleri mîrîden alup niçe yüz bin deve yükü tuzlu balığı diyâr-ı Acem'e ve Lahîcân ve Bakü ve Âzerbaycân'a götürürler. Gâyet lezîz ve semîn mâhîleri vardır. Bu semekelerden mîrîye dokuz yük akçe hâsıl olup Van kuluna ve Van deryâsı etrâfında olan kılâ‘ kullarına bu balık mâlından ulûfe verilir. Ammâ bu Bend-i Mâhî mahalli yılda bir ay bir temâşâgâhdır kim bir kimesne geçen balıkları sayd [u] şikâr etmeğe kâdir değillerdir. Emn olmağile cümle mâhîlere ma‘lûm olup rûy-ı mâda şinâverlik edüp reftâr ederek kadd [ü] kâmet gösterek asla âdemden kaçmayup gûnâ-gûn şîvekârlık ederek ubûr etdiklerinde el-azametullah ol günlerde niçe kerre yüz bin elvân mâhîlerin eşkâlleri ve elvânları temâşâ olunur. Sübhânu'l-Hallâku'l-Bâkî.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 237b ·
metinde göster ·
mevâcib verir yedi yük akçe iltizâmdır. (---)(---)(---)(---)
Bu kapunun deryâ tarafı cânibi kıbledir ve bu kal‘a içre cümle hâk-i pâk ile mestûr üç yüz elli aded hâne-i ma‘mûrlar vardır. Süleymân Hân'ın bir câmi‘i ve bir hammâmı ve bir hânı ve yigirmi mikdârı dükkânı vardır. Gayri imârât-ı azîmelerden bir ebniyye-i âliyeler yokdur. Ve bu kal‘a Van eyâletinde Muş paşasının tahtıdır. Beğinin hâssı taraf-ı pâdişâhîden 410.000 yük akçedir. Ve kânûn üzre ber-vech-i adâlet beğine beher sene yigirmi kise olup beş yüz âdemle sancağı kurâların zabt [u] rabt eder. Erbâb-ı zu‘amâsı cümle 44 adeddir ve erbâb-ı timârı 148 adeddir. Alâybeğisi ve çeribaşısı vardır. Kânûn üzre cebelüleriyle bin mikdârı Muş sahrâsı bîhûş asker olup beğleri livâsı altında me’mûr oldukları sefere giderler. Ve yüz elli akçe pâyesiyle kazâ-yı âsumânîdir kim senevî kadıya iki kise olur. Şeyhülislâmı ve nakîbi ve kethudâyeri ve serdârı yokdur. Ammâ şâhbenderi ve bâcdârı ve muhtesibi ve subaşısı vardır. Bir hâkimi dahi kal‘a dizdârıdır kim cebecilere ve yeniçerilere hükûmet eder. Zîrâ Âsitâne tarafından gelir dizdârdır. Ve cümle yüz aded kal‘a neferâtları var, her şeb mehterhânesi çalınır, neferâtları cümle âmâdedir ve kifâyet mikdârı envâ‘ından cebehâneleri ve kırk aded sağîr ü kebîr şâhî darbzen ve kolomborna topları vardır ve leb-i deryâdaki iskelesinde gümrük emîni oturup cemî‘i gelen keştîlerin metâ‘larından öşr-i sultânî alup kal‘a kullarına mevâcib verir yedi yük akçe iltizâmdır. (---)(---)(---)(---)
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 239b ·
metinde göster ·
… aded tevâbi‘iyle yedi yüz kalemden mâl-ı pâdişâhî tahsîl edüp yetmiş aded kılâ‘
kullarına
ve sâ’ir erbâb-ı vezâ’ife vazîfe-i mu‘ayyenelerin verüp üst haftanıyla paşa dîv …
İkinci hâkimi örfî, yukaru kal‘ada dergâh-ı âlî yeniçerilerinin haseki ağalarından bir müte‘azzım yeniçeri ağasıdır. Zamânımızda Deli Abdî Ağa nâm bir ağa-yı hümâm idi kim altı odada üç bin yeniçeriye hâkim idi. Üçüncü hâkim ağa, başçavuşdur. Dördüncü yeniçeri efendisidir, beşinci cebecibaşıdır kim üç odada bin aded cebeciye hâkimdir. Altıncı, topçubaşıdır kim iki odada bin aded topçulara hâkimdir. Bunlar kerr ü ferr ü dârâtları müte‘azzım Âsitâne ağalarıdır kim her Cum‘a alây ile paşa dîvânına gelirler. Yedinci hâkim, paşa kethudâsıdır, sekizinci paşa müsellimidir, dokuzuncu paşanın şehir subaşısıdır. Onuncu pâdişâhın mâl defterdârı Şânî Efendi'dir kim hâssı 64.870 akçedir. Yüz elli aded tevâbi‘iyle yedi yüz kalemden mâl-ı pâdişâhî tahsîl edüp yetmiş aded kılâ‘ kullarına ve sâ’ir erbâb-ı vezâ’ife vazîfe-i mu‘ayyenelerin verüp üst haftanıyla paşa dîvânına gelmeğe me’mûrdur. On birinci zâbit, çavuşlar kethudâsıdır. On ikinci çavuşlar emînidir. On üçüncü çavuşlar kâtibidir. On dördüncü tîmâr defterdârıdır. On beşinci defter emînidir. On altıncı rûznâmecidir. On yedinci muhâsebecidir. On sekizinci mukâta‘acıdır. On dokuzuncu menkûfâtçıdır. Mezkûr dokuz aded dîvân halîfeleri taraf-ı pâdişâhîden ru’us-ı hümâyûn ile mutasarrıf hâkimlerdir kim kânûn-ı Süleymân Hân üzre ze‘âmetleri hâssı 60.999 akçedir. Bunlar dahi paşa ile sefer eşmek kânûndur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 253b ·
metinde göster ·
sehel olsun içün ol gice ol matar-ı rahmeti evc-i semâdan sakka muşkundan boşan …
Hikmet-i Rabbü'l-izzet, kullarına sehel olsun içün ol gice ol matar-ı rahmeti evc-i semâdan sakka muşkundan boşanur gibi yağdırup mezkûr türâbı hamîr-i çamîr-i tîn-ı tahmîr eder. Cenâb-ı Hallâk-ı ezel ol mahalde bir zelzele-i azîm verüp mezkûr türâb kûh-ı Demâvend-misâl iken bir kerre gürleyüp Süleymâniyye minâresi kaddi yerden türâb uçup sahrâ-yı Van'a müstevlî olup hamd-i Hudâ bir âdeme ve bir devâbâta zarar isâbet etmedi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 262a ·
metinde göster ·
… âhirlerin kırat-be-kırat tahrîr edüp paşaya Allah emâneti verilüp paşa dahi Van
kullarına
teslîm edüp Van kal‘ası hazînesinde hıfz olundu ve sa‘âdetlü pâdişâhın tecdîd-i …
Ve hân-ı cedîd Ziyâeddîn Hân şehr-i Bitlîs'in ahâlîlerine âdet-i kadîmeleri üzre kudümiyye üç yüz kise mâl cem‘ edüp paşaya kâmil yüz kise hizmet edüp beşer tula at ve on katar-ı katır ve on zırh ve on gulâm ve beş aded pâkîze duhter-i gül-endâm ve bir otak-ı nakş-ı bukalemûn-ı benâm ve elli şemmâme amber-i hâm verdi ve yeni hân sa‘âdetlü pâdişâha tecdîd-i berât içün yüz kise mâl vermeğe ta‘ahhüd edüp bâlâda tahrîr olunan üç kıt‘a sandûkaları tekrâr açup cemî‘i cevâhirlerin kırat-be-kırat tahrîr edüp paşaya Allah emâneti verilüp paşa dahi Van kullarına teslîm edüp Van kal‘ası hazînesinde hıfz olundu ve sa‘âdetlü pâdişâhın tecdîd-i hükûmet berâtı masrafına ve Âsitâne'de sadrıa‘zama dahi elli kise vermeğe hân ta‘ahhüd edüp üzerine Mataracı Deye Mehemmed Ağa me’mûr oldu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 279a ·
metinde göster ·
Ancak bu hakîrin akl-ı kasîrı üzre Cenâb-ı Hallâk, âlem[e] sun‘un ızhâr içün ve
kullarına
kudretin bildirmek içün Tûfân-ı Nûh'da temevvüc-i deryâya emr edüp bu kûhun tür …
Ancak bu hakîrin akl-ı kasîrı üzre Cenâb-ı Hallâk, âlem[e] sun‘un ızhâr içün ve kullarına kudretin bildirmek içün Tûfân-ı Nûh'da temevvüc-i deryâya emr edüp bu kûhun türâbın sahrâ-yı Hemedân'a çekdirüp kayanın altı boş kalup görenler engüşt ber-dehen edüp âlem-i hayretde kalır. Bu dünyâda nazîri yok bir kûh-ı Bî-sütûn'dur. Ammâ zirve-i a‘lâsı bir yaylağ-ı azîmdir kim bunda olan gül-i gülistânlar ve cârî âb-ı revânlar içre niçe bin elvân mâhîler ve cemî‘i Bağdâd halîfelerinin harâb u yebâb âsâr-ı binâları zâhir maksûreleri var ve niçe Ekrâd ve Türkman Avşarı ve Yakaman u Sadak yaman Türkmanları yaylalanırlar. Ve niçe kerre yüz bin aded hayvânâtlarıyla altı ay safâlar edüp vakt-i şitâ irince Dümdümî ve Dümbülî ve Sehend ve Rûmiyye ve Salmas sahrâlarında sevâhillenirler. Böyle bir kûh-ı Bî-sütûn'dur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 309b ·
metinde göster ·
… Şecerü'd-dür yanında medfûndur. Âl-i Eyyûbiyân bunda inkırâz buldu ve saltanat
kullarına
intikâl etdi}. Ammâ efvâh-ı nâsda galat-ı meşhûr evlâ olup Hasankeyf kal‘ası de …
{Ba‘dehû bu Turan Şâh-ı Mu‘azzam Dimyat kal‘asın İşpaniye Firengî destinden halâs eyleyüp Mısır'a geldikde sene 648 târîhinde kendü kulları Turan Şâh üzre gulüvv edüp şehîd etdiler. Müddet-i saltanatı ancak yetmiş gün oldu. Ammâ gazâlarda ve kal‘a-i Hasankeyfâ'da çok hilâfet etdi. Mısır'da vâlidesi Şecerü'd-dür yanında medfûndur. Âl-i Eyyûbiyân bunda inkırâz buldu ve saltanat kullarına intikâl etdi}. Ammâ efvâh-ı nâsda galat-ı meşhûr evlâ olup Hasankeyf kal‘ası derler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 388b ·
metinde göster ·
… e Paşa-yı müdebbir Tatar Hân'a ve yalı ağasına ve Bucak Tatarı ot ağaları ve et
kullarına
ve Eflâğ ve Boğdan beğlerine "Hâzır-bâş olasız" deyü kapucubaşıların gönderüp H …
Bu mahalde Paşa-yı müdebbir Tatar Hân'a ve yalı ağasına ve Bucak Tatarı ot ağaları ve et kullarına ve Eflâğ ve Boğdan beğlerine "Hâzır-bâş olasız" deyü kapucubaşıların gönderüp Hacıoğlu'nda üç gün meks ederken ale's-sabâh,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 34a ·
metinde göster ·
Ba‘de'z-ziyâfe bu mahalde cümle Bucak Tatarlarına ve cümle et
kullarına
destûr verilüp cümle vatanlarına gitdiklerinde Hân hazretleri Akkirmân altında …
Ba‘de'z-ziyâfe bu mahalde cümle Bucak Tatarlarına ve cümle et kullarına destûr verilüp cümle vatanlarına gitdiklerinde Hân hazretleri Akkirmân altında seksen yedi bin asker ile yalnız kaldıkda Paşa, Hân-ı âlîşândan üç gün gece kalmasıyçün ricâ edüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 51a ·
metinde göster ·
ve Karaçilere ve yüz aded kuşaklık hil‘at-i zerdûz ve elli çift hil‘at-i evsat …
Ve andan cemî‘i mirzâlara ve boybeğlerine ve kapu kullarına ve Karaçilere ve yüz aded kuşaklık hil‘at-i zerdûz ve elli çift hil‘at-i evsat ve yüz çift hil‘at-i ednâ ve yüz yetmiş kereke çuka çekmanlar ve hil‘atlar geydirilüp ba‘dehû gülâb ve buhûr verilüp ba‘de'd-du‘â ve senâ Hân kalkacak mahalde Paşa koltuğuna girüp otak bâbına dek piyâde giderken Hân hazretleri Paşa'ya, Rakofçi Kral'ın taburdan alınan vezîri Kemen Yanoş'u ve Apopi Mihâl'ı Paşa'ya hedâyâ verdikde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 51b ·
metinde göster ·
… 'a ve Yanık'a ve İsmâ‘îl ve İbrâ’il ve İshâkcı ve Hırsova ve Tulça kal‘alarının
kullarına
cümle bu balık dalyanı mahsûlünden ulûfe verüp mukata‘a-i azîmdir. Eğer tâli‘-i …
Ba‘dehû Özü kal‘alarına ve Akkirmân'a ve Yanık'a ve İsmâ‘îl ve İbrâ’il ve İshâkcı ve Hırsova ve Tulça kal‘alarının kullarına cümle bu balık dalyanı mahsûlünden ulûfe verüp mukata‘a-i azîmdir. Eğer tâli‘-i menhûsuna Tuna'dan balık çıkmazsa mezkûr kılâ‘ların neferâtları emîn ağayı haps etdirüp bir hasır üzre ağayı koyup bi-eyyi vechin kân mevâciblerin alırlar. Eğer ağa-yı mûmâ-ileyhin tâli‘-i meymûnu olursa balık vefret üzre çıkup cümle kal‘a neferâtlarına mevâcib-i mu‘ayyenelerin verüp eline neferâtlardan temessükâtlar alup hîn-i ihtiyâcdan zahriyyelerin defterdâr paşaya ibrâz edüp muhâsebesi görülüp bâkî mahsûlü kendüye kalır. Hâsıl-ı kelâm taht mansıbı bir musibet hükûmetdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 65b ·
metinde göster ·
Ve bir hâkimi dahi şeyhülislâmdır ve bir hâkimi nakîbüleşrâfdır ve sipâh kethüdâyeri ve kapukulu yeniçerisi serdârı üç oda yeniçeri ağasıdır ve cebeciler serdârı ve topçular serdârı. Bunlar Âsitâne tarafındandırlar, yerli kul değillerdir. Ve gümrük emîni ve muhtesib ağası ve anbâr emîni ve bâcdârı ve mi‘mârbaşı ve şehir subaşısı ve harâc ağası kavli üzre bu eyâletde otuz altı bin aded keferelerden harâc alınup kullarına mevâcib verilir, zîrâ eyâletinde cümle (---) aded kılâ‘ların neferâtlarına defterdâr bu cizyelerden ulûfe verir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 118a ·
metinde göster ·
… nde cümle yetmiş üç bin aded re‘âyâlardan cizye alınup yüz yetmiş üç pâre kılâ‘
kullarına
mevâcib verilir.
Ve bir hâkim-i şer‘i dahi şeyhülislâmdır ve bir hâkimi nakîbüleşrâfdır ve bir hâkimi dizdâr ağadır ve bir hâkimi sipâh kethüdâyeridir ve bir hâkimi kapukulu serdârıdır ve bir hâkimi Budin yeniçerilerinin ağasıdır kim bu şehir halkının ekseri Budin ve Egre yeniçerisi geçinirler ve cebeciler serdârı ve topçular serdârı ve gümrük emîni ve muhtesib ağası ve bâcdârı ve mi‘mârbaşı ve şehir subaşısı ve harâc emîni ağası kavli üzre Bosna eyâletinde cümle yetmiş üç bin aded re‘âyâlardan cizye alınup yüz yetmiş üç pâre kılâ‘ kullarına mevâcib verilir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 128b ·
metinde göster ·
… yine dest-i küffârda kaldı. Hikmet-i bâliğe-i Rabbü'l-âlemînindir kim bu zemîni
kullarına
eğlenmek içün yevm-be-yevm kırat-be-kırat verir, lâ-yüs’elü ammâ yef‘aldir.
mazmûnu üzre bu Rüstem Paşa'nın bu Hırvat ve Islovin ve Zagrab ve Turova vilâyetlerin harâb [u] yebâb ve halkını kebâb etdiğinden cümle küffâr müte’ellim olup Nemse çâsârından ve Hersek beğlerinden ve Islovin seglerinden ve Mekemorya banlarından yüz elli bin küffâr-ı bî-dîn domuz topu olup Arapça kelâmı üzre cümle küffâr asâkir-i İslâma bir yerden hücûm edüp hikmet-i Hudâ, esnâ-yı savaş-ı perhâşda Rüstem Paşa'ya bir tüfeng âlet-i Fireng kurşumu isâbet edüp esnâ-yı cerâhatde yine at üzre, "Bire koma gâzîlerim" deyü guzât-ı müslimîni cenge terğîb edüp mecrûh olduğun bir ferd-i âferîdeye keşf-i râz etmeyüp yigirmi binden ziyâde küffâr-ı hâksâr dendân-ı kılıçdan geçüp âhir kendisi de bî-tâb ü bî-mecâl sehel batıyyü'l-hareke olup vakt-i gurûb dahi oldukda küffâr bir tarafa asâkir-i kerrâr dahi bir tarafa olunca nısfu'l-leylde Rüstem Paşa cam-ı şehâdeti nûş etdikde cümle guzât ol gece kal‘a-i Kinin'e selâmetle dahil olunca küffâr yine Yenihisâr'a ve kal‘a-i Siska'ya ve kal‘a-i Zagrab'a istîlâ edüp ol takrîb ile mezkûr kal‘alar yine dest-i küffârda kaldı. Hikmet-i bâliğe-i Rabbü'l-âlemînindir kim bu zemîni kullarına eğlenmek içün yevm-be-yevm kırat-be-kırat verir, lâ-yüs’elü ammâ yef‘aldir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 156a ·
metinde göster ·
… tâb u bî-mecâl kaldı. Ba‘dehu Salı gün oldu aliyye dîvân olup cemî‘i Âl-i Osmân
kullarına
beş bin kîse ulûfe çıkacağı gün idi, Paşa "Dîvâna gidemem" deyü cümle tevâbi‘in …
Hikmet-i Hudâ ol gün Melek Ahmed Paşa dîvânda ta‘âmı çok yeyüp ve bîgâneler elinden gûnâ-gûn eşribeler nûş etmeğile sehel şikeste-hâtır olup Sadrıa‘zam izniyle Kubbealtından sarâyına bâzâr gün gelüp bî-tâb u bî-mecâl kaldı. Ba‘dehu Salı gün oldu aliyye dîvân olup cemî‘i Âl-i Osmân kullarına beş bin kîse ulûfe çıkacağı gün idi, Paşa "Dîvâna gidemem" deyü cümle tevâbi‘ine haber etdi. Hemân hakîr içerü paşa yanına girdikde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 45a ·
metinde göster ·
… sarâyı kurbunda serâperde-i çetr-i mülammâ‘-ı Osmânî'de karâr-dâde olup cemî‘i
kullarına
bin kîse mâl ihsân u in‘âm-ı âm 49b edüp kat‘-ı menâzil ve tayy-ı merâhil ede …
"Âyâ ne cânib azm-i râh etsem?" derken hikmet-i Hudâ sene 1073 Şa‘bân'ında sa‘âdetlü pâdişâh-ı âlem-penâh Sultân Mehemmed Hân-ı âlîcâh Nemse gazâsına teveccüh edüp deryâ-misâl alay-ı azîm ile İslâmbol'dan çıkup Dâvûdpaşa nâm sarâyı kurbunda serâperde-i çetr-i mülammâ‘-ı Osmânî'de karâr-dâde olup cemî‘i kullarına bin kîse mâl ihsân u in‘âm-ı âm 49b edüp kat‘-ı menâzil ve tayy-ı merâhil ederek şâhrâh ile Edirne mahmiyyesine revâne oldular. Bu hakîr dahi bir gayri yoldan,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 49a–49b ·
metinde göster ·
… nata munazzam olup sene (---) mâh-ı (---) günü serâperde-i hüsrevânîsinde cümle
kullarına
ziyâfet-i azîm edüp Köpürlüzâde Fâzıl Ahmed Paşa'yı mühr-i Süleymânî ve sancağ- …
"Pâdişâhım ecdâd-ı ızâmın Sultân Murâd Hân-ı Sâlis sene 1003 târîhinde Yanık kal‘asın be-dest-i Sinân Paşa feth etmişdi. Küffâr-ı dûzah-karâr bir hîle ile kal‘a-i Yanık'ı alup içinde olan cümle izâbı kırup hâlâ ol zamândan berü kal‘a-i Yanık dest-i kâfirde kalup câmi‘lerimiz hâlâ kenîse olmuşdur. Alaman kâfiri elinden câmi‘lerimizi kurtarmak pâdişâhıma lâzımdır" dediklerinde cümle iş erleri ve cümle ocak pîrleri Nemse çâsârından intikâm alınmasıyçün Fâtiha-i şerîfe tilâvet olunup Sarây meydânında serâperde-i hümâyûn önüne du‘â vü senâlar ile tuğ-ı şâhîleri diküp cemî‘i memâlik-i mahrûselere ser-bevvâbân-ı dergâh-ı âlîler asâkir-i İslâm sürmeğe gidüp cemî‘i sefer mühimmâtları görülüp şehr-i Edirne'de nâdîler nidâ etdikde sa‘âdetlü pâdişâh-ı kişver-güşâ izz ü şevket-i şehinşâhî cünbân ve nâmûs-ı saltanata munazzam olup sene (---) mâh-ı (---) günü serâperde-i hüsrevânîsinde cümle kullarına ziyâfet-i azîm edüp Köpürlüzâde Fâzıl Ahmed Paşa'yı mühr-i Süleymânî ve sancağ-ı Resûlullâh ile Yanık kal‘ası üzre diyâr-ı Alman'a serdâr-ı mu‘azzam edüp eğnine bir semmûr ve bir zerdûz hil‘at-i şâhî geydirüp bir alay-ı azîm ile vezîr-i müşterî dânâ serâperdesine revâne oldu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 52a ·
metinde göster ·
… kâfirlere eğlence içün kırât be-kırât verir yine aldırır. Hulâsa-i kelâm hemân
kullarına
bu dünyâyı eğlence verir. Her pâdişâh bir vilâyet alup bir mülke mâlik oldum za …
Bundan anlanan oldur kim "Bu dünyâ al ver dünyâsı imiş. Cenâb-ı Bârî yârî kılup mülkünü kâh müselmâna ve kâh kâfirlere eğlence içün kırât be-kırât verir yine aldırır. Hulâsa-i kelâm hemân kullarına bu dünyâyı eğlence verir. Her pâdişâh bir vilâyet alup bir mülke mâlik oldum zann edüp yine ol mülki bırağup elden çıkarır. Hemân hemân bu âyet üzre Arapça dır."
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 76b ·
metinde göster ·
… çizme-bahâ gönderdiği on iki bin altun bu kapukulu ulûfesi içün irsâl olup kapu
kullarına
taksîm olur.
Ammâ ol asırda kâmil on iki bin kapu kulları imiş. Mürûr-ı eyyâm ile bu tâ’ifeler coyılup, ya‘nî bozulup üç binden ziyâde kalmışlardır. Lâkin yine "Etrâf düşmanlarında on iki bin Kırım'ın kapulusu var" deyü add olunur. Hâlâ hân kulu şeklinde kalmışlardır, ammâ Tatar değillerdir, bir alay Abaza ve Çerkes ve Gürcî kavmi evlâd-ı evlâdlarıdır. Ve Âl-i Osmân'a bunlardan cemî‘i zamânda hıyânet sâdır olmamışdır. Hattâ Âl-i Osmân bir sefere hareket eylese Tatar hânlara çizme-bahâ gönderdiği on iki bin altun bu kapukulu ulûfesi içün irsâl olup kapu kullarına taksîm olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 125b ·
metinde göster ·
… e bükeçlere ve kalga ve nûreddîn ve Mansûrlu ve Sincivitlere ve Dayirli ve kapu
kullarına
yine ke'l-evvel ihsânlar edüp Fâtiha tilâvet edüp birer altun kızılga alıncak o …
Âhır-ı kâr vakt-i zuhurda mâbeyne muslıhîn girüp yüz bin aded nâ-bâliğ kopnaları ve devke ve marya câriyeleri ulemâ ve sulehâ ve meşâyihân ve kudât ve biyim ve bükeçlere ve kalga ve nûreddîn ve Mansûrlu ve Sincivitlere ve Dayirli ve kapu kullarına yine ke'l-evvel ihsânlar edüp Fâtiha tilâvet edüp birer altun kızılga alıncak oldu. Ve ol gün bu şe’âmet ve bid‘at kemâ yenbagî def‘ [u] ref‘ oldu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 196b ·
metinde göster ·
… p kırk kîse masrûf edüp yine kırk yük akçe kal‘a içün vakf eylemişdir kim kal‘a
kullarına
vakıfdır kim bu kal‘a kullarının vazîfe-i mu‘ayyeneleri taraf-ı pâdişâhîden değ …
Nâhiyesi (---) aded kurâlardır. Kethudâyeri ve yeniçeri serdârı ve kal‘a dizdârı ve kırk aded merdüm-hisârı ve muhtesibi ve bâcdârı vardır, ammâ şeyhülislâmı ve nakîbü'l-eşrâfı yokdur, zîrâ şehr-i mu‘azzam değildir. Kal‘asını izn-i pâdişâhî ile Hamza Beğ ta‘mîr ü termîm edüp kırk kîse masrûf edüp yine kırk yük akçe kal‘a içün vakf eylemişdir kim kal‘a kullarına vakıfdır kim bu kal‘a kullarının vazîfe-i mu‘ayyeneleri taraf-ı pâdişâhîden değil Hamza Beğ evkâfından verilir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 241b ·
metinde göster ·
… ahfûz olup balık dalyanları yapup gûnâ- 249b gûn mâhîler çok olup cümle kal‘a
kullarına
andan ulûfe ve pâdişâhımıza niçe hazîne hâsıl olur ve şehrimiz balık ile gâyet …
"Bu kal‘amız olan yer Rûmeli tarafına sehel yer muttasıldır. Anı kûhkenlerle Ferhâd gibi keselim. Kal‘a ve şehrimiz cezîre olup düşmandan masûn ve mahfûz olup balık dalyanları yapup gûnâ- 249b gûn mâhîler çok olup cümle kal‘a kullarına andan ulûfe ve pâdişâhımıza niçe hazîne hâsıl olur ve şehrimiz balık ile gâyet ganîmet olur" deyü İskender'e bu minvâl-i meşrûh üzre arz etdikde arzı hayyiz-i kabûlde vâki‘ olup,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 249a–249b ·
metinde göster ·
… Ağa'ya ve sâ’ir bölük ağalarına ve cümle serdengeçdi ağalarına ve Mısır ve Şâm
kullarına
tenbîh ü te’kîdler gidüp herkes gediklerinde hâzır ve mevcûd bulunmağa fermân o …
makâl-i hakîkat-me’âl ile küffâr-ı hâksârın ve füccâr-ı sakar-karârın i‘timâd eyledikleri metânet ve istihkâmı ademden ma‘dûd edüp yevmen fe-yevmen nakl-i toprak ile meterisler yürütüp handaka karîb a‘dâ-yı dînin sedd-i râh içün ihdâs eyledüğü zîr-i hâkde iri iri ağaçlardan çatma şaranpav tabyalarına karîb varıldıkda düşman cevânib-i erba‘ada mânend-i katarât-ı bârân top ve kumbara ve havân taşları yağdırup zîr-i hâkde olan tabyalardan lâ-yenkatı‘ tüfengler ve el kumbaraları atup ve lağım püskürmeleri ve âlât-ı hiyel ü şeytânat-ı garîbeler ile âteşler saçup bu minvâl üzre asâkir-i İslâmın şeş cihetleri âteş-i Nemrûd iken uğur-ı dîn-i mübînde bezl-i vücûd-ı nâzenîn-i cân-ı azîz edüp semender-vâr-ı nâ’ire-i ceng ü peykârda sarf-ı miknet ve ikdâm-ı iktidâr ile handakdan hâric olan tabyalarının ba‘zıların nakl-i toprak ile basdırup ve ba‘zıların lağımlar ile hedm edüp ve ba‘zıların top-ı kûp kazan kumbaralar ile nâbûd edüp ve niçelerin şîrân-ı dilîrân-ı meydân-ı veğâlar yürüyüş ile ahz ü kabz edüp handakı ve leb-i deryâda Kızıl tabyaya mülâhık olan mevâni‘leri balyemez toplar ile hedm edüp asıl dîvâr-ı kal‘ada olan Kızıl tabyaya dest-res edüp altına niçe yerden üçer dörder hazîneli lağımlar olunup burc-ı bârûsun ejder-sıfat toplar ile berâber turâb edüp ve esâs-ı bünyâdın lağımlar ile harâb [u] yebâb edüp kezâlik Göllük cânibinde olan meterisler dahi vech-i meşrûh üzre nakl-i toprak ile asâkir-i İslâmı yürüdüp dâ’ire-i tasavvurdan hâric mukâtele ve muhârebeler ile kal‘adan munfasıl zîr-i hâkde tabyaların ve sedd-i râh olan parmaklıkların ve cümle mevâni‘ olan şaranpav nâm hıyel ü şeytânatların ahz ü kabz u hedm edüp ma‘rûf olan Kum[lu] tabya kurbunda asıl kal‘a dîvârına lağımlar olunup tersâhânenin dîvârın yıkan demâr toplar ile hâk ile berâber kılup ve'l-hâsıl iki koldan kal‘aya gedikler ve gûnâ-gûn rahneler olup arûs-ı feth ü zafer-me’ser zuhûra cilve-ger olmak müşâhedesinde iken levâyih-i aliyye ve sevânih-i lâriye hâlâtı mukârenetiyle olan zafer ve vusûl-ı ayn-ı(?) hülûl ve ebvâb-ı feth u duhûl meşrûh olduğu nümâyân-ı ulu'l-ebsâr ve mefhûmu kerîmi, Arapça be-dîdâr olmağile vech-i sâbık üzre mürûr-ı şitâ edüp i‘tidâl-i hevâ olunca zabt olunan gediklerinde meks ü karâr olunup bu hâl-i nusret-me’âl üzre melâ‘în ü hâsirîn kal‘anın metânet ve istihkâmına kemâl mertebe i‘timâd etdikleri yerlerden gedikler açılup neheng âheng toplar (toplar) ile limana gemileri hurûc ve duhûlde men‘ u mesdûd olmak ile kal‘a-i metîneleri ellerinden çıkacağın mukarrer bilüp lâkin temerrüd-i şeytânîleri üzre inâd-ı vesvâsı ve hîle ve hannâsı ellerinden fürunihâde etmeyüp mürûr-ı şiddet-i şitâ edince hedm-i hâkile yeksân olan dîvârların bâ-husûs Kızıl tabya verâsında amîk handaklar hafr edüp ve lağım kuyuları açup müceddeden bir dîvâr-ı azîm medd-i sedd edüp Kızıl tabya altına mülâsık ve leb-i deryâ ile vâki‘ olan sengistânı süfte ve zemîn-i hâke lağımlar etdirüp zîr-i sengistânda dörd tarafa lağımlar hâzırlayup kal‘anın Kızıl tabya câniblerinin iç tarafında kal‘anın rub‘ hissesine varınca muttasıl parmaklıklar ve şaranpavlar ve zîr-i zemînde cengci tabyaları edüp iç tarafda dahi dörd tarafa kol kol mühlik lağımlar edüp intihâsında dahi bir cedîd mîl-i hadîd kal‘a dîvârı çeküp üzerine elli adedden ziyâde balyemez toplar vaz‘ edüp dahi ilerisine meterisler ve sıçan yolları edüp niçe bin şeytânatlar ile her şeylerin hâzır ve âmâde edü[p] i‘tidâl-i hevâ olunca düşman-ı dîn açılan gediklerin verâsında dürlü dürlü hiyel ü şeytânatlar ve envâ‘-ı istihkâmlar ve metânet üzre her tedâriklerin görüp hâzır-bâş oldular. Ve Göllük cânibinde olan zemîn alçak ve [bâ]rân seyli(?) ve emvâc-ı deryânın karârgâhı ve mahalli dahi teng olduğundan gayri dörd koldan a‘dâ-yı dînin topları meterislere havâle olmağile Su kullesinde ve tersâhâneden ve Kumlu tabyadan ve Aktabyadan elliden mütecâviz zencîr ile balyemez topların ve kumbaralar ve taş atar havân topların meterislere havâle edüp 327b leyl ü nehâr lâ-yenkatı‘ topların atup mülûk-ı nasârâdan dahi imdâdları gelüp bâ-husûs vakt-i şitâ ve şiddet-i sermâ ve kesret-i emtâr olmağile seyl-i bî-girân cümle meterisleri cümle su basup emvâc-ı deryâdan zîr ü zeber olup pây-ı guzât pâydâr olmayup şeb [ü] rûz usretler çekilüp her cânib meterislerinin hıfz [u] hırâsetleri müşkil iken yine cünûd-ı muvahhidîn ve kümât-i zafer-karîn bu mahalde emvâc-ı deryânın karârgâhında uğur-ı dîn-i mübînde mebrak-ı mekînde(?) ve meşakkat ü zahmetin ihtiyâr eden a‘dâ-yı dîn ile leyl ü nehâr kâr-ı zârdan bir ân hâlî olmayup lâkin meterisler böyle teng mahalde olmağın küffâr ikide birde taşra meterisleri basmak fikrinde olup birkaç kerre taşra çıkup meterisleri zabt etmeden hâlî olmayup husûsan Fransa la‘înden kalyonlar ile imdâdı gelmekle Göllük'de olan meterisleri basmağa kasdı tedâriklerinden guzât-ı müslimîn haberdâr olup Göllük kolunda serdâr-ı mu‘azzam olan Haleb Vâlîsi Ebü'l-hayr İbrâhîm Paşa-yı hûrşîd-i münîr hazretleri Göllük koluna me’mûr olan mîr-i mîrân-ı zevi'l-ihtirâmlara ve Zağarcıbaşı Zülfikâr Ağa'ya ve sâ’ir bölük ağalarına ve cümle serdengeçdi ağalarına ve Mısır ve Şâm kullarına tenbîh ü te’kîdler gidüp herkes gediklerinde hâzır ve mevcûd bulunmağa fermân olundukda küffâr-ı şekâvet-şi‘ârın hurûcuna cümle guzât müterakkıblar iken sene (---) mâh-ı (---) gününde vakt-i Şâfi‘îde derûn-ı kal‘ada mahsûr olan a‘dâ-yı makar-sa‘îr-i bed-tedbîr-i hezîmet-gîrleri üzre kal‘adan tulû‘ edüp üç koldan hurûc ve meterisler üzre hücûm-ı mehcûm eyledikde dahi Şâfi‘î vaktinde göz gözü görmez iken asâkir-i İslâm mânend-i süreyyâ-nizâm tekbîr ü gülbâng-ı Muhammedî getirüp meterislerden bi'l-müvâcehe küffâra karşu varılup tüfeng ü tîr ü selle seyf-i âteş-te’sîr ile küffâr a‘dâ ve nâ’ire-i ceng-âşûb germiyyet ile üç sâ‘at mikdârı harb ü darb olup inâyet-i Bârî yârî kılup nesîm-i feth [u] zafer taraf-ı cünûd-ı nusret-karînden vezân ve kesr ü hezîmet-eser leşker-i müşrikînde nümâyân olmağile a‘dâ-yı bed-girdâr füccâr-ı murdâr kal‘aya firâr ve kırkdan mütecâviz beğzâde ve kapudanları ve (---) den ziyâde kefereleri âteş-i harb ile ittisâl-i nîrân kılınup cümle (---) binden mütecâviz küffârları esîr-i bend-i zencîr olunduklarından mâ‘adâ bizzât serdârları olan Fransa şehzâdesi savaş-ı perhâşda gâ’ib olup lillâhi'l-hamd ve'l-minne böyle sa‘b yerde ve böyle teng mahall-i şâfi‘îde böyle gazâ-yı ekber asâkir-i nusret-me’sere nasîb olup böyle yüz aklık ve a‘dâ-yı dîne böyle rû-siyâhlık tafsîli emr-i muhâl olup bu ma‘reke-i nusret-encâmdan sonra melâ‘în-i hâsirîn bir dahi kal‘adan baş göstermeğe kâdir olmayup verâ-yı cidârda püskürme nâm lağımlar atmağa cidd [ü] ihtimâma başlayup âlât-ı âteş-bâzlıklar ile ceng ederek şiddet-i sermâ da mürûr ve i‘tidâl-i hevâ hulûl etmeğile asâkir-i İslâm-ı nusret-encâm pây-ı ikdâma hareket ve Kızıl tabyanın hedm olunmasına rağbet edüp niçe yerlerden kal‘aya duhûl olmak üzre meterislere mübâşeret ve niçe ceng [ü] harb ile ve i‘mâl-i lağımlar ile Kızıl tabyanın tâ bâlâsına urûc etmek üzre iken a‘dâ-yı dînin mukaddemâ Kızıl tabyaya mülâsık ve leb-i deryâda meterisler yolunda vâki‘ olup süfte eyledüğü yerlü kayalarda lağımlara âteşler eyledikde umûmen kal‘a ve meterisler mütezelzil ve şiddet-i lağımlardan mânend-i kulle-i kûh yerlü kayalar mevzı‘larından mübeddel ve küffârın altlarında olan lağımât ve meterisleri zelzeleden zîr ü zeber olup bu mertebede lağımlara efârît-i Süleymânî tâkat getirmek emr-i muhâl iken inâyet-i Bârî yârî kılup mu‘cizât-ı Resûl-i Kibriyâ aleyhi efdalü's-salavât ve't-tahiyyât ile asâkir-i zafer-me’sere aslâ fütûr gelmeyüp ve aslâ bir şey ârız olmayup derkâr oldukları üzre Kızıl tabyanın münhedim olmuş yokuşlarından meterisler yürüdüp tavsîf ü ta‘rîfden hâric harb ü ceng [ü] cidâller ile Kızıl tabyanın üzerinden mürûr edüp verâsında a‘dâ-yı dînin müceddeden medd eyledüğü dîvâra henüz mukârin oldukda zabt [u] rabtı müyesser olan Kızıl tabyanın üzerinde ve leb-i deryâda toplar içün müte‘addid âlî tabyalar binâ olunup üzerlerine kırk adedden mütecâviz balyemez serâmed toplar koyup her biri birer ra‘d-girdâr balyemez toplar vaz‘-ı mücedded olunup küffârın nev binâ etdüği dîvârına ve kal‘anın içerisine havâle olup zamân-ı kalîlde düşmen-i dînin müceddeden hafr eyledüğü handakları cümle guzât memlû edüp ihdâs eyledüğü içerdeki yeni dîvârı münhedim edüp üzerinde vaz‘ eyledüğü topları cümle münkesir edüp ve'l-hâsıl asâkir-i İslâm-ı nusret-encâmın topları heybetinden ve kazgan kumbara ve havân taşları vefretinden ve îsâl-i merk eden tüfeng-endâzların tegerg-misâl kesretinden ve Rüstem-vâr dilâverlerin ve serdengeçdilerin ve salıcı ve varıcı nâmâ[n] bahâdır yiğitlerin hareket ve hamlelerinden a‘dâ-yı dîn verâ-yı cidârdan ve zîr-i hâkde 328a olan tabyalardan baş göstermeğe iktidârları olmayup mânend-i haffâş muhtefî olup dürlü dürlü hiyel ü âteş ile muhârebeler edüp bu minvâl üzre ceng-âşûblar ile yeni dîvârları ki küffâra sakar-karâr olmuşdu, anı dahi hedm edüp derûn-ı kal‘aya duhûl müyesser olunca Kızıl tabyada vâki‘ olan ceng ü neberd ferâmûş olup bu yeni kal‘a dîvârı savaşları eyle oldu kim cemî‘i gâziyân-ı mücâhidân âteş-i Nemrûd içinde olup dilâverân-ı fetâyân gazanfer-vâr cünbüş ü merdân edüp cümle aldıkları diller ve başlar ve eyledikleri yüz aklıkları ve dîn-i mübîn uğuruna bezl-i vücûd-ı cân edüp vücûda getirdikleri hünerverliklerinden binde biri takrîr olunmak muhâldir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 327a–328a ·
metinde göster ·
… âl hâsıl olur. Ammâ Aya Mavra'dan bir Girid mankırı hâsıl olmayup senevî cemî‘i
kullarına
üç yüz seksen kîse-i Rûmî ulûfeler verilüp üç yüz kîselik dahi tîmâr ve ze‘âmet …
Ba‘dehu biz de anlara mezkûr 343a cezîreteyni Venedik'e teslîm etmişler, ammâ sû-i tedbîr etmişler, zîrâ hâlâ Zakilse ve Kefelona cezîrelerin Venedik eyle ma‘mûr edüp kal‘alar ihdâs edüp bu kadar bin re‘âyâlar koyup birer Mısır hazînesi mâl hâsıl olduğundan mâ‘adâ meğer ol cezîrelerde ihrâm ve fes ve harîr boyaları kökü hâsıl olurmuş, hâlâ ellişer bin guruş boya kökünden mâl hâsıl olur. Ammâ Aya Mavra'dan bir Girid mankırı hâsıl olmayup senevî cemî‘i kullarına üç yüz seksen kîse-i Rûmî ulûfeler verilüp üç yüz kîselik dahi tîmâr ve ze‘âmetleri vardır. Lâkin şol kadar fâ’idesi var kim Yanya ve Narda ve Anatolkoz ve Angili Kasrı nevâhîleri emn [ü] emândır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 342b–343a ·
metinde göster ·
… n gümrük alınup Rodos topcularına aklâmdır. Ve on yedi bin akçe senevî Marmaris
kullarına
verilür. Ve limanında beşer altışar vukıyye levrek balığı çıkar. Ve bu liman bi …
Ve bunda cümle metâ‘dan gümrük alınup Rodos topcularına aklâmdır. Ve on yedi bin akçe senevî Marmaris kullarına verilür. Ve limanında beşer altışar vukıyye levrek balığı çıkar. Ve bu liman bin pâre gemi alur, sekiz rûzgârdan emîn âlâ yatakdır. Ve limanın nihâyetinde dıraht-ı müntehâlar sâyesinde bir namâzgâhı vardır. Ve bir âb-ı hayât suyu kaynayup çıkar. Gâyet lezîz zülâldir. Ve cânib-i erba‘ası kâ[r]gîr binâ dîvârdır, âyende ve revendeye ârâmgâh bir mesîregâh namâzgâhdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y111a ·
metinde göster ·
aklâm kayd olunmuşdur. Ve firâr eden memlûk ve gayri kayd-bend edüp sâhibine ve …
Ve nehr-i Cihân tâ Sivas vilâyeti dağlarından hurûc edüp bu Adana şehrinin kenârından güzâr eder edüp [[(---) (---) (---)]] ve bu nehir üzre olan şehrin memerr-i nâsı cisr-i azîm Takyanus binâsıdır. Lâkin Me’mûn Halîfe târîhleri vardır. [[(---) (---) (---)]] Q 71bP 71b Ve cümle on altı tâk-ı Kisrâ'dan nişân verir azîm gözlerdir. Ve beş göz dahi gayri cisir gözleri gibi küçük gözlerdir. Anlar ile cümle yigirmi bir göz cisirdir. Ve şarkdan garba tûlü beş yüz elli germe adımdır. Ve iki başında kal‘a kulleleri gibi mazgallı ve dirsekli kullelerdir. Ve birer metîn kapuları vardır. Şeb [u] rûz bevvâbânı dîdebânlık edüp kal‘a cânibindeki başında olan kullenin kapusunda âyende vü revende tüccâr tâ’ifesinden bâc ve gümrük alınup kal‘a kullarına aklâm kayd olunmuşdur. Ve firâr eden memlûk ve gayri kayd-bend edüp sâhibine verirler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y156a ·
metinde göster ·
… h bunda medfûndur. Âl-i Eyyûbiyân bu Mu‘azzam şâh'da inkırâz buldu. Ve saltanat
kullarına
intikâl eyledi. Ammâ bu aralıkda Aybeğ et-Türkmânî'nin Musul beği kızından Alî …
Ve şecerüddürre'nin oğlu şehîd Mu‘azzam şâh bunda medfûndur. Âl-i Eyyûbiyân bu Mu‘azzam şâh'da inkırâz buldu. Ve saltanat kullarına intikâl eyledi. Ammâ bu aralıkda Aybeğ et-Türkmânî'nin Musul beği kızından Alî nâmında beş yaşında bir oğluna da (---) oğlan oğlın edüp lakabına el-Melik el-Mansûr dediler. Sekiz ay melik olup Abbâsiyye (---) Aybeğ et-Türkmânî zamânında Hulâgû Hân Tatarı müstevlî olup (---)(---)(---)(---)(---)(---)(---) {âl-i Abbâsiyân'dan Halîfe Musta‘sım'ı dutup ve sâ’ir evlâd-ı hulefâyı dahi cümle kılıçdan geçirüp (---)(---)(---) elinden aldı ve yine Mısır'a geldi. Ba‘dehu sene 687 Nûbe diyârın feth etdi. Ve sene 688 Freng elinden şâm Tarabulus'un feth etdi. Âhir 689 Zi'l-ka‘de'de vefât edüp saltanatı on bir yıl ve iki ay ve yigirmi gün olup yerine oğlu el-Melik el-Eşref Salâhaddîn Halîl halîfe oldu ve Akka kal‘asın Freng elinden feth etdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y21a ·
metinde göster ·
ve gayrı ulemâ ve sulehâ-yı du‘âgûyâna ve cemî‘i gayrı masârıfâta bezl olunan M …
Bâlâda tahrîr olunan hazînelerin ve cemî‘i Mısır kullarına ve gayrı ulemâ ve sulehâ-yı du‘âgûyâna ve cemî‘i gayrı masârıfâta bezl olunan Mısır hazînelerin ve cemî‘i îrâdı hatt-ı şerîf ile Kethudâ İbrâhîm Paşa cem‘ der-hazîne edüp kulle-i hızâneye koduğu icmâl defter-i hümâyûn sûretidir kim beyân olunur
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y69a ·
metinde göster ·
… Çerâkese-i nâkese asrında askerî tâ’ifesinin isyân [u] tuğyânı olması sebebiyle
kullarına
ruhsat verüp zulümleri haddan aşup ahâlî-i vilâyet cilâ-yı vatan etmeğile şehri …
Bi-kavli Tevârîh-i Yanvân rûy-ı arzda imârât-ı azîmelerden evvelâ biri Mısır'dır, biri Bağdâd'dır, biri Sîn'dir, biri Irâk-ı Dâdyân'dır. Rûy-ı arzda bu dörd şehr-i azîm sevâd-ı mu‘azzamlar imiş. Ammâ Mısır dünyânın ortasında vâki‘ olmağile gâyet ma‘mûr imiş. Hâlâ yine edîm-i arzda nazîri yokdur. Ammâ sene 912 târîhinde Çerâkese-i nâkese asrında askerî tâ’ifesinin isyân [u] tuğyânı olması sebebiyle kullarına ruhsat verüp zulümleri haddan aşup ahâlî-i vilâyet cilâ-yı vatan etmeğile şehrin amâr olan der ü dîvârları Y 76b ve kûçe bâzârları harâba müşrif olmuş. Ve câ-be-câ yerleri türâb u rimâl ve kömlük arasında pâymâl olmuş. Eski Mısır bir merzubûmdur kim köşeleri bûm ve masmasa ve kebûter âşiyânı olmuş. Mürûr-ı eyyâm-ı kurûn ile yaşı yetmiş bir pîr şehr-i kebîrdir. A‘zâ-yı hânelerine palâsı gelmiş, her der ü dîvârı pür-dil olmuş. Lisân-ı hâl ile çok zamândan haber ve niçe devrândan nişân verir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y76a–Y76b ·
metinde göster ·
"Vallâhi pâdişâhım, beş Mısır hazînesi mâl ümerâ ve a‘yân [u] eşrâf
kullarına
kalur" deyü cevâb verüp iltifât-ı şehriyârîye mazhar olup mu‘azzez ü mükerrem y …
"Vallâhi pâdişâhım, beş Mısır hazînesi mâl ümerâ ve a‘yân [u] eşrâf kullarına kalur" deyü cevâb verüp iltifât-ı şehriyârîye mazhar olup mu‘azzez ü mükerrem yine Mısır'a geldi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y216a ·
metinde göster ·
… l edüp vak‘aları bâlâda tahrîr olunmuşdur. Andan devlet-i Mısır Necmeddîn Eyyûb
kullarına
intikâl etdi. İbtidâ hilâfet kul tâ’ifesine andan kaldı.
Devlet-i âl-i Eyyûbiyân bunda inkırâz bulup vâlidesi şecerüddür melike olup yetmiş gün ol dahi hükûmet etdi. Ba‘dehu hilâfet ehli Aybeğ et-Türkmânî'ye intikâl edüp vak‘aları bâlâda tahrîr olunmuşdur. Andan devlet-i Mısır Necmeddîn Eyyûb kullarına intikâl etdi. İbtidâ hilâfet kul tâ’ifesine andan kaldı.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y268a ·
metinde göster ·
… lâl iltizâmdır. Tahsîl etdüği mâli ve gılâli kal‘a neferâtlarına ve mustahfızân
kullarına
bezl edüp muhâsebesin görür. Ve yüz elli akçe kazâ-i nâgehânîdir, senevî bir kî …
Taht-ı eyâletinde cümle (---) kurâdır, (---) kîse ve (---) gılâl iltizâmdır. Tahsîl etdüği mâli ve gılâli kal‘a neferâtlarına ve mustahfızân kullarına bezl edüp muhâsebesin görür. Ve yüz elli akçe kazâ-i nâgehânîdir, senevî bir kîse hâsıl olur, nâhiyesi arzullâhi vâsi‘a'dır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y390b ·
metinde göster ·
izhâr etmek içün Hâkim-i Mutlak bunları taş eyledi, derim. Zîrâ âciz insân bin …
İmdi ihvân-ı bâ-safâ, Cenâb-ı Bârî rûy-ı arzda ne kadar ecnâs-ı mahlûkât halk etdi ise tâ karınca ve kurbağa ve sümüklü böcek ve çekirge ve sovulcan ve akreb ve çıyan ve'l-hâsıl cümle haşerât-ı arzın eşkâlleri bu Rümeyle şehri kurbunda hâlâ durur. Ammâ bu hakîr eydir: hâşâ kim bu eşkâlleri benî âdem etmiş ola, makdûr-ı beşer değildir. Ve mu‘cize ile dahi mümkin olmaya. Eyle timsâl-i acîbelerdir kim ilâ hâze'l-ân bu kadar bin yıldan berü fenâ bulmamışlar. Gûyâ zî-rûhlardır. Hemân kudret ve azamet-i Celâl gazabın kullarına izhâr etmek içün Hâkim-i Mutlak bunları taş eyledi, derim. Zîrâ âciz insân bin yıl ömrü olsa bu eşkâlleri inşâ edüp bu hüsn-i sûrete komağa kâdir değildir, ve's-selâm.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y427a ·
metinde göster ·
sun‘un izhâr etmek içün kuvvet kudret verüp yâ vahy ile yâ ilhâm-ı Rabbânî ile …
Sübhâne sâni‘i'l-kudre, hemân kullarına sun‘un izhâr etmek içün kuvvet kudret verüp yâ vahy ile yâ ilhâm-ı Rabbânî ile ol asrın kulları me’mûr olup böyle san‘at izhâr ederlermiş. Kâmil üç bin Ayasofya amûdları gibi amûd-ı ahmerler üzre dünyâyı götüren sığırın vücûdunda bu amûdlar ayakları olmak üzre dizleri ile çatal tırnakları ile niçe bin yılda binâ etmişler. Şikemi yine bir kûh-ı azîm kadar vardır. Ve başı evce berâber, gözlerinin bebekleri Ayasofya kubbesi kadar ve boynuzlarına hadd [ü] hasr yokdur. Üstâd buna bir gûne tarama [turfe?] kıllar göstermiş kim gûyâ dühâvî katîfedir. Gördükde aklımız Y 428b perîşân olup cânib-i erba‘asın iki sâ‘atde atlar ile gücile devr edüp vakt-i gurûb haymelerimize geldik. Akıl irmez temâşâlardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y428a–Y428b ·
metinde göster ·