… limanın tâ ortasında bi-emr-i Hudâ bir kaya halk olunup ol kaya üzre bir küçük
kullecik
var.
Lisân-ı Latince Ribniçse (---)(---) demekdir. Bânîsi Bundukanî kefereleridir. Niçe kerre dest-i İslâma girüp Süleymân Hân asrından berü dest-i kâfirde kalmışdır. Hâlâ hâk-i Kilis ve hâk-i Kırka ile müşâdır. Kal‘ası leb-i deryâ-yı körfezde şekl-i murabba‘ bir alçacık kaya üzre seng binâ bir mahbûb kal‘a-i ra‘nâdır kim beyâz kuğu gibi münevver şekillidir, ammâ derûn-ı hisârda mahsûr olan bizim re‘âyâlığımızdan Venedik'e tapup Uskok olan şarik nâm kâfirin karargâh-ı mecma‘ı ve eşkıyâ-yı Hırvad ve Fireng derneği olup bu kâfirler bu mahalden her bâr Sin ve Kinin kal‘alarımız etrâfların nehb u gâret etmeden hâlî değillerdir, lâkin bu kal‘a şâhrâhdan ba‘îd bir sa‘bü'l-mürûr yerde vâki‘ olmağile üzerine varılmayup dest-i küffârda kaldı. Hemân bu kal‘a küffârları bizim asker-i İslâm'ı görüp kal‘a dîvârları üzre pencik esîri gibi âşikâre pür-silâh dizilüp âmâde durdular, ammâ bu kal‘anın mağrib tarafı deryâ vâki‘ olup bir liman-ı azîmdir kim gûyâ liman boğazında bir kapu gibi daracık boğazdır. Ve bu limana beş yüz pâre gemi sığar hayli vâsi‘ limandır kim bu limanın tâ ortasında bi-emr-i Hudâ bir kaya halk olunup ol kaya üzre bir küçük kullecik var.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 145a ·
metinde göster ·
Ve derûn-ı hisârda bir kayağan örtülü dizdârhânesi ve bir anbârı ve bir
kullecik
içinde bir küçücük mescidi var, aslâ gayri âsâr-ı binâdan bir şey yokdur, ammâ …
Ve derûn-ı hisârda bir kayağan örtülü dizdârhânesi ve bir anbârı ve bir kullecik içinde bir küçücük mescidi var, aslâ gayri âsâr-ı binâdan bir şey yokdur, ammâ nehr-i Neretva'ya ener bir su kullesi var, iki yüz ayak kesme kaya kanara nerdübân ile nehr-i Neretva'ya enilüp hîn-i muhâsarada su alınır. Ve mahall-i ma‘rekede bu kal‘a ancak beş yüz âdem alır, zîrâ gâyet küçük hisârdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 161b ·
metinde göster ·
… i bu kal‘aya Çul kal‘ası derler. Dâ’iren-mâdâr üç yüz adım ihâta eder bir küçük
kullecik
olmağile bu kal‘aya kulle dahi derler. Ba‘dehu taşrasına Çelebi Sultân Mehemmed …
Sene (---) târîhinde Nigebolı kal‘asın Yıldırım Bâyezîd Hân feth etdikde yine Eflak keferesi isyân [u] tuğyân edüp tekrâr Eflak'ı feth etdikden sonra Eflak cânibinde Nigebolı karşusunda bu kal‘ayı yapmağa mübâşeret eder. Ammâ gâyetü'l-gâye batak ve çataklı yer olmak ile cümle re‘âyâ vü berâyâlardan ve cemî‘i asâkirlerden niçe kerre yüz bin çul tobra ve gırâr var ise cümle hâr-ı hâşâkleri çullara ve tobralara doldurup ol batağa yığup leb ber-leb edüp bu kulleyi binâ etdikleriyçün Eflak kavmi bu kal‘aya Çul kal‘ası derler. Dâ’iren-mâdâr üç yüz adım ihâta eder bir küçük kullecik olmağile bu kal‘aya kulle dahi derler. Ba‘dehu taşrasına Çelebi Sultân Mehemmed ibn Yıldırım Hân bir varoş-ı sağîr binâ edüp etrâfına metîn palanka dîvâr çeküp biri yere ve bir nehr-i Tuna kenârına kapular edüp bu Çul kal‘ası iç kal‘a gibi ortada kalırlar. Galata kullesi gibi bir müdevver nümâyişli musanna‘ kulle varoşu şindire tahta örtü[lü] sivri kubbe-misâldir. İçinde dizdârdan ve anbâr ve cebehâneden gayri bir şey yokdur. Cânib-i şarka bir küçük demir kapusu önünde haşeb cisri asma köprüdür, ammâ taşradaki varoş üç yüz hâne re‘âyâlar sâkin olurlar. Ayşe Sultân hâssıdır kim on yük akçe iltizâmdır. Gerçi Eflak hâkindedir, ammâ Nigebolı 99b sancağı hükmünde niyâbetdir. Ve Eflak vilâyeti içinde zirâ‘at edecek bir hayli hâk-i pâk hudûdu vardır. Ba‘dehu bu kal‘adan yine atlarımızla bir gemiye süvâr olup nehr-i Tuna'yı karşu ubûr edüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 99a–99b ·
metinde göster ·