… e imâretleri mezkûr kal‘a dîvârlarının seng-i hârâları ile inşâ olunup câ-be-câ
kulleleri
ve yedi kat handakları kalmışdır kim Akdeniz'den Karadeniz'de nihâyet bulmuş bi …
Ve cemî‘i taht-ı hükûmetinde olan pâdişâhlar deryâ-misâl askerleri ve ırgat bennâları ile gelüp binâya imdâd etdiler. Ve her pâdişâha biner zirâ‘ yeri amâr etmeğe me’mûr eyleyüp her pâdişâh hissesine düşen yeri gûnâ-gûn san‘atlar ile inşâ etdiler. Kal‘a-i İslâmbol ol asırda Sarâyburnu'ndan tâ Silivri kal‘asına, Silivri'den cânib-i şimâle Karadeniz sâhilinden Terkoz kal‘asına varınca tokuz sâ‘at yerdir. Mâbeynehümâda yedi kat germe kal‘a dîvârı binâ etdiler. Her dîvâr mâbeyninde yüzer zirâ‘ arîz handak-ı amîkler inşâ etdiler. Hâlâ Silivri'den Terkoz'a varınca kal‘a dîvârlarının burc [u] bârûları ve hafr [u] handakları zâhir ü bâhirdir. Ol tarafda olan kurâlar kim hâlâ amârdır, meselâ Feteköy ve Sazlıköy ve Arnavudköy ve karye-i Kovukdere ve karye-i izzeddînli ve karye-i Kiteli ve karye-i Baklalı ve karye-i Türk-eşeli nâm kurâların cümle hân ve câmi‘ ve mesâcid ve imâretleri mezkûr kal‘a dîvârlarının seng-i hârâları ile inşâ olunup câ-be-câ kulleleri ve yedi kat handakları kalmışdır kim Akdeniz'den Karadeniz'de nihâyet bulmuş bir hısn-ı hasîn ve sedd-i metîn bir kal‘a-i üstüvâr imiş.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 10b ·
metinde göster ·
… cümle dört yüz kulledir. Ammâ kara tarafı üç kat kal‘a dîvârı olmağile anların
kulleleri
ile cümle burc [u] bârû-yı İslâmbol bin iki yüz yigirmi beş kulle-i azîmlerdir …
Ve bu terkîm olunan hisâb üzre nefs-i İslâmbol'un cirmi Yedikulle'den Ayvansarıkapusu'na, andan Sarâyburnu'na ve Yenisarây ile ve Sarâyburnu'ndan yine tâ Yedikulle'ye varınca dâ’iren-mâdar İslâmbol kal‘ası kâmil otuz bin adımdır. Ve bin adımda on kulle vâkı‘ olmuşdur. Bu hisâb üzre cümle dört yüz kulledir. Ammâ kara tarafı üç kat kal‘a dîvârı olmağile anların kulleleri ile cümle burc [u] bârû-yı İslâmbol bin iki yüz yigirmi beş kulle-i azîmlerdir kim kimi çâr-kûşe ve kimi müdevver ve kimi şeşhâne-i mevzûn ibret-nümûn kullelerdir. Ve iki kulle mabeyni (---) bedendir. Bu hisâb üzre dâ’iren-mâdar İslâmbol kal‘asının etrâfında (---) bedendir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 15a ·
metinde göster ·
seksener zirâ‘-ı mekkîdir. Ammâ Ebü'l-feth'in binâ etdüği Kalata Kullesi yüz on …
Ba‘zı kulleleri seksener zirâ‘-ı mekkîdir. Ammâ Ebü'l-feth'in binâ etdüği Kalata Kullesi yüz on sekiz zirâ‘-ı bennâdır kim eflâke ser-çekmişdir, tâ zirve-i a‘lâsı rusâs-ı hâs ile mestûrdur. İslâmbol kal‘ası bir yerden dâ’iren-mâdâr nümâyân değildir, illâ bu Galata Kullesinden şekl-i müsellesi râyegândır. Ve küşâde hevâda Bursa'ya hâ’il cebel-i Ruhbân bi'l-müşâhede nümâyândır, dûrbîn ile Bursa'nın cümle imâretleri râyegândır. {Bu kulle üç fersah yerden nümâyândır ve şekl-i müdevverdir}.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 128b ·
metinde göster ·
… oldukda şems-i âteş-tâbın ziyası İslâmbol kal‘ası üzre pertev fer urdukda Yedi
kulleleri
ve Sultan Ahmed Câmi‘inin 231a altı aded minâreleri ve Ayasofya Câmi‘i râygân …
Ve yine Keşiş Dağı'nda Süleymân Hân Bınarı'ndan yine yokuş yukarı karsız ve ağaçsız çemenzâr yerlerdir, ammâ şükûfeleri yokdur, çıplak dağlardır. Kâmil beş sâ‘atde kulle-i cihân Keşîş Dağı'nın tâ zirve-i a‘lâsıdır kim eflâke ser çekmişdir. Aşağıda bulutlar şehr üzre geçdiği görünür, tâ bu mertebe âlîdir. Aşağı Bursa'dan iki günde bu kulleye çıkılır, ammâ müşkildir. Gâyet cebel-i âlî olduğundan kar ve dıraht ve sâ’ir eşcâr durmak ihtimâli yokdur. Çıplak kayalı zirve-i a‘lâdır kim kıble cânibinde Kütâhiyye dağı görünür. Cânib-i şarkda Söğüt dağları görünür, canib-i garbda deryâ aşrı Rûmeli tarafında Gelibolu dağları görünür. Bulutsuz küşâde hevâ oldukda şems-i âteş-tâbın ziyası İslâmbol kal‘ası üzre pertev fer urdukda Yedi kulleleri ve Sultan Ahmed Câmi‘inin 231a altı aded minâreleri ve Ayasofya Câmi‘i râygân nümâyândır. Tâ bu mertebe kûh-ı bâlâdır kim âdem bir kaya daldasına pinhân olmasa rûzgâr âdemi doğancı pefteresi gibi hevâya atar, gâyet şedîd rîh-ı akîmi olur. Bu cebelin tâ zirve-i a‘lâsında bir mezâr-ı tavîl vardır. Cânib-i erba‘asına iri taşlar ile hudûd etmişler, andan ma‘lûmdur ki mezârdır. Lenduhâ oğlu Sağdâ'nın mezârıdır derler. Hazret-i Hamza havfinden bu cebelde sâkin olup bunda yatır deyü efvâh-ı nâsda şâyi‘dir. Ve bu kabr kurbunda bir zîr-i zemîn mağara vardır, yokuş aşağı hayli gider, muzlim bir gâr-ı azîmdir. İçinde yetmiş seksen hûrde gârlar dahi vardır. Kefere zamânında İslâmbol'da Ayasofya kubbesi üstünden ruhbânlar uçup bu gârlarda sâkin olurlarmış. Ba‘zı kayalarda lisân-ı Latîn üzre iki bin yıllık târîhli hatt-ı Yunanîler vardır. Ve teferrüce çıkan erbâb-ı ma‘âriflerin hüsn-i hatları vardır. Bir temâşâgâh-ı cebel-i müntehâdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 230b–231a ·
metinde göster ·
… k kal‘a-i ra‘nâdır. Ammâ der-i dîvârları gâyet alçakdır. Ve cânib-i erba‘asında
kulleleri
metânet üzre değil, kâr-ı kadîm bir kal‘a-i köhnedir. Handakı dahi dâiren-mâdâr …
Ba‘dehû Süleymân Hân tahrîrinde Erzurûm eyâleti hükmünde paşanın hâss-ı hümâyûndan ifrâz olma, hâkimi subaşıdır ve yüz elli akçe şerîf kazâdır. Ve cümle (---) nâhiye kurâları vardır. Senevî kadıya altı kîse ve subaşıya on kise hâsıl olur hükûmetdir. Şeyhülislâmı ve nakîbü'l-eşrâfı ve sipâh kethüdâyeri ve yeniçeri serdârı ve kal‘a dizdârı ve yüz elli aded erbâb-ı timar kal‘a neferâtları ve bir muhtesib ağası ve şehir nâ’ibi hâkimleri vardır. Kal‘ası bir düz bâğ u bâğçeli ormanistânî bir düz sahrâ-yı ferah-fezânın 341b ortasında şekl-i murabba‘ bir taş binâ bir küçücük kal‘a-i ra‘nâdır. Ammâ der-i dîvârları gâyet alçakdır. Ve cânib-i erba‘asında kulleleri metânet üzre değil, kâr-ı kadîm bir kal‘a-i köhnedir. Handakı dahi dâiren-mâdâr alçakdır. Abaza, Erzurûm'da ısyân etdikde handakın tathîr edüp burc [u] bârûların ta‘mîr ü termîm edüp muhâfaza etdiler, ammâ çâre olmayup bi'z-zarûrî kal‘ayı Abaza Paşa'ya teslîm eylediler. Bu kal‘anın dâiren-mâdâr cirmi (---) adımdır. Ve cânib-i (---) nâzır bir demir kapusu vardır. Taşra varoş-ı şehre andan handak üzre cisr ile ubûr olunur. Derûn-ı kal‘ada cümle üç yüz aded bâğsız ve bâğçesiz hâk-i amber-i pâk ile mestûr müfîd u muhtasar hânelerdir. Bir câmi‘i var. Çârsû-yı bâzârı ve hân ve hammâmları ve gayrı imâretleri yokdur. Zîrâ kal‘a içi teng mahaldir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 341a–341b ·
metinde göster ·
… kal‘asının dizdârı ve neferâtları yokdur ammâ Celâlî ve Cemâlî havfından birkaç
kulleleri
ma‘mûr ve bâbları mesdûddur.
Lisân-ı Yunaniyân üzre Târîh-i Yanvan'da bu İznik kal‘asın ibtidâ binâ eden Sâm b. Nûh aleyhi's-selâmdır. Ba‘de't-tûfân Musul kurbunda Cûdî cebelinde gemileri karâr bulup gemiden çıkan yetmiş nefer kimesne kendülere tavattun içün bir mekân-ı latîf arayarak Hazret-i Sâm seyâhat ederek bu İznik mahalline gelüp görür kim bir buhayre kenarında âb [u] hevâsı latîf bir cây-ı nazîf olmağıla ehl [u] iyâliyle bu ferah-fezâda yetmiş sene sâkin olup imâr eder. Bi-kavli müverrihîn ibtidâ imâreti İslâmbol kal‘ası yerin Hazret-i Süleymân kasr binâ etmezden bin yedi yüz yıl makdem imâr olmuş şehr-i kadîmdir. Ba‘dehû İslâmbol'a bânîsi bânî olan Yanko b. Madyan'ın duhter-i ferhunde-ahteri olan İznike nâm krale-i muhtâre Sâm binâsı üzre müceddeden bir sûr-ı hısn-ı hasîn ve sedd-i metîn inşâ etmişdir kim hâlâ cemî‘-i seyyâhân-ı berr [u] bihâr lisânında ve cemî‘i müverrihân-ı Rûm kütüb-i mu‘teberelerinde husûsan Tevârîh-i Yanvan'da kal‘a-i Çîn-i Rûm-ı atîk şehr-i İznik deyü tevârîhlerde mevsûfdur. Ba‘dehû nice mülûkden mülûke değüp âhir İslâmbol Tekürü Pozatin oğlu Ali nam kralın destinde iken dest-i kahr ile sene 731 târîh ile Orhân Gâzî muhâsara edüp yedi ay döğdükten sonra küffârın beş yüz pâre gemileriyle Gemlik nâm iskeleden imdâda gelüp guzât-ı müslimîni zeyl-i hisârdan kaldırmak içün gelüp asker-i İslâm bu hâli görüp imdâda gelen küffâra bir satûr-ı Orhânî urup sâhil-i buhayrede cümle dendân-ı tîğ-i âteş-tâbdan geçüp niçe bini gark-âb-ı buhayre olup yine kal‘ayı muhâsaraya şurû‘ edüp derûn-ı kal‘adan küffâr-ı bed-girdâr-ı murdâr bu hâli görüp cânları halâs olmadan me’yûs olup kırk gün dahi ceng-i azîm edüp âhir kal‘anın rahnedâr olan yerlerinden guzât-ı müslimîn ankebût-vâr zirve-i hisâr-ı üstüvâra urûc edüp ezân-ı Muhammedîler tilâvet olunup derûn-ı kal‘ada küffârı cümle dendân-ı tîğdan geçirüp feth olduğuçün hâlâ Orhân Gâzî câmi‘inde hatîb minbere kılıç ile urûc eder. Devlet-i Âl-i Osmân'ın ibtidâsında ibtidâ ceng-i azîmin biri dahi budur. Ba‘dehû Gâzî Hudâvendigâr tahrîri üzre Bursa sancağı hâkinde (---) tarafından hâkimlidir ve üç yüz pâyesiyle şerîf kazâdır ve cümle (---) nâhiye kurâlardır. Bu kurâlardan senevî kadısına cümle yedi kîse-i Çînî hâsıl olur. Sipâh kethüdâyeri ve yeniçeri serdârı ve şeyhülislâmı ve nakîbü'l-eşrâfı ve a‘yân [u] eşrâfı ve ulemâ-yı sulehâsı ve meşâyih-i kirâmı ve halîm ü selîm ve sâhib-i sülûk sâhib-i vera‘ müttakî âdemleri vardır ve şehr nâ’ibi ve kapan muhtesibi vardır ammâ iç il olmağıla kal‘asının dizdârı ve neferâtları yokdur ammâ Celâlî ve Cemâlî havfından birkaç kulleleri ma‘mûr ve bâbları mesdûddur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 5a ·
metinde göster ·
… klerin cümle hendese ile binâ etmiş bir kal‘a-i müzeyyendir ve cümle (---) aded
kulleleri
birbirlerine nâzırdır kim hîn-i muhâsarada her kullenin ceng-âver bahâdırları t …
Evvelâ şehr-i Rûmdan add olunur bir vâsi‘ düz fezâda kal‘ası nehr-i Uluırmak kenarında şekl-i murabba‘ seng-i mutarraş ile mebnî bir kal‘a-i kavîdir kim tâ şehrin vasatında vâki‘ olmuşdur. Ammâ burc [u] bârûları ol kadar âlî değildir. Lâkin selef-i mi‘mârî mühendisleri yine cümle ebrâcların ve dendân-ı bedenlerin ve mazgal deliklerin cümle hendese ile binâ etmiş bir kal‘a-i müzeyyendir ve cümle (---) aded kulleleri birbirlerine nâzırdır kim hîn-i muhâsarada her kullenin ceng-âver bahâdırları tüfeng ile kulleleri muhâfaza ederler ve bu kal‘anın dâ’iren-mâdâr etrafı (---) aded germe adımdır. Van ve Diyârbekir ve Erzurûm kal‘aları kadar büyük değildir ve cânib-i erba‘asında handakı (---) bu cirmde olan sûr-ı üstüvârın cümle etrâfında beş kapudur. Evvelâ Küçük kapu cânib-i garba nâzırdır ve Demir kapu semt-i kıbleye meftûhdır ve Kiçkapusu dahi taraf-ı kıbleye mekşûfdur. Ve Ereğli kapusu cânib-i cenûba nâzırdır ve Konya kapusu taraf-ı garba manzûrdur. Mezkûr kapuların dîdebânları ve bâcdâr [u] muhtesib âdemleriyle mâl-â-mâldır. Bu cirmde olan kal‘a içinde cümle (---) aded tahtânî ve fevkânî bâğ u bâğçesiz hâne-i mergûblardır. Ve derûn-ı hisârda her hayrât [u] hasenâtdan mevcûd olduğundan mâ‘âdâ zamân-ı Celâlî'de gılâl anbârları vardır, ammâ cebehânesi yokdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 70a ·
metinde göster ·
… ine nâzırdır kim hîn-i muhâsarada her kullenin ceng-âver bahâdırları tüfeng ile
kulleleri
muhâfaza ederler ve bu kal‘anın dâ’iren-mâdâr etrafı (---) aded germe adımdır. …
Evvelâ şehr-i Rûmdan add olunur bir vâsi‘ düz fezâda kal‘ası nehr-i Uluırmak kenarında şekl-i murabba‘ seng-i mutarraş ile mebnî bir kal‘a-i kavîdir kim tâ şehrin vasatında vâki‘ olmuşdur. Ammâ burc [u] bârûları ol kadar âlî değildir. Lâkin selef-i mi‘mârî mühendisleri yine cümle ebrâcların ve dendân-ı bedenlerin ve mazgal deliklerin cümle hendese ile binâ etmiş bir kal‘a-i müzeyyendir ve cümle (---) aded kulleleri birbirlerine nâzırdır kim hîn-i muhâsarada her kullenin ceng-âver bahâdırları tüfeng ile kulleleri muhâfaza ederler ve bu kal‘anın dâ’iren-mâdâr etrafı (---) aded germe adımdır. Van ve Diyârbekir ve Erzurûm kal‘aları kadar büyük değildir ve cânib-i erba‘asında handakı (---) bu cirmde olan sûr-ı üstüvârın cümle etrâfında beş kapudur. Evvelâ Küçük kapu cânib-i garba nâzırdır ve Demir kapu semt-i kıbleye meftûhdır ve Kiçkapusu dahi taraf-ı kıbleye mekşûfdur. Ve Ereğli kapusu cânib-i cenûba nâzırdır ve Konya kapusu taraf-ı garba manzûrdur. Mezkûr kapuların dîdebânları ve bâcdâr [u] muhtesib âdemleriyle mâl-â-mâldır. Bu cirmde olan kal‘a içinde cümle (---) aded tahtânî ve fevkânî bâğ u bâğçesiz hâne-i mergûblardır. Ve derûn-ı hisârda her hayrât [u] hasenâtdan mevcûd olduğundan mâ‘âdâ zamân-ı Celâlî'de gılâl anbârları vardır, ammâ cebehânesi yokdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 70a ·
metinde göster ·
… da on zîrâ‘ kadar arîz ü tavîl kesme kaya handakı vardır. Bu tarafa nâzır metîn
kulleleri
vardır. Bu kal‘anın zerre mikdârı bir tarafında havâlîsi yokdur. Ve bir tarafda …
Eşkâl-i kal‘a-i Pirevadi: Kal‘ası şehrin maşrık tarafında evc-i âsumâne ser çekmiş yalçın kesme dîvâr gibi kaya üzre bir tarz-ı acîb ü garîb kal‘a-i bâlâdır. Cümle der-i dîvâr mücellâ ve musaykal, mutarraş seng-i musanna‘ ile mebnî bir hısn-ı hasîn ve sedd-i metîn ibret-nümâ kal‘a-i ra‘nâdır. Cânib-i erba‘aları derk-i esfelden nişân verir gayyâ dereleri olmağıla aslâ ve kat‘â bir tarafında handakı yokdur. İllâ cânib-i garba mekşûf iki kat demir kapusu vardır. Ol tarafda on zîrâ‘ kadar arîz ü tavîl kesme kaya handakı vardır. Bu tarafa nâzır metîn kulleleri vardır. Bu kal‘anın zerre mikdârı bir tarafında havâlîsi yokdur. Ve bir tarafdan aslâ zafer mümkin değildir. Derûn-ı kal‘ada bir mescid ve gılâl anbarı ve dizdârhânesi ve imâm ü mü’ezzin hânesi var. Dizdârı ve on aded neferâtları ve kifâyet mikdârı ve şâhî topları var. Ve derûn-ı kal‘ada bir azîm âb-ı hayât câh-ı mâsı var kâmil yüz kulaçtır. Bir seng-pâre ilkâ ile seng sadâsı âdemin zehresin çâk eder. Bu kal‘a içre bundan gayri âsâr-ı binâlar yokdur. Ve bu kal‘anın dâ’iren-mâdâr burc [u] bârûları üzre cirmi yedi yüz adımdır. Kıbleden şimâle vâkı‘ olup kapusundan kıbleye tûlu iki yüz adımdır, arzı kâmil elli adımdır ve gâyet ensiz kal‘acıkdır, ammâ kal‘a-i Kahkahâ'dır. Ammâ,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 109b ·
metinde göster ·
… â olunup içi rıhtım türâb ile memlû kal‘ası var imiş. Hâlâ niçe yerlerde handak
kulleleri
ve burc [u] bârûları ve cisirbend yerleri nümâyândır.
Bu zikr olunan sarâylar cümle kiremit ile mestûr bâğçeli büyût-ı ma‘mûrlardır. Bunlardan mâ‘adâsı kiremitli ve kiremitsiz şındıra tahta örtülü ve ekseriyyâ tahta havlulu bâğçeli hâne-i zîbâlardır. Ammâ kefere mahalleleri serâpâ şındıra tahta örtülüdür. Bu mertebe büyûtlar ile âbâdân olan varoş-ı azîmin dâ’iren-mâdâr etrâfında elli zirâ‘ arîz handakları vardır. Mürûr-ı eyyâm ile hafirlerinin niçeleri rimâl-i türâb ile pür olmuş, ammâ yine bu handak-ı azîmin niçe yerleri nehr-i Tuna ile memlûdur. Bin otuzda Sultân Osmân hilâfetinde bu varoş-ı azîmin dâ’iren-mâdâr etrâfında çıtdan binâ olunup içi rıhtım türâb ile memlû kal‘ası var imiş. Hâlâ niçe yerlerde handak kulleleri ve burc [u] bârûları ve cisirbend yerleri nümâyândır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 119a ·
metinde göster ·
… taya kasaba-i Fânûs-ı Vize derler. Hâlâ ol kulle-i bâlâ esâsı {yel değirmânları
kulleleri
kurbunda} ma‘lûmdur.
Der-sitâyiş-i kasaba-i Fener: (---) hâkinde Silivri nevâhîsinde kâhîce Eyyûb Mevleviyyetinde olur bir rabta-i ma‘mûrdur. Fener nâmıyla müsemmâ olmasının aslı oldur kim Ebü'l-feth Gâzî asrında henüz feth olmuş diyâr-ı nevşâr olmağıla dağlarında olan küffâr bu büleydeyi nehb ü gâret edip yine 171a kûh-ı hıyâbânları cây-ı menâs edinirlerdi. Âhir Mehemmed Hân-ı Gâzî'ye bu büleyde ahâlîsi tazallum edüp bu rabta hâricinde eflâke ser çekmiş bir kulle-i bâlâ inşâ edüp içine müstahfızân kodu kim haydud küffârı bu büleydeyi nehb ü gârete geldikde bu kulleden toplar ve tüfengler atılıp kullenin tâ zîrve-i a‘lâsında fânûslar ve âteşler ile çerâğân ederlerdi. Bu çerâğistânı sâ’ir kurâlardan görenler ve leb-i deryâda Silivri kal‘ası askeri görüp atlarına süvâr olup bu Fener kasabası imdâdına yetişüp küffârdan halâs ederlerdi. Anınçün bu rabtaya kasaba-i Fânûs-ı Vize derler. Hâlâ ol kulle-i bâlâ esâsı {yel değirmânları kulleleri kurbunda} ma‘lûmdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 170b–171a ·
metinde göster ·
ve dendân-ı bedenleri birbirine nâzırdır. Hîn-i muhâtarada birbirini korudur. V …
Bu kal‘anın burc [u] bârûları üzre aşağıda cereyân eden Şatt-ı azîme nazar olundukda mezkûr nehir gûyâ bir tur‘acik gibi nümâyândır. Bu kal‘anın ol tarafı tâ bu mertebe kulle-i feleğe kad-keşân olmuşdur. Ammâ yıldız tarafı ve garb u cenûb ve kıble tarafları düz zemîndir. Ve dîvârınun kaddi cümle kırk zirâ‘-ı melikî-i âlîdir ve onar arşın arîz esâs-ı dîvârı vardır. Ve dâ’iren-mâdâr cümle kulle-i bülendlerdir. Ve cümle (---) aded dendân-ı bedendir. Ve bu kal‘a-i müzeyyen siyâh seng-i tırâş ile mebnî olduğundan "Kara Âmid" derler. Ve üstâd-ı sâhib-hendese bu kal‘ayı şekl-i murabba‘dan şimâl [u] cenûba tûlânîce binâ edüp cümle kulleleri ve dendân-ı bedenleri birbirine nâzırdır. Hîn-i muhâtarada birbirini korudur. Ve seng-i hârâdan inşâ olunmak ile zemîni dahi yalçın kaya üzre binâ olunmağın düşman muhâsara etse bir tarafından lâğım [u] meteris sürüp zafer bulmak mümkin değildir. Meğer bir sene muhâsara olunup derûn-ı kal‘ada kaht [u] galâ olup kal‘ayı teslîm ideler. Ve şekl-i murabba‘ının şarkîsi derk-i esfel olmağile handak lâzım değildir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 200a ·
metinde göster ·
… likleri var ammâ sonradan delmişler. Cümle dîvârları köşe köşe çıkup her dirsek
kulleleri
birbirlerin gözler ve her kulle üzre dîdebânhâneler vardır. Ve cânib-i cenûba a …
Andan aşağı top delikleri var ammâ sonradan delmişler. Cümle dîvârları köşe köşe çıkup her dirsek kulleleri birbirlerin gözler ve her kulle üzre dîdebânhâneler vardır. Ve cânib-i cenûba aşağı şehre nüzûl eder üç kat demir kapusu vardır kim kapu mâbeynlerinde âlât-ı silâh müzeyyen olmuşdur. Cemî‘i dîdebânlar bu bâb-ı azîmde dîdebânlık edüp bir merd ü zen kal‘aya girmek ihtimâli yokdur. Zîrâ bir kerre niçe yüz merd-i fetâ zen-i fertûte şeklinde kal‘aya girüp kılıç urup feth etdiklerinden hâlâ derûn-ı kal‘aya avret bile komazlar, meğer âşinâlarından bir hâtûn-ı mestûre ola. Bu kapudan gayrı dervezesi yokdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 223a ·
metinde göster ·
… lama kayalardır kim bir tırnak ilişdirecek yeri yokdur ve otuz sekiz aded metîn
kulleleri
vardır ve cânib-i (---) nâzır bir demir kapusu vardır ammâ biri biri içre üç ka …
Eşkâl-i zemîn-i kal‘a-i Âdilcevz: Kavm-i Ekrâd kal‘a-i Cevz derler. Zîrâ bir yalçın Kahkahâ kal‘ası gibi evce ser çekmiş bir sahre-i âlî üzre ceviz gibi bir müdevver kal‘a olduğundan görenler ceviz kal‘ası derler, ammâ Süleymân Hân adl ile aldığından Âdilcevâz derler. Van deryâsının kenârında ebr-i gûn bir kûh-ı nakş-ı bukalemun zirve-i âsumâna ser çekmiş kaya üzre vâki‘ olmuş seng-tıraş ile mebnî bir kal‘a-i hısn-ı hasîn ve sedd-i metîn hisâr-ı kadîm ve sûr-ı azîm bir kal‘a-i zîbâdır. Aşağı zemînden kal‘anın ta zirvesine piyâde âdem nısf sâ‘atde urûc etdikde bu kal‘anın şarkîsi ve cenûbîsi tarafında olan Van deryâsı bir halîc-i sağîre gibi nümâyândır. Ta vakt-i çâşt olmayınca ebr-i kebût içre kal‘anın zirve-i a‘lâsı görünmez. Bu iç kal‘a-i âlînin etrâfında asla handak yokdur ve mümkin de değildir. Zîrâ dâ’iren-mâdâr etrâfı şahin yuvalı yalçın yalama kayalardır kim bir tırnak ilişdirecek yeri yokdur ve otuz sekiz aded metîn kulleleri vardır ve cânib-i (---) nâzır bir demir kapusu vardır ammâ biri biri içre üç kat bâb-ı kavîlerdir. Bu kal‘ada cümle yetmiş aded bâğsız ve bâğçesiz daracık hâneleri cümle türâb ile mestûrdur. Derûn-ı kal‘ada Süleymân Hân'ın bir câmi‘i ve cebehâne mahzenleri ve gılâl anbarları ve su sarnıçları ve mehterhâne kullesi ve dizdârhânesi vardır ve azîm balyemez topları vardır. Gayri imâretden âsârı binâ yokdur ve dâ’iren-mâdâr cirmi dörd bin elli adımdır. Ve şekl-i müdevverden cânib-i şimâle tûlânîce vâki‘ olmuşdur. Zîrâ bu kal‘anın taraf-ı şimâlinde bir top menzili ba‘îd bir kûh-ı bâlâ havâlesi olmağile ol havâleyi men‘ ve def‘ içün kal‘ayı ol tarafa tûlânîce inşâ etmişler ammâ ol havâleden bu kal‘aya asla zarar isâbet etmek ihtimâli yokdur. Zîrâ muhâsara eden düşmanın topu güllesi aşrı gidüp deryâya düşer. Andan aşağı,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 242b ·
metinde göster ·
… bir kal‘a-i Kahkahâ-vâr bir hisârı vardır kim cânib-i garbîsinde yedi kat kapu
kulleleri
vardır. Birbirine nâzır burclar andan cânib-i şimâle nâzır tarafında bölme bölm …
Bâlâda tahrîr olunan mağaralı kayalar üzre evc-i âsumâna kad çekmiş bir kal‘a-i Kahkahâ-vâr bir hisârı vardır kim cânib-i garbîsinde yedi kat kapu kulleleri vardır. Birbirine nâzır burclar andan cânib-i şimâle nâzır tarafında bölme bölme kayalar üzre üç bölük kal‘a dîvârlarıdır kim içinde azebân tâ’ifesi ve gayrı neferâtları sâkin olurlar. Ve bu şimâl tarafından kayalar içre ta aşağı sazlığa inilir sulak yolu vardır kim bu kullede kirpi gibi balyemez topları vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 251b ·
metinde göster ·
cümle kirpi gibi topları zeyn olmuşdur. Zîrâ bu aşağı kal‘anın havfi bu Tebrîz …
Ve bu Tebrîz kapusu kulleleri cümle kirpi gibi topları zeyn olmuşdur. Zîrâ bu aşağı kal‘anın havfi bu Tebrîz kapusu semtindendir. Anınçün aşağı kal‘anın bir cânibi beş kat kalın dîvârlardır, kat-ender-kat kırk aded kulle sedd-i Âd'dır ve bu tarafa nâzır kal‘a-i Deveboynu gûyâ kulle-i Ferhâd'dır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 252b ·
metinde göster ·
var. Ve derûn-ı hisârda ancak altmış yetmiş mikdârı tahta örtülü bâğsız ve bâğç …
Ve cümle sekiz aded tahta örtülü kulleleri var. Ve derûn-ı hisârda ancak altmış yetmiş mikdârı tahta örtülü bâğsız ve bâğçesiz küçük evlerdir. Ve cümle elli mikdârı dükkândır, ammâ taşra varoşı nehr-i Turla'ya doğru bin aded saz ve kamış örtülü Boğdan evleridir. Ve altı aded kenîseleri çanı nümâyân idi. Ve yüz elli kadar yine saz örtülü dükkânlarında asker-i İslâm bey‘ [ü] şirâ edüp kırdığımız kâfirler içün feryâd [u] nâlân edüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 39b ·
metinde göster ·
… âr-ı şeddadîdir, lâkin küçükdür. İçinde ancak beş yüz hânesi cümle tahta örtülü
kulleleri
ve (---) aded çanlı kenîseleri vardır, ammâ cebehânesi ve azîm mefret topları v …
Eşkâl-i kal‘a-i İlvov: Bu kal‘a İlvov dağları dibinden ba‘îd bir sahrâ-yı çemenzâr-ı lâle-izârda nehr-i (---)(---) bir sevâd-ı mu‘azzam Arabistân'ının Mısır'ına mânend bir şehr-i derbenddir, ammâ kal‘ası şehrinin cânib-i (---) bir püşte-i âlî üzre bir sa‘b hisâr-ı üstüvâr-ı şeddadîdir, lâkin küçükdür. İçinde ancak beş yüz hânesi cümle tahta örtülü kulleleri ve (---) aded çanlı kenîseleri vardır, ammâ cebehânesi ve azîm mefret topları vardır, zîrâ bu şehrin hasmı gâyet çokdur. Hattâ Rakofçi Kral bu şehre tama‘ edüp bu kal‘ayı feth edüp taht edinmek içün bu cengde cümle askeri kırılup kendisi cânın gücile halâs etdi, ammâ bu kal‘a-i İlvov cümle kırk beş aded tabya kullelerdir, lâkin iç kal‘ası dâ’iren-mâdâr kaç adım idiği ma‘lûmum değildir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 45b ·
metinde göster ·
… ı bir sahrâ nihâyetinde şekl-i murabba‘ bir tula binâ handaklı ve cebehâneli ve
kulleleri
yetmiş aded cümle tahta örtülü burc [u] bârûları metîn ve müstahkem kal‘a-i atî …
Kal‘ası bir sahrâ nihâyetinde şekl-i murabba‘ bir tula binâ handaklı ve cebehâneli ve kulleleri yetmiş aded cümle tahta örtülü burc [u] bârûları metîn ve müstahkem kal‘a-i atîkdir. Ve dîvârının iç yüzleri dağlar gibi topraklar yığılmışdır ve dâ’iren-mâdâr cirmi yedi bin adımdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 46a ·
metinde göster ·
ve burc [u] bârûlarının üzerlerin Melek Ahmed Paşa efendimiz Rus şaykaları taht …
Ve cümle kulleleri ve burc [u] bârûlarının üzerlerin Melek Ahmed Paşa efendimiz Rus şaykaları tahtalarıyla örtüp müzeyyen kulle-i azîmlerdir kim bu kullelerin önünden Özü nehriyle Urus şaykaları geçmemek içün kırk aded demir kapaklı top kapuları içre kırk yedi aded balyemez ve şayka ve kolumburuna ve pıranka toplar[ı] var kim nehr-i Özü üzre değil Karadeniz'de on beş mîl ve Heyhat çölünde beş sâ‘at yerde kuş kondurmayup kuş uçurmaz. Ve bu kal‘anın dahi ağaları ve kulları öbür kal‘alardan 55b ziyâde (ve) hâzır-başlardır ve iki kapusu var. Biri cânib-i şimâle mekşûf ve biri taraf-ı kıbleye nâzır olup kapu üzre bir alçak tula ninâreli Sultân Murâd Hân-ı Râbi‘in müfîd ü muhtasar bir câmi‘-i fevkânîsi vardır ve otuz aded hurde dükkânları var.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 55a–55b ·
metinde göster ·
… etîn ve kırk arşın âlî ve on arşın arzî şeddadî dîvârdır. Ve cümle tabyaları ve
kulleleri
ve cümle dirsekleri birbirlerini korudur mazgal delikleri ve top delikleri ile …
Ve bu mezkûr iki kal‘a cümle yalın kat dîvârdır, ammâ gâyet metîn ve kırk arşın âlî ve on arşın arzî şeddadî dîvârdır. Ve cümle tabyaları ve kulleleri ve cümle dirsekleri birbirlerini korudur mazgal delikleri ve top delikleri ile müheyyâ kal‘a-i ra‘nâdır, ammâ yukaru eski Alî Paşa hisârı bunlara havâle ve nümâyişli ve mehâbetli iki kat dîvârlı ve handaklı metîn hisâr-ı hısn-ı hasîndir. Netîce-i merâm bu zikr olunan üç aded kılâ‘ların dâ’iren-mâdâr cirmi kâmil dörd bin aded germe adımdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 55b ·
metinde göster ·
… yer olmak ile iki bahrin fırtınası bu top deliklerinden içeri su girir. Ve her
kulleleri
ejder-i heft-ser-misâl metîn ve müstahkem kullelerin depeleri cümle tahta örtül …
Bu kal‘a içre ancak beş hâne ve Murâd Hân'ın bir câmi‘i ve buğday anbârı ve cebehânesi var. Gayrı imâretden bir nişân yokdur. Dizdârı ve yüz aded âmâde ve hâzır-bâş neferâtları vardır. Kal‘ası leb-i Özü'de sekiz köşe bir küçük kal‘acıkdır kim cirmi üç yüz germe adımdır, ammâ dîvârı elli arşın bâlâdır ve aslâ handakı yokdur, zîrâ kumsal bir alçak yerde binâ olunmuşdur. Ve karşu Kılburun'a ve nehr-i Özü boğazına ve kara câniblerine on iki köşeye bakar on iki pâre balyemez top-ı serâmedleri var kim nazîrleri meğer Rodos kal‘asında ola. Ve her topların delikleri Özü nehrine berâber demir kapaklı kapulardır. Özü ve Karadeniz temevvüc etdiği yer olmak ile iki bahrin fırtınası bu top deliklerinden içeri su girir. Ve her kulleleri ejder-i heft-ser-misâl metîn ve müstahkem kullelerin depeleri cümle tahta örtülü kubbelerdir. El-hâsıl "Kilidü'l-bahreyn" nâm denilse sezâ bir kal‘a-i bâlâdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 56a ·
metinde göster ·
… örd yüz germe adımdır. Ve iki aded gâyet metîn şâhâne cebehâne kullesi ve anbâr
kulleleri
cümle tahta örtülü kulle-i serâmedlerdir.
Sene (---) târîhinde (---) binâsıdır. Be-dest-i (---) Silisre eyâletinde sancakbeği tahtıdır kim kanûn üzre Özü paşası bunda sâkin olmakdır ve gâhîce karşı Özü'de oturmakdır, lâkin çöl [ü] çölistân yer olmağile re‘âyâ vü berâyâların da‘vâların dinleyüp adl [ü] adâlet içün paşalar gâh Silisre tahtında ve gâh Babadağı şehrinde oturup etrâf [u] eknâfların muhâfaza eder. Ba‘dehû sene (---) târîhinde Sultân Murâd Hân-ı Râbi‘ fermânıyla yine Piyâle Paşa donanma ile bu kal‘a-i Kılburun'a yanaşup Eflâk ve Boğdan kâfirleri hidmetiyle bu Kılburun kal‘asının garb tarafına muttasıl çâr-kûşe bir kal‘a-i metîn dahi binâ edüp kal‘a dahi vâsi‘ olup yüz aded neferâtlar dahi konup şekl-i murabba‘dan tûlânîce bir şeddadî taş binâ bir kal‘a-i ra‘nâdır kim dâ’iren-mâdâr cirmi dörd yüz germe adımdır. Ve iki aded gâyet metîn şâhâne cebehâne kullesi ve anbâr kulleleri cümle tahta örtülü kulle-i serâmedlerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 56a ·
metinde göster ·
… up gûyâ semender kullesi olup topları Karadeniz'e ve Tuna'ya nâzırdır. Ve cümle
kulleleri
biri biri içinde gömlekli serâmed kullelerin cümlesi sivri sivri tahta örtülü k …
Ve Tuna kenârında Melek Ahmed Paşa kullesi, müceddeden nev-binâ bir kulle-i ra‘nâ-yı azîmdir kim Özü kâfirlerinden alınan topların yigirmi aded topları ve cebehâneleri kulleye konup gûyâ semender kullesi olup topları Karadeniz'e ve Tuna'ya nâzırdır. Ve cümle kulleleri biri biri içinde gömlekli serâmed kullelerin cümlesi sivri sivri tahta örtülü külâh kubbe-i serâmedli kullelerdir kim cümlesin efendimiz Melek Ahmed Paşa şindire tahtalar ile örtüp amâr etmişdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 66a ·
metinde göster ·
… p Hudâ âlimdir İslâmbol'un Yeni câmi‘'in altun yaldızlı minâreleri ve Yedikulle
kulleleri
ve Tekirdağı şehri ve Gelibolu şehri ve cânib-i şarkda Kütâhiyye şehri ve Tavşa …
Menzil-i Kulle-i cihân-nümâ: Tâ zirve-i a‘lâsında aslâ kar duramaz. Belki âdem bile rîh-i sarsarın şiddetinden duramaz, ammâ bu kulleden aşağı niçe bin yıllık kar-ı rahmet içinde âb-ı zülâl dedikleri kar kurdu bulunur. Bu Kulle-i cihân dedikleri mahal bir sivri püşte kayadır. İçinde papasların mağârâları olduğundan Keşiş dağı derler. Evc-i âsumâna kad çekmiş bu cebel-i Ruhbân'ın zirve-i a‘lâsıdır kim altında sevâd-ı azîm Bursa aslâ ve kat‘â görünmeyüp Hudâ âlimdir İslâmbol'un Yeni câmi‘'in altun yaldızlı minâreleri ve Yedikulle kulleleri ve Tekirdağı şehri ve Gelibolu şehri ve cânib-i şarkda Kütâhiyye şehri ve Tavşanlı kasabası ve niçe kasaba ve kurâlar beşer altışar konak ba‘îd olan yerler cümle bu cebel-i Ruhbân'dan görünür.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 85a ·
metinde göster ·
… ş aded tula kârgîr binâ kulle-i ra‘nâlarının sivri sivri tahta örtülü ve alemli
kulleleri
var ve bu kal‘ada bir vâsi‘ sarây meydânı var. Tahta döşeli değildir. Dolma rıh …
Evsâf-ı iç kal‘a-i Tımışvâr: Bu iç kal‘a taşra kal‘anın cânib-i cenûbu köşesinde şekl-i murabba‘ bir kârgîr binâ bir kal‘a-i ra‘nâdır kim cânib [u] etrâfından nehr-i Tımış cereyân etmek ile bu kal‘a gûyâ bir pek topraklı cezîrede vâki‘ olmağile sehel kârgîr, hafîf şekilli binâ-yı zîbâdır ve handakından dahi nehr-i Tımış akar. şehre açılır üç kat kârgîr kemerler ile mebnî demir kapulardır ve her kapuların mâbeynlerinde yine makaralı asma köprüler vardır kim kemerleri tula binâlardır. Bu iç kal‘anın etrâfında beş aded tula kârgîr binâ kulle-i ra‘nâlarının sivri sivri tahta örtülü ve alemli kulleleri var ve bu kal‘ada bir vâsi‘ sarây meydânı var. Tahta döşeli değildir. Dolma rıhtım horasan döşelidir. Bunda dizdâr ve kethüdâ ve imâm ve mü’ezzinlerden gayrı bir merd-i âferîde olmayup kullelerde ve cebehânelerde cümle hazâ’in ve mühimmât ve levâzımâtlar ile memlû olup gayrı şey yokdur kim bir gayrı âdem temâşâsına bile giremez. Eğer ricâ ile girmek murâd edinirse silâhların kapuda pâsbânlara emânet koyup girir. Gâyet mazbût nârin kal‘adır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 119a ·
metinde göster ·
, ya‘nî gözcü burcları vardır ve bu kal‘anın deryâ tarafından havfi olmamak ile …
Ve mezkûr limanın etrâfında kavata kulleleri, ya‘nî gözcü burcları vardır ve bu kal‘anın deryâ tarafından havfi olmamak ile yalın kat dîvâr-ı kavîdir kim ol tarafa iki liman kapusu var, ammâ kara tarafı üç kat metîn dîvâr-ı üstüvârdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 149b ·
metinde göster ·
… câmi‘i ve buğday anbârı ve mükellef cebehâneleri ve mehterhâne kullesi ve gayrı
kulleleri
vardır, ammâ (---) de câmi‘i ve hânı ve kesîf hammâmı ve esvâk-ı muhtasarı vard …
Derûn-ı hisârda kırk elli aded şindire tahta örtülü bâğ u bâğçesiz hurde kal‘a evleridir. Süleymân Hân câmi‘i ve buğday anbârı ve mükellef cebehâneleri ve mehterhâne kullesi ve gayrı kulleleri vardır, ammâ (---) de câmi‘i ve hânı ve kesîf hammâmı ve esvâk-ı muhtasarı vardır ve nehr-i Buna bu mahalle karîb nehr-i Sava'ya mahlût olur, ammâ tulû‘u Gıradişka dağlarından ve İzmiyan bellerinden hurûc eder. Sâfî demir me‘âdinlerinden geldiğiyçün memdûh su değildir. Bu kal‘a dahi Banaluka hükmünde ve niyâbetdir. (---)(---)
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 154b ·
metinde göster ·
… en birer top menzili ba‘îd püşteler üzre sıra ile dizilmiş varda, ya‘nî haberci
kulleleri
vardır. Her birinde menhûs ve nüfûs-ı cünûd-ı cünüb mâl-â-mâldır. Kankı tarafda …
Ez-în-cânib yine sadede rucû‘ edelim. Bu Zirinoğlu hudûdu kırıntısının iç yüzlerinde birbirlerinden birer top menzili ba‘îd püşteler üzre sıra ile dizilmiş varda, ya‘nî haberci kulleleri vardır. Her birinde menhûs ve nüfûs-ı cünûd-ı cünüb mâl-â-mâldır. Kankı tarafdan bir düşman bu kırıntı üzre gele, ol tarafdaki varda kullesinden bir top atılınca bilirler kim Osmânlı tarafından "Düşman geldi" topı atılınca tarfetü'l-ayn nehr-i Morava ve nehr-i Drava [ve] nehr-i Sava kenârında cümle üç yüz altmış yedi pâre vardiya kullelerinden toplar atılup cümle Hırvadistân'ın başına âteş düşüp eyle benî Âdem deryâsı ve kefereler kurâsı yerlerdir kim ân-ı sâ‘atde andan top atıldığı semte yüz bin kadar küffâr cem‘ olurlar, ammâ serhad gâzîleri hîleye sâlik olup bir tarafdan birer asker gösterüp kıyâmet topları atılınca bir gayrı aralıkdan yayan asker girüp biraz kelepür alırlar, ammâ kimi esîr olup kalır. Ve kelepür alanların mâl-ı ganâ’imler ellerin bırakdırırlar. Ancak herkes bir baş ve cân ile halâs olurlar. Tâ bu mertebe ma‘mûr ve mazbût ülke[dir]. Hattâ Süleymân Hân bu kefereler ile mukâ[ve]met edemeyüp müdârâyla geçinmek, Vişegrad kal‘asından tâc-ı İskender ki tâc-ı Enûşirvân-ı Âdil'dir ki ol tâc Menuçehr evlâdlarından Macar kavmine değüp anlar Novgrad kal‘ası kurbunda Vişegrad kal‘asında tâc-ı İskender alınup dest-i Âl-i Osmân'da mezkûr tâc hazîne-i Osmâniyân'da kalup Süleymân semtinden(?) intikâm almak içün şikloş kal‘ası fethinde Zirinoğlu ve Beganoğlu Nadajoğullarına tâc-ı İskender'i verüp anlar da yedi hersek Osmânlı'dan yeşil katîfe kalpak geyüp gitmesinden Budin'i ve Üstürgon'u ve İstolni Belgrad'ı ve'l-hâsıl yetmiş altı pâre kal‘ayı Süleymân Hân Nemse çâsârı elinden aldılar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 160b ·
metinde göster ·
… ır. Hattâ bizim askerimizi beyâz vere bayraklarıyla görüp, kırıntı tabyaları ve
kulleleri
üzre,
Selîm Hân dahi İslâmbol'a gelince Nemse çârsârı Zirinoğlu üzre hurûc edüp "Tâc-ı İskender'i bana ver", "vermem" deyü üç sene ceng-i azîmden sonra bilâ-mahal koroşnayı Nemse çâsârına verdiler. İnşâ’allâh kal‘a-i Budun'da ve kal‘a-i Bec'de mezkûr tâcı niçe gördük ise eylece tahrîr olunur, ammâ tâc-ı bî-bâc Zirinoğlu ellerinden gideli şehinşâhlık iddi‘âsında olmayup ancak yedi herseğin biridir, ammâ ülkesi çok köpeğin yerdir, ammâ gâyet ma‘mûr diyârları vardır. Hattâ bizim askerimizi beyâz vere bayraklarıyla görüp, kırıntı tabyaları ve kulleleri üzre,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 160b ·
metinde göster ·
… ük olduğuna şübhe yokdur, ammâ on bir aded ma‘mûr u müzeyyen duyûrları var. Çan
kulleleri
üzre sâfî altun haçları var. Birkaçı kurşum örtülü idi. Bir kapudanı ve yedi bi …
şehri gâyet ma‘mûr u müzeyyendir, ammâ dâ’iren-mâdâr kaç bin adımdır ma‘lûmum değildir, lâkin pâk şehirdir. Çakatorna'dan küçük olduğuna şübhe yokdur, ammâ on bir aded ma‘mûr u müzeyyen duyûrları var. Çan kulleleri üzre sâfî altun haçları var. Birkaçı kurşum örtülü idi. Bir kapudanı ve yedi bin askeri ve Çakatorna'dan Ligrad Ligrad'dan Çakatorna görünür. Lisân-ı Latin'de grad kal‘a isimlerine şâmildir. Meselâ Belgrad, Vişegrad, Kamingrad ve Novgrad ve İsgıradin. Bunun emsâli kal‘alara grad derler. Anıniçün bunda Ligradçık derler. Gelin şehridir, zîrâ cemî‘i dükkânlarında kızlar oturup her biri birer mâh-cibîn ve peri-peyker ve melek-manzarlar metâ‘ların âşikâr fürûht ederler. Anlarda metâ‘ satmak ayıb değildir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 162b ·
metinde göster ·
… zre ensesi kayalı ve dereli bir sarp kal‘acıkdır, ammâ havâlelerinde birer azîm
kulleleri
var, ammâ kal‘a henüz binâ olunmuş zann olunur seng-binâ bir sûr-ı ra‘nâdır.
Lisân-ı Latince (---)(---)(---)(---) demekdir. Bânîsi Sırf krallarından Miloş Koblak binâsıdır. Fâtihi Ebü'l-feth fermânıyla sene (---) târîhinde Hersekoğlu Ahmed Paşa'nın fethidir. Kal‘ası bir yalçın kaya üzre ensesi kayalı ve dereli bir sarp kal‘acıkdır, ammâ havâlelerinde birer azîm kulleleri var, ammâ kal‘a henüz binâ olunmuş zann olunur seng-binâ bir sûr-ı ra‘nâdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 165b ·
metinde göster ·
… sırçalı kiremitler ile mestûr sarâyları ve binâ-yı âlî kenîseleri ve âlî çanlık
kulleleri
var ve havâlesi olan bayırlar serâpâ bâğdır. Ve aşağı batak cânibi sâfî sadranc …
Lisân-ı Macar'da (---)(---) demekdir. Erdel kralına tâbi‘ Saz Macarı kal‘asıdır, ammâ Rakofçi asrında derûn-ı hisâra bir takrîb ile beş bin Nemse askeri girüp Kemen Yanoş'a teba‘iyyen(?) ve hâlâ Apopi Mihal krala rağmen cümle küffâr kal‘aya kapanup asâkir-i İslâm'a hayli top endâht etdi. Kal‘ası bir bataklıkda havâleli bir kal‘a-i azîmdir Nagbanya Ejder kal‘asından hayli büyükdür. On bir tabyası ve beş kapusu ve handakı yokdur, zîrâ batak içindedir. Ve gûnâ-gûn sırçalı kiremitler ile mestûr sarâyları ve binâ-yı âlî kenîseleri ve âlî çanlık kulleleri var ve havâlesi olan bayırlar serâpâ bâğdır. Ve aşağı batak cânibi sâfî sadranc nakşı müşebbek mahsûllü bostânlardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 17a ·
metinde göster ·
… k ve kıssîsleri var ve her birinin yedişer sekizer kat eflâke ser çekmiş çanlık
kulleleri
var kim nâkûslarının sadâları birer merhale yerde istimâ‘ olunup her kullenin z …
Gümüş deyenekli on aded birov hâkimleri var. Anlardan su’âl etdim. Bu şehr-i mu‘azzam kâmil yetmiş aded papaslıkdır, ya‘nî yetmiş mahalledir ve cümle yetmiş aded kenîselerdir ve cümle on yedi aded manastırlardır kim her biri hisâr-ı kavîlere mânend düyûrlardır. Ve her birinde kırkar ve ellişer bıtrîk ve kıssîsleri var ve her birinin yedişer sekizer kat eflâke ser çekmiş çanlık kulleleri var kim nâkûslarının sadâları birer merhale yerde istimâ‘ olunup her kullenin zirve-i a‘lâsında âdem kaddi altun yaldızlı haçları var ve her kenîselerin dam u bâmları üzre sarı ve yeşil ve kırmızı ve mâvî fağ[f]ûr-ı çînî kiremitler ile bir gûne hemvâr kiremitler örtmüşler kim gûyâ sihr-i mübîn etmişler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 29b ·
metinde göster ·
… erdir. Her taşı fîl cüssesi kadar vardır. Ve cümle tokuz aded metîn ü müstahkem
kulleleri
var. Ve Tuna cânibi üç kat sûr-ı üstüvâr bir hisâr-ı refî‘u'l-bünyân bir hısn-ı …
Eşkâl-i zemîn-i kal‘a-i Vidin: Nehr-i Tuna kenârında bir alçak çemenzâr havâlesiz zemînde seng-tırâş bir kal‘a-i savaşdır, ammâ küçükdür. Handak kenârınca cirmi beş yüz adımdır, ammâ levendâne germe adımdır, tiryâkî adımı gibi adım değildir, âdem adımıdır. Ve handakı gerçi alçakdır, ammâ gâyet arîz ve içinde leb-ber-leb Tuna suyudur. Ve şekl-i müdevverdir. Her taşı fîl cüssesi kadar vardır. Ve cümle tokuz aded metîn ü müstahkem kulleleri var. Ve Tuna cânibi üç kat sûr-ı üstüvâr bir hisâr-ı refî‘u'l-bünyân bir hısn-ı hasîn-i azîmü'ş-şân bir sedd-i amândır. Bu üç kat dîvâr olan Tuna tarafında handakı yokdur, lâkin bu tara[fa] nâzır topları çokdur. Ve bu cânibi kâmil beş yüz germe adımdır. Bu hisâb üzre dâ’iren-mâdâr bin adım gelir kal‘a-i bâlâdır kim bennâ zirâ‘ıyla dîvârının kaddi kâmil yetmiş aded zirâ‘-ı melikî ve Mekkîdir. Ve şehir cânibi iki kat dîvârdır. Her katı birbirinden âlîdir. Ve dendân-ı bedenleri gâyet musanna‘dır kim gûyâ lü’lü-yi Hürmüz gibi tertîb üzre dizilmişdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 57a ·
metinde göster ·
… yri âsâr-ı binâdan bir şey yokdur. Câmi‘in minâresi tahtadır. Altı aded serâmed
kulleleri
var, cümle şindire tahta örtülüdür. Cânib-i mağribe nâzır bir küçük demir kapus …
Eşkâl-i kal‘ası: Nehr-i Tuna kenârında ve şimâl cânibi nehr-i Vulko sâhilinde bir bayır üzre tula binâ bir Şeddâdî küçücük kal‘a-i ra‘nâdır. İçinde dizdâr evinden ve Süleymân Hâ[n] câmi‘i ve anbârı ve cebehânesinden gayri âsâr-ı binâdan bir şey yokdur. Câmi‘in minâresi tahtadır. Altı aded serâmed kulleleri var, cümle şindire tahta örtülüdür. Cânib-i mağribe nâzır bir küçük demir kapusu var. Andan içeri taşra kal‘asıdır. Kırk elli aded hurde neferât hücreleri var, ammâ iç kulleye bir âdem silâhıyla komazlar. Gerçi küçük hisâr-ı üstüvârdır, ammâ sa‘bdır. Ve minâresinde bir çan sâ‘ati var.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 60b ·
metinde göster ·
Der-nişâne-i evsâf-ı İç [Kal‘a]: Bu Orta kal‘anın şimâlî köşesinde nehr-i Dırava kenârında yine orta kal‘aya muttasıl bir burunda çâr-kûşe bir Şeddâdî tula binâ bir kal‘a-i ra‘nâcıkdır, ammâ küçücecikdir. Çâr-kûşesinde çâr-rükn gibi serâmed kulleleri cebehâne-i gûnâ-gûnlar ile memlû kulle-i bâlâların üzerleri tahtalı sivri kubâblardır. Cânib-i cenûba meftûh bir kapusu üzre kullede her şeb mehterhâne-i pâdişâhî tabılları döğülür. Bunda dizdârhânesi ve cebehâneden gayri bir amâr yokdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 62a ·
metinde göster ·
var, kefere asrında bu kulleler üzre hammâm kubbesi kadar nâkûs çanların çalup …
Ve dahi bu ma‘bedgâhın çâr-kûşesinde birer sâ‘at kulleleri var, kefere asrında bu kulleler üzre hammâm kubbesi kadar nâkûs çanların çalup birer konak yerlerde istimâ‘ olurmuş. Her bir kulle hâlâ kehkeşân-âsâ semâya ser çeküp durur, ammâ sağ tarafdaki kulle üzre bir üstâd-ı kâmil bir tahta minâre-i serâmed etmiş kim bu dahi vâcibü's-seyr bir haşeb minâredir. Ammâ bu câmi‘in sütûhu kârgîr kubbe değildir, cümle servî direklerinden kirişler üzre çatma tavanlı nakş-ı bûkalemûn halkârî tavandır kim bu nakş-ı nigîni Fireng Mânî ve Erjeng ve Bihzâd ve Şâhkulu etmede âcizlerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 67b ·
metinde göster ·
… r kat tahta kanatlı kavî kapulardır. Her kapu üzre tahta tabyalı ve âmâde toplu
kulleleri
var kim bu kapuların birinden girilüp birinden çıkılır, ortası şâhrâh bir varoş …
Çâr-kûşe bir yalın kat dolma palanka dîvârlı azîm varoşdur kim dâ’iren-mâdâr cirmi dörd bin adım ihâta eder. Metîn kulle [ve] tabyalar ile ârâste ve gâyet sarp handak-ı amîk ile pîrâste olmuş iki aded kapusu ve ikişer kat tahta kanatlı kavî kapulardır. Her kapu üzre tahta tabyalı ve âmâde toplu kulleleri var kim bu kapuların birinden girilüp birinden çıkılır, ortası şâhrâh bir varoş-ı menzilgâh palankadır. Cümle iki yüz aded tahta sutûhlu tahtânî evleri ve bâğçeleri ve âb-ı hayât kuyuları [ve] bir câmi‘i var, mâ-tekaddem bu da bir deyr-i musanna‘ imiş, hâlâ bir câmi‘-i müreffa‘dır. Ve bir mescidi ve bir hânı ve elli aded dükkânı ve hân cenbinde bir sebîlhâne-i {erbâb-ı} atşânı.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 71b ·
metinde göster ·
… âşâ etdikde hemân yüz yetmiş aded manastır-ı azîmlerin evc-i âsumâna ser çekmiş
kulleleri
nümâyân olup âdem kaddi altundan haç alemleri şu‘le verirdi ve ol kadar rusâs-ı …
Hattâ bu şehrin cânib-i şarkîsindeki sahrâ üzre top ermez bir cânibde meks edüp bu şehri bir hayli mesâfe-i ba‘îdeden seyr [ü] temâşâ etdikde hemân yüz yetmiş aded manastır-ı azîmlerin evc-i âsumâna ser çekmiş kulleleri nümâyân olup âdem kaddi altundan haç alemleri şu‘le verirdi ve ol kadar rusâs-ı hâs-ı nîlgûn ile mestûr ve eyle müzeyyen ve ma‘mûrdur kim misli meğer Daniska şehri ola.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 128a ·
metinde göster ·
… e-câ sademât-ı topdan ba‘zı yerlerin Ahmed Beğ münhedim etmiş, ammâ on iki aded
kulleleri
ve cümle ebrâcları ve cemî‘i dendân-ı bedenleri gâyet ma‘mûr u müstahkemdir ve …
Eşkâl-i zemîn-i sûr-ı Mileşova: Evc-i âsmâna berâber bir yalçın kaya üzre seng binâ yalın kat metîn kal‘a-i ra‘nâdır, lâkin câ-be-câ sademât-ı topdan ba‘zı yerlerin Ahmed Beğ münhedim etmiş, ammâ on iki aded kulleleri ve cümle ebrâcları ve cemî‘i dendân-ı bedenleri gâyet ma‘mûr u müstahkemdir ve derûn-ı hisârın anbârlarında Kotur kal‘ası zahîresi mâl-â-mâldır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 143b ·
metinde göster ·
… derbend ağzında yüz evli bir vâsi‘ bir köydür ve her hânenin birer dâne kârgîr
kulleleri
var. Her gün ve her gece Kotur kâfiriyle ceng ederler, zîrâ bunda pâdişâh taraf …
Ya‘nî arpa köyü, dörd aded derbend ağzında yüz evli bir vâsi‘ bir köydür ve her hânenin birer dâne kârgîr kulleleri var. Her gün ve her gece Kotur kâfiriyle ceng ederler, zîrâ bunda pâdişâh tarafından beş yüz aded yiğit sekbân vardır. Ol gece bu köyde bî-cân yatdık, lâkin bu Zobdol köyü mukaddemâ bir ma‘mûr kend imiş. Câ-be-câ harâba yüz dutmuş bir câmi‘li müselmân köyüdür.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 149b ·
metinde göster ·
… mle evleri kâfir havfinden kârgîr binâ olup ba‘zı evlerde çâr-gûşe demir kapulu
kulleleri
vardır. Ve bu Hersek vilâyetinin cümle şehirleri taş kayağan örtülüdür, kiremit …
Ve cümle evleri kâfir havfinden kârgîr binâ olup ba‘zı evlerde çâr-gûşe demir kapulu kulleleri vardır. Ve bu Hersek vilâyetinin cümle şehirleri taş kayağan örtülüdür, kiremit nâdirdir. Ve bu şehr-i Ustolça'nın cümle evleri cânib-i garba nâzırdır ve Dol deresi ağzına vâkı‘ olup bu kasaba içre cümle un değirmenleri Dol deresi suyu ile deverân eder ve bu cânibin cümle enhârları cânib-i garba akup nehr-i Neretva'ya mahlût olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 150a ·
metinde göster ·
… isâl mazgal delikleri var hânedân-ı zîbâlardır kim her birinde birer dâne kal‘a
kulleleri
gibi ebrâclar mukarrerdir.
Şehri bir vâsi‘ çemenzâr mahsûllü vâdî içre bâğlı ve bâğçeli ve iki mahalle ve iki yüz aded tahtânî ve fevkânî kârgîr binâ bâğlı ve bâğçeli serâpâ kayağan taşı ile mestûr gâyet ma‘mûr sarâylar vardır ve her birinde kal‘a-misâl mazgal delikleri var hânedân-ı zîbâlardır kim her birinde birer dâne kal‘a kulleleri gibi ebrâclar mukarrerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 150a ·
metinde göster ·
… elemez, ammâ yine fermân-ı pâdişâhî ile ma‘mûr olmak emr-i seheldir, zîrâ ba‘zı
kulleleri
ve câ-be-câ burc [u] bârûları ve niçe yerde âsâr-ı binâ temelleri zâhir ü bâhir …
Eğer bu kal‘a amâr olsa Kotur kal‘asına bir imdâd gemisi gidüp gelemez, ammâ yine fermân-ı pâdişâhî ile ma‘mûr olmak emr-i seheldir, zîrâ ba‘zı kulleleri ve câ-be-câ burc [u] bârûları ve niçe yerde âsâr-ı binâ temelleri zâhir ü bâhirdir. Hattâ bu kal‘a harâb olaldan berü cânib-i erba‘asında olan yüz pâre ma‘mûr kurâlar cümle küffârın Kotur kal‘asına tâbi‘lerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 154b ·
metinde göster ·
Ve dahi derûn-ı hisârda mükellef ü müzeyyen manastır çanlığı
kulleleri
var idi ve cemî‘i der [ü] dîvârları ve ebrâcları ve tabyaları ve dendân-ı beden …
Ve dahi derûn-ı hisârda mükellef ü müzeyyen manastır çanlığı kulleleri var idi ve cemî‘i der [ü] dîvârları ve ebrâcları ve tabyaları ve dendân-ı bedenlerin serâpâ haçlı peykerler ile ve fılandıra bayraklar ile kal‘ayı zeyn edüp cümle küffâr bedenler üzre pür-silâh âmâde idiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 157b ·
metinde göster ·
… lık dalyanları gâyet çokdur ve leb-i deryâsı serâpâ birbirinden görünür haberci
kulleleri
var kim biz vardığımızda cümle kullelerde âteşler yakup birer top atup cümle vi …
Ve iskelesinde balık dalyanları gâyet çokdur ve leb-i deryâsı serâpâ birbirinden görünür haberci kulleleri var kim biz vardığımızda cümle kullelerde âteşler yakup birer top atup cümle vilâyete haber etdiler. Ve der-akab cümle taşra dağlarda ve bâğlarda olan küffârlar kayıklara binüp kal‘aya kaçmağa başladılar. Ammâ Veriga nâm boğazdan içeri bu Kotur buheyresi küçükdür. "On sekiz mîl çevirir" deyü esîrlerimiz nakl etdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 157b ·
metinde göster ·
dibindeki limanda şeb [ü] rûz üç aded alesta firkateleri hâzır-bâş durur. Her s …
Ve kulleleri dibindeki limanda şeb [ü] rûz üç aded alesta firkateleri hâzır-bâş durur. Her sabâh ve ahşam binüp deryâya ganîmete giderler. Hattâ biz anda vardıkda kal‘a içre hakîre bir hücre döşeyüp anda mihmân olup dizdâr ağa ile ta‘âm yedikden sonra birkaç gâzîler bir yere gelüp ok fâlı dutup,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 163b ·
metinde göster ·