"Bire bizim sarıca gâzîleri yok mu?" deyü hakîr feryâd edince der-akab elli aded şahbâz nâmdâr tüfengli yiğitler gelüp gördüler kim kapunun içerdeki semerkandîlerinden bir aralık peydâ olmuş. Hemân ol aralıkdan elli aded tüfeng bir ağızdan atılınca kapu önünde cisir üzre yığılup çalışan küffârların yetmiş sekseni ser-nigûn olup tekerlekleri bakıyye-i küffâr bırağup firâr etdiklerinde bedenler üzre sâ’ir gâzîler kâfirlere kurşumlar 59a urup kapu aralığından gâzîler taşra çıkup derhâl cisri zincirler ile bağlayup yine makaralar ile kapu kullelerinden çeküp kapu cisrin kal‘a kapusuna siper eylediler. Ve tarfetü'l-ayn içre derûn-ı hisârda avrat ve oğlan üşüp kapu arasına taş ve toprak doldurup kapuyu sedd edüp emîn oldular, {lâkin sonra} bu kapu mahalli arası cenginde Yûsuf Kethüdâ'nın bir gulâmı mecrûh ve biri kurşum ile urulup şehîd oldu ve yukaru dendân bedenden Alî Hoca nâm bir sulehâ-yı be-nâm benim yanımda kâfire beden üzre birkaç el kumbarası atup hayli kâfiri mürd edüp bir dahi atarken kumbara elinde paralanup kendisi dahi şehîd olup bu hâl üzre {mezkûr} kapu önünde üç sâ‘at ceng-i azîm ederken yine Özü {nehri} kenârını küffâr hâlî bulup ol taraflar kayıklarına yakın olmağile kayıkların direklerin nerdübân edüp kal‘a bedenlerine urûc edüp Yassı Kulle nâm bir kulleye haçlı bayraklar diküp milk etdim zann edüp sâ’ir guzât ile köpek cengi ederken ahâlî-i kal‘aya telâş verüp hemân Özü beği ve Karkılı Halîl Ağa ve Yûsuf Kethüdâ bir sâ‘at kulle üzre ceng-i azîmde iken anı gördük: Mukaddemâ handak kenârında yatan Nigebolı ve Vidin ve Silisre alaybeğileri ve zu‘amâ ve erbâb-ı tîmârları "Bu ceng dörd gündür mümted oldu. Âhir n'olsa gerek. Her çi bâdâ-bâd" deyüp üç bin mikdârı güzîde asker Özü {nehri} burnundaki Küçük Hasan Paşa kal‘asından berü dal uryân kılıç olup kal‘a-i Özü altında meterislerde olan Kazak-ı Ak üzre bir baş at bırağup Allâh Allâh deyü sâtûr-ı Muhammedî ururken hemân bizimle kulle üzre ceng edüp metânet etdim diyen kâfirlerin cümle bakıyyetü's-seyfi kendüleri kal‘adan aşağı perrân atup kimi pâre pâre ve kimi mecrûh-ı pür-yara olup bu kerre aşağı meterislerde basılan küffârlar savlet-i guzât-ı müslimîne tâkat getiremeyüp meterislerinden çıkınca kal‘adan bunlara kurşumları guzât-ı müslimîn bârân-ı la‘net gibi üzerlerine yağdırup kal‘adan toplar râyegân gezen küme küme kâfirlere atılup balyemezler ve şâhî toplar demir zincirler ile ve safra taşlarıyla sıklanmış topların darbından niçe bin küffâr helc ü melc olup Silisre ve Nigebolı gâzîleri mâl-ı ganâ’imle ve kelle ve diri esîrler ile muğtenim olup anlar bize feryâd ederler kim,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 58b–59a ·
metinde göster ·
… e nehr-i Drava [ve] nehr-i Sava kenârında cümle üç yüz altmış yedi pâre vardiya
kullelerinden
toplar atılup cümle Hırvadistân'ın başına âteş düşüp eyle benî Âdem deryâsı ve …
Ez-în-cânib yine sadede rucû‘ edelim. Bu Zirinoğlu hudûdu kırıntısının iç yüzlerinde birbirlerinden birer top menzili ba‘îd püşteler üzre sıra ile dizilmiş varda, ya‘nî haberci kulleleri vardır. Her birinde menhûs ve nüfûs-ı cünûd-ı cünüb mâl-â-mâldır. Kankı tarafdan bir düşman bu kırıntı üzre gele, ol tarafdaki varda kullesinden bir top atılınca bilirler kim Osmânlı tarafından "Düşman geldi" topı atılınca tarfetü'l-ayn nehr-i Morava ve nehr-i Drava [ve] nehr-i Sava kenârında cümle üç yüz altmış yedi pâre vardiya kullelerinden toplar atılup cümle Hırvadistân'ın başına âteş düşüp eyle benî Âdem deryâsı ve kefereler kurâsı yerlerdir kim ân-ı sâ‘atde andan top atıldığı semte yüz bin kadar küffâr cem‘ olurlar, ammâ serhad gâzîleri hîleye sâlik olup bir tarafdan birer asker gösterüp kıyâmet topları atılınca bir gayrı aralıkdan yayan asker girüp biraz kelepür alırlar, ammâ kimi esîr olup kalır. Ve kelepür alanların mâl-ı ganâ’imler ellerin bırakdırırlar. Ancak herkes bir baş ve cân ile halâs olurlar. Tâ bu mertebe ma‘mûr ve mazbût ülke[dir]. Hattâ Süleymân Hân bu kefereler ile mukâ[ve]met edemeyüp müdârâyla geçinmek, Vişegrad kal‘asından tâc-ı İskender ki tâc-ı Enûşirvân-ı Âdil'dir ki ol tâc Menuçehr evlâdlarından Macar kavmine değüp anlar Novgrad kal‘ası kurbunda Vişegrad kal‘asında tâc-ı İskender alınup dest-i Âl-i Osmân'da mezkûr tâc hazîne-i Osmâniyân'da kalup Süleymân semtinden(?) intikâm almak içün şikloş kal‘ası fethinde Zirinoğlu ve Beganoğlu Nadajoğullarına tâc-ı İskender'i verüp anlar da yedi hersek Osmânlı'dan yeşil katîfe kalpak geyüp gitmesinden Budin'i ve Üstürgon'u ve İstolni Belgrad'ı ve'l-hâsıl yetmiş altı pâre kal‘ayı Süleymân Hân Nemse çâsârı elinden aldılar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 160b ·
metinde göster ·
… at ziyâde sa‘b ve metîn olmuş ve bunun çâr-rüknünde olan ebrâcları kal‘a-i atîk
kullelerinden
büyük ve metîn olmuş, lâkin bu dahi yerli kaya üzre temeli olup ve etrâfı alçak …
Ve bu mahal gâyetü'l-gâye intihâ-i serhad olup kal‘ası küçücük olmağile Bundukanî Venedik'inin ısyân [u] tuğyânı ziyâde olduğundan bu kal‘ayı dahi tevsî‘ etmek iktizâ etdikde sene (---) târîhinde Sultân İbrâhîm Hân, Çengîzâde (---) Paşa'ya Hersek sancağın sadaka edüp cümle Hersek ve Bosna eyâleti askerleri bu Gabele kasabası dibinde meks edüp Ebü'l-feth'in Gabele-i Atîk kal‘asına muttasıl bir kal‘a-i nev-binâ dahi zamîme eyleyüp henüz kal‘a-i Gabele sedd-i İskender'e mânend olmuş ve evvelkiden bin kat ziyâde sa‘b ve metîn olmuş ve bunun çâr-rüknünde olan ebrâcları kal‘a-i atîk kullelerinden büyük ve metîn olmuş, lâkin bu dahi yerli kaya üzre temeli olup ve etrâfı alçak kumsal yerler olmağile bunun dahi handakı yokdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 162b ·
metinde göster ·
… rgu veyâhûd makâb ile nakb edüp su çıkarmış. Kâmil toksan kulaçdır. Ve bu kal‘a
kullelerinden
aşağı bakmağa benî âdem cür’et edemez, ammâ,
Eşkâl-i kal‘ası: Evc-i semâya kehkeşân-âsâ ser çekmiş bir yalçın kanara kaya üzre Ustolni-Belgradı kurbundaki Çavga kal‘ası gibi bir sarp ve metîn ve bâlâ-yı bî-hemtâ kal‘adır, ammâ gâyet küçükdür. Bir tarafdan aslâ havâlesi yok Şeddâdî binâ bir kirmân-ı ra‘nâdır. Ancak bir kapusu ve içinde cebehânesi ve gılâl anbârları ve su sarnıçları ve bir sicn-i Yûsuf gibi amîk kemend ile dollâblar ile enilir gayyâ-misâl zindânı var. Mâ-tekaddem dest-i Âl-i Osmân'da imiş. Küffâr Sultân Ahmed Hânî'de Hatvan kal‘asına istîlâ etdikde bu Buyak kal‘asına dahi zafer bulup hâlâ câmi‘imizin mihrâbı ve minberi altmış yıldan berü durur idi. Ve bu câmi‘ yanında bir âb-ı hayât kuyusu var kim mâh-ı Temmûz'da suyu buz pâresidir. Gûyâ kûhken Ferhâd üstâd bu kayayı burgu veyâhûd makâb ile nakb edüp su çıkarmış. Kâmil toksan kulaçdır. Ve bu kal‘a kullelerinden aşağı bakmağa benî âdem cür’et edemez, ammâ,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 42a ·
metinde göster ·