… oğazhisâr'dan taşrası dahi acıdır. Bahr-i Muhît dahi ziyâde acıdır. Ammâ Bahr-i
Kulzüm
kim Bahr-i Süveys'dir Allâhümme âfinâ zehr-i mârdır.
Ve hikmet-i Hallâk-ı âlem bu hattın Karadeniz tarafı sehel şordur. Akdeniz tarafı acıdır. Boğazhisâr'dan taşrası dahi acıdır. Bahr-i Muhît dahi ziyâde acıdır. Ammâ Bahr-i Kulzüm kim Bahr-i Süveys'dir Allâhümme âfinâ zehr-i mârdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 10a ·
metinde göster ·
… uyûn vardır, birine Hazret-i Mûsâ girüp Fir‘avnîler sihrinden emîn olup bahr-i
Kulzüm
kenarında Fir‘avnîlere gâlib olup cümle Fir‘avnîler gark-ı âb olup Mûsâ Nebî si …
Bu dahi ana karîb bir vâsi‘ bi’r-şekilli nerdübân ile inilir bir aynü'l-hayatdır. Ta‘amda Kuds-i Şerîf'de Âb-ı selvâ'nın lezzetindedir. Ekseriyyâ bu aynda Hazret-i İsâ gasl etmişdir deyü millet-i Nasârâ ve Efrenc tâ’ifesi nûş edüp gasl ederler. Ve tâ’ife-i Yahûd Hazret-i Mûsâ bu aynda gasl etmişdir deyü ziyâret edüp nûş ederler. Ammâ gâyet müsta‘mel etmişler. Bu iki uyûnun "Ni‘meteyn" ismiyle müsemmâ olmasın "Manzara-i Enhâr-ı Uyûn ve Bi’r-i Germâb" nâm târîhinde, bizzât Hazret-i Risâlete sehhârlar sihr etdiklerinde ilhâm-ı Rabbânî ile Hazret-i Resûl, Şâm kurbunda Busrâ şehrinde ticârete geldikde şehr-i Busrâ'da Buhîra nâm bir râhib var idi. Ol eydür: "Yâ Muhammed! Sende sihir alâmeti var. Durma, Akka'da Ni‘meteyn derler iki uyûn vardır, birine Hazret-i Mûsâ girüp Fir‘avnîler sihrinden emîn olup bahr-i Kulzüm kenarında Fir‘avnîlere gâlib olup cümle Fir‘avnîler gark-ı âb olup Mûsâ Nebî sihr-i murâ‘inelerden halâs oldu. Birine Hazret-i İsâ Nebî girüp sihr-i İsrâ’îl'den halâs olup âsumâne urûc etdi. Yâ Muhammed! Sen de Akka'da ol uyûnlara girüp gasl eyle. Benî Kureyş kabîlesi sihrinden emîn olup onlara alâ-gâlib ile galebe edesin. Ve yâ Muhammed! Akka'da uyûn çokdur. Her kankı ayn sana 'Ene'n-ni‘meteyni'l-huld' derse anlara girüp gasl eyle" deyince Hazret-i Resûl, Buhîra râhibin ta‘lîmiyle Akka'ya gelüp deverân u seyerân ederken bu iki uyûn "Yâ Muhammed! Ene'n-ni‘meteyni'l-huld biziz!" dediler. Hazret Bismillah ile bu iki aynda gasl edüp cümle sihirden emîn olup "Hâzâ ni‘meteyn" buyurmuşlardır. Cemî‘i elsine-i muhtelife tevârîhlerinde bu Ayn-i Ni‘meteyn mastûr olduğundan mâ‘ada bizim niçe yüz kütüb-i mu‘teberelerimizle evsâfı mastûrdur. Anınçün cemî‘i memâlik-i mahrûselerde niçe bin meshûr ve sevdâ-zede ve sarı‘a zahmetine mübtelâ âdemler bu ni‘meteynlere girüp bi-emrillahi Te‘âlâ şifâ bulup gider. Hakîr bir niçesine vâkıf-ı esrârım.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 43b ·
metinde göster ·
gibi çekîde çekîde kanlu yaşlar cereyân edüp cümlemiz "âmîn" deyüp el yüze sürü …
İki rek‘at salât-ı hâcet kılup başın açup ol mübârek nûrânî yüzün yere sürüp eydür: "İlâhî, hevl-i kuvvet ü kudret ve fursat u nusret senindir. İnâyet ü himâyet ve hidâyet ü izzet ü rif‘at senindir. Dîn-i mübîn gayretine bir fırka ümmet-i Muhammed kullarını başıma cem‘ eyleyüp elim yüzüme alup kapuna dilenmeğe geldim. Bu abd-i hakîr Ahmed kulun eski sâyilindir. Hiç tehî-dest gönderdiğin yokdur. İdegeldiğin ihsândır. Yine Sen Pâdişâh-ı Bîçûn'dan dilerim ki yine Ahmed'in ricâsın kabûl edüp bu kadar kavmi yerindirme ve bu haşerât-ı Yezîdîleri sevindirme!" deyü tazarru‘ [u] nâlişler edüp dîde-i pür-nemlerinden yem-i Kulzüm gibi çekîde çekîde kanlu yaşlar cereyân edüp cümlemiz "âmîn" deyüp el yüze sürüldükde "Müjde size ey oğullar, du‘âmız vefk-i murâdımız üzre şast-ber-kabza sehm-i dilimiz nişân verdi. İnşâallahu Ta‘âlâ mansûr u muzafferiz." dedikde mübârek gül cemâli verd-i hândân gibi hande edüp henüz melek çehre olmuş tebessüm ederek bilâ rikâb şahbâz gibi sa‘âdetli esb-i Mahmûdî divnesine süvâr olup hamd ü senâ ederek atf-ı ınânın Rahova sahrâsına keşîde ederek ba‘zı nüdemâ-yı hâslarıyla ve niçe yüz Van a‘yânlarıyla ve niçe iş görmüş iş erleriyle rikâb rikâba at başı berâber kelimât edüp ordu-yı İslâm'a gelirken Van ağalarından Behlûloğlu ve Demircioğlu ve Hüsrev Paşa yeğeni Deli Süleymân Beğler paşaya tesellî-i hâtır vermek içün "İnşâallah koca vezîr du‘â-yı hayrın berekâtıyla fursat u nusret ve ganîmet bizimdir." deyü (---) cümlesi hüsn-i rızâlarıyla paşanın uğuruna cân ve baş vermeğe ta‘ahhüd etdiler. Paşa eyitdi: "Ben dahi anı eyle bilirim ki dîn-i mübîn uğuruna çalışır bir alây mücâhid-i fî sebîlillah gâzî yiğitlersüz!" deyü cümleye hayr du‘âlar etdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 266a ·
metinde göster ·
deryâsına dökdü. Âhir Hacerü'l-Esved'i yerinden kal‘ edüp deryâyâ ilkâ etmek iç …
İbtidâ bu cây-ı ma‘hûdede Ashâb-ı Fîl'den Ebrehe nâm bî-behre bu vâdîlerde meştâ verüp imâr etmişlerdi. Ba‘dehû Kûfe vü Vâsıt ve Harrân u Havrân diyârların harâb u yebâb ve halkın kebâb u hânelerin türâb ederek bî-hisâb abûs Zengi çerisin niçe yüz bin fil ile Hicâz-ı Abbâs ve Tâyif'i harâb ederek Mekke şehrine dest urup Beyt-i şerîfin cemî‘i hacerlerin fîllere yükledüp Cidde benderinde cümle Mekke taşların Kulzüm deryâsına dökdü. Âhir Hacerü'l-Esved'i yerinden kal‘ edüp deryâyâ ilkâ etmek içün her kankı fîle Hacerü'l-Esved'i tahmîl etdilerse bi-emrillahi Ta‘âlâ ol mahmil-i Hacerü'l-Esved olan filin beli üzülüp mürd olurdu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 371b ·
metinde göster ·
… ve Bahr-i Okyunus ve Bahr-i Luccî ve Bahr-i Zulumât ve Bahr-i Girdâb ve Bahr-i
Kulzüm
, ya‘nî Süveys deryâsı ve Bahr-i Hürmüz ve Bahr-i Hind ve Bahr-i Sîn ve Bahr-i L …
Rûy-ı arzda Hallâk-ı âlem (---) deryâ halk etmişdir: Evvelâ Bahr-i Sefîd ve Bahr-i Harez ve Bahr-i Alaman ve Bahr-i Bundukan ve Bahr-i Filimenk ve Bahr-i Muhît ve Bahr-i Malgayan ve Bahr-i Okyunus ve Bahr-i Luccî ve Bahr-i Zulumât ve Bahr-i Girdâb ve Bahr-i Kulzüm, ya‘nî Süveys deryâsı ve Bahr-i Hürmüz ve Bahr-i Hind ve Bahr-i Sîn ve Bahr-i Lût ve Bahr-i Van ve Bahr-i Rûmiyye ve Bahr-i Fâris ve Bahr-i Gîlân ve niçe görmediğimiz ebhâr-ı sağîr ü kebîrler vardır, ammâ cümlenin başı bu Karadeniz'dir kim cümle deryâlara su bundan gider.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 51a ·
metinde göster ·
… mahrûselere bu kavim Mısır'da Fir‘avn Hazret-i Mûsâ ile ceng-i azîm edüp Bahr-i
Kulzüm
ki Mısır'da Süveyş deryâsıdır, bu bahr-i mâlihin yine sahrâsı tarafında sâhil-i …
Bu diyâra ve gayri memâlik-i mahrûselere bu kavim Mısır'da Fir‘avn Hazret-i Mûsâ ile ceng-i azîm edüp Bahr-i Kulzüm ki Mısır'da Süveyş deryâsıdır, bu bahr-i mâlihin yine sahrâsı tarafında sâhil-i Bahr-i Kulzüm'de Kolundur boğazı nâm mühlik girdâbında Fir‘avn elli kerre yüz bin leşkeri ve sehhâr ve sehereleri ve keheneleri ve âlât-ı sihirleriyle cümle gark olup ol cengde hâzır olmayup gâ’ib olan kavm-i Fir‘avn Hazret-i Mûsâ bed-du‘âsıyla Mısır iklîminde duramayup iklîm be-iklîm târumâr olup ac u zâc müflis mendebûr-ı bî-vatan olup dağlarda sâkin olup şehirden şehre hırsîzlıcak edüp sigidüp 209b gezmededirler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 209a–209b ·
metinde göster ·
… erinde ve cemî‘i sâhil-i Bahr-i Sefîd ve Bahr-i Ummân ve Bahr-i Harez ve Bahr-i
Kulzüm
ve Bahr-i Hürmüz ve Bahr-i Okyunûs ve Bahr-i Mağaylan ve Bahr-i Zulumât kenârla …
El-hâsıl bu Santoron adası nâr-ı Hudâ ile ihrâk olup kudret topları atılup sâ‘ikaları tâ vilâyet-i Donkarkız ve vilâyet-i Danimarka ve işfet ve Korol'da ve Yenidünyâ'da ve Lonçat'da ve İngiltere'de ve Ungurus'da ve İslovin ve Macar ve Erdel'de ve Eflak ve Boğdan ve Kırım'da ve Dağıstân ve Türkistân ve Abaza ve Çerkezistân'da ve Lazistân ve Gürcistân ve Kürdistân ve Acemistân ve Hindistân ve Irâk-ı Arab'da ve Irâk-ı Acem'de ve Irâk-ı Dâdyân'da ve Bağdâd ve Basra ve Lahsa ve Yemen ve Aden ve Habeş'de ve Tübbet(?) ve Funcistân ve bilâd-ı Sûdân ve Kırmanika ve Bağaniski ve Daco ve Rümeyletü'l-hımâl'de ve Bornu Arabları ve Berberistân ve Afno ve Fes ve Merânkûş ve Telemsân ve Tanca ve Cezâyir ve Tunus ve Tarabulus ve Mısır ve Kudüs ve Şâm ve Anatolu ve Rûm'da ve Kızılelma'da ve Dib Frengistân'larda ve'l-hâsıl cemî‘i ekâlîmlerin büldân-ı azîmlerinde ve cemî‘i sâhil-i Bahr-i Sefîd ve Bahr-i Ummân ve Bahr-i Harez ve Bahr-i Kulzüm ve Bahr-i Hürmüz ve Bahr-i Okyunûs ve Bahr-i Mağaylan ve Bahr-i Zulumât kenârlarında olan şehirlerde Santoron adasının kudret topları atıldığı istimâ‘ olunup Rûm vilâyetinde kıyâmet kopuyor derlermiş.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 330a ·
metinde göster ·
… giden kimesne rah-i müstakîm Kudüs'e vara. Andan Mısır Akabesi'ne, andan Bahr-i
Kulzüm
sâhili ile Mekke-i Mükerreme'ye doğrudur. Ol ecilden Beytü'l-hazen'in dahi kaya …
Evvelâ âsitâne-i makâm-ı Hazret-i Ya‘kûb, Hazret-i Yûsuf'un firâkından kapanup uzlet-nişîn olduğu Gâr-ı Beytü'l-hazen kal‘anın cenûbî tarafında azîm mağâralardır. Ve içinde bir mescidi var, ammâ binâ ile değildir. Mihrâbı Kudüs-i şerîfe doğrudur, ammâ iklîm hisâbı üzre yine Ka‘be-i şerîfe doğrudur. Zîrâ bu Sıfed'den Kâ‘be'ye giden kimesne rah-i müstakîm Kudüs'e vara. Andan Mısır Akabesi'ne, andan Bahr-i Kulzüm sâhili ile Mekke-i Mükerreme'ye doğrudur. Ol ecilden Beytü'l-hazen'in dahi kayadan oyma mihrâbı Kudüs'e müteveccihdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y200a ·
metinde göster ·
İhvân-ı sa‘âdetmende şöyle ma‘lûm ola kim Hazret-i şu‘ayb Nebî Bahr-i
Kulzüm
ki hâlâ Bahr-i Süveys derler, ol bahrın sâhilinde şehr-i Medyen derler bir şehr …
İhvân-ı sa‘âdetmende şöyle ma‘lûm ola kim Hazret-i şu‘ayb Nebî Bahr-i Kulzüm ki hâlâ Bahr-i Süveys derler, ol bahrın sâhilinde şehr-i Medyen derler bir şehr-i mu‘azzam idi. Cenâb-ı izzet kavmin helâk edüp şehrin harâb etdüği Kur’ân-ı azîm'inde âye[t]: Arapça ây[et]inden murâd ol şehr-i Medyen'dir Hazret-i şu‘ayb bu şehirde sâkin idi. Bu şehir Mısır'dan Mekke-i Mükerreme'ye giderken Muveylah nâm kal‘aya bir menzil karîb mahaldedir. Ve bu şehire karîb dağlar içre huccâc-ı müslimîn meks ederler. şu‘aybü'n-ni‘am derler bir bâğ-ı İremezât ve âb-ı hayât sulu yerlerdir. Huccâc bu mahalle geldikde tâze cân bulur. Hazret-i şu‘ayb neslinden âdemleri vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y202b ·
metinde göster ·
tâ Mısır kurbunda bender-i Süveys'e varınca tûlu bin mîl bir acı zehr-i mâr der …
Ol deryâdan ancak Habeş'in Zeylâ‘ tarafından Yemen'in Tağâr benderi mâbeyni iki yüz mîldir. Küşâde hevâda Yemen dağlarından Habeş, Habeş cibâllerinden Yemen nümâyândır. Bu boğazdan içeri Bahr-i Kulzüm tâ Mısır kurbunda bender-i Süveys'e varınca tûlu bin mîl bir acı zehr-i mâr deryâdır. Bahr-i Muhît'den bir koldur. Süveys benderinden bir âdem murâd edinse zevrak ile tâ Hind'e ve Sind'e gider. İşte mâ-tekaddem Ka‘be çölleri deryâ iken kuruyup ancak bu mezkûr P 114a Süveys deryâsı kalmışdır. Âye[t]: Arapça
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y271b ·
metinde göster ·
… gâh şarka ve gâh cânib-i kıbleye ve gâh garba ubûr ederek üçüncü sâ‘atde bahr-i
Kulzüm
nümâyân olup Süveys'den gemilerle giden huccâclar ve zahîre gemileri bizimle be …
Bu şehir leb-i deryâya karîb olmağile Mısır'dan cemî‘i eşyâ bu şehre gelüp ganîmet olur. Hattâ bunda cümle huccâc zahîrelerin belağan mâ-belağ alup develerine ikişer alîk verdiler. Ve bundan cemî‘i tulumları su ile toldurup yola azîmet etdiler. Ba‘de'z-zuhur bu şehirden kalkup gâh şarka ve gâh cânib-i kıbleye ve gâh garba ubûr ederek üçüncü sâ‘atde bahr-i Kulzüm nümâyân olup Süveys'den gemilerle giden huccâclar ve zahîre gemileri bizimle berâber hevâ-yı latîf ile giderlerdi. Biz dahi ubûr ederek,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y307a ·
metinde göster ·
… cidâl olmuşdur. Ol Bahr-i Muhît'de girmiş bir Halîc-i Süveys'dir kim ana Bahr-i
Kulzüm
derler. Cidde anın sâhilindedir. Tâ anın iki yüz mîl ve ba‘zı yeri yüz mîl cenû …
Ana cevâb oldur kim bu cezîre-i dünyâyı Bahr-i Muhît ihâta etmiş bir deryâ-yı Arapça dır. Nihâyetine niçe bin yıldan beri bir ferd-i âferîde varmak müyesser olmayup niçe bin kîl ü kâl gavgâ ve cidâl olmuşdur. Ol Bahr-i Muhît'de girmiş bir Halîc-i Süveys'dir kim ana Bahr-i Kulzüm derler. Cidde anın sâhilindedir. Tâ anın iki yüz mîl ve ba‘zı yeri yüz mîl cenûba Habeş memleketidir. İklîm-i evvel ve iklîm-i sânî andadır. Ve hatt-ı İstivâ dahi andadır. Ve ekâlîm tarh olunmamış niçe ma‘mûr [u] âbâdân kurâ ve büldânları ve şehristânları var, ana cezîre-i Arab derler. On sekiz sikke ve hutbe sâhibi İslâm pâdişâhları vardır. Ve yetmiş dahi fırak-ı dâlle melikleri vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y318b ·
metinde göster ·
… -misâl sengîn bünyâd binâ-yı metîndir. Ve bu kal‘anın cenûbu ucunda yine Bahr-i
Kulzüm
kenârında iç kal‘ası vardır. Yine büyük kal‘a köşesine muttasıldır. Dâ’iren-mâd …
Ve kal‘ası leb-i Kulzüm'de dâ’iren-mâdâr iki bin adım şeddâdî-misâl sengîn bünyâd binâ-yı metîndir. Ve bu kal‘anın cenûbu ucunda yine Bahr-i Kulzüm kenârında iç kal‘ası vardır. Yine büyük kal‘a köşesine muttasıldır. Dâ’iren-mâdâr altı yüz adımdır. Bu dahi hacer binâdır. Cidde paşası cümle askeriyle bu iç kal‘ada sâkindir. Kapusu Yemen kal‘ası cânibine mekşûfdur, şarka nâzır bir kapudur. Ammâ taşra büyük kal‘anın iki tahta kanatlı kapuları vardır, biri Mekke cânibine biri leb-i deryâya nâzırdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y366a ·
metinde göster ·
Q 150b kenârında vâki‘ olmuşdur. Yetmiş (---)(---) Her sene ekâlim-i seb‘ada …
Gümrüğü Bahr-i Kulzüm Q 150b kenârında vâki‘ olmuşdur. Yetmiş (---)(---) Her sene ekâlim-i seb‘adan gemilerle metâ‘lar gelüp kânûn üzre tüccârın zekâtları alınır. Ve bu mahalde cümle (---) dükkândır. Bezzâzistânı ve dârü'l-hadîsi yokdur. Ammâ vekâleleri ve leb-i deryâda mahzenleri P 152b ve kahvehâneleri vardır. Cümle halkı tüccârdır. Ehl-i Medîne'nin ve (---)(---)
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y369b ·
metinde göster ·
… râpâ hurmâ lîfindendir. Ammâ bu gemilerin mismârları olmaduğunun aslı bu Bahr-i
Kulzüm
demiri eridüp gemiyi pâre pâre eder. Ammâ gayri Hindustân gemileri ve Yemen ve …
Ve yelkenleri hasîrdendir. Ve alat-ı çârmıhları serâpâ hurmâ lîfindendir. Ammâ bu gemilerin mismârları olmaduğunun aslı bu Bahr-i Kulzüm demiri eridüp gemiyi pâre pâre eder. Ammâ gayri Hindustân gemileri ve Yemen ve Habeş ve Süveys gemileri vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y370a ·
metinde göster ·
… b-ı kün ile arz [u] semâvat ve yedi deryâyı ademden vücûda getirdikde bu Bahr-i
Kulzüm
içre bu şab yok idi. Ba‘dehu cemî‘i düşmen Mekke-i mükerremeye kasd edüp niçe k …
Der vasf-ı eşkâl-i şab: Cenâb-ı Bârî hitâb-ı kün ile arz [u] semâvat ve yedi deryâyı ademden vücûda getirdikde bu Bahr-i Kulzüm içre bu şab yok idi. Ba‘dehu cemî‘i düşmen Mekke-i mükerremeye kasd edüp niçe kerre Mekke üzre düşmen istîlâ etdiler. Husûsâ Ashâb-ı Fîl ve Ebrehe ve (---)(---) kıssaları cemî‘i kütüb-i mu‘teberelerde mastûrdur. Hazret-i Risâlet'e kırk yaşında nübüvvet geldikde Mekke ve Medîne'nin inkırâzü'd-devrân yedi düşmenden masûn [u] mahfûz olmasıyçün du‘â etdükde Cenâb-ı Bârî bu Bahr-i Kulzüm'ün Yemen câniblerinde ve Habeş taraflarında tâ Süveys benderine varınca emr edüp şab hâsıl oldu. Bundan küffâr-ı Portakal haberdâr olmayup üç yüz pâre gemi ile Mekke kasdına Cidde'ye gelüp cümlesi şabdan pâre pâre olup helâk oldular. İlâ hâze'l-ân küffâr Mekke üzre gelmeğe tevbe etmişdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y370b ·
metinde göster ·
ol kadar âb-ı sâfîdir kim elli altmış kulaç umku olan yerin tâ ka‘rında bir sûz …
Ve Sınab şehri dağlarında çınâr-ı müntehâlar olur. Deryâ içre bi-emrillâh ağaç deryâsı gibi bir sık ormanlıkdır kim ta‘bîr olunmaz. (---)(---)(---)(---) Ve deryâ içre mercân ağacı gibi bu şab dahi eyledir. Ammâ bu azîm çınâr-ı müntehâ-misâl taşdan ağaçlardır. Tâ rûy-i deryâya çıkınca (---)(---)(---) şiddet-i hârdan kırılır. Ammâ bu Bahr-i Kulzüm ol kadar âb-ı sâfîdir kim elli altmış kulaç umku olan yerin tâ ka‘rında bir sûzen (---)(---)(---)(---) olsa pâk müşâhede olunur âb-ı sâfîdir cümle dırahtlar haşebeleri ile ve gûnâ-gûn mâhî ve ecnâs-ı mahlûkâtıyla nümâyândır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y371a ·
metinde göster ·
… ve bender-i Behlûle ve bender-i Zeylâ‘. Bu benderler cümle Habeş hâkinde Bahr-i
Kulzüm
kenârındadır.
Ve cihet-i cenûbîsi bilâd-ı Sa‘îd-i âlî ve bender-i kal‘a-i Kuseyre kim nehr-i Nîl kenârında Kınâ şehrinden bir günde bu Kuseyre iskelesine gelüp gemi ile bir iki gecede Yenbû‘a gelür, ol benderden bilâd-ı Funcistân hâkinde bender-i Etle, andan yine bu bahr kenârında vilâyet-i Habeş hâkinde cebel-i Aclûle ve bender-i Dunkılab ve bender-i At ve Habeş paşası tahtı cezîre-i Sevâkin ve şehr-i Kîf ve şehr-i Dehlek ve cezîre-i Musova ve Harkova ve bender-i Zule ve kal‘a-i Hindiye ve bender-i Tuzla ve bender-i Behlûle ve bender-i Zeylâ‘. Bu benderler cümle Habeş hâkinde Bahr-i Kulzüm kenârındadır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y371b ·
metinde göster ·
Bu Ekre'nin kurbunda bir şehir vardır. Bir tarafı Bahr-i
Kulzüm
kenârındadır. Hâlâ harâbdır. Ammâ eyle bir şehr-i azîm imiş kim ol zamânda Mısı …
Bu Ekre'nin kurbunda bir şehir vardır. Bir tarafı Bahr-i Kulzüm kenârındadır. Hâlâ harâbdır. Ammâ eyle bir şehr-i azîm imiş kim ol zamânda Mısır bu şehrin yanında bir belîde imiş. Ferîdûn şehirlerinden bir şehir imiş. Hâlâ âsâr-ı binâları leb-i deryâda mîl-i minâreleri ve amûd-ı âlîleri ve kubâb-ı hâlîleri hâli üzre durur. Harâb-âbâd bir diyâr-ı berbâddır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y373a ·
metinde göster ·
sâhilinde giderek deryâ içinde gûnâ-gûn cezîreleri seyr [ü] temâşâ ederek kâh k …
Hâsıl-ı kelâm menzil-i Uyûnü'l-Kasab'dan vakt-i asırda kalkılup yine cânib-i garba Bahr-i Kulzüm sâhilinde giderek deryâ içinde gûnâ-gûn cezîreleri seyr [ü] temâşâ ederek kâh kumsal ve kâh türâb ve kâh sengistân yollar ile 14 sâ‘at gidüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y377a ·
metinde göster ·
… ardır. Ziyâretgâh-ı huccâcdır. Ve bu karyenin cânib-i P 155a cenûbunda Bahr-i
Kulzüm
kenârında şehr-i Medyen derler bir şehr-i azîm vardır kim kadîm a‘sârda Mısır'd …
Ziyâret-i bintân-ı Hazret-i şu‘ayb: Hazret-i şu‘ayb'ın üç kızı bunda bir gârda medfûnlardır. Ziyâretgâh-ı huccâcdır. Ve bu karyenin cânib-i P 155a cenûbunda Bahr-i Kulzüm kenârında şehr-i Medyen derler bir şehr-i azîm vardır kim kadîm a‘sârda Mısır'dan büyük bir şehr-i ma‘mûre imiş. Hakîr an kasdın temâşâ etdim. Tâk-i Kisrâ-misâl kemerleri ve kubâbları ve kâ‘alarının hâlâ âsâr-ı binâları ve niçe bin sernigûn kâ‘im amûd-ı müntehâları zâhir u bâhirdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y377b ·
metinde göster ·
Tîh sahrâsına bir konak karîb ve Bahr-i Kulzüm'e gâyet yakın bir şehr-i azîm harâbistânında niçe yüz bin gârlar var kim her bir kehfin içlerinde nice kerre yüz bin benî âdem kemikleri yığılmışdır. Fir‘avn'un Bahr-i Kulzüm'de gark olmayup (---)(---)(---)(---) edenlerin kemikleridir. Her bir üstühânları kara kara üçer ve dörder ve beşer arşın incik ve kol kemikleri ve kazgan kadar, ve Adana kabağı kadar ve Van şehri lahanası kadar âdem kelleleri var. Hakkâ ki Fir‘avn cebbârlarının izâmlarıdır. Zîrâ Fir‘avn'un gark olduğu Bahr-i Kulzüm kenârında Kolundur boğazı burnuna karîbdir. Ammâ Tîh sahrâsı bu Kârân şehrinden cânib-i garba iki konakdır. Ammâ şehr-i Kârân harâbdır. Âhir zamâna karîb İsne şehri ve İsvân şehri ve bu Kârân şehri amâr ola, deyü hadîs-i sahîh vardır.}
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y382b ·
metinde göster ·
Bahr-i Muhît'den girmiş bin beş yüz mîl tûlu bir körfez-i azîmdir. Müverrihler buna Bahr-i Kulzüm derler. Cânib-i şarkda Habeş'in Zeylâ‘ boğazından cânib-i garba bender-i Süveys'e tûlânî vâki‘ olmuşdur. Cenûb tarafı vilâyet-i Sa‘îd ve Vilâyet-i Habeş'dir. Tâ şehr-i Zeylâ‘a varınca yüz yetmiş pâre iskelesi vardır. şimâl cânibi Mekke hâkinden tâ Yemen nevâhîlerine varınca iki yüz pâre iskelesi vardır. Zîrâ Mekke ve Yemen cânibleri ma‘mûrdur. Bu bahrin evsâfı bâlâda Yenbû‘ kal‘ası evsâfında tahrîr olunmuşdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y384b ·
metinde göster ·
… er. İklîm-i örfiyyedendir. Bunu şarkdan cenûba ve cenûbdan garba varınca Bahr-i
Kulzüm
ihâta etmişdir. Ve mâ-bâkîsi berriyye cânibinden Bahr-i Lahsa'ya ve Buhayre-i Y …
On beş neferdir. Yemen'e ve Aden'e ve San‘ân'a mâlikler idi. Diyâr-ı Yemen'e Cezîre-i Arab derler. İklîm-i örfiyyedendir. Bunu şarkdan cenûba ve cenûbdan garba varınca Bahr-i Kulzüm ihâta etmişdir. Ve mâ-bâkîsi berriyye cânibinden Bahr-i Lahsa'ya ve Buhayre-i Yemen'e varıca şarkdan garba bir hatt-ı fasıl kılınmışdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y26a ·
metinde göster ·
… i bin mîldir kim bu zikr olunan Habeş benderleri yine Mısır cezîresinden bahr-i
Kulzüm
ya‘nî Süveys deryâsı kenârlarında vâki‘ olmuş bender-i ma‘mûrelerdir.
Süveys iskelesinden bu mahalle gelince iki bin mîldir kim bu zikr olunan Habeş benderleri yine Mısır cezîresinden bahr-i Kulzüm ya‘nî Süveys deryâsı kenârlarında vâki‘ olmuş bender-i ma‘mûrelerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y30b ·
metinde göster ·
… emle ve Sâve ve Taberiyye ve Gazze ve Beytü'l-mukaddes ve Askalân ve Medâyin ve
Kulzüm
Selmiyye, ba‘dehu esâfil-i arz-ı Mısır'ı kat‘ edüp Kırmâ [Fermâ?] ve Tennis ve …
İklîm-i sâlis bilâd-ı Sîn'e ve Hindistân ve Kandehâr'a ve bilâd-ı Sind'in şimâlinden ubûr edüp Kâbil ve Kirmân ve Cîrût(?) ve Sicistân ve sevâhil-i Kasra'dan mürûr edüp medîne-i İstahr ve Sâbûr ve Mihribân ve şîrâz ve Sebkîr ve Gûr ve Ehvâz ve Irâk ve Vâsıt ve Kûfe ve Bağdâd ve Ebyâr ve Hît, andan hâk-i şâm ve Hamâ ve Hıms ve Sûr [ve] Akka ve Remle ve Sâve ve Taberiyye ve Gazze ve Beytü'l-mukaddes ve Askalân ve Medâyin ve Kulzüm Selmiyye, ba‘dehu esâfil-i arz-ı Mısır'ı kat‘ edüp Kırmâ [Fermâ?] ve Tennis ve Dimyât ve Reşîd ve İskenderiyye ve Fustât ve Feyyûm ve bilâd-ı [şa]rkıyye'i ubûr edüp arz-ı İfrîk'den geçüp Bahr-i Mağrib'de nihâyet bulup pes Tarabulus ve Tûnus ve Cezâyir ve Tanca ve Fes ve Endelüs ve Kurtuba ve Merânkûş, cümle bu diyârlar üçüncü iklîm içindedir. Ve,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y254a ·
metinde göster ·
… ma‘mûr [u] âbâdân mahsûllü kurâlardır. Netîce bu vilâyetin bir tarafı Deryâ-yı
Kulzüm
, bir tarafı nehr-i Nîl, ortasında vâki‘ olmuş bir vâsi‘atü'l-aktâr dâr-ı diyârd …
Ve cenûb tarafına bir merhale yer Kınâ şehriyle müşâdır. Poyraz tarafına bir konak yer şark Ahmîm kazâsiyle hem-hudûddur. Bir küçük hudûdları vardır, ammâ gâyet ma‘mûr [u] âbâdân mahsûllü kurâlardır. Netîce bu vilâyetin bir tarafı Deryâ-yı Kulzüm, bir tarafı nehr-i Nîl, ortasında vâki‘ olmuş bir vâsi‘atü'l-aktâr dâr-ı diyârdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y378b ·
metinde göster ·
ya‘nî Süveys deryâsı kenârında şekl-i murabba‘ bir şeddâdî-binâ kal‘acıkdır. Dâ …
Bahr-i Kulzüm ya‘nî Süveys deryâsı kenârında şekl-i murabba‘ bir şeddâdî-binâ kal‘acıkdır. Dâ’iren-mâdâr beş yüz adımdır. İbtidâ bânîsi Hazret-i Ebâ Bekir oğlu Muhammed el-Kübrâ binâsıdır. Ba‘dehu Tâhir Baybars ve Sultân Kayıtbay ba‘zı binâlar ihdâs edüp termîm etmişler. Bir kaya üzre handaksız garba nâzır bir kapulu kal‘adır. Dizdârı ve iki yüz neferâtları ve cebehânesi vardır. On yedi top-ı sagîri vardır. Bir câmi‘ ve yigirmi hücreleri ve bir buğday anbârı vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y381a ·
metinde göster ·
… fî olur. Ve dâ’imâ bu havz leb-ber-leb durur. Mâh-ı Temmûz'da bu mâ-i nem yem-i
Kulzüm
gibi saruya mâyil olup rengi mütegayyir olur. Ve lezzetde kibrît suyu ta‘amında …
Andan bu kırmızı kanlu yaş havz-ı azîm[e] dâhil olduğu demde ol dem dîde-i nem âb-ı rakîk beyâz mâ-i safî olur. Ve dâ’imâ bu havz leb-ber-leb durur. Mâh-ı Temmûz'da bu mâ-i nem yem-i Kulzüm gibi saruya mâyil olup rengi mütegayyir olur. Ve lezzetde kibrît suyu ta‘amında olup cemî‘i sâhib-i maraz olanlar bundan bir kerre nûş edüup yigirmi amel edüp cemî‘i ahlât-ı fâside-i tahtânî sürüp nûş edenin reng-i rûyine humret verir. Ve yine mâh-ı Temmûz'dan sonra ke'l-evvel ol âb-ı hayât olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y406a ·
metinde göster ·
Ve bu cezîre-i Dehlek'i dahi seyr [ü] temâşâ edüp yine gemi ile Bahr-i
Kulzüm
içre şeb belâsın şeb [ü] rûz çeke çeke cânib-i şarka muvâfık eyyâm ile yine sâh …
Ve bu cezîre-i Dehlek'i dahi seyr [ü] temâşâ edüp yine gemi ile Bahr-i Kulzüm içre şeb belâsın şeb [ü] rûz çeke çeke cânib-i şarka muvâfık eyyâm ile yine sâhil-i bahrde niçe bin sun‘-ı Hudâ kayaları temâşâ ederek altı mîlde ya‘nî bir günde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y437b ·
metinde göster ·
Zîrâ deryâsı bahr-i Kulzüm değildir, Bahr-i Muhît'dir. Bu Zeyla‘ boğazı Süveys deryâsından taşra vâki‘ olmuşdur. Ne kadar bu bahra girilse âdemin avret yerlerin yakmaz. Zîrâ bu Bahr-i Muhît'de şab olmaz. Ve şeb havfı olmadığından bu şehre azîm Hindistân karakaları ve Portakal karavanaları ve filipota gemileri ve İngiltere barçaları gelüp bî-pâk [ü] bî-pervâ [ya]naşırlar. Herbiri biner âdem ve üçer yüz top çeker galyonlardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y442b ·
metinde göster ·
kenârında bir harâb-âbâd şehirdir. Ancak bir bürke-i azîmi var, bârân-ı rahmet …
Bahr-i Kulzüm kenârında bir harâb-âbâd şehirdir. Ancak bir bürke-i azîmi var, bârân-ı rahmet ile mâl-â-mâl. Anda bir gece mihmân olup cemî‘i tulumları bu mâ-i zülâlden doldurup ertesi gün çöl çölistân içre gidüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y443a ·
metinde göster ·
kenârı sağ yanımızda kalup biz sol tarafa sahrâ-yı vâdî-i Halfa içinde cânib-i …
Bunda gayrı Bahr-i Kulzüm kenârı sağ yanımızda kalup biz sol tarafa sahrâ-yı vâdî-i Halfa içinde cânib-i garba gâh sahrâ gâh sengistân ve gâh çölistân aşarak beşinci günde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y443a ·
metinde göster ·