Leb-i deryâda İskender-i Kübrâ binâsıdır. Ba‘dehû sene (---) târîhinde Melikü't-Tâhir İşpaniye keferesi elinden feth etmişdir. Ba‘dehû sene 922 târîhinde Selîm Şâh'a emân ile vermişlerdir. Sayda hâkinde voyvadalıkdır ve kazâdır. Ve kal‘ası leb-i deryâda bir kal‘a-i azîm ve liman-ı kebîri var. Hâlâ câ-be-câ yerleri mündehimdir. Cirmi altı bin adımdır. Ve üç mahalle ve üç yüz toprak örtülü hâneleri ve bir câmi‘i ve bir hammâmı ve esvâk-ı muhtasarı ve bir deyr-i ma‘mûru var, cümle kefere Aleksandır'ın ma‘bedgâhıdır deyü i‘tibâr ederler. Bu mahalde cümle keferelerdir ammâ aslâ lisân-ı Rûmî bilmeyüp Arabî tekellüm ederler ve yemîn etseler "Vahad Allah, bi-sırrı Hazret-i Şem‘ûn" derler. Ve bu kal‘a bir kumsal yerde vâki‘ olmağıla leb-i deryâda limana nâzır bir kulle-i kavîsi Fâtih-i Yemen Sinân Paşa binâsıdır. Dizdârı ve merdim-i hisârı elli nefer ile bunda sâkinlerdir. Sekiz rüzgâr-ı zûr-kârdan emîn liman-ı kebîri vardır. Akka limanında gemiler kışlamayup burda yatarlar ammâ kum deryâsı günden güne şehri gark-ı rimâl etmededir. Zamân-ı kadîmde kum tılsımâtı olmak üzre bir amûd-ı âlî var imiş. Ma‘ânoğlu defîne vardır deyü amûdı münhedim edüp kum bu şehre dâhil olmağa başlar. Niçe gûne evsâfları bu kal‘a-i Sûr'un yine Mekke-i Mükerreme'ye gitdiğimiz sene Şâm Tarablusu evsâfıyla mufassal tahrîr olunmuşdur. Bu kal‘ayı seyr [u] temâşâ edüp mahall-i ma‘hûdda cümle asker Nakura Boğazı'n geçmek içün hâs u âm müşâvere edüp Sıfet hâkimi çarhacı olup kırk bayrak sekban sarıca askeri nısfu'l-leylde pür-silâh olup Nakura Boğazı'na varup hâlî bulup pusu yerlerine sepişüp cümle bahâdırân âmâde hâmûş-bâş yatdılar. Ol gice Dürüzîlerden yedi aded çaşıt dutulup Paşa'ya geldükde söyledüp aslâ amân vermeyüp Sûr kal‘ası önünde kelleleri tenlerinden tîğ-ı Murtezâ ile galtân olup ale's-sabâh Nakura Boğazı'ndan feryâdcılar gelüp "Bre Sultânım, pusuda olan asâkir-i İslâm'ı Dürüzî basup gâlib gelüp bizim bayraklar mağlûb olmada. Hâlâ ceng-i azîmdir" deyünce mukaddemâ ileri kırk bayrak piyâde Sayda-i Berût ve Sıfet askeri gidüp imdâd yetişir. Paşa dahi atlanup cümle asker ile bir sâ‘atde imdâda yetişüp
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 38b ·
metinde göster ·
Tâ kâfiristân zamânından berü belde-i atîkdir. Lisân-ı Yunan'da ismine (---)(---) derler. Hâlâ Mankaliyye denmesinin vech-i tesmiyyesi oldur kim (---)(---)(---)(---) . Hâlâ imâr olan şehrin şimâl cânibinde şehrin ağzında kal‘a esâsları âşikâredir. Sene (---) târîhinde Yıldırım Bâyezîd Hân asrında Ece Ya‘kûb oğlu Gâzî Omurça feth etmede usret çeküp ba‘de'l-feth kal‘ayı münhedim etmişdir. Ammâ hâlâ şehri leb-i Karadeniz'de bir düz kumsal yerde ma‘mûr [u] âbâdân şehr-i İsmihân Sultân'dır. Zîrâ anın evkâfıdır. Hâkimi örfî mütevellîsidir. Ammâ Silisre eyâletinde Dobruca hâkinde üç yüz pâyesiyle şerîf kazâdır. Ve nâhiyesi (---) kurâdır. Senevî yedi kîse hâsıl olur. Şeyhülislâm ve nakîbü'l-eşrâfı ve sipâh kethüdâyeri ve birinci odadan Gedikzâde nâm yeniçeri serdârı ve şehir muhtesibi ve subaşısı vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 124b ·
metinde göster ·
Hakîr eyitdim: "İmdi ağam lutf eyle. Bizim acele ile Melek Ahmed Paşa yanında işimiz var, ılgar ile gideriz" deyü on âdem refîk alup yine vakt-i şâfi‘îde fi'l-hâl atlanup "Bâb-ı kazâ meftûhdur" deyü sabâh namâzın kılmayup bir sâ‘at Van deryâsı kenârında karsız kumsal yerde segirderek giderken geriden seçilir seçilmez kırk elli atlı nümâyân olup beyâz kar üzre karakuş gibi şikâr özleyip gelirler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 13b ·
metinde göster ·
… ları dar daracık dârlardır. Ve bu Hasan Paşa ile Piyâle Paşa kal‘aları alçak ve
kumsal yerde
vâki‘ olmağile aslâ handakları yokdur, zîrâ bir karış zemîni kazsan su çıkup hî …
Cümle bu kal‘a içre üç yüz aded toprak örtülü bâğ u bâğçesiz ve havlıları dar daracık dârlardır. Ve bu Hasan Paşa ile Piyâle Paşa kal‘aları alçak ve kumsal yerde vâki‘ olmağile aslâ handakları yokdur, zîrâ bir karış zemîni kazsan su çıkup hîn-i muhâsarada aslâ lağım ve meteris kabûl etmez. Anıniçün handakı yokdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 55b ·
metinde göster ·
Eşkâl-i kal‘a-i Sultâniyye: Leb-i deryâda bir burunlu boğaz ağzında ve bir
kumsal yerde
bir tarafı nehr-i (---)(---) cereyân edüp tulû‘u tâ (---) gelüp bu kal‘a dibin …
Eşkâl-i kal‘a-i Sultâniyye: Leb-i deryâda bir burunlu boğaz ağzında ve bir kumsal yerde bir tarafı nehr-i (---)(---) cereyân edüp tulû‘u tâ (---) gelüp bu kal‘a dibinde Akdeniz'e munsabb olur. Kal‘anın 91b bir burcu bu nehir kenârında olmağile gizlice su yolları henüz binâ olunmada idi. Kal‘a dahi hemçünân nâ-tamâm olup ancak leb-i deryâda azîm tabyalar üzre mehîb balyemez topları var idi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 91a–91b ·
metinde göster ·
… tmişdir. Nehr-i Özü üzre şekl-i murabba‘ bir seng binâ kal‘a-i ra‘nâcıkdır. Bir
kumsal yerde
dâ’iren-mâdâr cirmi bin yüz adımdır. Beş kiremit örtülü serâmed kulleleri ile i …
Sene (---) târîhinde Şâhîn Geray Hân binâ etmişdir. Nehr-i Özü üzre şekl-i murabba‘ bir seng binâ kal‘a-i ra‘nâcıkdır. Bir kumsal yerde dâ’iren-mâdâr cirmi bin yüz adımdır. Beş kiremit örtülü serâmed kulleleri ile iki kapusu var. Biri kıble cânibiyle şarka meyyâl büyük kapudur ve bir kapusu yıldız tarafına nâzır nehr-i Özü kenârında, bu dahi demir kapudur kim nehr-i Özü karşusundaki Gâzîkirmân'a, ya‘nî Doğan geçidi kal‘asına nâzır iskele kapusudur. Bu kal‘a içinde ancak seksen kadar toprak örtülü Tatar evleri ve bir câmi‘i var, Şâhîn Geray Sultân'ındır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 110a ·
metinde göster ·
… gemileri Karadeniz'e çıkamazlardı. Ana karîb yerde Tuzla burnu nâm mahalde bir
kumsal yerde
,
Kal‘a-i Anapa: Ciniviz binâsıdır, ammâ Gedik Ahmed Paşa feth edüp "Lâzımlı kal‘a değildir" deyü harâb etmişdir, ammâ içinde âb-ı hayât suyu vardır. Bu kal‘a ma‘mûr olsa Azak boğazından kâfir gemileri Karadeniz'e çıkamazlardı. Ana karîb yerde Tuzla burnu nâm mahalde bir kumsal yerde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 146b ·
metinde göster ·
şekl-i murabba‘dan köşe köşe on sekiz dirsekli bir Şeddâdî binâ-yı metîn kal‘a- …
Kal‘ası leb-i deryâda bir kumsal yerde şekl-i murabba‘dan köşe köşe on sekiz dirsekli bir Şeddâdî binâ-yı metîn kal‘a-i kavîdir. Cirmi kâmil yedi yüz germe adımdır. Kıbleye nâzır bir kapusu var. Dizdâr ağası ve subaşısı ve bâcdârı ve üç yüz aded kal‘a neferâtları var. Ve cümle sağîr ü kebîr yetmiş pâre topları var kim tâ Ballıbadra dağların döğer serâmed toplardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 339b ·
metinde göster ·
gûyâ bir ada-misâl bir mahaldir. Vezîria‘zamların Anatolkoz hâssına hükûmeti il …
Lisân-ı Rûmda (---)(---) demekdir. Karlıeli sancağında Angili kasrı kazâsı nâhiyesidir. Deryâ kenârında bir kumsal yerde gûyâ bir ada-misâl bir mahaldir. Vezîria‘zamların Anatolkoz hâssına hükûmeti ilhâkdır kim emîn zabt eder.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 341a ·
metinde göster ·
iki yüz elli adım tavîl bir burunda vâki‘ olmuş varoşdur kim cümle dörd aded çe …
Bu varoş hemân bir ince dil gibi bir kumsal yerde iki yüz elli adım tavîl bir burunda vâki‘ olmuş varoşdur kim cümle dörd aded çeşmeleri ve yedi aded kenîsecikleri ve yedi aded Rûm portoyorozları ya‘nî şehir kethudâları vardır. Ammâ meyhâneleri gâyet çokdur kim cümle kal‘a levendâtları şeb u rûz davul ve zurna ile meyhânelerde ayş u işretler edüp bir sâz [u] söz ve hây hûy hengâmedir kim gûyâ Cezâyir vilâyetidir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 343b ·
metinde göster ·
Ve bu Üştürka kasabası Ohri kazâsı niyâbetidir. Ve göl kenârında bir
kumsal yerde
ve çemenzâr vâdîlerin düz yerinde cümle üç yüz aded kiremit örtülü kârgîr binâl …
Ve bu Üştürka kasabası Ohri kazâsı niyâbetidir. Ve göl kenârında bir kumsal yerde ve çemenzâr vâdîlerin düz yerinde cümle üç yüz aded kiremit örtülü kârgîr binâlı tahtânî ve fevkânî bâğ u bâğçeli âb [u] hevâsı latîf kasabacıkdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 369a ·
metinde göster ·
deryâdan üç sâ‘at ba‘îd bir sahrâda vâki‘ olmuşdur. Ve değirmen bayırları şehri …
Ve şehri bir düz kumsal yerde deryâdan üç sâ‘at ba‘îd bir sahrâda vâki‘ olmuşdur. Ve değirmen bayırları şehrin şark tarafında beşer bin ve altışar bin adım ba‘îddir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y41a ·
metinde göster ·
… ve âb-ı hayât kuyu suları nûş ederek leb-i deryâda İzmir körfezi kenârında bir
kumsal yerde
,
Bu şehirde Y 42b Yeniçeri serdârı Hacı Süleymân Ağa ile vedâlaşup andan refîkler alup kıble cânibine üç sâ‘at sâfî bâğ u bâğçeler içre ulu dıraht-ı sâyedârlar altında tarîk-ı âm üzre kahvehâneler temâşâ ederek ve âb-ı hayât kuyu suları nûş ederek leb-i deryâda İzmir körfezi kenârında bir kumsal yerde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y42a–Y42b ·
metinde göster ·
vâki‘dir. Bir karış mikdârı yeri kazsan su çıkar, handaka muhtâc değildir. Ve y …
Eşkâl-i kal‘a: Sene (---) târîhinde bizzât Süleymân Hân binâsıdır. Be-dest-i Kapudan Pılak Mustafâ Paşa. Bir körfez derenin nihâyetine şeddâdî taş binâ ve şekl-i murabba‘ dâ’iren-mâdâr cirmi bin altmış adımdır. Ve dîvârının kaddi onar mi‘mâr arşını âlî ve cânib-i erba‘asında aslâ handakı yokdur, zîrâ gâyet alçak kumsal yerde vâki‘dir. Bir karış mikdârı yeri kazsan su çıkar, handaka muhtâc değildir. Ve yıldız ve garb tarafın deryâ döğer metîn dîvârlardır. Mâ‘adâ tarafları kara cânibleridir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y63b ·
metinde göster ·
… noğlu dağlarından gelüp bu cisir dibinde Bahr-i Ebyaz'a mahlût olduğu yerde bir
kumsal yerde
at kadar bir kelb bi-emrillâh taş olmuş bir sun‘-ı Hudâ'dır.
Ve bu nehir şark cânibinde Ma‘ânoğlu dağlarından gelüp bu cisir dibinde Bahr-i Ebyaz'a mahlût olduğu yerde bir kumsal yerde at kadar bir kelb bi-emrillâh taş olmuş bir sun‘-ı Hudâ'dır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y189a ·
metinde göster ·
şehr-i müzeyyendir. Ve mezkûr iki burunda deryâ içre iki metîn liman kal‘aları …
Ve şehri leb-i deryâda iki burun ortasında bir kumsal yerde şehr-i müzeyyendir. Ve mezkûr iki burunda deryâ içre iki metîn liman kal‘aları inşâ olunmuş kim herbiri metîn ü müstahkem burc [u] bârûlu kal‘a-i ra‘nâlardır. Ve başka dizdârları ve yüzer neferât merdüm-hisârları ve cebehâneleri vardır. Ve limana nâzır azîm topları vardır, dâ’imâ küffâr havfinden âmâdedirler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y190a ·
metinde göster ·
… a bir küçük kubbedir, ammâ yine mesciddir. Kendüleri kubbenin kapusu önünde bir
kumsal yerde
beyâz kireç ile mebnî bir merkad-i pür envârıyçün cümle ulemâ-yı Sayda kabr-i Y …
Hakîkat leb-i deryâda bir küçük kubbedir, ammâ yine mesciddir. Kendüleri kubbenin kapusu önünde bir kumsal yerde beyâz kireç ile mebnî bir merkad-i pür envârıyçün cümle ulemâ-yı Sayda kabr-i Yûnus oldur, derler. Ve bu Hazret-i Yûnus merkadi olduğuna bu dahi delîldir kim Cenâb-ı Bârî Hazret-i Risâlet'e Hazret-i Yûnus hakkında alâ-tarîku'l-hikâye bu âyet-i şerîfi nâzil etmişdir. El-âye[t]: Arapça buyuruşlardır kim Hazret-i Yûnus uryân balık karnından çıkup uryânen bî-tâb ü bî-mecâl şiddet-i harâretde yatırken Cenâb-ı Bârî Resûl'ün esirgeyüp ol ân cesed-i şerîfin hıfz içün kabak ağacın halk edüp ol ulu berkleri Hazret-i Yûnus üzre sâyebân olur. Hâlâ âsitânesi etrâfında ol yaktîn-i beyâbândan geçilmez. Ve cezîre-i Sakız'dan gayri diyârda sakız dırahtları olmazken niçe sakız dırahtları vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y192a ·
metinde göster ·
vâki‘dir. Leb-i deryâda limana nâzır bir ma‘mûr u âbâdân kulle-i metîni var, Si …
Ve bu Sûr kal‘ası bir kumsal yerde vâki‘dir. Leb-i deryâda limana nâzır bir ma‘mûr u âbâdân kulle-i metîni var, Sinân Paşa binâsıdır. Dizdârı ve merdüm-hisârı elli neferdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y196a ·
metinde göster ·
bir ulu kârgîr binâ-yı azîm bir câmi‘-i kadîmdir. Sene (---) târîhinde [[(---) …
[[(---) (---) (---)]] Mâbeyninde bir kumsal yerde bir ulu kârgîr binâ-yı azîm bir câmi‘-i kadîmdir. Sene (---) târîhinde [[(---) (---) (---)]] etmişlerdir. Mihrâb tarafı (---) kubbe-i azîmelerdir. (---) sütûn üzre (---) kemerler üzre mebnîdir. [[(---) (---) (---)]] Câmi‘ içi tûlen ve arzen (---) ayakdır. Ve haremi tûlen ve arzen (---) adımdır. Ve iki tabaka bir [[(---) (---) (---)]]
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y323a ·
metinde göster ·
yaban hurmâlı ve zehr-i mâr sulu ve kumlu yerdir. Bu kuyu sularından her kim ha …
Bu Kastal menzili leb-i deryâda hayme bir kumsal yerde yaban hurmâlı ve zehr-i mâr sulu ve kumlu yerdir. Bu kuyu sularından her kim hayvânâtına su verirse ciğerin taşra çıkarup fânûs-ı hayâl eder. Gâyet müshildir. Ammâ ârif olan bu mahalde su vermezse âkılâne hareket eder. Râh-ı Mekke'de iki gün deve ve bağl su içmese gam değildir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y374b ·
metinde göster ·
… unmuşdur, be-dest-i Tavâşî Süleymân Paşa. Leb-i deryâdan ba‘îd bir düz Y 375a
kumsal yerde
şekl-i murabba‘ şeddâdî binâ-yı sengîn bir kal‘a-i metîndir. Ve Mısır'dan Mekke …
Kal‘a-i Kuveylân ya‘nî Müveylah: Sene (---) târîhinde Sultân Süleymân asrında binâ olunmuşdur, be-dest-i Tavâşî Süleymân Paşa. Leb-i deryâdan ba‘îd bir düz Y 375a kumsal yerde şekl-i murabba‘ şeddâdî binâ-yı sengîn bir kal‘a-i metîndir. Ve Mısır'dan Mekke'ye varınca böyle büyük bir kal‘a yokdur. Dâ’iren-mâdâr cirmi altı yüz germe adımdır. Ve sekiz kulle-i sedîddir. Ve cânib-i şimâle nâzır bir demirli metîn bâbı vardır. Tâk-i âlîsi üzre celî hatt ile Süleymân Hân târîhi vardır. Ammâ bu kal‘anın dahi handakı yokdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y374b–Y375a ·
metinde göster ·
… tarîk-ı âmın sol cânibinde bir hûrmâlık içinde Câbirü'l-Ensârî hazretleri: Bir
kumsal yerde
ve berr ü beyâbânda câmi‘inin civârında bir kubbe-i âlîde medfûndur. Sahâbe-i k …
Ve İskenderiyye'den şarka Remle yolu üzre giderken İskenderiyye'den iki bin adım ba‘îd tarîk-ı âmın sol cânibinde bir hûrmâlık içinde Câbirü'l-Ensârî hazretleri: Bir kumsal yerde ve berr ü beyâbânda câmi‘inin civârında bir kubbe-i âlîde medfûndur. Sahâbe-i kirâmın ulularındandır. Kaçan İskenderiyye halkı Remle bâğlarına nakl etdüklerinde bu Câbirü'l-Ensârî câmi‘inde cemâ‘at-i kesîre olup ziyâret-i azîm olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y328b ·
metinde göster ·
olmak ile mürûr-ı eyyâm ile harâb olmuşdur. Ba‘zı âsârları zâhir ü bâhirdir. Di …
Kal‘ası bir kumsal yerde olmak ile mürûr-ı eyyâm ile harâb olmuşdur. Ba‘zı âsârları zâhir ü bâhirdir. Dizdârı ve neferâtları vardır. Hâneleri hûrmâlık içindedir. Ammâ hâlâ yigirmi pâre şâhâne topları rimâl-i türâb içinde sernigûn olup yatır. On aded topları arabalar üzre Nîl kenârında âmâde toplardır. Hûrmâlık içinde bir câmi‘i ve dizdâr hânesi ve yigirmi mikdârı fukarâ hâneleri vardır. Gayrı imâret yokdur. Zamân-ı kadîmde ma‘mûr kal‘a imiş kim Reşîd kal‘ası ile boğaz ağzına vâki‘ olmuşdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y335b ·
metinde göster ·
… almamışdır, Ammâ hâlâ bu kal‘a Akdeniz ile nehr-i Nîl mahlût olduğu burunda bir
kumsal yerde
şekl-i murabba‘ bir binâ-yı metîndir. Dâyiren-mâdâr cirmi beş yüz adımdır. Ve ç …
Sene (---) târîhinde bizzât fâtih-i Mısır Selîm Hân-ı Evvel'in binâsıdır, be-dest-i Hayra Beğ vâlî-i ibtidâ feth-i Mısır. Mâ-tekaddem Amr ibnü'l-Âs asrında Esved ibn Mikdâd'ın feth etdüği kal‘adan aslâ eser kalmamışdır, Ammâ hâlâ bu kal‘a Akdeniz ile nehr-i Nîl mahlût olduğu burunda bir kumsal yerde şekl-i murabba‘ bir binâ-yı metîndir. Dâyiren-mâdâr cirmi beş yüz adımdır. Ve çâr köşesinde çâr burcu var. Ve cenûba nâzır bir kapusu var. İçinde havlısız seksen neferât hânecikleri vardır. Selîm Hân câmi‘i var. Ve Mısır müteferrikalarından kânûn üzre dizdârı ve seksen neferâtı vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y348b ·
metinde göster ·
… dârı ve elli neferâtları var. Kârları balık ve bıldırcın kuşu sayd ederler. Bir
kumsal yerde
vâki‘ olmuşdur. Bir kapusu kıbleye nâzırdır. İçinde kırk elli hücrecikleri var. …
Sene (---) târîhinde Sultân Ahmed Hân asrında Tavâşî Müteferrika Ca‘fer Ağa öz mâliyle hasbeten lillâh binâ edüp dizdâr-ı mü’ebbed olmuşdur. Ammâ kal‘a-i Abdüssamed nâmiyle şöhre-i şehr olmuşdur. Q 295b Nîl kenârında şekl-i P 292b müdevver bir küçük kal‘adır. Cirmi yüz adımdır ve kaddi elli arşın taş-binâ bir kulle-i kavîdir. Ba‘dehu taşrasına bir tabya-i azîm zamm edüp kal‘a dahi metîn olmuş. Cümle elli pâre topları var, ammâ iri toplar bu tabya üstünde boğaz ağzına nâzırdır. Dizdârı ve elli neferâtları var. Kârları balık ve bıldırcın kuşu sayd ederler. Bir kumsal yerde vâki‘ olmuşdur. Bir kapusu kıbleye nâzırdır. İçinde kırk elli hücrecikleri var. Müte’ehhil kimse yokdur, cümle halkı mücerredlerdir. Bir zâviyesi var. Bu kulle dörd tabakadır. Ve cânib-i erba‘asında handakı yokdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y349a ·
metinde göster ·
bir mezâristân vardır. Her lahd içinde niçe bin kefenli gûnâ-gûn kuşlar medfûnl …
Bu cebel üzre bir kumsal yerde bir mezâristân vardır. Her lahd içinde niçe bin kefenli gûnâ-gûn kuşlar medfûnlardır. Ekseriyyâ leylek kuşu kefeniyle gâyet çokdur. Cemî‘i murglar bu mezâr üzre gelüp feryâd [u] figân ederek deverân edüp ziyâret ederler, andan yine mezkûr cebel üzre meks ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y369b ·
metinde göster ·
… â şehri sâhil-i Nîl'den beş yüz adım Q 309bP 306b kıble cânibine ba‘îd bir
kumsal yerde
üç bin altı yüz kat-ender-kat tâk-ı revâklı serâpâ tula binâ-yı kârgîr münakkaş …
Ve Kınâ şehri sâhil-i Nîl'den beş yüz adım Q 309bP 306b kıble cânibine ba‘îd bir kumsal yerde üç bin altı yüz kat-ender-kat tâk-ı revâklı serâpâ tula binâ-yı kârgîr münakkaş şîrînkârlı sarây-ı âlîler ile Y 380a ârâste ve gayrı amârhâneler ile pîrâste olmuş şehr-i müzeyyendir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y379b–Y380a ·
metinde göster ·
eş-Şeyh Hüseyn. Ve civârında Benî Hilâl kabîlesinde eş-Şeyh Şerefüddîn. Ve fâti …
Ve bir mürtefi‘ kumsal yerde eş-Şeyh Hüseyn. Ve civârında Benî Hilâl kabîlesinde eş-Şeyh Şerefüddîn. Ve fâtihü'l-bâb eş-Şeyh Abdürrezzâk. Ve eş-Şeyh Mûsâ er-Rîdî Seyyid Alî hammâmı.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y450b ·
metinde göster ·
yatup ol gece vâkı‘alarında Hazret-i Risâlet-penâh cümlesinin yaralarına mübâre …
Ve bu cengde mecrûh olan guzât-ı müslimîn bir kumsal yerde yatup ol gece vâkı‘alarında Hazret-i Risâlet-penâh cümlesinin yaralarına mübârek ağzı yarların sürüp ale's-sabâh cümle mecrûhlar kendüleri sağ selâmet görüp ol kumsal yerde yuvarlanup safâ ederler. Hâlâ ol kumsal yerde Rimâlü Dârişşifâ derler, ziyâretgâhıdır. Hâlâ bir mecrûh ve bir marîz ol mahalle varup ol kumsal yerde yuvarlansa bi-emrillâhi ta‘âlâ sıhhat bulur, meşhûr-ı âfâk-ı ale'l-itlâkdır. Ve hasta ve marîz olmayan ba‘zı kimesneler teberrüken ve teyemmünen ol kumsal mürtefi‘ yerden yuvarlanırlar, elbette şifâdan hâlî değillerdir. Hakîr dahi şifâ niyyetine eylece yuvarlanıcaverdim(?), zîrâ pembe-misâl bir rimâlistân pâk yerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y450b ·
metinde göster ·
… ağzı yarların sürüp ale's-sabâh cümle mecrûhlar kendüleri sağ selâmet görüp ol
kumsal yerde
yuvarlanup safâ ederler. Hâlâ ol kumsal yerde Rimâlü Dârişşifâ derler, ziyâretg …
Ve bu cengde mecrûh olan guzât-ı müslimîn bir kumsal yerde yatup ol gece vâkı‘alarında Hazret-i Risâlet-penâh cümlesinin yaralarına mübârek ağzı yarların sürüp ale's-sabâh cümle mecrûhlar kendüleri sağ selâmet görüp ol kumsal yerde yuvarlanup safâ ederler. Hâlâ ol kumsal yerde Rimâlü Dârişşifâ derler, ziyâretgâhıdır. Hâlâ bir mecrûh ve bir marîz ol mahalle varup ol kumsal yerde yuvarlansa bi-emrillâhi ta‘âlâ sıhhat bulur, meşhûr-ı âfâk-ı ale'l-itlâkdır. Ve hasta ve marîz olmayan ba‘zı kimesneler teberrüken ve teyemmünen ol kumsal mürtefi‘ yerden yuvarlanırlar, elbette şifâdan hâlî değillerdir. Hakîr dahi şifâ niyyetine eylece yuvarlanıcaverdim(?), zîrâ pembe-misâl bir rimâlistân pâk yerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y450b ·
metinde göster ·
… ar kendüleri sağ selâmet görüp ol kumsal yerde yuvarlanup safâ ederler. Hâlâ ol
kumsal yerde
Rimâlü Dârişşifâ derler, ziyâretgâhıdır. Hâlâ bir mecrûh ve bir marîz ol mahall …
Ve bu cengde mecrûh olan guzât-ı müslimîn bir kumsal yerde yatup ol gece vâkı‘alarında Hazret-i Risâlet-penâh cümlesinin yaralarına mübârek ağzı yarların sürüp ale's-sabâh cümle mecrûhlar kendüleri sağ selâmet görüp ol kumsal yerde yuvarlanup safâ ederler. Hâlâ ol kumsal yerde Rimâlü Dârişşifâ derler, ziyâretgâhıdır. Hâlâ bir mecrûh ve bir marîz ol mahalle varup ol kumsal yerde yuvarlansa bi-emrillâhi ta‘âlâ sıhhat bulur, meşhûr-ı âfâk-ı ale'l-itlâkdır. Ve hasta ve marîz olmayan ba‘zı kimesneler teberrüken ve teyemmünen ol kumsal mürtefi‘ yerden yuvarlanırlar, elbette şifâdan hâlî değillerdir. Hakîr dahi şifâ niyyetine eylece yuvarlanıcaverdim(?), zîrâ pembe-misâl bir rimâlistân pâk yerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y450b ·
metinde göster ·
… işşifâ derler, ziyâretgâhıdır. Hâlâ bir mecrûh ve bir marîz ol mahalle varup ol
kumsal yerde
yuvarlansa bi-emrillâhi ta‘âlâ sıhhat bulur, meşhûr-ı âfâk-ı ale'l-itlâkdır. Ve …
Ve bu cengde mecrûh olan guzât-ı müslimîn bir kumsal yerde yatup ol gece vâkı‘alarında Hazret-i Risâlet-penâh cümlesinin yaralarına mübârek ağzı yarların sürüp ale's-sabâh cümle mecrûhlar kendüleri sağ selâmet görüp ol kumsal yerde yuvarlanup safâ ederler. Hâlâ ol kumsal yerde Rimâlü Dârişşifâ derler, ziyâretgâhıdır. Hâlâ bir mecrûh ve bir marîz ol mahalle varup ol kumsal yerde yuvarlansa bi-emrillâhi ta‘âlâ sıhhat bulur, meşhûr-ı âfâk-ı ale'l-itlâkdır. Ve hasta ve marîz olmayan ba‘zı kimesneler teberrüken ve teyemmünen ol kumsal mürtefi‘ yerden yuvarlanırlar, elbette şifâdan hâlî değillerdir. Hakîr dahi şifâ niyyetine eylece yuvarlanıcaverdim(?), zîrâ pembe-misâl bir rimâlistân pâk yerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y450b ·
metinde göster ·