… ının burc [u] bârûları ve hafr [u] handakları zâhir ü bâhirdir. Ol tarafda olan
kurâlar
kim hâlâ amârdır, meselâ Feteköy ve Sazlıköy ve Arnavudköy ve karye-i Kovukdere …
Ve cemî‘i taht-ı hükûmetinde olan pâdişâhlar deryâ-misâl askerleri ve ırgat bennâları ile gelüp binâya imdâd etdiler. Ve her pâdişâha biner zirâ‘ yeri amâr etmeğe me’mûr eyleyüp her pâdişâh hissesine düşen yeri gûnâ-gûn san‘atlar ile inşâ etdiler. Kal‘a-i İslâmbol ol asırda Sarâyburnu'ndan tâ Silivri kal‘asına, Silivri'den cânib-i şimâle Karadeniz sâhilinden Terkoz kal‘asına varınca tokuz sâ‘at yerdir. Mâbeynehümâda yedi kat germe kal‘a dîvârı binâ etdiler. Her dîvâr mâbeyninde yüzer zirâ‘ arîz handak-ı amîkler inşâ etdiler. Hâlâ Silivri'den Terkoz'a varınca kal‘a dîvârlarının burc [u] bârûları ve hafr [u] handakları zâhir ü bâhirdir. Ol tarafda olan kurâlar kim hâlâ amârdır, meselâ Feteköy ve Sazlıköy ve Arnavudköy ve karye-i Kovukdere ve karye-i izzeddînli ve karye-i Kiteli ve karye-i Baklalı ve karye-i Türk-eşeli nâm kurâların cümle hân ve câmi‘ ve mesâcid ve imâretleri mezkûr kal‘a dîvârlarının seng-i hârâları ile inşâ olunup câ-be-câ kulleleri ve yedi kat handakları kalmışdır kim Akdeniz'den Karadeniz'de nihâyet bulmuş bir hısn-ı hasîn ve sedd-i metîn bir kal‘a-i üstüvâr imiş.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 10b ·
metinde göster ·
Ve bu havuzlara ve kemerlere nigâhbân üç pâre ma‘mûr
kurâlar
vardır kim seyl-i rahmet dağlardan hâr [ü] hâşâk getirüp havza idhâl etdikde ol …
Ve bu havuzlara ve kemerlere nigâhbân üç pâre ma‘mûr kurâlar vardır kim seyl-i rahmet dağlardan hâr [ü] hâşâk getirüp havza idhâl etdikde ol kurâ halkı tathîr edüp kavs-ı kuzah-misâl kemerleri {dahi} tathîr ederler. Bu kemerin cânib-i erba‘asında ma‘mûr [u] âbâdân korular vardır. Cümle uşşâkân anda zevk [u] safâ ederler. Bir acâyib ü garâyib hıyâbânlardır kim medhinde lisân kâsırdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 146a ·
metinde göster ·
… garbîsinde yetmiş pâre ma‘mûr [u] âbâdân ormanlı ve avgâhlı ve bâğlı ve bâğçeli
kurâlar
var kim her biri birer kasaba-misâl câmi‘li ve hammâmlı ve esvâk-ı muhtasarlı b …
Ve'l-hâsıl bu İslâmbol'un cânib-i garbîsinde yetmiş pâre ma‘mûr [u] âbâdân ormanlı ve avgâhlı ve bâğlı ve bâğçeli kurâlar var kim her biri birer kasaba-misâl câmi‘li ve hammâmlı ve esvâk-ı muhtasarlı belîdelerin her biri birer atlı yatağı mesîregâhlardır. Ammâ
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 146b ·
metinde göster ·
… Tekirdağı ve Malkara ve Hayrabolu ve'l-hâsıl yetmiş kadılık yerde tavuğa bağlı
kurâlar
vardır, anlardan beher sene on iki kerre yüz bin tavuk cem‘ olup matbah-ı âmire …
{Yigirmi (---) ci, tavuk emîni: Ağa bir, neferât 200, bu matbah emîni (emîni) tarafından pâdişâh içün Tekirdağı ve Malkara ve Hayrabolu ve'l-hâsıl yetmiş kadılık yerde tavuğa bağlı kurâlar vardır, anlardan beher sene on iki kerre yüz bin tavuk cem‘ olup matbah-ı âmire'ye gelir azîm hidmetdir}. Ve
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 177b ·
metinde göster ·
vardır. Andan eyyâm-ı muvâfık ile ol körfez içre iki cânibin ma‘mûr âbâdânları …
Karye-i Zeytûnburnu : İzmit hâkinde bir iskeledir. Âbâdândan bir imâret yokdur. Yeniçeri ağalarına mahsûs gemiler bu iskelede yüklenir. Dağlarında ma‘mûr kurâlar vardır. Andan eyyâm-ı muvâfık ile ol körfez içre iki cânibin ma‘mûr âbâdânları temâşâ ederek 8 sâ‘atde
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 242b ·
metinde göster ·
vardır. Cümle halkı keştîbânlardır ve maran-ı kozlardır, a‘lâ gemiler yaparlar. …
Menzil-i Findıcak Ağzı : Bu mahalde ma‘mûr kurâlar vardır. Cümle halkı keştîbânlardır ve maran-ı kozlardır, a‘lâ gemiler yaparlar. (---)(---) nehir deryâya mahlût olduğu mahaldir. Andan (---) mil gidüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 247a ·
metinde göster ·
… münde nâhiye ve subaşılıkdır. Etrâf [u] eknâfında niçe yüz pâre ma‘mûr ü âbâdân
kurâlar
olmağıla bu vâdîde haftada bir bâzâr-ı azîm olur kim on bin âdem cem‘ olur ve b …
Evsâf-ı Polata bâzârı : Bu dahi Tarabefzûn hükmünde nâhiye ve subaşılıkdır. Etrâf [u] eknâfında niçe yüz pâre ma‘mûr ü âbâdân kurâlar olmağıla bu vâdîde haftada bir bâzâr-ı azîm olur kim on bin âdem cem‘ olur ve bu mahalde olan büleyde-i ma‘mûre-i Tarabefzûn'da Hâtûniyye nâmıyla ma‘rûf Selîm Hân-ı Evvel vâlidesinin evkâfıdır. Mütevellî subaşısı hükm eder. Ve bunda bir limân-ı azîm vardır. Bahr-i siyâh mellahları mâbeyninde Polata limanı demekle meşhûr-ı âfak liman-ı ma‘mûredir. Ve sekiz rûzgârdan emîn a‘lâ demir dutar yataklı liman-ı latîfdir. (---) Andan (---) mil
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 248b ·
metinde göster ·
… h menzil sahrâ-yı âbâdân-ı reyhân u çemenistândır. Ve niçe yüz ma‘mûr ve âbâdân
kurâlar
ile ârâstedir.
Abaza Paşa mütehassın olaldan berü Âl-i Osmân havf edüp bî-hisâb cebehâne ve altı bölük ağası ziyâde edüp cümle iki bin beş yüz kulu ve dizdârı ve on iki ağası ve iç kal‘asında buğday anbârları ve yüz seksen pâre topları ve Tebrîz kapusunda iki hisâriçe arasında Murâd Hân'ın on iki balyemez topları var. Kal‘ası Eğerli dağının dibinde bir top menzili ba‘îd bir bayırlı ve mesûr kayalı zemîn-i metîne vâki‘ olup cânib-i şimâlîsi ve yıldız tarafı ve cânib-i garbîsi sahrâ-yı Erzurûm'dur kim tûlen ve arzen ikişer fersâh menzil sahrâ-yı âbâdân-ı reyhân u çemenistândır. Ve niçe yüz ma‘mûr ve âbâdân kurâlar ile ârâstedir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 286a ·
metinde göster ·
… Ba‘dehû bu zikr olunan Azgûr kal‘asından kalkup cânib-i garba ma‘mûr [u] âbâdân
kurâlar
içre câ-be-câ hıyâbân [u] gülistânlı zemîn-i mahsûldâr ve çemenzâr yerler üzre …
Kavm-i müşrikînden ibtidâ tâ’ife-i Yahûddır. Andan kavm-i fecere bu Gürcî'nin kavm-i Dâdyân'ı ve Şavşad kavmleridir. Anlardan 320b kavm-i Kuril ve kavm-i Açıkbaş ve kavm-i Mikril ve kavm-i (---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---) Müteferrik olup cümlesi ümmet-i Dâvûd Nebî iken millet-i Mesihî'den olup kitâb-ı İncîl ile zu‘m-ı bâtıl ederler ammâ cümlesi on iki lisân üzre tekellüm ederler. Gûnâ-gûn lehce-i mahsûsaları vardır kim birbirlerinin lisânların tercümân ile anlar ecnâs-ı ünâsdır. Ammâ lisân-ı Şavşad u Dâdyân-ı zu‘m-ı fâsîdler niçe fesâhat u belâğat ile kelimât eder kavmlerdir. Hakîkatü'l-hâl hâlâ Moskov diyârının kralları inkırâz bulsa millet-i Mesîhıyye'nin güzîdesi ve Enûşirvânı ve hasîb [u] nesîbidir, deyü Şavşad'dan yâhûd Dâdyân'dan bir beğ alup Moskov'a kral ederler. Kitâbî kavmdirler. Ammâ Abaza ve Çerkes-i nâ-kes Arab'dan azgın kavm-i cedîd olmağıla aslâ kitâbları ve bed-mezhebleri yokdur. Bu Gürcîstân papaslarının takrîrleri üzre tevârîh-i atîklerinde eyle tahrîr eder kim silsileleri Keykâvûs'a ve niçe bin pehlivânlara müntehî olup andan Dâvûd Nebî a.s. hazretine müntehî olur, derler. Meğer Gürcîstân'da bir pâdişâh var idi. Mürd oldukda yerine Temerrüd nâm bir kızı hâkime olup bir kimesneye varmayup babasından irs ile intikâl eden diyârlarını hükm-i hükûmât ederek bir gice bir pençe-i âfitâb gulâm ile ayş [u] işret mâbeyninde melike kız mest iken ol civân kıza susa edüp melike hâmile kalır. Andan bir meh-pâre duhter-i pâkize-ahter tevellüd edüp ol kızı pinhân edüp Vat nâhiyesine gönderir. Beri tarafda melike bed-nâm olmamak içün kendüye susa edüp bekâretin izâle eden mîrâhûr civânı bir halîc buzu üzre bir murğ-ı sürhab saydın almağa gönderüp ol civân buza cuyulup gark-ı âb olup melike duhter güft [u] gûy-ı kabâ’ilden halâs olup bu melîkeden müştakka olan kız dahi kemâlin bulup ol kızı Beğ Dîvân nâm bir melikzâdeye verirler. Ol kızdan üç oğul olur. Anlar dahi fetâ yiğitler olduklarında Gürcîstân'ı üç bahş edüp büyük beğzâdeye Kütâtis ülkesi verirler kim ana Baş-açık vilâyeti derler. Hâlâ Başaçık tâ’ifesinin nesli ol büyük beğzâde Mârûla melike müntehî olur. Veled-i vustâya Tiflis ülkesini verirler ki ismi Simon'dur. Küçük oğlana Bâht vilâyetin verirler kim Dâdyân kavminin nesli ana müntehîdir. Bu Dâdyân Beğ cihân-ârâ bir âdil pâdişâh olup cümle kefereler buna tâbi‘ olmuşlardı. Hâlâ Gürcîstân'da bu Dâdyân ve Açıkbaş beğlerine cümle Gürcîstân itâ‘at ederler, gûyâ baş papaslarıdır. Cümle kefere kralları hîn-i cülûsda kılıç kuşansa Açıkbaş ve Dâdyân'ın izniyle bir âdem kılıç kuşadup cümle kefere ol kral-ı dâldan bid‘at ederler. Hattâ Selîm Şâh-ı Evvel, Tarabefzûn hâkimiyken bu Açıkbaş beğiyle hüsn-i ülfet edüp Kütâtis kal‘asında niçe zamân ayş [u] işret edüp babası Bâyezîd-i Velî'den sonra Selîm Hân müstakil sultân oldukdan sonra Açıkbaş ülkesinin tâc harâcı ve tekâlîf-i örfiyyesin hatt-ı şerîf-i kavî huccet ile mu‘âf [u] müsellem edüp ilâ yevminâ hâzâ mu‘âfdırlar. Ancak alâ tarîkı'l-hedâye İspirî doğanlar ve sunkur ve toygun-bâzlar ve mümtâz gılmân-ı şehnâzlar ve dûşîze-i dil-nüvâzları der-i devlete göndermeleri beher sene kânûn-ı Selîm Hân-ı Evveldir, ve's-selâm. Ba‘dehû bu zikr olunan Azgûr kal‘asından kalkup cânib-i garba ma‘mûr [u] âbâdân kurâlar içre câ-be-câ hıyâbân [u] gülistânlı zemîn-i mahsûldâr ve çemenzâr yerler üzre 4 sâ‘atde hamd-i Hudâ sıhhat [ü] selâmetle sâlimîn ve gânimîn sedd-i İslâm,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 320a–320b ·
metinde göster ·
… n ve gülâbdân ve bir re’s küheylân at alup iki günde dağlar ve beller ve ma‘mûr
kurâlar
aşup,
Bu şehri temâm seyr [ü] temâşâ edüp emînden ve a‘yân-ı vilâyetden üç yüz guruş ve bir sîm-âvân-ı buhûrdân ve gülâbdân ve bir re’s küheylân at alup iki günde dağlar ve beller ve ma‘mûr kurâlar aşup,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 327a ·
metinde göster ·
… dan lezîz bir mâhî-i lezîz ü mukavvîdir. Bu halîcin kenarında ma‘mûr [u] âbâdân
kurâlar
ile müzeyyen bir buhayre-i zülâldir. Cânib-i erba‘asında Zuday ve Sonisa ve kaz …
Der-vasf-ı buhayre-i Lâdik: Şehr-i Lâdik'in cânib-i şarkîsinde nümâyân bir buhayre-i azîmdir. Bir günde devr olunur buhayre-i âb-ı hayâtdır. On bir gûne mâhîleri var kim her birin lezzeti ve hâssa ve haysiyyetiyle ve eşkâl-i reng-i gûnâ-gûniyle medh eylesek tatvîl-i kelâm olur. Ammâ cümle mâhîlerinden turna balığı Mâ’ide-i Mûsâ'dan lezîz bir mâhî-i lezîz ü mukavvîdir. Bu halîcin kenarında ma‘mûr [u] âbâdân kurâlar ile müzeyyen bir buhayre-i zülâldir. Cânib-i erba‘asında Zuday ve Sonisa ve kazâ-yı Kavza ve kazâ-yı Zeytun dağlarından yigirmi altı aded uyûn-ı câriyeler bu nehre munsab olup yine leb-ber-leb bir buhayredir. Bir cânibe ayağı yokdur. Evvelâ kenarında Boğazköy, gâyet latîf ve ma‘mûr ü müzeyyen köydür. Ve karye-i Otuz, bu buhayre kenarındadır. Bi-emrillah bu karyede olan kaymak bir diyârda yokdur. Küleğinin içinde iken keçi oğlağı, kaymağı üzerine 346a bassa teyesün nâhunları kışata-yı beyâza te’sîr etmez ve kaymağın bıçağile keserler, sakız gibi çiğnenir bir gûne lezîz ve kudretden mümessek râyiha-i tayyibesi vardır. Bu kaymağın misli meğer Erzurûm hâkinde Bingöl yaylası kaymağı ola (---).
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 345b–346a ·
metinde göster ·
… ayvânâtlar huzûr edüp ertesi (---) sâ‘at küşâde hevâda gidüp ve ma‘mûr u âbâdân
kurâlar
ubûr edüp,
Menzil-i karye-i Kırkdilim: Çorum sancağı hâkinde iki yüz hâneli müselmânlardır. Bu karye-i mübârekde sehl hevâ küşâde olup cümle asâkir-i İslâm ve cemî‘î hayvânâtlar huzûr edüp ertesi (---) sâ‘at küşâde hevâda gidüp ve ma‘mûr u âbâdân kurâlar ubûr edüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 350a ·
metinde göster ·
… inde yine gelüp karye-i Hüseyin Gâzî, böyle birer ikişer kerre mihmân olduğumuz
kurâlar
gâyet çokdur. Ammâ bu mahalde âsitâne-i azîzi ziyâret etdiğimizde bi'l-bedâhe h …
Bu zikr olunan üç pâre kazânın kurâ ve kasabâtlarında kâmil bir ay gezüp Engürü kurbunda nevrûz-ı Harzemşâhî oldu. Ve cümle nebâtât [u] giyâhâtlar rûy-ı zemînden baş gösterüp hamd-i Hudâ hevâlar mu‘tedil oldu. Lâkin bâr-ı sakîlleri şeb [u] rûz yükledüp indirüp bindirmeden âciz-mânde kaldık. Ve nefîr-i âm havfinden zırhlarımız sırtlarımızda olmağıla bî-huzûr olduk. Âhir bin elli sekiz Rebî‘ulâhirinin gurresinde yine gelüp karye-i Hüseyin Gâzî, böyle birer ikişer kerre mihmân olduğumuz kurâlar gâyet çokdur. Ammâ bu mahalde âsitâne-i azîzi ziyâret etdiğimizde bi'l-bedâhe hâtıra bu ebyât hutûr edüp âsitânesinin rûy-ı dîvârına küstâhâne tahrîr olundu. Müfred:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 355b ·
metinde göster ·
… rk beş pâre bağlı ve bâğçeli ve câmi‘ [ü] hammâmlı ve esvâk-ı muhtasarlı ma‘mûr
kurâlar
ile tezyîn olmuş buhayredir. İçinde otuz aded sayyâd-ı mâhî kayıkları vardır. E …
Kal‘anın cânib-i garbında devri altmış mil bir buhayre-i azîmdir. İçine yedi yerden uyûn-ı cârîler munsab olup cânib-i garbında Gemleyik kasabası körfezine ayağı cereyân eder. Etrafında kırk beş pâre bağlı ve bâğçeli ve câmi‘ [ü] hammâmlı ve esvâk-ı muhtasarlı ma‘mûr kurâlar ile tezyîn olmuş buhayredir. İçinde otuz aded sayyâd-ı mâhî kayıkları vardır. En ednâ umku yiğirmi kulaçdır. Cânib-i erba‘asın bir atlı âdem bir günde devr etmek mümkindir ve gâyet âb-ı hayâtı olduğundan bunda olan yetmiş altı elvân mâhî-i gûnâ-gûnlar bir buhayrâtda yokdur. Husûsan cümleden elhalinübe (?) balığı ve alabalığı ve sala balığı meşhûr-ı âfâkdır kim aslâ balık râyihası yokdur ve gâyet lezîz çobrası ve tavası olup serî‘ü'l-hazm olduğundan mâ‘ada mukavvîdir. Cümle sayyâdlar bu mâhîleri Yenişehir'e ve kasaba-i Gemleyik'e ve kasaba-i Bâzârköyü'ne götürüp kâr ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 6a ·
metinde göster ·
… ner, kal‘a-i Tarsûs altında Akdeniz'e munsab olur. Bu hânın cânib-i erba‘asında
kurâlar
yokdur ammâ yaylağ-ı câmûs-ı top-keşân Rûm ve Arab ve Acem'de Adana câmûsu meşh …
Menzil-i hân-ı Çakıt: Nehr-i Çakıt kenarında sene 1047 târîhinde Fâtih-i Bağdâd Sultân Murâd Hân vezîrlerinden Bayrâm Paşa vezîrin hayrâtıdır ammâ gâyet bî-emân yerde inşâ olunmuş bir hân-ı azîmdir. Cümle yetmiş ocaklı haremli ve ıstabl-ı anterli, türâb ile mestûr kal‘a-misâl ma‘mûr hândır, ammâ imâreti yokdur. Hemân âyende vü revendeler içün bir kârbânsarây-ı ehl-i revândır. Dibinden cereyân eden nehr-i azîm eyyâm-ı bahârda aslâ geçit vermez. Zîrâ Ramazanoğlu yaylalarından ve gayri yerlerden niçe bin uyûn-ı câriyeler mahlût olup deryâ olur. Ol mahalde sallar ile ubûr olunur. Gayri zamân at ile geçilir ammâ muhâlifdir, gâyet çoşkun akar. Bu nehr-i azîmin ibtidâ tulû‘u Sis dağlarından gelüp bu Çakıt Hânı altından geçüp cânib-i garba cereyân ederek iner, kal‘a-i Tarsûs altında Akdeniz'e munsab olur. Bu hânın cânib-i erba‘asında kurâlar yokdur ammâ yaylağ-ı câmûs-ı top-keşân Rûm ve Arab ve Acem'de Adana câmûsu meşhûr-ı âfâkdır. Bu dağlarda Âl-i Osmân pâdişâhının kırk bin aded kânûn üzre top-keşân câmûsları vardır ammâ ilâ hâze'l-ân hesâb [u] kitâbın Hûda bilür. Kendi biter kendi yiter tamgalı ve tamgasız câmûsları var kim her biri Dâbbetü'l-arz'a ve sevr-i hamele-i arza benzer kara câmûslardır. Bunların hıfz [u] hirâsetleriyçün yedi pâre beledîn ahâlîleri mu‘âf u müsellemlerdir. Hîn-i seferde niçe binin kemendlerle ve tokanlarla ve kapanlarla sayd edüp sefere götürüp balyemez toplar çekdirirler. Bu dağlarda kaplan gâyet çok olup câmûs saydına kaplan geldikde câmûsun boğaları kaplanı ortaya alıp ol ân emân vermeyüp helâk ederler. Bu dağlar içine gayri âdem dahi giremezler. Hattâ Murtezâ Paşa eyle alay-ı azîm edüp bu dağlar içre küta küt mehterhâne çalup giderken yedi dâne câmûs mehterhâne sadâsın istimâ‘ edüp "alay budur" deyüp hücûm edince derhâl askeri târumâr edüp davullar orman içinde kalup asker pür-silâh bu yedi câmûsa ol kadar hışt u mızrak urup ok ile câmûsların vücûdları kirpi gibi olup niçe kurşum daha urdular, aslâ rûhlarının haberleri olmayup yine dağlara girüp gitdiler. Bu kadar câmûsa Âl-i Osmân pâdişâhından gayri bir mülûk mâlik olmamışdır. Ba‘dehû bu Çakıt Hânı'ndan kalkup yüz bin derd ü mihen ile Çakıt nehrin ubûr edüp yine cânib-i kıbleye 7 sâ‘atde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 19a ·
metinde göster ·
… n zur-ı bâzû ile İzmit şehrinden alup Kocaili sancağı hâkinde ma‘mûr [u] âbâdân
kurâlar
içre Üsküdar'a gelecekleri haberi geldi. İrtesi gün bizzât sa‘âdetlü pâdişâh-ı …
Ve şeb [u] rûz asker-i bî-pâyân gulgule-i velvele-i Rûm ile basîret üzre olup her şeb niçe bin cünd-i müslimîn "Allah yekdir yek!" deyü pâsbân u nigehbânlık ederlerdi ve yedi koldan talî‘a-i asker ve vezîr [u] vüzerâ ve mîr-i mîrânlar çarhacı ta‘yîn olunup günden güne cenge âmâde dururlardı. Ve her gün Gürcî Nebî tarafından sadrıa‘zama çaşıtlar gelüp "İşte fülân menzile geldi ve seksen bin askeri vardır!" deyü haber gelirdi. Hemân sadrıa‘zam Kapudan (---) Paşa'ya fermân edüp kırk pâre donanma-yı hümâyûn kadırgalarıyla beş bin asker ta‘yîn edüp İzmit Boğazı yollarına gidüp Pendik ve Kartal ve Darıca ve Heleke yollarından Celâlîler leb-i deryâ ile geçmesin deyü mezkûr kadırgalar me’mûr olup gitdiler. Ammâ Celâlîler bu kadırgaları yolları üzre âmâde oldukların istimâ‘ edince İzmit şehrine uğramayup bî-hesâb zehâyirlerin zur-ı bâzû ile İzmit şehrinden alup Kocaili sancağı hâkinde ma‘mûr [u] âbâdân kurâlar içre Üsküdar'a gelecekleri haberi geldi. İrtesi gün bizzât sa‘âdetlü pâdişâh-ı Cem-haşmet taht-ı başdarda-i hümâyûnına süvâr olup iki bin kadar bostâncıbaşı kayıkları ve sâ’ir sandallar ile on iki bin tüfenk-endâz 31a zeber-dest kurnaz bostâncı şehbâzlarıyla ve on iki bin asker dahi baltacı ve aşçı ve helvâcı ve kilârcı ve ekmekçi ve hâs-âhûr-ı vefâ ve şadırvan ahûru ve yedekciler ve kopilciler ve zülüflü baltacılar ve sâ’ir bî-hisâb asâkir-i İslâm ile Üsküdar bâğçesinde karâr edüp ol ân bostâncıbaşıya fermân edüp on iki bin tüfenk-endâz uskukân ile Haydarpaşa bâğçesinden tâ Alî Bahâdır ve Sücâh Bahâdır bâğlarına varınca bostâncılar kat-ender-kat meterîse girdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 30b–31a ·
metinde göster ·
… dür. Çayı nehr-i Furât'a rîzân olur. Andan yine taraf-ı şarka ma‘mûr [u] âbâdân
kurâlar
geçüp ve Sarı Çiçek gölünde çayın ve cisrin sühûletle geçüp bu cisr altından ne …
Menzil-i karye-i Toğud: Bu çay-ı Toğud kenarında bâğ u bâğçeli ve yüz elli hâneli ma‘mûr köydür. Çayı nehr-i Furât'a rîzân olur. Andan yine taraf-ı şarka ma‘mûr [u] âbâdân kurâlar geçüp ve Sarı Çiçek gölünde çayın ve cisrin sühûletle geçüp bu cisr altından nehr-i (---) cereyân edüp (---) dağlarından cem‘ olup bu mahalle karîb nehr-i Furât'a halt olur. Andan,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 81b ·
metinde göster ·
… ve refîkler alup cânib-i (---) sarp çengelistân ve sengistân yerler ile ma‘mûr
kurâlar
içre (---) sâ‘atde gidüp,
Ba‘dehû bu Palu'da İbrâhîm Beğ'den ihsânlar ve refîkler alup cânib-i (---) sarp çengelistân ve sengistân yerler ile ma‘mûr kurâlar içre (---) sâ‘atde gidüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 85a ·
metinde göster ·
… ile bu Gürcî köyü bir şehr-i azîm olur, zîrâ cânib-i erba‘ası ma‘mûr [u] âbâdân
kurâlar
ile ârâste olmuş karyedir ve Turhal ovası Kazova'ya muttasıldır ve yolumuz üzre …
Amasiyye sancağı hâkinde kurb-ı Amasiyye hâss-ı vüzerâdır ve yüz elli akçe kazâ ve kethüdâyeri ve serdârı vardır. Câmi‘i ve hân [u] hammâmı ve çârsû-yı bâzârı vardır ve Gürcî köyü bu mahalle karîbdir. Cümle re‘âyâsı Ermenîlerdir. Kasaba-misâl bin hâneli ma‘mûr köydür. Haftada bir kerre azîm bâzârı olup cem‘iyyet-i kübrâ olur. Allahu a‘lem mürûr-ı eyyâm ile bu Gürcî köyü bir şehr-i azîm olur, zîrâ cânib-i erba‘ası ma‘mûr [u] âbâdân kurâlar ile ârâste olmuş karyedir ve Turhal ovası Kazova'ya muttasıldır ve yolumuz üzre olan Artukova ile dahi müşa‘dır. (---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)91a
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 90b–91a ·
metinde göster ·
Sitâyiş-i Buhayre-i Çağa: Cânib-i erba‘ası kırk yedi pâre
kurâlar
ile ma‘mûr [u] âbâdân âb-ı hayâtdan nişân verir bir göldür. Cirmi dâ’iren-mâdâr …
Sitâyiş-i Buhayre-i Çağa: Cânib-i erba‘ası kırk yedi pâre kurâlar ile ma‘mûr [u] âbâdân âb-ı hayâtdan nişân verir bir göldür. Cirmi dâ’iren-mâdâr on bir mildir. İçinde cezîresi yokdur. Umku yiğirmi kulaçdır. Âb-ı zülâl olduğundan etrâfında olan kurâ halkı cümle bu buhayre kenarında câmeşûyluk edüp aslâ sabun sürmeden üç kerre bir serâvil kamîs gasl olsa beyâz gül-i pembe-misâl olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 94b ·
metinde göster ·
… p yüz bin esîr alınup niçe yüz kurâ ve kasabâtlar nehb ü gâret olup üç yüz pâre
kurâlar
mutî‘ [ü] münkâd olup harâc-güzâr oldular. Bunlar cümle Melek Paşa asrında vâkı …
Tedbîr-i Sâlis: Deli Hüseyin Paşa'dan feryâdcılar gelüp "Cezîre-i Girid'e asker kalmadı" haberi gelince Âl-i Osmân’ın cemî‘i defterhânesin kâtibleriyle ve defter emîniyle ale'l-umûm defterhâne-i Hüseyin Paşa'ya gönderüp "Her kime dirliği lâzım 97a ise birden bine, binden yüz bine varınca Girid'e gitsün" deyü cemî‘i memâlik-i Âl-i Osmân'a asker sürücü kapıcıbaşılar ve mîrimîrânlar ta‘yîn olunup bir ayda cezîre-i Girid'e yüz bin asker geçüp ol mâh-ı Şevvâlde Seline kal‘ası ve Aya Koron kal‘ası ve Miselonka kal‘ası ve yedi pâre kal‘a dahi feth olup ol sene Marko kâfir yüz bin ceyş-i cünübiyle münhezim olup yüz bin esîr alınup niçe yüz kurâ ve kasabâtlar nehb ü gâret olup üç yüz pâre kurâlar mutî‘ [ü] münkâd olup harâc-güzâr oldular. Bunlar cümle Melek Paşa asrında vâkı‘ olmuşdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 96b–97a ·
metinde göster ·
içre ubûr ederken nehr-i Ergene'yi atlar ile geçüp (---) sâ‘at gidüp bu nehr-i …
Ba‘dehû Burgaz şehrinden cânib-i şimâle meyyâl ma‘mûr [u] âbâdân kurâlar içre ubûr ederken nehr-i Ergene'yi atlar ile geçüp (---) sâ‘at gidüp bu nehr-i Ergene'nin ibtidâ tulû‘u Karadeniz sâhilinde Istıranca dağlarında hurûc edüp Uzunhacılı kurâsı cisrinden ubûr edüp gelir, bu Burgaz'dan geçer. Andan Edirne kurbunda Sultân Murâd-ı Evvel Koca Gâzî Hudâvendigâr cisri kim ana 108a Ergene cisri derler, yüz yetmiş köprüdür. Devlet-i Âl-i Osmân'da değil gayrı mülûklarda dahi böyle cisr-i azîm [ü] tavîl manzûrumuz olmamışdır. Mezkûr nehr-i Ergene bu cisrin altından ubûr edüp iner (---)(---)(---) Akdeniz'e mahlût olur. Eyle bir nehr-i azîm değildir ammâ evvel bahârda dağların ve dere ve depelerin karları sökün eyledikde deryâ gibi cereyân edüp niçe bin dıraht-ı müntehâları bîhından kal‘ edüp deryâya döker. Böyle bir çoşkun ve taşkın nehr-i zülâldir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 108a ·
metinde göster ·
… lduğumuzdan sonra Güğümlü köyünden kalkup yine cânib-i şimâle ma‘mûr [u] âbâdân
kurâlar
aşup
125b Bu lugatlar emsâli niçe bin gûne elfâz-ı mühmeleleri vardır, âb-ı tâb vererek kendüler söyleyüp yine kendileri anlar ammâ beyne'n-nâs yine meşhûr-ı âfâk olan kelimâtlar ile tekellüm dahi ederler. Dobruca ve Deliorman kavmi birer gûne başka kavmdir. Lâkin şecî‘ ü bahâdır yiğitleri olur. Âkıbetleri hayr ola. Bu Dobruca içinde on gün deverân ü seyerân edüp cümle ahvâllerine vâkıf-ı esrâr olduğumuzdan sonra Güğümlü köyünden kalkup yine cânib-i şimâle ma‘mûr [u] âbâdân kurâlar aşup
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 125b ·
metinde göster ·
Özi eyâletinde Babadağı nâhiyesinde maktû‘u'l-kalem ve mefrûzu'l-kadem dergâh-ı âlî yeniçeri ağalarının hâssıdır. Zâbıt-ı râbıtları yine yeniçeri ağası tarafındandır. (---) yük akçe iltizâm hâssıdır. Subaşı ve şehir kethüdâsı vardır. İmâristânı bir bayır dâmeninde bir vâsi‘ öz içinde bâğlı ve bâğçeli bin beş yüz aded kiremitli ve tahta-i şındıra örtülü ma‘mur u âbâdân kefere hâneleridir. Müselmânları azdır. Ve nâsâz Laz-ı haylazdır. 129b Ağa hâssı olmağıla keferesi cümle akûr kelb-i zebâdırâzdır. Hânları ve meyhâne ve bozahâneleri ve iki yüz mikdârı dükkânları vardır. Ammâ hammâmı yokdur. Kenîseleri çokdur. Urûm u Bulgar güzelleri vâfirdir. Ammâ re‘âyâsı gâyet mütemerrid kâfirdir. Paşaya vâfir hedâyâ getirüp hizmetler edüp ihsânlar aldılar. Andan yine cânib-i cenûba ma‘mûr [u] âbâdân kurâlar geçüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 129a–129b ·
metinde göster ·
… at pîşkeş çekti. Andan yine cenûb tarafına gitmeyüp cânib-i garba meyyâl ma‘mûr
kurâlar
ubûr ederek,
Karye-i Dilâver Efendi: Müselmân köyüdür. Bir câmi‘i ve yüz aded hâneleri var. Dilâver Efendi, paşaya bunda bir azîm ziyâfet edüp bir at pîşkeş çekti. Andan yine cenûb tarafına gitmeyüp cânib-i garba meyyâl ma‘mûr kurâlar ubûr ederek,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 130b ·
metinde göster ·
… hsûldâr olduğundan birbirine muttasıl gâyetü'l-gâye hân ve câmi‘li kasaba-misâl
kurâlar
ile müzeyyen vâdîdir. Mahbûb u mahbûbesi memdûhdur. Zîrâ âb [u] hevâsı latîfdir …
Ve yedi aded mektebi ve üç aded hânı ve yüz elli aded dükkân var. Ve bir müferrah hammâmı Alî Paşa'nındır. Bundan gayri ev hammâmlarıdır. El-hâsıl oldukça müzeyyen olmada kasaba-i ma‘mûrdur ammâ sahrâsı gâyet mahsûldâr olduğundan birbirine muttasıl gâyetü'l-gâye hân ve câmi‘li kasaba-misâl kurâlar ile müzeyyen vâdîdir. Mahbûb u mahbûbesi memdûhdur. Zîrâ âb [u] hevâsı latîfdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 131b ·
metinde göster ·
… afı tâ taht-ı sânî Edirne şehrine varınca yigirmi dörd sâ‘at yer ılgar ile sâfî
kurâlar
ile müzeyyen kat-ender-kat ma‘mûr [u] âbâdân kurâ-yı büldânlar ile ârâste ve ra …
Şehr-i Eski Zağra ensesi şimâl cânibi dağdır, mâ-fevki sâfî bâğdır. Kıble tarafı tâ taht-ı sânî Edirne şehrine varınca yigirmi dörd sâ‘at yer ılgar ile sâfî kurâlar ile müzeyyen kat-ender-kat ma‘mûr [u] âbâdân kurâ-yı büldânlar ile ârâste ve ravza-i Rıdvân-misâl bağ-ı İremlerle pîrâste bir sahrâ-yı sebzezâr-ı lâle‘ızârın şimâline vâkı‘ olmuş bir şehr-i müzeyyendir. Cümle hânelerinin revzenleri kıble cânibine nâzır tahtânî ve fevkânî sarây-ı âlîlerdir, kim cümle üç bin aded kiremitli hâne-i zibâlardır kim Filibe şehrine sehel yan başı gelir şehr-i ma‘mûrdur. Ve cümle yedi yüz altmış aded bölme şâhrâhları gâyet pâk tarîk-i âmlardır. Ve cümle on dörd aded mahallâtdır. Meşhûru bunlardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 132b ·
metinde göster ·
… minâre kaddi handak-ı azîmler kazurup imâr edüp tarafeynine üç yüz pâre ma‘dûd
kurâlar
meks edüp iki yüz kise iltizâm ile başka Düceyle hâkimi nâmıyla bir paşa ağası …
Ve nehr-i Düceyle: Zamân-ı kadîmde bu nehri (---)(---)(---)(---)(---) açup çölistânı imâr etmişdir. Gerçi nehr-i Şat'dandır ammâ kavm-i Irâk dâl'ın zammesiyle cim'in fethasıyla ve ya'nın sükûnuyla ve lam'ın fethasıyla ve ha-i muzmerrin sükûnuyla Düceyle derler. Beyne'l-avân Düceylân derler. İbtidâ mahreci Bağdâd'ın (---) tarafında belde-i harâb Siremen-rây'dan girüp bin pâre kurâ vü kasabâtları reyy ederdi. Ba‘dehû mürûr-ı eyyâm ile tathîr olmayarak rimâl-i türâb ile memlû olup harâb olmuşdu. Hâlâ sene 1065 târîhinde Silâhdâr Kara Murtezâ Paşa kendü mâlından bin kise masrûf edüp minâre kaddi handak-ı azîmler kazurup imâr edüp tarafeynine üç yüz pâre ma‘dûd kurâlar meks edüp iki yüz kise iltizâm ile başka Düceyle hâkimi nâmıyla bir paşa ağası zâbitdir. Bu nehr-i Düceyle'nin cânib-i şarkîsinde ve garbîsinde cümle gerüde tahrîr olunan nühûrların çoğu bu Düceyle'ye rîzân olup çölde gâ’ib olur. Ammâ cânibi-i şarkîsinde nehr-i Ahvân'dan gayrı nehir Düceyle'ye mahlût olmaz.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 206a ·
metinde göster ·
Menzil-i Çöldepe: Bir sahrâda amelî yığma depedir, kurbünde ma‘mûr
kurâlar
vardır. Cümle Diyârbekir vâlîlerinin atları bu sahrâda çayırlar ve tirfil ve yo …
Menzil-i Çöldepe: Bir sahrâda amelî yığma depedir, kurbünde ma‘mûr kurâlar vardır. Cümle Diyârbekir vâlîlerinin atları bu sahrâda çayırlar ve tirfil ve yonca ve ayrık giyâhâtıyla meşhûr bir çemenzâr-ı ma‘mûr vâdîlerdir. Bunda dahi kara hırsızı çokdur. Zîrâ diyâr-ı Kürdistân'da Halitî ve Çekvânî ve Zıbarı ekrâdı kânıdır, gâfil yatmamak gerek (---)(---)(---)(---). Andan yine şimâle (---) sâ‘atde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 217b ·
metinde göster ·
… la giderken Asvene kûhları sağ tarafımızda kalup niçe yüz aded İremezât misilli
kurâlar
geçüp 4 sâ‘atde yine Çevlân Sünnîlerdir. Andan yine cenûba 6 sâ[atde],
Evvelâ Rûmiyye'den üç yüz Acem nökerlerin hân bize refîk-i yâr-ı sâdık verüp Murtezâ Paşa Ağası Alî Ağa'nın yüz âdemi ile ve elli nefer bizim âdemimiz ile cümle dörd yüz elli âdemle Rûmiyye'den çıkup cânib-i cenûba Rûmiyye deryâsı kenârıyla giderken Asvene kûhları sağ tarafımızda kalup niçe yüz aded İremezât misilli kurâlar geçüp 4 sâ‘atde yine Çevlân Sünnîlerdir. Andan yine cenûba 6 sâ[atde],
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 297a ·
metinde göster ·