… g-i azîm edüp cümle askeri Ebü'l-feth kılıcından geçüp ancak Uzun Hasan Şâh cân
kurtarup
bu Tebrîz'de dâğ-ı derûnundan cânın verüp bu câmi‘i cenbinde medfûn olan Uzun H …
Andan evsâf-ı Câmi‘-i Sultân Hasan: Azerbaycân şâhlarından Sultân Uzun Hasan binâ etmişdir. Ol Hasan'dır kim Erzurûm'un şarkîsine bir merhale karîb Hasankal‘asın binâ edüp Ebü'l-feth Sultân Mehemmed'le Tercân sahrâsında ceng-i azîm edüp cümle askeri Ebü'l-feth kılıcından geçüp ancak Uzun Hasan Şâh cân kurtarup bu Tebrîz'de dâğ-ı derûnundan cânın verüp bu câmi‘i cenbinde medfûn olan Uzun Hasan câmi‘idir kim serâpâ enderûn [u] bîrûnunun cânib-i erba‘ası ve kıbâbları cümle Kâşî çin ile mebnî olmuş câmi‘-i bî-bedeldir. Hakkâ ki Hasan hüsn-i nazarile bir câmi‘-i müstahsen binâ etmiş kim gûyâ Mısır'daki Sultân Hasan câmi‘idir. Minberi ve mihrâbı ve mü’ezzinân mehâfili üzre olan hûrde-kârlık ve san‘at-ı hezâr-fenlik hezârân üstâd-ı mermerber bir yire cem‘ olsa ol mihrâb ve minbere bir tîşe {ve erre, ya‘nî destere} urmağa kâdir değillerdir. Derûn-ı câmi‘in cânib-i erba‘asında olan revzenlerinde olan san‘at-ı haddâdî ve billûr ve necef ve moran câmlarında olan şuğl-ı bennâyî bir câmi‘de yokdur. Ve kıble kapusunın cânib-i erba‘asında olan gûnâ-gûn zîhler ve mukarnas ve islimîler ve kitâbe ve turuncalar ve girişme ve münakkaş rûmîler var kim her biri sihr-i mübîn mertebesi kasd-ı tasarruflar edüp üstâd-ı kalemkâr yed-i tûlâsın ayân u beyân etmişdir. Ve cümle derveze ve revzenler üzre mevzûnca kitâbeler üzre Yâkût-ı Müsta‘sımî hattıyla (---)(---) tahrîr olunmuşdur. Ve mihrâbın tarafeyninde iki mevzûn asferü'l-levn seng-i yerekânîsi vardır kim her biri birer İrân [u] Tûrân harâcı değer, gûyâ kehribâlardır. Bu sütûnların nazîri Mısır u Şâm ve Irâk-ı Arab ve Acem'de yokdur. İllâ bu Câmi‘-i Hasan'dadır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 299a ·
metinde göster ·
… bâh gerekdir. Böyle olursa bir hayli devletimiz mümtedd olup inşâallah kellemiz
kurtarup
düşmanlarımızdan intikâmlar alup Âsitâne tarafında ahvâl-i devlet bergeşte olup …
Nasîhatnâme-i netîce (---) Benim izzetli peder-i azîzîm! Eğer düşmandan suhûletle intikâm alup kelle kurtarmak murâdınız ise adl-i adâlet ederim, deyü tâ Üsküdar'a {varmayınız}. Bu pendlerim eğer makbûl-i şerîfiniz olursa işte bu ciğeri pür-hûn ehl-i hâlim evlâdı ve kardaş yoldaşım olan Vezîria‘zam Sâlih Paşa ve kethüdâsı İbrâhîm Paşa ve Sâlih Paşa karındaşı Murtazâ Paşa gibi veliy-yi ni‘am-ı akrân [u] emsâlden ayrılmış oğlun Mehemmed fakîr hâlâ on iki bin askerle Engürü altında Kütâhiyye'den ma‘zûl Küçük Çavuş Paşa ve Kethüdâzâde Bâkî Paşa ve Dede Osmân Paşa ve Seydî Ahmed Paşa ve Ketağaç Paşa ve Deli Dilâver Paşa ve niçe umerâlar hâlâ benimle inüp binerler. Engürü'ye kapanmak murâd etdim idi. "El‘abdü yüdebbirü vallahu yukaddiru" mazmûnunca hikmet-i Hudâ kal‘adan taşra bulunup kal‘ayı üzerime sedd edüp askerimi kırmağa nefîr-i am edüp ahır hamd-i Hudâ halâs olup Istanoz nâm kasabada Mustafâ Ağa nâm bir kapucubaşı emr-i pâdişâhîler getirüp bizi Kars'a göndermek isterler. Emirlerine ığmâz edüp hâlâ Murtatova nâm sahrâlarda serserî olup cenâb-ı şerîfinize intizâr çeküp gezeriz. Böyle olmadan ise ölmek nûrun alâ nûrdur. Hemân Eskişehir altına bu kadar deryâ-misâl asker ile varalım, uralım, yakalım, yıkalım, günden güne cem‘ olalım. Asalım, basalım, keselim, alalım, askere verelim. Kapularımız askeri bilsinler kim celâlî olup ısyân etdiğimiz cümlesi suçlu olup kümeden ayrılamayup cân baş ile hizmet ederler. Ammâ bir yumurta bir akçeye almak ile âdemin başına kafadâr âdem cem‘ olmaz. Eğer olursa iş başa düşünce yâr olmaz. Ammâ her hayme ve hargâhda avret ve oğlan mubâh gerekdir. Böyle olursa bir hayli devletimiz mümtedd olup inşâallah kellemiz kurtarup düşmanlarımızdan intikâmlar alup Âsitâne tarafında ahvâl-i devlet bergeşte olup emîndir kim fülk-i kec-reftâr vefk-i murâdımız üzerine deverân ide ve illâ bundan gayre ilâc yokdur. Ve illâ kendi askerinizle başınıza tedârikiniz görün. Eğer böyle olmaz derseniz mektûb-ı muhabbet-üslûbumuz küstâhâne tahrîr olunmuşdur, dâmen-i afv ile setr edüp ale't-ta‘cîl yine mefhûmun bu cânibe mektûbumuz îsâl eden Evliyâ Çelebi kulunuz ile mefhûmun bu cânibe i‘lâm buyurasız. Bâkî olasız bâkî ve's-selâm, ale'l-kâmilîn el-âmilîn.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 361b ·
metinde göster ·
… bu meşâyih-i ızâmları dahi "Vur a gidileri!" deyüp anlar dahi cân [u] başların
kurtarup
cem‘iyyet-i kübrâ olan Sultân Bâyezîd-i Velî Câmi‘ine gelüp cemî‘î ulemâ ve sul …
{Tetimme-i vekâyi‘ât-ı Atmeydânı: Çün sene 1058 mâh-ı Şevvâl'inin 15 yevmü'l-hamîs oldu. Paşa sarâylı ve Galatasarâyı'nın zorba iç ağaları ve gayrı (---) sarâyı ocakları helvacı ve aşcı ve ekmekcileri cumhûr ile zorba zorba sarâylarından çıkup İslâmbol'da Elçi Hânı'nda zorba Bıyıklı Mahmûd Ağa'nın yanına cem‘ oldular. Ve şâdırvân ahûrlu ve teberdârân-ı hâssalı dahi geldiler. Mâh-ı mezbûrun altıncı günü yevmü'l-cum‘a idi. Pâdişâh tarafından Silâhdâr Ağa Atmeydânı'na varup cümle içağalarına "Oğullar bir çıkma dahi olacakdır, kapu ağası çıkacakdır ve kânûn üzre el urulacakdır, ısyân etmen. Harem-i Hâssa gelin" deyü Galatalıyı ve Paşa sarâylıyı içeri götürüp Kapu ağası pâdişâha i‘lâm edüp çıkmabaşı doğancıbaşı (---) Ağa olup Silistre eyâleti ihsân olundu ve Hâsodada Cündîbaşı Mustafâ Ağa ve yine Hâne-i hâssadan altı kişi dahi çerâğ olup cümle bin yedi yüz gulâm sipâhîlik ile Zadra seferine me’mûr oldular. Mukaddema Zadra ve Girid seferine gidenlere bu yeni çıkan sipâhîler haber gönderdiler kim "Sizlerin esâmelerin tashîh edüp nişânlı olmuşsuzdur. Sizleri cümle kırsa gerekdir" deyü haber vardıkda üç bin yiğit bu haberi istimâ‘ edince Silivri'den gemilerle ve atlar ile İslâmbol'a gelüp sepişdiler ve Atmeydânı'nda Şâdırvân ahûru eşkıyâları ile cem‘iyyet-i kübrâ etdiler}. Âhir bir dahi Koca Ken‘an Paşa'yı sulha gönderdiklerinde 371b başın bir kaç yerden yarup katl edecekleri mahalde Ken‘an Paşa ol pîr-i fânî ve bir vezîr-i Âl-i Osmânî'yi mecrûh etdiler. Andan niçe meşâyih-i izâmları gönderdiler. Anlara şütûm-ı galîzalar edüp bir kânûn üzre veledeşlerimiz ve gulâmiyyelerimiz ve cülûs-bahâ tîrkeş akçelerimiz isteriz ve üç yıldan sonra sefere gideriz" deyü niçe nâ-hemvâr tekâlîf-i hâmlar edüp bu meşâyih-i ızâmları dahi "Vur a gidileri!" deyüp anlar dahi cân [u] başların kurtarup cem‘iyyet-i kübrâ olan Sultân Bâyezîd-i Velî Câmi‘ine gelüp cemî‘î ulemâ ve sulehâya ve Şeyhülislâm Abdürrahîm Efendi'ye ahvâl-i pür-melâli takrîr edüp Şeyhülislâm ol ân cümlesinin hakkına Besmeleyle fetvâ-yı şerîf verüp fetvâsı mûcebince sa‘âdetlü pâdişâhdan ibtidâ cülûsu günü bu kadar ibâdullahın katline hatt-ı şerîf verildi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 371a–371b ·
metinde göster ·
… Erdel diyârının Praşo şehri dağların aşup bu kadar zî-kıymet cevâhiriyle başın
kurtarup
Erdel vilâyetine vardıkda Erdel Kralı Rakofçi la‘în ve Kemen Yanoş la‘în ol hîz …
Ammâ isyân eden Mihne la‘înin âkıbeti hayr olmayup kırk bin asker ile ardına düşüp kova kova tamâm olduk. Meğer ol hîz-i bî-temiz ve bî-temyîz Eflâk'dan gece ve gündüz yarar atlar ile Erdel diyârının Praşo şehri dağların aşup bu kadar zî-kıymet cevâhiriyle başın kurtarup Erdel vilâyetine vardıkda Erdel Kralı Rakofçi la‘în ve Kemen Yanoş la‘în ol hîze mu‘în olmayup anda zehirleyüp mürd olunca cümle zî-kıymet mâl-ı cevâhirin alup cân ber-cehennem gitdikde taraf-ı devletden Eflâk beğliği Duka nâm pelîde sadaka olundu, ve's-selâm. Ammâ bizler,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 104a ·
metinde göster ·
… î ile keferelerinin vücûdların hakk edüp dâr [u] diyârların küfr [u] dalâletden
kurtarup
memâlik-i İslâmiyye'ye zamm olunup tâ Kızıl Elma'ya gitmesi mukarrer idi, lâkin …
Hadd-i zâtında evsâfdan ve mersiyeden müberrâ bir Seydî Ahmed Paşa idi kim zamânın Rüstem-i Restân'ı ve Sâm-ı Nerîmân'ı idi ve cemî‘i düşmanın gûş-ı hûşlarına mengûş idi. Her diyârın düşmanları ru‘b u bîmlerinden cemî‘i küffârlar hâne-berdûş olmuşlardı, ammâ takdîr-i Lem-yezel'in ezelü'l-âzâli böyle idi kim dest-i İslâm'da hürr-i şehîd ola. Eğer bu kârhâne-i kadîm içre birkaç sene dahi şemşîrbâzlık etmesi mukadder olmuş olsa sene-i âtîde ne Erdel ve ne Nemse ve ne Orta Macar ve ne Leh ve ne Çeh ve ne İsfaç diyârlarını vücûd-ı sahîfe-i rûzâr-ı zorkâr-ı dehr-i denîde komayup seyf-i Muhammedî ile keferelerinin vücûdların hakk edüp dâr [u] diyârların küfr [u] dalâletden kurtarup memâlik-i İslâmiyye'ye zamm olunup tâ Kızıl Elma'ya gitmesi mukarrer idi, lâkin Cenâb-ı Bârî'nin irâdet-i aliyyesi böyle imiş. Bu tasvîrât-ı melhûzâtda Âl-i Osmân karîbleri ve nedîm-i hâsları sû’-i tedbîr etdiler. Emr-i Hudâ böyle imiş. Bu tasvîrât-ı melhûzâtda Âl-i Osmân karîbleri ve nedîm-i hâsları sû-i tedbîr etdiler. Emr-i Hudâ böyle imiş. Çün bu dehr-i denî ganî ve fakîre ve cüvân u pîre ve emîn ü vezîre cây-ı karâr değildir. Beyt-i müstezâd:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 186b ·
metinde göster ·
… ol cengden sonra at ile nehr-i Tuna'yı yıldırup Cânkurtaran'a cân atup eyle cân
kurtarup
halâs olur. Hâlâ bu Kovin adasında on dörd yerde küffâr-ı hâksârın üstühânları …
Ammâ Dervîş Paşa hemân ol cengden sonra at ile nehr-i Tuna'yı yıldırup Cânkurtaran'a cân atup eyle cân kurtarup halâs olur. Hâlâ bu Kovin adasında on dörd yerde küffâr-ı hâksârın üstühânları püşte püşte yığılıdır ve niçe yüz yerde küffâr kafâları lahana yığınları gibi yığın yığın pâymâl-i rimâl galtân olup yatır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 72b ·
metinde göster ·
… mse atlıları piyâdeleri içlerine gelirken bizim piyâdeler elinden cümle topları
kurtarup
cümlesin sıkılayup bizi döğmeğe başladı.
Bu kerre mukaddem münhezim etdiğimiz Nemse atlıları piyâdeleri içlerine gelirken bizim piyâdeler elinden cümle topları kurtarup cümlesin sıkılayup bizi döğmeğe başladı.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 103a ·
metinde göster ·
… ngde kırıldı. Ancak yüz on âdem ile Fargaçi kaçup kal‘aya geldi ve kendiyle cân
kurtarup
kal‘aya gelenleri,
"Ol kal‘a-i Uyvar'ın enderûn [u] bîrûnunda kâmil kırk bin âdem askeri var idi, yigirmi bini Ciğerdelen'deki cengde kırıldı. Ancak yüz on âdem ile Fargaçi kaçup kal‘aya geldi ve kendiyle cân kurtarup kal‘aya gelenleri,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 109b ·
metinde göster ·
Âhır-ı kâr Serdâr Mehemmed Paşa yukaru kal‘aya top çekmeğe mübâşeret etdikde küffâr bu hâli görüp havf [ü] haşyetinden onuncu günde bu kal‘ayı vere ile verüp miftâhları serdâra teslîm edüp kal‘adan çıkarken tâc-ı İskender'i küffâr derûn-ı hisârda ferâmûş edüp yine kal‘aya girüp tâcı almak isterler. Yeniçeriler kâfirleri yine kal‘aya komayup tekrâr cenge âheng edüp yeniçeriler cümle kâfirleri dendân-ı tîğdan geçirüp kapudanın Serdâr Mehemmed Paşa gücile yeniçeri elinden kurtarup kal‘a miftâhlarıyla kapudanı sa‘âdetlü Süleymân Hân'a müjde gönderüp kal‘a-i Vişigrad bu yüzden feth olup hâlâ Süleymân Hân tahrîri üzre Budin eyâletinde Üstürgon sancağı hâkinde voyvadalıkdır ve Üstürgon niyâbetidir. Müftî ve nakîbi ve kethudâyeri yokdur, ammâ Budin yeniçerisi serdârı ve kal‘a dizdârı ve üç yüz aded merdüm-hisârı vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 28b ·
metinde göster ·
… Süleymân Hân Beç kal‘asına varup işi gücü puç olup Cânkurtaran'da güc ile cânın
kurtarup
Alman'da kırk bin ümmet-i Muhammed'i Kâsım Voyvada ile kurbân verüp Hazret'in s …
Raba nehri hudûdundan içeri tecâvüz etdiğimizçün kırk elli bin ümmet-i Muhammed helâk oldu. Ve ba‘de'l-yevm Yanık kal‘asına giden asker-i İslâm yanar, Beç'e giden beç ü pîç ü hîç olur, Prağ'a giden asker ferâğ olur, Allâhümme âfinâ, zîrâ Süleymân Hân Beç kal‘asına varup işi gücü puç olup Cânkurtaran'da güc ile cânın kurtarup Alman'da kırk bin ümmet-i Muhammed'i Kâsım Voyvada ile kurbân verüp Hazret'in sancağıyla güc ile kurtuldu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 45a ·
metinde göster ·
… k menhûs Raba seferinde münhezim olup hamd-i Hudâ bu hakîr ol inhizâmda cân baş
kurtarup
selâmetle Uyvar altına geldiğimizde Nemse çâsârı sulha rağbet edüp bir küçük el …
Ba‘dehu bu hakîr Köpürlüzâde Sadrıa‘zam Ahmed Paşa'ya intisâb edüp andan sene 1073 târîhinde Uyvar fethinde bulunup andan 1074 sene-i âtîde nâ-mübârek menhûs Raba seferinde münhezim olup hamd-i Hudâ bu hakîr ol inhizâmda cân baş kurtarup selâmetle Uyvar altına geldiğimizde Nemse çâsârı sulha rağbet edüp bir küçük elçisi çıkup Belgrad'a geldik.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 85a ·
metinde göster ·
Bu kal‘anın sebeb-i binâsı oldur kim her bâr Tatar-ı sabâ-reftâr nehr-i Özü nehrin ale'l-gafle geçüp Leh ve Kazak vilâyetlerin nehb ü gâret edüp avdet mahallinde bu nehr-i Özü'den beri Kırım cânibine ubûr ederken küffâr-ı Kazak bu kurâlarda ve nehr-i Özü sazlıklar[ı] içre pinhân olup Tatar meşakkat-i belâ ile nehr-i Özü'yü geçerken her bâr Tatar'ı urup kırup cümle şikâr-ı mâl-ı ganâ’imlerin kurtarup cümle kefere vilâyetlerine giderlerdi. Âhıru'l-emr Gâzî Şâhîn Geray Hân Sultân Murâd Hân-ı Râbi‘ izniyle bu kirmânı bu mahalde yasayup asker-i Tatar selâmetle top altından bî-bâk ü bî-pervâ geçüp emn [ü] emân oldu. İlâ hâze'l-ân bir güzel cây-ı menâs memerr-i nâs geçiddir. Hâlâ kal‘a altında yetmiş seksen pâre kayıklar ve çırnıklar vardır kim her bâr kal‘a limanında âmâdedirler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 110a ·
metinde göster ·
niçe yüz atlarımız ve gâzîlerimiz suda yaldadırlarken kurşumla küffâr su içinde …
Bu esmâ’ü'l-hüsnâ (...) Hünkâr câmi‘inde rûy-ı dîvâra tahrîr etmişim. Bu esmâ’ullâh hürmetine Cenâb-ı Kibriyâ bu kal‘ayı masûn [u] mahfûz [ede], zîrâ bu kal‘a dörd beş konak yer İslâm diyârından ba‘îd tâ kâfirin gözü bebeğinde binâ olunmuşdur. Hakkâ ki mahallinde inşâ olunmuşdur, zîrâ bu kal‘a yok iken Izbaraş seferinde münhezim olup yedi gün yedi gece kaçup bu mahalle geldiğimizde meğer kâfir beri kemîngâhlarda katlanırmış. Atlarımız erenlerimiz yorgun argın bu mahalle geldikde kâfir önümüz alup bir ceng-âşûb edüp aldığımız mâl-ı ganâ’imi cümle üsârâları bırağup cân havliyle nehr-i Özü'ye kendümüz urup karşu Şâhînkirmân'a geçüp cân kurtarup niçe yüz atlarımız ve gâzîlerimiz suda yaldadırlarken kurşumla küffâr su içinde altı yüz aded gâzîlerimiz şehîd edüp binden mütecâviz gâzîler mecrûh beri tarafa çıkdılar. Hattâ bu hakîrin ol asırda bir abd-i memlûküm ve iki atım bu Özü suyunda gark-ı âb oldu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 111a ·
metinde göster ·
"Amân pâdişâhım! Andirya Kazağı ve Sirge Kazağı ve Sarıkamış Kazakları pâdişâhımın sefere gidüp bozuldu deyü haber çıkarup ‘Şimden gerü Hân'ın uğuru döndü ve Osmânlı kendiden yüz çevirdi ve Akkirmân'da Hân elindeki yalı ağalığın alup kışlaların cümle âteşe urdu. Fursat ganîmetdir. Biz de Özü kal‘ası askerinin mâlların sürelim’ deyü bu vakt-i seherde on bin kâfir gelüp cümle hayvânât hergelelerimiz sürüp işte henüz Andirya adasına doğru gitmededirler. Lâkin hayvânâtları pek süremeyiyorlar. Eğer pâdişâhım, bu kadar bin askerle murâd edinirseniz ılgar edüp sürülen(?) mâlımız kurtarup mansûr [u] muzaffer olursuz" dediklerinde Hân eyitdi:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 116b ·
metinde göster ·
… îm Çelebi ol hey’et-i mecmû‘acikile gemi maymûnuna dönmüş suya gark olmadan cân
kurtarup
paşa yanına gelüp ağlamağa ve bir nutk etmeğe tâkat dermânı kalmayup gûyâ bir b …
Ve cümle asker ale'l-fevr beri tarafa geçdi, ammâ fakîr Dîvân Efendisi İbrâhîm Çelebi ol hey’et-i mecmû‘acikile gemi maymûnuna dönmüş suya gark olmadan cân kurtarup paşa yanına gelüp ağlamağa ve bir nutk etmeğe tâkat dermânı kalmayup gûyâ bir bî-cân kâlıb-ı cemâdât olmuş. Hele hüddâmları efendiyi konağına götürüp artık sâhib-i firâş oldu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 193b ·
metinde göster ·
… eçerken niçe Kalmıkları ve niçe yarar yiğitleri geçitde gark olup kendileri cân
kurtarup
firâr etdikleri haberi hâna gelince hemân hân ardları sıra Şîrînlinin hasm-ı ka …
Nâhiye-i Nakşivân 197a ya‘nî ülke-i Şîrînli hudûduna bu kadar bin asker kadem basdığın Şîrîn beğleri görüp hemân karârları firâra mübeddel olup Kırım'da müselmân olan üç yüz aded Kalmık Tatarlarıyla ve üç yüz aded çatal atlı Tatarlarıyla cümle Şîrîn beğleri ehl [ü] ıyâlleri ve mâl [u] menâl-i firâvânların Mehemmed Geray Hân gibi bırağup cümlesi cân bâzârına düşüp Kırım cezîresinin Çikişke nâm kal‘ası kurbunda Arbat geçidi nâm geçitden geçerken niçe Kalmıkları ve niçe yarar yiğitleri geçitde gark olup kendileri cân kurtarup firâr etdikleri haberi hâna gelince hemân hân ardları sıra Şîrînlinin hasm-ı kavîleri olan Mansûrlu'dan ve karaçı halkından üç bin aded zor batır yiğitleri Sasıklık nâm geçitden anlar dahi geçüp Heyhât sahrâsı içre Şîrînli'yi kova kova ol Şîrînliler ile bile firâr eden üç yüz aded Kalmıklara Mansûrlular râst gelüp cümlesin kırarlar. Ammâ Şîrînliler yahşı koşkol çatal atlılar ile kal‘a-i Azak'da Süleymân Paşa'ya ve Monla Ganî Paşa'ya varup cân atup halâs oldular, ammâ birer at ile kalup mâl u menâlden ayrıldılar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 196b–197a ·
metinde göster ·
… emez topun ân-ı vâhidde guzât-ı mücâhidîn cidd ü cehd ile küffârın kal‘ası üzre
kurtarup
bizim meterislerimize getirilüp kendü topların kal‘aları dîvârına havâle edüp k …
Eğer Göllük tarafında ve eğer deryâ tarafında geldikde böyle münhezim olduklarında meydân-ı kârzârın dilâverleri ve ma‘reke-i heyecânın şîr-i nerleri cümle Sadrıa‘zamdan hil‘at-i fâhireler ve gûnâ-gûn ihsân [u] in‘âmlar alup beyne'l-akrân irtifâ‘-ı kadr, bu def‘a içerde mahsûr olan ve bakıyyetü's-süyûf kalan a‘dâ-yı bed-fercâm zebûn ve bî-dermân ve niçe bini mecrûh-ı sergerdân olup asâkir-i İslâm-ı nusret-ihtitâm iki koldan ziyâde ihtimâm edüp Kızıl tabya cânibinden kal‘aya duhûl eden on beş kol meterislerden kal‘anın rub‘ hissesinde düşmen-i dînin müceddeden medd eyledüğü dîvâra mukârin olup yeniçerilerinin serdengeçdileri ve Rûmeli kolu askeri kal‘aya mülâsık olup Göllük tarafında olan meterislerde üç kol vech-i muharrer üzre tersâneye karîb varup önlerine müsâdif olan zîr-i hâkdeki tabyalar alınup ve kal‘anın dîvâr[ı] müceddeden birkaç def‘a atılup üç kol dahi Kumlu tabyaya doğru kal‘aya duhûl olmak üzre hedm olmuş dîvârlardan urûc olunup a‘dâ-yı dîn meterislere havâle eyledüğü Kumlu tabya kurbunda toplarına karîb varılmağile bir şeb-i târîkde guzât-ı zafer-şi‘âr cünûd-ı nusret-karîn toplara hücûm edüp önlerine düşmen-i dîn el kumbaraları ve âteş darblar atup askeri gerüye püskürüp on beş vukıyye dâne atar e[j]der-fem ve evren-dehen balyemez topun ân-ı vâhidde guzât-ı mücâhidîn cidd ü cehd ile küffârın kal‘ası üzre kurtarup bizim meterislerimize getirilüp kendü topların kal‘aları dîvârına havâle edüp kal‘ayı döğmeğe başladılar. Bu def‘a mel‘ûn küffâr-ı hâksâr Arapça nassı medlûlünce ziyâde havf [ü] haşyete düşüp asâkir-i İslâmdan heybet ve dehşet alup bu hâl üzre iki cânibden ziyâde ikdâm ve yürüyüşler (...) vech-i tâm ile zâhir ve nümâyân olup matla‘-ı Arapça328bArapça âyetinden âfitâb-ı Arapça nassı tulû‘ u sütû‘ ve
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 328a–328b ·
metinde göster ·