… m üstâd-ı tarîk ferzendinin beline bağladuğı şedden gayrı bir şed dahi harîr ve
kutnî ve
sof ne gûne peştemâl olursa üstâd ferzendinin sağ cânibinden koltuğu altına yâh …
Fasl-ı sânî oldur kim üstâd-ı tarîk ferzendinin beline bağladuğı şedden gayrı bir şed dahi harîr ve kutnî ve sof ne gûne peştemâl olursa üstâd ferzendinin sağ cânibinden koltuğu altına yâhûd seyfî veyâhûd hamâyil bağı veyâhûd kavsî tarzı kuşada.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 149a ·
metinde göster ·
… fe tahtırevânlar üzre dükkânların gûnâ-gûn libâs-ı fâhireler ile zeyn edüp kehl
kutuları ve
gûnâ-gûn mîller ve niçe gûne kehhâle müte‘allik bisâtlar ile dükkânların zeyn e …
Esnâf-ı kehhâlân: Dükkân 40, neferât 80, zamân-ı kadîmde pîrleri Hazret-i Mûsâ asrında bir Yahûdî hâtûnu idi. Hazret-i Mûsâ'nın gözü ağrıyup Cenâb-ı Bârî "Yâ Mûsâ ol hâtûna var kim gözüne ilâc etsin" buyurduklarında Hazret-i Mûsâ varup ol hâtûn Mûsâ'nın ayağı altından gubârı alup mübârek gözlerine eküp Hazret-i Mûsâ şifâ buldu. Bu hâl üzre ol hâtûn iki yüz sene kehhâllık etdi. Ammâ Hazret-i Risâlet asrında kehhâlânların pîri (---), Hazret-i Selmân belin bağladı. Kabri Ispahân-ı nısf-ı cihândadır. Hâlâ kabr-i şerîfinden bir veca‘-ı ayneyne mübtelâ âdem gubâr olup aynına vesme edinse şifâ bulur, hâlâ şu‘arâlar mâbeyninde kehl-i Sıfâhân meşhûrdur. Bu tâ’ife tahtırevânlar üzre dükkânların gûnâ-gûn libâs-ı fâhireler ile zeyn edüp kehl kutuları ve gûnâ-gûn mîller ve niçe gûne kehhâle müte‘allik bisâtlar ile dükkânların zeyn edüp ba‘zı alîl âdemlere ilâc ederek ubûr ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 158a ·
metinde göster ·
… ıl ala ve darkıl ala ve kara ala ve tekir ala ve çakır ala ve habâr ala ve sâde
kut ve
tâclı kut ve çakşırlı kut, bu kadar elvân kebûter hümâmları besleyüp kâr ederle …
Bu gûne taklabâz, pal ve şeber ve cevizi ve Şâmî ve Mısrî ve Bağdâdî ve münakkat ve alara ve martolos ve demkeş ve saya ve talazlı ve peleng ve çıbar ve şeber ve kızıl ala ve darkıl ala ve kara ala ve tekir ala ve çakır ala ve habâr ala ve sâde kut ve tâclı kut ve çakşırlı kut, bu kadar elvân kebûter hümâmları besleyüp kâr ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 190b ·
metinde göster ·
… kıl ala ve kara ala ve tekir ala ve çakır ala ve habâr ala ve sâde kut ve tâclı
kut ve
çakşırlı kut, bu kadar elvân kebûter hümâmları besleyüp kâr ederler.
Bu gûne taklabâz, pal ve şeber ve cevizi ve Şâmî ve Mısrî ve Bağdâdî ve münakkat ve alara ve martolos ve demkeş ve saya ve talazlı ve peleng ve çıbar ve şeber ve kızıl ala ve darkıl ala ve kara ala ve tekir ala ve çakır ala ve habâr ala ve sâde kut ve tâclı kut ve çakşırlı kut, bu kadar elvân kebûter hümâmları besleyüp kâr ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 190b ·
metinde göster ·
… rıtlar ve aşîret-i Kamışlar ve aşîret-i Suçalar ve aşîret-i Bozodok ve aşîret-i
Kutası ve
aşîret-i Aşağılı ve aşîret-i Yukarulu ve aşîret-i Cembe ve aşîret-i Sovuksu. Ne …
Mîr-i aşâ’ir-i Abaza: Evvelâ aşîret-i Câclar ve aşîret-i Arlan ve aşîret-i Candalar-ı cebelî ve aşîret-i Büyük Candalar, kenar-ı bahrdedirler. Ve aşîret-i Keçler ve aşîret-i Arıtlar ve aşîret-i Kamışlar ve aşîret-i Suçalar ve aşîret-i Bozodok ve aşîret-i Kutası ve aşîret-i Aşağılı ve aşîret-i Yukarulu ve aşîret-i Cembe ve aşîret-i Sovuksu. Netîce, cümle Abaza vilâyeti yetmiş kabîle aşîretdir. Cümlesi Süleymân Hândan berü mutî‘ [ü] münkâdlardır. Andan sonra tâbi‘ olan mîr-i aşâ’ir Mikrilistân ve Gürcîstân Evvelâ,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 249a ·
metinde göster ·
… a-i Azak altına dâhil olup deyyâr-ı âdem âdemî-zâtdan bir cân bulmayup hirre ve
kutta ve
kelb ve mûş ve funguzdan bile zî-rûh kısmı bir eser bulunmayup kal‘anın der-i d …
{Müşâvere-i kefere-i Kazak-ı Azak}: "Sene-i mâzîde güç ile Âl-i Osmân elinden kurtulduk. Bu kış bize Tatar göz açdırmayup bir tarafdan imdâdımız gelmedi ve bir cânibden kış bizi helâk etdi. Bir tarafdan kaht [u] galâ ve bir tarafdan Tatar-ili vilâyetimiz harâb u yebâb edüp akrabâ ve ta‘allukâtlarımız esîr-i kayd-bend etdiler. Ve bizler dahi Tatar havfinden bu kışda kal‘adan taşra baş çıkarmağa dermânımız olmayup kal‘ayı ta‘mîr u termîm edemeyüp cebehâneden bir vukıyye barudumuz kalmayup sâ’ir âlât-ı silâh ve mühimmâtdan dahi bir şey kalmayup cümle on bin Hıristiyan kaldık. İşte şimdi yine Âl-i Osmân donanmasıyla deryâ-misâl asker ile gelmede. Azak balığı yiye yiye cânımıza tâk deyüp ciğerlerimiz cılk oldu. Âhir bu kal‘ayı Âl-i Osmân elde komaz. Bıldır otuz bir bin Hıristiyanımız mürd oldu. Hâlimiz âhir neye müncer olur. Hemân Tatar ve Âl-i Osmân kal‘ayı muhâsara etmeden bırağalım, yohsa Osmânlının bu gelişinden halâs olmak yokdur", deyüp bir gün kal‘ayı bırağup cümle top u tüfenk ve yât u yarâğların Tün suyu gemilerine tahmîl edüp karârları firâra mübeddel olup nehr-i Tün kenarınca Çerkes-kirmâna ve Horas-kirmâna ve Tuzla-kirmâna ve gayrı kal‘a-i dârü'l-bevârlarına gidüp karâr etdiler. Beri cânibden Tatar Hân ile Kal‘a-i Azak altına giderken nehr-i Süd kenarında bir kaç Kazak-ı Ak keferesi dil dutulup Azak Kal‘asından küffârın firâr etdüğün anlardan istimâ‘ edüp ol gün ol gice çapula seğirdir gibi ılgar edüp mâh-ı (---) günü Kal‘a-i Azak altına dâhil olup deyyâr-ı âdem âdemî-zâtdan bir cân bulmayup hirre ve kutta ve kelb ve mûş ve funguzdan bile zî-rûh kısmı bir eser bulunmayup kal‘anın der-i dîvârından ancak bir Ceneviz kullesi kalmış. Bu ahvâl-i pür-meserreti bahren Âsitâne tarafına Tatar Hân arz edüp on birinci gün Moskov kralının çâşıtları Âsitâne tarafından gelirken Tatarlar giriftâr-ı bend edüp Hân huzûrunda fesâhat üzre bî-bâk ü bî-pervâ dediler kim "Biz kırk kimesne ile der-i devletde çâşıdız. Deryâ-misâl asker ile Âl-i Osmân geliyor. Kal‘ayı bırağup kaçasız. Sâ’ir zamâna kıyâs etmeyesiz deyü haber gönderdik. Biz dahi kal‘aya gelirken Tatar'a giriftâr olduk. Emr hânındır" dedikde üçünün dahi şirb-kelle ve pâf-gövde (?) olup cân-ber-cehennem gitdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 263b ·
metinde göster ·
Der-vasf-ı esmâ-i çakerân u cevâriyân: Ferhâd ve Ken‘ân ve Tezgel ve Kademli ve
Kutlubây ve
Laçin ve Şâhin ve Çelerdi ve Çalapverdi ve Allahverdi ve Sevindik ve Hüdâverdi …
Der-vasf-ı esmâ-i çakerân u cevâriyân: Ferhâd ve Ken‘ân ve Tezgel ve Kademli ve Kutlubây ve Laçin ve Şâhin ve Çelerdi ve Çalapverdi ve Allahverdi ve Sevindik ve Hüdâverdi ve Gündoğdu ve Yaşar ve Müyesser ve Muzaffer
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 164b ·
metinde göster ·
… ûn kâfûrî mum mâl-â-mâl ve eski bezler ve alaca bezler ve Keşân katîfesi ve Şâm
kutnîsı ve
pâreler ki asla bir münkeratımız (?) ve hokkalar içre gûnâ-gûn dühniyyât ü ma‘â …
{Der-beyân-ı ummân-ı kerâme-i simyâ}: Ba‘dehû Monlâ Muhammed'in harârı meydân-ı muhabbetde kalup hân eydür: "Getirin şu harârı, Monlâ Muhammed'in cihâz-ı fakrın temâşâ idelim." dedikde paşa eydür: "Hey hân gider şu mel‘ûnun şeylerini." dedi. Hân eydür: "Cığıcığı paşa! Hele bir temâşâ edelim." deyince harârın ağzın küşâde edüp ekser koyun ve deve yününden alaca ince ipler ve kendir sicimleri ve kutular içre gûnâ-gûn edviyeler ve kara çalı dikenleri ve kâfûrî ve asel-i bend ve kara günlük ve öd u anber ve zift u katran ve yelisan u zakkum ve gûnâ-gûn kâfûrî mum mâl-â-mâl ve eski bezler ve alaca bezler ve Keşân katîfesi ve Şâm kutnîsı ve pâreler ki asla bir münkeratımız (?) ve hokkalar içre gûnâ-gûn dühniyyât ü ma‘âcin-i hulviyyât ve kavun ve karpuz ve hıyar ve kabak çekirdekleri ve bunun emsâli niçe bin gûne tohm-ı mekûlât ve kalay-ı kumkumalar içre mürekkeb ü arak ve sirke vü şarâb ve neft ü sandaloz ve koyun ve keçi kelleleri ve paçaları tüğleriyle tuzlanmış ve bir arslan kellesi ve bî-hisâb yılan ve sakankur ve kertenkele ve akrep ve çıyan mürdeleri ve eşek ve at ve katır ve deve ve hınzîr ayakları ve dişleri ve niçe hokkalarda hayâtda kara sülük ve çıyan ve domuzlan böceği ve yer solucanı ve iri karıncalar ve kutularda diri yılanlar ve akrepler ve sümüklü böcekler, Van deryâsında hâsıl olur gûnâ-gûn böcek haşerâtları ve hatta bir kurumuş âdem kafası ve kaplan u arslan ve bebr ü pelenk {kafası} ve'l-hâsıl cümle hayvânın derileri ta semmûr u zerdevâ ve kakum [u] vaşak derisine varınca cümle post-ı gûnâ-gûn mevcûd idi. Ammâ cümlesi bir nükre etmez, lâkin cemî‘i mevcûdât bu harâr-ı ummân-ı kerâmede mevcûd idi. Ve bunda olan edviye-i ahşâbât ispeçer dükkânlarında ve sûk-ı fehhâmînde bulunmak ihtimâli yokdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 232a ·
metinde göster ·
… bet bunda kim bunlardan mâ‘adâ Karkar beği ve Kesân beği ve Ağakis beği ve Benî
Kutur ve
Berda‘ ve Erecik ve Şureger ve Çobanlu ve Dalegird ve Zerikî ve Körladik ve Mük …
Ammâ garâbet bunda kim bunlardan mâ‘adâ Karkar beği ve Kesân beği ve Ağakis beği ve Benî Kutur ve Berda‘ ve Erecik ve Şureger ve Çobanlu ve Dalegird ve Zerikî ve Körladik ve Müküs beği bu kadar Van beğlerinden ne imdâdları ve ne kendüleri geldi. Bir özürnâme mektûb-ı dürûğları bile gelmedi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 267a ·
metinde göster ·
… i asker oldu ve sâ’ir ümerâ-yı Ekrâdlardan Zerikî beği askeri ve Ağakis ve Benî
Kutur'dan ve
Berda‘ ve Erecik'den ve Şureger ve Çobanlu ve Alagir ve Körladik beğlerinin cüm …
Andan ke'l-evvel yine karavullar gelüp cümle me’mûr oldukları yerlere gidüp sekiz bin güzîde asker-i pür-silâh ile Mahmûdî beği sağ çarkaya gitdi ve altı bin yiğit ile Malazgird beği sol çarkaya gitdi ve altı bin yiğit ile Mahmûdî'den Şeref Beğ ve Bâyezîd beği orta çarkaya gitdi. Ercîş ve Âdilcevâz ve Muş ve Tekmân ve Kuzucân ve Pasin ve Avnik ve Hınıs beğleri cümle sağ cenâh oldular ve Karni ve Hiron ve Espa‘ird ve Meksen ve Şervi ve Kesân ve Espa‘ird beğlerinin askerleri sol cânibe cenâh olup on iki bin asker ile Hakkarî hânı Paşa'nın kendi çarkası ve yüğrük bayrağı önünde Hakkarî talî‘a-i asker oldu ve sâ’ir ümerâ-yı Ekrâdlardan Zerikî beği askeri ve Ağakis ve Benî Kutur'dan ve Berda‘ ve Erecik'den ve Şureger ve Çobanlu ve Alagir ve Körladik beğlerinin cümle on bin asker ile ve cümle huddâmân-ı seyis ü sarrâc ve akkâm ü meş‘alciyân ve orducu ve bâzârcılar ile yigirmi bin asker ordu-yı İslâm'ın yurd yerinde kazandibi nâm asker kalup ordu etrâfında karavullar ta‘yîn olunmak fermân olunup yurd yerin muhkem edüp andan Van kulunun (---) aded sağ kolu paşanın sağında ve sol kolu cümle (---) aded paşanın solunda âmâde durdular ve yigirmi yedi sancak asker Paşa'nın yemîn [ü] yesârında âmâde oldular. Ve Van kal‘ası piyâdeleriyle sâ’ir kılâ‘ neferâtlarının askeriyle Hakkarî piyâdeleri ve kapukulunun altı oda yeniçeri ve cebeci ve topcu ve azeb-i hisâr ve hisâr erleri cümle on iki bin piyâde asker içinde yigirmi sekiz aded şukka-i alem olup bu piyâde-i cüyûş içre 268a cümle elli aded şâhî toplar ve on pâre kolomborna toplar ve dörd pâre balyemez topları bu piyâde asker içre Van câmûsları keşân-ber-keşân Van kulunun yaşlı ve taşlı ve Hasanî ve Hüseynî ta‘bîr etdikleri güzîde asâkir-i müsellahlar mezkûr top-ı kal‘a-kûbların yemîn ü yesârında toplarla âheste gitmek fermân olunup üç bin piyâde serdengeçdi asker dahi toplar akîbince me’mûr oldular.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 267b–268a ·
metinde göster ·
… işer aded kaplan postları ve beşer kıt‘a Keşân katîfeleri ve onar kıt‘a Gücürât
kutnîler ve
yigirmişer kıt‘a elvân Lefkûrî boğasılar verdiler. Ve cümlesi ma‘zûr ola deyü ö …
Hân mektûblar gönderdiğimizden hazz edüp dilşâd ve gam u gussadan sehel âzâd oldu. Ve ol gün hân ile sayd-ı şikâra gidüp çevgânlar oynayup Kocağa Sultân azîzin bâğ-ı hıyâbânında hân hazretleri hakîre ve cümle sultânlara ziyâfet-i uzmâ edüp ba‘de't-ta‘âm hân buyurdu ki "Evliyâ akaya menim hâtırım içün birer zâd bâğışlarsız. Zîrâ kayser-zemîn hânından size ve bize me’mûr olup gelmişdir kim ana ikrâm lâzımdır." dedi. Meğer mukaddem dahi şehr-i Rûmiyye'de iken tenbîh etmişdi. Ol ân sekiz sultândan sekiz re’s küheylân kara çubuk atları ve sekiz re’s alaca yorga atlar ve ikişer aded kaplan postları ve beşer kıt‘a Keşân katîfeleri ve onar kıt‘a Gücürât kutnîler ve yigirmişer kıt‘a elvân Lefkûrî boğasılar verdiler. Ve cümlesi ma‘zûr ola deyü özür dileyüp ba‘de'l-asr yine tablbâzlarımız döğerek sayd-ı şikârımızla şehr-i Rûmiyye'ye dâhil olduk.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 292a ·
metinde göster ·
… ve Hudâbende ve Gelgit ve Çarapar ve Alatlı ve Pervîz ve Behremân ve Yâr Alî ve
Kutlu ve
Kelender ve Sıyâmî misilli kullardır.
Nâmhâ-yı çâkerân: Ekseriyyâ köleleri Gürcî çâkerleridir ve isimleri böyledir, Kulı ve Yaşar ve Kendibal ve Şâhbende ve Hudâbende ve Gelgit ve Çarapar ve Alatlı ve Pervîz ve Behremân ve Yâr Alî ve Kutlu ve Kelender ve Sıyâmî misilli kullardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 310b ·
metinde göster ·
… kethudâsı karındaşımıza Huveyze şehrinin at gemilerinden (---) şehrinin Gucurât
kutnîlerinden ve
Duvrak şehri elma ve ayvalarından hedâyâlarımız verüp yine şehr-i Basra içre bi …
Andan gemilere süvâr olup karşu tarafda yine şehristân-ı Arab kal‘a-i Basra; hamd-i Hudâ selâmetle dâhil olup Basra hâkimi Hüseyin Paşa velî-ni‘metimize ve Murtezâ kethudâsı karındaşımıza Huveyze şehrinin at gemilerinden (---) şehrinin Gucurât kutnîlerinden ve Duvrak şehri elma ve ayvalarından hedâyâlarımız verüp yine şehr-i Basra içre birkaç eyyâm cân sohbetleri etmeğe başladık.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 365b ·
metinde göster ·
kollarınız kuvvetli ve kullarınızın yüzleri ve gözleri nûrlu ola" deyüp ekmek y …
"Gâzîler şikârınız çok ola ve gazâlarınız kutlu ve kollarınız kuvvetli ve kullarınızın yüzleri ve gözleri nûrlu ola" deyüp ekmek yemeğe başladım, zîrâ kelb-i sarîhden ziyâde karnım aç idi. Biri eydir:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 146a ·
metinde göster ·
Ve ol kadar pâk ve latîf ve zarîfâne ve levendâne elvân boğasılar ve abâyî ve
kutnî ve
kazze ve Gücerât halalî harîrler ve gûnâ-gûn sûret-i şer‘de mübâh olan akmişe-i …
Ve ol kadar pâk ve latîf ve zarîfâne ve levendâne elvân boğasılar ve abâyî ve kutnî ve kazze ve Gücerât halalî harîrler ve gûnâ-gûn sûret-i şer‘de mübâh olan akmişe-i fâhire kutnîler ile mülebbes olurdu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 48a ·
metinde göster ·
Cümle ricâlü'l-gayb ve ervâh-ı enbiyâ ve evliyâ ve
kutbu'l-aktâb ve
ümenâ ve evtâd u nücebâ ve nukebâ vü büdelâ ve cümle cündullâh dahi imdâd edüp …
Cümle ricâlü'l-gayb ve ervâh-ı enbiyâ ve evliyâ ve kutbu'l-aktâb ve ümenâ ve evtâd u nücebâ ve nukebâ vü büdelâ ve cümle cündullâh dahi imdâd edüp cümle leşker kal‘aya hücûm edüp yürüdüler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 187b ·
metinde göster ·
… sultânlar vüzerâlarına niçe yüz kutu elmayı hedâyâ götürürler. Husûsan niçe bin
kutular ve
niçe yüz sepetler ile pembeye sarılmış mümessek elmaları gemilerle tâ İslâmbol' …
Elması rub‘-ı meskûnda yokdur. Hattâ Malatiyye Aspuzu bâğının nâzlı elmasından ve Rûmeli'nde Köstendil bâğı elmasından bu Sudak tüffâhı meşhûr-ı âfâkdır kim misk-i amber gibi râyiha-i tayyibesi vardır. Hattâ musannifîn ve mü’ellifînden (---)(---) kimesne 136b(---) nâm kitâbı dibâcesinde "Ve râhin râhı râhın misle tüffâh ve billâhi i‘tasım, ammâ yasım" dediği tüffâh bu Sudak bâğı elmasıdır kim İzmit sancağı müşâsında Kocaeli şehrinin misket elmasından lezîz ve hoşhor ve ho[ş]-lezzet bu Sudak yablokasıdır kim asfaru'l-levn sekizi bir vukıyye gelüp içinde çekirdeği çıkar(?) tüffâhdır kim tenâvül edenin dimâğları mu‘attar olup gâyet mukavvîdir. Hattâ beyâz kutular içinde pembelere bu elmaları sarup sarmalayup Kırım hânlarına ve sultânlar vüzerâlarına niçe yüz kutu elmayı hedâyâ götürürler. Husûsan niçe bin kutular ve niçe yüz sepetler ile pembeye sarılmış mümessek elmaları gemilerle tâ İslâmbol'da Âl-i Osmân pâdişâhına ve ulemâya ve vüzerâya hedâyâ götürürler. Henüz letâfeti ve halâveti bâkî olup tûl-ı zamânda rengine tağayyür gelmeyüp gûyâ şeceresinden henüz kopmuş gibi lezîzdir. Hulâsa-i kelâm Sudak elması gibi bir elma olmazdır. Hudâ ziyâde ede.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 136a–136b ·
metinde göster ·
anın şarkîsinde bir ok menzili yerde karye-i Lankada, buna dahi bir ok menzili …
Karye-i Kutufari ve anın şarkîsinde bir ok menzili yerde karye-i Lankada, buna dahi bir ok menzili ba‘îd şimâl tarafına sarplıklar ile gidüp karye-i Nomçin.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 335a ·
metinde göster ·
… n musanna‘ siniler ve zî-kıymet âvîzeler maslûbdur. Ve rengâreng münakkaş helvâ
kutuları ve
gûnâ-gûn şebeke-vâr zülbiyyâtlar ile müzeyyen dekâkînlerdir.
Ve cümle elli yedi dükkândır kim her biri birer gûne pâk ü pâkîze kâşî-i çînîli ve fağfûr perçinli ve mahbûb-ı mehcibînli beyâz ve münakkaş dükkânlardır. Ve âteş kârhâneleri rûy-i dükkânlarının iç yüzünde başkadır. Âteş ve pasdan ve dûd-ı siyâhdan pâk dükkânlar ve gûnâ-gûn altun ile mutallâ olmuş bakır evânînin envâ‘ları ve kalaylı sinileri ve tepsileri ve gûnâ-gûn sarı pirincden sahan ve tepsileri raflar üzre zeyn etmişlerdir. Ve tavan-ı münakkaşlarında gûnâ-gûn musanna‘ siniler ve zî-kıymet âvîzeler maslûbdur. Ve rengâreng münakkaş helvâ kutuları ve gûnâ-gûn şebeke-vâr zülbiyyâtlar ile müzeyyen dekâkînlerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y76b ·
metinde göster ·
harîr-i mukaddemi ve kuyumcusu ve üzengisi şöhre-i dünyâdır. Ve cemî‘i mevcûdât …
Ve sanâyi‘âtından elvân katîfe ve atlası ve kutnîsi ve harîr-i mukaddemi ve kuyumcusu ve üzengisi şöhre-i dünyâdır. Ve cemî‘i mevcûdât Haleb'de mevcûddur. Böyle bir nazargâh-ı peygamberândır. Ammerekallâh.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y175b ·
metinde göster ·
… derler bir mağârada yine Hazret-i İsmâ‘îl evlâdları medfûndur. Evvelâ Hazret-i
Kutûr ve
Hazret-i Âzeryâ ve Hazret-i Kaydâ ve Hazret-i Fütdemâ ve Hazret-i Taymâ. Bunlar …
Ammâ kal‘a altında gâr-ı Kutûr derler bir mağârada yine Hazret-i İsmâ‘îl evlâdları medfûndur. Evvelâ Hazret-i Kutûr ve Hazret-i Âzeryâ ve Hazret-i Kaydâ ve Hazret-i Fütdemâ ve Hazret-i Taymâ. Bunların gâr kapuları mesdûddur, ammâ huzûrlarına varup ziyâret ederler. Ekseriyyâ bunları ziyâret etmeğe Yahûd tâ’ifesi gâyet sa‘y ederler. Zîrâ tevârîhlerinde mastûrlardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y200b ·
metinde göster ·
Evvelâ atlası ve hâresi ve dârâyîsi ve helâlîsi ve gûnâ-gûn muhattemi ve
kutnisi ve
abâyisi ve dikdiki vüzerâlara mahsûs zerdûz dikdikler işlenir kim sihr-i i‘câzd …
Evvelâ atlası ve hâresi ve dârâyîsi ve helâlîsi ve gûnâ-gûn muhattemi ve kutnisi ve abâyisi ve dikdiki vüzerâlara mahsûs zerdûz dikdikler işlenir kim sihr-i i‘câzdır. Ve katîfesi ve bu makûle kâlâ-yı metâ‘ın gûnâ-gûnları vardır, ammâ meşhûrları bunlardır. Hakkâ ki Arabistân'ın cennet-meşâmıdır. Ve gâyet bender şehirdir. Beher sene niçe Mısır hazînesi mâl tahsîl olunup masrûf olunur, gâyet mahsûldâr Y 252a diyârdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y251b–Y252a ·
metinde göster ·
… gelüp buluşduklarında kahve ve şerbet ve gülâb buhûrdan sonra yol üzre dutulan
kuttâ‘u't-tarîkleri ve
Urbân-ı rehzenleri cümlesin zencîr ile meydân-ı siyâsete getirüp,
Ba‘dehu dîvân-ı vezîr-i âlî-şân olup sekiz kat mehterhâneler çalınup ba‘de'l-ferâğ cemî‘i a‘yân-ı vilâyet paşaya gelüp buluşduklarında kahve ve şerbet ve gülâb buhûrdan sonra yol üzre dutulan kuttâ‘u't-tarîkleri ve Urbân-ı rehzenleri cümlesin zencîr ile meydân-ı siyâsete getirüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y278b ·
metinde göster ·
… ve mahalle-i Ebû Nişâne ve mahalle-i İşmûn Cûreys ve kefr-i Çerkes ve mahalle-i
Kuta ve
mahalle-i Ümmü Dînâr ve mahalle-i şirâvî ve mahalle-i Derâvî ve evsâf-ı Batnü'l …
(---) varakda, mahalle-i Farasdak ve mahalle-i İşlîmiyye ve mahalle-i Tâhiriyye ve mahalle-i Kefr-i Ziyâd ve mahalle-i şâbûr ve mahalle-i Selîmûn ve mahalle-i Kefr-i Nâhe ve mahalle-i Kefr-i Cedîd-i Kebîr ve mahalle-i Ebû Ahmed ve mahalle-i Buhayre ve mahalle-i Zağîre ve mahalle-i Tunûb ve mahalle-i Emrûz ve mahalle-i Tayerne ve mahalle-i Alkame-i Ebülcâvî ve mahalle-i Temâliyye ve mahalle-i Cizî ve evsâf-ı mahalle-i Tarrâne ve sun‘-ı Hudâ natrûn ve mahalle-i Zâviye ve mahalle-i Ebû Nişâne ve mahalle-i İşmûn Cûreys ve kefr-i Çerkes ve mahalle-i Kuta ve mahalle-i Ümmü Dînâr ve mahalle-i şirâvî ve mahalle-i Derâvî ve evsâf-ı Batnü'l-bakar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y456a ·
metinde göster ·
… u] nahlistân içre bir vâdîde medfûndur. Âsitânesinde niçe bin hirre ve gürbe ve
kutta ve
(---) pisik ve maçı ve kedi vardır. Her kim Mısır'da kedisinden bî-zâr olsa bu …
Ve Ebû Hüreyre, Dûş kabîlesindendir. Hâlid ibn el-Velîd şâm gazâsına serdâr oldukda Ebû Hüreyre dahi Dûş kabîlesine serdâr olup şâm fethinde bile idi. Ba‘de'l-feth Hazret-i Ömer ile Kudüs-i şerîfi feth edüp andan Amr ibnü'l-Âs ile Mısır gazâsında bile ceng ederken hadeng ile mecrûh olup Cîze cânibine ubûr edüp şehîd oldu. Ba‘dehu cesed-i şerîfi üzre Amr ibnü'l-Âs bir kubbe binâ etdi. Hâlâ bir çemenzâr şükûfezâr hâk-i amber-pâkde dırahtistân [u] nahlistân içre bir vâdîde medfûndur. Âsitânesinde niçe bin hirre ve gürbe ve kutta ve (---) pisik ve maçı ve kedi vardır. Her kim Mısır'da kedisinden bî-zâr olsa bu Ebû Hüreyre'ye nefy ederler. Anıniçün kedinin hisâbın Cenâb-ı Bârî bilür ve anların nafakasın dahi Rabbü'l-âlemîn bilür.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y271a ·
metinde göster ·
… r kat beyâz sûzenî lipâçeler ve elli Hıtâyî ve elli Bruc boğası ve elli Gücerât
kutnî ve
bir fağfûrî buhûrdân ve bir torva tırnak öd ve bir gülâbdân ve iki Habeşe câriy …
Hamd-i Hudâ du‘âmız hayyiz-i kabûlde vâki‘ olup bu şehr-i Fûncistân'da kırk gün meks edüp seksen üç Ramazân-ı şerîfin tamâmen Melik Kakan ile zevk u safâ edüp bir uryân büryân ıydi etmişdir kim esvâb geysek kebâb oluruz. Âkıbet akal eksere tâbi‘dir deyü hakîr de anlara teba‘iyyeten deli çıplakdan ıyd edüp hakîre melik cânibinden Q 326bP 323b ıydıyye bir kat beyâz sûzenî lipâçeler ve elli Hıtâyî ve elli Bruc boğası ve elli Gücerât kutnî ve bir fağfûrî buhûrdân ve bir torva tırnak öd ve bir gülâbdân ve iki Habeşe câriye gönderdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y417b ·
metinde göster ·
… dûz makrama, bunları hakîr kendü âdemlerim ile melike gönderüp âdemlerimize beş
kutnî [ve]
birer boynuz zebât verüp şâdumân geldiler.
Hakîr dahi hedâyâyı getiren âdemin huzûrunda memlûklerimize ve huddâmlarımıza ve bize Y 418a kal‘a-i Itşân'da refîk olan Dervîş Seyyid Ni‘metullâh ve Dilrîş Seyyid Cârullâh['a] birer Gücerât ve birer Bruc bezler verüp gelen âdeme bir boğca don gömlek verdiğim gibi aklı gitdi. Melik Kakan'a belâ-yı azîm olan iki fîli ve bir at ve iki çift boğça al u al kamîs serâvîl ve iki top sof ve bir donluk al londrine ve bir deste Ferhâd-hânî destâr ve üç zerdûz makrama, bunları hakîr kendü âdemlerim ile melike gönderüp âdemlerimize beş kutnî [ve] birer boynuz zebât verüp şâdumân geldiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y417b–Y418a ·
metinde göster ·