Hazret-i Risâlet bunlara Ebû Hüreyre künye kodular. Zîrâ her Sahâbeye birer hüsn-i lakab korlardı. Bunlar kuttaya {ya‘nî kediye} mahabbet etdiklerinden Ebû Hüreyre lakab komuşlardır. Yılda bir kerre rûz-ı Nevrûz'da bir gün bir gece Mevlûd-ı Nebî olup yüz bin âdem cem‘ olup bey‘ [ü] şirâ olup âsitânesinde niçe bin mır mırnâv der kediler vardır. Râvî-i hadîs ulu sultândır. Cild-i sânîmizde evsâf-ı ziyâretgâhda mevlûdu ve yerden âdem kemikleri zâhir olduğu mufassal tahrîr olunmuşdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 196a ·
metinde göster ·
komuşlardır. Yılda bir kerre rûz-ı Nevrûz'da bir gün bir gece Mevlûd-ı Nebî olu …
Hazret-i Risâlet bunlara Ebû Hüreyre künye kodular. Zîrâ her Sahâbeye birer hüsn-i lakab korlardı. Bunlar kuttaya {ya‘nî kediye} mahabbet etdiklerinden Ebû Hüreyre lakab komuşlardır. Yılda bir kerre rûz-ı Nevrûz'da bir gün bir gece Mevlûd-ı Nebî olup yüz bin âdem cem‘ olup bey‘ [ü] şirâ olup âsitânesinde niçe bin mır mırnâv der kediler vardır. Râvî-i hadîs ulu sultândır. Cild-i sânîmizde evsâf-ı ziyâretgâhda mevlûdu ve yerden âdem kemikleri zâhir olduğu mufassal tahrîr olunmuşdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 196a ·
metinde göster ·
… i. Anı meclisinden reddederdi ve derhâl "Çık taşra bre hannâs!" deyü ana hannâs
lakab
kordu. Ve bir kimesne anın yanıda bir kizb kelâm söylese ol âdemden gayri nefre …
Hikâye-i hakîr: "Benim efendim! Sene (---) târîhinde Kırım hânlarından İslâm Girây Hân ile cezîre-i Kırım'dan diyâr-ı Moskov'a gidüp bilâ-hisâb mâl-ı ganâyim alup avdet mahalline kalınca erba‘în ve zemherîr oldu. Bu kadar mâl-ı hazâyin ile geldiğimiz yoldan dönmeğe havf edüp bi'z-zarûrî Heyhât sahrâsına ol şiddet-i şitâda on yedi gün ve on yedi gice aşup yortup hikmet-i Hudâ bir gice bir berd-i cahîm oldu kim yedi yüz esîr dondu ve bin mikdârı Tatarın eli ayağı düşdü. Ol sabah hakîre dahi felek, sovuk cehennemi rûzgâr-ı zorkârın gösterüp gûyâ ki elîm-i A‘râf'ı gördük. Yedi sâ‘at kâmil taban-keşlik edüp bî-tâb u bî-me‘âl kaldıkda esb-i sabâ-sür‘atime süvâr 53a oldum. Hikmet-i Hudâ dördüncü sâ‘atde altı yerden şems-i âteş-tâb zâhir oldu. Cümle Tatar kartları âlem-i hayretde kaldılar. Ammâ âdetullah oldur kim güneş cânib-i şarkdan tulû‘ eder. Kâmil dörd sâ‘at olunca ol tarafdan tulû‘ etmeyüp altı aded güneşin biri Heyhât'ın kıble cânibi, Çerâkise vilâyetidir, andan nümâyûn oldu. Bir güneş Heyhât'ın cenûb tarafıdır kim cezîre-i Kırım'da Kefe kal‘asıdır, ol cânibden tulû‘ etdi. Biri garb cânibidir ki Alaman vilâyetidir ki ondan hurûc etdi. Biri Leh cânibinden hurûc etdi. Beşincisi şimâl tarafında Kırako vilâyeti tarafından tulû‘ etdi. Altıncısı yine Heyhât'ın yıldız tarafında Moskov'un Görlef kal‘ası câniblerinden zuhûr edüp bu altı güneşin her biri asıl güneşin pertevinden ziyâde nümâyân idi ve altısı da semâdan zemîne balık ağzı gibi yâhûd Tûbâ şeceri gibi baş aşağı zemîne nüzûl etmişdi. Zîrâ asıl güneşin cânib-i şarkı gâyetü'l-gâye şiddet-i şitâ olmağıla pertevi donup ba‘zı sevâhil olan ekâlîm-i seb‘alardan pertev urup nümâyân olurdu" deyü bu hikâyeyi nakl etdiğimizde cümlesi Arapça bi-kudretihi ve yahkümü mâ yürîdü bi-izzetihi, deyü cümle tahkîkdır, dediler. Ve cümle müdâhaneciler ve orancıların hâtırları mütesellî oldu. Ammâ Hudâ âlimdir, böyle olmuşdur. Müdâhaneciler bu hikâyeden fürce bulup "İşte ol sene Erzurûm'da eyle bulutlar dahi on ay dutulup vech-i semâda müncemid-vâr ber-karâr idi" deyü hâmuş-bâş oldular. Ol zamân bildim ki cemî‘i vüzerâ vü vükelâ ve erbâb-ı devlet huzûrında müdâhane ve hoş-âmed kelâm lâzım imiş. Ammâ bizim efendimiz Melek Ahmed Paşa huzûrunda bir kimesnenin cânı yok idi kim zemm u nemm u gıybet ve mesâvî ve sû’-i zan ve müdâhane ve hoş-âmed söyleyeler idi. Anı meclisinden reddederdi ve derhâl "Çık taşra bre hannâs!" deyü ana hannâs lakab kordu. Ve bir kimesne anın yanıda bir kizb kelâm söylese ol âdemden gayri nefret ederdi. Ammâ ne kadar latîfe-âmiz kelimâtlar söylense şakadan hazz ederdi. Ammâ hâlâ zamânımızın a‘yân [u] kibârı ve vüzerâ ve mülûkları böyle hoş-âmede ve müdâhaneye mâyil olup bî-garaz ve ehl-i ırz kimesnelere taşra umûrların sormadıkları ecilden Devlet-i Âl-i Osmân'a taraf taraf rahneler gelmededir. Hudâ Devlet-i Âl-i Osmân'ı ilâ inkırâzı'd-devrân mü’ebbed ede, âmîn, yâ Mu‘în. Ammâ devlet [ü] dîn-i mübîni sıyânet eden kimesnelerden ba‘zı şu‘arâlar Sultân Ahmed Hân'a verdikleri kasîde-i belîğu'l-beyândır kim bu mahalle tahrîr olundu. Güfte-i Şeyhî Efendi:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 52b–53a ·
metinde göster ·
… asan'ın olmak ile Hasan Badrık derler. Türkman mâbeyninde Sultân Hasan'a Badrık
lakab
komuşlardır. Zîrâ sene (---) târîhinde Tercân sahrâsında Uzun Hasan Ebü'l-feth …
Menzil-i karye-i Hasan Badrak: Bu Malatıyye hudûdunda iki yüz hâneli ve bir câmi‘li ve bir hânlı ma‘mûr karyedir. Ammâ şiddet-i şitâ olmağile askerin tekâlîfine tahammül edemeyeceklerini bilüp {ehl-i beled} evlerin mâllarıyla bırağup dağlara firâr etmişlerdi. Cümle asâkir-i Melek Ahmed Paşa bunda hayli zahmet çeküp atlar sabahdan aç kaldılar. Hikmet-i Hudâ bu hakîr câmi‘in minâresine çıkam derken bir çuval arpa ve bir garar saman bulup atlarım ıyd-ı adhâ etdi. Bu kurâ halkı dahi şâhsevenlerdir. Ammâ câmi‘i Sultân Uzun Hasan'ın olmak ile Hasan Badrık derler. Türkman mâbeyninde Sultân Hasan'a Badrık lakab komuşlardır. Zîrâ sene (---) târîhinde Tercân sahrâsında Uzun Hasan Ebü'l-feth Sultân Mehemmed Hân Gâzî ile ceng-i azîm edüp iki kerre yüz bin âdemi dendân-ı tîğ-ı Mehemmed Hân'dan geçüp yüz bini esîr-i pây-beste olup hatta oğlu Ya‘kûb Şâh da esîr oldu. Uzun Hasan Şâh-ı gümrâh yetmiş âdem ile firâr edüp cânib-i Âzerbaycân'da halâs edüp inhidâmına târîhdir:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 192b ·
metinde göster ·
demişler. Ve niçe müverrihler kavm-i Ârnâbûd yazmışlar, ammâ lezîz lisândır, bi …
Ve "Ârnâbûd" deyü kavm-i Acem lakab demişler. Ve niçe müverrihler kavm-i Ârnâbûd yazmışlar, ammâ lezîz lisândır, birbirlerine i‘zâz [u] ikrâm ile tevâzu‘âne ve hilmâne kelimât ederler. Gerçi kefereleri millet-i Mesîhiyye'den geçinirler, ammâ ol dahi İşpanya [ve] Venedik keferelerinin ibrâmlarıdır, yohsa Mecûsî gibi ne kitâb ve ne haşr ü neşrden bir şey bilmezler, bir alay kitâpsız kefere vü fecerelerdir kim lisânları budur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 34b ·
metinde göster ·
… 0 sene şehr 2 yevm 4. Hazret-i Resûl cümle Sahâbe-i kirâmlarına bir künye ya‘nî
lakab
korlar idi. Bunlara Hafz künye kodular. Ve duhter-i pâkîze-ahterleri Hafza'dır. …
Vâlidelerinin ismi Cesîme bint el-Hâşim bin el-Mugîre'dir kim Ebû Cehil la’înin kız karındaşıdır. Ebû Cehl Hazret-i Ömer'in dayısı olur ve Ebû Cehil'in ismi dahi Ömer'dir. Lakabı Ebû Cehil'dir. Hazret-i Ömer'e Hazret-i Resûl Ömerü'l-Fârûk dediler. Hakkı bâtıldan fark etdikleriyçün bunlara Fârûk buyurdular. Müddet-i hilâfetleri 10 sene şehr 2 yevm 4. Hazret-i Resûl cümle Sahâbe-i kirâmlarına bir künye ya‘nî lakab korlar idi. Bunlara Hafz künye kodular. Ve duhter-i pâkîze-ahterleri Hafza'dır. Gâyetü'l-gâye zekî hâfıza-i Kur’ân idi. Hattâ Hazret-i Osmân-ı câmi‘ü'l-Kur’ân Kur’ân-ı azîmi cem‘ ederken bu bint Ömer Hafza'dan istimâ‘ edüp cem‘ ederdi. Anıniçün hâlâ cemî‘i kurrâ meşâyihleri mâbeyninde kırâ’at-i Hafz i‘tibâr etdikleri Hazret-i Ömer kızı Hafza'dan kalmışdır. Ve hayli mu‘ammere olmuşdur. Ammâ Hazret-i Ömer'in müddet-i ömürleri sene 23 Hicret'den sonra vefât etmişlerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y290a ·
metinde göster ·
… ûmî ki Hazret-i Mevlânâ'dır, halîfe oldu. Ve bâlâdaki ümerâlara sultânü'l-ulemâ
lakab
komuşdur. Her biri mahallinde tahrîr olunur.
Hâsıl-ı kelâm bu elkâblar ile müsemmâ Sultân Alâ’eddîn'in yetmiş mîrlivâsı var idi. Ve zamân-ı sa‘âdetlerinde Hazret-i Sultânü'l-ulemâ Mevlânâ Bahâ’eddîn Muhammed bin Hasan el-Belhî el-Bekrî Sultân Alâ’eddîn devletinde sene 631 târîhinde Konya'da fevt olup oğlu Celâleddîn-i Rûmî ki Hazret-i Mevlânâ'dır, halîfe oldu. Ve bâlâdaki ümerâlara sultânü'l-ulemâ lakab komuşdur. Her biri mahallinde tahrîr olunur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y39a ·
metinde göster ·
Cevher Kâyid Mu‘îzz'in babası kulu idi. Ve Ebi'l-Hasan deyü ana
lakab
takmışdı. Aslında Rûm gulâmıdır. Sonra (---) Cevher Tavâşî Kâyid'i terbiyet edü …
Cevher Kâyid Mu‘îzz'in babası kulu idi. Ve Ebi'l-Hasan deyü ana lakab takmışdı. Aslında Rûm gulâmıdır. Sonra (---) Cevher Tavâşî Kâyid'i terbiyet edüp târîh-i Hicretin sene 347 337 (---) Mu‘izz'e Kâyid vezîr olup Mağrib'de Fas şehrin ve Tilimsân'ı ve Merânkeş'i ve Tanca ve Sûdân'ı ve İsvân ve Habeş'i ve Yemen'de ve Irâk'da ve Fârs [ve] Hind ve Çîn'e varınca yigirmi pâdişâhlık yeri altı yılda feth edüp yine Mağrib'e gelüp andan Mısır'a sene 358'de Mısır'ı binâ etdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y140b ·
metinde göster ·
… est-i şerîfin {ibtidâ} bûs eden kimesnenin ismin su’âl edüp ana bir künye ya‘nî
lakab
koyup gerdenine iki üç zirâ‘ dülbend ridâ sarup fukarâlarından olmağa me’zûn ol …
Ve bu mahalde şeyh hazretinin dest-i şerîfin {ibtidâ} bûs eden kimesnenin ismin su’âl edüp ana bir künye ya‘nî lakab koyup gerdenine iki üç zirâ‘ dülbend ridâ sarup fukarâlarından olmağa me’zûn olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y224a ·
metinde göster ·
Her mevlûdda üç bin dörd bin âdemin boynuna ridâ sarup bir
lakab
buyururlar. Aceb hikmetdir, bir âdeme buyurdukları künyeyi bir âdeme dahi komaz …
Her mevlûdda üç bin dörd bin âdemin boynuna ridâ sarup bir lakab buyururlar. Aceb hikmetdir, bir âdeme buyurdukları künyeyi bir âdeme dahi komazlar. Ve müddet-i ömründe hilâfetleri asrında bir lakabı iki âdeme dememişlerdir. Aceb sırrullâhdır kim "El-esmâü tenzilü mine's-semâi" ilhâm-ı rabbânî ile lakab korlar. Hakîre Ebussafâ deyü künye verdiler. Hamd-i Hudâ nefes-i mübâreklerinin Y 224b te’sîri sebebiyle zevk u safâdayız. Ve hakîrin gerdenine bir Keşmîrî şâl sardılar. Ve ba‘zı eşrâfa dahi gûnâ-gûn şâl-ı Lâhûrî ve Gîlânî verüp du‘â-i hayr eder.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y224a–Y224b ·
metinde göster ·
Her mevlûdda üç bin dörd bin âdemin boynuna ridâ sarup bir lakab buyururlar. Aceb hikmetdir, bir âdeme buyurdukları künyeyi bir âdeme dahi komazlar. Ve müddet-i ömründe hilâfetleri asrında bir lakabı iki âdeme dememişlerdir. Aceb sırrullâhdır kim "El-esmâü tenzilü mine's-semâi" ilhâm-ı rabbânî ile lakab korlar. Hakîre Ebussafâ deyü künye verdiler. Hamd-i Hudâ nefes-i mübâreklerinin Y 224b te’sîri sebebiyle zevk u safâdayız. Ve hakîrin gerdenine bir Keşmîrî şâl sardılar. Ve ba‘zı eşrâfa dahi gûnâ-gûn şâl-ı Lâhûrî ve Gîlânî verüp du‘â-i hayr eder.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y224a–Y224b ·
metinde göster ·
… n edüp cümle züvvârı ni‘met-i hon ile ziyâfetler edüp herkese birer künye ya‘nî
lakab
verüp ol kimesnenin gerdanına yâ bir Kişmîrî veyâhûd Lâhûrî veyâ dülbend ridâ v …
Ziyâret-i eş-şeyh Sâdât-i Mağribî: Ulu âsitânedir. Bir câmi‘i ve tekyesi ve imâreti ve fukarâ hücreleri ile ma‘mûr [u] âbâdân bir âsitânedir. Mısır'da sâdât hazretlerinin ecdâd-ı izâmları (---)(---) hazretleri ile kırk nefer evlâdları ile medfûndur. Yılda bir kerre nısf-ı şa‘bânda bir mevlûdü'n-nebî olur kim iki yüz bin âdem hayme ve hargâhı ve bâr [u] büngâhıyla gelüp meks edüp iki gün iki gece cem‘iyyet-i uzmâ olup geceleri niçe kerre yüz bin kanâdîller ile çerâğân olup taraf taraf tevhîd-i sultânîler olur. Ve hayâtda olan evlâd-ı izâmında sâhib-i seccâde eş-şeyh Ebü't-tahsîs hazretleri etek dermeyân edüp cümle züvvârı ni‘met-i hon ile ziyâfetler edüp herkese birer künye ya‘nî lakab verüp ol kimesnenin gerdanına yâ bir Kişmîrî veyâhûd Lâhûrî veyâ dülbend ridâ verüp fukarâları olup bî‘at etmiş olur. Zîrâ tarîkleri tarîk-ı Vefâyî'dir, Hazret-i Resûl'e müntehîdir. Ulu âsitânedir, kuddise sırruhu. Ve yine bu âsitâneye karîb,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y270b ·
metinde göster ·
… r. Bu ahvâl karîbü'l-ahddir. Q 310aP 307a Anıniçün bu azîze Ebüddünyâ deyü
lakab
dediler. Ve bu şehr-i Kınâ ol kenz-i azîmin mâliyle ma‘mûr olmuşdur, derler.
Ve bir çâr-gûşe divâr içinde dahi şeyh Abdurrahîm hazretlerinin halîfelerinden eş-şeyh İbrâhîm-i Ebüddünyâ: Ebüddünyâ künyesinin sebebi oldur kim bir cîger-gûşesi Y 381a âhirete intikâl etdükde techîz ü tekfînine bir dirhem bulmada âciz olur. Derhâl zemîne bir püşt-i pâ urunca zemîn çöküp bir kenz-i azîm zâhir olur kim cenâzeye hâzır olanlar ve ahâlî-i beledler bu mâl-ı firâvânı üç gün taşıyup ihtiyâcdan berî olurlar. Bu ahvâl karîbü'l-ahddir. Q 310aP 307a Anıniçün bu azîze Ebüddünyâ deyü lakab dediler. Ve bu şehr-i Kınâ ol kenz-i azîmin mâliyle ma‘mûr olmuşdur, derler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y380b–Y381a ·
metinde göster ·