… et ederdik. Bu hakîr sâ’im olmağile iftâriyye Şâm fısdığı ve badem kırup dakk u
lakk
edüp eğlenirdim. Anı gördüm, bir al küheylân atlı elinde kantar sırığı ile çiği …
Sergüzeşt-i temâşâ-yı mahûf: Paşa Mehemmed Beğ'in haymesine meşverette gitdikde bu hakîr otakda kalup Miftâh gulâm ve Kilarcıbaşı ve İkbâl nâm birkaç güzîde hümâm-ı gılmân-ı hâssalar ile biz de başka meşveret ederdik. Bu hakîr sâ’im olmağile iftâriyye Şâm fısdığı ve badem kırup dakk u lakk edüp eğlenirdim. Anı gördüm, bir al küheylân atlı elinde kantar sırığı ile çiğini kalkanıyla otağın sokakları tınabların kılıç ile pâreleyüp üzerimize at çöğürüp "Hani paşa biti Melek Ahmed Paşa" dedi. Gördük bir dâbbetü'l-arz-misâl bir Kürd â[de]mi. Hemân hakîr eyitdim "Dilersin paşayı?!" dedim. "Şu mızrağı paşanın karnına sokarım" deyü Kür[d] lisânı üzre "Ey kerânjini may kay Paşa yete" deyü Paşa'ya bir harb-i şîrîn çaldı. Miftâh gulâmın 265b aklı gözünde Abazalık olmağile "Gelin şu Kürdü öldürüp atını alalım" dedi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 265a–265b ·
metinde göster ·
: Bilâd-ı Mısır'ın efdal-ı ulemâsıdır. Niçe sene câmi‘-i Ezher'de ders-i âm olup …
Kabr-i eş-şeyh Hazret-i İbrâhîm-i Lakkânî: Bilâd-ı Mısır'ın efdal-ı ulemâsıdır. Niçe sene câmi‘-i Ezher'de ders-i âm olup sene 1004 târîhinde hacdan Y 273b gelüp yine Mısır'da merhûm olup Karâfe-i kübrâda medfûndur. Ve,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y273a–Y273b ·
metinde göster ·
… reddîn el-Karâfî ve dahi eş-şeyh Sâlih-i Balkanî: Bunların ikisi şeyh İbrâhîm-i
Lakkânî
akrabâlarından olup şeyh ile bir yerde medfûnlardır. Bunlar dahi Mısır'ın meşây …
Kabr-i eş-şeyh Bedreddîn el-Karâfî ve dahi eş-şeyh Sâlih-i Balkanî: Bunların ikisi şeyh İbrâhîm-i Lakkânî akrabâlarından olup şeyh ile bir yerde medfûnlardır. Bunlar dahi Mısır'ın meşâyih-i kibârlarından olup ziyâretgâhdır. Ve İmâm eş-şâfi‘î âsitânesinin sağ tarafında pençerelerin hâricinde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y273b ·
metinde göster ·
… in üzerlerine semâ‘ edüp raks edüp rebâb ve ûd çalup bükâ ederlerdi. Sıbyânları
lakkâ
oynarlardı.
Andan yukaru yine Buhayre hâkinde dağlar dibinde kumsal sahrâlar içre Benî Selâme ve Benî Rücbân kabîleleri sâkindir. Bu kavm ol gece Nîl kenârında ale'l-gafle bir ma‘âş gemisin basup azîm ceng ederler. Gemi içinde olan yolcular meğer pür-silâh âmâde bahâdırlar imiş, Urbânın on yedisin Y 340a katl ederler. Hakîr ol mahalde üzerlerine vardık. Cümle Urbân avretleri deff ü kudüm ve sancaklar ile leşlerinin üzerlerine semâ‘ edüp raks edüp rebâb ve ûd çalup bükâ ederlerdi. Sıbyânları lakkâ oynarlardı.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y339b–Y340a ·
metinde göster ·
… bası Nûh Nebî'nin avret yeri açıldığın göricek kahkahâ ile gülerek boh şiling ü
lakkâ
oynayarak gidüp gayrı birâderleri ki Sâm u Yâfes'dir anlara dahi gösterir. Anla …
Hikmet-i Hudâ istirâhat edüp hâb-âlûd iken Nûh Nebî'nin avret yeri açılur. Bu oğlu Hâm gelüp babası Nûh Nebî'nin avret yeri açıldığın göricek kahkahâ ile gülerek boh şiling ü lakkâ oynayarak gidüp gayrı birâderleri ki Sâm u Yâfes'dir anlara dahi gösterir. Anlar dahi şermende olup hicâblarından gaşş olup bir ihrâm ile pederlerin setr ederlerken Nûh Nebî hâbdan bîdâr olunca yine ol Hâm-ı hâm-ı nâ-puhte hande ederek avreti yanına gider. Hazret-i Nûh anın tebessümünden su’âl eder. Sâm u Yâfes keşf-i avret olduğun nakl ederler. Hemân Nûh Nebî
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y404a ·
metinde göster ·