gavvâs idi. Niçe bin halkı irşâd edüp pederleri yerinde sâhib-i seccâde idi, âh …
eş-Şeyh Fazlullâh bin Akşemseddîn: ilm-i ledünde gavvâs idi. Niçe bin halkı irşâd edüp pederleri yerinde sâhib-i seccâde idi, âhir sene 906 vefât edüp pederleri cenbinde âsûde olundu. Ve,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 98b ·
metinde göster ·
… Cemî‘i ulûmda mahâreti olduğundan gayrı meşâyih-i izâmlar ile ülfet edüp ilm-i
ledünne
mâlik bir sâlih ü âbid kimesne idi.
el-Mev[lâ] Şeyh Edhemzâde: Tirevîdir. Edirnekapusu hâricinde Beğlerbeği Çeşmesi kurbünde Çevizli Soffa nâm mahalde medfûndur. Cemî‘i ulûmda mahâreti olduğundan gayrı meşâyih-i izâmlar ile ülfet edüp ilm-i ledünne mâlik bir sâlih ü âbid kimesne idi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 108a ·
metinde göster ·
… medfûn oldukları püşte üzre her leyle-i cum‘a Hızır Nebî ile mülâkât olup ilm-i
ledünni
anlardan tilâvet edüp terk-i dünyâ olmuşdu. Hâlâ ziyâretgâh-ı hâs [u] âmdır.
Ziyâretgâh-ı Hazret-i Yahyâ Efendi {mevtine târîhdir: Leyle-i ıyd-i adhâ sene 978}. Deryâya havâle bir kûh-ı bülendin zirvesinde bir kubbe-i âlî içinde medfûndur kim çâr-kûşe dîvârının cânib-i erba‘asında niçe yüz bin uşşâkân-ı hattâtın gûnâ-gûn hatt-ı ebyât-ı eş‘ârları tahrîr olunmuş bir âsitânedir. Bizzât kendüleri Tarabefzûn'da mütevellid olup Süleymân Hân Gâzî ile süd karındaş olmuşlardır. Zîrâ Süleymân Hân ve pederi Selîm Hân-ı Evvel Tarabefsûn'da tevellüd etmişlerdir. Ba‘dehu Yahyâ Efendi, Süleymân Hân hilâfetinde cebren İslâmbol'a gelüp terk-i dünyâ edüp yine medfûn oldukları püşte üzre her leyle-i cum‘a Hızır Nebî ile mülâkât olup ilm-i ledünni anlardan tilâvet edüp terk-i dünyâ olmuşdu. Hâlâ ziyâretgâh-ı hâs [u] âmdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 135b ·
metinde göster ·
… . Kemâ hüve hakkuhu bu su’âllere cevâba kâdir olan cân ilm-i tasavvufa ve ilm-i
ledünne
kâdir olup hüve hüve makâmında olan cevâb verüp fuzalâü'd-dehrden bahr-i ummân …
El-hâsıl hâsü'l-hâs dervîş-i dilrîşin zâhiren ve bâtınen bin bir alâmetleri vardır ve bin bir gûne su’âlleri vardır. Kemâ hüve hakkuhu bu su’âllere cevâba kâdir olan cân ilm-i tasavvufa ve ilm-i ledünne kâdir olup hüve hüve makâmında olan cevâb verüp fuzalâü'd-dehrden bahr-i ummân olmuşdur kim cevâb verir. Yohsa hakîr Evliyâ-yı pür-riyâ-yı sâhib-i bûriyâ-yı pür-taksîr cevâba kâdir olmayup ilâ hâze'l-ân bir mürşid-i kâmil aramadadır kim tâlib-i Hakdır. Ammâ her dervîş-i dilrîş, ehl-i tasavvuf olup fâzılü'd-dehr olmayup yine sâhib-i sülûk dervîş-i muvahhid ümmîdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 150b ·
metinde göster ·
… inâlık gösterirdi ve bâtın-ı esrâr-ı nübüvvet ve kemâl-ı ma‘rifetillah ve ilm-i
ledün
ve velâyet kendülerinden zâhir olurdu. Bir mertebeye vâsıl oldulardı kim "Bâtın …
Huzur-ı ıhvân-ı safâya şöyle ma‘lûm ola kim Hünkâr hazretleri âlem-i sabâvetde her giz sıbyân ile karışup lu‘b u lehve meşgûl olmadı ve zât-ı şerîfinde hâller zâhir olup niçe dürlü kerâmetler gösterüp lafz-ı dürer-bârlarından envâ‘-ı kelâm-ı hikmet istimâ‘ olunurdu. Cidden dünyâya meyl ve hevâ ve hevese ve nefse mütâbe‘at göstermedi. Hemân gice ve gündüz hâli ibâdet ü tâ‘at ve zühd ü takvâ idi. Hatta Horâsân'da babası Allah emrine varıcak Hacı Bektâş'a sultânlığı arz eylediler, kabûl etmedi. Kırk sene kâmil çille-i merdân çeküp gündüz sâ’im gice kâ’im olup ibâdet ve riyâzete ve zühd ü takvâya meşgûl idiler. Bi-hidâyetillahi Te‘âlâ şöyle yetişmişlerdi ki gice rûhları âlem-i ecsâmdan âlem-i ervâha ubûr kıldıkda kesâyirü'n-nâs nefsleri dünyâ sıfatından görünürdü ve âlem-i kurbda âşinâ olana âşinâlık gösterirdi ve bâtın-ı esrâr-ı nübüvvet ve kemâl-ı ma‘rifetillah ve ilm-i ledün ve velâyet kendülerinden zâhir olurdu. Bir mertebeye vâsıl oldulardı kim "Bâtın-ı esrâr-ı Alî bendedir", derlerdi. Âhir bir gün Horâsân erenleri Hacı Bektâş'dan nişân istediler. Bir cem‘iyyet-i kübrâda cümlesine kerâmet nişânların gösterdi. Âhir "Kânûn-ı meşâyihân üzre sana bir mürşid-i kâmil lâzımdır kim tarîk-ı Hakka gitmene pîşvâ ola" dediler. "Nola bize bir pîr ola kim ehl-i irşâd alâyimin göstere", dedi. Huzûrunda bir kimesne kerâmet alâyimin göstermeğe kâdir olamayup âhir kendüleri cümle Horâsân erenleri huzûrunda mükemmellik mertebesin remz edüp cümle kibâr-ı Horâsân âlem-i hayretde kaldılar, amma min kıbeli'l-Hak ilhâm-ı Rabbânî ile Hacı Bektâş-ı Velî, "Bu hakîr-i pür taksîrin ceddi kutbu'l-aktâb, sultânü'l-ârifin, ser-çeşme-i neved u hezâr pîrân-ı Türkistân Hoca Ahmed-i Yesevî ibn Muhammed Hânefî hazretleri rahmetullahi aleyh'den cihâz-ı fakrı anlardan kabûl edüp anların irşâdına tâbi‘ olduk ve anlardan me’zûn olup irşâd olduk" deyü işâret buyururlardı. Ve cihâz-ı fakr-ı dervîşân kim evvel kubbe elif tâc ve hırka ve seccâde ve çerâğ ve sofra ve alemdir. Cibrîl-i Emîn aleyhisselâm cennetden Hazret-i Muhammed aleyhi's-selâm'a Allah emriyle getirmişdi. Hazret dahi erkâniyle İmâm Alî'ye teslîm etmişdi. Ol dahi oğlu İmâm Hüseyn'e vermişdi. Anlardan İmâm Zeyne'l-‘âbidîn'e değmişdi. Anlardan İbrâhîm-i Mükerrem hazretlerine değmişdi. İbrâhîm-i Mükerrem, Mervân-ı la‘înin hapsinde iken Horâsân'dan Ebü'l-Müslim-i {Mervî} hazretleri hafiyyeten hurûc edüp ol kubbe elîf tâcı ve hırka ve çerağ ve sofra ve alem ve seccâdeyi İbrâhîm-i Mükerrem hapsde iken erkânı ile Ebu Müslîm-i Mervî'ye tapşırdı. O da İmâm Muhammed Bâkır'a tapşırdı. O da oğlu İmâm Ca‘fer'e tapşırdı. O da İmâm Mûsâ Kâzım'a tapşırdı. O da oğlu Sultân-ı Horâsân Alî b. Mûsa Rızâ'ya tapşırdı. O da Sultânu'l-‘ârifîn ser-çeşme-i neved hezâr ceddimiz pîrân-ı Türkistân Hoca Ahmed-i Yesevî b. Muhammed Hânefî'ye tapşırdı. Hoca Ahmed-i Yesevî rahmetullahi aleyh doksan bin halîfesi var idi. Her biri beşer onar kerre ol kubbe elif tâcı ve hırka ve alem ve seccâde vaslaların istediklerinde birine vermeyüp "Bu vaslaların sahibi var, bizde emânetdir. Sâhibi zuhûr etdükde ana teslîm ederiz" deyü halîfelerine böyle buyururlardı. Ta ki Sultân Hacı Bektaş-ı Velî zuhûr edüp Hoca Ahmed-i Yesevî'den irşâd olup ol tâc ve hırka ve alem ve seccâde vaslaların "Babandan mîrâs cihâz-ı fakrındır" deyü Hacı Bektâş'a 233b tapşırdı. Zirâ bu vasla tâc u hırka vü seccâdeye lâyık olmağa nişânı Hacı Bektâş gösterdi ve her kim ki o kisvetlere ve ol cihâzlara nişân gösterdi, kutbu'l-kübera ki kutbu'l-aktâb mertebesidir ve bu mertebenin bâtını nübüvvet-i Muhammed Mustafa ve velâyet-i Aliyyi Murtazâ'dır. Hassa, bu mertebe irs yüzünden neseb-i Resûl'den gayre müyesser olmaz.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 233a–233b ·
metinde göster ·
… ’lîf ve tasnîfâtda bî-bedel ve ulûm-i evvelîn ve âhirînde bî-mesel idi ve ilm-i
ledünni
derûnunda derc ve cevâhir-i nükûd-ı ömr-i girân-mâyesin ilm-i tevhîde harc etmi …
Ve eş-Şeyh Sağûcî ve eş-Şeyh Selâmî Reyî ve mekâbir-i Sürhâb'da Ümeyye b. Ömer b. Ümeyye, andan kân-ı ma‘ânî, müftî-i esrâr-ı ilâhî eş-Şeyh Hazret-i Seyyid Cân Memi hazretleri, te’lîf ve tasnîfâtda bî-bedel ve ulûm-i evvelîn ve âhirînde bî-mesel idi ve ilm-i ledünni derûnunda derc ve cevâhir-i nükûd-ı ömr-i girân-mâyesin ilm-i tevhîde harc etmişdi. Eğerçi ma‘ârif-i celîlesine nihâyet ve letâ’if-i cemîlesine gâyet yok idi. Kuddise sırruhu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 303b ·
metinde göster ·
Andan ziyâret-i eş-Şeyh Fazlullah b. Akşemseddîn: İlm-i
Ledün
sâhibi olup niçe bin halkı irşâd edüp pederleri yerine cülûs etmişdi. Âhir sene …
Andan ziyâret-i eş-Şeyh Fazlullah b. Akşemseddîn: İlm-i Ledün sâhibi olup niçe bin halkı irşâd edüp pederleri yerine cülûs etmişdi. Âhir sene 960 sitte ve tis‘a mi’ede dâr-ı bekâya âzim-i cinân olup pederi cenbinde medfûndur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 368b ·
metinde göster ·
… ğlu Sadreddîn'i Muhyiddîn'e teslîm edüp cemî‘i ulûm-i evvelîn ü âhirîn ve ilm-i
ledünni
Muhyiddîn-i Arabî'den görüp mürşîd-i kâmil olmuşdur ve ügey oğlu ve perverdesi …
Ziyâret-i eş-Şeyh Hazret-i Sadreddîn-i Konevî: Kuyumcubaşı oğlu idi. Vâlidesin Muhyiddînü'l-Arabî alup zifâf gicesi Muhyiddîn bir tavuğu cümle tenâvül etdikde ehli "Şu ma‘sûm Sadreddîn'e bir lokma vermedin" deyince hemân Muhyiddîn dücâcın kemiklerin "Kum bi-iznî" dedikde bi-emrillah tavuğun üstühânları hayât bulur. Zîrâ Muhyiddîn "Hüve Hüve" makâmında kutb-ı avn idi. Anınçün "Kum bi-iznî" dedi, "Kum bi-iznillah" demedi. Hatunu bu kerâmeti görüp oğlu Sadreddîn'i Muhyiddîn'e teslîm edüp cemî‘i ulûm-i evvelîn ü âhirîn ve ilm-i ledünni Muhyiddîn-i Arabî'den görüp mürşîd-i kâmil olmuşdur ve ügey oğlu ve perverdesi ve nazarkerdesi olmuşdur. Radıyallahu anhümâ
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 15b ·
metinde göster ·
… Zâhir ederler çü bâtın erleri / Lûtf ile kılur tecellî ana Hak / İlm-i esrâr-ı
ledünn
olur sebak / Ya peygamberden olanlara niçe / Keşf-i esrâr olmasın mı ey hoca / …
Her kimin mir’ât-i kalbi oldu pâkDediler ikrâr edüp mâ arfnâkOl kişi kim kendülikden mahv olaZât-ı Hakda kendüliğin yok kılaZâhir olur anda settaru'l-guyûbSetr eder aybını Settaru'l-uyûbKeşf olur ana hakâyık dürleriZâhir ederler çü bâtın erleriLûtf ile kılur tecellî ana Hakİlm-i esrâr-ı ledünn olur sebakYa peygamberden olanlara niçeKeşf-i esrâr olmasın mı ey hocaCümlesinin kalbine mülhem olupMurtezâ kim cümleden a‘lem olupDediler kim ana eyle feth-i bâbBize vergil sen haber ey kâmyâb
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 17b ·
metinde göster ·
… ı Bayrâm-ı Velî'nin telâmîz-i kâmillerinden olup Ankara şehrinde tekmîl-i ilm-i
ledün
edüp bu şehr-i Aksarây'da tarîk-i Bayrâmiyye'de pîşvâ olup âhir "İrci‘î ilâ rab …
eş-Şeyh Gaznevî Sultân, eş-Şeyh Hakîkî Sultân ibnü'ş-Şeyh Hâmid-i Velî. Bunlar Hacı Bayrâm-ı Velî'nin telâmîz-i kâmillerinden olup Ankara şehrinde tekmîl-i ilm-i ledün edüp bu şehr-i Aksarây'da tarîk-i Bayrâmiyye'de pîşvâ olup âhir "İrci‘î ilâ rabbik" emriyle Bayrâmîler de bayrâm-ı hakîkî etdi. Ve,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 71b ·
metinde göster ·
… bâtınân, ulûm-ı Arabiyye ve acîbeye mâlikân rümûz [u] künûz sâhibleri ve ilm-i
ledünde
cifr-i câmi‘ mâlikleri hurûf-ı Alî'den ve kelâm-ı Muhyiddîn'den böyle istihrâc …
Ammâ paşa ile bu ikisi bir gûne tekellüme başladılar. Hudâ âlimü's-sırrı ve'l-hafiyyâdır ol kelâm-ı dürer-bârlarından bir hurûf ve bir kelâm anlayamayup mebhût [u] mütehayyir kaldım. Anlar bir gûne sürûr [u] şâdımânda olup kâh el-hamdülillah ve kâh eş-şükrülillah ve kâh hâzâ min fazlı Rabbî dediklerin anlardım. Bu hâl üzre esnâ-yı kelâmda yine sadede gelüp Dervîş Sünnetî eydür "Bu âyet-i şerîfi size gönderdiklerinde ma‘nâ-yı sübhân üzre Melek Dede'ye beşâret eyle kim Şeyhü'l-kurrâ Sûsî hazretleri takrîb-i kırâ’atları üzre Arapça âyetinde hâzâ ile ebşer mâbeyninde olan elifi vasl edüp mâ hâzâ ile ibşirâ okurlar. Ve mâ hâzâ mâ sî mâin (---)(---) dir, ya‘nî ibşir değildir, mün‘adimdir. Arapça ya‘nî yine sen sâbit-kadem olup hayâtda melek-i sâhib-i keremsin işâreti vardır" dedi. Ve yine "Hâşâ ki müfessirîn kavli üzre bu âyet-i şerîfin ma‘nâsı böyle olup siz Melek ve İpşir ola, hâşâ sümme hâşâ ehl-i şer‘ bu tefsîre râzî değillerdir, ancak meşâyihân-ı bâtınân, ulûm-ı Arabiyye ve acîbeye mâlikân rümûz [u] künûz sâhibleri ve ilm-i ledünde cifr-i câmi‘ mâlikleri hurûf-ı Alî'den ve kelâm-ı Muhyiddîn'den böyle istihrâc edüp tesellî haberi gönderdiler" dedikde paşa eyitdi "Ben bu âyet-i şerîfden safâ-yı hâtır buldum. Bu bilinmez bir rumûz-i ehl-i dildir. Kur’ân-ı azîmin ve Furkân-ı mecîdin her elfâz-ı dürerbâr kelimesinde ve her hurûf-ı hâldârında ilm-i Alî üzre niçe kerre rümûzât-i İlâhiyyeler var kim anın ehli olan bilüp her hurûfun rümûzundan haberdâr olup inkırâzu'd-deverân Furkân-ı Mecîd-i mu‘ciz ile amel ederler, başka bir ilimdir" buyurdular.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 176a ·
metinde göster ·
… ı bezl edüp bu mahalde sâkin iken Hazret-i Alî bu pâdişâhı ziyârete gelüp ilm-i
ledünden
yedi gün yedi gice ekl [ü] şürb etmeden cân sohbeti edüp kelimât ederler. Ba‘de …
Andan yine Hille şehri kurbünde Cimcime nâm bir şerîf makâm vardır ki pâdişâh iken tâc u tahtı ve raht u bahtı bezl edüp bu mahalde sâkin iken Hazret-i Alî bu pâdişâhı ziyârete gelüp ilm-i ledünden yedi gün yedi gice ekl [ü] şürb etmeden cân sohbeti edüp kelimât ederler. Ba‘dehû vedâ‘ mahallinde Hazret-i Alî nehr-i (---) taht su‘âl edüp taht gösterirler. Hikmet-i Hudâ Düldül'ün pây-i semendine bir katre âb dokunmadan ubûr eder. Hâlâ Cimcime Sultân ol mahalde medfûndur, azîm ziyâretdir. Kuddise sırruhu'l-azîz. Andan Hille ile râbi‘u'l-hulefâ Hazret-i Alî mâbeyninde Hazret-i Zülkülf aleyhi's-selâm medfûndur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 347a ·
metinde göster ·
… şürb etmeden sohbet-i hâssu'l-hâs edüp Hazret-i Alî bu Cimcime Sultân'dan ilm-i
ledünni
tekmîl eder. Vedâ‘ mahallinde Hazret-i Alî bu sultâna nehr-i Furât'ın geçidin s …
Ve bu mahalde makâm-ı Hazret-i Alî ve Hille içinde merkad-i Şeyhu'l-Fezâ’il ve makâm-ı İmâm Zeynelâbidîn ibn İmâm Hüseyin. Ve Hille'de Ulucâmi‘ içinde makâm-ı Hazret-i İmâm Mehdî ibn İmâm Hasanu'l-Askerî'dir. Ve Hille'de merkad-i eş-Şeyh Muhammedü'l-Müftecib ve Hille'nin hâricinde merkad-i Hazret-i İmâm Hamza b. İmâm Mûsâ Kâzım ve yine Hille taşrasında merkad-i 353a Hazret-i İmâm Avn ibn İmâm Alî ve Hille şehri kurbünde ziyâretgâh-ı Cimcime Sultân, pâdişâh iken tâc u efser-i dîhîmi terk edüp bu mahalde tavattun etmişken Hazret-i Alî bu pâdişâh-ı Cem-cenâbı ziyârete gelüp yedi gün yedi gice ekl [ü] şürb etmeden sohbet-i hâssu'l-hâs edüp Hazret-i Alî bu Cimcime Sultân'dan ilm-i ledünni tekmîl eder. Vedâ‘ mahallinde Hazret-i Alî bu sultâna nehr-i Furât'ın geçidin su‘âl eder. Azîz geçit yerin gösterir. Hemân Hazret-i Alî Düldül ile nehr-i Furât'a uğrar. Bi-emri Hudâ Hazret-i Alî Düldül'ünün pâyine bir katre âb-ı Furât dokunmadan Hazret-i Alî ubûr eder. Cimcime Şâh ulu sultândır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 352b–353a ·
metinde göster ·
… ç yüz yigirmi yaşında pîr-i fânî idi, ammâ nazar-ı Resûl ile zinde idi ve ilm-i
ledünde
gâyet âlim idi. Ve Hazret-i Resûl Selmân-ı Pâk hakkında
Ashâb-ı güzînin güzîdesi ve zindesi Selmân-ı Pâris'dir. Aslında hâk-i pâk-i Pâris-i Selmân-ı Pâk'dir. Hazret-i Resûl'e Hazret-i Hadîce-i Kübrâ'dan sonra îmân getirüp Hânedân-ı Resûl'de Hazret'in Âyişe'ye berdûş-ı halka-be-gûşu gibi huddâmı idi. Hazret-i Risâlet-penâh aleyhi's-selâm Hazret-i Alî'nin ser-i sa‘âdetine Zü's-sehâb nâm bir tâc-ı imâmî ser-i sa‘âdet-i Alî'ye giydirüp önüne ve ardına iki taylesân-ı Muhammedî sarkıddığiyçün bu tâca Zü's-sehâb dediler ve bizzât Hazret-i Risâlet-penâh Hazret-i Alî'nin kemerine bir şeddi bend edüp dest-i Alî'ye bir asâ verüp tarîk-ı Halvetî pîşvâsı olmak üzre Hazret-i Resûl Hazret-i Alî'ye bir seccâde verüp eyitdi: "Yâ Alî, cemî‘i tarîk-ı meşâyihe seni pîşvâ eyledim. Sen de senin muhibbân u dostânından murâd idindiğin kimesnelerin kemerin bâğlayup destûr ver. Anlar da bir tarîka ve ehl-i sanâyi‘ ve erbâb-ı hırefe pîr olsunlar." deyü Hazret-i Resûl izin verdikde hemân Hazret-i Alî yerinden turup Resûl-i Hudâ'nın önünde on yedi rek‘at namâz kılup ba‘dehû Ashâb-ı güzînden on yedi nefer kibâr-ı ashâbın kemerlerine du‘â vü senâ ve gülbâng-ı Muhammedî ile niçe bin Sahâbe-i kirâm huzûrunda on yedi âdemin kemerin bağladı. İbtidâ Hazret-i Alî eyitdi: "Destûr yâ Resûlullah." deyüp Hazret'in yanından Selmân-ı Pâk'i meydân-ı muhabbete çekdikde Hazret-i Resûl "Destûr yâ Alî, istihâl Selmân'dır." dediklerinde Hazret-i Alî ibtidâ du‘â-i hayr ile Selmân'ın kemerine şed bend edüp Selmân, Hazret'in ve Çâr-yâr-ı güzînin ve Aşere-i Mübeşşere ve sâ’ir Ashâb-ı güzînin destlerin bûs edüp huddâmlara ve berberlere Selmân-ı Pâk pîr oldu. Ol dahi üç yüz yigirmi yaşında pîr-i fânî idi, ammâ nazar-ı Resûl ile zinde idi ve ilm-i ledünde gâyet âlim idi. Ve Hazret-i Resûl Selmân-ı Pâk hakkında
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 368b ·
metinde göster ·
tekmîl ederlerdi. Böyle bir nazargâh-ı enbiyâ olduğiyçün cemî‘i mülûk ü selâtîn …
Hatta be-kavl-i müverrihân-ı Arab u Acem Hazret-i Risâlet-penâh sallallahu aleyhi ve sellem rahm-i mâderden rûy-ı arza sa‘âdetle kadem basmadan mukaddem hayâtda olanlarını Hazret-i Hızır bu şehr-i Hızır'a da‘vet edüp ziyâfetler edüp cümle hâzır olan enbiyâlar Hazret-i Hızır'dan ilm-i ledünni tekmîl ederlerdi. Böyle bir nazargâh-ı enbiyâ olduğiyçün cemî‘i mülûk ü selâtîn bu şehre gelüp her sene seyr [ü] temâşâ edüp himâye ederlerdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 407a ·
metinde göster ·
… dir kim Kitâb-ı Envârü'l-âşıkîn nâm kitâb-ı mu‘teberenin mü’ellifidir kim ilm-i
ledünden
dem urup Kitâb-ı Cifr-i Câmi‘'den ve ilm-i Hazret-i Alî'den ve cifr-i Muhyiddîn …
Ziyâretgâh-ı eş-şeyh Ahmed Bîcân ibn Kâtib Selâhaddîn: Bu Ahmed Bîcân hazretleri Muhammediyye kitâbı sâhibi Mehemmed Efendi'nin li-ebin ve ümmin birâder-i kihteridir kim Kitâb-ı Envârü'l-âşıkîn nâm kitâb-ı mu‘teberenin mü’ellifidir kim ilm-i ledünden dem urup Kitâb-ı Cifr-i Câmi‘'den ve ilm-i Hazret-i Alî'den ve cifr-i Muhyiddîni'l-Arabî'nin Füsûs kitâbından niçe rumûz [u] künûzât tahrîr olunmuş bir Kitâb-ı Envârü'l-âşıkîn'dir kim hakkâ âşıkân-ı sâdıkan-ı erbâb-ı ma‘ârifin nûr-ı bînâsı bir kitâb-ı nâdirdir. Bu Ahmed Bîcân hazretleri dahi birâder-i cân-berâber-i mihteri olan Mehemmed Efendi'nin kabr-i münevveri cenbinde medfûnlardır, kuddise sırruhu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 96b ·
metinde göster ·
Ve ziyâret-i imâm-ı sâhib-i sadr, hümâm-ı âlî-kadr, ma‘den-i ilm-i ledünn-i Rabbânî, sâkin-i külbe-i Sübhânî eş-Şeyh Hazret-i Sinân Efendi: Edirne kurbunda Ergene köprüsü kasabasında rahm-ı mâderden müştak olup bir aşk-ı ilâhî ile âlûde olmuş merd-i fenâ iken Karadeniz sâhilinde Varna nâm şehirde Şeyh Mehemmed Kırımî hazretlerinden cihâz-ı fakrı kabûl anlardan tekmîl-i tarîk edüp bu Tırhala şehrinde Gâzî Ömer Beğ câmi‘i zâviyesinde sâhib-i post cemî‘i Rûmeli halkı mu‘tekidi olup âhır-ı kâr rehzen-i ecel girîbânın alup dâr-ı bâkîye irtihâl edüp zâviyesi hazîresinde medfûndur. Ammâ azîz-i merhûm sâbit-kadem-i makâm-ı tecrîd, pergâr-ı edvâr [u] etvâr-ı tevhîd olup Sinânî mahlası ile eş‘âr-ı pâkîze-güftârı olup keyfiyyet-i aşk-ı ilâhî ile pür-şevk u sâhib-i zevk olup vilâyet-i Rûmeli'nde yetmiş bin aded mürîde mâlik olmuş bir server sultân imiş, rahmetullâhi aleyh. (---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 240a ·
metinde göster ·
… lerinin şeref-i sohbetleri ile müşerref olup anlardan dahi ulûm-ı bâtın-ı ilm-i
ledünnü
tekmîl edüp anların izn-i şerîfleri ile bir tefsîr-i şerîf te’lîf etmişdir kim …
Ziyâretgâh-ı Ayasuluk: Evvelâ sûk-ı sultânîye karîb bir kubbe-i âlî içinde sultân-ı şer‘-i mübîn ve müfessir ü musannifîn eş-Şeyh Hazret-i Şehâbeddîn, ulemâ-yı (---) dendir. Sivas'da ümerâ-yı Dânişmend'den Melik Beğzâde Cenânî Beğ'in abd-i müşterâsıdır kim Gürcistân'da yine begzâdelerden Dâdyânü'l-asl bir kimesne imiş. Âlem-i sabâvetinde sâ’ir sıbyânlar ile lû‘b [u] lehve meşgûl olmayup şehr-i Sivas'da Şa‘îrîzâde Balaban Efendi'den kırk sene tahsîl-i ulûm edüp fünûn-ı şettâya mâlik olup Şehâbeddîn-i Sivasî nâmıyla şöhre-i şehir oldu. Ba‘dehu Bursa'ya hicret edüp Zeyneddîn-i Hâfî hazretlerinin şeref-i sohbetleri ile müşerref olup anlardan dahi ulûm-ı bâtın-ı ilm-i ledünnü tekmîl edüp anların izn-i şerîfleri ile bir tefsîr-i şerîf te’lîf etmişdir kim beyne'l-ulemâ ve müfessirîn ve muhaddisîn içre Tefsîr-i Şeyh deyü nâm verüp gâyet mu‘teber tefsîr-i nefîsdir kim nazîri yokdur. Kavl-i Muhyiddînü'l-Arabî üzre bu tefsîrde üç bin aded ulûmdan fünûn göstermiş tefsîr-i bî-bedeldir. Kaddesenallâhu bi-sırrıhi'l-azîz.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y69b ·
metinde göster ·
… hatde ve belâgatde dürr-i yektâ-yı ferîdü'd-dehr ve nâdirü'l-asr gavvâs-ı ilm-i
ledün
idi kim hakkâ İbn Melek idi. Ve ilm-i lügatde Ferişteoğlu nâm kitâb-ı hümâm anl …
Ammâ dersi‘âmları ile pâye medârisleri bunlardır kim tahrîr olunur: Evvelâ medrese-i Hacı Efendi ve medrese-i Muslihiddîn Efendi ve medrese-i Dervîş Çelebi ve medrese-i Kara Kadı ve medrese-i Monlâ Arab ve medrese-i Mehemmed Ağa ve medrese-i Ferişteoğlu <<ya‘nî ibn Melek hazretleri, yine medresesinde bir türbe-i âlî içinde medfûndur. Meşârık'a ve Menâr'a ve Mecma‘u'l-Bahreyn'e ve niçe yüz kütüb-i mu‘tebereye şerh yazup yedi yüz mücelled risâle ve gayri te'lîfâtları vardır. İlm-i lügatde lüğaz-küşâ bir bahr-i ma‘ânî ve fesâhatde ve belâgatde dürr-i yektâ-yı ferîdü'd-dehr ve nâdirü'l-asr gavvâs-ı ilm-i ledün idi kim hakkâ İbn Melek idi. Ve ilm-i lügatde Ferişteoğlu nâm kitâb-ı hümâm anların te'lîflerindendir ve Yıldırım Hân ulemâlarındandır. Aydın Bay oğluna mu‘allim olup bu şehri cây-ı vatan edüp âsûde olmuşdur. Hâlâ merkad-i pür-envârı ve savma‘ası ziyâretgâh-ı hâss [u] âmdır. Rahmetullâhi aleyh, kim âlem-i sabâvetde hakîr Ferişte lügatin tilâvet edüp kitâbın ibtidâsı hubz etmek kubl öpmek olmağile ekmek yemeği ve âdem öpmeği ibtidâ anın kitâbından öğrendik. Anıniçün hayır du‘â ederiz. Rûh-ı şerîfi şâd ve kabri dâd ü hayr ile yâd edenler dilşâd olalar.>>
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y81b ·
metinde göster ·
… fünûn etmiş müfessirîn [ü] muhaddisîn ve musannifînden ulu sultândır kim ilm-i
ledünde
dahi bî-bedel gavvâs-ı bahr-i ma‘ânîdir
Ve kurbunda Kurd Baba ve Balım Baba Sultân ve Babadağı'nda Velî Baba ve Hacıköyü'nde Alî Baba ve Monlâ Arab hazretleri dahi tekmîl-i fünûn etmiş müfessirîn [ü] muhaddisîn ve musannifînden ulu sultândır kim ilm-i ledünde dahi bî-bedel gavvâs-ı bahr-i ma‘ânîdir
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y85a ·
metinde göster ·
… lahmı tenâvül etmemişlerdir. Böyle sâhib-i sülûk cânlar vardır. Her biri ilm-i
ledünne
mâlik pâdişâhlardır.
Ve bu Sahra-i şerîf hareminin cânib-i erba‘asında kırk medrese hücreleri vardır. Her birinde mazınne-i kirâme ehl-i hâl kimesneler vardır. Ba‘zısı haftada bir iftâr eder. Ba‘zısı kırk elli seneden berü zî-rûh lahmı tenâvül etmemişlerdir. Böyle sâhib-i sülûk cânlar vardır. Her biri ilm-i ledünne mâlik pâdişâhlardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y215b ·
metinde göster ·
… mânirrahîm, Rabb, üdhulnî medhale sıdk, ve uhrucnî mahrece sıdk, ve ec‘alnî min
ledünke
sultânen nasîrâ" deyüp âheste âheste delîl ile gitmek gerek, zîrâ delîlsiz olma …
"Bismillâhirrahmânirrahîm, Rabb, üdhulnî medhale sıdk, ve uhrucnî mahrece sıdk, ve ec‘alnî min ledünke sultânen nasîrâ" deyüp âheste âheste delîl ile gitmek gerek, zîrâ delîlsiz olmaz. Mısra‘:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y288b ·
metinde göster ·
… ve ilm-i Tecvîd (---)(---) ve ilm-i Hıfz (---)(---) ve ilm-i Tevhîd ve ilm-i
Ledün
ve ilm-i Beyân ve ilm-i Kelâm ve ilm-i Kemâl ve ilm-i Âdâb ve ilm-i Sarf ve ilm …
mazmûnunca evvel ilm-i Tıb ve ilm-i Ferâyiz ve ilm-i Tefsîr ve ilm-i Fıkıh ve ilm-i Hadîs ve ilm-i Tecvîd (---)(---) ve ilm-i Hıfz (---)(---) ve ilm-i Tevhîd ve ilm-i Ledün ve ilm-i Beyân ve ilm-i Kelâm ve ilm-i Kemâl ve ilm-i Âdâb ve ilm-i Sarf ve ilm-i Nahv ve ilm-i Mantık ve ilm-i Ma‘ânî ve ilm-i Lugat ve ilm-i Arûz ve ilm-i Hat ve ilm-i Nücûm ve ilm-i Cifir ve ilm-i Kâf ve ilm-i Kef ve ilm-i Kâf ve ilm-i Sîn ve ilm-i Simyâ ve ilm-i Kimyâ (---)(---)(---)(---) ve ilm-i Hey’et ve ilm-i Hikmet ve ilm-i Zîc ve ilm-i Dânyâl ve ilm-i Fûl ve ilm-i Fâl ve ilm-i Cerr-i Eskâl ve ilm-i Remil ve ilm-i (---) ve ilm-i (---) ve ilm-i Vefk ve ilm-i Esmâ ve ilm-i Teshîr ve ilm-i Da‘vet ve ilm-i Felsefiyyât ve ilm-i Edvâr ve ilm-i Zâyirce ve ilm-i Usturlâb ve ilm-i Harf (---)(---) ve ilm-i Hurûf ve ilm-i Nârencât ve ilm-i Tayy-i Mekân ve ilm-i İhfâ ve ilm-i Ta‘bîr ve ilm-i Sihir ve ilm-i Ferâset. Ammâ ilm-i edeb yokdur. Q 185aP 183a
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y69a ·
metinde göster ·
… azretleri efendimizin telâmîzlerindendir. Ammâ ilm-i tasavvufa sâlik olup ilm-i
ledünne
mâlik olmuş sâhib-i usûl bir mahbûbü'l-kulûb Y 248a çelebidir, ammerekellâh. …
Şeyh Ahmed-i Merhûmî: Menûf hâkinde Mahalletü'l-Merhûm'dandırlar. Şeyh Alî Şümürlisî hazretleri efendimizin telâmîzlerindendir. Ammâ ilm-i tasavvufa sâlik olup ilm-i ledünne mâlik olmuş sâhib-i usûl bir mahbûbü'l-kulûb Y 248a çelebidir, ammerekellâh. Ve,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y247b–Y248a ·
metinde göster ·
… i Yahyâ-yı şirvânî'den me’zûndurlar. Ömer Rûşenî'den Gülşenî olmuşlardır. İlm-i
ledünne
ve cemî‘i ulûm-ı şettâya mâlik kutb-ı âfâk ulu sultândır.
Kendüler Ömer Rûşenî hazretlerinden me’zûndur. Ömer dahi Yahyâ-yı şirvânî'den me’zûndurlar. Ömer Rûşenî'den Gülşenî olmuşlardır. İlm-i ledünne ve cemî‘i ulûm-ı şettâya mâlik kutb-ı âfâk ulu sultândır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y274a ·
metinde göster ·
… mü’ellif sultân imiş. Hâlâ niçe yüz mücelled te’lîfâtları var kim herbiri ilm-i
ledünden
haber verir kütüb-i mu‘teberelerdir. Ve âşıkâne fesâhat u belâgat üzre selîs ü …
Hasîbü'n-nesîb ırk-ı tâhirden ve sâdât-ı kirâmdandır. Ve Hazret-i Seyyid Ahmed el-Bedevî ile hem-asır olup ammizâdelerdir. Seyyid Ahmed el-Bedevî mecâzibûndan olup ümmî olup ulûm-ı evvelîn ü âhirînden haberdâr imiş. Ammâ İbrâhîm-i Dessûkî zâhir ü bâtın cem‘ etmiş mütebahhirînden musannif ü mü’ellif sultân imiş. Hâlâ niçe yüz mücelled te’lîfâtları var kim herbiri ilm-i ledünden haber verir kütüb-i mu‘teberelerdir. Ve âşıkâne fesâhat u belâgat üzre selîs ü belîğ eş‘ârları vardır, beyne'l-uşşâk ebyâtları tilâvet olunur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y301b ·
metinde göster ·
… ime-i tevhîdi getürüp İslâm ile müşerref olup Sahâbe-i kirâmdan oldu. Ve ulûm-ı
ledünne
mâlik olup kutbiyyete kadem basup ilm-i hakîkatde niçe yüz te’lîfâtları var ulu …
Bunlar Hazret-i Risâlet-penâha Kisrâ benî Şirvân ya‘nî Enûşirvân'ın vezîri iken Resûl-i Hudâ'ya Nûşirvân tarafından elçilik ile gelüp Habîb-i Hudâ Muhammed el-Mustafâ'nın cemâl-i bâ-kemâlin göricek karârı kalmayup mahabbet edüp der-ân şehâdet parmağın kaldırup kelime-i tevhîdi getürüp İslâm ile müşerref olup Sahâbe-i kirâmdan oldu. Ve ulûm-ı ledünne mâlik olup kutbiyyete kadem basup ilm-i hakîkatde niçe yüz te’lîfâtları var ulu sultândır. Ba‘de'l-feth-i Behnîsâ Amr ibnü'l-Âs bunlara Behnîsâ hükûmetin verüp bu şehirde âhirü'l-emr Arapça mâsadakı üzre Arapça emrine imtisâlen rûh-ı şerîfi evc-i ılliyyîne vâsıl olup na‘ş-ı şerîfi bu âsitânede mestûrlardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y450b ·
metinde göster ·