… i kim bir pâdişâh asrında ikisi bir yere cem‘ olmamışdır. Her birinin beşer yüz
levendâtı ve
beşer yüz huddâmı vardır. Ve her birine ikişer bin asker konup âmâde durdular.
Ve beş yüz pâre kalyonlara sâ’ir mühimmât ü levâzımât ve cebehâne ve sâ’ir mîrimîrân ve erbâb-ı zü‘amâ ve erbâb-ı tîmâr ve lağımcı ve çerâhor tâ’ifesi konmak içün beş yüz pâre karavana kalyonlardan Kara Hâce kalyonu ve Bodur Ca‘fer ve Memiş Kapudan ve Karamanlı Alî ve Topal Muharrem ve Sarı Solak ve Kartaloğlu ve Katrazoğlu ve Kalafatoğlu ve Solak İbrâhîm Çelebi ve Kara Solak ve Abâcıoğlu ve Ciminni ve Tafralı ve Bâğçeli ve Yüz Arşın ve iskerledoğlu nâm karavana kalyonların her biri dörder anbârlı yüzer pâre top çeker karavanalardır kim yılda bir kerre Mısır'a sefer edüp altı ayda dolar ve altı ayda boşalır kûh-ı bî-sütûn-misâl gemiler idi kim bir pâdişâh asrında ikisi bir yere cem‘ olmamışdır. Her birinin beşer yüz levendâtı ve beşer yüz huddâmı vardır. Ve her birine ikişer bin asker konup âmâde durdular.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 75b ·
metinde göster ·
… ‘a itmâm bulup cemî‘i âlet-i mühimmât [u] levâzımâtın ve dizdârı ve üç yüz aded
levendâtın ve
yedi aded balyemez topların ve cânib-i kıbleye nâzır bir demir kapusuyla sûr-ı …
Sebeb-i tesmiyyesi oldur kim bir hevâdâr zemin-i mahsûldâr olmak ile Sarı Saltık Sultân, ya‘nî Muhammed Buhârî Saltık Bay hazretleri bu mahalde fukarâlarıyla zirâ‘at edüp mahsûlün bu mahalde harman edüp ismine Kara Harman deyü nefes etmişlerdir. Sebeb-i tesmiyyesi oldur ammâ zamân-ı keferede bender şehr-i kadîm olup Bulgarca ismine (---)(---) derlermiş. Ol asırda bir kral-ı dâl ismiyle müsemmâ bir şehr-i zîbâ imiş. Dest-i Ceneviz'den bunu dahi Yıldırım Hân feth etmişdir. Ba‘dehû kal‘asın küffâr yine istîlâ etmesin içün hâke beraber harâb [u] yebâb, hânelerin türâb etmişdir. Ba‘dehû Sultân Murâd Hân-ı Râbi‘ asrında bu mahalde Kazak-ı Ak mazarratı def‘ içün bir cây-ı me’men lâzımdır, deyü fermân-ı Murâd Hân ile sene (---) târîhinde Kapudan Receb Paşa donanma-yı hümâyûn ile bu Karaharman limanına lenger atup a‘yân-ı vilâyet re’yiyle nehr-i Tuna arkı Karadeniz'e munsab olduğu mahalde du‘â vü hayr-ı sezâ ile bu kal‘a essâsına bezl-i ihtimâm-ı tâm edüp vakt-i şitâ ermeden deryâ-misâl asker ve niçe bin ummâl u bennâ ile üç ayda kal‘a itmâm bulup cemî‘i âlet-i mühimmât [u] levâzımâtın ve dizdârı ve üç yüz aded levendâtın ve yedi aded balyemez topların ve cânib-i kıbleye nâzır bir demir kapusuyla sûr-ı metîni itmâm edüp miftâhların ve derûn-ı kal‘ada Sultân Murâd Hân câmi‘i miftâhın Sultân Murâd Hân'a gönderüp Şeh Murâd mübârek-bâd deyüp dilşâd oldu. Hâlâ ma‘mûr bir kal‘a-i pür-nûr, derûn-ı kal‘ada ahâlîsi mesrûrdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 126a ·
metinde göster ·
… ezmûm u müttehem esnâf yokdur. Lâkin neşşâl u himyân kesici çokdur. Zirâ Rûmeli
levendâtı ve
niçe bin haşerât kânıdır.
Ma‘lûmumuz olan bu bâzârlardır. Ammâ cemî‘i sûk-ı sultânîlerinin ve cemî‘i mahallât içre tarîk-i âmmlarının zîr u bâlâsı serâpâ taş kaldırım döşeli pâk u pâkize râh-ı râstlardır. Bu mertebe ma‘dûd olan sûk-ı sultânîlerde üç yüz altmış aded ehl-i sanâyi‘-i gûnâ-gûn mevcûddur. İllâ eşek ve deve kırkıcı ve babulluk ve deyyüsbaşı ve şeyhü'l-arasat makûlesi Arabistân'a mahsûsdur. Taht-ı pâdişâhî olmağıla Edirne'de bu makûle mezmûm u müttehem esnâf yokdur. Lâkin neşşâl u himyân kesici çokdur. Zirâ Rûmeli levendâtı ve niçe bin haşerât kânıdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 163a ·
metinde göster ·
… e Hakverdi ve Çömez ve Zâl ve İskender ve Kubad ve Şağad ve Server ve Hurrem ve
Levend ve
Elvend ve Sıyâmî ve Pervîz ve Şükrullah ve Kâsım ve Şâhkırân nâm gulâmları var.
Der-alâmet-i esmâ-i çâkerân: Ekser Gürcî köleleridir kim isimleri Usuf ve Evreng ve Çelerdi ve Hakverdi ve Çömez ve Zâl ve İskender ve Kubad ve Şağad ve Server ve Hurrem ve Levend ve Elvend ve Sıyâmî ve Pervîz ve Şükrullah ve Kâsım ve Şâhkırân nâm gulâmları var.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 258a ·
metinde göster ·
… kile buğdayı var imiş. Derhâl Yûsuf Kethüdâ anı alup ol ân bahâsın verüp cümle
levendâta ve
ağavâtlara ta‘yîn verüp sac üzre kavurup ve su ile yoğurup kaşık ile tenâvül ed …
"Bire gâzîler, siz zahîre bulun, ben bahâsın vereyim" dedikde hele hamd-i Hudâ, kal‘a ağalarından Kargılı Halîl Ağa nâm kimesnenin der-mahzen bin kile darı ve üç bin kile buğdayı var imiş. Derhâl Yûsuf Kethüdâ anı alup ol ân bahâsın verüp cümle levendâta ve ağavâtlara ta‘yîn verüp sac üzre kavurup ve su ile yoğurup kaşık ile tenâvül edüp def‘-i cû‘ etdiler, ammâ yine halkın gözleri doymaz ve yüzleri gülmez ve bir kimse bir kimseye hayır söylemezlerdi, ammâ karınları tok olmağın derûn-ı dilden ve cân [u] gönülden bu hâl üzre üç gün üç gece mahzûr olup kemâkân her bâr ceng-i sadkâr olurdu. Âhir-i kâr cümle guzât meşveret edüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 58b ·
metinde göster ·
… Tîz elhamdülillâh şu kâfir Seydî geldi. Bir[e] tîz ip hâzırlan. Cümle ağavât ve
levendât ve
iç ağaları hâzır-bâş olsunlar" deyü İsmâ‘îl Paşa fermân edince derhâl otağının …
İsmâ‘îl Paşa eydir:"Tîz elhamdülillâh şu kâfir Seydî geldi. Bir[e] tîz ip hâzırlan. Cümle ağavât ve levendât ve iç ağaları hâzır-bâş olsunlar" deyü İsmâ‘îl Paşa fermân edince derhâl otağının içi mâl-â-mâl âdem deryâsı pür-silâh olup âmâde durdular. Sehel zamândan Seydî Ahmed Paşa dahi karşudan nümâyân olup İsmâ‘îl Paşa otağı kapusundan içeri gürûh-ı askeriyle girüp Seydî Paşa esb-i sabâ-reftârıyla tâ otağın soffası üzre ibrişim haliçeleri pâymâl-ı esb ederek Seydî Paşa atından orta direk [di]bine nüzûl edüp bir yasdık üzre Rüstemâne karâr edüp ne selâm ve ne aleyke demeyüp cânib-i erba‘asın kat-ender-kat pür-silâh nebtîz semm-i helâhil kırkar kerre ecel destinden girîbânların çâk edüp rehâ bulmuş Seydî'nin kağan arslan kafâdâr yiğitleri içinde Seydî kalup feth-i kelâmı bu olur kim,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 184b ·
metinde göster ·
… den âdem gûyâ sakankur-ı mâhî ma‘cûnu yemiş gibi takviyet verüp ol gece ehliyle
levendâne ve
dilberâne pehlivân-âsâ güleş edüp ehlini beş altı kerre alt edüp yenmeğe kâdir …
Hattâ birini tenâvül eden âdem gûyâ sakankur-ı mâhî ma‘cûnu yemiş gibi takviyet verüp ol gece ehliyle levendâne ve dilberâne pehlivân-âsâ güleş edüp ehlini beş altı kerre alt edüp yenmeğe kâdir olur. Tâ bu mertebe mukavvî balığı olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 162a ·
metinde göster ·
Hemân akl-ı Arasto Alî Paşa bir gecenin içinde dörd pâre kadırgasının
levendâtları ve
forsaların kadırgalarından çıkarup Ağrıboz kal‘asının mezkûr olan cisrin Değirm …
Hemân akl-ı Arasto Alî Paşa bir gecenin içinde dörd pâre kadırgasının levendâtları ve forsaların kadırgalarından çıkarup Ağrıboz kal‘asının mezkûr olan cisrin Değirmen boğazından cereyân [eden] suyun iki taraflarında kayalara pâyzenleri Ferhâdî külüngler ile üşürüp kayaları iki tarafdan kese kese kadırgaları geçecek kadar vâsi‘ edüp hemân nısfu'l-leylde dör[d] pâre kadırgasının tentelerin fora edüp karada tenteleri kurar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 250a ·
metinde göster ·
… m cümle halkı gâyet şecî‘ u cerî âdemlerdir. Ve cümle Cezâyirli esbâbı geyerler
levend ve
gâzî âdemleri vardır. Ammâ tâze fetâları Çarpan boğazında ve Karaburun yolunda …
Cemî‘i sularının te’sîrindendir kim cümle halkı gâyet şecî‘ u cerî âdemlerdir. Ve cümle Cezâyirli esbâbı geyerler levend ve gâzî âdemleri vardır. Ammâ tâze fetâları Çarpan boğazında ve Karaburun yolunda Turna belinde bel kesüp harâmîlik ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y50a ·
metinde göster ·
… a‘ bıçakları ve şecî‘ u fetâ koçakları vardır. Ve cümle tâzeleri baldır duru ve
levenddir ve
ihtiyârları neccârdır.
Ve bu şehrin cümle halkı Cezâyirli tarzı sıkma çâpüksüvâr esbâbı geyerler. Ve cümle babayâne çuka siyâblar geyerler. Ve bellerinde üçer çatal musanna‘ bıçakları ve şecî‘ u fetâ koçakları vardır. Ve cümle tâzeleri baldır duru ve levenddir ve ihtiyârları neccârdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y121b ·
metinde göster ·
fehvâsı üzre herkes metâ‘ın meydân-ı mahabbete çıkarup bir alma ve bir Y 327a verme benî âdem izdihâmından [[(---) (---) (---)]] cüz’î ve küllî bey‘ [u] şirâ edüp levendâne ve mütekebbirâne ve muta‘azzımâne reftâr [u] güftâr eylemek [[(---) (---) (---)]] reftâr eylemek gâyet kabîh şeydir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y326b–Y327a ·
metinde göster ·
aşkıyâ ve erâzil çok diyârda ıyd-ı şerîfin destûr-ı şâhî günleri ola avret ve o …
Ve bir ibret şey dahi bu Mısır'da oldur kim böyle levendâtı ve aşkıyâ ve erâzil çok diyârda ıyd-ı şerîfin destûr-ı şâhî günleri ola avret ve oğlan gürûh gürûh, remmâ remmâ gezerler, bir merd bir nisvâna ve sibyâna ve gılmâna dest-dırâzlık etmek ihtimâlleri yokdur. Bu husûsda gâyet emn [ü] emândır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y183b ·
metinde göster ·