… ükkânlar serâpâ ihrâk bi'n-nâr olup mezkûr Dede dükkânı cümle tahtadan iken bir
levhasına
aslâ zarar isâbet etmeyüp içinde olan Na‘lıncı Hüseyin Çelebi:
Hikmet-i Hudâ sene (---) târîhinde Unkapanı'nda Süğlün Muslı sultânı sarâyından bir ihrâk-ı azîm zâhir olup târîhi (---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---). Hakîrin hâne ve dükânları ihrâk olup tâ Eskiodalar'da karâr edüp mezkûr Na‘lıncı Memi Dede dükkânının 111a cânib-i erba‘asındaki dükkânlar serâpâ ihrâk bi'n-nâr olup mezkûr Dede dükkânı cümle tahtadan iken bir levhasına aslâ zarar isâbet etmeyüp içinde olan Na‘lıncı Hüseyin Çelebi:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 110b–111a ·
metinde göster ·
Ve tekyegâh-ı dervîşan-ı Beşiktaş: Evvelâ tekye-i Mevl[ev]îhâne-i (---) Paşa, leb-i deryâda semâ‘hânesi deryâya nâzır fevkânî bir mevlevîhânedir kim İslâmbol'da ve gayrı diyârda misli yokdur. Semâ‘hânesi bir musanna‘ tavan kubbe-i la‘l-gûndur kim şimdiki üstâdları ana nazîre kubbe inşâ edemezler, gâyet refî‘ ü pesendîde kubbe-i âlîdir. Ve fukarâ hücreleri cânib-i garbında ma‘mûrdur. Ve meydân-ı semâ‘hâne serâpâ ceviz levhasıdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 135b ·
metinde göster ·
Evvelâ cümleden Ulu Câmi‘-i Kebîrdir. Sene (---) târîhinde Yıldırım Bâyezîd Hân binâ etmişdir. Gûyâ bir kal‘a-i sedd-i Kahkahâ'dır. Bursa şehrinin hevâdâr mürtefi‘ yerine vâkı‘ olmuş bir câmi‘-i azîmdir. Câmi‘ içre cümle (---) aded çâr-kûşe pâye sütûnlardır kim her pâyenin aşağısı âdem kaddî mutallâ ve müzehheb ve münakkaşdır. Dahi fevkinde her pâyenin cânib-i erba‘ası(nda) Yâ Hannân ve Yâ Mennân ve Yâ Deyyân ve Yâ Sübhân ve esmâü'l-hüsnâ ve gûnâ-gûn hatlar ile münakkaşdır. Bu hatların hurûfları ve elifleri üçer zirâ‘ hatlardır kim tarz-ı Musta‘sımî'dir. Ve bu sütûnlar üzre cümle on tokuz kubbe-i tâk-ı kisrâlardır kim cümle imâreti rasâs-ı hâlis ile mestûrdur. Her kubbenin alemleri, şems-i afitâb gibi ziyâ verir. Yigirminci kubbe yeri câmi‘in ortasına vâkı‘ olup kasden üstâd-ı kâmil mekşûf binâ edüp mâhî şebekesi-misâl, kubbe yerine sarı pirinç telden ağ örülmüşdür kim hûş [u] tuyûr giremeyüp andan câmi‘ içre âfitâbın ziyâsı girüp rûşen eder ve bu küşâde kubbe altında kavl-i mezheb-i Hânefî üzre aşren-fe-aşr bir havz-ı müdevveri var, içinde gûnâ-gûn mâ’ide mâhîler şinâverlik ederler ve cümle cemâ‘at-ı kesîr ol havzdan tecdîd-i vuzu‘ edüp ibâdet-i Yezdân ederler. Ve mine'l-acâib mihrâbı vardır kim diller ta‘bîr ü tavsîfinde kâsırdır. Ve bir ceviz haşebi levhasından siyâh minberi üzre üstâd-ı neccâr, var makdûrun sarf edüp ızhâr-ı ma‘rifet edüp bir nakş-ı Mânî ve Erjeng-i nakş-ı bukalemoni minber etmişdir kim bunda olan {Bursa} Fahrî oyması 224a misâl-i şükûfe ve turunca ve islimî ve çâr-gül ve mutabbak gül ve katmer gülleri ve gûnâ-gûn mutahhil ve kitâbeleri cihân ressâmları cem‘ olsa böyle hurdekârlık etmeğe kâdir değillerdir. Gûyâ kuyumcu kalemkârî nakşı bir minber-i ra‘nâdır kim görmeğe muhtâc bir kürsî-i vâlâdır, misli meğer Karadenizin sâhilinde Sinop Câmi‘i'ndeki münakkaş minber ola. Ve bir münakkaş-ı ibret-nümâ mü’ezzinân mahfili var kim gûya mehâfil-i cennetdir. Ve cânib-i erba‘ası revzenler ile câm-ı billûr ve necef ve moranlar ile müzeyyen olmuş bir câmi‘-i rûşen-âbâddır. Evkâfı kavî olmağıla bunda olan halıçalar bir câmi‘de yokdur. Ve her şeb yedi bin kanâdiller ile çerâğân olur câmi‘-i münevverdir ve şeb [u] rûz cemâ‘at-i kesîreden hâlî değildir. Zirâ yetmiş yerde cemî‘î ulûm-ı kesîre dersi‘âmları vardır kim iki bin talebe derse meşgullerdir. Ve bu câmi‘in bir yan kapudan bir yan kapusuna varınca tûlu üç yüz elli ayakdır ve kıble kapusundan mihrâba varınca yüz seksen ayakdır. Üç kapusu var, sol cânibde Hünkâr mahfili kapusu, mahfil-i sultânî tahtânîdir ve Kıble kapusu ve sağ tarafda Mahkeme kapusu ve Kıble kapusu tarafında taşra soffası vardır, ammâ gayrı câmi‘ler gibi harem-i kebîri yokdur. Bir küçük haremdir. Ortasında Şeyhülislâm Azîz Efendi bir âbdesthâne havzı ve muslukları binâ etmiş. Ve bu câmi‘in yemîn [u] yesârında iki kalın tula minâre-i âlîleri var kim eflâke ser çekmişdir. Mahkeme tarafındaki minârenin kadehinde üstâd-ı mi‘mâr bir şâzirvan kadehi îcâd edüp âb-ı zülâlin tâ Keşîş Dağı'ndan uçurup hakkâ ki kemâl-i ma‘rifet ızhar etmişdir. Ammâ şimdiki hâlde mürûr-ı eyyâm ile su yolları bozulup fıskıyye mu‘attal olmuşdur, ammâ kaçan kim bârân-ı rahmet bu şehr üzre nâzil oldukda bu minârenin şerîfesinde cem‘ olan matar-ı rahmet bu mezkûr şâzirvân kadehine cem‘ olup cemî‘î hûş [u] tuyûr-ı vahşîler ol bârân-ı rahmetden nûş edüp def‘-i atşân ederler. Hulâsa-i kelâm bu şehr içre böyle rûhâniyyetli câmi‘ yokdur. Bursa şehrinin gûyâ Ayasofyası'dır. Ve şehrin güzîde yerinde olmağıla cemâ‘at-i kesîreye mâlikdir kim arâzî-i ma‘mûrede bu câmi‘in nazîri yokdur. İbn-i âdem bu câmi‘in vaz‘-ı esâsı ta‘rîf ve tavsîfinde âciz ü kâsırdır. Bu câmi‘, cümle câmi‘lerden kebîr olmağıla ibtidâ bu ibâdethâne tahrîr olundu. Ammâ ibtidâ Bursa fethinde binâ olunan yukaru ve iç kal‘ada
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 223b–224a ·
metinde göster ·
… bir mahfil-i münîf tarh etmişdir kim vâcibü's-seyrdir. Cümleden ahşâbları servi
levhası
ve ceviz levhası ve çimşir levhası ile binâ olunmuş pâdişâhlara mahsûs mahfil-i …
Evvelâ Orta Hisâr'da kefere destinde bir kenîse-i musanna‘ imiş. Sene hamse ve sittin [ve] semânie mi’e'de bu kal‘a Ebü'l-feth Sultan Mehemmed Hân-ı Gâzî {feth} edince nass-ı kâtı‘ ki âyet Arapça fermân-ı şerîfi üzre bu deyr-i mu‘azzamın mihrâbın şarkdan cânib-i kıbleye vely edüp bir câmi‘-i nûr-ı mübîn etmişdir kim ilâ hâze'l-ân derûn-ı câmi‘ nûr ile mâl-â-mâldir. Mihrâbı ve minberi kâr-ı kadîmdir. Ammâ bu câmi‘in şarkî tarafına muttasıl bir hünkâr mahfili vardır. Üstâd-ı neccâr-ı hûrdekâr buna bir tîşe ve erre ve sûhân urup arz-ı ma‘rifet edüp bir mahfil-i münîf tarh etmişdir kim vâcibü's-seyrdir. Cümleden ahşâbları servi levhası ve ceviz levhası ve çimşir levhası ile binâ olunmuş pâdişâhlara mahsûs mahfil-i kürsî-i vâlâdır. Şeb [u] rûz [na]-mesdûd durur bir makâm-ı âlîdir. Ve bu makam-ı fevkânîden gayrı bu câmi‘in cânib-i selâsinde fevkânî sütûnler üzre mahfiller vardır. Cemâ‘at vefret üzre oldukda cemâ‘at bu mahafillerde ibâdet ederler. (---) Kapusu ve bir minâre-i ra‘nâsı vardır ve taşra hareminin cânib-i erba‘asında medrese hücreleri var. Bu câmi‘ rûşen-binâ ser-â-pâ (---)(---) ile mestûr, bu câmi‘ ile kullede olan Yeni Câmi‘den mâ‘adâ câmi‘ler hâric-i sûr ki Tarabefzûn'ın garbî tarafıdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 250b ·
metinde göster ·
… f tarh etmişdir kim vâcibü's-seyrdir. Cümleden ahşâbları servi levhası ve ceviz
levhası
ve çimşir levhası ile binâ olunmuş pâdişâhlara mahsûs mahfil-i kürsî-i vâlâdır. …
Evvelâ Orta Hisâr'da kefere destinde bir kenîse-i musanna‘ imiş. Sene hamse ve sittin [ve] semânie mi’e'de bu kal‘a Ebü'l-feth Sultan Mehemmed Hân-ı Gâzî {feth} edince nass-ı kâtı‘ ki âyet Arapça fermân-ı şerîfi üzre bu deyr-i mu‘azzamın mihrâbın şarkdan cânib-i kıbleye vely edüp bir câmi‘-i nûr-ı mübîn etmişdir kim ilâ hâze'l-ân derûn-ı câmi‘ nûr ile mâl-â-mâldir. Mihrâbı ve minberi kâr-ı kadîmdir. Ammâ bu câmi‘in şarkî tarafına muttasıl bir hünkâr mahfili vardır. Üstâd-ı neccâr-ı hûrdekâr buna bir tîşe ve erre ve sûhân urup arz-ı ma‘rifet edüp bir mahfil-i münîf tarh etmişdir kim vâcibü's-seyrdir. Cümleden ahşâbları servi levhası ve ceviz levhası ve çimşir levhası ile binâ olunmuş pâdişâhlara mahsûs mahfil-i kürsî-i vâlâdır. Şeb [u] rûz [na]-mesdûd durur bir makâm-ı âlîdir. Ve bu makam-ı fevkânîden gayrı bu câmi‘in cânib-i selâsinde fevkânî sütûnler üzre mahfiller vardır. Cemâ‘at vefret üzre oldukda cemâ‘at bu mahafillerde ibâdet ederler. (---) Kapusu ve bir minâre-i ra‘nâsı vardır ve taşra hareminin cânib-i erba‘asında medrese hücreleri var. Bu câmi‘ rûşen-binâ ser-â-pâ (---)(---) ile mestûr, bu câmi‘ ile kullede olan Yeni Câmi‘den mâ‘adâ câmi‘ler hâric-i sûr ki Tarabefzûn'ın garbî tarafıdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 250b ·
metinde göster ·
… m vâcibü's-seyrdir. Cümleden ahşâbları servi levhası ve ceviz levhası ve çimşir
levhası
ile binâ olunmuş pâdişâhlara mahsûs mahfil-i kürsî-i vâlâdır. Şeb [u] rûz [na]- …
Evvelâ Orta Hisâr'da kefere destinde bir kenîse-i musanna‘ imiş. Sene hamse ve sittin [ve] semânie mi’e'de bu kal‘a Ebü'l-feth Sultan Mehemmed Hân-ı Gâzî {feth} edince nass-ı kâtı‘ ki âyet Arapça fermân-ı şerîfi üzre bu deyr-i mu‘azzamın mihrâbın şarkdan cânib-i kıbleye vely edüp bir câmi‘-i nûr-ı mübîn etmişdir kim ilâ hâze'l-ân derûn-ı câmi‘ nûr ile mâl-â-mâldir. Mihrâbı ve minberi kâr-ı kadîmdir. Ammâ bu câmi‘in şarkî tarafına muttasıl bir hünkâr mahfili vardır. Üstâd-ı neccâr-ı hûrdekâr buna bir tîşe ve erre ve sûhân urup arz-ı ma‘rifet edüp bir mahfil-i münîf tarh etmişdir kim vâcibü's-seyrdir. Cümleden ahşâbları servi levhası ve ceviz levhası ve çimşir levhası ile binâ olunmuş pâdişâhlara mahsûs mahfil-i kürsî-i vâlâdır. Şeb [u] rûz [na]-mesdûd durur bir makâm-ı âlîdir. Ve bu makam-ı fevkânîden gayrı bu câmi‘in cânib-i selâsinde fevkânî sütûnler üzre mahfiller vardır. Cemâ‘at vefret üzre oldukda cemâ‘at bu mahafillerde ibâdet ederler. (---) Kapusu ve bir minâre-i ra‘nâsı vardır ve taşra hareminin cânib-i erba‘asında medrese hücreleri var. Bu câmi‘ rûşen-binâ ser-â-pâ (---)(---) ile mestûr, bu câmi‘ ile kullede olan Yeni Câmi‘den mâ‘adâ câmi‘ler hâric-i sûr ki Tarabefzûn'ın garbî tarafıdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 250b ·
metinde göster ·
… Ol asırda bu câmi‘in levhaları ve gayrı haşebleri ve amûdları cümle keştî-i Nûh
levhasından
idi.
Ba‘dehû Hazret-i Nûh ba‘de't-Tûfân bu Cûde şehrin ibtidâ rûy-ı arzda binâ edüp eyle imâr oldu kim cemî‘i dünyâya benî Âdem bu Cûde şehrinden istîlâ edüp Cûde'de vücûda gelmişlerdir. Ba‘dehû cebel-i Cûde üzre Hazret-i Nûh bir câmi‘ binâ edüp hâlâ ol câmi‘e kavm-i Ekrâd câmi‘-i Sülupeyân derler, ya‘nî halâs olanlar câmi‘i demekdir. Ol asırda bu câmi‘in levhaları ve gayrı haşebleri ve amûdları cümle keştî-i Nûh levhasından idi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 383a ·
metinde göster ·
… dar şîrîn kâr kalemkârlık ma‘rifeti var kim gûyâ sihr-i helâldir. Gerçi Ciniviz
levhasına
oyulmuşdur, ammâ bu günde eyle musanna‘ dervezeyi çeşm-i benî âdem görmemişdir. …
Andan Kı[b]le kapusu câmi‘i: Kurşumsuzdur, ammâ gâyet musanna‘ câmi‘dir kim büyük kıble kapusu kanadları eyle hurde nakş-ı bûkalemûn-ı ibret-nümûn oyma islimi ve şükûfe-i gûnâ-gûnlar oyulmuşdur kim hezârfen Ressâm Bursalı Fahrî Çelebi kâğızdan eyle oymalar oymağa kâdir değildir. Hudâya ayândır kim erbâb-ı ma‘rifet olan bilir, bu bâb-ı mu‘allâda ol kadar şîrîn kâr kalemkârlık ma‘rifeti var kim gûyâ sihr-i helâldir. Gerçi Ciniviz levhasına oyulmuşdur, ammâ bu günde eyle musanna‘ dervezeyi çeşm-i benî âdem görmemişdir. Hattâ bu kapu üzre târîhi budur:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 140b ·
metinde göster ·
… ye keferelerinin evleri ve dam u bâmları ve kapuları ve cümle sandûkaları servi
levhası
ve kerastelerinden olmağile hâneleri misk [ü] amber-i hâm gibi kokup âdemin dem …
Bu cezîre-i Girid'in cemî‘i direkleri ve tahtaları serâpâ servi ağacından olup Allâhu Rabbü'l-âlemîn bu cezîreyi servi ağacıyla müzeyyen etmişdir kim cemî‘i dağları ve dereleri ve depeleri servi râyihasıyla mu‘attardır. Cemî‘i dünyâda eyle servi dırahtlı bir diyâr yokdur. Hattâ cümle Âl-i Osmân askeri yigirmi yedi yıl servisini kıra kıra tükedemediler. Hattâ cümle isfakiye keferelerinin evleri ve dam u bâmları ve kapuları ve cümle sandûkaları servi levhası ve kerastelerinden olmağile hâneleri misk [ü] amber-i hâm gibi kokup âdemin demâğı mu‘attar olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 325b ·
metinde göster ·
Ve kapusu ceviz ağacı levhasından Fahrî oyması-misâl nakş-ı bûkalemûn-ı ibret-nümûn bâb-ı musanna‘dır kim Hudâ âlimdir cemî‘i ressâm ve zerger kalemkârları buna mânend bir kapu nakş-ı Bihzâd etmeğe kâdir değillerdir. Her bir rûmî ve islimîleri ve gayri şükûfeleri biri biri içre kat-ender-kat göstermiş kim vâcibü's-seyr bir bâb-ı kebîrdir. Misli Kırım diyârında Kefe kal‘asının Top kapusundan içeri girdikde Kulle Kapusu câmi‘inin kapusu ola. Ol dahi ibret-nümâ bâb-ı musanna‘dır. Ve hareminin ortasında bir musanna‘ âbdest havuzu vardır, ehl-i Nif tecdîd-i vuzû‘ ederler. Ve bu câmi‘in solunda çârsûya enecek yedi kademe taş nerdübânlı harem kapusudur. Ve kârgîr minâresi gâyet mevzûndur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y32b ·
metinde göster ·
ammâ Fahrî oyması gibi hurde sihr-i i‘câz rûmî ve islimî ve gûnâ-gûn nakş-ı Çîn …
Ve minberi gerçi ceviz haşebe levhasındandır ammâ Fahrî oyması gibi hurde sihr-i i‘câz rûmî ve islimî ve gûnâ-gûn nakş-ı Çîn ile nakş olmuş bir minberdir. P 35b Misli meğer Karadeniz sâhilinde Sinab câmi‘inin minberi ola.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y68b ·
metinde göster ·
ve haşebdendir. Ammâ Fahrî oyması-misâl gûnâ-gûn müşebbek ve münakkaş şükûfe ve …
Ve minberi gerçi ceviz ağacı levhası ve haşebdendir. Ammâ Fahrî oyması-misâl gûnâ-gûn müşebbek ve münakkaş şükûfe ve gül Y 86b ve sünbül ve mutahhıllar ve kitâbe ve islimîler ile mersûm bir minber-i ra‘nâdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y86a–Y86b ·
metinde göster ·
Ve hurde nakş-ı bûkalemûn tavandır kim bu zamânda üstâd-ı bennâ tîşe urmada ve Mânî kalemin çekmede âcizlerdir. Ve cemî‘i tahta ve kirişleri cümle servi levhasıdır. Müşk [ü] amber-i hâm-misâl râyiha-i tayyibesinden cemî‘i cemâ‘atin demâğı mu‘attar olur ve rûh-ı pür-safâ bulur. Böyle bir kâr-ı kadîmdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y119a ·
metinde göster ·
… avanlı bir küçük câmi‘dir. Kapusu yanlarında ve câmi‘ içinde bir musanna‘ kürsî
levhasında
tahrîr olunan târîh budur:
Câmi‘-i Hasenât derler. Otuz sekiz alçak sütûn-ı gûnâ-gûn üzre mebnî münakkaş tavanlı bir küçük câmi‘dir. Kapusu yanlarında ve câmi‘ içinde bir musanna‘ kürsî levhasında tahrîr olunan târîh budur:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y142b ·
metinde göster ·
… içinde zer-ender-zer murassa‘ât ile müzeyyen Ka‘be örtüsü ile mestûr olmuş serv
levhası
ile mebnî çâr-gûşe sandûka içinde âsûdedirler. Ve bu müzeyyen sandûkanın çâr-gû …
Ve bizzât sultân hazretleri ol mehbıt-ı münevverenin tâ vasatında servi ahşâbından parmaklık içinde zer-ender-zer murassa‘ât ile müzeyyen Ka‘be örtüsü ile mestûr olmuş serv levhası ile mebnî çâr-gûşe sandûka içinde âsûdedirler. Ve bu müzeyyen sandûkanın çâr-gûşesinde bir âdem kellesi kadar sîm-i hâlisden mücellâ toplar ile ârâstedir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y285a ·
metinde göster ·
… yerde tedribe kapuları vardır, bevvâbları her gece sed ederler. Kapuları hûrmâ
levhasındandır
. Her gece bevvâb pâsbânları sed ederle, zîrâ çöl Urbânından havf ederler. Ammâ …
Bu şehrin P 337b kal‘ası yokdur, ammâ cânib-i erba‘ası kal‘adan metîn çalaşdan ve koçaşdan handaklı sûru vardır. Ve cânib-i erba‘asında yedi yerde tedribe kapuları vardır, bevvâbları her gece sed ederler. Kapuları hûrmâ levhasındandır. Her gece bevvâb pâsbânları sed ederle, zîrâ çöl Urbânından havf ederler. Ammâ hakkâ ki bevvâbları yahşı nigâhbânlardır. Hattâ Mısır sarâyının bevvâbları ve kethudâ ve şehir havâlesi ve kapucular kethudâsı ve dîvân efendisi ve sarây kal‘asının taşra kapuları ve'l-hâsıl yetmiş yedi kapunun bevvâbları tâ âl-i Kıbtiyân'dan berü bu Elvâhât kavmi sarây bevvâblarıdır. Hattâ Amr ibnü'l-Âs Mısır'ı feth edüp yine bevvâbânlığı bunlara ihsân eder, tâ fâtih-i Mısır Selîm Hân'a gelince.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y447b ·
metinde göster ·
bir pâre levha koparup üzerine bir Ken‘ân sûreti tasvîr etdi kim gûyâ zî-rûhdur …
Derhâl İblîs-i pür-telbîs Ken‘ân'ın sandûkası levhasından bir pâre levha koparup üzerine bir Ken‘ân sûreti tasvîr etdi kim gûyâ zî-rûhdur. Kızlar bu sûreti görünce suratları güldü.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y449b ·
metinde göster ·