Ammâ Karadeniz'in mâhîleri kadar bir bahrin balığı
lezîz
değildir. Husûsâ İslâmbol boğazlarında olan lezîz mâhîler gûyâ mâ’ide-i Mûsâ'dı …
Ammâ Karadeniz'in mâhîleri kadar bir bahrin balığı lezîz değildir. Husûsâ İslâmbol boğazlarında olan lezîz mâhîler gûyâ mâ’ide-i Mûsâ'dır. Ve İslâmbol Boğazı'nda Akdeniz ile Karadeniz birbirine mahlût olduğuyçün ba‘zı müverrihîn ol boğaza merece'l-bahreyn derler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 10a ·
metinde göster ·
… îleri kadar bir bahrin balığı lezîz değildir. Husûsâ İslâmbol boğazlarında olan
lezîz
mâhîler gûyâ mâ’ide-i Mûsâ'dır. Ve İslâmbol Boğazı'nda Akdeniz ile Karadeniz bi …
Ammâ Karadeniz'in mâhîleri kadar bir bahrin balığı lezîz değildir. Husûsâ İslâmbol boğazlarında olan lezîz mâhîler gûyâ mâ’ide-i Mûsâ'dır. Ve İslâmbol Boğazı'nda Akdeniz ile Karadeniz birbirine mahlût olduğuyçün ba‘zı müverrihîn ol boğaza merece'l-bahreyn derler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 10a ·
metinde göster ·
… â geldi kim, 'Ya Şeyh ben şu yerde yedi bin yıl mahpûs bir kırmızı-gûn zülâlden
lezîz
bir aynü'l-hayâtım senin sebebinle vech-i arza çıkmağa me’mûrum ve beni Cenâb-ı …
{Menâkıb-ı Pîr Merkez Efendi}: Ve pîr-i azîzi Merkez Efendi hayâtda iken fukarâsına buyururlar kim "Şu yerde bir kerre secde ederken zîr-i zemînden bir sadâ geldi kim, 'Ya Şeyh ben şu yerde yedi bin yıl mahpûs bir kırmızı-gûn zülâlden lezîz bir aynü'l-hayâtım senin sebebinle vech-i arza çıkmağa me’mûrum ve beni Cenâb-ı Bârî maraz-ı hummâya mübtelâ olanlara dâ’-i devâ halk etmişdir. Elbette beni bu hapsden halâs eyle' deyü zîr-i zemînden böyle bir sadâ geldi. Gelin ey ahibbâ sizinle şu seccâdemiz mahallinde bir hafr kazalım" deyüp bism-i İlâh ile ibtidâ {kendiler} zemîne bir püşt-i pâ urup {ba‘dehu} cümle fukarâ üşüp bir bi’r-i mâ kazarlar kim hâlâ ahmerü'l-levn bir ayn-ı azîmdir. Bu âb-ı hoş-güvârı üç kerre ale's-sabâh tahte'l-kahve tenâvül etmeden nûş etseler bi-emrillâh hummâ-yı rub‘dan ve hummâ-yı muhrikden halâs olur. Merkez Efendi ayazması nâmıyla meşhûr-ı âfâk bir câh-ı mâdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 110b ·
metinde göster ·
… ahsûs değildir. Gerçi bir bed-çehre ve siyâh levn bir turfe balıkdır ammâ gâyet
lezîz
ve mukavvî semekdir. Bâ-husûs aslâ balık râyihası yokdur. Ne kadar tenâvül olun …
Mesîregâh-ı Kalamış: Her bâr niçe yüz yârân-ı bâ-safâ kayıklara süvâr olup bu cezîrelerde kaya balıkları sayd ederler kim bu mâhîler bir diyâra mahsûs değildir. Gerçi bir bed-çehre ve siyâh levn bir turfe balıkdır ammâ gâyet lezîz ve mukavvî semekdir. Bâ-husûs aslâ balık râyihası yokdur. Ne kadar tenâvül olunsa sıkleti ve harâreti yokdur. Ve,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 120a ·
metinde göster ·
… mîninde koyup südlerin dâ’imâ sağup kırala getirirler idi. Bu câ-yı mahsûldârda
lezîz
süd hâsıl olmağile ismine Galata dediler. Zîrâ lisân-ı Yûnân'da süde "galata" d …
Evvelâ kal‘a-i Kostantıniyye'yi İskender-i Kübrâ târîhinden sonra (---) Kıral binâ edüp Galata zemîni bir çemenzâr-ı hoş-hevâ ve mahsûldâr fezâ olmağile cemî‘i sağmal koyunlarını ve sığırlarını bu Galata zemîninde koyup südlerin dâ’imâ sağup kırala getirirler idi. Bu câ-yı mahsûldârda lezîz süd hâsıl olmağile ismine Galata dediler. Zîrâ lisân-ı Yûnân'da süde "galata" derler. Ba‘dehu çobanlara süknâ olmağiçün Kurşumlu Mahzen yerinde kal‘a-misâl bir câ-yı menâs inşâ etdiler. Bu hâl üzre tâ (---) asrına varınca geçinüp Galata günden güne amâr oldu. {İslâmbol'un şimâlinde olup mâbeynehümâsında bir mîl enli bir halîcdir. Nihâyeti garb tarafında Kâğızhâne'ye varılır on sekiz mîldir. İslâmbol'dan Galata'ya kayık ve pereme ve mavunalar ile ubûr olunur. Kefere asrında zencîr üzre cisr var imiş}.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 128a ·
metinde göster ·
… ıdâsı ve kuş südü dahi bu Galata'da bulunur. Ammâ Mübtecel şerbeti sofîler içün
lezîz
şerbetdir. (---)(---)(---)(---)
Ammâ leb-i deryâda ve Ortahisâr'da iki yüz aded kat-ender-kat harâbâtî cânlar içün meykedeler var kim her birinde beşer altışar yüz fâsık ayş [u] ışret edüp hânende ve sâzendegân ile bir hây-hûdur kim diller ile ta‘bîr olunmaz. Bu tâ’ifenin me’kûlâtıyçün Balıkbâzârı çârşûsunda niçe yüz elvân mâhîler var kim ta‘bîr olunmaz. Ve âlü'l-âl meyvenin a‘lâsı ve sâ’ir me’kûlât [ü] meşrûbâtın güzîdesi bunda bulunur. Âdem cânı ve rûh gıdâsı ve kuş südü dahi bu Galata'da bulunur. Ammâ Mübtecel şerbeti sofîler içün lezîz şerbetdir. (---)(---)(---)(---)
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 129b ·
metinde göster ·
Ehl-i hırefinin memdûh kârlarından nâzik kirde kebâbı ve kirdesi ve
lezîz
hoşâbı ve levendât içün darı bozası. Ve hâs u beyâz pembe-misâl sünger gibi göz …
Ehl-i hırefinin memdûh kârlarından nâzik kirde kebâbı ve kirdesi ve lezîz hoşâbı ve levendât içün darı bozası. Ve hâs u beyâz pembe-misâl sünger gibi göz göz pişmiş Tophâne somunu, Sabanca somunundan ve Amasiyye Lâdiki ekmeğinden lezîzdir kim bu kârhâne sâhibi Îsâ Çelebi'ye bir dervîş du‘â edüp bir vefk vermiş, ol zamândan berü Îsâ Çelebi'nin vefk-ı murâdı üzre felek müsâ‘ade edüp ekmeği cihân-ârâdır kim Acem şâhlarına bu Tophâne somunundan götürüp Rûm'dan Isfehân'a üç ayda varup aslâ müteğayyir olmamışdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 134a ·
metinde göster ·
… ba‘ası kestâne ormanıdır. Halkı cümle odun-keşândır. Ve mücessem sığırları olup
lezîz
leben-i hâlisleri ve yoğurdları olur.
Dâ’iren-mâdâr cirmi iki bin adımdır. Ve cânib-i erba‘ası kestâne ormanıdır. Halkı cümle odun-keşândır. Ve mücessem sığırları olup lezîz leben-i hâlisleri ve yoğurdları olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 139a ·
metinde göster ·
… aslâ sâbûn sürmezler. İki kerre gasl edüp beyâz gülberk-i ter-misâl olur gâyet
lezîz
sudur. Ba‘zı Hind tüccârları metâ‘ın bu Kâğızhâne'ye getirüp birer kerre suya b …
Mesîregâh-ı Tekye-i hâss [u] âmm Kâğızhâne-i cihân-ârâ: Arab u Acem'de Hind ve Yemen ve Habeş seyyâhânları içre meşhûr-ı âfâk bir teferrücgâhdır. Rûm şu‘arâları âb [u] hevâsına şehrengîz etmişlerdir. Karadeniz Boğazı'na karîb Levend Çiftliği nâm derelerden gelüp cereyân eder bir âb-ı hoş-güvârdır kim cümle câme-şûyân anda varup destâr ve kamîs [ü] serâvîllerin gasl edüp aslâ sâbûn sürmezler. İki kerre gasl edüp beyâz gülberk-i ter-misâl olur gâyet lezîz sudur. Ba‘zı Hind tüccârları metâ‘ın bu Kâğızhâne'ye getirüp birer kerre suya batırdıkları kifâyet eder.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 145a ·
metinde göster ·
Teferrücgâh-ı Çaybaşı: Bu şehir ve Kâğızhâne köyü nehirleri cereyân ederek Eyyûb ile Südlüce kasabası mâbeyninde İslâmbol halîcine munsab olur âb-ı zülâldir. Ammâ bu merkûm Çaybaşı Kâğızhâne nehrinin başıdır. Gâyet lezîz âb-ı rakîkdir. {Ammâ lodos hevâda Mîrâhûr Köşkü dibinde deryâ karışup sehel şorca nehir olur, Alî Beğ nehri kezâlik böylecedir}.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 146a ·
metinde göster ·
… ne engûr verir. Ve dud ağacında dahi eyle aşlamalar edüp yedi sekiz elvân dud-ı
lezîz
hâsıl olur. Pîrleri yine Baba Reten hazretleridir. Bunlar dahi gûnâ-gûn libâsla …
Esnâf-ı aşlamacıyân-ı eşcâr-ı müsmirât: Neferât 500, bunlar bir alay sulehâ-yı ümmetden mübârek âdemlerdir kim her şecerin güzîdesinden birer nev-nihâlleri bî-semer dırahtlara aşlayup âbdâr meyve verir. Hattâ bir üzüm asmasında yigirmi elvân üzüm nihâli aşlayup yigirmi gûne engûr verir. Ve dud ağacında dahi eyle aşlamalar edüp yedi sekiz elvân dud-ı lezîz hâsıl olur. Pîrleri yine Baba Reten hazretleridir. Bunlar dahi gûnâ-gûn libâslar ile tabla tabla meyveleri başlarında götürüp halka bezl ederek ellerinde aşlama fidânları ve bıçkıları ve keserleri ve gayrı âletleri ile ubûr edüp du‘â ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 159a ·
metinde göster ·
Esnâf-ı cümle yoğurdcıyân: Kârhâne 500, neferât 1600, bu tâ’ife Eyyûb'da yüz aded kârhâne-i münakkaşlardır kim ıydeynin üçüncü günlerinde niçe bin âdem cem‘ olup yoğurd ve kaymak tenâvül ederler. Bu lezîz yoğurd meğer Bingöl yaylasında ola, gâyet lezîzdir. Ba‘zı cânlar Eyyûb Sultân'ın kerâmetiyle lezîz olmuşdur, derler. Zîrâ anın şehrinde hâsıl olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 167b ·
metinde göster ·
Esnâf-ı cümle yoğurdcıyân: Kârhâne 500, neferât 1600, bu tâ’ife Eyyûb'da yüz aded kârhâne-i münakkaşlardır kim ıydeynin üçüncü günlerinde niçe bin âdem cem‘ olup yoğurd ve kaymak tenâvül ederler. Bu lezîz yoğurd meğer Bingöl yaylasında ola, gâyet lezîzdir. Ba‘zı cânlar Eyyûb Sultân'ın kerâmetiyle lezîz olmuşdur, derler. Zîrâ anın şehrinde hâsıl olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 167b ·
metinde göster ·
… ı yokdur. Hemân çârsû-yı bâzârlarda kalaylı bakraçlar ile "Cüllâbım ve şerbetim
lezîz
" deyü gezerler. Neferât 300, bunlar dahi eylece ubûr edüp halka cüllâb [u] şerb …
Esnâf-ı cüllâbcıyân ve şerbetciyân-ı piyâde: Bunların dükkânları yokdur. Hemân çârsû-yı bâzârlarda kalaylı bakraçlar ile "Cüllâbım ve şerbetim lezîz" deyü gezerler. Neferât 300, bunlar dahi eylece ubûr edüp halka cüllâb [u] şerbet bezl ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 172a ·
metinde göster ·
… bâdemli ipleri pâlûdeye batırup yüzer dirhem gelir bâdemli Ayntâb köfteri gibi
lezîz
köfter olup dükkânların tahtırevânlar üzre gûnâ-gûn köfterler ile zeyn edüp pür …
{Esnâf-ı bâdemli köfterciyân: Dükkân kırk, neferât 200, pîrleri (---) Selmân telâmîzlerindendir kim anın kemer-bestesidir. Merkad-i şerîfi (---) dedir. Bu köfterciler birer karış ipliklere cevizi ve bâdemi dizüp ve pâlûdeyi gâyet koyu edüp cevizi ve bâdemli ipleri pâlûdeye batırup yüzer dirhem gelir bâdemli Ayntâb köfteri gibi lezîz köfter olup dükkânların tahtırevânlar üzre gûnâ-gûn köfterler ile zeyn edüp pür-silâh ubûr ederler. Ammâ Ayntâb'ın ve Ma‘nisa'nın köfterlerinden Eğriboz ve İslâmbol köfteri gâyet terdir ve memdûh-ı cihândır}.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 172a ·
metinde göster ·
ta‘âmdır. Ammâ mâhîlerde uskumru ve pisi ve nîlûfer ve tekir [ve] kızıl kalkan …
Ve hâlis su zeytûn yağıyla midye pilâvı dahi lezîz ta‘âmdır. Ammâ mâhîlerde uskumru ve pisi ve nîlûfer ve tekir [ve] kızıl kalkan balığına aşk olsun kim anı tamâm yiyen âdemden âdem çıkar eski balıkdır. Ammâ kalaklı ve kulaklı kalkan ve kefal balığına dahi aşk olsun kim anın hakkında "Ekeltü's-semekete hattâ re’sihâ" derler. Hakîkat cümle mâhîlerin başları ve âdem balığının kertiği başı lezîzdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 175a ·
metinde göster ·
… sı âdemin demâğın mu‘attar eder. Ve bir filcân balı kırk filcân su götürüp yine
lezîz
pâlûdesi olur. Ammâ Girid ve Boğdan balları hâs u beyâz ve lezîz balları olur k …
Bu bâzergânlar ol diyârlardan bal cem‘ edüp Eflak ve Boğdan'dan dahi ziyâde niçe bin fıçı balı Balkapanı'na getirüp Emînönü'nde ve Balkapanı'nda fıçıların kesretinden yollardan geçilmez olur. Ammâ Atina balı gerçi bir neftî elvân baldır. Ammâ müşk ü amber-i hâm râyihası âdemin demâğın mu‘attar eder. Ve bir filcân balı kırk filcân su götürüp yine lezîz pâlûdesi olur. Ammâ Girid ve Boğdan balları hâs u beyâz ve lezîz balları olur kim gûyâ beyâz dülbenddir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 179b ·
metinde göster ·
… u götürüp yine lezîz pâlûdesi olur. Ammâ Girid ve Boğdan balları hâs u beyâz ve
lezîz
balları olur kim gûyâ beyâz dülbenddir.
Bu bâzergânlar ol diyârlardan bal cem‘ edüp Eflak ve Boğdan'dan dahi ziyâde niçe bin fıçı balı Balkapanı'na getirüp Emînönü'nde ve Balkapanı'nda fıçıların kesretinden yollardan geçilmez olur. Ammâ Atina balı gerçi bir neftî elvân baldır. Ammâ müşk ü amber-i hâm râyihası âdemin demâğın mu‘attar eder. Ve bir filcân balı kırk filcân su götürüp yine lezîz pâlûdesi olur. Ammâ Girid ve Boğdan balları hâs u beyâz ve lezîz balları olur kim gûyâ beyâz dülbenddir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 179b ·
metinde göster ·
… ğıyla mülemma‘ olup nevr olur, âdem yemeden doymayup şehîd olur demek mertebesi
lezîz
kestânesi vardır. Ve yedi gûne dudu meşhûr-ı âfâkdır ve dud bâğları vardır kim …
Evvelâ kırk gûne emrûdu "Sicill-i şer‘-i şerîf"de mestûrdur. Ve âbdâr engür-i gûnâ-gûnu ve kaysısı ve âbdâr kirazı ve kestânesi rub‘-ı meskûnda olmak ihtimâli yokdur kim her bir dânesi kırkar dirhem gelir. Kirde kebâbıyla kestâneyi yarup şişde kebâb ile pişüp kebâb yağıyla mülemma‘ olup nevr olur, âdem yemeden doymayup şehîd olur demek mertebesi lezîz kestânesi vardır. Ve yedi gûne dudu meşhûr-ı âfâkdır ve dud bâğları vardır kim Filedâr sahrâsını zeyn etmişdir. Zîrâ Bursa'nın mahsûl-i azîmi ipekdir. Bu diyârda olan ipek, Acem diyârının Lahîcan'ında ve Şirvân'ında olımazdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 231b ·
metinde göster ·
… an İzmit buhayresi tamâm olduğu mahalde leb-i deryâda tuzlası meşhûrdur. 243b
Lezîz
tuz olmağıla başka tuz emîni vardır. Ve şehr içre câmi‘lerde ve çeşmelerde cere …
mazmûnunca ibret-nümâ çarh-âsiyâb-ı mâ-i cârilerdir. Ve bu dağlarda bürdinar direk keserler ve ellişer arşın kaddî, çapa direk keserler ve Rûmeli ve Balkan direkleri meşhûrdur. Andan İzmit buhayresi tamâm olduğu mahalde leb-i deryâda tuzlası meşhûrdur. 243b Lezîz tuz olmağıla başka tuz emîni vardır. Ve şehr içre câmi‘lerde ve çeşmelerde cereyân eden Paşasuyu âb-ı hayâtdan nişân verir, bu dahi meşhûrdur. Ve beyâz kirazı ve kızıl elması dahi meşhûrdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 243a–243b ·
metinde göster ·
Evvelâ meşrûbâtında (---) âb-ı hayâtdan nişân verir mâ-i zülâldir. Ve Bozdepe bâğlarının turna kanı şîre-i engûru gâyet latîf şıralı, bahâ eder metâ‘dır kim nûş edene asla humârı yokdur. Ve müselles-i şer‘iyyesi ve karanfiliyyesi ve misketi gâyet lezîz şerbetlerdir. Me’kûlâtından niçe bin hadâ’ık [u] bostânının envâ‘-ı fevâkihât [u] müsmirrât-ı nefîse ve gürûmundan, gûnâ-gûn engür-i lezîzesinden, âbdâr [u] hoş-hâr meyvelerinden dilberlebi kirazı ve Lahîcân emrûdu ve beğ emrûdu ve gülâbî emrûdu ve Sinop elması ve nâmık üzümü ve melikî üzümü ve frenk üzümü ni‘met-i nefîsedir. Ve bâdencân inciri eyle lezîz ve mümessek incirdir kim misli diyâr-ı Nâzilli'de olmaz. Husûsan limonının gûnâ-gûnu ve turunc-ı âlgûnunun envâ‘ı ve rummânı ve zeytûnu cihânı dutmuşdur kim yedi gûne zeytûnu olur. Misli meğer Şâm-ı cennet-meşâm ve Kuds-i Şerîf'de ola. Ammâ bu Tarabefzûn zeytûnunun bir hûrdesi vardır. Perveriş olmadan hâm iken tenâvül olunur. Ve siyâh kiraza benzer bir gûne meyvedir. Bu dahi Tarabefzûn'a mahsusdur. Ve Tarabzon hurması derler bir meyvedir, fırında kurudup vilâyet vilâyet müstevlî olur. İçinde iki üç çekirdeği olur, lezîz meyvedir. Ve ezhâr [u] şükûfesinde niçe bin elvân çiçekleri vardır. Ammâ bir gûne hoş-bû la‘l-gûn karanfili olur kim rub‘-ı meskûnda nazîri yokdur. Her dânesi mutabbak verd-i hamrâ gibi olup râyihası âdemin damağın mu‘attar eder. Ve her biri şapsız beşer altışar dirhem gelir karanfili hâsıl olur. (---)(---)(---)(---)(---)
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 252b ·
metinde göster ·
… zümü ve melikî üzümü ve frenk üzümü ni‘met-i nefîsedir. Ve bâdencân inciri eyle
lezîz
ve mümessek incirdir kim misli diyâr-ı Nâzilli'de olmaz. Husûsan limonının gûnâ …
Evvelâ meşrûbâtında (---) âb-ı hayâtdan nişân verir mâ-i zülâldir. Ve Bozdepe bâğlarının turna kanı şîre-i engûru gâyet latîf şıralı, bahâ eder metâ‘dır kim nûş edene asla humârı yokdur. Ve müselles-i şer‘iyyesi ve karanfiliyyesi ve misketi gâyet lezîz şerbetlerdir. Me’kûlâtından niçe bin hadâ’ık [u] bostânının envâ‘-ı fevâkihât [u] müsmirrât-ı nefîse ve gürûmundan, gûnâ-gûn engür-i lezîzesinden, âbdâr [u] hoş-hâr meyvelerinden dilberlebi kirazı ve Lahîcân emrûdu ve beğ emrûdu ve gülâbî emrûdu ve Sinop elması ve nâmık üzümü ve melikî üzümü ve frenk üzümü ni‘met-i nefîsedir. Ve bâdencân inciri eyle lezîz ve mümessek incirdir kim misli diyâr-ı Nâzilli'de olmaz. Husûsan limonının gûnâ-gûnu ve turunc-ı âlgûnunun envâ‘ı ve rummânı ve zeytûnu cihânı dutmuşdur kim yedi gûne zeytûnu olur. Misli meğer Şâm-ı cennet-meşâm ve Kuds-i Şerîf'de ola. Ammâ bu Tarabefzûn zeytûnunun bir hûrdesi vardır. Perveriş olmadan hâm iken tenâvül olunur. Ve siyâh kiraza benzer bir gûne meyvedir. Bu dahi Tarabefzûn'a mahsusdur. Ve Tarabzon hurması derler bir meyvedir, fırında kurudup vilâyet vilâyet müstevlî olur. İçinde iki üç çekirdeği olur, lezîz meyvedir. Ve ezhâr [u] şükûfesinde niçe bin elvân çiçekleri vardır. Ammâ bir gûne hoş-bû la‘l-gûn karanfili olur kim rub‘-ı meskûnda nazîri yokdur. Her dânesi mutabbak verd-i hamrâ gibi olup râyihası âdemin damağın mu‘attar eder. Ve her biri şapsız beşer altışar dirhem gelir karanfili hâsıl olur. (---)(---)(---)(---)(---)
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 252b ·
metinde göster ·
… r, fırında kurudup vilâyet vilâyet müstevlî olur. İçinde iki üç çekirdeği olur,
lezîz
meyvedir. Ve ezhâr [u] şükûfesinde niçe bin elvân çiçekleri vardır. Ammâ bir gû …
Evvelâ meşrûbâtında (---) âb-ı hayâtdan nişân verir mâ-i zülâldir. Ve Bozdepe bâğlarının turna kanı şîre-i engûru gâyet latîf şıralı, bahâ eder metâ‘dır kim nûş edene asla humârı yokdur. Ve müselles-i şer‘iyyesi ve karanfiliyyesi ve misketi gâyet lezîz şerbetlerdir. Me’kûlâtından niçe bin hadâ’ık [u] bostânının envâ‘-ı fevâkihât [u] müsmirrât-ı nefîse ve gürûmundan, gûnâ-gûn engür-i lezîzesinden, âbdâr [u] hoş-hâr meyvelerinden dilberlebi kirazı ve Lahîcân emrûdu ve beğ emrûdu ve gülâbî emrûdu ve Sinop elması ve nâmık üzümü ve melikî üzümü ve frenk üzümü ni‘met-i nefîsedir. Ve bâdencân inciri eyle lezîz ve mümessek incirdir kim misli diyâr-ı Nâzilli'de olmaz. Husûsan limonının gûnâ-gûnu ve turunc-ı âlgûnunun envâ‘ı ve rummânı ve zeytûnu cihânı dutmuşdur kim yedi gûne zeytûnu olur. Misli meğer Şâm-ı cennet-meşâm ve Kuds-i Şerîf'de ola. Ammâ bu Tarabefzûn zeytûnunun bir hûrdesi vardır. Perveriş olmadan hâm iken tenâvül olunur. Ve siyâh kiraza benzer bir gûne meyvedir. Bu dahi Tarabefzûn'a mahsusdur. Ve Tarabzon hurması derler bir meyvedir, fırında kurudup vilâyet vilâyet müstevlî olur. İçinde iki üç çekirdeği olur, lezîz meyvedir. Ve ezhâr [u] şükûfesinde niçe bin elvân çiçekleri vardır. Ammâ bir gûne hoş-bû la‘l-gûn karanfili olur kim rub‘-ı meskûnda nazîri yokdur. Her dânesi mutabbak verd-i hamrâ gibi olup râyihası âdemin damağın mu‘attar eder. Ve her biri şapsız beşer altışar dirhem gelir karanfili hâsıl olur. (---)(---)(---)(---)(---)
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 252b ·
metinde göster ·
… üç yerden Azak denizine katılır. Sazlık ve kamışlık içinden gelmek ile ol kadar
lezîz
değildir. Ve bu nehrin sâhilinde olan kavmin ekseriyyâ reng-i rûları zerdî-rûdı …
Menzil-i Burabay nâm mahalde meks etdük. Bu mahalde dahi Azak kal‘asının cânib-i garbîsi mukâbilinde Azak denizine munsab olan nehr-i Ulu Tün'ün bir fırkası dahi cereyân edüp yine bahr-i Azağ'a munsab olur. Bu nehr-i azîm Moskov vilâyetinin (---) nâm şehrinin dağlarından gelüp üç yerden Azak denizine katılır. Sazlık ve kamışlık içinden gelmek ile ol kadar lezîz değildir. Ve bu nehrin sâhilinde olan kavmin ekseriyyâ reng-i rûları zerdî-rûdır. Ve boğazlarında kuşka ta‘bîr etdükleri bir lahm-ı zâ’id yumru şiş hâsıl olur ve bu nehr kenarında cümle Tatar-ı sabâ-reftâr askeriyle meks edüp bir çemenzâr ve şükûfezâr yer olmağıla bî-bâk u bî-pervâ alacıklarımızı kurup sekiz kerre yüz bin alaşa atlarımız çemenzâra cıvarup bir gice anda mihmân olup safâ edüp bu menzilde üç yüz at boğazlayup tenâvül olundu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 262b ·
metinde göster ·
… da dahi latîf morina ve mersin balıkları olur ve çığa ve uştuka balıkları gâyet
lezîz
olur. Bu nehr dahi diyâr-ı Moskov'un şîmâlinde (---) dağlarından cem‘ olup bu m …
Nehr-i Muş: Azîm sudur, bunu dahi yüz bin renc [u] anâ ile şiddet-i şitâ ile yeldirüp cümle silâhları tulumlara koyup karşu tarafında sehl meks olundu. Zîrâ asker geçmede usret çekildi. Bir âb-ı hayât sudur. Nehr-i Tün gibi ve nehr-i Turla ve nehr-i Tuna gibi bunda dahi latîf morina ve mersin balıkları olur ve çığa ve uştuka balıkları gâyet lezîz olur. Bu nehr dahi diyâr-ı Moskov'un şîmâlinde (---) dağlarından cem‘ olup bu mahalde Bahr-i Azak'a mahlût olur. Cümle asker bu nehri ubûr edüp andan kûs-i rıhletler çalınup yola revâne olduğumuz mahalde üç arşın kar yağdı ve ol gice Deşt-i Kıpçak'da kar üzre meks edüp ertesi gün ale's-sabâh dipi ve boran çekerek 16 sâ‘at yürüyüp yine Deşt-i Kıpçak'da,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 263a ·
metinde göster ·
ve hâs ve beyâz ekmeği olur, ammâ suyunun hâssasındandır.
Menzil-i kasaba-i Sabanca: İbtidâ İzmitli bir koca bu mahalde dağıstân ve muğaylânistânı kurup saban yürütdüğünden Sabancı Koca nâmıyla müsemmâ bir kurâ olur. Mürûr-ı eyyâm ile Süleymân Hân asrında bir kasaba-i şîrîn olup Sarı Rüstem Paşa, bir hân-ı azîm binâ edüp yüz yetmiş ocakdır. Bir câmi‘-i latîf ve bir hammâm-ı nasîf ve bir esvâk-ı münîf inşâ olunup cümle rasâs-ı hâlis ile mestûr bin kiremit örtülü hâne-i ma‘mûrlu kasaba-i şîrîndir. {Ve Koca Mi‘mâr Sinân binâsıdır ve Hân-ı Pertev Paşa dahi kâr-ı Mimar Sinan'dır.} Cümle bu hayrât [u] hasenâtlar Rüstem Paşa'nın olmağıla anın mütevellîsi hâkimdir. Başka yeniçeri serdârı vardır. Memdûhâtından beyâz kirazı ve hammâmı dibinde bir ekmekçi dükkânı var. Bir dervîşin hayr du‘âsı berekâtıyla bir gûne hâs ve beyâz somunu pişer kim sabanca somunu deyü rub‘-ı meskûnda meşhûrdır. Hatta kırk gün dursa kuruyup lezzeti mütegayyir olup küflenmek ihtimâli yokdur. Şöhre-i şehr olduğundan ılgar ile niçe somunlarından Acem şâhına götürmüşler, pesend ahsend etmişler. Tâ bu mertebe lezîz ve hâs ve beyâz ekmeği olur, ammâ suyunun hâssasındandır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 277a ·
metinde göster ·
… Ve bu gölün kenarında kavun ve karpuz olur kim ikisin bir hımâr ancak götürür.
Lezîz
zerdesi olur kavunları vardır. Ve bu buhayre içre yetmiş seksen pâre kayıklar v …
Der-sitâyiş-i buhayre-i Sabanca: Devri yigirmi mil ihâta eder. Cânib-i erba‘asında kasaba-misâl yetmiş altı pâre kurâları vardır. Cümle halkı bu halîcin âbından nûş etmeğile reng-i rûları humret üzredir. Ve mahsûlleri gâyet çokdur, ammâ bâğları yokdur, lâkin bâğçeleri çokdur. Ve bu gölün kenarında kavun ve karpuz olur kim ikisin bir hımâr ancak götürür. Lezîz zerdesi olur kavunları vardır. Ve bu buhayre içre yetmiş seksen pâre kayıklar ve çırnıklar vardır. Köyden köye âdemler ve kerâste ve sâ’ir eşyâlar götürürler ve yetmiş seksen 277b gûne balıkların sayd edüp kâr ederler. Mâhîlerinde alabalığı ve sazanı ve turna balığı ve livne balığının ta‘amı misk [u] anber hamıyla pişmiş gibi lezzeti olur ve gâyet müferrah ve mukavvîdir. Ve bu buhayrenin umkı yigirmi kulaçdır. Ve gâyet sâf ve berrâk âb-ı revândır. Sâhilinde olan ahâlî-i kurâ nisvânları esbâb gasl etdüklerinde aslâ sabun sürmeyüp üçer kerre yıkasalar pâk ve beyâz dülbend gibi olur. Mezkûr somunu dahi bu su ile yoğurup ekmek etdüklerinden pembe-misâl ekmeği olur. Ve bu halîcin cânib-i şarkîsinde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 277a–277b ·
metinde göster ·
… i beledin sıbyân [u] nisvânı cümle esbâbların anda gasl ederler. Gâyet latîf ve
lezîz
âb-ı hayâtdır. Aslâ kükürd râyihası yokdur. Âdemin vücûdunda suyu yâğ gibi kaya …
Evsâf-ı germâb-ı Niksar: Şehrin cânib-i kıblesi hâricinde haylice mesâfe bâğlar kenarında müfîd ü muhtasar binâlı bir ılıcadır, ammâ suyu gâyet nâfi‘dir. Ehl-i beledin sıbyân [u] nisvânı cümle esbâbların anda gasl ederler. Gâyet latîf ve lezîz âb-ı hayâtdır. Aslâ kükürd râyihası yokdur. Âdemin vücûdunda suyu yâğ gibi kayar. Cüzzâma ve berasa ve nikrîse ve cerebe nâfi‘ olduğundan cânib-i erba‘a büleydelerinden her sene mâh-ı temmûzda niçe bin araba erbâb-ı maraz gelüp bir ay ayş ve suyundan nûş edüp sıhhat [u] ifâkatla herkes vatanına giderler. Meşhûr-ı âfâk hamme-i zîbâdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 283a ·
metinde göster ·
… enin üzerine elbette âb-ı zülâli cüllâb-ı katr-ı nebât gibi cereyân eder. Gâyet
lezîz
emrûdları ve la‘lgûn gülnârları olur. Ve esvâk-ı şâhîsinde pâk u pâkîze işbâzla …
Evsâf-ı şehr-i Azîm Karabâğlar: Bu şehri ibtidâ Menûçehr binâ etmişdir. Şehr-i atîkdir kim hâlâ Nahşıvân hâkinde başka sultânlıkdır. Zamân-ı kadîmde azîm imaristân imiş. {Sene 1012 Mehemmed Hân-ı Sâlis asrında dest-i Osmânlıda iken Acem zafer buldu} Sene 1045 târîhinde Fâtih-i Revân Murâd Hân-ı zamân ba‘de'l-feth-i Revân bu şehre gelüp meks etdikde kadîm-i eyyâmda İreme zâtü'l-‘imâd misilli ma‘mûr olan şehri asker-i deryâ-misâline fermân edüp ân-ı vâhidde harâb u yebâb ve der-i dîvârların türâb, halkının ciğerin kebâb edüp hâlâ âsâr-ı inhidâmları zâhir u bâhirdir. Tîmur Hân bu Karabâğlar'da kışlayup refâhiyyet üzre geçinmişlerdir. Tâ bu mertebe ma‘mûr [u] âbâdân sahrâ-yı bî-pâyândır. Ve üç kerre Süleymân Hân ve niçe kerre serdârlar asâkîr-i bî-pâyânlar ile beşer altışar ay meks edüp ganîmet üzre geçinmişlerdir. Lâkin Murâd Hân-ı Râbi‘in harâb etdüğünden beri yine imâr olmadadır. Ammâ güneşde zerre ve deryâda katre-misâl imâr olmamışdır. Huddâmlarımız kırk minâre addetmişlerdir. Hamd-i Hudâ bu şehrin âb [u] hevâsı letâfetinden tabî‘atımız hoş olup esb-süvâr ba‘zı refîkler ile şehri sehl temâşâ etdik. Mihmândârımız takrîri üzre on bin mikdârı bâğlı ve bâğçeli hâneler ve yetmiş mihrâb, kırkı minâreli câmi‘ler ve hân ve hammâmı ve esvâkları vefret üzre ammâ henüz dahi imâr olmadadır. Ve hevâsının letâfet cihetinden vech-i hüsnlü mahbûb u mahbûbelerine râst gelirdik. Ve me’kûlât ü meşrûbâtının [ve] memdûhât-ı müsmirrâtının kesreti bir diyârda yokdur. Kara Bâğlar desek vechi vardır. Elçi ile bir bâğda teferrüc ederken Yezdan Kulu nâm bir bâğbân yigirmi altı gûne emrûd-ı âbdâr getirdi. Meleçe ve Abbâsî ve Ürdibâri demek ile ma‘rûf ve memdûh emrûd-ı hoş-horları olur kim tenâvül edenin üzerine elbette âb-ı zülâli cüllâb-ı katr-ı nebât gibi cereyân eder. Gâyet lezîz emrûdları ve la‘lgûn gülnârları olur. Ve esvâk-ı şâhîsinde pâk u pâkîze işbâzlarında gûnâ-gûn Revân pirinci pilâvları ve herîsesi güyâ sıfr gibi leziz ve râyiha-i tayyibesi vardır. Ve işbâzları gâyet pâkdir. Zîrâ cümlesi müslimdir. Bu Acem diyârında cümle me’kûlât [ü] meşrûbât füruht edicilerde aslâ Ermeni ve Urum yokdur. Aslında Urum keferesi aslâ ve kat‘â yokdur. Meğer ticâret ile gelüp gide. Ammâ Yahûdî ve Şi‘î ve Teberrâ‘î ve Kurâyî çokdur. Ve melâhide ve zenâdıka ve Ca‘ferî ve Cebrî ve Kaderî ve Hurûfî ve Zemînî (---)(---)(---)(---) Bu mezheb-i bâtıllı furak-ı dâlle gâyet çokdur. Bu Karabâğ'ı seyr [u] temâşâ edüp yine cânib-i kıbleye 9 sâ‘at gidüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 294b ·
metinde göster ·
… î âb-ı rahmetleri kûh-ı Seylân'dan gelüp cemî‘î mezâri‘ât yerleri reyy eder bir
lezîz
âb-ı hayât [u] cân, zülâl-ı hayevân, ayn-ı Seylân'dır. Ve gâyet serî‘u'l-hazm o …
Cânib-i Irâk'a vâki‘ olmuşdur. Azerbaycân hâkinde ibtidâ Acem şâhlarının taht-ı kadîmi, mekân-ı Şeyh Safî'dir. Sene (---) târîhinde Süleymân asrında feth olup mîr-i mîrânlık olmuşdur. Ba‘dehû havâriciyân istîlâ edüp niçe kerre harâb u yebâb, hâneleri türâb ve halkı esîr-i kebâb olmuşdur. Ba‘dehû sene 1039 târîhinde Murâd Hân-ı Râbi‘in serdâr-ı mu‘azzamı Husrev-i şîr, dilîrâne ve sîyrâne hareket edüp ne Hemedân ve ne Dergüzîn ve Erdebîl'in koyup nehb ü gâret idelden berü gâyetü'l-gâye imâr olup hâlâ İrân-zemîn hükmünde hânlıkdır. Üç bin askere mâlikdir. Darûgası ve kelenteri ve münşîsi ve korucubaşı ve kadısı ve şeyhülislâmı ve nakîbü'l-eşrâfı vardır. Şehri cebel-i Sehlân'a bir günlük yoldur. Ve cânib-i erba‘ası birer günlük yol kûh-ı bâlâlardır. Şehri bir vâsi‘ sahrâ-yı çemenzâr [u] mahsûldârın tâ vasatına vâki‘ olup (---) cânibe bir âb-ı hayât buhayre vâki‘ olmuşdur. İbtidâ bânîsi Ermen meliklerinden Erdebîl veled-i Erdemînî, Yunaniyân'dandır. Hazret-i Ömer Basra'yı feth edüp Nihâvend'e Şeyh Sâriyetü'l-Cebel'i serdâr etdüğü sene hilâfet-i Hazret-i Ömer'de Hazret-i Ömer havfından binâ olunmuşdur. Zîrâ Hazret-i Ömer ahdinde cemî‘î müddet-i hilâfeti diyâr-ı Acem'de havâricî tâ’ifesiyle geçdiğinde anınçün diyâr-ı Acem'de Hazret-i Ömer'i sevmezler, ammâ Ebâbekir ve Osmân'a ol kadar dınmazlar. Ve bu Erdebîl, zamân-ı kadîmde eyle sevâd-ı mu‘azzam imiş kim bir tarafı tâ cebel-i Seylân'a varırmış. Hâlâ bu şehr ile kûh-ı Seylân'ın mâbeyni iki fersahdır. Her fersahı on ikişer bin girme adımdır. Bu hesâb üzre yigirmi dörd bin adım 306a olur. Bir kûh-ı bülend-i Seylân'dır kim tâ zirve-i a‘lâsında ilâ kıyâmı'd-deverân zemîn-i İrân {ber-devâm olalı} ol kûh-ı bülend üzre berf zâ’il olmamışdır. Hâlâ şitâ ve Temmûz'da selc rahmeti kûh-ı bülend üzre sîm-i hâlis gibi nümâyândır. Anınçün bu Erdebîl'in cemî‘î âb-ı rahmetleri kûh-ı Seylân'dan gelüp cemî‘î mezâri‘ât yerleri reyy eder bir lezîz âb-ı hayât [u] cân, zülâl-ı hayevân, ayn-ı Seylân'dır. Ve gâyet serî‘u'l-hazm olduğundan şehr-i Erdebîl'in ahâlîsi ma‘dî kerb kadar ta‘am tenâvül edüp âb [u] hevâsının letâfetinden gâyet tenperver ve tendürüst mahbûb u mahbûbeleri olur. Ve cümle ünâsı Şâfi‘iyyü'l-mezheb geçinürler ammâ dürûğ güftâr ederler. Şâh İsmâ‘îl anları mezheb-i nâ-hakk-ı Ca‘ferîyyeye da‘vet edüp teşennu‘ı teşeyyu‘a tebdîl idelden berü cümlesi nohûdî mezheblerdir. (---) Ve Erdebîl şehriyle şehr-i Tebrîz-i dilâvîz mâbeyni yigirmi beş fersahdır. Sebük-bâr atı ile iki merhale zemîndir. Ve hevâ-yı dilârâsı gûyâ Erzurûm'a müşâbihdir, şiddet-i şitâsı şedîd olur. Lâkin galle-i mahsûlât-ı hubûbâtı vefret üzre olup gendüm mahsûlâtının kesretinden hâsılı sene-i âtiyyeye kalır. Bir kilesinden seksen kile hubûbât hâsıl olur. Lâkin zemistânından bâğ u bâğçesi ve müsmirrâtı yokdur. Ammâ müşebbek bostânları ve gül-i gülistânları çokdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 305b–306a ·
metinde göster ·
… Kür derler, Moğol kavmi Kür-i ur derler, ya‘nî fâ’idesiz 320a demekdir, ammâ
lezîz
âb-ı nâbdır. Dâ’imâ pest akmağile âlî yerleri reyy edemez ve hammâmları memdûh …
Eşkâl-i kal‘a-i Tiflis: Evvelâ nehr-i Kür kenarında yalçın kayalar üzre birbirine mukâbil iki kal‘a-i Betlis-i Tiflis'dir kim mâbeyne-hümâsından nehr-i Kür cereyân edüp bir kayadan bir kayaya cisr-i azîm ile kal‘adan kal‘aya ubûr olunur. Kal‘a-i kebîr, nehr-i Kür'ün cânib-i cenûbundadır. Ve küçük kal‘a nehr-i Kür'ün şimâlindedir. Ve nehr-i Kür büyük kal‘anın sahrâya nâzır tarafında küçük kal‘aya açılan kapusu önünden nehr-i Kür kal‘a dîvârına dokunarak cereyân ederek yedinci konakda Bakü kal‘asıyla Gîlân şehri mâbeyninde Bahr-i Haraz'a mahlût olur. İbtidâ matla‘ı vilâyet-i Çıldır'da (---) dağlarından hurûc edüp tâ Kara Ardahân'dan ve kal‘a-i Ahıska'ya ve kal‘a-i Azgur'a uğrayup Tiflis içinden geçüp Bahr-i Haraz'a munsab olur. Bir nehr-i azîmdir kim müverrihân-ı İrân-zemîn, "Bu nehr-i Kür'e bin altmış uyûn-ı câriye rîzân olur" deyü tahrîr etmişler. Hakkâ ki nehr-i Furât'dan sonra nehr-i Kür azîm sudur. Bu nehr kenarında yalçın kaya üzre Betlis'in binâ etdiği kal‘a-i kebîrin dâiren-mâdâr cirmi altı bin adımdır ammâ binâ-yı atîkdir. Dîvârının kaddi altmış zirâ‘ ve yetmiş burc ve üç bin bedendir. Ve bir cisr bâbı var, handakı yokdur. Nehr-i Kür üzre suluk kullesi var. Hîn-ı muhâsarada andan def‘-i atşân ederler. Derûn-ı hisârda altı yüz bâğsız ve bâğçesiz hâne-i hâk-i mestûrı var ve Hân sarâyı bu kal‘adadır. Câmi‘i ve hân [ve] hammâmı ve esvâk-ı muhtasarı ve küçük kal‘a sonradan Yezdcir[d] Şâh binâ etmişdir, bir yalçın püşte üzre sad-ribâz-misâl bir seng-âbâd şekl-i murabba‘ küçük kal‘adır. Cisr başına ancak bir dervezesi var. Derûn-ı kal‘ada üç yüz hâne ve câmi‘ var. Lâkin bedâsteni ve imâret yokdur. Bu kal‘anın büyük kal‘a cenûb tarafındadır. Ammâ bu küçük kal‘a sûr-ı kebîrden metîndir. Bu kal‘aların cümle üç bin nigehbânları vardır. Her şeb-i muzlimde kal‘ayı meş‘aller ile çerâğân edüp dîdebânlar "Hudâ hûb" deyü feryâd ederek nigehbânlık ederler. Gerçi Acem diyârıdır, ammâ ekseriyyâ ahâlîsi Osmânlı zamânından berü Sünnî ve Hanefî ve Şâfi‘îyyü'l-mezheb bî-hisâb kimesneleri vardır ve ulemâsı ve mahbûb ve mahbûbesi vâfirdir. Memdûhâtından, dânedâr gendümü ve hâs ve beyâz Tiflis nânı ve beyâzî ve âl tebekânî yanaklı şeftâlûsü ve âbdâr [ve] lezîzât şeftâlûsü gâyet latîf ve hoş-hordur. Zîrâ Gürcî zenâneleri bâğında hâsıl olur et şeftâlûleridir. Hubûbât [u] nebâtâtı mahsûlleri gâyet memdûhdur. Pembesi ve harîri olmaz, amma âbdâr engürü mevsûfdır. Ve nehr-i Kür'den bu mahsûlâtlara aslâ fâ’ide (yarkıdde) yokdur. Cümle bârân-ı rahmet ile hayr [u] berekât mütekâsirdir. Nehr-i Kür'ün tulû‘undan gurûbuna varınca yüz elli pâre şehre uğrayup aslâ bu kurâ ve kasabâtların mezâri‘âtlarına fâ’ide olmaduğundan nehr-i Kür derler, Moğol kavmi Kür-i ur derler, ya‘nî fâ’idesiz 320a demekdir, ammâ lezîz âb-ı nâbdır. Dâ’imâ pest akmağile âlî yerleri reyy edemez ve hammâmları memdûh değildir. Zîrâ bu şehirde ılıcalar vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 319b–320a ·
metinde göster ·
… ları ve mestleri ve siyâh tomakları verilirdi. Ve her aşçı isti‘dâdına göre bir
lezîz
ve nev-peydâ bir ta‘âm getirse ana ihsân olunurdu. Ve dolmacı ve kıymacı ve köf …
Bu mezkûr aşçıların mîrîden yigirmi aded sarrâcları aşbâzların atların eğerlerdi. Vay ol aşçının hâline kim at eğerliye. Hemân hâzır bulup süvâr olurlar. Ve beş aded mîrî seyisleri var idi. Ve cümle aşçılara on tengtar çadır ve on nefer çadır mihteri var idi. Havar ol aşçının hâline kim at eğerleyüp at timar edüp çadır kurup boza ve odun pâreleye. Başka âteş-bâzları var idi. Ve ekseriyyâ aşbâzların elleri eldivanlı idi. Tâ bu mertebe pâk gezerlerdi. Zîrâ nâ-pâk olsalar yüz deyenek yemek mukarrer idi. Ammâ yılda iki kerre yıllık bâz-gûnları serâpâ beyâz sâdelere müstağrak olurlardı. Iydiyyeleri serâpâ sâye çuka ve atlas-ı fâhire-i gûnâ-gûn idi. İç ağalarına ne vech üzre libâs verilirse cümle kırk aded aşbâza eyle libâs ihsân olunurdu. Zîrâ çoğu kendi memlûkları idi. Üç ayda bir ulûfeleri çıkup aşçıbaşıya yevmiyye birer guruş, halîfeye nîm guruş, hamurcubaşıya ve kebâbcıya ve yahniciye ve datlıcıya ve çorbacıbaşıya hâsıl-ı kelâm yedi üstâda birer rub‘ yevmiyye, mâ‘adâsına onar akçe yevmiyye, ama çenci başıda bir katar deve yükü kâseler ve fağfûrîler ve Mertebânîler olmağıla başka cerge sâhibi olup taşra kilârcıbaşı cergesiyle ve vekîl-harc ağa cergesiyle ve ekmekçibaşı cergesiyle ve matbah emîni cergesiyle ve çâşnigîrbaşı cergesiyle cümle karakollukcular ağaları ve aşçıbaşı cergesiyle ard kapu tarafında konup bu mezkûr ağaların aşçıbaşıdan mâ‘adâsının birer rub‘ yevmiyye ulûfeleri var idi. Ve cümleye üç ayda bir peştemâlları ve sabunları ve pâbuçları ve mestleri ve siyâh tomakları verilirdi. Ve her aşçı isti‘dâdına göre bir lezîz ve nev-peydâ bir ta‘âm getirse ana ihsân olunurdu. Ve dolmacı ve kıymacı ve köfte kebâbcıların balık ağından yapılmış sık çadırları var idi. Eti ol ağ çadır içinde koyup aslâ sinek giremezdi. Ve her ta‘âm çıkdıkca cümle Mertebânîler ile vekîl-harc ağa ve çâşnigîrbaşı ve aşçıbaşı ve başhalîfe ve kebâbcıbaşı ve hamurcubaşı ve çorbacıbaşı bunlar paşa huzûrunda pâk mülebbes ve muhteşem hançerleri ve çifte zencîrli bıçaklarıyla sofra başına hâzır olup dururlar. Bir ta‘âmı beğenmese anlara ıtâb ederdi. Ve her mansıba varsa ibtidâ atdan nüzûl etdiği gibi dîvânı savup sarâyın hammâmın ve hazîne ve kilârı ve iç ağaları hücrelerin seyr [ü] temâşâ edüp herkesi yerli yerince yerleşdirüp andan piyâdece matbaha girüp görürdü. Eğer müsellemin matbahı imâr etdüğün beğenmediyse ol matbaha neccâr ve bennâlar üşürüp eyle ma‘mûr u müzeyyen beyâz kıbâblar ve her üstâda birer dezgâh yerleri edüp gûyâ matbah-ı Keykâvûs ve matbah-ı Ba‘lbek-i Süleymân ederdi. Cümle der-i dîvârları ve bacaları ve kırk elli aded ocakları beyâz kireç ile sığayup dürr-i beyz-âsâ etdirirdi. Ve iki üç günde bir ale'l-gafle matbahı basup gayrı âdem görse bir aşbazın esbâb [u] eskalin ve tırnakların 337b ve sâ’ir âlât-ı bisâtı ve matbahı nâ-pâk görse ve birinin camedânında kirli esbâb görse vây aşçıbaşının haline! Vây eli, kolu ve tırnakları kirli aşçının hâli ve ahvâline kim iki yüz kızılcık deyeneği hoşâbın, aşçıların tabanında pişirüp içirmek mukarrerdir. Camedânında ve eyninde pâk u pâkize esbâbların görse ihsân u in‘âmlar edüp ulûfesine terakkîler ederdi. Âlem-i sabâvetden berü hilkati böyle pâk olmağıla şöhre-i şehr olmış idi. Cümle iç ağavâtları ve dış ağavâtları dolu cümle böyle pâk ü pâkize ağavâtlardır. Ve rûz-merre sefer ve hazarda ale's-sabâh tahte'l-kahve yigirmi fağfûrî mümessek ve sükkerî ta‘âmlar gelüp râyiha-i tayyibesinden âdemin demâğı mu‘attar olurdu. Ve yine ale's-seher yedi yire dahi onar fağfûrî kahvealtı ta‘âm çekilirdi. Ve hazînedâr ve silâhdâr ve çukadâr ve nişâncı ve mühürdâra ve'l-hâsıl yedi iç ağaları mertebe sâhiblerine beşer sahan kahvealtı ta‘âm çıkup anlar ile cümle iç ağaları tahte'l-kahve futûr ederlerdi. İmâm efendiye ve bu hakîr Evliyâ'ya ve iç mehterbaşıya ve çalıcı mehterbaşıya ve kapucular bölükbaşısına dahi tahte'l-kahve giderdi. Ammâ masrûfları çok idi. Ve herkese keremkârlık ederdi. Dâ’imâ mu‘tâdları al ve kırmızı ve yeşil libâs-ı fâhirelere mâ’il idi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 337a–337b ·
metinde göster ·
… -) yük akçe tahsîl olur iltizâmdır. Kardan beyâz ve Hacı Bektâş-ı Velî tuzundan
lezîz
tuzdur kim meşhûr-ı âfâkdır. Cemî‘î Kürdistân ve Türkmenistân'dan Bingöl yaylas …
Karye-i Kömür: Yedi yüz müselmân ve Ermeni hâneleri vardır. Tuzla emîni bunda hâkimdir. (---) yük akçe tahsîl olur iltizâmdır. Kardan beyâz ve Hacı Bektâş-ı Velî tuzundan lezîz tuzdur kim meşhûr-ı âfâkdır. Cemî‘î Kürdistân ve Türkmenistân'dan Bingöl yaylasına çıkan benî Âdemler cümle milhü ücâc-ı sâhib-ihtiyâc bu Kemâh tuzun alırlar, meşhûr-ı âfâk tuzdur. Ve bu şehrin bir memdûhu dahi bunda olan rakîk ve kavî çadır bezi bir diyârda olmak ihtimâli yokdur. Rûmeli'nde Dırama bezinden a‘lâ ve nusîf pembe bezi olur. Hattâ elsine-i nâsda "Kemâh'ın bezi, Erzincân'ın kozu ve Bâyburd'ın kızı" deyü elsine-i nâsda darb-ı mesel olmuşdur. Bu mezkûr karye-i Kömür içindeki bâğlar içre cereyân eden nehr-i Kömür, Cercanis dağlarından gelüp kal‘a-i Kemâh dibinde bir göz cisr dibinde Sultân Melîk Gâzî Efendi tekyesi kurbunda nehr-i Furât'a munsab olur. Ve buna karîb mukâbelesinde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 339b ·
metinde göster ·
Ve memdûhâtından bâlâda tahrîr olunduğu üzre çadır bezi ve beyâz ve
lezîz
tuzu ve katık peyniri ta‘bîr etdikleri katmer peyniri. Arab u Acem'de eyle peyn …
Ve memdûhâtından bâlâda tahrîr olunduğu üzre çadır bezi ve beyâz ve lezîz tuzu ve katık peyniri ta‘bîr etdikleri katmer peyniri. Arab u Acem'de eyle peynir görülmemişdir. Midilli'nin lor peyniri ve Şâm-ı Şerîf'in kerîşe peynirinden ter ü lezîz ve serî‘u'l-hazm peynirdir. Ve memdûhâtından biri dahi hikmet-i Hudâ mevsim-i rebî‘de bu şehrin dağlarına düşer menn [ü] selvâ nâm bir tuyûr-ı İsâ gelüp kûh-ı bülendlerine ve ba‘zı besâtîn ve kendlerine gelüp konar. Kemâh halkı anın mevsimin bilüp cümle tuyûru sayd edüp tüğlerin yolup tuz ile turşu edüp vakt-i şitâda tenâvül ederler. Gâyet lezîz tuyûrdur ve gâyet mukavvî lahmı vardır. Kemâh halkının dâmından halâs olan tuyûrun cümlesi sâ’ir asâfîr gibi cânib-i sevâhile göçüp giderler. Kemâh halkına Cenâb-ı Bârî böyle bir mâ’ide-i gûne ihsân etmişdir. (---)(---)(---)(---)(---)340b
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 340a–340b ·
metinde göster ·
… rülmemişdir. Midilli'nin lor peyniri ve Şâm-ı Şerîf'in kerîşe peynirinden ter ü
lezîz
ve serî‘u'l-hazm peynirdir. Ve memdûhâtından biri dahi hikmet-i Hudâ mevsim-i r …
Ve memdûhâtından bâlâda tahrîr olunduğu üzre çadır bezi ve beyâz ve lezîz tuzu ve katık peyniri ta‘bîr etdikleri katmer peyniri. Arab u Acem'de eyle peynir görülmemişdir. Midilli'nin lor peyniri ve Şâm-ı Şerîf'in kerîşe peynirinden ter ü lezîz ve serî‘u'l-hazm peynirdir. Ve memdûhâtından biri dahi hikmet-i Hudâ mevsim-i rebî‘de bu şehrin dağlarına düşer menn [ü] selvâ nâm bir tuyûr-ı İsâ gelüp kûh-ı bülendlerine ve ba‘zı besâtîn ve kendlerine gelüp konar. Kemâh halkı anın mevsimin bilüp cümle tuyûru sayd edüp tüğlerin yolup tuz ile turşu edüp vakt-i şitâda tenâvül ederler. Gâyet lezîz tuyûrdur ve gâyet mukavvî lahmı vardır. Kemâh halkının dâmından halâs olan tuyûrun cümlesi sâ’ir asâfîr gibi cânib-i sevâhile göçüp giderler. Kemâh halkına Cenâb-ı Bârî böyle bir mâ’ide-i gûne ihsân etmişdir. (---)(---)(---)(---)(---)340b
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 340a–340b ·
metinde göster ·
… ayd edüp tüğlerin yolup tuz ile turşu edüp vakt-i şitâda tenâvül ederler. Gâyet
lezîz
tuyûrdur ve gâyet mukavvî lahmı vardır. Kemâh halkının dâmından halâs olan tuyû …
Ve memdûhâtından bâlâda tahrîr olunduğu üzre çadır bezi ve beyâz ve lezîz tuzu ve katık peyniri ta‘bîr etdikleri katmer peyniri. Arab u Acem'de eyle peynir görülmemişdir. Midilli'nin lor peyniri ve Şâm-ı Şerîf'in kerîşe peynirinden ter ü lezîz ve serî‘u'l-hazm peynirdir. Ve memdûhâtından biri dahi hikmet-i Hudâ mevsim-i rebî‘de bu şehrin dağlarına düşer menn [ü] selvâ nâm bir tuyûr-ı İsâ gelüp kûh-ı bülendlerine ve ba‘zı besâtîn ve kendlerine gelüp konar. Kemâh halkı anın mevsimin bilüp cümle tuyûru sayd edüp tüğlerin yolup tuz ile turşu edüp vakt-i şitâda tenâvül ederler. Gâyet lezîz tuyûrdur ve gâyet mukavvî lahmı vardır. Kemâh halkının dâmından halâs olan tuyûrun cümlesi sâ’ir asâfîr gibi cânib-i sevâhile göçüp giderler. Kemâh halkına Cenâb-ı Bârî böyle bir mâ’ide-i gûne ihsân etmişdir. (---)(---)(---)(---)(---)340b
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 340a–340b ·
metinde göster ·
bir mâhî-i lezîz ü mukavvîdir. Bu halîcin kenarında ma‘mûr [u] âbâdân kurâlar i …
Der-vasf-ı buhayre-i Lâdik: Şehr-i Lâdik'in cânib-i şarkîsinde nümâyân bir buhayre-i azîmdir. Bir günde devr olunur buhayre-i âb-ı hayâtdır. On bir gûne mâhîleri var kim her birin lezzeti ve hâssa ve haysiyyetiyle ve eşkâl-i reng-i gûnâ-gûniyle medh eylesek tatvîl-i kelâm olur. Ammâ cümle mâhîlerinden turna balığı Mâ’ide-i Mûsâ'dan lezîz bir mâhî-i lezîz ü mukavvîdir. Bu halîcin kenarında ma‘mûr [u] âbâdân kurâlar ile müzeyyen bir buhayre-i zülâldir. Cânib-i erba‘asında Zuday ve Sonisa ve kazâ-yı Kavza ve kazâ-yı Zeytun dağlarından yigirmi altı aded uyûn-ı câriyeler bu nehre munsab olup yine leb-ber-leb bir buhayredir. Bir cânibe ayağı yokdur. Evvelâ kenarında Boğazköy, gâyet latîf ve ma‘mûr ü müzeyyen köydür. Ve karye-i Otuz, bu buhayre kenarındadır. Bi-emrillah bu karyede olan kaymak bir diyârda yokdur. Küleğinin içinde iken keçi oğlağı, kaymağı üzerine 346a bassa teyesün nâhunları kışata-yı beyâza te’sîr etmez ve kaymağın bıçağile keserler, sakız gibi çiğnenir bir gûne lezîz ve kudretden mümessek râyiha-i tayyibesi vardır. Bu kaymağın misli meğer Erzurûm hâkinde Bingöl yaylası kaymağı ola (---).
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 345b–346a ·
metinde göster ·
… m olur. Ammâ cümle mâhîlerinden turna balığı Mâ’ide-i Mûsâ'dan lezîz bir mâhî-i
lezîz
ü mukavvîdir. Bu halîcin kenarında ma‘mûr [u] âbâdân kurâlar ile müzeyyen bir b …
Der-vasf-ı buhayre-i Lâdik: Şehr-i Lâdik'in cânib-i şarkîsinde nümâyân bir buhayre-i azîmdir. Bir günde devr olunur buhayre-i âb-ı hayâtdır. On bir gûne mâhîleri var kim her birin lezzeti ve hâssa ve haysiyyetiyle ve eşkâl-i reng-i gûnâ-gûniyle medh eylesek tatvîl-i kelâm olur. Ammâ cümle mâhîlerinden turna balığı Mâ’ide-i Mûsâ'dan lezîz bir mâhî-i lezîz ü mukavvîdir. Bu halîcin kenarında ma‘mûr [u] âbâdân kurâlar ile müzeyyen bir buhayre-i zülâldir. Cânib-i erba‘asında Zuday ve Sonisa ve kazâ-yı Kavza ve kazâ-yı Zeytun dağlarından yigirmi altı aded uyûn-ı câriyeler bu nehre munsab olup yine leb-ber-leb bir buhayredir. Bir cânibe ayağı yokdur. Evvelâ kenarında Boğazköy, gâyet latîf ve ma‘mûr ü müzeyyen köydür. Ve karye-i Otuz, bu buhayre kenarındadır. Bi-emrillah bu karyede olan kaymak bir diyârda yokdur. Küleğinin içinde iken keçi oğlağı, kaymağı üzerine 346a bassa teyesün nâhunları kışata-yı beyâza te’sîr etmez ve kaymağın bıçağile keserler, sakız gibi çiğnenir bir gûne lezîz ve kudretden mümessek râyiha-i tayyibesi vardır. Bu kaymağın misli meğer Erzurûm hâkinde Bingöl yaylası kaymağı ola (---).
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 345b–346a ·
metinde göster ·
… beyâza te’sîr etmez ve kaymağın bıçağile keserler, sakız gibi çiğnenir bir gûne
lezîz
ve kudretden mümessek râyiha-i tayyibesi vardır. Bu kaymağın misli meğer Erzurû …
Der-vasf-ı buhayre-i Lâdik: Şehr-i Lâdik'in cânib-i şarkîsinde nümâyân bir buhayre-i azîmdir. Bir günde devr olunur buhayre-i âb-ı hayâtdır. On bir gûne mâhîleri var kim her birin lezzeti ve hâssa ve haysiyyetiyle ve eşkâl-i reng-i gûnâ-gûniyle medh eylesek tatvîl-i kelâm olur. Ammâ cümle mâhîlerinden turna balığı Mâ’ide-i Mûsâ'dan lezîz bir mâhî-i lezîz ü mukavvîdir. Bu halîcin kenarında ma‘mûr [u] âbâdân kurâlar ile müzeyyen bir buhayre-i zülâldir. Cânib-i erba‘asında Zuday ve Sonisa ve kazâ-yı Kavza ve kazâ-yı Zeytun dağlarından yigirmi altı aded uyûn-ı câriyeler bu nehre munsab olup yine leb-ber-leb bir buhayredir. Bir cânibe ayağı yokdur. Evvelâ kenarında Boğazköy, gâyet latîf ve ma‘mûr ü müzeyyen köydür. Ve karye-i Otuz, bu buhayre kenarındadır. Bi-emrillah bu karyede olan kaymak bir diyârda yokdur. Küleğinin içinde iken keçi oğlağı, kaymağı üzerine 346a bassa teyesün nâhunları kışata-yı beyâza te’sîr etmez ve kaymağın bıçağile keserler, sakız gibi çiğnenir bir gûne lezîz ve kudretden mümessek râyiha-i tayyibesi vardır. Bu kaymağın misli meğer Erzurûm hâkinde Bingöl yaylası kaymağı ola (---).
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 345b–346a ·
metinde göster ·
… -ı şehr-i Merzifon: Evvelâ Ayntâb bekmezi gibi hâlis bekmezi ve Karınca köyünün
lezîz
ve âbdâr üzümü ve Pîr Dede Sultân çobrası. Ve cümle altı yüz aded dekâkîndir. A …
Sitâyiş-i me’kûlât ü meşrûbât [ve] sanâyi‘ât-ı şehr-i Merzifon: Evvelâ Ayntâb bekmezi gibi hâlis bekmezi ve Karınca köyünün lezîz ve âbdâr üzümü ve Pîr Dede Sultân çobrası. Ve cümle altı yüz aded dekâkîndir. Ammâ boyacı dükkânlarından gayrı dükkânları çok yokdur. Hâlâ Acem boyasından latîf sabbağları vardır kim İspir'in neftîsi 347b ve mâvi boyası meşhûrdur. Ve gûnâ-gûn pembe bezi senede niçe bin yük Kırım diyârına tüccârlar götürüp esîre değişirler. Cümle Kırım halkının ferâceleri ve siyâbları cümle Merzifon bezidir ve pembe ipliği dahi meşhûrdur ve beledî döşeği ve beledî alaca yasdığı ve basma kalemkârı, latîf çit yorkan yüzleri ve çârşef ve perdeleri dahi mevsûfdur. Ve mahbûb ve mahbûbesi dahi memdûh-ı âfâkdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 347a–347b ·
metinde göster ·
… r sene niçe bin at çulu gidüp gümüşhâne emîninin iltizâmına geçer ve bâğlarında
lezîz
ve (---) engür-i hoşhorı olur. Câbecâ sîm-endâm gümüş güzeli şehr içinde zîr [u …
Ve memdûhâtından sîm-i hâlisi ve at çulu ve tobrası bir diyârda yokdur. İslâmbol a‘yânına cümle bundan at çulları gitdiğinden mâ‘adâ Istabl-ı pâdişâhîye beher sene niçe bin at çulu gidüp gümüşhâne emîninin iltizâmına geçer ve bâğlarında lezîz ve (---) engür-i hoşhorı olur. Câbecâ sîm-endâm gümüş güzeli şehr içinde zîr [u] bâlâ yığın yığın gömistân gümüş me‘âdinleri hâki, püşte püşte yığılmışdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 349b ·
metinde göster ·
… e karanfil koyup bir zerde olur kim Mu‘âviye hazretlerinin ibtidâ te’lîf etdüğü
lezîz
zerde olur. Bu gûne bir lezîz ve hoş-hor ve serî‘u'l-hazm kavundur. Ve bir gûne …
Memdûhât-ı Beğbâzârı: Evvelâ bâğ u bâğçesi gâyet çokdur. Besâtinlerinde bir gûne kavunu olur kim lezzetinden âdemin dimâğı dü şakka olur ve müsg [ü] amber-i hâm-misâl râyiha-i tayyibesi olur. Bu şehir halkı ekseriyyâ ol kavundan zerde tabh edüp içine darçın ve karanfil koyup bir zerde olur kim Mu‘âviye hazretlerinin ibtidâ te’lîf etdüğü lezîz zerde olur. Bu gûne bir lezîz ve hoş-hor ve serî‘u'l-hazm kavundur. Ve bir gûne sebz-gûn emrûdu olur. Bir müdevver, dördi beşi bir vukıyye gelir âbdâr ve hoş-hor emrûddur. Âsitâneye niçe yüz bin kutu emrûd pembeler içre hedâyâ gider. Bir gûne sükker-i halvâ emrûddur kim Acem diyârında Tesuy şehrinde ve Ordubâr şehrinde Meleçe emrûdu lezzetindedir. Ve siyâh arpası olur. Gâyet yağlıdır. Ata çok vermeden ihtirâz etmek gerek. Ve sahrâsında pirinci olur, gâyet pişkindir. El-hâsıl bir vâsi‘atü'l-aktâr ve rahîsatü'l-eş‘âr şehr-i imâr-ı dâr-ı diyâr şehr-i Beğbâzâr'dır. Hafazekallah.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 367b ·
metinde göster ·
… r kim Mu‘âviye hazretlerinin ibtidâ te’lîf etdüğü lezîz zerde olur. Bu gûne bir
lezîz
ve hoş-hor ve serî‘u'l-hazm kavundur. Ve bir gûne sebz-gûn emrûdu olur. Bir müd …
Memdûhât-ı Beğbâzârı: Evvelâ bâğ u bâğçesi gâyet çokdur. Besâtinlerinde bir gûne kavunu olur kim lezzetinden âdemin dimâğı dü şakka olur ve müsg [ü] amber-i hâm-misâl râyiha-i tayyibesi olur. Bu şehir halkı ekseriyyâ ol kavundan zerde tabh edüp içine darçın ve karanfil koyup bir zerde olur kim Mu‘âviye hazretlerinin ibtidâ te’lîf etdüğü lezîz zerde olur. Bu gûne bir lezîz ve hoş-hor ve serî‘u'l-hazm kavundur. Ve bir gûne sebz-gûn emrûdu olur. Bir müdevver, dördi beşi bir vukıyye gelir âbdâr ve hoş-hor emrûddur. Âsitâneye niçe yüz bin kutu emrûd pembeler içre hedâyâ gider. Bir gûne sükker-i halvâ emrûddur kim Acem diyârında Tesuy şehrinde ve Ordubâr şehrinde Meleçe emrûdu lezzetindedir. Ve siyâh arpası olur. Gâyet yağlıdır. Ata çok vermeden ihtirâz etmek gerek. Ve sahrâsında pirinci olur, gâyet pişkindir. El-hâsıl bir vâsi‘atü'l-aktâr ve rahîsatü'l-eş‘âr şehr-i imâr-ı dâr-ı diyâr şehr-i Beğbâzâr'dır. Hafazekallah.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 367b ·
metinde göster ·
… e Sakarya kenarı kavunu meşhûrdur. İki kavunu bir ata yükledirler, gâyet iri ve
lezîz
kavunu olur. Geyve cisri kenarında sâfî besâtinlerdir. Bu cisrin altından cerey …
Aslında ismi Genve'dir. İzmit kal‘asın binâ eden İskender'in akrabâlarından Genve nâm kral-i fertûte-avretin koyunları çobanlarıyçün binâ olunmuş bir küçük kal‘adır. Ol kralenin ismiyle müsemmâ Genve'den galat-ı meşhûr Geyve derler. Sene 712 târîhinde Osmân Gâzî fethidir. (---) Sancağı hâkinde yüz elli akçe şerîf kazâ olup nehr-i Sakarya üzre Bâyezîd-i Velî'nin ağreb u garâ’ibden (---) göz cisr-i azîminin hâlâ evkâfıdır. Bu kantara-i ibret-nümâ dahi Devlet-i Âl-i Osmân'da ma‘rûf-ı âfâk bir cisr-i azîmdir. Zamân-ı kadîmde bu Geyve, şehr-i azîm idi. Lâkin Murâd Hân-ı Râbi‘ asrında nehr-i Sakarya tuğyân üzre gelüp bu şehri gark edüp yine imâr oldu. Ammâ deryâda katre ve güneşde zerre kadar imâr olmayup üç yüz hâneli ve bir câmi‘li ve bir câmi‘i harâb meydânda bir minâresi kalmış ve bir hammâm ve üç hân ve yedi mekteb-i sıbyân ve evleri kiremitli ve tahta örtülü nehr-i Sakarya'dan bir ok menzili ba‘îd imâr olmadadır. Ammâ bir kiremitli mu‘azzam hânı var ve hân cenbinde yigirmi kadar dükkânı ve bâğı ve bâğçesi firâvân olduğundan üzüm turşusu ve Sakarya kenarı kavunu meşhûrdur. İki kavunu bir ata yükledirler, gâyet iri ve lezîz kavunu olur. Geyve cisri kenarında sâfî besâtinlerdir. Bu cisrin altından cereyân eden nehr-i Sakarya'nın ibtidâ tulû‘ı (---)(---)(---) dağlarından hurûc edüp andan şehrin bâzârı kurbundan ubûr edüp niçe büldân ve kurâları reyy ederek bu İzmit sancağından geçüp Kocaili sancağında İrva nâm kasabada Karadeniz'e mahlût olur. Bu kasabada sipâh kethüdâyeri ve yeniçeri serdârı ve evkâf mütevellîsi vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 369a ·
metinde göster ·
… abalığı ve sala balığı meşhûr-ı âfâkdır kim aslâ balık râyihası yokdur ve gâyet
lezîz
çobrası ve tavası olup serî‘ü'l-hazm olduğundan mâ‘ada mukavvîdir. Cümle sayyâd …
Kal‘anın cânib-i garbında devri altmış mil bir buhayre-i azîmdir. İçine yedi yerden uyûn-ı cârîler munsab olup cânib-i garbında Gemleyik kasabası körfezine ayağı cereyân eder. Etrafında kırk beş pâre bağlı ve bâğçeli ve câmi‘ [ü] hammâmlı ve esvâk-ı muhtasarlı ma‘mûr kurâlar ile tezyîn olmuş buhayredir. İçinde otuz aded sayyâd-ı mâhî kayıkları vardır. En ednâ umku yiğirmi kulaçdır. Cânib-i erba‘asın bir atlı âdem bir günde devr etmek mümkindir ve gâyet âb-ı hayâtı olduğundan bunda olan yetmiş altı elvân mâhî-i gûnâ-gûnlar bir buhayrâtda yokdur. Husûsan cümleden elhalinübe (?) balığı ve alabalığı ve sala balığı meşhûr-ı âfâkdır kim aslâ balık râyihası yokdur ve gâyet lezîz çobrası ve tavası olup serî‘ü'l-hazm olduğundan mâ‘ada mukavvîdir. Cümle sayyâdlar bu mâhîleri Yenişehir'e ve kasaba-i Gemleyik'e ve kasaba-i Bâzârköyü'ne götürüp kâr ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 6a ·
metinde göster ·
… nçün bu buhayre balıkları bu kemik sâhibi olan balıkdan havf ederler ammâ gâyet
lezîz
balıkdır.
Ve bu buhayre içre bir gûne pullu balık olur gâyet lezîzdir ammâ tepesinde iki sivri kemiği olup anı kırıp ba‘dehû balığı pişirüp yerler, gâyet mukavvîdir ve cimâ‘a gâyet takviyet verir. Eğer ol kemikleri çıkarmadan pişirseler balığın eti sebz-gûn olup balığı acı eder. Ol kemiği bir gayri diri balığa sancalar ol ân diri balığın vücûdu mahv olur. Anınçün bu buhayre balıkları bu kemik sâhibi olan balıkdan havf ederler ammâ gâyet lezîz balıkdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 6a ·
metinde göster ·
… nâm Kamereddîn derler iki gûne mışmış âlûsu olur kim Şâm'ın Hamâvî kaysısından
lezîz
ü âbdâr ve hoş-hârdur ve yiğirmi elvân emrûdı ve kirazı ve dürbalisi ve üzüm sa …
Sitâyiş-i envâ‘-ı müsmirrât Evvelâ bâğ-ı Merâm'ında Kamerü'd-devle nâm Kamereddîn derler iki gûne mışmış âlûsu olur kim Şâm'ın Hamâvî kaysısından lezîz ü âbdâr ve hoş-hârdur ve yiğirmi elvân emrûdı ve kirazı ve dürbalisi ve üzüm sarısı ve bâdem kırması (---)(---) . Ammâ limon ve turuncu ve narı ve inciri ve zeytûnu ve hurmâsı olmaz.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 14a ·
metinde göster ·
… ahâlîsi def‘-i atşân ederler. Ammâ mâh-ı temmûzda cümle suları buz pâresi-misâl
lezîz
âb-ı hayâtdır. Râyiha-i tayyibeli halk olunan suyun biri dahi bu Ma‘arra suyudu …
Mâ‘ada mesâcidlerdir. Mâ-i cârîsi olmamağile cümle uyûnlardan ahâlîsi def‘-i atşân ederler. Ammâ mâh-ı temmûzda cümle suları buz pâresi-misâl lezîz âb-ı hayâtdır. Râyiha-i tayyibeli halk olunan suyun biri dahi bu Ma‘arra suyudur kim cemî‘i tevârîhlerde mastûr olduğundan mâ‘ada efvâh-ı seyyâhân-ı berr [u] bihârda meşhûr mâ-i zülâl, bi’r-i âb-ı hayâtları vardır. Hatta,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 51a ·
metinde göster ·
… ın medh eder. Ta ol mertebe Ma‘arra suyun medh eder kim "Rub‘-ı meskûn'da andan
lezîz
ve hoş-bû su yokdur" der. Halîfe der-akab Ma‘arra şehrine ılgar ile kâsıdlar gö …
Hikâye: Bir kerre eş-Şeyh Hazret-i ibnü'l-Alâ-yı Ma‘arrevî hazretleri mâder-zâd a‘mâ idi, seyâhat ile Bağdâd'a Hârûnu'r-Reşîd'e varup Şattü'l-Arab nehrinden nûş edüp Ma‘arra'nın âb [u] hevâsın medh eder. Ta ol mertebe Ma‘arra suyun medh eder kim "Rub‘-ı meskûn'da andan lezîz ve hoş-bû su yokdur" der. Halîfe der-akab Ma‘arra şehrine ılgar ile kâsıdlar gönderüp Ma‘arra suyundan kumkumalar ile su getirdüp ta‘âm tenâvül olunurken eş-Şeyh ibnü'l-Alâ-yı Ma‘arravî su istedikde halîfe işâret edüp bir kûze ile Ma‘arra suyundan verirler. Hemân şeyh bardağı eline alınca "Allah, ne hafîf su olur. Hemân bizim Ma‘arra suyu hiffetine müşâbihdir" deyüp nûş ederken "Allah Allah! Tayy-ı mekân ile ya ben Ma‘arra'ya vardım, ya Ma‘arra suyu Bağdâd'a geldi" deyü nûş edüp "Sübhânallah! Hâzâ mâü'l-Ma‘arra. Eyne hevâ’ühâ" derler. Hakîkatü'l-hâl Ma‘arra'nın âb [u] hevâsı ve Haleb'in âb [u] hevâsı ve binâsı ekâlim-i seb‘ada aslâ yokdur. Bu Ma‘arra'nın bir hânı ve bir hammâmı ve kırk elli aded dükkânları vardır. Ammâ dud bâğçeleri ve zeytûnu cihânı dutmıuşdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 51a ·
metinde göster ·